Köşe YazılarıYazarlar

Tek sorumlu pangolin mi?

Sonunda suçlu bulundu. Pangolin denen ve pek tanınmayan memeli bir hayvan Çinli bazı bilim insanlarına göre yeni koranavirüsün kaynağıymış… Yarasalar, develer bu açıklama ile aklandı; hastalık için ‘yarasa çorbası’ içen Çinlileri suçlayan bazı çevreler şimdi ‘pangolini’ araştırıyor harıl harıl… Sanırım önümüzdeki günlerde Google’da en çok tıklanacak hayvan adı oldu, büyük çoğunluğumuz tarafından ilk kez adı duyulan bu küçük memeli.

Pangolin, yavaş hareket eden; boyları bir metreyi biraz geçen, televizyonlardaki doğal yaşam belgesellerinden tanıdığımız bir tür karıncayiyen. Dört türü var; ikisi Asya’da; diğer ikisi ise Afrika’da yaşıyor. Genelde başta insan olmak üzere diğer canlılardan uzak durmayı tercih ediyor, tek savunma aracı sert pulları bu ilginç hayvanın. Şimdi kendi halinde yaşayan bu hayvan tüm dünyanın gündemini aralık ayından bu yana meşgul eden 2019-nCoV salgınına neden olan koranavirus’ün kaynağı olarak gösteriliyor. Kısa bir süre sonra korkarım ki; dünyanın her yerinde bazı insanlar, ekosistemimizin bir parçası olan bu zavallı hayvanın ortadan kaldırılması için bağırmaya başlayacak. Peki son yıllarda oldukça sık yaşamaya başladığımız koranavirus salgınlarının altında yatan gerçek neden ne? Tek suçlu pangolin mi? Neden koranavirüslerle daha çok karşılaşır olduk? Neden Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (SARS-CoV) gibi hastalıklardan sonra bu yıl da aynı aileden bir virüsün neden olduğu ve 2019-nCoV olarak isimlendirilen bir salgın yaşıyoruz?  

Sosyoekonomik faktörlerle sağlık arasında çok önemli bir ilişki olduğu artık tartışmasız bir gerçek. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre de sağlığı etkileyen en önemli sosyoekonomik faktörler gelir, sosyal statü, eğitim, fizik çevre, sosyal destek ağları ve sağlık hizmetlerinin niteliği. Tüm bu faktörler insan için sağlıklı olup olmamanın temel belirleyicileri. Bunlardan  fizik çevreye daha yakından bakacak olursak, nüfus arttıkça insanlar daha çok tarım alanları açmak, yeni yerleşim merkezleri kurmak gibi zorunluluklarla karşılaşıyorlar. Bu nedenle de doğal yaşam alanlarına önceki dönemlerde hiç yaşanmadığı kadar çok girmeye başladılar.  Böyle olunca insanların doğal yaşamın bir parçası olan diğer canlıların ekosistemlerini işgal etmesine ve sonuçta onlarla daha çok temas etmesine yol açtı. Hayvanlardaki çeşitli bulaşıcı hastalıklar (zoonozlar) artık insanlara daha kolay geçmeye başladı. Koranavirüsler de hayvanlardan insanlara geçen bir virüs ailesi… Daha önceki yıllarda bu aileden virüsler yine hayvanlardan insanlara geçerek fatalitesi şimdilik 2019-nCoV’dan yüksek olan (daha öldürücü olan) SARS, MERS gibi hastalıklara neden olmuştu.

Neden Çin veya Afrika ülkeleri?

Aklımıza şu soru da gelebilir: Tüm bu hayvanlardan geçen bulaşıcı hastalıkların başlangıç noktası neden Çin veya Afrika ülkeleri oluyor? Aslında bu sorunun da yanıtı oldukça basit. Çünkü bu bölgeler nüfus artışının en çok yaşandığı, doğal yaşam alanlarının en çok tahrip edildiği ve doğal ekosistemlerdeki hayvanlarla insanlar arasındaki mesafenin iyice daraldığı; hatta kalktığı bölgeler… Koranavirüs salgınlarının ortaya çıktığı Çin; nüfusu en hızlı artan ülkelerden. Bu nedenle de sürekli yeni yerleşim merkezlerinin kuruluyor, doğal yaşam alanları hızla tarımsal üretime ve hayvancılığa ayrılıyor. Son salgının merkezi olan Wuhan kentinin içinde yer aldığı Hubei eyaletinin 2018 yılı için nüfus yoğunluğu 2.804 kişi/km². SARS salgını da  yine Çin’de kilometrekare başına 3.469 kişinin yaşadığı Guangdong ilinde ortaya çıkmıştı. Üstelik sağlığı etkileyen diğer sosyoekonomik faktörler açısından da tüm bu bölgeler sorunlu. Kırsaldan kentlere mevsimlik göçler; kırsal bölgelerle kentsel bölgelerde yaşayanlar arasında büyük gelir ve eğitim farklılıkları, yine kentlerdeki ve kırsaldaki sağlık hizmetleri kalite farklılıkları ile tüm bu sosyoekonomik gösterge bozukluklarının giderek derinleşmesi bu salgınların büyümesinde önemli bir etken.

Çözüm için ne yapılmalı?

Wuhan’da çıkan son 2019-nCoV salgını nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü Çin hükümetinin her türlü önlemi aldığını belirtiyor. Çin hükümetinin aldığı milyonlarca insanı etkileyen sert karantina önlemi, hastalığın dünyaya daha çok yayılmasını önlemiş olabilir. Ayrıca bölgede sağlık hizmetlerinin kalite ve kapsayıcılığının artırılması, mevcut hastaların daha iyi koşullarda sağaltımı önemli yüz güldürücü sonuçlar da vermiş görünüyor.

Ancak halk sağlığı açısından temel ilke koruyuculuktur, yani hastalığın ortaya çıkmamasını sağlamaktır. Bu da başta Çin olmak üzere Güney-Doğu Asya ve Afrika ülkelerinde nüfus artışının kontrol altına alınması, düzensiz kentleşme politikalarının bırakılmasına, gelir ve eğitim eşitsizliklerinin önlenmesine ve en önemlisi tarım ve hayvancılık amaçlı doğal yaşam alanlarının yok edilmesine son verilmesine kadar uzanan bir dizi önlemin alınmasına dayanıyor. Tabii en önemli önlem; doğal yaşam canlıları ile insanlar ve evcil hayvanlar arasındaki aranın yeniden açılmasını sağlamak. Yani homo sapiensin kendi refahı ve kapitalist üretim ve tüketim alışkanlıkları içinde çıkarları doğrultusunda doğal yaşamın sınırlarını daraltmaktan vazgeçmesi gerekiyor. İki hafta önceki yazımızda belirttiğimiz sürdürülebilirlik endekslerinin (SDI) önemi burada ortaya çıkıyor. Doğal alanları işgal ederek, doğal yaşam canlılarının yaşam alanlarına girerek ve doğal kaynakları sömürerek ‘kalkınmanın’ homo sapiens için bir bedelidir, koranavirüs ailesinin yarattığı salgınlar.

Dün SARS, MERS; bugün 2019-nCoV… Tüm canlılar için ‘sürdürülebilir bir yaşam’ yaklaşımı ile temel çözümü hedeflemediğimiz sürece yeni koranavirüs veya başka bir virüs ailesi kaynaklı hastalıklarla, zoonozlarla karşılaşmamız kaçınılmaz.