Editörün SeçtikleriEnerjiManşet

Yangının ortaya çıkardığı: Türkiye’deki biyokütle enerji santrallerinde odun mu yakılıyor?

Fotoğraf: Shutterstock

Afyonkarahisar’ın Çay ilçesinde İstasyon Caddesi üzerinde yer alan biyokütle enerji santralinde 3 Mayıs Pazartesi günü bir yangın çıktı.

Uzun bir süre sonra kontrol altına alınan yangın, 80 bin metrekarelik alanda etkili oldu. Bu alanda bulunan ve santrale yakacak sağlayan malzemeler de kül oldu.

Dikkat çeken nokta ise haber ajanslarının yangının santral içerisinde “odun ve tomrukların bulunduğu alanda” çıktığını söylemesi oldu.

Santrallerin odun ve tomruk yakması yasak

Santrali işleten şirketin internet sitesinde yalnızca fındık kabuğu, mısır, ayçiçek sapı ve odun talaşı gibi bitkisel atıkların yakılarak enerjiye dönüştürüldüğü belirtiliyor. Odun ve tomruklardan ise bahsedilmiyor.

Nitekim, 2 Aralık 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Elektrik Piyasası Kanunu’nda yapılan düzenleme ile biyokütle tanımı değiştirilmiş ve biyokütle enerji tesislerinin endüstriyel odunları yakması yasaklanmıştı.

Afyon’daki biyokütle enerji santralinde çıkan yangın. Fotoğraf: Arif Yavuz/AA

‘Yasada boşluklar buluyorlar’

Orman ürünleri sektörü içerisinde çalışan ve ismini vermek istemeyen bir yetkili Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Türkiye’deki odunun en kötü kullanım şekli onu yakmak” dedi.

Yapılan yeni düzenlemeyle biyokütle santrallerinin endüstriyel odun yakmasının yasaklandığını hatırlatan yetkili, “Ancak bazı firmaların bu yasayı delerek dışarıda küçük parçalara ayırıp santrale getirdiklerine dair söylemler duyuyoruz. Bu şekilde yasada boşluklar bulabiliyorlar” ifadelerini kullandı.

‘Organik atıklarda süreklilik sağlamak zor’

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada biyokütle santrallerinde aynı termik santrallerde olduğu gibi hammaddenin sürekli olarak belirli miktarlarda temin edilmesi gerektiğini söyledi.

Bu sürecin çok iyi planlanması gerektiğini belirten Tolunay, “Organik atıklarda bu sürekliliği sağlamak zor. Bunu bulamadıklarında da eksiği odun ile kapatmaya çalışabilirler” ifadelerini kullandı ve şu soruların sorulması gerektiğini söyledi:

“Böyle bir hammadde planlaması yapılıyor mu? Yeterince biyokütle var mı? Bulamadıkları zaman odun yakıyorlar mı?”

 Odun yakılması neden problemli?

Ormanlar, iklim değişikliğiyle mücadele etmenin ve karbonu emmenin doğal bir yolu. Buradaki ağaçlar yakıldığında tuttuğu karbondioksiti havaya salıyor.

Ancak Doğanay Tolunay’a göre en büyük sıkıntı bu işlem için doğal ormanların kesilmesi. Yurtdışında da bu odunla çalışan santrallerin mevcut olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tolunay örnek olarak Finlandiya’yı gösterdi.

Enerji ihtiyacının yüzde 20’sini bu şekilde karşılayan ülkenin Türkiye’den önemli bir farkı bulunuyor: Odunlar endüstriyel ağaç tarımı yapılan alanlardan elde ediliyor.

Endüstriyel ağaç tarımı yapıyorlar

Prof. Dr. Tolunay Finlandiya’da yürütülen süreci “Özel olarak belirlenmiş bir alanda sırf odun elde etmek amacıyla ağaçlar dikiliyor. Daha sonra buradaki ağaçlar kesiliyor ve yerine yenileri ekleniyor. Böylece doğal ormanlardaki baskıyı azaltıyorlar” sözleriyle anlattı.

Bu tarz bir üretim yapıldığında odun yakmanın yenilenebilir enerji olarak değerlendirilebileceğini belirten Tolunay, Türkiye’de durumun böyle olmadığına dikkat çekti. Sebebi ise bu işlem için uygun arazinin bulunmaması.

Türkiye’deki yöntem yenilenebilir değil

Bu yöntem için gerekli koşulları anlatan Tolunay, “Endüstriyel ağaçlandırmalar için arazinin düz olması ve nemli olması gerekir ki ağaçlar hızlı büyüyebilsin ve makineler iş yapabilsin. Ama Türkiye’nin ormanlarında bu şekilde uygun alan miktarı çok az” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Tolunay, “Doğal ormanlardan veya bazı ormanları tıraşlayarak endüstriyel plantasyon yapmak yoluyla elde edilen odunlardan elde edilen enerji yenilenebilir kategorisine girmez” dedi.

500 bilim insanından çağrı

Odun yakarak enerji elde etmenin iklim hedeflerine ulaşmayı zorlaştıracağını savunan kişiler de bulunuyor. 500 bilim insanı bir mektup kaleme alarak dünya liderlerine “Enerji üretmek için fosil yakıtları yakmaktan ağaçları yakmaya geçerek hem iklim hedeflerini hem de dünyanın biyolojik çeşitliliğini zayıflatmamanızı tavsiye ediyoruz” çağrısında bulunmuştu.

İmzacılar arasında yer alan Birleşmiş Milletler iklim danışma organının eski başkan yardımcısı Jean Pascal van Ypersele de Birleşik Krallık hükümetini odun yakılmasına verilen teşvikleri gözden geçirmeye davet etmişti.

Orman ürünleri sektörünü zor durumda bırakıyor

MDF

Biyokütle enerji santrallerinde odun yakılmasının ikinci en büyük problemi de orman ürünleri sektörüne olan etkisi. Tomruk gibi hammaddelerin daha değerli ahşap ve keresteye dönüşmesi mümkün. Bunun yanı sıra içerisinden kerestesi alınmış tomruk atıklarının da MDF ve benzeri başka ahşap malzemelerine dönüştürülme potansiyeli var.

Santraller aynı zamanda yenilenebilir enerji ürettikleri için devlet teşviklerinden faydalanabildiği için ihalelerde daha yüksek fiyatlara bu ürünleri alabiliyor. Bu da ahşap sektörünü zor durumda bırakıyor ve onları hammaddeyi ithal etmek zorunda bırakıyor.

‘Bizim tek hammaddemiz odun’

Nitekim MDF ve Yonga Levha Sanayicileri Derneği santrallerin endüstriyel odun yakmasının yasaklanmasından önce bir rapor hazırlamış ve biyokütle enerji tesislerinde odun yakmaya verilen teşviklerin orman ürünleri sektörünü zor durumda bıraktığını dile getirmişti.

Raporda, “Enerji üretebilmek için çok sayıda seçenek olmasına rağmen (HES-Rüzgar-Güneş-Jeotermal vb.) ağaç bazlı levha sektörümüzün tek hammaddesi odundur. Sınırlı orman kaynağına dayalı hammaddemizin yakılması ciddi bir israftır” ifadeleri yer alıyordu.

Orman ürünleri ve mobilya sektörünün Türkiye’de 1 milyon kişiye istihdam sağladığı belirtilen raporda “Biyokütle tesisleri, orman ürünleri sektörünün kullandığı yıllık hammaddenin tamamını kullansa dahi sadece 1.500-2.000 kişiyi istihdam edebilecek ve Türkiye’nin elektrik ihtiyacının ancak yüzde 1-2’sini karşılayabilecektir” deniliyordu.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Denetlemenin yapılması lazım’

Yapılan yeni düzenlemeyle santrallerin endüstriyel odun yakmasının engellenmesinin olumlu bir gelişme olduğunu belirten Prof. Dr. Tolunay, “Ancak düzenleme getirmekle kalmamalı ve mutlaka denetlenmesi gerekir. Türkiye’de genel sorun zaten uygun yasaların çıkarılması değil uygulamasının yapılamaması oluyor” dedi.

Yasa kapsamında santrallere yakması için izin verilen ürünler arasında ağaç kabukları, ince dallar, kökler ve yapraklar yer alıyor. Prof. Dr. Tolunay bu ürünlerin yakılmasındaki soruna da şu sözlerle dikkat çekti:

Bu maddeler çürüyerek toprağın zenginleşmesini sağlar. İçerisinde zengin kalsiyum, potasyum, azot gibi besinler var. Yani aslında doğal ormanlarda bunlar bir atık değildir. Bunların ormandan çıkarılması orman örtüsünün fakirleşmesine yol açar.”

Depolanma şartlarını da ihlal etmiş

Öte yandan Afyonkarahisar örneğinde yaşandığı gibi yangınların çıkması da bu santrallerde odun kullanılmasa bile bir problem. Yangın çıkmaması için bu tür biyokütle atıklarının depolanma şartlarının önemli olduğunu anlatan Prof. Dr. Tolunay şu ifadeleri kullandı:

Bu tür tesislerde özel depolama şartları olması lazım. Organik atıklar yeterince kurutulmadan üst üste yığıldıklarında oksitlenmeye başlar ve 60 dereceye kadar ısınabilir. Bu da materyalin kızışarak alev almasına neden olur. Haberlerden bu santralde çıkan yangının ilk olmadığını görüyoruz. Demek ki depolama kriterleri mevcut değil.”