Ana Sayfa Blog Sayfa 1217

IMF, Türkiye’ye yönelik büyüme tahminini yükseltti

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu‘nda 2021 yılı için Türkiye’ye yönelik büyüme tahminini yükseltti.

Temmuz ayındaki ara raporda yüzde 5,8 olarak tahmin edilen Türkiye’nin 2021 yılı büyümesi, yüzde 9’a çıkarıldı.

Enflasyon tahminleri

Raporda, Türkiye’de ortalama enflasyonun bu yıl yüzde 17, yıl sonunda ise yüzde 16,7 olacağı tahminine de yer verildi. Bir önceki raporda ise ortalama enflasyon beklentisi yüzde 13,6, yıl sonu enflasyon beklentisiyse yüzde 12,5’ti.

Öte yandan, 2022 yılı için ortalama enflasyon beklentisi yüzde 11,8’den yüzde 15,4’e; 2022 sonu enflasyon beklentisi yüzde 11,5’ten yüzde 14,5’e yükseltildi. Cari açık/GSYH beklentisi bu yıl için yüzde -3,4’ten yüzde -2,4’e revize edildi, 2022 yılı için yüzde -1,6 olan tahmin ise değişmedi. İşsizlik oranı tahminini bu yıl için yüzde 12,4’ten yüzde 12,2’ye düşürülürken, 2022 için yüzde 11 olan tahmin sabit tutuldu.

ABD ve Almanya’nın büyüme tahminleri düşürüldü

Küresel ekonominin ise 2021’de yüzde 5,9 büyümesinin beklendiği kaydedildi. Temmuz ayında, küresel ekonominin bu yıl yüzde 6 büyüyeceği tahmin edilmişti. IMF, 2022 yılı için öngördüğü yüzde 4,9’luk küresel büyüme tahminindeyse değişikliğe gitmedi.

ABD’nin 2021 yılı için büyüme tahmini yüzde 7’den yüzde 6’ya düşürülürken, Almanya‘nın da 2021 yılı büyüme tahmini yüzde 3,6’dan yüzde 3,1’e düşürüldü.

IMF baş ekonomisti Gita Gopinath raporla ilgili açıklamasında, “Küresel toparlanma sürüyor ancak toparlanma hızı pandemiden olumsuz etkileniyor” dedi.

Bırakın yer altında kalsın

Popüler bilim dergisi, Nature’da yayınlanan bir makaleye göre 2015 Paris İklim Antlaşması’nın ortaya koyduğu hedeflerin yakalanabilmesi için fosil yakıtları toprağın altında bırakmamız şart.  Yapılan yeni modellemelere göre bilinen fosil yakıt rezervlerinin % 90’na yakını toprağın altında bırakılmadıkça antlaşmanın en iddialı hedefi olan küresel ısınmayı 1.5° C ile sınırlama hedefini yakalayabilmek hayalden öteye geçmeyecek.

Modellemenin yazarlarına göre, anlaşmanın daha umut verici hedefi olan küresel ısınmayı 1,5 °C’ın altında tutma hedefine %50 ulaşma şansı için, dünyanın 2100’den önce 580 gigatondan fazla karbondioksit salmaması gerekiyor. Dünyanın şu anda yıllık karbondioksit emisyonu 52 gigatona yakın olduğu hesaplanıyor. O nedenle fosil yakıtların terk edilmesi için atılacak adımlar, bir an önce belirlenmeli.

Gelişmiş ülkeler fosil yakıtlara neredeyse el sürmemeli

Londra Üniversitesi’nden  çevre ve enerji ekonomisti Dan Welsby tarafından yürütülen çalışmada, araştırmacılar küresel ısınmayı 1.5° C’ ın altında tutma senaryosunun gerçekleşmesi için kömür rezervlerinin %89’unun, petrol rezervlerinin %58’inin ve doğal gaz rezervlerinin %59’unun çıkarılmamış olarak kalması gerektiğini hesapladı. Son modellemenin yazarları, petrol ve doğal gaz üretiminin bundan sonra 2050 yılına kadar her yıl en az % 3 oranında azalması gerektiğini söylüyor. Bu da mevcut ve planlanan fosil yakıt projelerinin çoğunun artık rafa kaldırılması gerekliliğini gösteriyor.

Modellemenin gösterdiği başka bir şey daha var; bölgelere göre fosil yakıt üretiminin durdurulması farklılıklar gösteriyor. Modellemeye göre Kanada petrol kaynaklarının % 84’üne el sürmemeli. Kuzey Kutup bölgesindeki petrol ve doğal gaz kaynakları da kesinlikle çıkarılmamalı. Avustralya‘da kömür rezervlerinin %95’ini toprak altında bırakmalı ve hem Rusya’nın hem de ABD’nin ise kömür yataklarının %97’sinden uzaklaşması gerek..

Türkiye’nin Paris’i onaylaması ve bakanlığın adını değiştirmesi yetmez

Türkiye, 2015 Paris İklim Antlaşması’nı imzalandıktan altı yıl sonra daha yeni parlamentosundan geçirerek  onayladı. Antlaşmayı onaylayan 192’inci  ülke oldu Türkiye. Geriye ise sadece beş ülke kaldı. Fakat Türkiye’nin antlaşmayı onaylaması; onun küresel iklim krizi ile gerçek anlamda mücadele edeceği anlamına da gelmiyor. Son dönemde yaşadıklarımız da bunu açık olarak gösteriyor. Ülkemiz hala yeni kömürlü termik santraller yapmak ve mevcut kömürlü termik santrallerin de kapasitesini artırmaya çalışıyor. Ekim 2021 itibari günlük elektrik tüketiminin %20,3’ü ithal kömür, %14,9’ u yerli kömür olmak üzere %35,2’si kömürden karşılanıyor. Kömürlü termik santrallerden elektrik üretimi sevdası o kadar büyük ki, Muğla yangınından kurtulan Akbelen Ormanı altındaki kömür yatağı nedeniyle bu sefer de hızarlarla yok edilmeye çalışıldı sadece birkaç ay önce… Üstelik yapılan tüm modellemeler fosil yakıtların üretim ve kullanımının Paris İklim Antlaşması’nın başarısı için bir an önce terk edilmesi gerektiğini gösterirken ve çok sayıda ülke fosil yakıtları terk etme planları yaparken yapılıyor tüm bunlar… Son dönemde Avrupa ülkelerinin kömürlü termik santralleri kapatma politikaları nedeniyle, ülkemiz Avrupa ülkelerinden sökülen bu santrallerin adeta son durağı haline geldi.

Önümüzdeki günler bu antlaşmayı çok geç de olsa onaylayan ülkemizi yönetenlerin küresel iklim krizini önleme konusunda ülkemizin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirme konusunda ne kadar samimi olduğunu gösterecek. Bakalım fosil yakıtlardan uzaklaşmak için adımlar atılabilecek mi?  Yoksa sadece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın isminin yanına ‘İklim Değişikliği’ kelimesini eklemekle mi yetinecekler?

 

CHP’den Paris İklim Anlaşması raporu: Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı çok yetersiz

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunularak onaylanan Paris İklim Anlaşması‘na yönelik bir rapor hazırladı.

Raporda, “Paris Anlaşması’nın gereği olarak Türkiye’nin enerji dönüşümünü gerçekleştirmesi ve ekonomisinin yapısal durumunu da göz önünde bulundurarak bunu nasıl yapacağını daha doğrusu stratejisini acilen belirlemelidir” denildi.

‘Karbon net sıfır olacağına dair yol haritası yok’

Milliyet‘te yer alan habere göre, raporda Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı‘nın çok yetersiz olduğu kaydedilirken, Türkiye’nin nasıl karbon net sıfır olacağına dair yol haritası olmadığı da belirtildi:

Hükümet konuyu sadece AB ile ticaret olarak görüyor olmalı ki Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın hazırlanması ve uygulanması konusundaki koordinasyon rolü de Ticaret Bakanlığı’na verilmiştir. Bu eylem planında gerçek anlamda Türkiye’nin nasıl karbon net sıfır olacağına dair yol haritası yoktur, konu söylemden ibarettir.”

‘Hızla harekete geçilmesi gerekli’

2030’a kadar emisyonların yüzde 55 azaltılması isteniyorsa bugünden harekete geçilmesi gerektiğinin de altı çizildi:

Önümüzdeki birkaç yıl çok kritik, 2030’a kadar emisyonları yüzde 55 azaltmak istiyorsak bugünden harekete geçmemiz, iş dünyasının ve enerji sektörü için öngörülebilir bir sistem kurulması gerekiyor. Dünyada bir karbon salımı ticareti kuruluyor, Avrupa’ya ihracat yapan sanayici karbon vergisi ile karşı karşıya kalacak 1-2 yıl içinde. Şu anda bile Türk Malı ürünlerin karbon ayak izi isteniyor. Karbon fiyatlamasının yapılacağı pazarlar oluşacak. Dolayısıyla hızla harekete geçilmesi gerekiyor.”

‘Fosil yakıtlardan çıkış bekleniyor’

Türkiye’nin kısa vadede, fosil yakıtlara bağımlı enerji tesislerinin kurulması veya ölçek artırılmasına son verilmesi gerektiği de belirtildi ve şunlar söylendi:

Yenilenebilir enerjinin arzı ve fosil yakıtları ikame etmesi Türkiye için ilk öncelik olmalıdır. Daha sonra, fosil yakıtlardan kömür, linyit, asfaltit gibi karbon yoğunluğu yüksek olan birincil enerji kaynakları yerine ilk aşamada doğal gaz gibi karbon yoğunluğu daha düşük olan yakıtlara geçiş yapılması mümkündür. Bu geçiş daha kısa dönemde hayata geçirilecek bir adım olup fosil yakıtlardan çıkış beklenmektedir.”

Kısa sürede tüm sektörlerde enerji verimliliğinin artırılması gerektiğine dikkat çekilerek, “Örneğin, elektrik üretiminde santraller/tesisler bazında yapılacak iken iletim ve dağıtım hatlarının iyileştirilmesi, yenilenmesi ve güçlendirilmesi elzemdir. Binalarda yalıtım, doğru iklimlendirme gibi bilinen yöntemlerin yaygınlaştırılması hatta zorunlu hale getirilmesi gerekmektedir” denildi.

Milas’ta hortum: Evlerin çatısı uçtu, ağaçlar devrildi

Muğla’nın Milas ilçesinde dün 14.00’da başlayan kuvvetli sağanak yağışın ardından Derince, Kandak ve Selimiye bölgelerinde hortum meydana geldi.

Hortum nedeniyle birçok mahallede evlerin çatısı uçtu ve ağaçlar devrildi. Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, ise bölgede inceleme yaptı.

‘Böyle bir hortum felaketi beklemiyorduk’

Sosyal medya hesabından canlı yayın yapan Tokat, “Bugün bir fırtına ve yağmur bekliyorduk. Ama böylesine bir hortum felaketini de beklemiyorduk. O da özellikle Derince, Karşıyaka ve Selimiye bölgemizde bir de Kandak mahallemizde etkili oldu. En çok hasar Derince’de gözüküyor” dedi.

Bir can ya da mal kaybının olmamasının sevindirici olduğunu belirten Belediye Başkanı, “Ama gördüğümüz tablo çok korkutucu bir tablo. Gördüğünüz demirler, buradan neredeyse yüzlerce metre ilerideki evlerin üzerine gidip orada hasar meydana getirmiş. Yaklaşık 15 civarında evimizde hasar görülüyor” bilgilerini paylaştı.

Fotoğraf: Milas Belediyesi

En büyük yıkım Derince’de

Muhtarın haber vermesi üzerine Kandak’a ve Derince’ye ekip gönderdiklerini belirten Tokat,  “Şu anda önce bir hasarı tespit etmemiz lazım. Bu akşam tabii yağmur olmayacak ama asıl şiddetli yağmur cuma gecesi geliyor. Vatandaşlarımızın yaşamlarını kolaylaştırmak adına bir an önce burada gerekli müdahaleleri yapmamız gerekiyor. Şu anda neredeyse belediyemizin tüm birimleri ile buradayız” dedi.

İlçe merkezinde yağmurun şiddetinden çok sayıda ağacın yıkıldığını ifade eden Tokat, “Diğer yerlerden de haber alıyoruz. Milas’ta çok çok önemli sıkıntı yok, sadece karayolunda ve çevre yolunda sıkıntılı, bölgelerimiz yine aynı. Biraz yukarıda, Çakal Deresi dediğimiz mevkiden aşağıya yoğun olarak çamur geldi. Ama onun dışında cana mana gelecek herhangi bir afet olarak algılanacak bir şey olmadı. Şu an en afet gibi görünen Derince” dedi.

Azerbaycan ve Türkiye, çevre koruma alanında işbirliği programını imzaladı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Azerbaycan‘da Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Muhtar Babayev ile bir araya geldi.

Görüşme sonunda Kurum ve Babayev, “Çevre Koruma Alanında İşbirliği Anlaşmasının Uygulanması Hakkında İki Yıllık Çalışma Programına” imza attı.

Kurum, görüşmede yaptığı konuşmada “iki devlet, tek millet” şiarıyla çalıştıkları Azerbaycanlı kardeşlerini her zaman yanlarında gördüklerini, görmeye de devam edeceklerini söyledi.

Türkiye’de son dönemlerde yaşanan deprem, yangın ve sel gibi doğal afetlere değinen Kurum, “Yangın felaketlerinde Azerbaycanlı kardeşlerimiz bizim yanımızda yer aldı. Orman yangınlarında insanüstü, hayatlarını tehlikeye atacak seviyede mücadele verdiler. Tüm kahramanlarımıza, Azerbaycanlı kardeşlerimize bu dayanışma için bir kez daha teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

İklim ve şehircilik alanında iş birliği

AA’nın aktardığına göre Azerbaycan’la çevre koruma alanında daha önce mutabakat zaptı imzaladıklarını belirten Kurum, şunları söyledi:

“Sanayi atıkları, evsel atıklar, atık su arıtma tesisleri, kanalizasyon, yağmur suyu gibi konularda iş birliği yapıyoruz. Yeni yapacağımız mutabakatlarla gerek iklim gerek şehircilik, Bakanlığımızı ilgilendiren her konuda Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu bilmenizi isteriz. Tüm ekibimiz, bağlı tüm kuruluşlarımızla Azerbaycan için yapılması gereken her türlü iş birliğine hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum.”

‘Türkiye’nin tecrübesinden faydalanmak istiyoruz’

Babayev, görüşmede yaptığı konuşmada çevre koruma ve iklim değişikliğinin zararlarının azaltılması alanlarında Türkiye ile iş birliklerini hızlandıracaklarını söyledi.

Babayev, “Karabağ’da kapsamlı imar çalışmaları yapıyoruz. Orada da ortak çalışma yapmak, Türkiye’nin tecrübesinden faydalanmak istiyoruz. İklim değişikliği konusunda da Türkiye ile iş birliğini geliştirmek niyetindeyiz. Yeni radar sistemleri kurmak için çalışıyoruz. Bu sadece bir ülkenin işi değil. Gürcistan ve Türkiye ile bu konuda iş birliği yapmalıyız. İklim değişikliği konusunda en büyük aracımız bunu önceden bilmektir. Değişiklikleri önceden bilme, zararlarını önleme ve hafifletme konusunda Türkiye ile iş birliği yapabiliriz” ifadelerini kullandı.

Milas Belediyesi’nin boğa güreşlerine onay verdiği ortaya çıktı

Muğla Milas’ta 22 Ağustos günü afetzedeler yararına yapılması planlanan ancak tepkiler nedeniyle iptal edildiği belirtilen boğa güreşleri 19 Eylül’de tüm tepkilere rağmen gerçekleştirildi.

Bu duruma tepki gösteren HAYKURDER ise Muğla il genelinde yapılması planlanan tüm boğa güreşlerinin listesini yayımladı.

Buna göre il genelinde Milas ve Ula’da boğa güreşleri gerçekleştirildi. Boğa ve develerin dövüştürüleceği dokuz organizasyon daha önümüzdeki üç ay boyunca gerçekleştirilecek.

Milas Belediyesi de izin vermiş

Milas Arena’da yapılan boğa güreşlerine katılanların paylaştığı görsellerde bir boğanın yaralandığı ve sırt derisinin kopmuş olduğu görüldü.

Yapılan açıklamada “Daha önce izin ve etkinlikle ilgisi olmadığını duyuran Milas Belediyesinin ise izni veren kurulda iki temsilcisinin bulunduğu ve güreşlere izin verilmesi yönünde oy kullandığı ortaya çıktı” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada Milas boğa güreşinin organizatörünün de sosyal medyada Belediye Başkanı Muhammet Tok’a “İzinlerin alınması ve sahanın hazırlanmasında gece gündüz yanımda olan Belediye Başkanımız Muhammet Tok’a teşekkür ederim” paylaşımında bulunduğu belirtildi.

Toplantıda ‘gelenek’ vurgusu

Muğla’da yapılan ve yapılması planlanan boğa ve deve güreşleri için yasal izinler Muğla Valiliği İl Hayvanları Koruma Kurulu tarafından veriliyor. Kurul son toplantısında izin başvurularını değerlendirdi. Toplantının 10’uncu maddesi boğa güreşleri, 11’inci maddesi deve güreşleri oldu.

Kurul Muğla Valiliği adına Vali Yardımcısı Ayhan Yazgan başkanlığında toplandı. İzinlerin görüşüldüğü maddeler üzerinde yapılan değerlendirmelerde boğa ve deve güreşlerinin geleneksel olduğu vurgusu yapıldı.

Beş temsilci itiraz etti

Boğa ve deve güreşleri izninin oylandığı 10 ve 11’inci maddelere kurul üyesi olan ve hayvan hakları alanında faaliyet gösteren iki STK temsilcisi, Bodrum Belediyesi ve Fethiye Belediyesi temsilcileri ile il müftüsü ret oyu vererek şerh koydu.

Boğa ve develerin güreştirildiği kanlı organizasyonun izni ise toplantıda bulunan valilik temsilcisi, Büyükşehir Belediyesi temsilcisi, il emniyet müdürlüğü, il jandarma komutanlığı, il çevre ve şehircilik müdürlüğü temsilcisi, tarım ve orman müdürlüğü il temsilcisi, DKMP il şube temsilcisi, il sağlık müdürlüğü temsilcisi ile diğer ilçe belediyelerinin temsilcilerinin kabul oyu ile verildi.

Veteriner bulundurma taahhüdü

İznin sağlanması için alanda veteriner bulundurma, hayvan refahına yönelik tedbirler alma gibi hususlarda ise Yatağan ve Milas Belediyeleri organizasyonların yapılabilmesini kolaylaştırarak kurula sözlü taahhüt verdi.

Taahhüt verilmesine rağmen sosyal medyaya yansıyan görüntülerde boğaların yaralandığı görüldü. Yasal işlem yapılıp yapılmadığı ise bilinmiyor.

‘Geleneksel işkence’

Kararda geleneksellik niteliğine yapılan vurgu ile izin verilmesi üzerine karara tepki gösteren HAYKURDER kararı “geleneksel işkence” olarak yorumladı.  Dernekten yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

“DKMP’den Tarım’a, Valilikten Büyükşehir ve ilçe belediyelerine, Çevre Şehircilik, İl Sağlık, Jandarma, Emniyet dahil ilde hayvanları koruması adına sorumlu davranması gereken her kurumun temsilcisi şerh koyanlar hariç bu vahşetin mimarıdır. Hepsi el birliği ile sağladı hayvanların acımasızca dövüştürülüp bu dövüşlerde yaralanması, acı çekmesine zemin yaratan izni! Bu izne el kaldıran temsilcilere sorsanız hepsi hayvan hakkı duyarlılığından söz eder halbuki. Sağolsun il müftüsü din işleri yönünden bunun desteklenemeyeceği şerhini düşmüş. Bir de Bodrum ve Fethiye Belediyeleri bu vahşete destek vermemiş. Koskoca bir ilin ileri gelenleri toplanıp el birliği ile hayvanların dövüştürüldüğü bu zalimce geleneğin sürdürülmesi için izin ve zemin sağlamış oldu. Utanç verici!” denildi.

IEA: İklim kriziyle mücadele için temiz enerjiye trilyonlarca dolar yatırım yapılmalı

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) bugün açıkladığı Dünya Enerji Görünümü 2021 raporuna göre, 2021 karbon salımında en fazla artışın görüldüğü ikinci yıl olabilir.

IAE, iklim kriziyle mücadeleye yönelik hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için dünyada temiz enerji kaynaklarına trilyonlarca dolar yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi.

‘Yılda 4 trilyon dolar harcanması gerekli’

Raporda 2030’a kadar rüzgar ve güneş enerjisi gibi temiz enerji kaynaklarına yılda 4 trilyon dolar harcanması gerektiğini kaydeden IAE, yenilenebilir enerjiye yatırım yapmanın karşılığının kısa sürede alınacağının da altını çizdi. 2030’a kadar söz konusu yatırımlarla 26 milyon kişiye istihdam sağlanabileceği de vurgulandı.

Ayrıca raporda, koronavirüs salgınının kömür ve petrole dayalı enerji kaynaklarından uzaklaşmayı olumsuz etkilediği de hatırlatılırken, temiz enerji kaynaklarına gerekli yatırımın yapılmamasının küresel enerji piyasalarında daha fazla çalkantıya yol açabileceği de belirtildi.

COP26 öncesi liderlere çağrı

Raporda, gelecek ay yapılacak Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26. Taraflar Konferansı‘nda (COP26) hükümet liderlerine daha iddialı iklim aksiyonu çağrısında bulunulurken, raporun mevcut politikalar senaryosuna göre, ülkelerin bugüne kadar uyguladığı önlemlerle küresel sıcaklık artışının 2100’de sanayi öncesi döneme göre 2,6 dereceyi bulacağı tahmin ediliyor.

Hükümetlerin sıfır emisyon hedefine yönelik açıkladığı taahhütlerin zamanında ve tam olarak uygulandığı senaryoya göre ise fosil yakıt talebinin 2025’te pik yapacağı ve küresel karbon emisyonlarının 2050’ye kadar yüzde 40 düşeceği hesaplanıyor. Bu senaryoda, küresel sıcaklık artışının 2100’de 2,1 dereceye ulaşacağı öngörülüyor.

Bugünün tüm taahhütlerinin yerine getirildiği senaryolara göre dünyanın petrol tüketimi 2050’de bugünkü seviyesi olan günlük 100 milyon varilden 75 milyon varile düşerken, net sıfır emisyon senaryosuna göre petrol tüketimi bu dönemde günlük 25 milyon varil olarak hesaplanıyor.

‘Temiz enerji projeleri yatırımları artırılmalı’

IEA Başkanı Fatih Birol, raporla ilgili yaptığı değerlendirmede, 2050’de net sıfır emisyona ulaşmak temiz enerji projeleri ve altyapılarındaki yatırımların 2030’a kadar üç katından fazla artması gerektiğini kaydetti:

Bu ilave yatırımların yüzde 70’inin gelişmekte olan ülkelerde gerçekleştirilmesi lazım. Bu ülkelerde finansman sıkıntılı ve sermaye de gelişmiş ülkelere göre yedi kat daha pahalı. Küresel enerji piyasaları için daha fazla türbülans riski artıyor. Gelecekteki enerji ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yatırım yapmıyoruz ve belirsizlikler önümüzde dalgalı bir döneme zemin hazırlıyor. Bu uyumsuzluğu gidermenin yolu tüm teknoloji ve pazarlarda temiz enerji yatırımlarında büyük bir artış gerçekleştirmekten geçiyor.”

AB, Afganistan ve komşu ülkeler için 700 milyon euro ek yardımda bulunacağını duyurdu

G20 üyesi ülkelerin liderleri ve temsilcileri dün G20 Olağanüstü Liderler Zirvesi‘nde Afganistan gündemiyle sanal konferansta bir araya geldi.

Zirvede konuşan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin Afganistan ve komşu ülkeler için 700 milyon Euro ek yardımda bulunacağını açıkladı.

450 milyon Euro komşu ülkelere

İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin ev sahipliğinde yapılan zirveye, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD Başkanı Joe Biden, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, AB ülkeleri liderleri ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Taliban’ın eylemlerinin bedelini Afganların ödememesi gerektiğini dile getirerek, “Destek paketi, Afgan halkı ve yardım sağlayan ülkenin komşuları içindir” dedi.

Avrupa Komisyonu Başkanı, açıklanan 700 milyon euroluk yardımın 450 milyon Eurosunun Taliban’dan kaçanlara ev sahipliği yapan komşu ülkelere verileceğini belirtti.

Merkel: Taliban’a rağmen Afganistan’a yardım etmek gerek

Almanya Başbakanı Angela Merkel de Taliban‘a rağmen Afganistan’a yardım etmek gerektiğini söyledi. Almanya’nın Afganistan’a insani yardım için 600 milyon Euro kaynak ayırdığını kaydeden Merkel, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası‘na da görev düştüğünü ifade etti.

“Afganistan’daki finans sistemi çökerse, bunun kimseye yararı olmayacağının” altını çizen Almanya Başbakanı, böyle bir durumda bu ülkeye insani yardım da sağlanamayacağını dile getirdi.

Erdoğan’dan çalışma grubu önerisi

Zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Afganistan için G20 bünyesinde bir çalışma grubu oluşturulmasını önererek, “Türkiye olarak bu grubun başkanlığına da talibiz” ifadelerini kullandı.

“Uluslararası toplumun Afgan halkına sırtını dönme, bu ülkeyi kendi kaderine terk etme lüksü yoktur” diyen Erdoğan, “Türkiye’nin güney ve doğu sınırlarından maruz kalacağı göç baskısından Avrupa ülkelerinin de etkilenmesi kaçınılmazdır” sözlerini de konuşmasına ekledi.

Araştırmaya göre iklim krizi dünya nüfusunun en az yüzde 85’ini etkiledi

Birleşik Krallık merkezli Nature Climate Change Dergisi’nde yayımlanan çalışmaya göre, araştırmacılar, küresel ısıtmayla bağlantılı olabilecek olaylara ilişkin 100 binden fazla hakemli çalışmayı sınıflandırdı ve analiz etti.

Analizi fosil yakıt kullanımı ve diğer karbon emisyonu kaynaklarının neden olduğu sıcaklık ve yağış değişimleri veri seti ile eşleştiren araştırmacılar, aşırı uçlarda cereyan eden olaylarla insan faaliyetleri arasında sağlam bir bağlantı kurdu.

Karasal alanların yüzde 80’i etkilendi

Mahsul kıtlığı, seller, ısı dalgaları gibi olaylara odaklanan kombine araştırmalar sonucunda küresel ısınmanın dünyadaki kara alanının yüzde 80’ini etkilediği sonucuna varıldı. Ayrıca nüfusun ise yüzde 85’inin iklim değişikliğinden etkilendiği belirtildi.

Raporun yazarlarından, Almanya‘daki Mercator Araştırma Enstitüsünde Küresel Ortak Kaynaklar ve İklim Değişikliği araştırmacısı Max Callaghan “İklim değişikliğinin toplumlarımızı ve ekosistemlerimizi nasıl etkilediğini belgeleyen devasa bir kanıt tabanımız var” ifadelerini kullandı.

AA’nın haberine göre Callaghan ayrıca, ABD‘den Güney Sudan‘a kadar iklim değişikliğinin dünyanın hemen her yerinde görünür ve fark edilir olduğunu kaydetti.

COP26 öncesinde yayımlandı

Çalışma, 31 Ekim-12 Kasım’da İskoçya’nın Glasgow kentinde devlet liderleri, kamu ve özel sektör temsilcilerinin üst düzey katılımıyla gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 26’ncı  Taraflar Konferansı (COP26) öncesinde yayımlandı.

COP26, 2015’te imzalanan ve sera gazlarını azaltılmak, yenilenebilir enerji üretimine hız vermek, küresel ısınmayı 2 santigrat derecenin “oldukça altına” indirmek, hatta 1,5 santigrat derece ile sınırlamak ve iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmeleri için yoksul ülkelere maddi yardım sağlamak gibi hedefler koyan Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana alınan yolun değerlendirileceği ilk zirve olacak.

Görseller ve haritalar ile deniz seviyesinin yükselmesinin kentleri nasıl etkileyeceği gösterildi

Climate Central tarafından yapılan ve Environmental Research Letters’ta yayınlanan bir araştırmada, deniz seviyesinin yükselmesinin uzun vadeli etkileri hakkında bir dizi görsel materyal paylaşıldı.

Çalışmada aynı zamanda, dünya ve ısınmanın daha düşük veya daha yüksek seviyelerde sınırlandırıldığı farklı senaryolar altında, dünyanın hangi bölgelerinin gelgit çizgisinin altında kalacağını gösteren etkileşimli bir panoramik sokak görünümlü küresel harita da yayınlandı.

Çalışmayla uzun vadede hangi bölgelerin kurtarılabileceği, hangilerinin kaybolabileceği tespiti yapılırken, bugün bir milyar kişiye ev sahipliği yapan yüzlerce kıyı şehri ve kıyı bölgesi ise tehdit altında.

Türkiye’den de birçok yer sular altında kalacak

Google Earth verileri ve görüntüleriyle desteklenen araştırma, dünya çapında 200’den fazla kıyı noktasında gelecekteki su seviyelerinin kesin bir şekilde resmedilmesini sağlıyor. Picturing Our Future koleksiyonu, simgesel yapıların ve mahallelerin yüzyıllar boyunca deniz seviyelerindeki değişimden nasıl etkileneceğini gösteren video simülasyonları ve fotogerçekçi yorumlamalar içeriyor.

Climate Central’ın Kıyı Riski Tarama Aracı‘nda Warming Choices adıyla sunulan yeni interaktif harita, dünyadaki hemen hemen her kıyı topluluğu için gelecekteki potansiyel deniz seviyesi çizgilerini karşılaştırırken, bir taraftan da gezegenin insan faaliyetleri tarafından ne kadar ısındığına bağlı olarak kurtarılabilecek veya sular altında kalacak toprakları farklı renklerle gösteriyor. Araştırma ve görüntü koleksiyonu gibi, harita da IPCC‘nin birden fazla yüzyılı kapsayan deniz seviyesi projeksiyonlarına ve dünyanın en gelişmiş kıyı yükseklik modeli CoastalDEM‘e (Eylül 2021’de yayınlanan sürüm 2.1) dayanıyor.

Etkileşimli haritada Türkiye’ye bakıldığında, deniz seviyesindeki artıştan İstanbul Boğaz Hattı, Karadeniz Sahil Yolu, İzmir Karşıyaka, Akyaka, Dalyan ve Yumurtalık Lagünü’nün de aralarında bulunduğu birçok yerin sular altında kalacağı dikkat çekiyor.