Ana Sayfa Blog Sayfa 1339

KOS: Kuzey Ormanları’ndaki yangınlarda 12 hektar tahrip oldu

Kuzey Ormanları Araştırma Derneği, Kuzey Ormanları’nı günlük olarak izleme çalışmasını gerçekleştirmek amacıyla yürüttüğü ve üç aylık periyodlarla yayımladığı “Kuzey Ormanları İzleme Raporu Çalışması“nın 2021 yılının Nisan-Mayıs-Haziran aylarını kapsayan araştırmasını yayımladı.

Raporda, Kuzey Ormanları içerisinde ve çevresinde yer alan hemen hemen tüm illerde tehdit-tahrip-savunma niteliğinde izlemeler kaydedildi.

’12 hektarlık alan tahrip oldu’

Kuzey Ormanları coğrafyasında yer alan Tekirdağ, Pendik, Sakarya-Geyve, Edirne-Keşan, Bursa’da yangın çıktığı belirtilen raporda, yaklaşık 12 hektar alanın tahrip olduğu da kaydedildi.

Raporda, Kuzey Ormanları coğrafyasında müsilajla ilgili 124, su kaynaklarıyla ilgili 34 adet izleme kaydedildiği belirtildi. Ekolojik yıkımın en önemli nedenleri de “Marmara Denizi’ne hiçbir arıtma yapılmadan salınan zirai, endüstriyel ve evsel atıklar, sanayi arıtma tesislerinin düzgün çalışmaması ve beraberinde denetim mekanizmalarının işletilmeme-si ve denizi de tahrip etkisi altına alan mega rant projeleri” olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Ergene Nehri’nin zehirli suyu Marmara Denizi’ne deşarj edilmeye başlatıldığına da özellikle dikkat çekildi.

Kanal İstanbul için yeni bir yıkım süreci

Raporda, Kanal İstanbul‘a da değinilerek Sazlıdere mevkilerinde yeni bir yıkım sürecinin başlatıldığını, “İnşaatın Sazlıdere Barajı’nın üstünden geçecek, Kuzey Marmara Otoyolu’nun sekizinci etabının viyadüğü olduğu anlaşıldı” ifadeleri kullanıldı.

Maden Canavarı artık raflarda

Canavarlar her yerde öyle değil mi? Peki ya, hiç mi doymaz bu canavarlar?

Nurtaç Şen tarafından kaleme alınan Maden Canavarı, Nadine Wiese’ın dikkat çekici ve capcanlı illüstrasyonlarıyla Yeni İnsan Yayınevi’nden çıktı.

Nurtaç Şen, okul öncesi dönemi çocuk edebiyatı alanında çalışan bir isim. Aynı zamanda öğretmen de olan Şen, doğa ve ekolojik denge konusunda da oldukça duyarlı.

Bugünün hikayesi

Maden Canavarı, karnı hep aç olan gri bir canavar, evlerini kaybetmek istemeyen orman sakinleri, dereleri, havaları, toprakları kuruyan insanlar ile sesleniyor okuruna. Gelenekten gelen şiirsel bir üslup geçmişi çağrıştırsa da aslında tam olarak bugünün hikâyesi ve oldukça gerçek.

Maden Canavarı, günümüzün en önemli sorunlarından birine temas ediyor: Toprağın altının üstünden daha değerli olduğu yanılgısı, kısacası maden sevdası. Dağlarımıza yapılan bu zulmün karşısında durabilmeyi göstermekle beraber “biz-siz” dili kullanmıyor, ötekileştirmiyor.

Okurunu bekliyor

Çocuk edebiyatı gerek kurgusuyla, gerek üslubuyla, gerek resimleriyle beraber bir bütündür. Bu bütünlük Maden Canavarı’nda açık bir şekilde görülüyor. Nurtaç Şen’in akıcı ve keyifli diliyle birlikte Nadine Wiese’ın ilgi uyandıran sulu boya çizimleri Maden Canavarı’nı çok daha çekici, çok daha canlı hale getiriyor.

Çocuk edebiyatının; genellikle bilgi vermek, iyi-kötü ayrımı yapmak, aslında insan hayatında çok da gerçekçi olmayan çevresel bilgileri dikte etmek gayesinde olduğu görülür. Oysa Maden Canavarı, gerçek bir meseleyi düşündürüyor ve bu meseleye bir çözüm önerisi sunuyor.

Birçok yönüyle çocuk edebiyatına yeni bir soluk getirecek bir eser olan Maden Canavarı okurunu bekliyor.

Nurtaç Şen

Nurtaç Şen Akçelik 1990 yılında Balıkesir’in Balya ilçesinde dünyaya geldi. Boğaziçi Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı alannında lisans, Bahçeşehir Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi (Okul Öncesi Dönem Çocuk Edebiyatı) alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Redaktörlük, editörlük, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptı.

Okul öncesi dönem çocuk edebiyatları ve iklim değişikliği ile ilgili bir tez kaleme aldı. Alternatif Eğitim ile ilgilendi. Hollanda Almanya ve Hindistan’daki alternatif eğitim veren okullarda gözlem yaptı, eğitimlere katıldı. Çocuk kitapları ve hikayelere olan sevdası nenesinin yarattığı masalları dinlemesiyle başladı. Çocukluğunu masal ve hikaye dinleyerek geçirdi. Hikayelere, masallara, mutlu sonlara hep inandı, hâlâ da inanıyor ve kendi hikâyelerini çocuklara anlatmak istiyor.

Nadine Wiese

Nadine Wiese, Güney Afrika’da onur derecesi ile mezun olmuş bir illüstratör. Görsel hikaye anlatımının çocuklara hayal güçlerini kullanma, eleştirel düşünme, öğrenme ve çevrelerindeki dünya hakkında sorular sorma fırsatı sunduğuna inanıyor.

Yağlı boya görünümü kullanmayı tercih ediyor. Çizimlerinde acayip karakterlerin yaşadığı tuhaf dünyaları yansıtmayı seviyor.

Gezgin filler yeni yuva bulamadı, evlerine dönüyorlar

Çin’de, tüm dünyanın esrarengiz yolculuklarını ilgiyle izlediği gezgin fil sürüsü, 17 aylık destansı bir yolculuğun ardından eve geri dönüyor. İnsan faaliyetlerinin doğal yaşam alanlarına verdiği zarar nedeniyle, yeni bir yuva bulmak için 500 kilometre yol alan filler, amaçlarına ulaşamadı. Geçtikleri güzergahta yaklaşık 9 milyon liralık bir zarara neden olan sürü, Yunnan‘daki Yuanjuang nehrindeki bir köprüye yönlendirildi.

Ayvalık Müzik Festivali 10 Ağustos’ta başlıyor

Prof. Dr. Filiz Ali’nin öncülüğünde 23 yıl önce kurulan Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi tarafından düzenlenen Ayvalık Müzik Festivali, bu yıl yedinci kez 10-19 Ağustos tarihleri arasında Ayvalık’ta gerçekleştiriliyor.

Geçtiğimiz yaz Covid-19 pandemisi nedeniyle gerçekleştirilemeyen festival, bu yıl 10 Ağustos Salı akşamı saat 21’de Şef Cem Mansur yönetimindeki Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası‘nın (TUGFO) konseri ile başlayacak.

Program

10 Ağustos Salı
Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası (TUGFO) Konseri
Yer: Ayvalık Amfi Tiyatro
Saat: 21.00

13 Ağustos Cuma
Anadolu Nefesli Beşlisi Konseri
Yer: Sabancı Üniversitesi Küçükköy Yaratıcı Teknolojiler Atölyesi Sahnesi
Saat: 21.00

14 Ağustos Cumartesi
A Capella Boğaziçi Konseri
Yer: Cunda Taksiyarhis Kilisesi Rahmi M. Koç Müzesi Bahçesi
Saat:19.00

17 Ağustos Salı
Cello Paradiso Konseri
Yer: Alibey Adası Kültür Merkezi
Saat: 20.30

18 Ağustos Çarşamba
Genç Yetenekler Konseri
Yer: AIMA Haluk Barutçuoğlu Evi
Saat: 20.30

19 Ağustos Perşembe
Flapper Swing Jazz Band
Yer: Ayvalık Cumhuriyet Meydanı
Saat: 20.30.

10. Pembe Hayat Kuirfest afiş sergisi için başvuru süresini uzattı: Son tarih 25 Ağustos

Bu yıl 10’uncu yılını kutlayan Pembe Hayat Kuirfest, her yıl gerçekleştirilen festival kapsamında film gösterimleri, piknikler, söyleşiler, paneller, partiler ve atölyelerin yanı sıra bir de sergi hazırlanıyor.

Katılımcıları “Hayalimdeki Festivaller, Hayalimdeki Afişler” adlı sergiye afiş/poster tasarlamaya davet eden festival komitesi, çağrı metninde şunları aktardı:

“Pandemi ve baskıcı politikalar nedeniyle, kültür-sanat faaliyetlerinin durma noktasına geldiği bir dönemin ardından, kuirfeminist öfkemizi de yanımıza alarak, içinde bulunduğumuz günlerde kendini daha da açıkça ifşa eden, çürümüş baskın düzen ve zihniyetlerden çıkış yolları arıyoruz. Hepimiz için nefes olabilecek, beraber hayalini kurabileceğimiz etkinlikleri şanlatmak ve geleceğe yönelik kuir kültürel-politik ihtimalleri çoğaltmak için sizlerin katkılarını bekliyoruz.

‘Olsa ne güzel olurdu’ posterleri

Gerçek hayatta mümkün olmasından bağımsız olarak, olsa ne güzel olurdu diyebileceğiniz LGBTİ+/kuir sinema, sinevizyon, tiyatro, panel, söyleşi, sergi, konser, festival, parti, panel, piknik, atölye, eylem, vb. yani valiliklerin yasaklamaya cüret ettiği herhangi türden bir etkinliği duyuran posteriniz 25 Ağustos tarihine kadar ‘Hayalimdeki Afişler’ konu başlığı ile [email protected] adresine gönderin! Sadece analog tasarım olarak yapılmış ve dijital versiyonu olmayan eserleri  25 Ağustos tarihine kadar Barın Han, Boyacı Ahmet Sokak No:4, Binbirdirek Mahallesi, Çemberlitaş/İstanbul, Türkiye 34122 adresine gönderebilirsiniz.”

“Hayalimdeki Festivaller, Hayalimdeki Afişler” sergisi için son başvuru tarihi 25 Ağustos 2021. Gönderilen eserler, bir ay boyunca bağımsız sanat mekanı Barın Han’da sergilenecek.

 

Belçika Kadın Basketbol Milli Takımı’na cinsiyetçi ifadeler kullanan yorumcuya ekran yasağı

Belçika’da spor yorumcusu Eddy Demarez‘in kamu yayıncısı VRT‘nin Facebook canlı yayınında, ülkenin Kadın Basketbol Milli Takımı hakkında sarf ettiği homofobik ve cinsiyetçi ifadeleri yüzünden ekrana çıkması yasaklandı.

VRT yönetimi, söz konusu yorumların kurum politikasına tamamen ters düştüğünün altını çizerken, Demarez’in televizyondaki işine tamamen son verilip verilmeyeceğinin de incelendiğini açıkladı.

Belçika Basketbol Federasyonu ve Belçika Basketbol Kadın Milli Takımı ise Eddy Demarez’in kanaldan tamamen uzaklaştırılmasını talep etti.

‘Kabul edilemez, şoke edici ve mide bulandırıcı’

BBC Türkçe‘de yer alan habere göre, Japonya’nın başkenti Tokyo’daki Olimpiyat Oyunları’na katılan Belçikalı sporcular, cumartesi günü ülkeye dönerken, gelişleri VRT’nin spor servisi Sporza tarafından Facebook canlı yayını ile aktarıldı.

Çeyrek finalde Japonya’ya elenen Belçika Kadın Basketbol Milli Takımı’nın geçişi sırasında, spor yorumcusu Eddy Demarez, kadın sporcular hakkında cinsiyetçi ve homofobik yorumlarda bulundu.

Bu ifadeleri Twitter hesabı üzerinden değerlendiren Belçika Kadın Basketbol Milli Takımı’nın kaptanı Ann Wauters, “Kabul edilemez, şoke edici ve mide bulandırıcı” yorumunu yaptı.

Oyuncu Hanne Mestdagh da, “Saygısız, acı verici ve aşağılayıcı. Eve böyle gelmek güzel!” dedi.

Özür diledi

Belçika Basketbol Federasyonu konuyla ilgili yaptığı açıklamada, bu tür fikirlere sahip birinin kamu yayıncısının ekran yüzü olarak devam edemeyeceğini kaydetti ve Demarez’in hemen istifa etmesini, istifa etmemesi durumunda ise iş akdinin feshedilmesi gerektiğini belirtti.

Federasyon, Demarez’in yorumları hakkında gerekli yasal işlemlere başvurulması konusunun araştırıldığını da ekledi.

Eddy Demarez ise “çizgiyi ciddi şekilde aşan açıklamalar yaptığını” kaydetti ve kadın basketbolculardan ve kamuoyundan özür diledi. Demarez, ayrıca “Gerekli dersleri çıkardım ve emin olun gelecekte bir daha böyle bir şey olmayacak” ifadelerini kullandı.

Çocuğunu ‘istismar eden’ baba gazeteciden şikayetçi oldu: Gerekçe, özel hayatın gizliliği

Bianet editörü Evrim Kepenek, altı yaşındaki çocuğunu istismar ettiği için tutuklandıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Refik Y.’nin şikayeti üzerine ifade verdi.

Gazeteci Kepenek, istismarı “Çocuğunu ‘istismar eden’ baba tutuklandı” ve “Çocuğunu ‘istismar eden’ baba, adli kontrolle serbest” haberleriyle Türkiye kamuoyuna duyurmuştu.

Refik Y. cezaevindeyken hakaret ve özel hayatın gizliğini gerekçe göstererek Evrim Kepenek’ten şikayetçi oldu. Rize Ardeşen Şehit Halis Karoğlu Polis Merkezi‘ne avukatı Şefik Çorbacıoğlu ile giden Kepenek, ifadesinde ‘gazeteci’ olduğunu belirterek, haberi ceza dosyası ve adli tıp raporları üzerinden yaptığını, olayın yorum ve eleştiri yapılmadan aktarıldığını söyledi.

Haberinde ne hakaret amacı taşındığını ne de ismi sansürlenerek verildiği için şahsın özel hayatının gizliliğinin ihlalinin söz konusu olduğunu belirten Kepenek, “Haberin içeriği somut olguların aktarılmasıdır” dedi. 

‘Haberimizin arkasındayız’

İfade işleminin ardından konuşan Evrim Kepenek, şunları kaydetti: “Yargılanma süreci devam ettiği için ediyor soyadını yazmamıştık. Masumiyet karinesi vardı. Fakat hem adli tıptan hem de özel psikologlardan alınan raporlarda babanın çocuğunu istismar ettiği belirtiliyordu. Biz de bu şekilde haberi verdik. Yorum yapmadık, eleştiride bulunmadık. Sadece raporlarda yazanları aktardık ve mahkeme kararını sunduk” dedi.

Söz konusu haberlere hem erişim engeli istendiğini hem de haberin yayından kaldırılması için bianet’in telefonla arandığını da aktaran Kepenek “Biz resmi raporlara göre hareket ediyoruz. Haberimizin arkasındayız” dedi.

Kemerköy Termik Santrali yeniden üretime başladı

Muğla‘nın Milas ilçesindeki orman yangınında tahrip olan Kemerköy Termik Santrali‘nin yeniden devreye alındığı açıklandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Kemerköy Termik Santrali yeniden devreye alındı. Elektrik üretimine başladı” dedi.

Bakan Dönmez, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Kemerköy Termik Santrali’ndeyiz. Yapılan kontroller ve arızalı ekipmanların onarılmasıyla, bir ünite devreye alınarak elektrik üretimine başladı. Kalan üniteler, bakım ve kontrolleri de tamamlanınca devreye girecek” dedi.

Milas’ta çok büyük bir alana yayılan ve yoğun tahribata neden olan yangın, 5 Ağustos’ta Kemerköy Termik Santrali’ne ulaşmış, santralin içine giren alevler binalarda hasara yol açmış, enerji ve su sağlayan hatlar yanmıştı. Yanıcı ve patlayıcı maddelerin güvenli bölgeye taşındığı santralin etrafındaki ağaçlar kesilirken, iş makineleri ile de çevresinde hendekler kazılmış, yerleşkeye yaklaşık 1 kilometre mesafedeki Ören Mahallesi‘nde yaşayan vatandaşlar askeri gemilerle tahliye edilmişti.

Muğla’nın en büyük, Türkiye’nin ise 30’uncu en büyük elektrik santrali olan Kemerköy Termik Santrali’nin inşa edilmesi kararı 15 Eylül 1983’te alınmış; 1994’te ilk ünitesi üretime başlamıştı.

Geçici faaliyet belgesiyle çalışıyor

Gökova Körfezi‘nin ortasında yükselen Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri ile Linyit Maden İşletmesi; İÇTAŞ Enerji ve LİMAK Enerji ortaklığı ile 2014’te  işletilmek üzere devralındı. Kemerköy Termik Santrali, çevre mevzuatına uygun olmayan 13 santral arasında yer alıyor. Bu santrallerin faaliyetleri, 1 Ocak 2020’de durdurulmuş fakat geçici faaliyet belgesiyle (GFB) çalışmalarına devam etmişti.

Santrallerin 2,5 yıl içinde mevzuata uygun hale gelmesi gerekiyordu ancak  çevreyi koruyacak hiçbir yatırım yapmadan faaliyetlerine devam ettiği, atıkların da ormanlık alana “vahşi” depolama yöntemi ile depolandığı raporlarla kanıtlandı.

5 Nisan 2017’de beş yıl geçerli olan çevre izni aldığı kaydedilen Kemerköy Termik Santrali’nin atık izni lisans süreci içerisinde 30 Aralık 2019’da da depolama için geçici faaliyet belgesi aldığı da kaydediliyor. Bir yıllık süre içerisinde atık sahasını çevre mevzuatına uygun hale getiremediği için bu belge de 30 Aralık 2020 tarihinde iptal edildi, ancak 13 Ocak 2021’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından tekrar geçici faaliyet belgesi verildi.

Muğla’daki üç santralin atmosfere saldığı karbondioksik 400 milyon tona yakın

Çevre Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan “Kömürün Gerçek Bedeli Muğla” raporuna göre 1984-2017 yıllarında Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri, elektrik üretilmesi için kömür yakılması işlemi sonucu atmosfere toplamda 360 milyon ton karbondioksit saldı. Santrallerin 2018-2043 yılları arasında çalışmaya devam ederse 328 milyon ton karbondioksit daha salacağı tahmin ediliyor.

Santrallerden kaynaklanan hava kirliliği yılda 280 erken ölüme yol açarken, 1984 yılından, 2017 yılı sonuna kadar, üç santralin yarattığı hava kirliliğinin toplamda 45 bin insanın erken ölümüne neden olduğu tahmin ediliyor.

 

Yangınlar çam balının merkezini yok etti: Binlerce arı kovanı kül oldu

Haber: Metin YOKSU

*

Ege ve Akdeniz’de 28 Temmuz’da başlayan yangınlarda binlerce hektarlık alan küle dönerken, binlerce hayvan ve sekiz insan hayatını kaybetti. Ekosisteme kalıcı zararlar bırakan yangınlar, bölgedeki hayvancılık ve tarım faaliyetlerini de etkiledi.

Yangınlar sırasında sadece Marmaris’te en az 800 hektar alan küle dönerken binlerce arı kovanı da içindeki arılarla birlikte yok oldu.

Çam balının başkenti

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli geçtiğimiz Aralık 2020 tarihinde yaptığı açıklamada dünya çam balı üretiminin yüzde 90’ının Türkiye’de üretildiğini söylemişti.

Resmi rakamlara göre Türkiye’de üretilen çam balının yüzde 70’i ise Marmaris’te üretiliyor. Bal üretiminde başı ise Osmaniye, Bayır, Orhaniye, Turgut ve Hisarönü köyleri çekiyor. Geçtiğimiz yıl kuraklık nedeniyle iyi verim elde edemeyen üreticilere bir darbeyi de yangınlar vurmuş oldu.

Kaya: En az 2 bin kovan yandı

Bal üretiminin önemli merkezlerinden biri olan Marmaris’te balı köylülerden alarak dünyaya bal ihracatı yapan Gökhan Kemal Kaya, bölgede 165 bin kayıtlı kovan olduğunu anlattı.

Şu ana kadar en az 2 bin kovanın yandığını ifade eden Kaya, “Şu an için yıllık en az 1 milyon TL zararı söz konusu. Ancak önemli olan köylülerin ve küçük üreticilerin zarar görmemesi. Biz de doğada çam balını canlandırmayı köylüleri mağdur etmeden nasıl yapabiliriz diyerek çalışmalara başladık” dedi.

‘Deneyimlerimiz dikkate alınmalı’

Yanan bölgelere ilişkin görüşlerini de dile getiren Kaya, “Bakın yanan bölgelerde yaşam yeniden nasıl hayat bulacak bunun üzerine uzman görüşleri elbette alınmalı. Hem bölgede yaşayanlar olarak hem de bu işi yaptığımız için edindiğimiz deneyimlerden yola çıkarak bir şey hazırlanmalı” dedi.

Yanan bölgelerin kendi haline bırakılarak doğal yenilenmeye bir süre izin verilmesi gerektiğini belirten Kaya, “Bu en etkili yöntemdir. Fakat kışın yağacak yağmurlar bu külü denize taşır mı deniz kirliliği nasıl önlenir gibi konuların da düşünülmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘Arıcılık biterse ne yapacağız?’

Yangın sonrası kapkara toprağın kendilerine kaldığını ifade ederek yanan yerleri derin bir hüzün içinde seyreden bölge sakinlerinden olan 77 yaşındaki bal üreticisi Hasan Karademir doğanın bir an önce eski haline çevrilmesi gerektiğini belirtti.

Yanan yerleri görünce canının çıktığını söyleyen Karademir, “Her şey yanıp bittikten sonra bizim yanımıza gelip röportaj yapmanın bir şey sormanın anlamı kalmaz. Buralar yanarken neredeydiniz, helikopter neden gelmedi?” diye sordu.

Bu yıl köylülerin ekonomik olarak geçmiş birikimleri ile gelecek yıla hazır edebileceklerini ifade eden Karademir, “Peki ya sonra? Arıcılık biterse, orman kalmazsa ne yapacağız? Benim evimin önünde yangın bitti ama şimdi koca ormana bakıyorum her yer kapkara oldu. Orman olmazsa biz ne yapacağız burada?” diyerek tepkisini dile getirdi.

Hasan Kandemir

‘Canlıların çığlıkları hala kulağımda’

Bölge sakinlerinden 25 yaşındaki genç bal üreticilerinden Sezgin Kayademir de günlerce söndürme çalışmalarına katılarak canlıları kurtarmak için çabalayanlardan birisi. Arı kovanlarının yanı sıra birçok canlının ölümüne şahit olduğunu ve canlıların çığlıklarının halen kulaklarında olduğunu ifade eden Karademir şunları söyledi:

“Şu an turizm de tarım da her şey sıkıntılı durumda. Görünüyorsunuz her yer yandı. Bu ormanın içinde sadece bal arısı yok ki. Burada defneden tutalım çama kadar her şey vardı. Kalanları da nasıl korumamız gerekiyor bunları da konuşmamız gerekiyor.”

‘Küresel ısınma raporlarına rağmen önlem alınmadı’

Marmaris’in temel geçimi her ne kadar turizm gibi görense de dağ köylerinde deniz olmadığını dile getiren Kayademir, “Defne, adaçayı ve körmen diye bir sarımsak türü var. Bunun dışında insanlar kekik vb. burada doğada olan her şeyi satarak geçimlerini sağlıyordu. Şimdi ne yağacağız bilmiyoruz” dedi.

Karademir, küresel ısınma raporlarına rağmen önlem alınmamasına kızgın olduğunu da söyledi. Havadan müdahalelerin ise çok fazla yetersiz olduğunu gözleri ile gördüğünü ifade eden Karademir, “Bu bölgede arazi çok zorlu önceden havuzlar veya farklı önlemler alınsa hava araçları yeterli olsa bu yangın söndürülebilirdi” dedi.

‘Bir yıl kimse dokunmasın’

Canını kurtarmaya çalışırken 22 keçisini kurtaramadığı için vicdan azabı çektiğini belirten Ramazan Şahin ise üzgün ve kızgın olduğunu belirtti.

Orman içinde hayatını kaybeden her canlı için ayrı ayrı üzüldüğünü belirten Şahin, yangının aniden etraflarını sardığını ve bölgeyi terk etmeseler kendilerinin dahi yanabileceğini belirtti. Bölgenin yeniden eski güzel günlerine dönmesi için eko sistemi yenilenmesine insanların katkı sunmasının önemli olduğuna vurgu yapan Şahin şöyle konuştu:

“En az bir yıl bu ormana karışmamak lazım. Burası bacasız bir fabrikaydı. Bir yıl buraya karışmasak olduğu gibi bırakılırsa doğa kendi kendine yenilenir. Buraya konutta yapılmaması gerekir maden sahalarına da açılmaması gerekiyor. Bunun insanlığa da doğaya da faydası yoktur. Buranın kendi haline bırakılmasını ve bir yıl doğanın nasıl olacağını gözlemlememiz ondan sonra ölmüş ağaçlar kesilebilir. Bir yıl buraya kimsenin dokunmasını istemiyoruz.”

Tecavüz eden kişi serbest kalınca, mağdur kadının hayatına son verdiği iddiası

Ankara‘da 18 yaşındaki Eda Nur K. polise giderek cinsel saldırıya uğradığını bildirdi. Gözaltına alınan kişi, “delil yetersizliğinden” serbest bırakıldı. Genç kadının bunun üzerine yaşamına son verdiği iddia edildi. 

Cumartesi saat 01.00 sıralarında Çankaya Alacaatlı Mahallesi‘ndeki sitede bir süredir ablasıyla yaşayan Eda Nur K.’nin 15’inci kattaki evlerinin balkonundan atlayarak hayatını kaybettiği öne sürüldü. K’nin bedeni olay yerinde yapılan incelemenin ardından Adli Tıp Kurumu‘na kaldırıldı.

Kadının ölümünden bir gün önce polise giderek, 30 Temmuz’da iki kişinin cinsel saldırısına uğradığını bildirip şikayetçi olduğu öğrenildi. Şüphelilerden Mehmet A. gözaltına alındı. Mehmet A.’nın sorgusunda, diğer kişinin adının Yusuf G. olduğu öğrenildi ve yakalanması için çalışma başlatıldı.

Saldırgan delil yetersizliğinden serbest bırakıldı

Mehmet A. ise Emniyetteki ifadesinin ardından delil yetersizliği gerekçesiyle serbest bırakıldı.

Olayın ortaya çıkmasının ardından çok sayıda sosyal medya kullanıcısı, #edanuricinadalet hastagıyla paylaşımda bulundu. Ankara Kadın Platformu ise yaptığı paylaşımda, “30 Temmuz’da Ankara’da 2 kişinin tecavüzüne uğrayan, şikayeti sonrası tecavüzcülerin serbest kalmasını kaldıramayan Eda Nur hayatına son verdi! Bu intihar değil cinayettir! Kadınları değil, tecavüzcü erkekleri koruyan erkek devlet Eda Nur’un failidir” dedi.

Eda Nur K.’nin telefonundan olaydan hemen önce annesine cep telefonundan mesaj atılmış; bazı şeylere dayanamadığını, kimseye bir şey anlatamadığını anlatmış; “Hiç bir şeyin güzel olacağına inancım kalmadı, beni unutmayın, hakkımı yerde bırakmayın” ifadeleri kullanılmıştı.

Aile Bakanlığı: Dava açılırsa müdahil olacağız

Konuyla ilgili bugün bir açıklama yapan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ise “07.08.2021 tarihinde intihar ederek hayatını kaybeden Eda Nur Kaplan’ı intihara sürükleyen süreç ve ölümüyle ilgili soruşturma evresini yakından takip ediyoruz. Kamu davası açılması halinde de davaya müdahil olarak hukuki süreçte bizzat bulunacağız” dedi.