Ana Sayfa Blog Sayfa 1338

Üç yavru kediyi kürekle öldüren kişi, üç yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak

İstanbul‘da eşine saldırdığını iddia ettiği kedinin üç yavrusunu kürekle vurarak öldüren zanlı üç yıl hapis cezasıyla yargılanacak.

Bahçeşehir‘deki olayda, Kemal Dağhan Akdağ, eşi Aydın Akdağ’ın, köpeklerini gezdirmeye çıkardığında bir kedinin saldırısına uğradığı iddiasıyla, eline aldığı  inşaat küreğiyle kedi ve korumaya çalıştığı yavrularına vurdu.

Bir günlük yavrulardan biri site içerisinde öldü. İhbar üzerine İBB Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü ve Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü‘ne bağlı polis ekipleri siteye geldi.

İBB Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü ekipleri, anne kedi ve yaralanan iki yavruyu tedavi altına aldı. Kemal Akdağ ise gözaltına alındı. Anne kedinin tedavisi olumlu sonuç verse de kalan iki yavru kedi de tedavileri sırasında hayatını kaybetti.

‘Hunharca eylemin haklı nedeni yok’

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca olayla ilgili iddianame hazırladı. İddianamede, şüpheli Kemal Dağhan Akdağ’ın söz konusu kedinin eşine saldırmasından sonra, tehlike geçmişken hırs ve intikam amacı ile özellikle kendisini savunamayacak olan yavru kedilere karşı giriştiği hunharca eylemin herhangi bir haklı neden sayılmayacağı vurgulandı.

İddianamede Akdağ’ın “Haksız yere sahipli hayvanı öldürme” suçundan dört aydan üç yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Tutuksuz şüpheli Akdağ, önümüzdeki günlerde iddianameyi kabul eden Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi‘nde hakim karşısına çıkacak.

Muğla’da 65 bin hektar yandı: Karakulak ve yaban kedisi habitatları yok oluyor

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden yaban hayatı uzmanı Dr. Yasin İlemin, Muğla‘nın Köyceğiz ve Milas ilçelerinde devam eden yangınların bölgedeki yaban hayatı üzerine etkilerini inceledi.

Muğla Yangınları Genel Yaban Hayatı Değerlendirmesi” başlıklı çalışmada Dr. İlemin, kızılçam ağırlıklı 65 bin hektarın yandığını kaydetti. Dr İlemin, “Köyceğiz’de devam eden ciddi bir yangın var ve bölge karaçam alanı. Kendini toparlaması kolay değil” dedi.

İlemin, karakulak yaşam alanının yüzde 20’sinin, yaban kedisi habitatının ise tamamen yok olduğunu söyledi.

Yaban kedisi habitatı yok oldu

Yangın sahalarındaki çift yaşarlar, sürüngenler, kuşlar ve memelilerin durumu ile ilgili yaptığı çalışmalarda; karakulak yaşam alanlarının sadece yüzde 20’sinin, yaban kedisi yaşam habitatının ise tamamen yok olduğunu açıkladı.

Dr. Yasin İlemin, yaban kedisi (felis silvestris) habitatları Hisarönü, İçmeler, Orhaniye, Osmaniye ve Bayır mevkilerinde yangınlar bitince değerlendirmede bulunarak, Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangını olduğunu kaydetti.

Fotoğraf: DHA

Çam balı alanları

Çok büyük kütlenin yandığını belirten Dr. İlemin, “Bu derece orman kaybı kızılçam ormanlarının bile kendini yenileyebilme yeteneğini zorlayacak seviyede. Yanan bölgenin çoğu ‘basralı’. Arıların çam balı yapabileceği alanlar. Basra, çam pamuklu koşnili adında bir böcek tarafından salgılanıyor. Arılar bu salgıyı kullanarak çam balı yapıyorlar. Basra Türkiye’de her kızılçam ormanında olmuyor, en fazla olduğu yer Marmaris ormanlarıydı. Basralı alanların yanmış olması dünya çam balının yüzde 92’sini üreten ülkemiz için büyük bir kayıp telafisi için en az 30 yıl gerekiyor” dedi.

Marmaris semenderi ve kaplumbağalar

Birçok uçamayan böcek türünün yandığını söyleyen İlemin, “Yanan alanlarda yangının hasar bırakmadığı yerler belli bir derinlikteki toprak altı ve burada yaşayan, sığınabilen canlılar. Bölgede Marmaris semenderi var. Yangının çok şiddetli olduğu yerlerde birçoğu ölmüş olabilir. Yine toprak altına hemen giremeyen, saklanamayan sürüngen türlerinden kara kaplumbağalarında çok fazla ölüm var. Diğer sürüngen türleri toprak altında belli bir derinlikte kendini koruyabiliyor” dedi.

Kuşların ise yangının ilk başladığı anlarda alandan uzaklaştıklarını dile getiren İlemin, “Uçuş güzergahlarında duman soluma sonucu ölümler olabilir. Yine aynı şekilde karada, yangından kaçan canlılardan örneğin memeli hayvan türlerinde duman sonucu ölümler gerçekleşebilir. Memelilerde bazı türler hariç ciddi bir kayıp olmadığını değerlendiriyorum. Memeliler kuşlar gibi duyuları çok keskin canlılar ve çevredeki değişkenlere hemen cevap verebiliyorlar. Dumanı ve sıcaklığı fark ederek uzaklaşan türleri gözlemledik” diye konuştu.

Fotoğraf: DHA

‘Yaban kedileri stres yaşayacak’

Yangınlarda yaban keçisi, karakulak, yaban domuzu, tilki, kaya sansarı gibi canlıların alevlerin aksi yönünde alandan uzaklaştıklarını anlatan Dr. İlemin, “Aynı şekilde bozayılardan da bir kaybımız yok. Özellikle yaban domuzlarında can kayıpları yaşandı. Bu kayıplar rüzgarın ani yön değiştirmesi ve iki ateş arasında kalma şeklinde yanarak ve duman zehirlenmesi ile gerçekleşti” dedi.

Kaçabilen memelilerin ulaştıkları alanda tekrar hayatlarına devam edebilmeleri için besin ve barınma ihtiyaçlarını karşılamasının kolay olduğunu söyleyen Dr. İlemin, şunları kaydetti:

“Her şeye rağmen yanmamış saha yeteri kadar fazla ancak bazı türler var ki ulaşabildikleri yanmamış alanlarda ciddi bir adaptasyon sorunu yaşayacaklar. Yaban kedisi bu stresi yaşayacak çünkü en uygun habitatları artık yok. Ancak bölgedeki yaban kedisi popülasyonunun tamamen ortadan kalkacağını düşünmüyorum.”

‘Eski haline dönmesi zor’

Dr. İlemin, kızılçam ekosisteminin doğal karakterine kavuşması için yapılacaklarla ilgili, “Yeniden ağaçlandırma konusunda uzmanların görüşleri mutlaka alınmalı. Bundan 200 yıl öncesi olsaydı, bu yanan alanlar flora ve fauna anlamında 20 yıl içinde tamamen aynı karaktere kavuşabilirdi. Mevcut dönemde maalesef bu kadar iyimser olamıyorum. Her canlı, ağaç ve maki türü kaybında, ekosistem üzerindeki insan baskısı ve yükünden dolayı çok zorlanıyor” dedi.

IPCC nedir, dün yayımlanan yeni iklim değişikliği raporunun ana mesajları nelerdir?

IPCC’nin Türkçe açılımı -Cenevre’de yapılan İkinci Dünya İklim Konferansı’na katıldığım dönemde, 1990 Eylül-Ekim aylarında önerdiğim ve sonrasında yaygın bir kabul görerek kullanıldığı biçimde- Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’dir. IPCC, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından 1988’de kurulan ve o zamandan beri ortaklaşa yürütülen Birleşmiş Milletler’in bir uzmanlık ya da özel görev organıdır. 1988 yılında BM’nin bir genel kurul kararıyla kurulmuş olan IPCC’ye, BM üyesi ülkelerden bilim insanları, hükümet temsilcileri ile hükümetler dışı gönüllü, uluslararası ve hükümetlerarası kuruluş temsilcileri ve uzmanları katılabilmektedir.

IPCC, kuruluş amacına uygun olarak, iklim değişikliğinin bilimsel, teknik ve sosyoekonomik yönleri, iklim değişikliğinin etkileri ve bu etkileri giderme/uyum seçenekleri konularındaki var olan bilgilerin belirli aralıklarla değerlendirilmesi ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (BMİDÇS), amaçlarına uygun olarak, iklim değişikliği ve politika ilişkili konularda bilgi vermekle sorumludur. Örneğin bu kapsamda, her beş yıllık değerlendirme döneminde hazırladığı ana raporların, karar vericilerce doğrudan kullanılabilecek şekilde tasarlanan “Politikacılar İçin Özet” raporlarını hazırlamaktadır.

Salımlarda keskin bir azaltım olmazsa, 2 derecelik artış bile hayal

Özetlediğim kapsamda hazırlanarak, 26 Temmuz’dan başlayarak iki hafta boyunca gerçekleştirilen sanal bir onay oturumu aracılığıyla IPCC’nin 195 üye hükümeti tarafından cuma günü onaylanan ve bugün yayımlanan “İklim Değişikliği 2021: Fiziksel Bilim Temeli” adlı IPCC 6. Değerlendirme Raporu 1. Çalışma Grubu Politikacılar İçin Özet Raporu”na göre, iklim sistemindeki değişiklikler Dünya’nın her bölgesinde ve tüm iklim sisteminde gözleniyor. Dahası, iklimde gözlemlenen değişikliklerin çoğu, yüzbinlerce olmasa da binlerce yılda eşi görülmemiş düzeyde ve çoktan harekete geçmiş olan bazı değişiklikler (sürmekte olan deniz seviyesinin yükselmesi gibi) yüz binlerce yıl içinde geri döndürülemez durumda. Bununla birlikte, karbondioksit (CO2) ve diğer sera gazı salımlarındaki ciddi ve sürekli azaltımlar, iklim değişikliğini sınırlar. Hava kalitesine yönelik iyileşmeler hızlı gerçekleşse bile, küresel sıcaklıklardaki artışın durdurulması ya da durağanlaşması 20-30 yıl alabilir.

Rapor, önümüzdeki on yıllarda 1.5°C’lik küresel ısınma düzeyini geçme olasılığına ilişkin yeni kestirimler sunuyor. Buna göre, sera gazı salımlarında ani, hızlı ve büyük ölçekli azaltımlar olmadıkça, ısınmayı 1.5°C’ye yakın bir düzeyde hatta 2°C’de sınırlandırmak bile ulaşılamaz olacaktır. Rapor, insan etkinliklerinden kaynaklanan sera gazı salımlarının 1850-1900 döneminden bu yana yaklaşık 1.1°C’lik ısınmadan sorumlu olduğunu gösteriyor ve önümüzdeki 20 yılda ortalama küresel sıcaklığın 1.5°C’ye ulaşması ya da bunu aşması bekleniyor. Bu değerlendirme, iklim sisteminin insan kaynaklı sera gazı salımlarına tepkisine ilişkin bilimsel anlayıştaki ilerlemenin yanı sıra, tarihsel ısınmayı değerlendirmek için geliştirilmiş gözlemsel veri setlerine dayanmaktadır.

İklim değişikliğinin birçok özelliği doğrudan küresel ısınmanın düzeyine bağlı olmakla birlikte, insanların yaşadıkları genellikle küresel ortalamadan çok farklıdır. Örneğin, karadaki ısınma, küresel ortalamanın üzerindedir ve Kuzey Kutbu‘nda ortalamanın iki katından fazladır. Rapor, önümüzdeki on yıllarda iklim değişikliklerinin tüm bölgelerde artacağını öngörüyor. 1.5°C’lik küresel ısınma koşullarında, artan sıcak hava dalgaları, daha uzun ılık mevsimler ve daha kısa soğuk mevsimler olacaktır. Rapor, 2°C’lik küresel ısınmada aşırı sıcaklıkların tarım ve sağlık için kritik tolerans eşiklerine daha sık ulaşacağını gösteriyor.

Sadece sıcaklık artmıyor, su döngüsü ve yağış desenleri de değişiyor

Ancak, bu olgu yalnızca sıcaklıkla ilgili değildir. İklim değişikliği, farklı bölgelerde çok sayıda farklı değişiklik getiriyor ve bunların tümünün daha fazla ısınma ile artacağı öngörülüyor. Bunlar, nemlilik, kuraklık/kuruluk, rüzgâr, kar ve buz, kıyı alanları ve okyanuslardaki değişiklikleri içerir.

Örneğin:

  • İklim değişikliği su döngüsünü şiddetlendiriyor. Bu, birçok bölgede daha yoğun yağış ve buna bağlı seller ve daha yoğun kuraklık olaylarına yol açıyor.
  • İklim değişikliği yağış desenlerini etkiliyor. Yüksek enlemlerde yağışın artması olasıdır; ancak subtropiklerin büyük bölümlerinde azalması öngörülmektedir. Muson yağışlarında bölgeye göre değişiklik gösterecek değişmeler bekleniyor.
  • Kıyı bölgeleri, 21. yüzyıl boyunca deniz seviyesinin sürekli yükselmesine tanık olacak, bu da alçak alanlarda daha sık ve şiddetli kıyı taşkınlarına ve kıyı erozyonuna katkıda bulunacaktır. Daha önce 100 yılda bir oluşan aşırı deniz seviyesi olayları, bu yüzyılın sonunda her yıl gerçekleşebilir.
  • Daha fazla ısınma, permafrost erimesini ve mevsimsel kar örtüsünün kaybını, buzulların ve buz kalkanlarının erimesini ve yaz mevsimi Arktik deniz buzunun kaybını artıracaktır.
  • Denizlerde daha sık ısı dalgaları, okyanus asitlenmesi ve azalan oksijen seviyelerini içermek üzere, okyanusta oluşan değişiklikler, açıkça insan etkisiyle bağlantılıdır. Bu değişiklikler hem okyanus ekosistemlerini hem de onlara bağlı olan insanları etkiliyor. Bu değişiklikler en azından bu yüzyılın geri kalanında sürecektir.
  • Şehirler için, ısı (kentsel alanlar genellikle çevrelerinden daha sıcak olduğu için – kentsel ısı adası etkisi), yoğun yağış olaylarından kaynaklanan su baskınları ve kıyı kentlerinde deniz seviyesinin yükselmesi gibi iklim değişikliğinin bazı yönleri şiddetlenebilir.

İlk kez, Altıncı Değerlendirme Raporu, risk değerlendirmesi, uyum ve diğer karar alma süreçlerine bilgi verebilecek yararlı bilgilere odaklanma ve iklimdeki fiziksel değişiklikleri – ısı (çok sıcak vb. anlamında), soğuk, yağmur, kuraklık, kar, rüzgar, kıyı taşkınları ve daha fazlası- toplum ve ekosistemler için ne anlama geldikleri konusuna indirgemeye yardımcı olan yeni bir çerçeve de dahil olmak üzere iklim değişikliğine ilişkin daha ayrıntılı bir bölgesel değerlendirme sağlıyor. Bir başka önemli nokta, söz konusu bölgesel bilgiler, yeni geliştirilen Etkileşimli Atlas interaktif- atlas.ipcc.ch’de ve ayrıca bölgesel bilgi sayfalarında, teknik özette ve ana raporda ayrıntılı olarak incelenebilir.

Rapor ayrıca, insan etkinlik ve eylemlerinin hala iklimin gelecekteki gidişini belirleme potansiyeline sahip olduğunu da gösteriyor. Buna göre, diğer sera gazları ve hava kirleticileri de iklimi etkilemekle birlikte, CO2’nin iklim değişikliğinin ana itici gücü olduğuna dair kanıtlar açıktır.

IPCC 1. Çalışma Grubu Eş Başkanı Valérie Masson-Delmotte’nin vurguladığı gibi, “Bu rapor bir gerçeklik kontrolüdür. Artık nereye gittiğimizi, ne yapılabileceğini ve nasıl hazırlanabileceğimizi anlamak için gerekli olan geçmiş, şimdiki ve gelecekteki iklimin çok daha net bir resmine sahibiz.” IPCC Başkanı Hoesung Lee’ye göreyse, “Bu rapor, istisnai koşullar altındaki olağanüstü çabaları yansıtıyor. Rapordaki yenilikler ve iklim biliminde yansıttığı ilerlemeler, iklim görüşmeleri ve karar alma süreçlerine paha biçilmez bir girdi sağlıyor.”

 

UNICEF: Afganistan’da üç günde 27 çocuk öldürüldü

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Taliban ile hükümet güçlerinin çatıştığı Afganistan’da üç günde 27 çocuğun öldürüldüğünü açıkladı.

ABD’nin birliklerini 31 Ağustos’ta Afganistan’dan tamamen çekilmiş olacağını açıklamasından sonra Taliban’ın saldırıları hız kazanmıştı.

Altı vilayet ele geçirildi

Taliban stratejik Kunduz kentinin de dahil olduğu kilit noktaları ele geçirmiş, cuma gününden beri altı vilayetin başkentini kontrolü altına almıştı. Taliban uluslararası toplumun ateşkes çağrılarını reddederken son bir ay içinde bini aşkın sivil hayatını kaybetti.

UNICEF yönetimi, ülkede çocuklara yönelik şiddetin bu kadar hızla tırmanmasının kendilerini şoke ettiğini vurgulayarak, “Çocuklara karşı vahşet her geçen gün büyüyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, üç günde Kandahar, Host ve Paktiye vilayetlerinde 27 çocuğun öldürüldüğü, 136’sının da yaralandığı bilgisi paylaşıldı.

Çocukları koruma çağrısı

UNICEF Afganistan’dan Samantha Mort, “Afganistan bir çocuk için uzun zamandır dünyada yaşanabilecek en kötü yerlerden biriydi ancak son birkaç hafta da ve özellikle de son 72 saatte çok daha kötü bir yer oldu” dedi.

Çocukların yol kenarına yerleştirilen bombalar ve çapraz ateş arasında kalıp öldüğü ve yaralandığı, birçok ailenin çatışmalar nedeniyle evini terk ettiği ve çocukların dışarıda uyumak zorunda olduğuna dikkat çeken UNICEF, taraflardan çocukların korunmasını istedi.

TÜİK’e göre haziran ayında işsiz sayısı 823 bin kişi azaldı

Türkiye İstatistik Kurumu, (TÜİK) haziran ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Kurum, işsiz sayısının 823 bin kişi azaldığını ve 3 milyon 399 bin kişiye gerilediğini ileri sürdü.

Ancak, TÜİK’in yeni kullanmaya başladığı metodolojiye göre açıklanan aylık veriler oldukça sınırlı bir kapsama sahip olduğu için, gerçek işsizlik rakamlarının bu rakamların çok daha üzerinde olduğu düşünülüyor.

TÜİK’in açıkladığı rakamlar

TÜİK’e göre, Türkiye’de haziranda işsizlik yüzde 10,6 oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı 2021 yılı haziran ayında bir önceki aya göre 602 bin kişi arttı ve 28 milyon 586 bin kişi, istihdam oranı ise 0,9 puanlık artışla yüzde 44,9 oldu.

Yine mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılım oranı haziran ayında bir önceki aya göre 222 bin kişi azaldı ve 31 milyon 984 bin kişi olarak açıklandı.

Genç işsizlik oranı

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,2 puan azaldığı ve yüzde 22,7, istihdam oranının da 0,4 puanlık artışla yüzde 32,6’ya çıktığı kaydedildi. Bu yaş grubunda işgücüne katılma oranı ise bir önceki aya göre 0,6 puan artarak yüzde 42,3 seviyesine ulaştı.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü (geniş tanımlı işsizlik) oranı 2021 yılı haziran ayında bir önceki aya göre 4,7 puan azaldı ve yüzde 22,4’e geriledi.

Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 14,6 iken, potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,8 olarak gerçekleşti.

Kayıt dışı çalışanların oranı da bir önceki yılın aynı ayına göre 2,2 puan azaldı ve yüzde 29,5 oldu.

Bir önceki yıla göre oranlar

İşsizlik oranının bir önceki yılın aynı ayına göre 2,6 puan azaldığı ve yüzde 10,4 olduğu, işsizlik sayısının ise bir önceki yılın aynı ayına göre 648 bin kişi azalarak 3 milyon 380 bin kişi olduğu ifade edildi.

İstihdam oranı ise bir önceki yılın aynı ayına göre 2,9 puan artarak yüzde 45,9 oldu. İstihdam edilenlerin sayısı da 2 milyon 358 bin kişi arttı ve 29 milyon 227 bin kişi oldu.

Sektörel dağılım

Haziran ayında istihdam edilenlen kişilerin sayısı bir önceki aya göre tarım sektöründe 163 bin kişi, sanayi sektöründe 296 bin kişi, inşaat sektöründe 8 bin kişi, hizmet sektöründe 136 bin kişi arttığı açıklandı.

İstihdam edilenlerin yüzde 17,2’si tarım, yüzde 21,8’i sanayi, yüzde 6,4’ü inşaat, yüzde 54,5’i ise hizmet sektöründe yer aldı.

Rakamlar gerçeği ne kadar yansıtıyor?

Ancak, TÜİK’in açıkladığı bu rakamların, gerçek rakamları ne kadar yansıtıp yansıtmadığı hala tartışılıyor.

TÜİK’in yeni kullanmaya başladığı metodolojide açıklanan aylık veriler oldukça sınırlı bir kapsama sahipken, aylık verilerde daha önce TÜİK metodolojisinde yer alan pek çok ayrıntı yer almıyor. Örneğin, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı, ümidini kaybeden işsizlerin sayısı ve genç işsizliğe ilişkin ayrıntılar TÜİK’in aylık verilerinde yer almıyor. Bu verilerden yoksun hazırlanan istatistikler de kurumun açıkladığı rakamların güvenirliğini sorgulatıyor.

Ekonomistler ne dedi?

TÜİK’in açıkladığı bu rakamları ekonomistler de yorumladı.

İktisatçı Hayri Kozanoğlu, Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda açıklanan rakamlarla ilgili şu yorumlarda bulundu:

TUİK’ten yine gariplikler !
Haziran ayında işsiz sayısı 772 bini erkek,823 bin azalmış.
Açılmalarla daha çok kişi,özellikle turizm ve ağırlama sektöründe iş bulabiliyor olabilir.
Peki aynı dönemde 222 bini erkek, 344 bin kişinin istihdamdan çekilmesi hangi mantıkla açıklanır ?

‘Almanya kıskanmasın da ne yapsın?’

Ekonomist Doç. Dr. Oğuz Demir ise rakamlarla ilgili, “Zaten her şey yolundaymış gibi yapa yapa buralara gelmedik mi?” yorumunda bulundu:

İşsizlik oranı %10,6!

Haziranda açılma işsizliği 2,6 puan düşürdü. Mayısa göre 600 bin yeni iş yaratılmış görünüyor. 2020 Haziran ayına göre yaratılan istihdam 2,1 milyon.

Bu rakamlara bakınca her şey yolunda.

Zaten her şey yolundaymış gibi yapa yapa buralara gelmedik mi?

Pandemiden hemen önce 2020 Şubat’ta istihdam 27,5 milyon kişi.

Kısmi açılma ile pandemiyi yok saymaya başladığımız 2021 Haziran istihdam 28,5 milyon. Pandemide 1 milyon yeni iş yarattı ekonomimiz.

Aynı dönemde Almanya’da iş kaybı sayısı 400 bin!

Kıskanmasın da ne yapsın?”

Tarihte bir ilk: Sibirya yangınlarından çıkan duman Kuzey Kutbu’na ulaştı

Sibirya’daki şiddetli orman yangınlarından çıkan dumanlar, tarihte ilk kez Kuzey Kutbu‘na kadar ulaştı. Rusya merkezli bir gözlem enstitüsü, bölgede alevlerin giderek yoğunlaştığı uyarısında bulundu.

Sibirya son beş yıldır iklim krizinin etkisiyle sıklaşan orman yangınlarıyla mücadele ediyor.

3,4 milyon hektar yanıyor

The Guardian’ın aktardığına göre bu yıl yangınlardan en çok etkilenen bölge ise Rusya’nın en soğuk bölgesi olarak bilinen ve permafrost tabakası üzerinde bulunan Yakutistan oldu.

Hava durumu izleme enstitüsü Rosgidromet, pazartesi günü yaptığı açıklamada, durumun “kötüleşmeye devam ettiğini” söyledi. Enstitü, erişilmesi zor ve uzak alanlar da dahil olmak üzere bölgede 3.4 milyon hektara (8.4 milyon dönüm) yakın alanın yandığını açıkladı.

Tarihte bir ilk

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), paylaştığı görüntülerin Yakutistan’dan çıkarak Kuzey Kutbu’na gitmek için 3 bin kilometreden fazla seyahat eden orman yangını dumanına ait olduğunu söyledi. NASA, bu durumun “tarihte ilk” olduğunu söyledi.

Açıklamada 6 Ağustos tarihinde Rusya’nın tamamının dumanla kaplı olduğu da belirtildi.

Fotoğraf: NASA Earth Observatory

Geniş alanlar yanmaya bırakılıyor

Çevreciler yangınları söndürmedeki başarısızlık nedeniyle hükümeti suçluyor. Mevcut bir yasa, eğer yangın söndürme maliyeti verilen zararı aşıyorsa veya yerleşim yerlerini etkilemiyorsa yangına müdahale etmemeye izin veriyor.

Doğaseverler ise bu yasa nedeniyle her yıl çok büyük alanların yanmaya bırakılmasına tepki gösteriyor. Rusya ormancılık dairesine göre bu yılki yangınlar 14 milyon hektardan fazla alanı tahrip etti. Bu yıl, yüzyıl başından bu yana ikinci en kötü yangın mevsimi oldu.

 

Yunanistan Başbakanı yangınlarla mücadeledeki başarısızlık için halktan özür diledi

Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis, Yunanistan genelinde devam eden yangınlarla mücadeledeki herhangi bir başarısızlık için halktan özür dileyerek, hataların tespit edilip düzeltileceğine dair söz verdi.

İklim krizine bağlı sıcak dalgalarının ve kuraklığın yaşandığı Yunanistan’da geçtiğimiz hafta başlayan orman yangınları birçok noktada devam ederken, binlerce hektarlık alan küle dönmüştü.

‘İklim krizi mazeret değil’

Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, “Evlerinin veya mallarının yandığını gören vatandaşlarımızın acısını çok iyi anlıyorum” dedi ve ilk önceliğin “hayat kurtarmak” olduğunu söyledi.

İklim krizinin tüm gezegeni etkilediğini aktaran Miçotakis, bunun bir mazeret veya gerekçe olmadığını ifade etti. “İnsanca mümkün olan her şeyi yapmış olabiliriz” diyen Miçotakis, bunun çoğu durumda doğayla olan savaşta yeterli olmadığını aktardı.

500 milyon euroluk ek bütçe

Miçotakis, Yunanistan’ın yangınla müdahalesindeki başarısızlıkların tespit edileceğini, sorumluların hesap vereceğini ve yangından etkilenenlere tazminat ödeneceğini belirtti.

Yangınlarda zarar gören kişilerin zararlarının karşılanması ve yardım edilmesi için 500 milyon euroluk ek bütçeyi onayladığını duyuran Miçokatakis, son birkaç gün içinde 63 organize tahliyenin gerçekleştiğini, ülkenin dört bir yanında 586 yangın çıktığını ve devam eden sıcak hava dalgasının daha da kötüleştiğini açıkladı.

Başbakan Miçoktakis, yarın ek yardım tedbirlerini açıklayacak bir kabine toplantısına başkanlık edecek.

Fotoğraf: Konstantinos Tsakalidis

Hava Kuvvetleri Komutanı istifa etti

Öte yandan Yunan Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanı Yorgos Kuumendakis de pazartesi günü istifasını sundu.

Yunanistan medyasının aktardığı bilgilere göre istifa gerekçesinin orman yangınları sırasında Chinook helikopterlerinin yangınla mücadeledeki başarısızlığı oldu. Savunma Bakanlığı envantere kayıtlı 14 Chinook helikopterinden yalnızca üçünün yangınla mücadele operasyonuna katıldığını açıklamıştı.

Yangınlarda son durum: Muğla’nın Milas ve Köyceğiz ilçelerinde yangınlar devam ediyor

Türkiye’de 10 günü aşkın süredir devam eden orman yangınlarının son durumuyla ilgili bir açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Muğla’nın Milas ve Köyceğiz ilçeleri dışındaki tüm orman yangınlarının kontrol altına alındığını duyurdu.

Pakdemirli, 53 şehirde 270 orman yangınının 268’inin kontrol altına alındığının da altını çizdi.

Termik Santrale yaklaşan yangın söndürüldü

Muğla Valiliği de yangınlarla ilgili yaptığı açıklamasında, yangınlara yedi uçak, 39 helikopter, iki İHA, 10 bin 547 personel, 2 bin 545 araçla müdahale edildiğini, Kemerköy Termik Santrali‘ne yaklaşan yangının da söndürüldüğünü ifade etti.

Köyceğiz’de son durum

Köyceğiz ilçesinde başlayan yangında 12. gün geride kalırken, yangın Çövenli Yaylası’nda devam ediyor. Yangının sarp arazilerde ve kanyonda sürmesi nedeniyle sadece havadan müdahale yapılabildiği açıklandı.

Bunun yanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Manavgat’ta 59 kırsal mahallede yangından etkilenen binin üzerindeki evin yerine yapılacak evlerle ilgili, bir ve iki katlı iki tip proje hazırlandığını duyurdu.

TOKİ‘nin de projenin içinde olduğu evlerin ilk temeli Karaöz Mahallesi’nde atılırken, evlerin bir ay sonra tamamlanması hedefleniyor.

Antalya’da bir kişi tutuklandı

Antalya’nın Akseki ilçesinde çıkan yangınla ilgili bir kişinin tutuklandığı öğrenildi.

Akseki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından yapılan araştırma sonucu, bir şüpheli gözaltına alındı. Gözaltı işlemlerinin ardından Akseki Adliyesi’ne sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından “kasten orman yangınına neden olmak” suçundan tutuklandı.

Antalya’nın Akseki ilçesinde 28 Temmuz’da başlayan yangın, birkaç gün önce kontrol altına alınabilmişti.

Akbelen Ormanı nöbetine gece yarısı jandarma müdahalesi

Muğla İkizköy’de yer alan ve termik santrale yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için yok edilmek istenen Akbelen Ormanı’ndaki çadır nöbetine jandarma ekipleri gece yarısı müdahale etti.

Jandarma, özel mülke ait olan nöbet alanından insanları sürükleyerek dışarıya çıkardı. Nöbetçiler bunun üzerine nöbetlerine karayolunun girişindeki jandarma bariyerlerinin arkasında sabahlayarak devam etti.

‘Yaka paça dışarı attılar’

Gece yaşananları Yeşil Gazete’ye anlatan İkizköylü Nejla Işık, “Saat 00.30’a doğru geldiler. Biz 00.00 gibi alandaydık. Çocuğum nöbette kalacağını söyledi, biz ayrıldık. 10 dakika sonra telefon geldi bizi yaka paça dışarı atıyorlar diye. Evim 100 metre mesafede ama nasıl geldiğimi ben bile bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

Nöbet alanının hemen barikatlarla çevrildiğini anlatan Işık, “Eşimin üzerine 4-5 kişi çullandı. Beni tutmaya çalıştılar. 15 yaşındaki çocuğumu sanki bir suçluymuş gibi elini arkasına koyup götürmek nedir?” diye sordu. 

Nöbet tutulan arazi sahibinin eşinin de jandarma tarafından tartaklandığını belirten Işık, “Tarla sahibinin eşini kolundan sürükleyerek götürdüler. ‘Benim tapulu yerim’ diye bağırmasına rağmen dinlemediler” dedi.

Video çekilmesinin de sık sık engellenmek istediği müdahale sırasında çekilen videolarda yaşam savunucularının yerde sürükleniş anları kayıt altına alındı.

‘Yangını bahane ediyorlar’

Akbelen Ormanı’nın maden şirketine tahsisine karşı açılan bir dava olduğunu belirten Nejla Işık, “Biz mahkemelere güvendik. Sakince bilirkişi heyetinin yapacağı incelemeyi beklemeye çalışıyoruz. Ancak gözlerini para hırsı bürümüş bu insanlar mahkeme kararını beklemeden saldırıyor” ifadelerini kullandı.

Şirketin orman yangınlarını da kesime başlamak için fırsat olarak gördüğünü aktaran Işık,  “Yakamadı. Yangını fırsat bilip kesemedi çünkü köylüler suç üstü yakaladı ve engelledi. Şimdi ise yukarıdan desteklerini alıp jandarma ile köylüyü karşı karşıya getiriyorlar” dedi.

Neler yaşandı?

Akbelen Ormanı 17 Temmuz tarihinde de madeni işletmek isteyen Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi (YK Enerji) tarafından kesilmek istenmiş, bölge halkı bunun üzerine ormanın girişinde nöbet başlatmıştı.

Orman yangınlarını fırsat gören YK Enerji ise 8 Ağustos tarihinde yeniden ormana girip yaklaşık 100 kadar ağacı kesmişti. Kesimler, ağaçların yeniden kesilmeye başlandığını fark eden köylüler tarafından durdurulmuştu. Doğaseverler ağaç kesme yetkisinin yalnızca Orman Genel Müdürlüğü’ne ait olduğunu belirterek şirket hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

9 Ağustos günü sabahında ise alana jandarma gelmiş, İçişleri Bakanlığı’nın bir genelgesini öne sürerek doğaseverlerden nöbet alanını boşaltmalarını istemişti. Bu bölgenin afet bölgesi ilan edildiğini belirten ekipler, ormanlık alanda yalnızca görevlilerin bulunabileceğini öne sürmüştü. Ancak köylüler bu duruma itiraz etmiş ve nöbetlerini sürdürmüştü.

Çevre illerden destek

Gece saat 00.30 civarında başlayan müdahale sonrasında nöbetçiler ise jandarmanın Milas-Ören karayolunda çektiği barikatların önünde oturma eylemi başlattı ve burada sabahladı. Sabah saatlerinde ise çevre illerden nöbete destek olmak isteyen çevre grupları alana gitti.

 

Ekşi Sözlük’e halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan re’sen soruşturma 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ekşi Sözlük isimli sosyal paylaşım sitesindeki “Halkın ayaklanması için daha ne olması gerekiyor” başlıklı içerik hakkında “Suç işlemeye tahrik” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarından re’sen soruşturma başlattı.

Ekşi Sözlük ise, soruşturmayla ilgili yaptığı açıklamada ilgili başlıkların kapatıldığını kaydetti.

‘Suç ve suç unsuru ifadeler bulunuyor’

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:

Ekşi Sözlük isimli sosyal paylaşım sitesinde yer alan ‘Halkın ayaklanması için daha ne olması gerekiyor’ başlıklı içerik hakkında, başlık ve başlık altında yer alan paylaşımlarda suç ve suç unsuru içeren ifadeler bulunduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle şüpheli şahıs/şahıslar hakkında re’sen soruşturma başlatılmıştır.”

‘Harita sözlük yazarları tarafından üretilmiş değil’

Sitede yer alan “Turkish State of Israel”, (İsrail’in Türk eyaleti) isimli bir başlık da bazı haber mecraları tarafından eleştirildi ve “Türkiye, İsrail’in eyaleti gibi gösterildiği” iddia edildi.

Bu konuyla ilgili de bir açıklama yapan Ekşi Sözlük, söz konusu paylaşımın reddit isimli internet sitesinde paylaşılmış bir haritanın sözlüğe taşınmasıyla açıldığı belirtildi:

“turkish state of israel” başlığı, reddit isimli internet sitesinde paylaşılmış bir haritanın sözlük’e taşınması ile açılmıştır, harita sözlük yazarları tarafından üretilmiş değildir. ilgili reddit sayfasına buradan üzerinden ulaşabilirsiniz.”

‘İlgili başlıklar kapatıldı’

Ekşi Sözlük, iddialarla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

dünden bu yana tarafımıza yönlendirilmiş iftira ve yalanlarla beslenen algı çalışması ve sosyal medya linci ile alakalı açıklama yapmak isteriz.

tüm sosyal mecralarda olduğu gibi sözlük’te de başlıklar ve içerikler denetimden geçmeksizin, kullanıcılar tarafından yazılmaktadır. şikayet üzerine hukuk ekibimizce inceleme yapılmaktadır. şikayetler ve oluşan hassasiyet üzerine ilgili başlıklar kapatılmıştır.”