Köşe YazılarıYazarlar

Sessiz katile yasal zırh

Kamuoyu tarafından bilinen adı ile torba yasanın ünlü 50. Maddesi, iktidar partisi milletvekillerinin oyları ile TBMM’den geçirildi. Artık bırakın gezegenimizin geleceği açısından küresel iklim krizini durdurabilmek için fosil yakıtları, kömürlü termik santralleri terk etmeyi, kurulu 15 kömürlü termik santral TBMM’den iktidarın önerisi ve iktidar partilerinin oylarıyla geçen yasayla 2,5 yıl daha havamızı istedikleri gibi kirletebilecekler…

Yasa nedeniyle 15 santralin bulunduğu bölgelerde yaşayan insanlarımız 2.5 yıl daha bu kirliliğe bağlı sağlık sorunlarıyla boğuşmaya devam edecekler. Oysa belki de son dönemde ilk defa toplum TBMM gündemindeki bu madde ile ilgili ‘sağlıklı bir çevrede yaşam ’isteği ile kamuoyunda karşı duruşunu açık ve net olarak ortaya koymuştu. Bazı çevre örgütleri ve Temiz Hava Hakkı Platformu gibi içinde meslek örgütlerinin yer aldığı kuruluşların yürüttüğü imza kampanyaları gibi kampanyalarla kamuoyunun desteği beklentilerin çok üzerine çıkmıştı. Bunu gören iktidar partileri kömürlü termik santrallerin ‘daha sıkı denetleneceği, çevreyi kirletmelerinin önleneceği’ gibi açıklamalarla kamuoyunun kafasını karıştırmaya çalıştılar. Kamuoyunun, çevre örgütlerinin ve meslek kuruluşlarının kafası karışmadı ama belli ki muhalefetin kafası karıştı; TBMM’ de son yılların en büyük direnişini göstereceğini ifade eden muhalefet partileri sadece 37 milletvekili parlamentoya gelip ‘ret’ oyu verebildiler…

Dünyanın tersine ‘dönmek’

Tekrar hatırlatalım; Dünya Sağlık Örgütü (WHO) hava kirliliğini uzun yıllardan bu yana ‘sessiz katil’ olarak nitelendiriyor. Örgüte göre her yıl dünyada meydana gelen ölümlerin yaklaşık 8 milyonu doğrudan hava kirliliği ile ilintili… WHO 2016 yılında dünyadaki tüm ölümlerin %7,6’sının direk hava kirliliğine bağlı olduğunu söylüyor.  Temiz Hava Hakkı Platformu’na göre ülkemizde 2017 yılı içinde meydana gelen 30 yaş ve üstü 399 025 ölümün 51 574’ü direk hava kirliliği ile ilişkili…

Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan Lancet 2019 raporu ise her yıl dünyada 7 milyon insanın sadece hava kirliliği nedeni ile beklenen yaşam süresinden daha erken ölümle karşılaştığını; bu rakamın ülkemizde yılda yaklaşık 26 bin kişi olduğunu belirtiyor. Avrupa Çevre Ajansı’na (EEA) göre ise 2016 yılı içinde 28 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde hava kirliliğine bağlı 440 binden fazla erken ölüm görülmüş. Üstelik erken ölümlerin 412 bini sadece 2.5 µm partikül madde (pm) kirliliği ile ilişkili…  Bilindiği gibi 2.5µm ve altındaki partikül maddeler direk olarak fosil yakıtların yanması ile ilişkili; yani kömürlü termik santraller baş suçlu…

Tüm dünya hem hava kirliliğinin hem de küresel iklim krizini önleyebilmek için fosil yakıtların kullanımına son vermeyi tartışırken ve bunun ilk adımı olarak da kömürlü termik santralleri belli bir plan içinde kapatmaya başlarken ülkemizde tam tersi yapılıyor. Bir taraftan elektrik üretimimizin %36’sı kömürlü termik santrallere bağlıyken, yeni kömürlü termik santraller yapılıyor… Şimdi de bu yetmezmiş gibi mevcutlara baca filtresi koyma zorunluluğu ortadan kaldırılıyor. Baca filtresi bu santrallerin yarattığı çevre ve insan sağlığı tehditlerini tamamen ortadan kaldırmıyor, ancak azaltıyor. Üstelik sadece solunum sistemi hastalıkları ile sınırlı değil, neden olduğu sağlık sorunları… Fosil yakıt kirliliği, kardiyovasküler sistem hastalıklarından, çeşitli kanserlere, bebek ölümlerine, genetik anomalilere kadar değişik ve geniş bir hastalık tablolarına yol açıyor. İşte baca filtrelerinin önemi burada ortaya çıkıyor; sağlık ve çevre sorunlarını tam olarak önlemese bile önemli ölçüde azaltıyor. Buna karşın ülkemizde kurulan kömürlü termik santrallerde ‘maliyeti azaltma’ için en kolay vazgeçilen yatırım baca filtreleri… İnsan ve çevre sağlığı açısından baca filtrelerinin olmamasından kaynaklı sağlık ve çevre sorunlarının maliyeti ‘göz ardı’ ediliyor. İnsanların erken yaşama vedası, kısalan ortalama yaşam süreleri görmemezlikten geliniyor ülkemizde… Üstelik sessiz katile bir de yasal zırh verildi şimdi…

20 yıllık mücadelenin sonu

Torba yasanın 50. maddesi ile 2.5 yıl daha ‘filtresiz’ çalışacak santraller yakından incelendiğinde tamamının uzun yıllardır baca filtresi olmadan çalışan santraller olduğu görülüyor…  ‘Çanakkale / Çan 18 Mart Termik Santrali, Afşin-Elbistan A Termik Santrali, Kütahya / Seyitömer Termik Santrali, Kütahya / Tunçbilek Termik Santrali, Sivas / Kangal Termik Santrali, Manisa / Soma A ve Soma B Termik Santralleri, Muğla / Kemerköy Termik Santrali, Yeniköy Termik Santrali, Zonguldak / Çatalağzı Termik Santrali, Muğla / Yatağan Termik Santrali’… Yeni kurulan ve filtre için süre verilen santraller değil bunlar… Göreceksiniz; verilen süre dolduğu vakit yeniden süre verecekler bu santrallere…

Bunlardan Yatağan Termik Santrali için ve Muğla’nın Yatağan ilçesine gidilerek kömürlü termik santrallerin yarattığı hava kirliliğinin insan ve çevre sağlığı üzerine etkileri incelenip  bir rapor hazırlamıştı; 2000 yılında, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) halk sağlığı akademisyenlerinden oluşan bir bilim heyeti tarafından*….  O dönemin hükümeti kamuoyu önünde söz vermişti, derhal baca filtreleri yapılacak diye… Ve tam 20 yıl sonra 2019’da 2.5 yıl daha baca filtresi muafiyeti alan santraller içinde Yatağan Kömürlü Termik Santrali… Listedeki diğer santraller de en az Yatağan Termik Santrali kadar uzun ve hüzünlü öykülere sahip… Elbistan’da kömürlü termik santrale bağlı hava kirliliğinden yıllardır göz gözü görmüyor; Kütahya Tavşanlı’da insanlar futbol maçını bile maske takarak izleyebiliyor. Şimdi TBMM’nin aldığı kararla bazı bölgelerimizde 20-30 yıldan bu yana süren sorun daha da devam edecek… İnsan ve diğer canlıların yaşamı bu kadar ucuz mu; ülkemizde?

Muhalefetin kandırmacası

Son söz ise torba yasanın 50. maddesine karşı çıktığını iddia eden muhalefet partilerine: Lütfen kandırmayın bizi… Bakın oylamadan yarım saat sonra samimiyetsizliğiniz nasıl ortaya çıktı? Belki farkında değilsiniz ama uzun yıllardan bu yana iletişim çağında yaşıyoruz; artık…

Parlamentodaki muhalefet partileri bu konuda umursamaz olabilir. Ancak toplumumuz artık umursamaz değil; küresel iklim krizini önleme açısından bir an önce başta kömür olmak üzere fosil yakıtların terk edilmesinin, kömürlü termik santrallerin kapatılmasının gerekli olduğunu, bu yapılıncaya kadar da en azından insan sağlığı üzerindeki risklerinin azaltılabilmesi için baca filtresi kullanmanın önemini biliyor…

Yaşama ve çevreye saygı; hem de açık yüreklilikle, dürüstçe…

*Bu raporun tamamına ulaşmak için tıklayın