Ana Sayfa Blog Sayfa 820

İspanya’dan da enerji tasarrufu hamlesi: Mağazalar vitrin ışıklarını söndürecek

İspanya‘da Ekolojik Geçiş Bakanı Teresa Ribera’nın açıkladığı, mağazalara klima kullanımı ve ışıklandırmanın kısıtlanmasını içeren yasa tasarısı parlamentoda kabul edildi.

Yeni yasa ile, İspanya’daki ofis, mağaza ve ağırlama mekanları, yeni bir dizi enerji tasarrufu önlemi uyarınca soğutma sistemlerini yazın 27 derecenin altına ve kışın 19 derecenin üzerine yükseltemeyecek.

Hükümet, tasarıyı, Rus doğal gazına bağımlılığı sınırlamaya yönelik son Avrupa Birliği (AB) enerji anlaşmaları uyarınca ülkenin gaz tüketimini yüzde 7 oranında azaltma teklifinin bir parçası olarak onayladı.

İspanya, geçen haftalarda Avrupa’yı vuran sıcak dalgalarındanen çok etkilenen ülkelerden biri olmuş, ülkede hava sıcaklığı çoğu kentinde 40 dereceyi geçmişti.

‣ Çok sıcak ne kadar sıcak?
‣ Hayvan dostlarımızı sıcaktan nasıl koruruz?

Almanya ve Fransa da kısıtlama getirmişti

Avrupa’da Ağustos ayının ilk haftalarında sıcaklıkların yeniden artması beklenirken Almanya ve Fransa da benzer uygulamaları hayata geçirdi.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier enerji sıkıntısına dikkat çekmek ve örnek teşkil olması için başkent Berlin‘deki resmi ikametgahı Bellevue Sarayı’nın ışıklarının tasarruf amacıyla akşamları kapatılması talimatını vermişti.

Fransa’da da dükkanlara, kapılarını kapalı tutma zorunluğu getirilmiş; Ekolojik Dönüşüm Bakanı Agnes Pannier-Runacher,  neon ışıklara da sınırlandırma getirileceğini açıklamıştı.

‣ UV ışınları hakkında her şey: Zararları ne, D vitamini için gerekli mi?

Kocaeli’nde İGSAŞ tesisinin kapasite artışı projesine verilen ÇED olumlu kararı iptal edildi

Kocaeli Körfez‘de faaliyet gösteren İGSAŞ Kompoze Gübre Üretim Tesisi‘nin kapasite artışı projesine verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu kararı, mahkeme tarafından iptal edildi.

Çevre sakinleri, tesisin yıllık 220 bin tonluk üretimini 470 bin tona çıkarmak üzere hazırladığı projeye verilen  “ÇED olumlu” kararının iptali talebiyle dava açmıştı.

Kararın gerekçesinde, tesisin soğutma kuleleri için halihazırda İzmit Körfezi‘nden günde 500 bin metreküpe yakın deniz suyu çekildiği ve deşarj edildiğine, üretim sırası ve sonrasındaki emisyonların hava kirliliğine etkisine ve olası Marmara Depremi riskiyle birlikte kümülatif bir değerlendirme yapılmadığına dikkat çekildi.

Marmara Denizi, İzmit Körfezi sahipsiz değildir

Kocaeli Koz Gazetesi‘nin aktardığına göreTütünçiftlik Sahili Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Yaprak Fidancı, mahkemenin iptal kararı ile ilgili şunları söyledi:

 “Yerel mahkeme, her türlü çevre ve sağlık sorunuyla boğuşan şehrimiz için emsal olacak, gerçek hayatla uyuşan bir karar almıştır. Çevre mücadelesi için önemli bir kazanım olduğu gibi benzer mücadelelere girişmek isteyenler için cesaret verici bir karardır. Kocaeli, Marmara Denizi, İzmit Körfezi sahipsiz değildir, açtığımız çevre davalarıyla gelecek nesillerimizi, şehrimizi, ilçemizi savunuyoruz, savunmaya devam edeceğiz.” 

 

WWF’nin Blue Panda’sı Türkiye’ye yelken açıyor

WWF’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Blue Panda teknesi Akdeniz’i tehdit eden sorunlara dikkat çekmek için Fransa’dan başladığı yolculukta, İtalya’nın ardından Türkiye’ye yelken açtı.

Yelkenlinin Türkiye ziyareti çerçevesinde WWF-Türkiye ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek etkinlikte WWF’in Plastik Atıksız Şehirler Ağı üyesi olan İzmir’in plastik kirliliği ile mücadele eylem planı açıklanacak. Kuşadası, Dilek Yarımadası’nda biyolojik çeşitlilik gözlemleri yapılacak.

5 – 25 Ağustos tarihleri arasında Türkiye’de bulunacak olan yelkenli, WWF Plastik Atıksız Şehirler Ağı üyesi İzmir’in pilot ilçesi Çeşme’yi ve Kuşadası’nı ziyaret edecek.

Blue Panda Türkiye sularında bulunduğu süre boyunca denizlerdeki plastik kirliliği, Akdeniz’in doğal zenginlikleri, deniz koruma alanları, denizel biyolojik çeşitlilik gibi konulara dikkat çekecek. Tekne, 25 Ağustos’ta Türkiye’den ayrılarak Kasım’a kadar İspanya ve Fransa kıyılarını ziyaret edecek.

Tunç Soyer, Plastik Atıksız İzmir Eylem Planı’nı açıklayacak

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve WWF-Türkiye yelkenlinin Çeşme ziyareti çerçevesinde, 5 Ağustos’ta, The Stay Warehouse’nin ev sahipliğinde bir davet düzenleyecek.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, davette WWF’nin Plastik Atıksız Şehirler Ağı üyesi olan İzmir’in plastik kirliliği ile mücadele eylem planını açıklayacak.

Yelkenlinin Çeşme ziyareti boyunca Alev Adası ve Karaada Bandırma Koyu’nda kıyı temizliği ve atık analizi etkinlikleri düzenlenerek plastik kirliliğine dikkat çekilecek.

Blue Panda ayrıca 8 – 12 Ağustos tarihlerinde, 18.00 – 22.00 saatleri arasında, Çeşme Marina’da halkın ziyaretine açılacak. Ziyaretçiler teknede Blue Panda’nın Akdeniz seyri ve denizlerdeki plastik tehdidi konusunda bilgi alacak.

Türkiye’nin tanınmış sualtı fotoğrafçısı, 2021 Yılı Doğa Koruma Fotoğrafçısı Ödülü sahibi Kerim Sabuncuoğlu’nun dünya denizlerinden çektiği kareler de “insanın ve plastiğin denizlere etkisi” teması ile Blue Panda’da sergilenecek.

Blue Panda, 14 – 21 Ağustos tarihleri arasında Alaçatı’da düzenlenecek TWT IFCA JYM Slalom Dünya Rüzgâr Sörfü Şampiyonası’nın açılışına katılacak. Yelkenli, 14 Ağustos’ta şampiyona yarışçıları tarafından uğurlanarak Dilek Yarımadası’na doğru yola çıkacak.

Kuşadası, Dilek Yarımadası’nda biyolojik çeşitlilik gözlemleri

Blue Panda’nın 15 – 25 Ağustos 2022 tarihleri arasında gerçekleşecek Kuşadası, Dilek Yarımadası ziyareti çerçevesinde, WWF-Türkiye deniz ekibi ile 7 Fransız gönüllü, deniz çayırları ve kayalık deniz alanlarında biyolojik çeşitlilik gözlemleri yapacak.

Gözlemler ışığında Doğa Koruma ve Milli Park Müdürlüğü temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri gibi paydaşların katılımıyla deniz koruma alanları ve denizel biyolojik çeşitliliğe ilişkin toplantılar düzenlenerek deniz koruma alanlarının önemine dikkat çekilecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Blue Panda’nın 2019’daki Türkiye’yi ilk ziyareti sırasında WWF’nin, “Plastik Atıksız Şehirler Ağı”na katılma kararı alarak, şehrin plastik atıklarının 2030’a dek kademeli olarak doğaya karışmayacağını taahhüt etmişti. 

Demans hastası Çevik Bir’e tahliye; Aysel Tuğluk’a ifade mecburiyeti

28 Şubat davası hükümlüsü eski Genelkurmay 2’nci başkanı Çevik Bir’in onanan cezasının infazı, sağlık durumunun kötüleşmesi nedeniyle bir yıl ertelendi.

Dava kapsamında 83 yaşındaki Bir ve 13 kişiye verilen müebbet hapis cezası Yargıtay 16’ıncı Ceza Dairesi tarafından onanmış ve Bir, önce Muğla Cezaevi‘ne, ardından İzmir Buca F Tipi Cezaevi’ne konmuştu.

Bir’şn avukatı Ümit Kara, 15 Haziran’da İzmir Başsavcılığı‘na infaz erteleme talebiyleverdiği dilekçesinde, mahpusun ileri demans hastası olduğu, cezaevi koşullarında cezanın anlam ve sonucunu idrak edemediği, yemek yemeyi unutarak aç kalması nedeniyle yaşam tehlikesini içeren sağlık sorunları olduğunu belirtmişti.

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ‘3 Eylül 2021’de yapılan test ile 21 Haziran 2022’de yapılan test karşılaştırıldığında geçen süre içinde kötüleşme izlediğini’ belirtmesiyle tahliye edilen Bir’in cezası bir yıl ertelendi.

Öte yandan aynı gün, demans hastalığı defalarca tespit edilmesine rağmen cezaevinde tutulan eski siyasetçi ve avukat Aysel Tuğluk ise mahkemede ifade vermeye zorlandı.

Şubat 2021’den bu yana “demans” hastalığı teşhisi konulan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eski Eş Genel Başkanı ve eski milletvekili tutuklu avukat Aysel Tuğluk hakkında Adli Tıp Kurumu, üç  kez yapılan başvuruda olumsuz karar vermişti.

Cezaevi Gözlem Kurulu tarafından dahi hastalığı nedeniyle Mart 2022’den bu yana periyodik olarak “değerlendirmeye tabi tutmama” kararı verilen Tuğluk hakkında son 22 Haziran’da bir kez daha “cezaevinde kalabileceği” yönünde karar verilmişti.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) uzman görüşünü ve Seka Devlet Hastanesi’nin “demans” teşhisini ve tetkiklerini görmezden gelen ATK’nin kararı nedeniyle Tuğluk’un bir kez daha ifade vermsine karar verildi.

Tuğluk hakkında AYM’ye yapılan “ihtiyati tedbirli” başvuruda 2,5 yıl geçmesine rağmen hala karar verilmiş değil.

Görsel: Mezopotamya Ajansı

Ne için yargılandığımı bilmiyorum

Kobanî Davası‘nın dün Ankara‘da görülen 15’inci duruşmasının 5’inci oturumunda mahkeme heyeti, demans hastası Tuğluk’un sağlık durumu uygun olmamasına rağmen savunmasını almak için SEGBİS’le salona bağlanmasına karar verdi.

Tuğluk, heyete “Kendimi savunabilecek durumda değilim” demesine rağmen ifadesine devam edildi.

Avukat Serdar Çelebi  Tuğluk’un dinlenmemesine ilişkin talebini yineleyerek “Tuğluk’un sağlık durumuna ilişkin birçok rapor verdik. Tuğluk’un kendisini savunamayacağı ortadadır. Savunma hakkı bertaraf ediliyor. Savunma hakkı adil yargılanmanın olmazsa olmazıdır. Bu yapılan kötü muameledir, işkencedir” dedi.

Savcılık Aysel Tuğluk’un müdafi aracılığıyla savunmasının alınmasını talep ederken mahkeme heyeti de Adli Tıp Kurumu raporlarındaki “Kısmen savunma yapabilir” ibaresini göstererek Avukat Çelebi’nin taleplerini oybirliğiyle reddetti.

Mahkemenin soru sormaya devam etmesine tepki gösteren Gülten Kışanak, “Yapılan işkencedir. Tuğluk, avukatını bile tanımıyor, hala soru soruyorsunuz. Bunu kabul etmiyoruz, yapılan işkencedir, vicdanımız kabul etmiyor. SEGBİS çözümlerini alın bakın. Tuğluk’un ifadelerini duymamak için mikrofonları kapattınız” dedi.

Avukat Kemal Akalın da “Elinizi vicdanınıza koyun. Bağımlılık olur da bu kadarına da pes. Resmen alay ediyorsunuz, biraz saygı gösterin. Kendisine eziyet etmeyin. Hiçbir talebi kabul etmeyip her şeyi reddediyorsunuz. Siz kim oluyorsunuz? Sizi yargılayanlar bir gün gidecektir” ifadelerini kullandı.

 

 

 

 

 

Söğütlüçeşme’de ağaç kesimi: Paravanlar arkasında talan ve yıkım var

Kadıköy, Söğütlüçeşme’deki Marmaray İstasyonu mevkisinde bulunan ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) ile Akfen İnşaat tarafından yürütülen Viyadük İnşaat ve Çevre Düzenlemesi projesi adıyla bölgede ağaç kesimi yapıldığı ortaya çıktı.

Ağaç kesiminin ortaya çıkmasının ardından ekoloji örgütleri olaya tepki gösterdi.

Eleştiriler sosyal medya üzerinden #Söğütlüçeşmede250AğaçKesildi etiketiyle paylaşıldı. Proje kapsamında 250’yi aşkın ağacın kesildiği bildirilmişti.

Kadıköylüler Söğütlüçeşme’deki projeye karşı bir eylem gerçekleştirerek basın açıklamasında bulunmuş, “Haydarpaşa Garı işlevsiz bırakılarak Söğütlüçeşme’yi trenlerin son durağı yapmak istiyorlar” demiş ve eklemişti:

“Söğütlüçeşme’ye gar ve AVM planlamak, kent planlama ilkelerine, tekniğin ve bilime aykırıdır. Bu proje İstanbul’a ihanettir, tarihimize ihanettir. AKP’nin rant ve talana dayalı  Projenin hayata geçmesini önleyemezsek deniz ulaşımı tali kılınarak minibüs, otobüs, metrobüs, marmaray, hızlı tren gibi ulaşım araçlarının tümü bu bölgeye yüklenecektir. Bunların hiç birisi İstanbul ve Kadıköy ulaşım gerçekliğinin düşünülmediğini gözler önüne sermektedir.”

İnşaatın önüne çekilen panolara “TCDD inşaatı ruhsatsız” ve “ AVM’ye hayır” gibi yazılar yazıldı.

Validebağ Savunmasınca da inşaat alanından videoları paylaşarak “Kadıköy’de neler oluyor biliyor musunuz?” diye sordu ve şu tepkiyi gösterdi:

“Söğütlüçeşme tren istasyonunda yüksek paravanlar arkasında talan ve yıkım var! TCDD viyadük inşaatı diyor, ancak AVM yapımı var. 100 yaşına yakın, belki daha fazla olan 250 ağaç kesildi.”

Söz konusu alana AVM yapıldığına ilişkin iddia ağaçların kesimiyle yeniden gündeme geldi. Ancak alışveriş merkezine benzer bir gar binasının inşasına ilişkin proje Temmuz 2021’de İstanbul 13. İdare Mahkemesince iptal edilmişti.

Yeryüzü Ekoloji Kolektifi tarafından yapılan değerlendirmede ise “TCDD ve AKFEN’in Kadıköy Söğütlüçeşme’de sürdürdüğü kaçak inşaat sırasında çok sayıda ağaç kesildi. Kent suçunu gizlemek için yapılan paravanlar yetmez, demiştik. Şimdi üzerinde doğru bilgiler mevcut!” denildi.

Fenerbahçe Kalamış Dayanışması tarafından yapılan açıklamada ise “Hükümet, TCDD ve Akfen #Söğütlüçeşmede250AğaçKesildi ğini halktan saklamak için bu panolarla alanı çevrelemiş ama Kadıköy halkının gerçekleri ortaya çıkarmasına engel olamadı. Kadıköy halkı bu ruhsatsız projeye izin vermeyecek” ifadeleri kullanıldı.

Almanya’da enerji krizine acil yanıt: Kapatılan kömür santrali tekrar faaliyete geçti

Almanya‘da kapatılmış kömür yakıtlı termik santrallerden ilki tekrar faaliyete geçirildi.

Ülkenin Rus doğal gazına bağımlılığının nasıl azaltılacağı konusunda tartışmalar artarak devam ederken Aşağı Saksonya eyaletinde Çek enerji şirketi EGH‘ye ait santrale nisan ayına kadar tekrar faaliyete geçmesi için acil durum izni verildi.

Habeck: Kötü ama zorunlu seçenek

Ekonomi Bakanı; Yeşiller Partisi’nden Robert Habeck bu kararı kötü ama zorunlu bir seçenek olarak tanımladı. Habeck bunun iklim kriziyle mücadele için atılan adımlar için de bir geriye gidiş olduğunu kabul etti.

Öte yandan Sosyal Demokratlar ve Liberallerle üçlü koalisyon kuran Yeşiller Partisi’nin lideri Ricarda Lang, partisi iktidarda olduğu sürece nükleer santrallerin ömürlerinin uzatılması gibi bir karar alınmayacağını söyledi.

Almanya’daki nükleer santrallerin kapatılması kararı, 2011 yılında Fukuşima felaketi sonrasında alınmıştı. Uzmanlar da ülke için nükleer enerji seçeneğinin yeniden gündeme gelmesinin pek mümkün olmadığı görüşünde, zira çok büyük yatırımlar yapılması, eksik ekipmanların tamamlanması ve insan kaynağı desteği gerekiyor.

Almanya’da nükleer enerjiye veda için son düzlük: Üç reaktör kapatılıyor
Almanya’da nükleerden çıkış Yeşiller’in tarihi başarısıdır!

Rusya gazı azaltmıştı

Almanya sanayi ve konutlar için ihtiyaç duyduğu doğal gaz konusunda büyük oranda Rusya’ya bağımlı ve bunun da önemli bir kısmını Baltık Denizi’nden geçen Kuzey Akım 1 boru hattıyla sağlıyor. Rusya ise bakım ve arıza gerekçesiyle bu hattan pompalanan gaz miktarını yüzde 20’ye düşürmüştü.

Rusya gaz akışını yine kısıyor, AB tasarruf yapmaya çalışıyor
Almanya’dan sonra Fransa: Kapatılan kömürlü santral ‘enerji krizi’ gerekçesiyle yeniden açılacak

Bu kış yeterli doğal gaz olmayacağını tahmin eden yetkililer ise bazı acil durum önlemleri hayata geçirmeye başladı. Kamu binalarının ve yüzme havuzlarının ısıtılması gibi konularda kısıtlamalar getirilirken şirketlerden de büyük ofisleri soğutma yerine personeli mümkün olduğunca evden çalışmaya teşvik etmesi istendi.

 

Prof. Dr. Esin Şenol, aşı karşıtlarının hedefi oldu: Ofisinin kapısına dana dili bırakıldı

Bir süredir aşı karşıtları tarafından hedef alınan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol ölüm tehditleri aldığını, ofisinin kapısına dana dili bırakıldığını, failin kendini Op. Dr. Mustafa Yücel olarak tanıtan sahte doktor olduğunu duyurdu.

Pandemi dönemi boyunca aşı karşıtlarının hedefi haline gelen Prof. Şenol’u ölümle tehdit eden sahte hesabın sahibinin Büyük Uyanış Derneği üyesi olduğu ortaya çıktı.

Mustafa Yücel’in sosyal medya hesabından Prof. Şenol’u hedef alan paylaşımlar yaptığı, ofisinin önünde fotoğraf paylaştığı görüldü. Bunun üzerine Emniyet’ten yapılan açıklamada, “Kişi hakkında emniyet birimleri gerekli işlemleri başlatarak harekete geçmiştir” denildi.

‘İçişleri Bakanlığı şiddet dolu tacizlere seyirci kalıyor’

Prof. Şenol yaşananları ‘kan dondurucu, planlı bir cinayet girişimi olduğunu’ belirtirken Sağlık ve İçişleri Bakanlıkları ile ile ilgili kurumların tüm şiddet dolu tacizlere seyirci kaldığını söyledi.

Prof. Şenol yaşadıklarını şöyle anlattı:

“29 Temmuz 2022 tarihinde akşam üzeri ofisimin bulunduğu binaya girdiğimde, dotopark görevlisi, ‘Hocam, Avcı adlı bir hastanız size selam söyledi, ‘beyaz bir Clio araba’ notunu iletti” dedi.

Ardından sekreterim ve bina görevlisi, bulunduğum katın merdivenlerine  bırakılmış iki adet dana dili bulduklarını, fotoğraflayıp sonra attıklarını söyledi. Binanın altında bulunan kafe görevlileri de bir hastamın bana iki limonata yollattığını, kendi bırakmak istememe nedeni olarak ‘Esin Hoca böyle şeyleri sevmez’ dediğini iletti.”

İlgili şahsın sosyal medya hesabı üzerinden cinayete hazırlandığını belirten Prof. Şenol, cinayeti o gün ofise geç gitmesi sebebiyle bertaraf etmiş olduğunu aktardı.

Daha önce koruma talebinde bulunduğunu belirten Şenol, ölüm tehditi aldığını basında defalarca paylaşmasına rağmen ilgili mercilerin sadece olayı seyrettiğini belirtti:

“Bunun yakın bir fiziksel tehdit olduğunu algıladım. Uzun süredir aiı karşıtı, ‘plandemikçi’ hesaplardan tehdit alıyor ve suç duyurularında bulunuyorum. Ancak bizim yaptığımız suç duyuruları ‘ifade özgürlüğü’ ya da ‘adres bulunamadı’ şeklinde karşılık buluyor.”

Destek yağdı

Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol’a sağlık ve siyaset camiasından destek yağdı.

TTB’den yapılan açıklamada, “Bilimsel gerçekleri ve toplum sağlığını savunmaktan asla vazgeçmeyen Pandemi Çalışma Grubumuzun üyesi Prof. Dr. Esin Şenol‘a dönük saldırılara karşı birlikte mücadele edeceğimizi vurguluyor; bilim insanlarının yanında olduğumuzu tekrar ifade ediyoruz” denildi.

İstanbul ve Ankara tabip odaları da saldırıya tepki gösterdi; Davutoğlu Şenol’un yanında olduklarını açıkladı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ölüm tehdidi alan Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol’un yanında olduğunu belirtirken “Elimizden ne gelirse yapmaya hazırız, yanınızdayız” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu Şenol’a yapılan saldırı sanat, siyaset ve medya dünyasından da büyük tepki topladı:

https://twitter.com/MenekseTK/status/1554351831907815426

Avustralya yerlisi senatör Thorpe meclis yemininde Kraliçe için ‘sömürgeci’ dedi

Avustralya’nın yerli halklarından birine mensup olan senatör Lidia Thorpe, ülke parlamentosundaki yemin töreni sırasında Kraliçe 2. Elizabeth için ‘sömürgeci’ ifadesini kullandı.

Milletvekili yeminini değiştiren Thorpe’un yemini tekrarlaması istendi.

İngiltere Kraliçesi aynı zamanda Avustralya’da devletin başı konumunda bulunuyor.

Avustralya Yeşiller Partisi‘nden milletvekili olan Thorpe sağ yumruğu havada girdiği Meclis salonunda, yemini şu şekilde değiştirerek okudu:

“Ben Lidia Thorpe, samimi şekilde, bir sömürgeci olan majesteleri Kraliçe 2. Elizabeth’e sadık kalacağıma ve bağlı olacağıma and içiyorum”

48 yaşındaki siyasetçinin ifadeleri bir kısım vekil tarafından tepki görürken, Meclis Başkanı Sue Lins yeminini tekrarlamasını istedi. Tekrar  sırasında Thorpe, ‘sömürgeci’ ifadesini kullanmadı.

Aborjinler nüfusun yüzde 2’sini oluşturuyor

Aborjinlerin kıtaya 65 bin yıl önce gittiğine ilişkin arkeolojik veriler bulunuyor. Avustralya’nın kuzeyindeki Madhjedbebe kayalık alanında yapılan kazılarda buldukları el yapımı eşyalar üzerinde çalışan araştırmacılar, bunların en az 65 bin yıllık olduğunu bulmuştu.

İlk Britanya filosunun 26 Ocak 1788’de kıtaya ayak basmasının ardından yerli halka yönelik büyük katliamlar ve kültürel soykırım yapıldığını savunan Aborjinler, “İstila Günü” dedikleri bu tarihin “Avustralya Günü” olarak kutlanmasına karşı çıkıyor. Avustralya’da Aborjinler yetişkin nüfusun yüzde 2’sini oluşturuyor.

Avustralya’da kurtarılan kaplumbağanın midesi sadece plastikle dolu

Avustralya sahillerinde kurtarılan küçük bir kaplumbağanın midesinin sadece plastik dolu olduğu açıklandı. Hayvanın tedavisini yapan veteriner hekimler, kaplumbağanın yediği plastiklerin vücuttan atılmasının altı gün sürdüğünü söyledi.

Yavru deniz kaplumbağası, Sidney kentinin sahilinde, bir kaya havuzunda sırtüstü yatarken bulundu. Hemen Taronga Hayvanat Bahçesi‘ne götürülen kaplumbağa, buradaki veteriner hekimler tarafından tedavi altına alındı.

Yeni doğanların besin maddesi oldu

Veterinerler, hayvanın midesinin çok fazla plastikle dolu olduğunu ve bunların vücudundan atılmasının altı gün sürdüğünü açıkladı. Küçük kaplumbağanın plastik dışında hiçbir şey yemediğine dikkat çeken hekimler, yeni doğan hayvanların, sadece sahillerde çok yoğun olarak bulunan plastik çöpleri yediğini belirtti.

Tek bir poşet çayda 13 bin mikroplastik parçacığı tespit edildi
Antarktika’nın yeni yağmış karında ilk kez mikroplastik tespit edildi
Hollanda’daki çiftlik hayvanlarının etinde, sütünde ve kanında mikroplastik tespit edildi
Pandemide 25 bin tondan fazla plastik atık okyanuslara atıldı
Mikroplastik ilk kez insan kanında tespit edildi

Doğaya atılan plastikler, mikroplastik olarak artık insanların ve hayvanların vücutlarında ve kanında dolaşıyor. Dünyanın zirvesi Everest’ten Büyük Okyanus’un en derin noktası Mariana Çukuru’na kadar her yerde rastlanan plastikler, okyanuslarda, denizlerde ve büyük göllerde bulunan en yaygın deniz çöpü türü.

Oşinograflar, bundan yedi yıl önce dünya çapında yüzey sularında yüzen 15 trilyon ile 51 trilyon arasında mikroplastik parçacık olduğunu tahmin etmişti. Bugün bu sayının iki katına yaklaştığı tahmin ediliyor.

ÇİFTÇİ-SEN: AKP ve şirketler zeytinlik alanların talanı için hamle yapıyor!

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 1 Mart’ta yayımlanan Maden Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle enerji arzı için zeytinlik sahalarında madencilik faaliyetlerine izin verilmişti. Çiftçiler Sendikası Yürütme Kurulu (ÇİFTÇİ-SEN) da söz konusu yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması için dava açan onlarca örgütten biriydi. Söz konusu davada yürütmeyi durdurma kararına Bakanlık tarafından itiraz edilmesi sonrası karar iptal edilmişti. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önce ÇİFTÇİ-SEN’in “bu yönetmelikten zarar görmediği, menfaat ihlali olmadığı” gerekçesiyle “davanın ehliyet yönünden reddini” talep etmişti.

‘Bakanlık maden ve enerji şirketlerinin binlerce ağacı katledeceğini biliyor’

Dava sonucunda T.C. Danıştay Sekizinci Dairesi 20 Nisan 2022’de yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Ardından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 22 Haziran’da yürütmenin durdurulması kararını kaldırdı.

ÇİFTÇİ-SEN tarafından Kurul kararına ilişkin yapılan açıklamada “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yönetmelik kısa bir süre için uygulansa bile maden ve enerji şirketlerinin binlerce ağacı katledeceğini, geriye dönüşünün olmayacağını biliyor, şirketlerin isteğini yerine getirmek için yönetmeliğin yürürlükte kalması için elinden geleni yapıyor, bunda da ‘kamu yararı’ görüyor” denildi. 

Sendikanın yürütme kurulunca yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

“2012’de, Tarım Bakanlığı kamu yararı iddiası ile zeytinliklerin katledilmesini engelleyen yasal engelleri ‘Kanun Hükmünde Kararname’ çıkartarak aşmaya çalışmış, 14 ay yürürlükte kalan bu kanunsuz yönetmelik yüzünden 18 bin 350 dekar zeytinlik alanda 26 adet maden işletmesi faaliyete geçmiş, binlerce ağacı katledilmişti. 14 ay sonra ise Danıştay Daireler Kurulu kararnameyi ‘kanunsuz’ olduğundan dolayı iptal etmişti.”

‘Zeytinlik alanları talan etmeleri kolaylaştırıldı’

AKP hükümetinin durmak bilmediğinin ifade edildiği açıklamada “Danıştay Daireler Kurulu ise 2012’de almış olduğu kararı ve iptal edilen yönetmeliğin yürürlükte kaldığı süre içinde zeytinlik alanlara, ekolojiye ve kamuya verdiği zararı unutarak itirazı kısmi olarak kabul etmiş, ‘itiraza konu daire kararının, uyuşmazlığın Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince oluşturulacak müşterek kurulca değerlendirilerek yeniden bir karar verilmek üzere kaldırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır’ diyerek kendi geçmiş kararını yok sayan, kamu vicdanını sızlatan bir karara imza atmış, şirketlerin zeytinlik alanları talan etmelerini kolaylaştırmıştır” denildi. 

Söz konusu yönetmeliğin uygulanmasının aynı zamanda BM Genel Kurulu’nda kabul edilen “Köylülerin ve Kırsalda Çalışan Diğer İnsanların Hakları Birleşmiş Milletler Deklarasyonu”nun da ihlali olduğunun altının çizildiği açıklamada son olarak şunlara değinildi:

“Deklerasyon’un 18. Maddesi ‘Güvenli, Temiz ve Sağlıklı bir Çevre Hakkı‘ndan bahseder. Çiftçilerin, içinde yaşadığı çevrenin, topraklarının ve kullandıkları kaynakların üretim kapasitesinin korunması ve muhafazasının temel haklarından biri olduğundan bahseder ve devletlere ‘Herhangi bir ayrımcılık yapmadan, güvenli, temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almaları’ gerektiğini söyler.”

ÇİFTÇİ-SEN tarafından ayrıca kamuoyuna şu çağrıda bulunuldu:

“Birlikte olduğumuzda güçlü olduğumuzu zeytinliklere yönelik her saldırıda gördük. Biliyoruz ki şirketlerin ve AKP’nin doğanın metalaştırılmasına, zeytinliklerimize, sularımıza, tarım arazilerimize, gıdamıza dönük saldırıları devam edecek. Enerjimizi toplamalıyız. Ve ısrarla üreticiler, tüketiciler, ekolojistler, çevreciler, kendi kültürüne sahip çıkanlar olarak birlikte olmalıyız. Hukuksuz uygulamalara karşı mücadelemizi yükseltmeliyiz.”

Ne olmuştu?

Yönetmelik değişikliğinin yayımlandığı tarih olan 1 Mart 2022’de aynı zamanda Akbelen Ormanı’nda YK Enerji’nin maden sahasını genişletmesi talebi için bilirkişi keşfi vardı.

Keşif öncesi yayımlanan karar çevre aktivistleri ve kamuoyundan yoğun tepki toplamıştı. Değişiklik sonrası onlarca dava açılmıştı.

İkizköy’e üçüncü kez bilirkişi keşfi kararı

Avukatlar Yeşil Gazete’ye yeni yönetmeliğin Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun’a aykırı olduğunu aktarmıştı.

Ancak geçtiğimiz günlerde Akbelen Ormanı’nda yeniden bilirkişi keşfi yapılması yönünde karar çıkmıştı. Bölgede üçüncü keşfin 8 Ağustos’ta yapılacağı bildirildi.

Akbelen’de bilirkişi raporu: Kömür geri dönülmez zararlar verecek