Röportaj

Serkan Köybaşı: “Üçüncü köprü projesi baştan sona saçmalıklarla dolu”

İstanbul’da Boğaz’a üçüncü köprü projesi için açılan ihale geçen hafta fiyaskoyla sonuçlandı ve şartname alan 18 firmanın hiçbirinin teklif vermemesi sonucunda ihale iptal edildi. Üçüncü köprüye karşı 2 yıldır süren 2 Milyon İstanbullu kampanyası sonuçtan memnun. Bu sonucun üçüncü köprü projesinin yanlışlığını ve kampanyalarının haklılığını kanıtladığını söylüyorlar. 2 Milyon İstanbullu’ya göre bu vesileyle proje tümden iptal edilmeli.

İhalenin iptali nedeniyle üçüncü köprüye karşı muhalefet yeninden gündeme gelince biz de üçüncü köprüye olan itirazlarını ve alternatiflerini hatırlamak için 2 Milyon İstanbullu kampanyasının yaratıcılarından ve sözcülerinden Serkan Köybaşı ile görüştük.  Yeşiller Partisi üyesi olan Köybaşı, Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğretim görevlisi.


AKP hükümeti tarafindan gündeme getirilen üçüncü köprü projesinin kapsamı konusunda okuyucularımızı biraz bilgilendirebilir misiniz?

Üçüncü köprü projesi, Kuzey Marmara Otoyol Geçişi adlı daha büyük bir projenin Boğaz geçişi kısmı. Köprü Garipçe’yle Poyrazköy arasında yapılak isteniyor. Yani İstanbul’da yerleşimin yoğun olduğu bölgeden yaklaşık 20 km uzakta. Bu nedenle diğer 3. körü projelerinden ayrılıyor. Diğerleri İstanbul’un trafik sorununu çözmeyi amaçlayan kötü projelerdi. Bu proje ise bu sorunu özmeyi de vaat etmeyen daha da kötü bir proje.

İki milyon İstanbullu kampanyası  kamuoyunda  üçüncü köprüye karşı mücadelenin en etkin bileşenlerinden birisi olarak biliniyor.Bu kampanyaya en cok emek harcayanlardan birisiniz. Niçin üçüncü köprüye karşısınız?

Çünkü, her şeyden önce, bu proje saçma bir proje. Baştan sona saçmalıklarla dolu. Bu proje, İstanbul’un trafik sorununu çözmeyi vaat etmiyor. Dediğim gibi yerleşimin ve dolayısıyla trafiğin yoğun olduğu bölgeden 20 km kuzeyde. Düşünün, karşıya geçiyorsunuz ve trafiktesiniz. Biliyorsunuz ki 3. köprüde trafik açık. Yine de yolunuzu değiştirip 45-50 km fazladan yol yapar mısınız? Üstelik dünyanın en pahalı benzininin satıldığı bir ülkede? Cevap net bir “hayır”. O yüzden bu köprü, diğer köprülere alternatif bir köprü değil kesinlikle. Deniyor ki “transit geçişler için kullanılacak.” Evet, kullanılabilir. Ancak transit geçişler İstabul trafiğinin %2-3’ünü teşkil ediyor. Yani bu proje trafiğin %2-3’ünü karşıdan karşıya geçirmek için 6 milyar dolar harcanmasını öngörüyor. Ve bunu yaparken de 2 milyon ağaç kesilecek.

Bu, bizim hesabımız değil. Ankara’nın talimatıyla İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü’nün yaptığı resmi hesaplama. Resmi belge bir şekilde bize sızdırıldı. Elimizde projenin geçeceği yerleri gösteren ayrıntılı harita da var. Ormanların tam ortasından geçiyor. Korkunç! Üstelik o ağaçlar yalnızca ağaç değil. Onlara bağlı bir ekosistem var. O ağaçları keserseniz suya, toprağa, hayvanlara, bitki örtüsüne de zarar vermiş olacaksınız. Kimsenin bunu yapmaya hakkı yok. 3. köprü herhangi bir soruna çözüm olsaydı da buna hakkımız yoktu. Ama üstelik hiçbir soruna çözüm de getirmiyor. Başta dediğim gibi, tam bir saçmalık.

Sizden başka bu projeye karşı çıkan var mı? Destekleyenlerin kimler olduğu konusunda bize ne söylersiniz?

Ben bugüne kadar bu projeye “evet” diyen ne bir sivil toplum kuruluşu, ne de bilim insanı gördüm. Bazı vatandaşlarda trafik sorununu çözeceği yönünde yanlış bir algı olabiliyor. Ama onlara da izah ettiğimiz zaman onlar da görüyor projenin saçmalığını. Biz 2 Milyon İstanbullu kampanyası sırasında kime gittiysek destek gördük. Bazı kuruluşlar yapıları nedeniyle açıkça destek veremeseler bile yanımızda olduklarını söylediler. Bu çok büyük bir koalisyon. Çünkü herkes görüyor bu projenin anlamsızlığını. Kimse mi arka çıkmaz bir projeye? Üstelik 6 milyar dolarlık bir proje!

Hükümet ve özellikle de Recep Tayyip Erdoğan tek başına ısrar ediyor bu projenin gerçekleşmesi için. Kadir Topbaş bile karşı! Gerçi Erdoğan da Belediye Başkanı olduğu dönemde “3. köprü İstanbul için cinayettir” demişti ama demek Ankara’da mantık yerine başka şeyler hüküm sürüyor.

Bu projeyi ortaya atanların ve destekleyenlerin en önemli argümanı bu projenin trafik sorununu çözeceği  şeklinde….Bu projenin sadece köprüden ibaret olmadığını söylediniz. Ne dersiniz köprü yapmakla trafik sorunu çözülecek mi?

Dediğim gibi, bu projeyle trafik sorununu çözmek mümkün değil. Bu çok açık. O kadar açık ki bazen bunu nasıl anlatacağınızı şaşırıyorsunuz. Bu, örneğin, kırmızının kırmızı olduğunu ispatlamak gibi bir şey. Bunu ispatlamak zorunda kalmanız durumun absürd olduğunun göstergesidir zaten. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Karşımızdaki hükümet, diğer durumlarda olduğu gibi, bu durumu da absürdleştiriyor ve ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Şehir Plancıları Odası’nın raporu var. Her şey bilimsel olarak da açıklandı. Bu köprü bir çözüm köprüsü değil, bir yıkım köprüsü.

Hükümet yetkilileri  sizin herşeye karşı çıktığınızı ama sorunlara çözüm önerileri getirmediğinizi söylüyorlar.Eğer köprü trafik sorununu çözmeyecekse sizin alternatif çözüm önerileriniz neler?

O kadar çok alternatif var ki… Bu projeden bir vazgeçilip mantık seviyesinde buluşabilsek de bu alternatifleri konuşmaya başlasak ne güzel olurdu. Örneğin, öncelikle Marmaray projesinin bitirilmesini beklemek gerekiyor. Bakın Marmaray da büyük bir proje ve karşı çıkmıyoruz. Buradan da aslında her şeye karşı çıkmadığımız anlaşılabilir. Doğru projelere neden karşı çıkalım? Marmaray da trafik sorununu çözmek üzere tasarlanmıştı ve yapım aşamasının sonuna gelindi. En kısa sürede tamamlanmasını istiyoruz ve bakalım trafiği nasıl etkileyecek. Belki de gerçekten trafik rahatlar ve sorun çözülmüş olur. Çözülmezse neler yapılabilir?

Örneğin Boğazray projesi çok mantıklı bir alternatif. Prof.Dr. Semih Tezcan tarafından tasarlanan bu projede 4. Levent’le Göztepe arasına Boğaz’ın 20 metre altında inşa edilecek bir metro sistemiyle günde 1,5 milyon kişinin 10 dakika içerisinde kıtalar arası taşınması planlanmakta. Maliyeti ise 3. köprü projesinin 10’da 1’i. İnşa süresi yarı yarıya az. Ve yollardaki araç sayısını yarıya indireceği hesap ediliyor. Bu proje neden değerlendirilmiyor? Bunun dışında, ömrünü tamamlamış bulunan birinci köprünün yıkılıp iki katlı olarak yeniden yapılması da bir alternatif. İlk başta göz korkutucu geliyor ilk köprünün bir süre için bile olsa kullanılamayacak olması ancak bu zaten bir zorunluluk. Köprülerin, diğer tüm betonarme yapılar gibi, ömürleri vardır ve belli bir süreden sonra kullanılmaları tehlike arz eder. Özellikle de İstanbul gibi bir deprem kentinde.

Hükümetin son yaptığı köprü ihalesinin nükleer santral ihalesinde olduğu gibi fiyaskoyla sonuçlandığını biliyoruz. Kesilecek iki milyon ağacın ahı tuttu diyenler var siz ne dersiniz? Niçin hiçbir firma ihaleye katılmadı?

Keşke ağaçların ahı olsa da tutsa. Bence ihalenin fiyaskoyla sonuçlanmasının nedeni, bu projenin finansal açıdan da mantıksız olması. Bu köprü yapılsa bile, kimse kullanmayacak. Kullanacak kimse yok tır ve kamyonlardan başka. E bunlar da, dediğim gibi, trafiğin ancak %2-3’ünü oluşturuyor. Bu durumda bu projenin kendi kendini finanse etmesi mümkün değil. Oysa, örneğin Boğazray projesi kendini 2 sene içerisinde finanse ediyor. İhale Boğazray için yapılmış olsaydı 18 şirketin 18’i de teklif verirdi. Neden? Çünkü mantıklı. Bu kadar basit.

Hükümetin köprü yapma ısrarını sürdürmesi halinde köprüye muhalif olanların tavrı ne olacak?

Öncelikle akıl sağlığımızı korumaya çalışacağız. Bu hükümete karşı yapılabilecek en büyük muhalefet akıl sağlığını korumak çünkü. Ardından, İstanbullulara 3. köprü projesinin saçmalığını daha fazla anlatmak ve onlardan daha aktif şekilde eylemlere katılmalarını istemek gerekiyor. Hükümetle karşılaşılan her ortamda muhalefeti ortaya koymak lazım. Olur da bir gün inşaat başlarsa o zaman çok daha aktivist eylemler gerekecek elbette. Umarım o noktaya gelinmez. Bu durumda inşaatı gerçekleştiren şirketlere ve finansmanı sağlayan bankalara da baskı kurmak gerekiyor. Bu konuda Hasankeyf çok güzel bir örnek. Aynısı gerçekleştirilir. Ama tabii umudum, hiç bunlara gerek kalmaması ve ihale fiyaskosu vesilesiyle projenin tümden iptal edilmesi.

Röportaj: Savaş Çömlek – Yeşil Gazete

More in Röportaj