Ana Sayfa Blog Sayfa 999

Dört yıllık zirve: Cari açık 7,1 milyar doları aştı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Ocak 2022’ye ait ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Buna göre cari açık son dört yılın zirvesine çıkarak 7,1 milyar dolara ulaştı.

Cari işlemler açığı Ocak’ta 7,1 milyon ABD doları oldu. Aralık 2017’den bu yana en yüksek cari açık gerçekleşmiş oldu. Cari işlemler hesabı 12 aylık dönemde ise 20,22 milyar dolar açık verdi. Cari açıkta ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının 8,3 milyon dolara yükselmesinin etkili olduğu belirtildi.

Cari açık beş milyar dolar arttı

Merkez Bankası verilerine göre; cari işlemler açığı, bir önceki yılın aynı ayına göre beş milyar 336 milyon dolar arttı. 12 aylık cari işlemler açığı 20 milyar 223 milyon dolar oldu. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı, bir önceki yılın aynı ayında bir milyar 251 milyon dolar fazla vermişken, bu ay bir milyar 487 milyon dolar fazla verdi.

Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler bir önceki yılın aynı ayına göre 975 milyon ABD doları artarak bir milyar 631 milyon ABD dolarına yükseldi. Hizmetler dengesi altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler bir önceki yılın aynı ayına göre 891 milyon ABD doları arttı ve bir milyar 494 milyon dolara yükseldi.

Birincil gelir dengesinden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 190 milyon ABD doları azalarak 360 milyon ABD doları olarak gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayında 26 milyon ABD doları net giriş kaydeden ikincil gelir dengesi kaleminde, bu ayda 50 milyon ABD doları net çıkış  kaydedildi.

Portföy yatırımlarında 766 milyon dolarlık net çıkış

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 516 milyon ABD doları oldu. Portföy yatırımları 766 milyon ABD doları tutarında net çıkış kaydetti. Resmi rezervlerde bu ay 942 milyon ABD doları net azalış gözlendiği bildirildi.

TCMB’nin verilerine göre; Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 352 milyon ABD doları net satış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 98 milyon ABD doları net satış yaptığı görüldü. Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak bankalar 104 milyon ABD doları net geri ödeme, diğer sektörler ise 500 milyon ABD doları net kullanım gerçekleştirdi.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 79 milyon ABD doları ve Türk Lirası cinsinden 117 milyon ABD doları net artış olmak üzere toplam 196 milyon ABD doları net artış kaydetti.

Rezervlerde 942 milyon dolarlık azalış

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak; bankalar ve Genel Hükümet sırasıyla 496 milyon ABD doları ve 84 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirmişken, diğer sektörler 83 milyon ABD doları net kullanım gerçekleştirdi. Resmi rezervlerde bu ay 942 milyon ABD doları net azalış gözlendi.

Beklentiler rekor seviyelere ulaşan enerji ithalatının ticaret açığında sert büyümeye yol açmasıyla, cari açığın 7,2 milyar dolara yükselmesi yönündeydi.

Mecliste 11 milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılmak isteniyor: Erkan Baş’a da fezleke hazırlandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul milletvekili Erkan Baş‘ın dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırladı.

Soruşturma, Erkan Baş’ın 26 Haziran 2021’de Erdoğan‘ın Kanal İstanbul‘a yönelik “Söke söke bu parayı sizden alırlar” sözlerine istinaden “Sömürge valisi mi desem, tahsilat mafyası mı belli olmuyor; insan ülkesi hakkında böyle konuşmaya ar eder, şahsı etmiyor…” dediği paylaşım hakkında Erdoğan’ın avukatı tarafından yapılan suç duyurusu üzerine başlatılmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı paylaşımda “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçunun işlendiğini kabul ederek Erkan Baş hakkında milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması için hazırladığı fezlekeyi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı‘na sunulmak üzere Adalet Bakanlığı‘na gönderdi.

Erkan Baş hakkında 2019’da da dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlanmıştı.

Bu fezleke ile beraber, Meclis‘te dokunulmazlığının kaldırılması için hakkında fezleke bulunan milletvekili sayısı 11 oldu. Şu an TBMM Başkanlığı‘nda biri TİP, biri CHP ve 9’u HDP milletvekillerine ait olmak üzere 11 milletvekili hakkında 13 fezleke bulunuyor.

Bu kişiler, HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, CHP Milletvekili Veli Ağbaba ve HDP milletvekilleri Ayşe Acar,Berdan Öztürk, Ömer Öcalan, Feleknas Uca, Murat Sarısaç, Dersim Dağ, Sait Dede ve Pero Dündar. HDP milletvekili Semra Güzel‘in dokunulmazlığı ise geçen hafta kaldırılmış, hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Artan fiyatlarıyla gündeme oturan ayçiçek yağında yeni adım

Bugün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Gübre ve Sertifikalı Tohum Kullanım Desteklerine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’la birlikte dört ilde yağlık ayçiçeği ekiminin destekleneceği duyuruldu.

Aydın’a bağlı Köşk, Sultanhisar ve Yenipazar’da, Karabük’e bağlı Eskipazar’da, Kütahya’ya bağlı Domaniç’te ve Sivas’a bağlı Hafik havzalarında yer alan ürünler güncellenirken bu alanlardaki yağlık ayçiçeği ekiminin destekleneceği bildirildi.

Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından söz konusu ülkelerin tedarik ettiği ayçiçeğinde fiyat artışları yaşanmıştı. Vatandaşlar artan ayçiçek yağı fiyatlarını sosyal medyadan paylaşıp eleştiriler getirmişti.

Kararla birlikte ayçiçeği, arpa, buğdayı mısır, pamuk, yem bitkileri, zeytin ve zeytinyağının Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli kapsamında ek girdi desteği sağlanarak destekleneceği bildirildi. 2022 üretim yılı sertifikalı tohum kullanım desteğinin dekara, arpa, buğdayı çavdar, tritikale, yulaf ve çeltiğe 24 lira, aspire beş lira, nohut ve kanolaya 20 lira, susama dört lira, soyaya 22 lira ve yer fıstığına da 17 lira ödeneceği bildirildi. Ayrıca buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale ürünlerinde bir defaya mahsus dekara 50 lira ek girdi desteği ödeneceği duyuruldu.

Tarımsal yayım ve danışmanlık desteğinin de Tarım ve Orman Bakanlığınca yetkilendirilen serbest tarım danışmanları ile ziraat odası ve üretici örgütlerinde en fazla beş tarım danışmanı olmak üzere, istihdam edilen her bir tarım danışmanı için 52 bin lira olacağı açıklandı. Söz konusu tohum ödemelerine 2022 bütçe imkanları dahilinde başlanacağı da belirtildi.

Ne olmuştu?

İthalatın yüzde 70’inin Rusya ve Ukrayna‘dan yapıldığı Ayçiçek yağı stoklarının azaldığı iddia edilmiş, sosyal medya üzerinden konuya ilişkin birçok paylaşım yapılarak çeşitli eleştiriler getirilmişti. Konuyla ilgili açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ise “Savaşın bütün dünyayı etkilediği, petrol fiyatlarının arttığı dönemde ülkede yoksulluk varmış gibi operasyon çekenlere karşı bakanlık olarak net bir şekilde operasyon çekeceğimizi herkes bilsin” demişti.

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Mustafa Tan ise Türkiye’de yeteri kadar yerli üretim zeytinyağı stokunun bulunduğunu söyleyerek, “Geçen seneden devir stokla 270- 280 bin ton civarında elimizde zeytinyağı var” demişti.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise dün Kadın Muhtarlarla Buluşma programında “Bizim ayçiçek yağı gibi bir sorunumuz yok. Muhalefet ülkeyi darda göstermek için böyle bir kampanya yürütüyor. Muhtarlarımızdan şunu istiyorum, marketlerde bakkalarda ayçiçek yağı var mı, yok mu? Gerekirse sizler İçişleri Bakanlığımız adına depolarını bile takip edip ihbar edeceksiniz. Sizler İçişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanının eli ayağısınız. Yani bu devleti provoke etmeye çalışanlara gerken dersi vermek bizim boynumuzun borcudur. Bunlar stokçu, ayçiçek yağını, zeytinyağını stokluyorlar. Sonra yok diyerek böyle bir kampanyayı yürütüyorlar” demişti.

Kılıçdaroğlu’na yumruk atan sanığın 3 yıl 10 ay hapsi istendi

Ankara Çubuk‘ta 2019’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindekilere yönelik linç girişimine ilişkin davanın altıncı duruşması Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

67 kişinin yargılandığı davada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Kılıçdaroğlu‘na yumruk atan Osman Sarıgün’ün kamu görevlisine hakaret ve yaralama suçlarından 3 yıl 10 aya kadar hapsi istendi.

Bir sanığın dosyası ayrılırken, diğer 65 sanık için de ‘kasten yaralama’, ‘kasten yaralamaya teşebbüs’, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘görevi yaptırmamak için direnme’, ‘suç işlemeye alanen tahrik’, ‘kişiye yerine getirdiği kamu görevinden dolayı alenen hakaret’ ve ‘siyasi partilerin maliki olduğu eşyaya zarar vermek’ suçlarından 1 yıl ila 26,5 yıl arasında değişen sürelerde hapis cezası talep edildi.

Kılıçdaroğlu’nun avukatı, çocukların geleceğine sahip çıkılması gerektiğini, bu sebeple müvekkilinin olay tarihinde 18 yaşından küçük olan 10 sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini söyledi.

Duruşmaya sanıklar, Kılıçdaroğlu’nun avukatları ve diğer müştekilerin avukatlarının yanı sıra bazı CHP milletvekilleri de katıldı.

‘Bu mahkemeden adalet beklemek mümkün değil’

CHP Ankara milletvekili Murat Emir, dava sonrası yaptığı açıklamada, “Herkesin gözü önünde Genel Başkan saldırıya uğradı, öldürülmek istendi. Suç tanımınn kasten adam öldürmeye  teşebbüs olması gerekirdi. Bunun yerine basit hakaret, basit yaralamaya teşebbüs tanımı ile mahkemeyi sürüncemede bırakıyorlar. Yetkili mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğu talebimizi her duruşmada iletiyoruz. Bugün de ilettik ama yine hakimlik bizim bu talebimizi değerlendirmedi, kendi yetkisizliğini tespit etmedi” dedi.

“Yakın, öldürün” gibi seslerin kayıtlı olduğu olay görüntülerinin dikkate alınmadığını belirten Emir, “Eninde sonunda adil bir mahkemenin önüne gelecek ve adalet gerçekleşecek” şeklinde konuştu.

Davanın üç yıldır sürdüğünün altını çizen Emir, “Maalesef bugün bir kez daha tanık olduk ki bu mahkemeden bir adalet beklemek mümkün değil. Bu mahkeme talimatla hareket ediyor ve olayın aydınlatılması için, suçluların hak ettikleri cezayı alması için hiçbir şey yapmıyor” dedi.

Bir sonraki duruşma 31 Mayıs’ta görülecek.

Ne olmuştu?

21 Nisan 2019’da Piyade Sözleşmeli Er Yener Kırıkçı‘nın, Ankara Çubuk’ta düzenlenen cenaze törenine katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki milletvekilleri Yıldırım Kaya, Murat Emir, danışman Deniz Demir, Kenan Nuhut ve asistanı Barış Bozkurt kalabalık tarafından saldırıya uğramış, Kılıçdaroğlu’na tekme ve yumruk atılmıştı.

İzdiham nedeniyle Kılıçdaroğlu mahalle içerisindeki ara yola girmek zorunda kalmış, karşıdan kalabalık bir grubun geldiğinin görülmesi üzerine jandarma  nezaretinde bir vatandaşın evine sığınmıştı. Kalabalıkta bazı kişiler, “yakın o evi, çıkmasına izin vermeyin” şeklinde bağırmış, Kılıçdaroğlu bir saat sonra evden zırhlı araçla çıkarılmıştı.

Daha önce görülen duruşmalarda ifadesi alınan sanık Osman Sarıgün olay anında kalabalığı tahrik ettiği iddiasıyla ilgili, “Kimseyi tahrik etmedim” demiş, hakimin, ”Bizim askerlerimizi öldüren suçlu o” ifadesiyle ne kastettiğini sorması üzerine “Ben öyle bir şey demedim” yanıtını vermişti.

Savaşın gölgesinde çocuklar: Ukrayna’dan 1 milyon çocuk ayrıldı

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Ukrayna‘yı terk eden mülteci çocuk sayısının 1 milyonu geçtiğini açıkladı. UNICEF bugün yaptığı açıklamada, çocukların çoğunun aileleriyle birlikte Polonya, Macaristan, Slovakya, Moldova ve Romanya’ya kaçtığını söyledi.

UNICEF Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Afshan Khan, “Hareket halindeki çocukların sayısı, Ukrayna’daki çocuk ve ailelerin durumunun ne kadar umutsuz hale geldiğinin bir göstergesi” dedi ve ekledi: “Çocuklar güvenlik arayışı içinde bildikleri her şeyi geride bırakıyorlar. Bu yürek parçalayıcı.”

Ebeveynlerinden veya aile üyelerinden ayrılmış refakatsiz  binlerce çocuk da mülteciler arasında yer alıyor.

UNICEF’in İcra Direktörü Catherine Russell, BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi ile birlikte, ülkeden kaçan Ukraynalıların gittiği  ülkeleri bu çocukların derhal tespit edilmesini ve kaydedilmesini sağlamaya çağırdı.

Russel ve Grandi, “Aileleri olmadan sınırların ötesine geçmiş çocuklar için,  hükümet aracılığıyla geçici koruyuculuk veya diğer toplum temelli bakımlar kritik önem arz ediyor” dedi.

Yetkililer açıklamalarında, “Ebeveyn bakımına sahip olmayan çocuklar, yüksek şiddet, istismar ve sömürü riski altındadır. Bu çocuklar sınır ötesine taşındıklarında riskler katlanarak artıyor. İnsan ticareti riski de acil durumlarda artıyor” dedi.

Yetkililer sınırı geçen çocuklar için şu önlemleri sıraladı:

  • Evlat edinme, acil durumlar sırasında veya hemen sonrasında yapılmamalıdır. Mümkünse çocukları aileleriyle yeniden birleştirmek için, -birleşme onların yararınaysa- her türlü çaba gösterilmelidir.
  • Ukrayna’da yarısı engelli olmak üzere yaklaşık 100 bin çocuk kurumsal bakım ve yatılı okullarda yaşıyor. Bu çocukların tahliyesi, ulusal makamların talimatları doğrultusunda yapılmalıdır.
  • Çocuklar hiçbir koşulda  tahliye hareketleri sonucunda ailelerinden ayrılmamalıdır.

‘Tırmanan bir çocuk koruma krizi’

Uluslararası çocuk hakları kuruluşu Save The Children da “Ukrayna’dan kaçan  çocukların artan bir kısmı, aile desteği olmadan, tırmanan bir çocuk koruma krizinin içinde kendi başlarına geliyor” dedi.

Sınırdan gelen haberlere göre bazı çocukların, Ukrayna’dan ayrılamayan ancak çocuklarının güvende olmasını isteyen aile üyeleri tarafından gönderildikten sonra refakatsiz geldiğini aktaran kuruluş, yalnız gelen çocukların çoğunun 14 yaşın altında olduğunu ve psikolojik sıkıntı belirtileri gösterdiğini belirtti.

Fotoğraf: Viktor Moskaliuk

Save the Children Doğu Avrupa Direktörü Irina Saghoyan şunları söyledi:

“Ebeveynler, çocuklarını korumak için en çaresiz, yürek burkan önlemlere başvuruyor. Çocuklar ayrılık, belirsizlikten kaynaklanan derin psikolojik stres ve aile üyeleri için endişe yaşıyorlar. Bu durum ayrıca şiddet, sömürü, insan ticareti ve istismar risklerini de artırır.  Çocukların çoğu, büyük kardeşleri veya geniş aile üyeleriyle, bazıları da komşuları veya diğer yetişkinlerle seyahat ediyor. Korunmaya ve desteğe ihtiyaçları var ve hala inanılmaz derecede savunmasızlar.

Çocukların birincil bakıcılarından ayrılmasını önlemek ve ayrıldığı durumlarda yakın aile takibi ve yeniden birleşmesini sağlamak için her türlü çaba hızla gösterilmelidir.” 

Save the Children açıklamasında, sınır yetkililerine ve insani yardım aktörlerine çocukları birincil bakıcılarıyla birlikte tutmak için önlemler alma, çocuk merkezli psiko-sosyal destek sağlamave ayrılmayı önlemek için programlar uygulama çağrısında bulundu.

UNICEF de Ukrayna’dan Moldova, Polonya, Romanya ve Belarus’a hareket halindeki çocuklara ve ailelere yardımcı olmak  ve ailelerinden ayrı düşmüş refakatsiz çocukları belirlemek için “Mavi Noktalar”ismini veridkleri tek duraklı güvenli alanlar oluşturulduğunu açıkladı.

Mauripol’deki bombalama insanlık suçudur

UNICEF başkanı Russell yaptığı açıklamada, Mauripol’deki doğum hastanesinin vurulmasına dehşete düştüklerini belirtti ve kadınların ve küçük çocukların enkaz altında kaldığını aktardı. Russel, “Henüz ölü sayısını bilmiyoruz ama en kötüsünden korkuyoruz” dedi.

BM, sağlık hizmetlerine, hastanelere, sağlık çalışanlarına ve ambulanslara yönelik saldırıların derhal durdurulması çağrısını yineleyerek, bunların hiçbirinin asla hedef olmaması gerektiğini, uluslararası insani hukukun açık bir ihlali olduğunu hatırlattı.

Fotoğraf: Evgeniy Maloletka / Associated Press

Save the Children’ın Doğu Avrupa Direktörü Saghoyan da Ukrayna’nın Mariupol kentindeki  bombalamanın çocukların temel haklarının tamamen reddedildiğini gösterdiğini söyleyerek “İnsanların yardım aradığı bir yerin mutlak ve mutlak bir yıkım haline gelmesi korkunç. Hastaneler bile güvenli değilse aileler ve çocuklar nereye başvurabilir? Hastaneler çatışmaların şiddetlendiği ve masum çocukların can verdiği savaş alanları haline gelmemeliler” dedi.

Save the Children ayrıca Rusya’nın Ukrayna’daki askeri operasyonu nedeniyle hızla yükselen buğday fiyatlarının, Yemen, Lübnan ve Suriye gibi dünyanın en kırılgan bölgelerindeki milyonlarca çocuğu hastalık ve hatta açlıktan ölme riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini söyledi.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden (BMMYK) yapılan açıklamalarda, savaş nedeniyle yarıdan fazlası Polonya’ya olmak üzere  yaklaşık 2.5 milyon Ukraynalının komşu ülkelere geçtiği bildirilmişti.

BM yardım kuruluşlarından yapılan son tahminler, savaşın sonunda Ukrayna nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu temsil eden dört milyon mültecinin olabileceğini gösteriyor.

Bolu’daki kızıl geyik avı ihalesine iptal

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Bolu’yu kapsayan “av ihalesi”ne karşı, ulusal ve uluslararası düzeyde koruma altında olan kızıl geyiklerin yaşam hakkı için Vegan Derneği Türkiye (TVD) tarafından 21 Ekim 2021 tarihinde açılan davada nihai karar açıklandı.

Daha önce bakanlık tarafından mahkemeye gönderilen ve avın gerekliliğini savunan dilekçeler ile uzman görüşlerini bilimsel yönden yetersiz ve çelişkili bulan, yargılama sonuçlanana kadar yürütmeyi durdurma kararı veren Bolu İdare Mahkemesi, nihai kararında 15 kızıl geyiğin avlanması için açılan ihalenin iptaline hükmetti.

11 sayfalık gerekçeli iptal kararının sonuç bölümünde, “Kızıl geyiklerin avlanmasına yönelik dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır” denildi.

İdare Mahkemesi: TVD’nin dava açma ehliyeti vardır

Av karşıtı davalar açarak avcılığa karşı aktif olarak çalışmalar yürüten Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi’nin müdahillik başvurusunun reddedildiği, Hayvanlara Adalet Derneği ve Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nin müdahilliklerinin kabul edildiği davanın açıklanan nihai kararında; avın iptali durumunda ekonomik kayıp yaşayacağı gerekçesiyle Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yanında müdahil olan TorosAltay Turizm adlı av turizmi şirketinin, TVD’nin dava açma ehliyetinin bulunmadığı iddiasına mahkeme tarafından “itibar edilmediği” ifade edildi:

“Davacı derneğin kuruluş ana tüzüğünde, kuruluş amacının genel olarak hayvan haklarının korunması için gerekli her türlü girişimde bulunmak olarak belirlendiği dikkate alındığında, hayvan haklarıyla doğrudan bağlantılı iş bu davada davacı derneğin kuruluş amacı doğrultusunda hareket ettiği, dolayısıyla derneğin kuruluş amacıyla dava konusu işlem arasında sübjektif ehliyet koşulunun bulunduğu anlaşılmakta olup, davacının kuruluş amacıyla ilgili bir konuda hukukun üstünlüğüne işlerlik kazandırılması ve hayvan haklarının korunması amacıyla açtığı davada dava açma ehliyetinin bulunduğu kanaatine varıldığından, söz konusu iddialara itibar edilmemiştir.”

‘Bakanlık ve av taraftarlarının savunmaları yetersiz’

 Kasım ayı başında verdiği yürütmeyi durdurma kararında, av ihalelerini açan bakanlıktan “dava konusu işlemin hukuki ve maddi” gerekçelerine dair ayrıntılı rapor isteyen Bolu İdare Mahkemesi, TVD’nin gönderdiği ve yaban hayatı uzmanı veteriner hekim Gökçe Coşkun’un raporunu da içeren ikinci savunmanın ardından bakanlığın etüt-envanter raporlarını yetersiz bulmuş, çelişkiler ve eksiklikler sebebiyle yürütmeyi durdurma kararının devamına hükmetmişti.

Bakanlıktan bir kez daha “ihtilafa yer vermeyecek şekilde açıkça belirtilerek” yaş, cinsiyet gibi popülasyona dair ayrıntılı ön etüt çalışmalarına, envanter kriterleri ve tekniklerine dair ayrıntılı bilgi talep eden mahkeme, bu sayede 15 kızıl geyiğin öldürülmesini bir süre daha engelleyen karara imza atmıştı.

Üç üniversiteden onay

Ancak mahkeme nihai kararında bir kez daha bakanlığın verdiği ve İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Orman Fakültesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Orman Fakültesi ve Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi tarafından hazırlanan bilimsel ve teknik değerlendirme raporlarını inceleyerek uzman görüşü olarak sunulan dosyaları yetersiz buldu. Nihai kararda “raporların daha çok yaban hayvanlarına yönelik yapılacak av faaliyetlerinin faydalarına ilişkin ifadeler içerdiği”, popülasyon dinamiğine ilişkin etüt-envanter çalışmalarının yeterli bulunmadığı, dolayısıyla sunulan envanter verilerinin “esas alınabilirliğine ve yeterliliğine yönelik bir değerlendirme, analiz ve tespit içermediği görülmektedir” denildi.

TVD’den hak savunucularına teşekkür

TVD, mahkeme sonucunu sosyal medya kanallarında duyururken bugüne kadar davaya çeşitli şekillerde katkıda bulunan hak savunucularına teşekkür ederek av karşıtı mücadeleyi büyüteceklerini belirtti:

“Avukatımız Hacer Gizem Karataş‘a, davaya müdahil olan Hayvanlara Adalet Derneği ile Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’ne, duruşmada yanımızda olan Bolu Barosu Hayvan Hakları Komisyonu‘ndan avukat arkadaşlarımıza, Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma Merkezi’nden, Bolpati Derneği’nden ve Bolu Hayvanları Koruma Derneği’nden dostlarımıza ve mahkemeye ikinci kez uzman görüşüyle katkıda bulunan yaban hayatı uzmanı Gökçe Coşkun’a bir kez daha teşekkür etmek istiyoruz.

Yineliyoruz: Yaban hayatı satılık değildir. Hayvanlar kimsenin malı değildir! Av katliamına karşı mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”

Brezilya’da binlerce kişi Amazon’u madenciliğe açan yasa tasarısını protesto etti

Brezilya‘da Başkan Jair Bolsonaro hükümetinin kongrede oylayacağı çevreyle ilgili beş yasa tasarısını protesto eden binlerce aktivist, ülkenin önde gelen müzisyenlerinden Caetano Veloso‘nun çağrısıyla başkent Brasilia’da Kongre çevresinde toplandı.

Koruma altındaki yerli topraklarında ormansızlaşmayı tetiklediğini, endüstriyel faaliyetleri teşvik ettiğini ve Amazon yağmur ormanlarını tehdit ettiğini belirttikleri yasa tasarısını “ölüm kombinasyonu” adı vererek protesto eden binlerce kişi, Kongre önünde “Ato pela Terra” (Dünya için Ayağa Kalk) gösterisi düzenledi.

Yasalar onaylanırsa, yerli topraklarda ticari madenciliğin önü açılacak ve on binlerce yerli insanın toprak hakları tehlikeye girecek. Ayrıca pestisit kullanımına ilişkin çevresel ruhsatlandırma gereklilikleri ve düzenlemeleri gevşetilecek ve kamu arazilerinin yasadışı olarak ele geçirilmesininin cezası hafifleyecek.

Fotoğraf: Eraldo Peres / AP

Bolsonaro‘nun sunduğu tasarı 2020’den bu yana Kongre’de gündemde. Ancak Ukrayna‘daki savaş, Rusya’dan gelen ve Brezilya’nın tarım arazilerinde kullandığı gübrenin tedarikini tehlikeye attı ve yönetim tasarının oylanmasını hızlandırdı.

Müzisyen Caetano Veloso liderliğindeki etkinlikte, 200’den fazla kar amacı gütmeyen grup bir araya geldi. Kongre dışındaki mitinge 79 yaşındaki söz yazarı ve müzisyen Veloso‘nun yanı sıra rapçi Emicida, aktör Lázaro Ramos ve şarkıcı Daniela Mercury gibi ünlüler de katıldı. 

Fotoğraf: Eraldo Peres / AP

Washington Post‘un haberine göre, kar amacı gütmeyen kuruluş Amazon Watch‘un Brezilya program direktörü Ana Paula Vargas, Bolsonaro yönetiminin hiç yorulmadan yerli hakları dizginlemeye çalıştığını söyledi.

Vargas, “Stratejilerini gizlemeya bile çalışmıyorlar. Bolsonaro hükümeti en başından beri çevre karşıtı gündemini açıkça ortaya koydu” dedi.

Guardian‘ın belirttiğine göre, miting öncesinde kongre üyelerine seslenen Veloso, Brezilya’nın 1980’lerde demokrasinin geri dönüşünden bu yana en kritik yol ayrımına geldiğini söyledi. Vatandaşları “çevre için açık bir tehdit” oluşturan yasalara karşı mücadele etmeye çağıran Veloso, “Senato, özel çıkarlara boyun eğerek topluma muazzam bir yük getiren ve ülkenin geleceğini tehlikeye atan geri dönüşü olmayan yasal değişiklikleri önleme yetki ve sorumluluğuna sahiptir” dedi. Politikacıları yasaları reddetmeye çağıraran müzisyen, “Amazon ormanlarının yok edilmesi kontrolden çıktı. Uluslararası güvenilirliğimiz yerle bir oldu” şeklinde konuştu.

Kongrenin önümüzdeki haftalarda bu yasa tasarılarından üçünü oylaması bekleniyor.

Elektriği kesilen Moda Sahnesi için geri adım atıldı

İstanbul Kadıköy’de bulunan Moda Sahnesi, son dönemde elektriğe yapılan zamlar sonrasında binlerce liralık fatura kesilen mekanlardan biri oldu. Ticarethane ruhsatına sahip Moda Sahnesi’nin, 20 bin liralık elektrik faturasını ödemeyeceğini açıklamasının ardından bugün elektrikleri kesilmişti. Bunun üzerine gelen tepkiler sonrası geri adım atılarak tiyatroya yeniden elektrik kullanımı sağlandı.

Yeni yılla birlikte gelen elektrik zamları sonrası vatandaş sokaklara çıkmış ve zamların geri çekilmesini istemişti. Birçok işletmeye binlerce liralık faturalar gelmiş, zamlara gelen tepkilerin ardından Mart başında elektrik tarifesinde değişikliğe gidilmişti. Elektrikte yüzde 10’luk bir indirim gerçekleştirilmişti.

‘Fahiş artışlar tiyatronun ödeme kapasitesini aşıyor’

2013’te kurulan Moda Sahnesi, Aralık 2022’de yedi bin lira gelen elektrik faturasının Ocak 2022’de 20 bin lira geldiğini açıklamış, ‘’Bu fahiş artış bir tiyatronun ödeme kapasitesini sınırlarını aşıyor. Faturayı ödemiyoruz’’ açıklamasını yapmıştı. Moda Sahnesi EnerjiSa‘dan ihtar geldiğini açıklamıştı. Tiyatronun sosyal medya hesabından bugün elektriğin kesildiği şu video ile duyurulmuştu:

https://twitter.com/modasahnesi/status/1501833269976997890

Bugün Moda Sahnesi’nde elektrik kesintisine rağmen Yeni Bir Şarkı oyununun oynanacağı belirtilerek izleyicilere şu uyarıda bulunulmuştu:

Sahne’nin kurucularından olan Kemal Aydoğan ise “Bu faturaları ödeyecek gücümüz ve gelirimiz yok. Ödememiz mümkün değil” diyerek tepkisini dile getirmişti.

Danıştay’dan bir mütalaa daha: İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararıyla çıkılamaz

İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanlığı kararıyla ıkılmasına karşı,  İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Danıştay’a yaptığı başvuruda, Savcı mütalaasını verdi. Mütalaada, Meclis kararıyla yürürlüğe konulan İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile çıkılamayacağı belirtildi.

Akşener’in yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay’a yaptığı başvuru reddedilmiş, başvurunun esastan incelenmesine geçilmişti. Danıştay Savcısı Nazlı Yanıkdemir, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, davaya konu başvuruyla ilgili mütalaasını verdi.

TBMM’nin uygun bulma yasasıyla kabul edilen bir sözleşmenin ancak aynı yöntemle yürürlükten kaldırılabileceğine işaret eden Savcı Yanıkdemir, mütaalasında Anayasa’da “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz” ifadeleriyle düzenlenen 6. Maddesi’ne atıfta bulundu.

‘Meclis onayladı, Meclis ayrılır’

Yetki aşımına dikkat çekilen Cumhurbaşkanı kararına ilişkin, Anayasa’nın 90. Maddesi’ne de gönderme yapıldı.

Savcı Yanıkdemir, mütalaasında şu ifadeleri kullandı:

“Yasama faaliyeti kapsamında, usulüne uygun olarak yürürlüğe konularak kanun hükmü kazanan milletlerarası antlaşmaların hukuki etkileri de göz önüne alındığında, bu antlaşmaların hükümlerinin değiştirilmesinin, sona erdirilmesinin veya feshedilmesinin, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinin ayrıntılı bir şekilde tanımlandığı Anayasanın 104’üncü maddesinin 17’nci fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmesi mümkün değildir”

“Dava konusu Sözleşme, TBMM tarafından 24/11/2011 tarih ve 6251 sayılı Kanunla uygun bulunduğuna göre” diyen Savcı Yanıkdemir, “Feshedilmesine ilişkin bir kanun çıkarılmadıkça, sadece Cumhurbaşkanı kararıyla feshedilemez” ifadelerini kullandı.

Yanıkdemir, kararnamenin iptalinin gerektiğini belirttiği mütalasında, iptal için Anayasa Mahkemesi‘ne başvurulması gerektiğini de kaydetti.

Üçüncü iptal mütalaası

Danıştay’da açılmış davalardan ikisinde de daha önce farklı savcılar tarafından benzer mütalaalar verilmişti.

Diyarbakır Barosu Başkanlığı tarafından yapılan başvuru için mütalaasını sunan Danıştay Savcısı Aytaç Kurt, “BMM’nin onayına bağlı bir uluslararası sözleşmenin kaldırılması da yine TBMM’nin tasarrufu ile mümkün olabilir” demişti.

Gelecek Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serap Yazıcı’nın açmış olduğu davada da Danıştay Savcısı, benzer bir görüşle mütalaa vermişti.

Antalya’daki zirveden sonuç çıkmadı: Rusya ve Ukrayna ateşkeste anlaşamadı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Dymitro Kuleba Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu‘nun katılımıyla gerçekleşen üçlü zirvede buluştu. Bir buçuk saat süren zirve sonrası Lavrov ve Kuleba, ayrı odalarda basın açıklamaları yaptı.

“Ateşkes konusunda ilerleme kaydedemedik” diyen Kuleba, “Rusya’da bu konuda başka karar alıcıların olduğunu görüyoruz. Ben buraya bir Dışişleri Bakanı olarak, karar alabilme yetkisiyle, çözüm bulma amacıyla geldim ama anlaşılan Lavrov sadece dinlemek için gelmiş” açıklamasını yaptı.

Müzakerede öncelikli amacının Mauripol‘de insani koridor kurulması ve en azından 24 saat atekşes ilan eidlmesi olduğunu, insani koridorlarla hem sivillerin tahliyesini hem de şehre insani yardım götürmeyi amaçladıklarını belirten Kuleba, “Ne yazık ki Lavrov bu konuda karar alacak bir pozisyonda değil fakat yetkililierle konuşacağını söyledi” dedi.

“Çabalarımızı sürdürmek konusunda mutabık kaldık” diyen Kuleba, “Eğer çözüm çıkacak bir görüşme olacaksa ben bu formatta yeniden görüşmeye hazırım, Ukrayna’daki savaşın bitirilmesi için, sivillerin acısına son vermek için devam edeceğim” şeklinde konuştu.

Kuleba açıklamasında şunları da söyledi:

“Ukrayna, Rusya’nın ilk planlarını başarısızlığa uğrattı. Bu savaşa son vermek için dengeli diplomatik çözümler aramaya hazırız, ancak teslim olmayacağız. Biz şu an savaşı durduramayız çünkü Ukrayna bu saldırıyı başlatmadı. Biz şu an savunuyoruz. Lavrov’un talepleri teslimiyet listesi gibi.”

Putin, Zelenski ile görüşmeyi reddetmeyecek

“Bu görüşmeye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin‘in telefon konuşması sonrasında karar verildi” diyerek söze başlayan Lavrov, “Ukrayna krizinin temelinde yatan sorunların çözümüne yönelik her türlü girişimi destekleriz. Bugünkü görüşme sonrasında şu anlaşıldı ki müzakerenin yerini alacak hiçbir şey yoktur” dedi.

Rusya’nın günlük olarak insani koridor açılmasına yönelik önerisini tekrarladıklarını ifade eden Lavrov, Ukrayna’nın sivilleri kalkan olarak kullandığını söyledi.

Belarus‘ta yapılan müzakerelerde Rus tarafının taleplerini ayrıntılı bir şekilde sunduğunu ifade eden Lavrov, konuşmasında şunları söyledi:

Pentagon‘un Ukrayna topraklarında onlarca askeri biyolojik laboratuvar oluşturduğu iddiaları bizi endişelendiriyor. Ukrayna’nın bağımsız bir ülke olmasını istiyoruz. Yeni bir Nazi hükümetinin yönetimde bir tehdit oluşturmasını istemiyoruz. Batının yaptırımlarını aşacağız, Batılılara asla bağımlı olmayacağız. Öyle tedbirler alacağız ki benzer duruma bir daha düşmeyeceğiz.”

Putin temaslardan asla kaçınmaz ama bu temasların laf olsun diye gerçekleşmesini istemiyoruz” diyen Lavrov, Kuleba’ya Putin’in, Zelenski ile görüşmeyi reddetmeyeceğini söylediğini belirtti.

Lavrov, “Nükleer savaş olacak mı” sorusu üzerine “Nükleer bir savaş olmasını istemiyorum, olacağına da inanmıyorum” dedi.

Mevlüt Çavuşoğlu ise toplantıya dair yaptığı sosyal medya paylaşımında, “Temennimiz bölgemizde barışın yeniden tesis edilmesi. Rusya ile Ukrayna arasında diplomasinin işletilmesi için çabalarımızı sürdüreceğiz” dedi.