Ana Sayfa Blog Sayfa 819

İklim değişikliği: Doğal afet ve bitki zararlılarının tarıma etkisi için araştırma önergesi verildi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iklim değişikliğinin neden olduğu doğal afetler ve bitki zararlılarının tarımsal üretime etkisinin ortaya çıkarılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

CHP Niğde Milletvekili Gürer, önergede tarımsal faaliyetlerdeki sorunların alanda yapılacak çalışmalarla belirlenmesi ve çözüm önerilerinin ortaya konulması için acil olarak faaliyete geçilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Yanlış tarım politikaları ve maliyet artışlarının üretime etkisi

ANKA Haber Ajansı’nın aktardığına göre; Ömer Fethi Gürer, iklim değişikliklerinin neden olduğu doğal afetler ile Akdeniz sineği, çekirge ve tırtıl istilalarıyla bitkisel üretimde oluşan sorunlarla ilgili önerge verdi.

İktidarın yanlış tarım politikaları ile ekili alan ve çiftçi sayısının her geçen gün azaldığına işaret eden Gürer, maliyet artışlarının üretimi topraktan kopardığını belirtti.

Çöl sıcakları, kuraklık, kum fırtınası, sel, dolu, don gibi afetlerin ise ürünlerde ciddi kayıplara neden olduğuna dikkat çeken Gürer, son günlerde Trakya’da ayçiçeğine musallat olan ve Anadolu’nun diğer illerine hızla yayılan tırtıl istilasının; bitkisel ve bahçe ürünlerinin başına bela olduğunu vurguladı.

Güneydoğu’da çekirge istilası, Çukurova ve çevre illerde narenciye ve bahçe ürünlerine ciddi zarar veren Akdeniz sineği, domates için tehdit oluşturan domates güvesi ve hububata büyük zarar veren süne zararlısı başta olmak üzere 619 zararlının bitkisel ürünü olumsuz etkilediğinin bilindiğini aktaran Gürer, “Bazı zararlıların ithal ürünlerle ülkemize geldiği bilinmekte olup; özellikle Akdeniz sineği ve domates güvesi gibi zararlılar da bu kapsamda yer alıyor” dedi.

‘Bitkisel üretimde gerekli çözümlerde ya yetersiz ya da geç kalınıyor’

İklim şartları nedeniyle bazı organizmaların popülasyonunda artış yaşanırken zararlılarla etken mücadelede sorunlar olduğuna işaret eden Gürer, “Bitkisel üretimde olumsuzluklar her geçen gün artmasına karşı gerekli çözümlerde ya yetersiz ya da geç kalınıyor. Girdi maliyetleri ile çiftçiliği ve üreticiliği sürdürmekte zorlanan çiftçiler, iklim değişikliği ile oluşan sorunların yanında bitki zararlıları nedeniyle de ciddi ürün kayıplarının giderilmesi de önem arz ediyor” şeklinde konuştu.

Gürer tarım ilaçlarının kontrollü bir şekilde kullanılması gerektiğine de değindi.

 

Erkekler Temmuz’da en az 28 kadını öldürdü

Erkekler Temmuz’da en az 28 kadını öldürdü. En az 64 kadına şiddet uygulayan erkekler, 16 çocuğu istismar etti. 17 kadın taciz eden erkekler 12 kadını seks işçiliğine zorladı.

bianet‘in yerel ve ulusal gazetelerden, haber siteleri ile ajanslardan derlediği verilerle hazırladığı Erkek Şiddeti Çetelesi‘ne göre; erkekler, Temmuz’da en az 28 kadını ve bir çocuğu öldürdü.

Erkekler yedi ayda 191 kadını öldürdü

2022’nin ilk yedi ayında erkekler, 191 kadını öldürdü, 89 kadını taciz etti, 163 çocuğu istismar etti.

455 kadına şiddet uygulayan erkekler, 20 kadına tecavüz etti. Erkekler en az 363 kadını seks işçiliğine zorladı.

2022’nin ilk yedi ayında 119 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansırken, erkekler, yılın ilk yedi ayında en az 23 çocuğu öldürdü.

Temmuz’da 28 kadın öldürüldü

Erkekler, Temmuz’da en az 28 kadını öldürdü; geçen yıl bu sayı 24 idi. Ayrıca erkekler, kadınların yanındaki en az üç erkeği de öldürdü.

En az beş kadın koruma kararı rağmen öldürüldü.

Erkeklerin 17 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı.

Erkekler 10 kadını ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdü. Erkekler bir kadını da kızı “ayrılmak istediği” için öldürdü.

18 kadını kocası, eski kocası, sevgilisi erkekler, iki kadını abisi, bir kadını oğlu, bir kadını damadı, bir kadını akrabası erkekler, bir kadını da arkadaşı öldürdü.

Fotoğraf: Gülnaz Bingöl / csgorselarsiv.org

Bir çocuğu babası öldürdü

Erkekler, Temmuz’da bir çocuğu öldürdü.

Eskişehir’de iki çocuk üvey babalarının kendilerine şiddet uyguladığını açıkladı. Adana ve Kars’ta iki erkek çocuklarına şiddet uyguladı.

Bir çocuğu babası öldürdü.

Erkekler, Temmuz’da en az 16 çocuğu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 13 idi.

Erkekler, üç çocuğu ev içinde, 16 çocuğu kuran kursu, sokak gibi ev dışı alanlarda istismar etti.

Fotoğraf: Dilara Açıkgöz / csgorselarsiv.or

Cinsel saldırı, şiddet ve tecavüz…

Erkekler, Temmuz 2022’de en az beş kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay erkeklerin tecavüz ettiği kadın sayısı yediydi.

Bir kadına akrabası iki erkek, iki kadına yakınlık derecesi basına yansımayan iki erkek, bir kadına sevgilisi bir kadına da arkadaşı tecavüz etti.

Erkeklerin tecavüz ettiği kadınlardan biri Türkiye vatandaşı değildi. Bir kadın da engelliydi.

Temmuz 2022’de erkekler en az 17 kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı 21’idi.
Erkekler, beş kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti.

Kadınları taciz eden erkeklerden biri kadının patronuyken, 11 fail erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Fotoğraf: Emre Orman / csgorselarsiv.org

Erkekler, Temmuz’da en az 64 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 77 idi.

Erkeklerin şiddet uyguladığı 16 kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az 12 kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

Erkeklerin şiddet uyguladığı kadınlardan, üçü trans kadındı. Kadınlara şiddet uygulayanlar arasında polis ve bekçiler de vardı.

En az 41 kadını kocası, eski sevgilisi yaraladı, 12 kadına şiddet uygulayan 13 erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı. Bir kadını komşusu erkek, üç kadına oğlu, bir kadını akrabası, bir kadını kardeşi, üç trans kadını polis bekçi erkekler, bir kadını hastası, bir kadını da damadı yaraladı.

Fotoğraf: Emre Orman/ csgorselarsiv.org

Erkekler, 15 kadına boşanmak istediği/barışmak istemediği için şiddet uygularken, bir kadına “dini saiklerle”, bir kadına da “cinsel saldırıda bulunmak” için şiddet uyguladı. Erkeklerin 47 kadına şiddet uygulama bahanesi basına yansımadı.

Erkekler, Temmuz’da en az 12 kadını seks işçiliğine zorladı. Geçen yıl aynı ay bu sayı, 36 idi. Seks işçiliğine zorlanan kadınlar Türkiye vatandaşı değildi. Seks işçiliğine zorlananlar arasında çocuklar da vardı.

Güney Afrika’da altı ayda nesli tükenme tehditi altındaki 259 gergedan katledildi

Güney Afrika Cumhuriyeti’nde 2022’nin ilk altı ayında, nesilleri tükenme tehdidi altında bulunan 259 Afrika gergedanı kaçak avcılar tarafından katledildi.

Ormancılık, Balıkçılık ve Çevre Bakanı Barbara Creecy, bu yılın ilk yarısında ülkede 210’u ulusal parklarda, 49’u özel çiftliklerde olmak üzere, toplamda 259 gergedanın boynuzları için öldürüldüğünü kaydetti.

Bu sayının geçen yılın aynı dönemine göre daha yüksek olduğuna dikkati çeken Bakan, bu yılın ilk altı ayında 69 kaçak avcı ve boynuz kaçakçısının da tutuklandığını söyledi.

Boynuzları için öldürülüyorlar

Afrika’nın beş büyük hayvanından biri olarak bilinen ve nesilleri tükenme tehdidi altında bulunan Afrika gergedanları, bazı Asya ülkelerinde ‘statü’ simgesi olan boynuzlarından takı ve süs eşyası yapılmak için katlediliyor.

Uluslararası kaçakçılık örgütleri, özellikle uluslararası pazarda kilogramı on binlerce doları bulan ve hayvan başına altı kilogramdan fazla elde edilen  boynuzlar için sayıları son yarım asırda 65 binden 3 bin 800 civarına düşen siyah gergedanları hedef alıyor.

Öte yandan, kaçak avcılarla etkin mücadele ve Covid-19 salgınının getirdiği seyahat kısıtlamaları nedeniyle ülkede son birkaç yılda avlanan gergedan sayısında gözle görülür düşüş olduğuna da dikkat çekiliyor.

Cengiz Holding’in taş ocağına karşı doğayı savunan İkizderelilerin davası bugün görülüyor

Rize İkizdere’de Eskencidere Vadisi‘nde halkın yılardır süren itirazları, davalar ve bilirkişi raporuna rağmen süren Cengiz Holding‘in taş ocağına karşı açılan dava bugün Rize İdare Mahkemesi’nde görülüyor.

İkizdere’liler taş ocağına karşı onlarca kez protestolar yapmasına rağmen Cengiz Holding bölgede varlığını sürdürüyor.

https://twitter.com/ikizdere_icder/status/1554510369116377088?s=20&t=_ypgf8xp_spu9BwG9E9zKQ

Dün gerçekleştirilen eylemde de İkizdereliler yeniden taleplerini dile getirerek şirketi bölgede istemediklerini belirtti ve sağlıklı yaşam hakkına işaret etti.

İkizdere Çevre Derneği Çevre Komisyonu Başkanı Osman Baş basın açıklamasında iki yıllık süre içerisinde hukuk mücadelesine başladıklarından bu yana İkizdere’deki bütün partilere gittiklerini, her anlayıştan insana gittiklerini, konuştuklarını ve durumu açıkladıklarını aktardı.

Baş, çoğunun kendilerini desteklediklerini belirterek “Her anlayıştan farklı insanların şu anda yaşanan İkizdere’deki zulme karşı çıktığını, kalplerinde bunu hissettiğini de biliyorum. Umarım ilerideki dönemde içimize gelip buna fiili destek de verirler. Ortak paydamız İkizdere’mizin taşına, toprağına, doğal yaşamına sahip çıkmak olsun. İkizdere’yi çöl haline getirmek isteyenler kim olursa olsun, hep beraber karşı çıkarak bu talanı durdurmalıyız” dedi ve ekledi:

“Burada HES’ler ilk çıktığı zaman şu anda HES’lere ilk karşı çıkanlardan bir tanesi de eski belediye başkanlarımızdandı. Demişti ki; ‘Eğer burada bu HES’lere bu kadar izin verilirse bu derelerde yaşam imkânı olmaz’ aynen şu anda yaşıyoruz.”

İkizdere Çevre Derneği tarafından yapılan açıklamada daha önce bölgeye gelen Ulaştırma Bakanı ve bürokratların köylülere verdikleri sözler hatırlatıldı. Eyleme katılan vatandaşlar bunların birer yalan olduğunu haykırıldı. Verildiği belirtilen sözler ve vatandaşların söz konusu sözlere yanıtları şöyle:

  1. Verimli toprak depolanacak: Yalan, toprak denize dökülüyor. Depolanıyorsa depolama görüntüleri halkla paylaşılsın.
  2. Toz olmaması için düzenli sulama yapılacak: Yalan, hiçbir sulama görüntüsüne tanık olmadık, tozdan nefes alamaz haldeyiz. 
  3. Sular çamurlu akmayacak: Yalan, taş ocağı başladığından beri içme suyumuz çamurlu akıyor hayvanlarımız dahi içemiyor. İçme sularımızı marketten temin ediyoruz. 
  4. Sürekli hava ve gürültü ölçümleri yapılacak: Nefes alamadığımız bir ortamda hava ölçümleri yapılıyorsa sonuçları halkla ve basınla paylaşılsın. 
  5. Vadide ikinci bir ruhsat verilmeyecek: Yalan, şu anda iki ocak çalışıyor ve ihtiyaca göre yenileri eklenecek.
  6. Limanda 8 bin kişi çalışacak: Yalan, Trabzon Artvin ve Rize limanlarında sadece 500 kişi çalışırken burada nasıl 8 bin kişi çalışacak
  7. Taş ocağı alanı 13,5 hektar olmayacak: Yapılan limanın yüzde 5’i bitirildiği halde ormanın yarısı yok edilecek
  8. Çay bahçelerine dokunulmayacak: Taş ocağının yanında bulunan çay bahçeleri sahiplerine sorulmadan acil kamulaştırılıp elinden alınmıştır.
  9. Doğa tahrip olmayacak: Yaban yaşamı yok olmuştur. Binlerce yıldır var olan ağaçlar diplerinden sökülerek geri dönüşü olmaz tahribatlar oluşmuştur.
  10. Depolanan verimli toprak iş bitiminde taşınacaktır: Verimli toprak kamyonlarla denize dökülüyor. Bir basını açıklamasında 10 yalan fazla değil mi sayını bakan?

Kuzey kutbuna özgü Grönland köpekbalığı Karayipler’de

Kuzey Kutbu‘na özgü bir tür olan ve soğuk sularda yaşayan Grönland köpekbalığı ilk kez Karayipler‘deki Belize set resifi yakınında tespit edildi.  Bilim insanları, Kuzey Kutbu’na özgü tür olan hayvanın yaşadığı soğuk denizlerin binlerce mil güneyinde ne yaptığını anlamaya çalışıyor.

Aslında Kuzey Kutbu’ndan uzak olmasına rağmen, Karayiplerin derin denizi de çok soğuk ve görünüşe göre bu hayvanlar için fazlasıyla uygun. Uzmanlar,  Grönland köpekbalıkları da dahil olmak üzere “sleeper shark” denilen türün  dünyanın dört bir yanındaki derin denizlerde yaşayabileceğini söylüyor. Ancak bunun gibi manzaralar sık görülmüyor.

Florida Uluslararası Üniversitesi ve Belize Balıkçılık Bölümü‘nden araştırmacıların, dünyanın en uzun ikinci set resifi olan Belize’nin yakınlarında araştırma mekanizmalarına takılan Grönland köpek bağlığının resif yakınlarında yüzdüğü belirtildi. Bu tür bir hayvan, Batı Karayip sularında ilk kez görülüyor.

Araştırmanın bulguları, Marine Biology dergisinin temmuz sayısında duyuruldu .

Dünyanın bütün denizlerini dolaşıyor olabilirler

Araştırmayı yürüten ekipten Devanshi Kasana, söz konusu keşfin, bu tür köpekbalıklarının potansiyel olarak dünya okyanuslarını kutuptan Ekvator‘a kadar dolaştığına işaret edebileceğini belirten Kasana, ancak bu köpekbalıklarının tropikal suların çok derinlerinde kaldıklarının tahmin edildiğini söyledi.

Grönland köpekbalıkları, Arktik Okyanusu‘ndaki en büyük balık ve yıl boyunca orada bulunan tek köpek balığı.  Nüfus seviyeleri iyi bilinmiyor, ancak düşüşte oldukları düşünülüyor ve Uluslararası Doğa Koruma Birliği tarafından “savunmasız” olarak kabul ediliyorlar . Bazen sığ sularda görülseler de,  2.400 metre derinliğindeki sularda;  eksi 2 ila 7  derece arasındaki sıcaklıklarda sorun olmadan yaşayabiliyorlar.

Yedi-sekiz metre uzunluğa ve 1.5 ton ağırlığa ulaşabilen hayvanlar, fok, balık ve kalamar avladıkları bilinmesine rağmen, deniz tabanındaki büyük memelilerin kalıntılarıyla beslendikleri de çok yaygın görülüyor. 400 yıldan fazla yaşayabilen Grönland köpekbalıklarının ait olduğu köpekbalıkları grubu olan “sleeper köpekbalıkları”, soğuk su ortamlarına uyarlanmış yapılarıyla, enerjilerini korumak için yavaş hareket ediyorlar ve dokuları, buz kristallerinin oluşmasını engelleyen antifrize benzer yüksek düzeyde kimyasal bileşikler içeriyor.

En büyük riskler iklim değişikliği ve balıkçılık

Bu yüzden Belize’de rastlamak beklenmedik bir şey olsa da, Ekvator yakınlarında akraba gruptan birkaçı daha önce tespit edilmişti.

Karşılaştıkları en büyük tehditler ise yaşam alanlarının değişmesine neden olan iklim değişikliği, şiddetli hava koşulları ve balıkçılık.

Belize hükümeti kısa süre önce (Glover’s Resifi ve çevresindeki derin sular dahil) üç atolü köpekbalıkları için koruma alanı olarak ilan etmişti.

 

Kavala’dan Çavuşoğlu’na yanıt: Cezaevinde tutmak için uydurulmuş iddialar

Gezi davası dolayısıyla Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan hak savunucusu, iş insanı Osman Kavala, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı ve kendisine dair söylediklerini değerlendirdi.

Kavala, Çavuşoğlu’nun Gezi direnişine kaynak aktarıldığı iddiasıyla ilgili hiçbir bulgu, bilgi, hatta bir işaret ortaya konamadığını yazdı.

Gezi Davası’nda karar: Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet, diğer sanıklara 18 yıl hapis

‘Gezi’yi itibarsızlaştırmak için uydurulmuş iddialar’

Osman Kavala’nın açıklaması şöyle:

“Gezi olaylarına benim üzerimden yurtdışından kaynak aktarıldığı, Gezi protestolarını itibarsızlaştırmak ve beni cezaevinde tutmak için uydurulmuş bir iddiadır. Yıllardır uğraşılmasına rağmen bu iddiaya yönelik hiçbir bulgu, bilgi, hatta bir işaret ortaya konamamıştır.

Benim beş yıla yakın süre cezaevinde tutulmamı sağlayan yargılama süreci ve Gezi davası, yoğun hukuksuzluklar temelinde yürütülmüştür.

Geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanı’nın yaptığı gibi, Gezi olaylarıyla ilgili asılsız iddiaları tekrarlayarak AİHM’in tespit ettiği ve verdiği kararlarda sona erdirilmesini istediği vahim insan hakları ihlallerini meşrulaştırmaya çalışmak, kabul edilebilir bir şey değildir.”

Ne olmuştu?

Türkiye’yi 29 Temmuz’da ziyaret eden Almanya Dışişleri Bakanı Annelena Baerbock ve Çavuşoğlu’nun düzenlediği ortak basın toplantısında Kavala’nın yargılanma süreci gündeme gelmiş; Alman bakan Kavala’nın AİHM kararları gereği serbest bırakılmasını talep edince Çavuşoğlu şunları söylemişti:

Çavuşoğlu’ndan AİHM kararlarını hatırlatan Baerbock’a: Foncu, iki yüzlü

“Osman Kavala’yı Türkiye aleyhine kullanıyorsunuz, fonluyorsunuz. Gezi olaylarında ne kadar fonladığınızı biliyoruz. Sizlerin ne kadar destek verdiğini biliyoruz. O nedenle Osman Kavala konusunu sürekli gündemde tutuyorsunuz.”

İhlal prosedürü başlatıldı

AİHM 10 Aralık 2019’da Kavala’ya ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‘nin (AİHS) 18. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiş; dosya, üye devletlerin kararlara uymasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, mahkeme kararının uygulanmamasıyla ilgili ihlal prosedürü başlatmasının ardından Büyük Daire’ye taşınmıştı. 

AİHM’den ihlal kararı: Kavala derhal serbest bırakılmalı

Büyük Daire,11 Temmuz’da açıkladığı kararında, Türkiye’nin, AİHM kararlarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 46/1. maddesini ihlal ettiğini belirlemişti. Karara karşı tek karşı oy, Türkiyeli yargıç Saadet Yüksel’den gelmişti.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin ihlal tespiti üzerine aralarında  Türkiye’nin Konsey üyeliğinden çıkarılması veya oy hakkının askıya alınması da bulunabilecek yaptırımlarda bulunması bekleniyor. 

Avrupa Konseyi, Kavala davasıyla ilgili Türkiye hakkında ihlal sürecini başlattı

Soruların çalındığı iddiasının ardından ÖSYM Başkanı görevden alındı

31 Temmuz’da gerçekleşen KPSS Genel Yetenek-Genel Kültür ve Eğitim Bilimleri sınavının ardından sosyal medyada soruların çalındığına dair iddialar ortaya atılmasının ardından Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alındı.

İddiaya göre Yediiklim Yayınevi’nin deneme sınavlarında yer verilen sorular hafta sonu yapılan KPSS’de çıkan sorularla şıklarına kadar aynıydı.

DuvaR’dan Müzeyyen Yüce’nin haberine göre  tartışmaların odağındaki Yediiklim Yayıncılık iddiaları reddetmedi.

İddianın ardından sınava giren kişiler sosyal medya üzerinden YÖK ve ÖSYM Başkanı’nı istifaya davet etti.

KPSS sorularının sızdırıldığı iddiasıyla ilgili eğitim sendikaları hukuki adımları atacaklarını açıkladı. Sınava giren kişiler CİMER’e başvurarak şikâyetlerini dile getirdi.

Bugün Resmi Gazete’de çıkan karara göre AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün‘ü görevden aldı.
Aygün 2018’de Erdoğan tarafından ÖSYM başkanı olarak göreve getirilmişti.

İddiaların ardından ÖSYM tarafından da Twitter’da bir açıklama yapıldı:

“2022 KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür Sınavı ile Eğitim Bilimleri Sınavı 31 Temmuz 2022 Pazar günü sabah ve öğleden sonra oturumlarında güvenli bir biçimde gerçekleştirilmiştir. Bazı sınav sorularının bir yayınevinin deneme sınavı sorularıyla aynı olduğuna ilişkin sosyal medya platformlarında ortaya atılan iddiaların incelemelerimiz neticesinde asılsız olduğu anlaşılmıştır.”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından da konuya ilişkin açıklama yapıldı:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kuruluna inceleme talimatı vermiştir. İnceleme en kısa sürede neticelenecek ve kamuoyu ile paylaşılacaktır.”

Erdoğan da söz konusu açıklamayı alıntılayarak “Devlet Denetleme Kurulumuzun 2022 KPSS ile ilgili yapacağı inceleme sonucunda elde edilen veriler titizlikle değerlendirilecek, gerekli adımlar ivedilikle atılacaktır. Tek bir evladımızın dahi mağdur olmasına asla müsaade etmeyiz” açıklamasında bulundu.

Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Yunus Arıncı  da sosyal medya hesabından “Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın talimatıyla KPSS ile ilgili iddialar konusunda Devlet Denetleme Kurulu tarafından çalışmalara başlanmıştır” dedi.

Öte yandan KPSS’de ikinci aşama sınavları 6-7 Ağustos ve 14 Ağustos  tarihlerinde gerçekleştirileceği duyurulmuştu. Fakat söz konusu açıklamaların ardından sınavların tarihlerinde yapılıp yapılmayacağı belirsizliğini koruyor. 

Prof. Davutoğlu Şenol’u ölümle tehdit eden kişi serbest: Durmak yok, yola devam

Gazi Üniversitesi’nde enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol’u öldürme planlarına dair paylaşımları olan ve profesörün kapısına dana dili bırakan aşı karşıtı Mustafa Yücel, ifadesi alınıp serbest bırakıldıktan sonra “Durmak yok, yola devam” paylaşımında bulundu.

Prof. Davutoğlu Şenol ise şüphelinin serbest bırakılmasına, “Cezasızlık suça teşviktir. Olacaklar serbest bırakanların sorumluluğundadır” diyerek tepki gösterdi.

‘Av oyunu’ diyerek ofisinin fotoğraflarını paylaşmıştı’

Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, ofisinin bulunduğu binaya ‘dana dili’ bırakıldığını ve hakkında cinayet girişimi planlandığını söylemişti. Kendini sosyal medya hesabında “avcı” diye tanımlayan ve silahlı pozlar veren şüphelinin, yapılan teknik takibin ardından Prof. Dr. Esin Şenol’un ofisinin olduğu binaya kadar geldiği, o anları “Av oyunu” diyerek sosyal medyada paylaştığı tespit edildi. Cinayet planladığı iddia edilen şüphelinin, Prof. Dr. Esin Şenol’un o saatlerde orada bulunmamasından dolayı planını gerçekleştiremediği öne sürüldü.

Prof. Dr. Esin Şenol, aşı karşıtlarının hedefi oldu: Ofisinin kapısına dana dili bırakıldı

‘Davet üzerine gittim, gereğini yaptık’

Hakkında inceleme başlatılan ve Eskişehir Adliyesi’nde ifade veren Mustafa Yücel, sosyal medya paylaşımında aranmadığını ve davet üzerine gittiği adliyede ifadesini verdikten sonra serbest bırakıldığını açıkladı: ‘

“Hakkımda çıkan ‘gözaltına alındı, her yerde aranıyor’ haberleri asılsızdır. Bugün Eskişehir adliyesine davet edilmem üzerine icabet ederek gittim gereğini yaptık ve kaldığımız yerden daha güçlü bir şekilde durmak yok yola devam”

‘Cezasızlık suça teşviktir ‘

Gelişmelerin ardından Esin Davutoğlu Şenol bir açıklama daha yaptı ve bundan sonra olacakların, bu kişiyi serbest bırakanların sorumluluğunda olduğunu kaydetti:

“Cezasızlık suça teşviktir. Olacaklar serbest bırakanların sorumluluğundadır…İnsanların hayatına mal oluyorsunuz Fikrini sevmediğiniz insanlara şiddete azmettirip, cinayet kurgularını alkışlıyorsunuz. Canileri alkışlıyorsunuz.”

 

Temmuz enflasyonu ENAG’a göre yüzde 176, TÜİK’e göre yüzde 80

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz enflasyon rakamlarını açıkladı. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 79,60 , aylık yüzde 2,37 arttı. Altı aylık enflasyon, yani bir önceki yılın Aralık ayına göre artış ise yüzde 45,72 olarak açıklandı.

Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise Temmuz’da yıllık enflasyon yüzde 176,04; aylık yüzde 5,03 yükseldi. Yıl başından bu yana enflasyondaki artış yüzde 80,35 oldu. 

TÜİK’E göre yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ise yıllık yüzde 144,61, aylık yüzde 5,17 arttı.

Geçen ay asgari ücrete yüksek enflasyon nedeniyle ara zam yapılmış, ücret yüzde 30 artışla 5 bin 500 lira olarak güncellenmişti.

TÜİK’in bugün açıkladığı yıllık enflasyon değişimini gösteren tablo ise şöyle:

‣ Ekonomi nasıl düze çıkacak?

TÜİK’e göre bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 119,11 ile ulaştırma, yüzde 94,65 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 88,35 ile ev eşyası oldu.

Aylık bazda en büyük yükseliş yaşayan gruplar ise yüzde 6,98 ile sağlık, yüzde 8,34 ile 6,85 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 4,50 ile eğlence ve kültür oldu.

ENAG verilerine göre giyim ve ayakkabıdaki yükseliş yüzde 12,18 oldu.

ABB ODTÜ arazisi için ‘rantın da israfın da karşısındayız’ dedi, ODTÜ’lülerden yanıt geldi: Kavaklık’ı hatırlayın!

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) eski Başkanı Melih Gökçek’in döneminde başlatılan ve tepkiler nedeniyle durdurulan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) yolu projesine yeniden başlanmasına ilişkin ABB’den yeni açıklama yapıldı. ODTÜ’lülerden ie ABB’nin “manipülatif” ifadesinin kullanıldığı açıklamaya yanıt geldi.

ABB daha önce de konuya dair bir açıklama yapmış, iş makinelerinin ODTÜ arazisine girdiğine ilişkin haberleri yalanlamıştı. Öte yandan bazı mezun ve öğrenci ODTÜ’lüler iddiaların ardından ODTÜ arazisinde nöbet tutmaya başlamışlardı.

Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan son açıklamada ise konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının da içerisinde yer aldığı haberlere ‘manipülatif’ denilirken daha önceki açıklamada olduğu gibi ODTÜ arazisi içinde kazı ve dolgu çalışması yapılmadığı öne sürüldü.

‘ABB’nin rantın da israfın da karşısında yer aldığı tüm kamuoyunun malumudur’

Aynı zamanda arazide herhangi bir iş makinesi olmadığı da belirtildi. Açıklamada “Belediyemizin yaptığı ihale, toplamda 11 km uzunluğunda olan yolun ODTÜ arazisi dışında kalan 6,5 km uzunluğundaki kısmının da kazı-dolgu işlerini kapsamaktadır” denildi.

ODTÜ arazisinden geçen yolun kazı-dolgu işlerinin beş yıl önce tamamlandığının aktarıldığı açıklamada Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda yasal süreci takip ettiği de ifade edildi.

Ek olarak açıklamada, mevcut çalışmaların Niğde – Adana Otoyolu’nun İncek Bulvarı’na bağlantı yolu için yapıldığı bilgisi verildi ve şunlar eklendi:

“Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin rantın da israfın da karşısında yer aldığı tüm kamuoyunun malumudur. Kurumumuz yalnızca mahkemelerin kararına riayet etmektedir. Hal böyle iken, kamuoyunu yanıltıcı açıklamalarda bulunan çevrelere itibar edilmemesini rica ederiz.”

ODTÜ’lülerden yanıt: Kavaklık direnişini hatırlatırız

ODTÜ’lülerden ABB’nin açıklamasına yanıt geldi. Arazide nöbete başlayan ODTÜ’lüler ABB’nin açıklamasını madde madde şöyle yanıtladı:

  1. Çalışma yapılan arazi, ABB’nin ve beraberindeki şirketlerin de teyit ettiği üzere Gökçek döneminde bir gecede dümdüz edilen ODTÜ ormanından geçmektedir. İş makineleri ABB’nin olmasa da ABB’nin anlaşmalı olduğu şirketlerindir.
  2. Çalışma iddia edildiği gibi Gölbaşı – Niğde Otobanı Bağlantı Yolu için yapılıyor ve ODTÜ ormanından geçmiyor ise Gökçek döneminde aynı alanda çalışan iş makinelerinin karşısında öğrencilere destek için gelen CHP milletvekillerinin tavrı ve CHP yönetimindeki ABB tutarsızlığa düşmektedir.
  3. Kamu yararı gerekçesi‘ gösterilerek yapılacak olan Rant Yolu’nun ormanının ve beraberindeki ekosistemin zararına, sermayenin yararına ‘derhal’ yapılması istenmektedir. Kamu yararı, Park Joven gibi projelerin sahibi olan zenginlerin yararı değildir. Rant Yolu, Ankara merkezindeki sayılı ormanlardan birine zarar verecek, canlıları tehdit ederek Ankara doğasını kirletecektir.
  4. ABB, Rant Yolu’nu yapmak konusunda her türlü çabayı göstermekten ve hatta öğrencilerin açıklamalarını manipülatif olarak nitelemekten çekinmezken Rant Yolu’yla bağlantılı tünelin iptali için çalıştıklarını söyleyerek buz dağının görünen yüzünü işaret etmektedir.
  5. Gökçek yönetimi tarafından ağaçları katledilen, ekolojisi alt üst edilen ODTÜ ormanı yolun alta alınması, ekolojik köprü kurulması gibi vaatlerle sermayenin girişimlerine bırakılmayacaktır. ODTÜ ormanı, Gökçek’in çalışmalarını sürdüren Yavaş yönetiminin değil, hepimizindir. ODTÜ ormanı korunmalıdır.

ODTÜ’lülerin yaptığı açıklamada “Kendi çıkarları doğrultusunda ODTÜ ormanı üzerinde söz söyleyenlerin, ODTÜ ormanını savunanları yalancı olarak nitelendirmesi kabul edilemez” denildi ve şunlar eklendi:

“ODTÜ, sermayeye hizmet etmek için çalışan belediyelerin, kampüsün bütünlüğünü bozmaya izin veren atanmış rektörlerin değildir.
Rantın ve talanın her türlüsüne karşı olduğumuzu Kavaklık Direnişimizi hatırlatarak bir kez daha söylüyoruz.”