İnancın zayıf olduğu yerde ölüm başlar – Filor Uluk Benli

İnsanın hayalleri olmalı kocaman, kocaman. İnanmalı insan kendisindeki bu yaratıcı güce. Aklın aldığı her şeyi, dünya içinde barındırabildiği içindir ki;  yaşanan her şey bir bakıma bu hayallerin ürünüdür. Hayaller bazen akıl, bazen de duygu ile kurulsa bile her ikisinde de akıl ,mutlak eşlik eder hayallere. Ama, baskın olan tarafla mesaj verilir çoğu kez. Hayat da hayalciyi bunlarla karşılaştırır yaşamın içersinde. Etkisiz kaldığımızı düşündüğümüz, sandığımız ve hatta gerçekliğini kabul ettirip bize dayattığı için teslim olduğumuz bu döngüde bile, hayallerimize yer açıp orada soluklanabiliriz. Ben kendi hayallerimi kurmak ve yaşamak için yola çıktım. Başkaları tarafından yazılmış öykülere figüran ya da başrol oynamaktansa, henüz ilk mektep öğrencisi iken kırmızı-bordo renge  kaplı sözlükte öğrendiğim ve hala kullandığım bir sözcüğü hayatım boyunca kendime düstur edindim. Tam olarak olmasa da açıklaması şöyle idi: OYNAMAK=Çocukların ve hayvan yavrularının eğlenerek, öğrenerek geçirdikleri keyifli zaman dilimi.

“Barışa Bir Tülbent De Sen bağla”  2011 ‘ 1  Eylül Dünya Barış ‘  günü akşamı sonradan bel ve boyun fıtığı olduğumu öğrendiğim, uzun süreli bir yatak istirahati sırasında kaleme aldığım ve Eylülün 20 sinde de noterden adıma tasdiklenen bir projedir.

Değerli arkadaşım Doc Dr Levent Karasulu  bu akut dönemi ancak yatarak geçirebileceğimi söylerken, yapımı bildiği içinde durumu güzellemeye çalışarak canım sıkılmasın diye bana getirdiği  küçük kırmızı laptopu  ve sehpasını yer yatağına serip beni içine yatırdıktan sonra elime tutuşturup

–         “Hadi bakalım oyna kendi kendine” diyerek gitmişti.

Bir kez daha anladım ki insan fiziksel olarak hareket edemediği durumlarda düşsel olarak hareketleniyor. Yerimden kımıldamakta güçlük çektiğim  bir durumda adeta uçarak hayaller kurmaya ve bunu kaleme almaya başlarken kendi kendime gülümsüyordum. Zaman zamanda sesimle kendimi uyarma ihtiyacı hissederek “yok artık” diyordum. Ama neden olmasın  dı ki? Uçabilirdim.

Tüm bu yaşananlara,  sebepler/sonuçlara yıkımlara,  savaşın ülkemizde yarattığı can ,mal güç kayıplarına da ‘yok artık’ diyen ben değil miydim? Daha ne kadar olmuştu ki Diyarbakır’a gittiğimize?   Hüseyin,Selda ,Aysen ve benim orada gördüklerimiz  değil miydi kaleme kağıda sarılıp da bana hayal kırıklıklarımı yazdıran..

Düşüncelerimin hızında yazmaya başlarken hayalden çok yazdıklarım gerçeğe dokunup canımı yakıyordu. Diyarbakır ve İstanbul..

Adeta savaşan iki ülkenin başkentleri gibiler. Yıllar geçse de daha dün gibi hatırladığım genç kızlığımdan anneliğe, çocuklarımı okula ve evliliğe, mamamı babamı ömürlerinin sonuna kadar getirip, uğruna ölünen toprağa götüren az ya da çok kanlı süreci bu yıl daha bir zorlu hissetmiştim.

Ağrıların eşlik ettiği sıcak yatağımda yatarken ülkemde ve dünyada bu savaşların devam ettiğini bilmek utancımı ve çözüme dair gayretimi olağan üstü yükseltmişti. Kendimi sorumlu tutacak kadar suçluluk duyuyordum. Gün geçmiyordu ki ölümler artarak yaşanmasın. Gencecik bedenler sağlığını, hayallerini  yitirmeden toprağa girmesin. Tüm Orta doğu üstelik Müslüman olan kardeşler şuursuzca bir birlerini öldürüyorlardı. Ülkemde Kürt’ler  ve Türk’lerin  bu amansız savaşı bitmek bilmiyordu.

Birbirlerini hiç anlamak istemeyen bu iki halk arasında bir bağ kurulmalıydı her iki tarafa da eşit ve adil bakarak. Hatta tüm dünya savaşlarına dalga, dalga yayılmalıydı bu BARIŞ çığlığı…

Ve bağırdım…

Barışa Bir Tülbent De Sen bağla

Yaşadıkları zaten ortada birisi olarak sözümü sakınmadan korkmadan söylemeliydim.Barış adına gelen başıma gelebilecek her şeye boyun eğmeliydim. Çünkü hayalimde oynamaya ,oynarken öğrenmeye ,öğrenerek yapmaya yabancı değildim.Öyle de yaptım..

Önce yattığım yerden  internet üzerinden uzaktaki yakın dostlarım ve geçmiş olsun ziyaretine gelen arkadaşlarımla bu düşüncemi kısa bir yazı ile  paylaştım.

Hala o yazı barış sayfasının en başında her okuduğumda tüylerimi ürperterek durur.

Açıklama

Siyasilerin çözüm bulmadığı 33 yıldır süren bu kirli savaşa çok canlar verdik, vermeye de devam ediyoruz. . .

Üzerinde yaşadığımız toprakların kanla sulandığı ve düşmanlığın yükseldiği güzel yurdumuzda, kendi içinde öfke barındırmayacak kadar yumuşak ve saf olan barışı sağlamak için artık bu ülkede yaşayan gerçek vicdan sahibi insanlara düşüyor savaşa DUR demek.

Barış; Sükûnettir Şefkattir. Güvendir.

Anadolu da yaşayan tüm kardeş hakların analarının başına bağladığı tülbent gibi beyaz ve temiz ortak bağımızdır. . .

Artık analarımız ağlamasın diye;
Tüm dünyadaki savaşların bitmesi adına,
Bağırıp çağırmadan, kırıp dökmeden, gaza copa maruz, evimizde oturup bu gidişata kayıtsız kalmadan, çocuklarımızın geleceğini karatıp vicdanlarımızı yitirmeden; Doğu’dan Batı’ ya, Güney’ den kuzey’e ülkemizde ve dünyada barışı düğüm, düğüm örmek, sorumlulara “durdurun bu savaşı yeter artık” demek, irademizi göstermek için “BARIŞA BİR TÜLBENT DE SEN BAĞLA!” kampanyasına destek olmaya çağırıyoruz.

Size göndereceğimiz beyaz bir tülbende istediğiniz renk ve ana dilinizde yazacağınız barış mesajına adınız soyadınız, bulunduğunuz veya doğduğunuz yeri ekleyip imzanızı atarak çektireceğiniz fotoğrafı bizimle paylaşmanız.

Doğudan batıya, güneyden kuzeye tüm dünyada ve ülkede haydi barışı örmeye!

BARIŞA BİR TÜLBENT DE SEN BAĞLA İNİSİTAYİFİ

facebook.com/barisabirtlbnt

Hayallerim düşüncelerimden daha büyük olduğu için  bunu bir etkinlik gibi görmelerini umursamadan sürekli anlattım. Sonunda belki de sadece beni mutlu etmek adına Türkiye  ve diğer ülkelerden her yaştan, düşünceden, cinsten 15-20 kişiden oluşan ortak bir arkadaş grubum ile bu işe başlamaya karar verdik. Adına insiyatif dediğimiz grup  çalışanlardan oluştuğu için projenin  mimarı olarak yine yattığım yerde görev bana düşüyordu. İnternet yolu ile bulduğum telefonlarla tülbentçilerle görüşmeye ve bana teklif vermeleri için numune göndermelerini istemeye başlamıştım. Adresime çeşitli firmalardan tülbentler gelmeye başlarken, diğer yandan da iş yeri SultanHamam’a yakın bir arkadaşım bizzat araştırıyordu. Sonunda elimde çeşitli fiyatlarda çeşitli dokuma sıklığında tülbent numuneleri olmuştu. İnsiyatif den  bir grup arkadaşla sonunda bembeyaz ve kenarları sıçan dişi denilen makine zinciri ile rengarek çevrilmiş 80X80 bir tülbente  karar verdik.

Kota yüksekti hayallerim gibi. Her ilin Ankara’ya mesafesi kadar km başına 1 tane tülbent yazılacak ve bağlanacaktı. Hala gülümseyerek hatta birazda dalga geçerek mesafelere düşen sayıları hesapladım ve paylaştım.

Edirne-Ankara =681

Hakkâri-Ankara=1416

Sinop-Ankara=434

Hatay-Ankara=679 gibi tüm diğer illerin sayısını saptandı.

Tüm gönüllü arkadaşlar ve insiyatif  aramızda para toplayarak işe başladık. İlk tülbentleri ilk tepkileri de anlamak adına kendi çevremizde yazdırdık ve fotoğrafladık. Çevremizdeki esnaflar bu iş için mekânlarını kullanırken durmadan gelen ölüm haberleri ara sırada olsa tepkilere sebep olsa da , çoğunlukla bu kampanyaya insanların sarılmasına neden oldu. Hemen bir facebook sayfası ve bir blog açarak bu işi sosyal medyayı da kullanarak yaygınlaştırmaya başladık. Açıklama yazısındaki metne sadık kalan kısa sohbetlerle proje,  ev ev, kapı kapı dolaşmaya başlarken dünyada diğer ülkelerin de vizesi BARIŞ olan yolu açılmıştı artık.

Bu barış kampanyasına katılan her insandan düşüncesini alıp projeye katarak ilerlediğimiz için herkes bir parçası, hatta sahibi olmuştu projenin.

Hızla şehir, bölge, ülke hatta kıta temsilcilikleri oluşmaya başladı. İlk yurt dışı ziyaretini Yeni Zelanda‘ya yapan barış, salgın hale dönüşürken hayallerim bireyselliğini kaybetmiş her renge, her dile her coğrafyaya sinmişti. Yeni Zelanda’dan dünya barış dostu Sayın Meral Geylani ile birlikte dönüp gezici Anadolu temsilcisi kazanmıştı.

Artık dünya projesi olan “BARIŞ” her türlü şiddeti reddeden mesajlar ve fotoğraflar ile albümde yerini alırken, o fotoğraflarla amatörce yaptığım klipler sosyal medya aracılığı ile dünyaya yayılmaya başladı. Rusya, Almanya,Çin,Japonya ,Afrika vs gibi ülkelere kıtalara hızla yayılıyor, yayıldıkça artıyor,arttıkça projede yeni arkadaşlar görev alıyorlardı.İlk Bölge temsilcimiz Sayın Nilsu Güleç .Kendisi Akdeniz bölge ve Antalya temsilcisi olarak hemen işe koyulmuş ve sahiplenmişti.Sonrasında tüm illere sembolik olarak ulaşıp ilişkilendi. Şehir, şehir sorumlular tespit edip işe koyulduk.

Önek olarak verebileceğim bazı isimler;

Şanlıurfa=Sibel Sütpak

Aydın=Seyhan Güvercin

Hakkari=Enver Şahin (İl değiştirdiği için yerine sorumluluğunu bıraktığı) Adem Bozkurt

Çanakkale=Serpil Bayer

Aana= Zozan Ciziri

Kayseri=İsmail Erdoğan

Afrika=Doğan Hezer

Avrupa ve Almanya= Sema Kuray  ve Leman Stehn

Rusya= Özgür Gülmez

İstanbul= Meral Yağan Çakıcı

Danimarka=Gül Çelikcan

İngiltere=Hüseyin Bayır  (vs gibi )

Ve projede yer alan birçok arkadaşla yürütülen çalışmalara bireysel olarak kendi tülbentlerini yazıp bizimle fotoğraflarını paylaşanların sayı on binin üzerine çıkmıştır. Dünyanın her yerinden yoğun ilgi ve katılım gören bu projeye Suriye, Çin, Japonya, Fas, Rusya, Ermenistan, Türkmenistan, Yeni Zelanda, Almanya, Kore, Fransa, Yunanistan, Bulgaristan, İngiltere, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Senegal vs gibi ülkeler ve Türkiye’nin hemen hemen her şehrinden gelen barış mesajları ile sayı her geçen gün artıyor.

Proje hedef sayıya ulaştığında  ekibe sonradan eklenebilecek bir heyet ile birlikte hazırlanan bir dünya maketi üzerinde Türkiye  coğrafyadaki yerini alıp her il dünyaya mal olmuş bir yapısı ile temsil edilecek.Çanakkale – Şehitlik, İzmir – efes Meryem Ana, Diyarbakır – Kale, Konya – Mevlana ,İstanbul – Ayasofya, Ankara – TBMM gibi.

Bu maket yapılardan Ankara’ ya sembolik tülbentler bağlanıp, diğer ülkelerde coğrafyadaki yerleri ile barış tülbentleri ile temsil edilerek Ankara yolcusu olacak.

Dünya ve Türkiye kamuoyunun haber almasına dikkat edilerek Türkiye’de kalıcı bir barış anlaşması ve müzesi talebi ile her il Ankara’ya kitlesel ulaşımla barış talebini dile getirmek için gittiğinde, dünyada katılan diğer ülkelerde eş zamanlı kendi barış mesajlarını bir etkinlik veya basın açıklaması ile verecekler. Seçilen heyet TBMM ye maketi ve barış tülbentleri ile taleplerini götürdüğünde alınan sonuç tüm dünya kamuoyu ile paylaşılacak. Sonrasında da proje Nobel Barış ödülüne ve Guinness rekorlar kitabına girmeye aday gösterilecek.

Hayalleri olmalı insanın peşinden koşacağı. Güzellikleri, eşitliği, adaleti, özgürlüğü,çeşitliliği, renkleri ve insanı bilen, insanca yaşamayı göz ardı etmeden, tüm bu değerlerin yok olmaması ,korunması ve geliştirilmesi adına hayalleri olmalı… Aklımızın, ruhumuzun ve bedenimizin ortak tek gıdasıdır hayallerimiz…Tüm dünyada ve ülkemizde bu kan gölünde boğulmadan, vicdanımızı ve aklımızı yitirmeden BARIŞ talebini yurdumuzda ve tüm dünyada yükseltmeye davetlimizdir..Dostluk ve BARIŞ ile…

 

Filor Uluk Benli