Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Avrupa’nın plastik çöplüğüne mi dönmek istiyoruz?

2018 yılında Çin devleti plastik çöp ithal etmeyi yasakladığını duyurmuştu. Çünkü 2018 yılına kadar Çin dünyanın adeta çöplüğü gibi milyonlarca ton çöpü alıp kullanıyordu. Çin’i dünyanın en kirli ülkelerinden biri yapan bu iş, artık yönetilemez boyuta gelince yasaklandı. “Green fence” adını verdikleri bu yasak ile artık ABD, İngiltere ve AB ülkeleri gibi ülkelerde üretilen plastik çöpler Çin’e ihraç edilemeyecekti. Bu durum, ihracatçı ülkelerde ciddi bir panik havası yaratmıştı. Herkes aynı soruyu soruyordu “Nereye gidecek bu kadar çöp?”

Ancak bu soruyu uluorta soran ihracatçılar bir yandan da yeni ithalatçı ülkeler de ayarlamaya çalışıyorlardı. İşte Türkiye’nin plastik çöp ithalatındaki yükselişi de bu döneme denk geliyordu. Çin yasağından İzmir Kemalpaşa çöp dağının keşfine kadar geçen sürede ve oradan da bugünkü duruma gelene kadar Türkiye AB ülkeleri, İngiltere ve ABD’den en çok plastik çöp alan ülkelerden biri haline geldi.

Plastik çöp ticareti kökeni oldukça eskiye götürülebilecek olan kirli bir ticaretin şirin gösterilmeye çalışılan bir türüdür. Bugün plastik çöp ticareti olarak gündeme gelen ticaret faaliyetinin hepsinin genel adı aslında atık ticareti. Öyle ki Basel Konvansiyonu isimli bir anlaşma ile tehlikeli olanları için bazı kriterler belirlenmiş. Bu anlaşmanın oluşturulması da yine zehirli atıkların bir ülkeden bir başka ülkeye taşınması sırasında oluşan riskleri minimize etmeye dayanıyor. Bazılarını da yasaklıyor. Ancak buna rağmen hala çöpler ve zehirler bir ülkeden başka bir ülkeye taşınmaya devam ediliyor (Konunun tarihçesi ve daha detaylı bir okuması için şu yazımı okuyabilirsiniz).

Basel Konvansiyonu yeniden düzenlenmeli

Basel Konvansiyonu’nun yetersiz olduğunu ve plastik de dâhil olmak üzere birçok farklı tehlikeli olabilecek malzemelerin ticaretini pas geçtiği hep söylenmiştir. Bu sebeple konvansiyona bazı eklemeler yapılmasına dair tartışmalar başlatılmış ve bugün de bu tartışmalar taraf ülkelerin katılımıyla hala sürdürülmektedir. Paralel olarak OECD ülkeleri temsilcileri de konu hakkında çeşitli toplantılar gerçekleştirmekte ve Basel Konvansiyonu için önerilen düzenlemelerin OECD atık ticareti düzenlemesine de eklemlenmesi için bazı tartışmalar sürdürülmektedir. Türkiye de dahil birkaç ülkenin bu konuda ortak bir konsensüs oluşması konusunda isteksiz davrandığına dair söylentiler ortalarda dolaşmaktadır. Bu konuda nasıl bir ülke yaklaşımımız olduğuna dair bilgi talep ettiğimiz yetkililerden gelen yuvarlak cevaplar bu durumu destekler nitelikte.

Kişisel olarak ülkeler arası atık hareketliliğinin yani asıl adıyla çöp ticaretinin tümden yasaklanmasını savunuyorum ancak mevcut düzende bunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığını da belirtmem lazım. O halde yapılacak olan şey bazı tür atıkların (plastik, kül, vb.) tümden yasaklanmasıdır. Böylelikle çöp üretiminin sömürgeci bir konsepte dâhil olması da kısmen engellenmiş olacaktır. İşte Basel Konvansiyonu’nun kapsamının yeni yapılacak eklemelerle genişletilmesi bu yüzden önemli. Eğer  uluslararası anlaşmalar olmazsa, gümrüğünüze gelen bir şeyin gerçekten beyan edilen şey olup olmadığını özellikle bahsedilen şey çöp ise anlamanız oldukça güçtür. Bu konuda karşılıklı güven mekanizmasının işlemesi esastır. Ancak daha uluslararası anlaşmaları ortaya koymada konsensüs oluşturamayan ülkelerin güven tesis etmede ne kadar istekli olacaklarını varın siz düşünün.

Üstüne bir de çöp lobisinin etkisi varsa o zaman herhangi bir şeyi kontrol etmeniz mümkün değil. Bakın işte İzmir Kemalpaşa’da bulunan karışık çöp yığını bunun en önemli göstergesi. Daha büyüğüne de Malezya’da rastlamanız mümkün. Bizde de olup olmadığını öğrenmemiz sadece keşfedilmeyi bekleyen bir durum. İşte bu tür çöp dağları ve terk edilmiş tehlikeli atıklar gibi problemlerle karşılaşmamak için uluslararası anlaşmalarla bu tür faaliyetleri sıkı kontrol altına almak gerekiyor. Öyle olmazsa eğer ülkeler kendileri başlarının çaresine bakmak durumunda kalacaklar. Gelişmiş ve yasaları oturmuş ülkelerde bunu yapmak nispeten daha kolayken, her türlü sahtekârlığın dönebileceği ülkelerde bu tür bir uygulama felaketle sonuçlanacaktır.

Basel Konvansiyonu’nda yapılacak değişikliklerin OECD konsey kararlarına yansıtılması ve bunun için bir konsensüs oluşması şu açıdan da önemlidir: Bu değişikliklerle özellikle kirli diye tabir edilen ve oldukça tehlikeli olan bazı plastiklerin ithalatına kırmızı ışık yakılacak, bazı plastiklerin ithalatı ise serbest bırakılacaktır.  Elbette ki hedef tüm plastiklerin ithalatının engellenmesi ancak bu da bir gelişme. Bu düzenlemenin uygulanabilir olabilmesi için tüm OECD üye ülkelerinin ortak bir konsensus sağlaması gerekiyor. Aksi durumda “status quo ante” yani hükümsüzlük durumu söz konusu olabilir ki bu da en kötü senaryo olacak. Bu olursa korona sürecinde, Avrupa ve Amerika’da çöken geri dönüşüm sistemi nedeniyle depolarda toplanan tonlarca plastik doğrudan bize gelecek.

Avrupa’nın en büyük çöp alıcısı Türkiye

Eurostat’ın geçen ay yayınladığı istatistiklerde nasıl bir çöp alıcısı olduğumuz açıkça belirtilmişti. İstatistiklere göre 2019 yılında Avrupa’nın en büyük çöp alıcısı unvanını kazanmışız. Greenpeace’in belirttiğine göre “Avrupa’nın plastik çöplüğüne dönen Türkiye’de, plastik atık ithalatı son 15 yılda 173 kat arttı. Yeterli denetimi yapılmayan bu plastik atıklar Türkiye’nin denizlerini, toprağını kirletiyor. Eurostat verilerine göre Türkiye yalnızca Avrupa’dan 2019 yılında 582.296 ton plastik atık ithal etti.” İşte bu bile 2021 yılında nasıl bir çöp akını olacağının göstergesi. Çünkü bu çöplere bakınca dolar işareti gören çöp tüccarları şimdiden hazırlıklara başlamış bile. Alınan duyumlar depoların boşaltıldığı ve yeni gelecek çöplere yer açıldığı yönünde.

Zannetmeyelim ki gelen bu çöpler temiz ve %100 geri dönüştürülebilir olacak. Bir kısmını pikniğe gittiğiniz ormanlıklarda, bir kısmını yüzmeye gittiğiniz sahillerde ya da arka bahçenizde bulacaksınız. Bunlar uzak ihtimaller değil. Bunun olacağını, kendi çöplerimizle çöplüğe dönüşmüş çevremize bakarak anlayabiliriz.

Eğer birileri istiyor diye çöp ithalatında esnek davranılıyorsa o zaman önümüzdeki yıllarda çok sıkıntılı çevre sorunları bizi bekliyor diyebiliriz.

 

Kategori: Hafta Sonu