COP26İklim KriziManşet

COP26 beklentileri karşıladı mı?

İskoçya’nın Glasgow kentinde gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26) pandemi nedeniyle yaşanan bir yıl gecikmenin ardından 31 Ekim tarihinde başladı.

14 gün süren konferans boyunca liderlerin iklim için verdikleri taahhütleri, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini yaşayan toplulukların sitemlerini ve sokaklarda iklim adaleti talep eden kitlelerin sloganlarını dinledik.

Yeşil Gazete olarak da bu süre zarfında yalnızca COP26 ile ilgili 100 habere imza attık.

İklim alanında çalışanlar yanıtlıyor

Konferans, üzerinde uzlaşılan Glasgow İklim Paktı‘nın tüm ülkeler tarafından imzalanmasıyla birlikte sona erdi. Peki tüm dünyanın gözlerinin üzerinde olduğu COP26 beklentileri karşıladı mı?

Bu soruyu Türkiye’de iklim alanında çalışan ve mücadele eden akademisyenlere, aktivistlere ve sivil toplum çalışanlarına yönelttik.

‘Liderler değişim için irade ortaya koymaktan uzak’

350 Türkiye’den Efe Baysal “COP 26’nın beklentileri karşılayıp karşılamadığı önemli bir soru olmakla birlikte sanırım en önemli nokta beklentinin çizgisini nereden çektiğimiz. Hareket içinden bakacak olursak, küresel iklim hareketi uzun bir süredir kendini bir sene içinde sadece iki hafta süren iklim zirvelerine göre şekillendirmiyor. Söz üretiyor, talepte bulunuyor, eyleme geçiyor ve buna aynen devam edecek” ifadelerini kullandı.

Efe Baysal açıklamasında “İklim zirvesinin hepimize gösterdiği en net şey başta Küresel Kuzey’dekiler olmak üzere, ‘dünya liderleri’nin değişim için irade ortaya koymaktan ne kadar uzak oldukları. Öte yandan değişimin kendisi Glasgow’un sokaklarında ve ötesinde, kamusal alanlarda adil, eşitlikçi, yaşanabilir bir yeryüzü için, iklim için ses verenlerde olmaya devam edecek. Bu sesi büyütmek ve umudu yeşertmek ise hepimizin elinde” dedi.

‘Nükleercilerin hortladığı bir konferans’

Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Koray Doğan Urbarlı, “COP’lar ne yazık ki bir kırılma dönemine doğru gidiyor. Bu kırılma sonucunda İklim Krizi’yle mücadele eden ve sokakta olan kesimler bu zirvelerden umutlarını kesebilirler ve bu ne yazık ki olumlu bir sonuç vermeyecektir. COP’ların zaman kaybedilen, boş konuşulan yerler haline getirilmemesi ve görülmemesi lazım” ifadelerini kullandı.

Glasgow’da alınan kararların bir bölümünün eğer bu mücadele başarı ile sonuçlanırsa tarihe olumlu olarak geçeceğini ve hatırlanacağını belirten Urbarlı, “Fakat soru şu: Bu kararlar, bu sulandırma ile ve bu tarihte alındığında bu mücadeleyi başarıya taşıyabilecek mi? Kömür ve fosil yakıtların tamamı için alınan kararlara dair söylüyorum bunu. Son bir not: Glasgow nükleercilerin tekrar hortladığı bir konferans olarak da hatırlanacak” yorumunu yaptı.

‘Gerçek mücadele sokakta’

Fridays for Future hareketinden Duru Barbak, “COP26 tabi ki beklentileri karşılamadı. Konferansın en saçma taraflarından biri de fosil yakıt endüstrisine bağlı delegelerin ülkelerin delege sayısını geçmesiydi” ifadelerine yer verdi.

Barbak açıklamasında “Zaten iklim krizinin yıkıcı etkilerinin çoğunu göremeyecek olan karar alıcılar, çıkarlarından vazgeçip geleceğimizi düşünecek gibi görünmüyor. Ama biz bunu onların keyfine bırakmayacağız, o yüzden mücadeleyle devam. Aynı Glasgow’da olduğu gibi gerçek mücadele konferans salonlarında değil sokaklarda verilecek” dedi.

‘Birçok konu önümüzdeki yıllara bırakıldı’

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Murat Türkeş ise “Bana göre, Glasgow’da ülkeler bazı konularda ilerleme sağlamakla birlikte, iklim değişikliği savaşımı ve Paris Antlaşması’nın 1.5-2 derece küresel ısınma hedeflerinin tutturulması vb. gibi yaşamsal konularda gerekli olan ve ısrarla gerçekleştirilmesi beklenen ‘daha güçlü, daha azimkâr sera gazı azaltım yükümlüklerinin kabulü’ ve ‘etkilenebilirliği yüksek gelişmekte olan ve az gelişmiş yoksul ülkelerin gereksinim duyduğu iklim finansmanının sağlanması’ vb. konuları önümüzdeki yıllarda da ‘gürültülü ve şaşalı bir biçimde’ görüşmeyi sürdürme konusunda anlaştılar” dedi.

Türkeş açıklamasının devamında “Dahası, bir kez daha tıpkı Paris Antlaşması’nın kendisinin de bu düşünsel yaklaşımla oluşturulmuş ve yaygın bir kabul görmüş olmasına benzer şekilde, ‘en kötü anlaşma/uzlaşma hiç anlaşma/uzlaşma olmamasından daha iyidir’ ön savı temel alınarak Glasgow İklim Anlaşması karar metni Taraflarca kabul edildi” ifadelerini kullandı.

‘İklim Acil Durumu ilan edilmeli’

Change.org’tan Pelin Özkan Metin ise “COP26, kimi için bir başarı olarak ele alınsa da kimi için bir ‘hayal kırıklığı’ndan öteye geçemedi” yorumunu yaptı. İnsan faaliyetlerinin bugüne kadar sanayi devrimi öncesi döneme göre 1.2 derece ısınmaya neden olduğunu ve bu ısınmanın etkilerinin her bölgede ortaya çıktığını belirten Özkan Metin, “Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefine ulaşılması için karbon bütçesi hızla tükeniyor ve emisyon azaltımları yetersiz kalıyor. Bu bakımdan, iklim krizi bir alarm durumudur ve Türkiye Genç İklim Aktivistlerinin change.org’da başlattıkları kampanyada da talep ettikleri gibi ‘İklim Acil Durumu’ ilan edilmelidir” dedi.

COP26’da “aciliyet” vurgusunun yer almadığını vurgulayan Özkan-Metin, “Bu, iklim krizinin bir acil durum olarak tanınmadığı anlamına geliyor. Oysa karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik olarak sadece taahhütler verilmesi, ancak şimdiye kadar anlamlı bir emisyon azaltımı yapılmaması, dünyanın ortalama yüzey sıcaklığındaki artışın 1,5 dereceyi kısa sürede aşacağını ortaya koyuyor. Daha fazla zaman kaybetmeden İklim Acil Durumu ilan edilmeli. Genç İklim Aktivistlerinin başlattığı kampanyaya imzalar vererek bu talebin güçlenmesini sağlayabilirsiniz” çağrısını yaptı.

‘COP26 fare doğurdu’

“COP26 fare doğurdu” ifadelerini kullanan Yeni İnsan Yayınevi Editörü Akif Pamuk ise “COP26 İklim Zirvesi, politikacılardan iklim krizi için bir çözüm beklemememiz gerektiğini tüm insanlığa tekrar hatırlatan bir ifşa toplantısı oldu” ifadelerini kullandı.

Yasa yapıcılar ve iş insanlarının iklim krizini görmezlikten gelip, vakit kazanmaya çalıştıklarını belirten Pamuk, “COP26, iklim adaleti talebinin bilimsel göstergelere rağmen yasa yapıcıları ikna edemediğini gösteriyor. Bu durum, iklim krizine karşı taleplerimizi daha güçlü dile getirmemiz gerektiği anlamını taşıyor” yorumunu yaptı.

Pamuk açıklamasında “Diğer taraftan, kömürden çıkışın kavramsal düzeyde tartışılması olumlu bir kazanım olarak gözükse de Milas’taki zeytin şenliğinin sponsorunun YK Enerji olması ve bu durumu protesto eden yaşam savunucusu arkadaşımız Deniz Gümüşel’in gözaltına alınması, COP26’da dile getirilenlerin gerçeklikle örtüşmediğini ve çoğu demecin kürsü konuşması olduğunu düşündürüyor. İklim krizi ile mücadelede COP toplantılarından çok daha fazlasına ihtiyacımız var” dedi.

 

Kategori: COP26