Ana Sayfa Blog Sayfa 461

‘Kadın ve LGBTİ+ düşmanı söylemlerin karşısında feminist mücadele yükselişte’

Adalet ve Kalkınma Partisi‘nin (AKP) Hür Deva Partisi (HÜDA PAR) ve Yeniden Refah Partisi ile kurduğu ittifak sonucu Meclis sıralarında yerlerini alacak yeni milletvekillerinin bugün (2 Temmuz) Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde (TBMM) yeminlerini ederek çalışmalarına başlamaları bekleniyor.

BirGün‘den Sibel Bahçetepe‘nin aktardığına göre, kadın hakları başta olmak üzere, eğitimde eşitsizlik, LGBTİ+‘ların hedef gösterilmesi gibi gibi pek çok alanda hedef gösterilmelere karşı mücadele vurgusu yapan kadın örgütleri “6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun başta olmak üzere çok sayıda düzenleme gündeme gelebilir. Kadınların kazanılan tüm haklarını koruyacak ve bunun için tüm gücüyle mücadele edecek. Kadınların direnişi yükseliyor” dedi.

Cumhur İttifakı ortaklarının seçime girerken açıkladığı vizyon programları, parti genel başkanları ve siyasilerinin açıklamaları, son olarak da Yeniden Refah Partisi’nden Konya milletvekili seçilen Ali Yüksel’in üç eşinin olduğu ortaya çıkması kadın örgütlerinin tepkilerini daha da büyüttü. Kadınlar, “Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz, buna asla izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

‘Her alanda direnişe devam edeceğiz’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, kadın mücadelesinin yükselişe geçtiğini söyledi.

Seçimlerden önce İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığını anımsatan Kav “Bu sürece adım adım geldik. Tarihinin en karanlık, en kadın düşmanı, despot ve bu açılardan tehlikeli ittifak şu an Meclis’te” dedi. Kav, özetle şunları söyledi:

“Seçim döneminde kadın mücadelesi çok iyi bir sınav verdi. Şimdi hem kendi hayatımız hem de toplumun iyiliği için daha zorlu konuların önümüze geldiği, daha çetin bir mücadele dönemine giriyoruz. Çünkü bu ittifak programında kadınların, kız çocuklarının, LGBTİ + bireylerin hayatlarını hiçe sayan, bizi Orta Çağa geri döndürmeye çalışan maddeler var. Önümüzde zorlu bir dönem bizi bekliyor. Bunun farkında olan kadınlar da direnmeye kararlı bir şekilde mücadeleye katılıyorlar. Seçim sonuçlanır sonuçlanmaz derneğimize ve kadın meclislerimize katılım başvuruları çok arttı. Binlerce başvuruyu almaya başladık ve bu çok önemli bir haberdir. Seçim sonuçları her ne kadar bizim istemediğimiz gibi sonuçlanmasa da kadınların haklarından vazgeçmeye hiç niyeti yok. Haklarımızı sonuna kadar koruyacağız. Yeni dönem kadın hakları konusunda oldukça mücadeleyle geçeceğini de gösteriyor.”

Kadınları neler bekliyor?

Meclis’te yer alan HÜDAPAR ve Yeniden Refah Partisi’nin kadınlara yönelik söylemlerinden bazıları şöyle;

  • 6284 Sayılı Yasa hedefe konuldu: 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa’ya ilişkin Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Aile bütünlüğünün korunması için mevcut yasalardaki hükümlerin ayıklanmasına” derken; HÜDAPAR da 6284’ün kaldırılmasını ve “iki tarafın da haklarını gözetecek şekilde bir düzenlemeye gidilmesini” istiyor.
  • Kadınların sahiplendirilmesi: HÜDAPAR’ın parti programında “Vârisleri olmayan veya bulunamayan kişilerin bıraktığı miras, devlet hazinesine değil fakirlere bırakılmalı veya sadece fakir gençlerin evlendirilmesi, yalnız yaşayan kadınların sahiplenilmesi ve yetimlerin bakımı gibi alanlarda kullanılmak üzere oluşturulacak bir fona devredilmelidir” ifadeleri yer alıyor.
  • İstanbul Sözleşmesi ve LGBTİ+ düşmanlığı: Her iki parti de İstanbul Sözleşmesi’ne karşı olduklarını ifade etti. Fatih Erbakan konuşmalarında “İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması”, “LGBT sapkınlığına karşı uyanık olunması” gibi söylemleri bulundu.
  • Uzaklaştırma kararının zorlaştırılması: Kadınların şiddete veya şiddet tehdidine karşı aldıkları tedbir ve uzaklaştırma kararlarının verilmesinin zorlaştırılması talep ediliyor. HÜDAPAR’dan Aynur Sülün, hızla verilmesinin hayat kurtarabildiği uzaklaştırma ve tedbir kararıları için erkeklerin de dinlenmesi gerektiğini söylüyor.
  • Çocuk yaşta evlilik savunuluyor: HÜDAPAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ise çocukların küçük yaşta evlendirilmesi ile “Kaç yaşında çocuk, neye göre, kime göre çocuk? Bence eğer kişi kendini psikolojik ve biyolojik olarak evliliğe hazır hissediyorsa, ebeveynleri de bunu uygun görüyorsa daha erken evlenebilmeliler” yönünde açıklama yaptı.
  • ‘Karma eğitim zorunlu olmasın’ denildi: HÜDAPAR’ın seçim vizyon belgesinde karma eğitim ile ilgili bir madde dikkat çekiyor. Vizyon belgesinde “Zorunlu karma eğitimden vazgeçilmeli, isteyen aileler çocuklarını yüksek öğrenim dâhil eğitimin her kademesinde erkek veya kız okullarında okutabilmelidir” denirken, “Kadınların çalışma şartları cinsiyetlerinin gereklerine uygun hale getirilmelidir” ifadesi de yer aldı.
  • Zina suç sayılmalı paylaşımları: HÜDAPAR “Yuvaları dağıtan evlilik dışı ilişkilerin, nikâhsız birlikteliklerin ve zinanın yeniden suç sayılması için, sapıklığın propagandasının suç kapsamına alınarak yeni nesillerin zararlı akımlardan korunması için HÜDAPAR Meclis’te olmalıdır” ifadelerini kullandı. Fatih Erbakan ise sosyal medyadan ‘zinanın suç sayılması için Meclis’e’ paylaşımı yaptı.
  • Nafakanın kaldırılma talebi: Fatih Erbakan, “Süresiz nafaka mağduriyetinin son bulması için çalışacağız” dedi.

‘Birlikte olmak önemli’

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey ise kadınların hedefte olduğunu belirterek “Emek ve laiklik düşmanı bir hattan kadınlar için tek bir pozitif sonuç bekleyemezsiniz. Tasarladıkları yeni Anayasayla, kadını tüm kazanılmış haklarından men etmeyi umuyorlar” dedi.

Kadın mücadelesinin önemine değinen Tozbey “Dileğim, genç kadınların bu kadın düşmanlarıyla mücadeleye bir yerinden tutunmasıdır. Mecliste yeni dönemine kadın hakları konusunda kazanılan hakların yok edilmesi konusunda her türlü çalışmanın karşısında yine kadınlar mücadele edecektir” diye konuştu.

Sosyal medyadan açıklama yapan İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Avukat Nazan Moroğlu ise “Milletvekillerine and içmeden önce hatırlatırım. Medeni Kanun’u yok saymak, Cumhuriyetimizin temel niteliklerini, Anayasa’yı, laik hukuku, hukuk birliğini yok saymaktır” diye yazdı.

LGBTİ+’lardan mücadele vurgusu

LGBTİ+ dernek ve örgütleri, bu yılki Onur Ayı kutlamalarının temasını, seçimlerin sonuçları ve LGBTİ+’lere yönelik baskılar olarak belirledi.

Seçim kampanyası süresince Cumhur İttifakı bileşenleri tarafından hedef gösterilen ve “kapatılmakla” tehdit edilen LGBTİ+ dernek ve örgütleri, yaptıkları açıklamalarda “Mücadelemiz sürecek” vurgusunu bir kez daha yineledi.

Güneş enerjisini depolamak için yeni yöntem: Kayalar, batarya işlevi görebilir

Bilim insanları, Güneş enerjisini kayalarda depolamanın ve ısıyı elektriğe dönüştürmenin bir yolunu keşfetti.

Tanzanyalı bir araştırma ekibi, “konsantre güneş enerjisi” adını verdikleri yeni bir yaklaşımla, bazı granit ve sabun taşlarının güneş ısısını ilkel bir pil olarak yüksek yoğunlukta ısı depolayabileceği bir yöntem geliştirdi.

The İndependent’in aktardığına göre, söz konusu termal enerji depolama, artık parlamadığında bile Güneş’ten enerji depolamanın ve toplamanın düşük maliyetli bir yolu olarak sunuluyor.

Geçen yıl, İsveç ve Çin‘den bilim insanları , termoelektrik jeneratör görevi gören ultra ince bir çip kullanarak güneş enerjisini yaklaşık yirmi yıl boyunca depolamanın bir yolunu bulmuştu.

Amerikan Kimya Derneği tarafından yayınlanan ‘Konsantre Güneş Enerjisi Üretimi ve Güneş Kurutma Teknolojisi için Enerji Depolama Malzemeleri Olarak Sabuntaşı ve Granit Kayalarının Deneysel İncelenmesi’ başlıklı detaylandırılan bu yeni sistem teknik olarak elektroniğe entegre edilebiliyor olmasına karşın geniş ölçekte uygulaması hala çok maliyetli olsa da araştırmacılar aksini düşünüyor. Onlara göre, granit ve sabuntaşı örnekleri, güneş enerjisini depolamak için düşük maliyetli ve kolayca bulunabilen bir yöntem sunuyor.

‘Yakalanan ısı depolanıp kaynatılıyor’

Araştırmacılar, bulgularını özetleyen makalede şunları yazdı:

“Kayaları bir depolama ortamı olarak kullanmak, kayaların bolluğu ve düşük maliyeti nedeniyle karşılanabilirlik potansiyeli sunuyor. Bir hava-kaya yatağı, düşük yatırım maliyetine, yüksek güvenilirliğe ve verimliliğe sahiptir, çevre dostudur ve ısı dönüştürücülerin kullanılmasını gerektirmez.”

Kaya yatağı, 600 °C’ye kadar güneş enerjisi termal enerjisini yakalıyor ve topluyor. Bulunan yeni yöntemde bu enerji daha sonra sıvıyı kaynatıp buhar haline getirerek elektrik üretmek üzere bir jeneratör türbinine güç sağlamak için kullanılıyor.

Diğer termal enerji depolama sistemleri, tuz ve suya odaklanırken Eindhoven Teknik Üniversitesi’ndeki araştırmacılar geçen yıl, geniş ölçekte çalışabileceğini iddia ettikleri bir ısı bataryasını tanıtmıştı. Bu da Güneş’ten ısı elde etmek yerine endüstriyel uygulamalardaki atık ısıyı topluyordu.

Bu çalışmada görev alan bilim insanları, “Potansiyel harika olsa da, bunu başaramayan birçok büyük potansiyel teknolojiyi de gördük. Bu yüzden ayaklarımızı yere basacağız ve her seferinde bir adım atacağız” demişti.

Kanada’daki orman yangınları, bazı ABD kentlerinde hava kirliliğine yol açtı

Kanada‘nın Nova Scotia eyaletinde binlerce kişinin tahliye edilmesine yol açan orman yangınları, çarşamba günü Halifax‘ın şehrinin sınırlarındaki yerleşim yerlerini tehdit etti ve dumanlar ABD sınırının ötesine geçerek yüzlerce kilometre uzaktaki kentlerdeki hava kalitesinin düşmesine neden oldu.

Onlarca itfaiyeci ve çok sayıda yangın söndürme uçağı, eyaletin başkenti Halifax’ın kuzeybatısında, Tantallon Yangını ve Bedford Yangını olarak adlandırılan ve kontrol altına alınamayan iki yangınla mücadele etti. Çoğunluğu şehrin yoğun ormanlarına yakın olmak üzere 18 binden fazla insan evlerini terk etti, ancak herhangi bir can kaybı bildirilmedi.

Nova Scotia Doğal Kaynaklar Departmanı yetkililerinden David Steeves, bugün (1 Haziran) yaptığı bir basın toplantısında, kurak koşullar ve saatte 25 kilometre hızla esen rüzgarın çarşamba günü itfaiyenin yangın söndürme çalışmalarını engellediğini ve bunun sahadaki insanlar için oldukça tehlikeli bir durum olduğunu söyledi.

Reuters‘ın aktardığına göre itfaiye yetkilileri, Nova Scotia’da toplamda 14 orman yangının devam ettiğini ve eyalet genelinde gökyüzünün dumanla kaplanmasına ve genel bir endişe duygusuna neden olduğunu belirtti.

Eyalet Valisi Tim Houston, “Gerçekten yürek burkan bir durum. Şu anda kesinlikle eyalet genelinde çaresiz durumda çok fazla kişi var” diyerek bölge sakinlerini ihtiyaç halindeki kişilere yardım etmeye çağırdı.

Yetkililer, Halifax şehir merkezinin yaklaşık 30 kilometre batısında bulunan ve 837 hektarlık bir alana yayılan Tantallon Yangını’nın pazar gününden bu yana yaklaşık 200 ev ve yapıya zarar verdiğini veya yok ettiğini bildirdi.

Yangınların yerleşim yerlerine yaklaşması ve olası bir amonyak sızıntısı nedeniyle yetkililer zorunlu tahliye emri çıkardı.

‣ Kanada’da acil durum: Alberta’daki 110 yangında 43 bin hektar orman küle döndü

Dumanlar ABD’ye ulaştı

Orman yangınları nedeniyle yayılan dumanlar, yüzlerce kilometre güneydeki ABD Doğu Kıyısı ve Orta Batı‘nın bazı bölgelerinde hava kalitesini olumsuz etkiledi.

Ulusal Hava Durumu Servisi (NWS), güney Michigan ve Wisconsin, kuzey Ohio ve Pennsylvania, New Jersey ve New York’un da aralarında olduğu bazı bölgeler için hava kalitesi uyarıları yapıldığını açıkladı.

‣ İklim krizi: Kanada’daki orman yangınlarının tüm yaz devam edeceği tahmin ediliyor

Başbakan Trudeau’dan federal destek sözü

Başbakan Justin Trudeau, Ottawa‘da yaptığı açıklamada “İnsanların olanlardan son derece rahatsız olduğunu biliyoruz. Federal bir hükümet olarak oradayız, tüm desteğimizle orada olacağız” diyerek Nova Scotia da dahil olmak üzere Atlantik eyaletleri için federal destek sözü verdi.

Yetkililer, orman yangınlarının hafta sonu komşu New Brunswick eyaletinde de yaklaşık 400 evin tahliye edilmesine yol açtığını söyledi.

Halifax’ın güneybatısındaki Barrington Gölü‘nde çarşamba günü kontrol altına alınmayan bir yangın daha patlak verdi. İtfaiye yetkilileri, 17 bin hektardan fazla alana yayılan yangının yaklaşık 50 evi yok ettiğini kaydetti. Barrington Gölü’nün yaklaşık 30 km kuzeyinde  başlayan ve daha küçük çaplı olan Pubnico Yangını ile de mücadele sürüyor.

Kanada’nın batısında bulunan Alberta eyaletinde benzeri görülmemiş orman yangınları mayıs ayının başlarında başlayarak şiddetlendi. Alevlerle mücadele kapsamında on binlerce insanın evlerinden tahliye edilmek zorunda kalınmasının ardından bölgede olağanüstü hal ilan edildi.

Letonya’nın yeni cumhurbaşkanı, Avrupa’nın ilk açık eşcinsel kimlikli başkanı olarak tarihe geçti

Letonya tarihinde ilk defa açık bir eşcinsel kimlikli cumhurbaşkanı seçildi. Letonya eski Dışişleri Bakanı Edgars Rinkēvičs, Letonya’nın ve Avrupa’nın ilk açık eşcinsel devlet başkanı olarak tarihe geçti.

Reuters‘in aktardığına göre; Başbakan Krišjānis Kariņš, parlamentonun Edgars Rinkēvičs‘i cumhurbaşkanı olarak seçtiğini duyurdu.

Rinkēvičs, 2011’den beri ülkenin dışişleri bakanı olarak görev aldı. Letonya siyasetinde uzun bir süre geçiren Rinkēvičs, öncesinde de kamu hizmetinde çalışmıştı.

Sosyal medyadan yaptığı açıklamada Rinkēvičs, seçilmekten onur duyduğunu söyledi ve şunları aktardı:

“Letonya halkına iyi hizmet etmek için elimden gelenin en iyisini yapacağım. Milletvekillerine güvenleri için teşekkür ediyorum.”

Rinkēvičs, Kasım 2014’te Twitter’da “Gay olduğumu gururla duyuruyorum… Hepinize bol şans” demişti.

Aynı tarihte Rinkēvičs bir başka tweetinde, Letonya’nın her türlü ortaklık için yasal bir çerçeve oluşturması gerektiğini söyleyerek eşcinsel ilişkilerin yasal statüsünün iyileştirilmesi gerektiğini ifade etmişti.

O zamandan beri, kuzey Avrupa ülkesinde eşcinsel evlilik hala tanınmış değil ancak geçen yıldan itibaren eşcinsel çiftler yasal olarak tanınma hakkına sahip oldu.

ILGA-Europe‘un 2023 Gökkuşağı Haritası ve İndeksi‘nde Letonya, 49 Avrupa Birliği ülkesi arasında 37. sırada yer alıyor.

İllüstrasyon: Pinknews

Rinkēvičs daha önce bir radyo röportajında, “İnsanların bana veya diğer insanlara karşı tutumlarında temel bir şeyin değişmesi gerektiğine inanmıyorum. Daha açık ve dürüst olmamızın zamanı geldi. İnanın bu tür kararları vermek kolay değil ve uzun zaman alabiliyor” demiş ve eklemişti:

“Kararımın doğurabileceği tüm olumlu ve olumsuz sonuçları düşündüm, dürüst olmanın ve açık sözlü konuşmanın ve karmaşık bir konu olan ortaklıkların tescili de dahil olmak üzere bu konular hakkında bir tartışma başlatmanın daha iyi olacağına karar verdim.”

Avrupa’da başka açık eşcinsel liderler yok muydu?

Pinknews‘in aktardığına göre; İrlanda’dan Leo Varadkar, Lüksemburg’dan Xavier Bettel ve Sırbistan’dan Ana Brnabić de dahil olmak üzere, ülkelerinde cumhurbaşkanı yerine başbakan olarak iktidar pozisyonlarına seçilen başka açık eşcinsel liderler arasında bulunuyor.

Harç bitti, yapı paydos: Millet İttifakı bileşenleri evine dönüyor

Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem milletvekili seçimlerine ittifak halinde giren İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti, seçimlerin sona erip sonuçların kesinleşmesinin ardından “çatı parti” CHP ile yollarını ayırmaya başladı.

Anayasa metninden, ortak politikalar metnine pek çok uzlaşmayla hazırlayan ancak aday gösterme konusunda inişli çıkışlı bir süreç yaşayan Millet İttifakı’nın liderleri son kez seçim akşamı bir araya geldikten sonra üst kurullarını topladı.

İYİ Parti: Seçim ittifakı sona erdi

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem Millet İttifakı’nın bir seçim ittifakı olduğunu ve seçimle birlikte bu ittifakın sonlandığını söyledi.

Erdem, toplanan Başkanlık Divanı’nda, Genel Başkan Meral Akşener’in tüm üyeleri dikkatlice dinlediğini belirterek, “Türkiye zor bir sürece giriyor. Bu zor süreçte İYİ Parti kendi kadrolarıyla, belirlediği politikaları uygulayacak ve millete hizmete devam edecek” dedi.

Millet İttifakı’nın bundan sonraki sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdem, Millet İttifakı’nın bir seçim ittifakı olduğunu belirtti:

“Seçim ittifakı, seçim sonunda bitti. Bu ittifak cumhurbaşkanı adayı Sayın Kılıçdaroğlu’nu seçtirmek için bir ittifaktı, bir güç birliğiydi. Siyasi partiler doğal olarak birbirlerinin rakibidir ve yollarına böyle devam ederler. Millete kendi kadro ve programlarıyla hizmet etmek üzere siyaset yaparlar. Bugünden itibaren bir seçim ittifakının olması zaten beklenemez. Bu ittifakın devam etmesi siyaseten de doğru bir yaklaşım değil.”

Sözcü TV yayınına katılan Partinin Genel Sekreteri Uğur Poyraz da  “Millet İttifakı bir seçim ittifakıdır. 28 Mayıs itibari ile seçim ittifakı bitmiştir” diye konuştu:  “Tüm ittifaklar seçim ittifakıdır, seçim bittiği zaman tüm ittifaklar ortadan kalkar. Yani 14 Mayıs genel seçimleri bitti, ittifak tamamlandı. Cumhurbaşkanı müşterek adayımız Sayın Kılıçdaroğlu’nun 28 Mayıs’a kalan ikinci turu için ittifak içindeki partiler mücadelelerini vermiştir, 28 Mayıs itibarıyla da bu ittifak bitmiştir.”

Karamollaoğlu: Millet İttifakı’nın sürekli olması gibi bir konu olmaz

Sözcü yazarı Saygı Öztürk’e konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da “Bizim esas derdimiz hükümet olmak değil, sistemi değiştirmek” dedi.

Karamollaoğlu Millet İttifakı’nın geleceğiyle ilgili ise şunları söyledi:

“Millet İttifakı’nın sürekli olması gibi bir konu olmaz. Millet İttifakı bu sefer uzun sürdü. Şundan dolayı uzun sürdü: Bizim esas derdimiz hükümet olmak değil, esas derdimiz sistemi değiştirmek. Tek kişinin yönetimiyle bu olmuyor sıkıntı doğuyor.

Hakikaten bu sistem işlemiyor, diktatörlüğe evriliyor. Onun için derdimiz oydu. Ama o değişikliği yapana kadar Türkiye’nin problemleriyle ilgilenmeden olmaz. Onun için de bir bakıma geçici bir hükümetin kurulması gerekirdi. Orada da cumhurbaşkanlığı yardımcılığı vs gündeme geldi. Şimdi şartlar bundan sonra nasıl değişir, nereye evrilir bilmiyoruz. Onu da inşallah önümüzdeki aylarda görüşerek bir noktaya geliriz.”

DEVA: Parlamenter sistemi gerçekleştirecek durumda değiliz

DEVA Partisi’nde de şu yorumların yapıldığı belirtiliyor: “Bu seçimleri hep birlikte kaybettik. Sorumluluktan kaçmıyoruz. En azından parlamentoda bazı konularda ortak hareket arzusunu liderler de seçim sonrası paylaştı. Ancak bu, bütün konularda bir ve beraber hareket edeceğimiz anlamına gelmez. Bizimkisi bir seçim işbirliğiydi. Bu işbirliğinin en büyük motivasyonu da parlamenter sistemdi. Şu an bunu gerçekleştirecek bir sayısal üstünlüğümüz yok. Bundan sonraki süreçte kongrelerimiz var, hepimiz iç değerlendirmelerimizi yapacağız.”

Ortak Meclis grubu arayışı

Partilerin de bu nedenle tek bir çatı altında ortak bir Meclis grubu kurabileceği ileri sürülüyor. Demokrat Parti kaynakları söz konusu iddianın gerçeği yansıtmadığını söylerken DEVA Partisi’nin de kendi logosuyla ayrı bir grup kurmak istediği belirtiliyor. Saadet ve Gelecek partilerinin ise Saadet Partisi çatısı altında bir grupta toplanabileceği konuşuluyor.

Yemin töreni öncesi CHP grubundan ayrılmaya başlayan partilerin Meclis Başkanlık Divanı’nın oluşacağı 9 Haziran’a kadar bir karar alması gerekiyor. Ortak grupla ilgili partilerin kendi içinde değerlendirme sürecinin devam ettiği, gelecek haftadan sonra partiler arası bir istişarenin ardından karar verileceği ifade ediliyor.

Kılıçdaroğlu liderleri aradı: ‘Misafirlerimiz partilerine dönebilir, teşekkür ederiz’

T24‘den Murat Sabuncu‘nun aktardığına göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Meclis’in açılışına az bir süre kala DEVA, Gelecek, Saadet, Demokrat Parti liderlerini arayarak, “Listelerimizden Meclis’e giren misafirlerimiz partilerine dönebilirler, teşekkür ederiz” dedi.

14 Mayıs’ta yapılan seçimlerde Millet İttifakı içinde yer alan DEVA, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti, CHP listelerinden aday olmuş; İYİ Parti kendi listesini çıkarmıştı. İYİ Parti ile CHP, 16 ilde ‘fermuar liste’ yöntemi uygulamış; İYİ Parti’den 17 isim CHP listelerinden aday olmuştu. Bu isimlerden sadece Ahmet Ersagun Yücel, CHP listesinden Meclis’e giren İYİ Partili oldu.

Gelecek Partisi’nden 19, DEVA Partisi’nden 24, Saadet Partisi’nden 24, Demokrat Parti’den 8 aday CHP listelerinden seçime girdi. DEVA Partisi 15, Gelecek Partisi 10, Saadet Partisi 10 ve Demokrat Parti 3 milletvekilliği kazandı.

Toplamı 39’u bulan ‘misafirler’ çıktığında CHP’nin milletvekili sayısı 130’a inecek.

CHP’de değişim talepleri

Öte yandan 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde hedeflenen başarıya ulaşamayan CHP’de “değişim” beklentisi tabanda da dile getirilmeye başlandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin mevcut A takımıyla son kez Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına katıldı. MYK’da yaşanacak değişim öncesi yapılan toplantıda seçim sonuçlarının değerlendirilmesinin yanı sıra yol haritasına dair de görüş alışverişi yapılacak. MYK üyeleri, ‘yeni dönem yönetimi planlanırken genel başkanın elini rahatlatmak için’ istifa edecek.

Kılıçdaroğlu’nun yeni MYK’sını cumartesi günü yapılacak Parti Meclisi toplantısının ardından açıklaması bekleniyor.

Halk TV’den Fikret Bila’nın istifa edip etmeyeceğini sorduğu CHP Genel Başkanı, “CHP çok köklü bir parti. CHP’de her düşünce rahatlıkla dillendirilir, tartışılır ve bu süreç sonunda partinin yetkili kuralları karar verir. Şimdi bu süreci yaşıyoruz. MYK’da, Parti Meclisi’nde incelemeler, değerlendirmeler, tartışmalar yapılacak ve hep birlikte karar vereceğiz ve kamuoyuyla paylaşacağız” dedi.

Gezi Direnişi 10. yılında anıldı

Taksim Dayanışması‘nın çağrısıyla vatandaşlar Gezi Direnişi‘nin 10’uncu yılında saat 19.00’da özgürlük, demokrasi ve adalet taleplerini yinelemek için Taksim’de bir araya geldi.

Dün (31 Mayıs) TMMOB Makina Mühendisleri Odası önünde bir araya gelen yurttaşlar, Gezi’de yitirilen yaşamları andı. Gezi tutukluları için özgürlük talebinde bulundu.

Taksim “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarına sahne oldu.

‣Gezi’nin 10. yıl dönümü: Karanlık gider, Gezi kalır 

Muğla’daki aktivistler ifade verdi: Yargılanması gerekenler ÇED raporunu hazırlayanlardır

Muğla‘nın Menteşe ilçesinde Bayır ve Deştin köyleri yakınlarına yapılması istenen çimento fabrikasına karşı çıkan doğa savunucuları, mahkemeye bilirkişi raporunu dikkate alarak yürütme kararını durdurma ve aktivistler hakkında yapılan suçlamaları düşürme çağrısı yaptı.

Deştin Çevre Platformu, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Menteşe Meclisi ve Bayır Çevre Komitesi tarafından yapılan bir ortak basın açıklamasında, Menteşe Belediyesi tarafından onay verilen entegre çimento fabrikasına karşı direniş gösteren 110 kişi hakkında anayasal gösteri yapma haklarını kullandıkları gerekçesiyle Muğla Cumhuriyet Savcılığı tarafından 3 Nisan’da takipsizlik kararı verildiği hatırlatıldı.

MUÇEP Menteşe Meclisi Eş Sözcüsü Fidan Eroğlu tarafından okunan basın açıklamasında, bazı aktivistlerin “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, iş ve çalışma hürriyetini ihlali, kamu görevlilerine karşı görevi yaptırmamak için direnme” suçlamalarıyla savcılığa ifade vermeye çağrıldığı belirtildi.

Eroğlu, şunları ekledi:

“Tarafımızca Muğla İdare Mahkemesi‘nde açılan [Çevresel Etki Değerlendirme] ÇED iptali davasında Bilirkişi Heyeti’nin hazırlamış olduğu raporu 8 Mayıs’ta öğrendik. Bu raporda bütün uzmanlar büyük bir uzlaşıyla iddialarımızın tümünü doğrulamıştır ve bakanlığın vermiş olduğu ÇED Olumlu kararı hakkında olumsuz görüş belirtmişlerdir.”

Aynı iddiaların doğa savunucuları tarafından 1,5 yıldır yetkililere bildirilerek çevre ve insan sağlığına zarar verecek projenin durdurulmaya çalışıldığını kaydeden Eroğlu, “Mahkeme bu bilirkişi raporunu temel alarak gecikmeden yürütmeyi durdurma kararı vermeli ve bakanlığın verdiği ÇED Olumlu raporunu iptal etmelidir” ifadelerini kullandı.

Aktivistler, Menteşe Belediyesi’ni de vakit kaybetmeden çimento fabrikasını yaptırmayı hedefleyen şirkete verdiği yapı inşaat ruhsatını iptal etmeye ve fabrika inşaatı kapısına mühür vurmaya çağırdı.

‘Yaşam alanlarımızı savunmak anayasal hakkımız, suçlanamayız’

Aktivistler, yaşam alanlarını savunmanın Anayasal bir hak olduğunu, bu nedenle haklarındaki suçlamaların düşürülmesi gerektiğinin altını çizerek şunları aktardı:

Çimento yıkım projesine karşı vermiş olduğumuz ve bilim insanlarınca da doğrulanan mücadelemizle ilgili olarak hiçbir arkadaşımız suçlanamaz, yargılanamaz. Yargılanması gereken gerçekleri çarpıtarak hazırlanmış ve halktan gizlenerek onaylanmış ÇED raporunu hazırlayanlar ve bunu onaylayanlardır.

Çevrenin korunmasının devletin yanı sıra yurttaşların da hakkı ve görevi olduğunun hatırlatıldığı açıklamada, “Yaşam alanlarımızı korumak ve sağlıklı bir çevrede yaşamak anayasal ve yasal hakkımızdır. Bunun için mücadele ettiğimiz gerekçesiyle yargılanamayız. Bizlere isnat edilen bütün suçlar düşürülmeli, çimentocu şirket yetkilileri yargılanmalıdır” diye ekledi.

Ne olmuştu?

Muğla Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Muğla’nin Menteşe ilçesindeki Tekağaçsırtı mevkiinde kurulması planlanan Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları projesine 2014’te verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı’nın iptali istenmişti.

Muğla 2. İdare Mahkemesi tarafından verilen kararda dava süre aşımından dolayı reddedilmişti.

‣Muğla’daki çimento fabrikasına ruhsat tepkisi sürüyor: Yeni dava açıldı

Reddin ardından ekoloji aktivistleri davayı Danıştay’a taşımıştı. Karar Danıştay’da temyiz edilmiş, yerel mahkemede verilen karar Danıştay 6. Dairesince bozulmuştu. Davanın esastan görüşülmesi için Danıştay, dosyayı yerel idare mahkemesine göndermiş, söz konusu karara itiraz yolu da kapanmıştı.

‣ Mahkemenin Deştin’de çimento fabrikasına verdiği kararı Danıştay bozdu

Başta Deştin olmak üzere Muğla’nın çeşitli bölgelerinden vatandaşlar, 3 Nisan’da Bayır köyünde yapılan protestoda Menteşe Belediyesi tarafından onay verilen entegre çimento fabrikası alanına malzeme taşıyan kamyonların yolunu keserek oturma eylemi gerçekleştirmişti.

Beş gün devam eden eylem, 8 Nisan Cumartesi günü 04.30’da jandarmanın müdahalesiyle 11 kişinin gözaltına alınmasıyla son bulmuştu.

Gözaltına alınan vatandaşlar aynı gün saat 21.30’da adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı.

‣ Deştinliler çimento fabrikasına karşı direniyor: Sahuru da gece nöbetinde yaptılar

Baskında gözaltına alınanların yanı sıra eyleme destek veren toplam 110 kişi hakkında “Kanuna Aykırı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Düzenleme, Yönetme, Bunların Hareketlerine Katılma” suçlamasıyla soruşturma açılmıştı.

Muğla Cumhuriyet Savcılığı, 3 Nisan’da çimento fabrikasına karşı gösterilen direniş nedeniyle hakkında soruşturma açılan 110 kişiye yönelik suçlamaların bir kısmı için takipsizlik kararı vermişti.

‣ Deştin direnişçilerine yöneltilen suçlamalara savcılıktan takipsizlik kararı

Kararda şu ifadeler kullanılmıştı:

“Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılması, barışçıl amaçlarla yapıldığı, silahsız ve saldırısız olduğu, kendi içerisinde başka bir suçu oluşturmadığı, hukuken korunabilecek sınırda kaldığı sürece düşünce ve kanaat açıklama yöntemidir ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir. Somut olayda şüphelilerin çimento fabrikasının yapımını protesto amaçlı oturma eylemi düzenledikleri, eylemin meşru amaç dışına taşırılıp suç unsuru bir sloganın atıldığı veya bir saldırının olduğu hususunda tespitin bulunmadığı ve Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında şüphelilerin eylemlerinin 2911 sayılı Kanuna aykırılık arz etmediğinin anlaşılması karşısında şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”

Muğla’da 1993 yılında ilk girişimlerin başladığı, açılmaması için köylülerin 29 yıldır mücadele verdiği Bayır Köyü’nde entegre çimento fabrikası kurulması için Menteşe Belediyesi tarafından verilen ruhsata ilişkin tepkiler devam ediyor. Vatandaşlar hukuki mücadelelerini sürdürüyor.

İklim krizi: Şanghay’da bunaltıcı mayıs sıcaklıkları 100 yılın rekorunu kırdı

Çin’in Şangay kenti son 100 yılın en sıcak mayıs gününü yaşadı. Kentte sıcaklıklar pazartesi (29 Mayıs) günü 36,1°C’ye ulaşırken, ülkede mart ayından bu yana etkili olan olağanüstü sıcaklık trendi devam ediyor.

Çin’in güneydeki bazı kentlerinin önümüzdeki birkaç gün içinde aşırı sıcaklara maruz kalacağı öngörülüyor. Meteorologlar, geçen yıl iki aydan uzun bir süre boyunca rekor seviyesinde seyreden sıcaklıklar gibi, bu yıl da kavurucu bir yaz yaşanacağını tahmin ediyor.

Şangay Meteoroloji Bürosu istatistiklerine göre pazartesi günü, daha önce 1876, 1903, 1915 ve 2018 yıllarının mayıs aylarında kaydedilen 35,7°C rekoru kırıldı. Bölgede genellikle haziran, temmuz ve ağustos aylarında sıcaklıklar daha da artıyor.

‣ İklim krizi: Çin’i kavuran sıcak dalgası ülkede tarım ve ekonomiyi tehdit ediyor
Fotoğraf: Aly Song / Reuters

Yerel basının organlarına göre, önceki günlerde 80 milyondan fazla insanın yaşadığı Sichuan eyaletindeki birçok yerel yönetim, 42°C’ye ulaşan yüksek sıcaklıklara karşı uyarılar yayımladı.

Reuters’ın aktardığına göre devlet medyası, ilerleyen günlerde Çin’in güneybatısında yer alan Sichuan eyaletindeki maksimum sıcaklıkların bazı şehirlerde 38°C’ye, bazı bölgelerde ise 42°C’ye kadar yükseleceğini bildirdi.

Fotoğraf: Aly Song / Reuters
‣ Ağustos, Çin’in tarihindeki en sıcak ay oldu: Kuraklık yağışa rağmen sürüyor

Şiddetli yağış ve sel uyarıları

İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim krizinin de etkisiyle aşırı hava koşullarının sıklıkla yaşandığı Çin’de de bazı bölgelerde haftalardır şiddetli yağışlar yaşanıyor.

Yerel acil durum müdahale yetkilileri, pazartesi günü itibarıyla Sichuan eyaletinin kuzeydoğusunda görülen şiddetli yağışlara önlem olarak binlerce kişinin tahliye edildiğini duyurdu.

Bu esnada komşu Chongqing belediyesi, salı günü Yangtze Nehri’nin bir kolu olan Jialing nehrinde şiddetli sağanak yağışlar ve rezervuar tahliyesi nedeniyle su seviyelerinin yaklaşık 6 metre yükselmesinin beklendiğini kaydederek sel riski konusunda uyardı.

‣ Araştırma: Hayal dahi edemeyeceğimiz sıcak dalgalarına karşı hazırlık yapmalıyız

Munzur Vadisi’nde krom madenciliği: Mahkeme keşif istedi

Video haber: Fırat BULUT

*

Dersim’in Ovacık ilçesi Kızılçayır mevkisinde planlanan krom madenciliği projesine karşı açılan davada Erzincan İdare Mahkemesi keşif kararı verdi.

Dosteli Madencilik tarafından Munzur Vadisi Milli Park’ı sınırlarında yürütülmek istenen proje için Tunceli Valiliği 26 Şubat 2023 tarihinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) muafiyeti kararı verdi. Karar sonrası köylüler ‘projenin bölgede yıkıma yol açacağı, yaşam alanlarına zarar vereceği, çevredeki endemik flora ve fauna türleri ve yaban hayatı üzerinde olumsuz etkilere yol açacağı’ gerekçeleri ile yürütmenin durdurulması ve iptali istemiyle Erzincan İdare Mahkeme’sine başvurdu.

Bölgede keşif yapılacak

Erzincan İdare Mahkemesi açılan davaya ilişkin 22 Mayıs tarihli ara kararında uzman bilirkişi heyeti atayarak 2 Haziran 2023 tarihinde proje sahasında keşif yapılması kararı verdi.

Keşif öncesi açıklamalarda bulunan dosya avukatı Barış Yıldırım, projenin yol açacağı ekolojik yıkıma dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.

Dersim başta olmak üzere çevre illerde yürütülen doğa karşıtı projelere karşı yürüttüğü hukuk mücadelesi ile tanınan Av. Barış Yıldırım projenin gerçekleştirilmek istendiği sahanın ekolojik açıdan son derece önemli olduğunu söyledi.

‘Proje Munzur Nehri su toplama havzası içinde’

Av. Barış Yıldırım

Proje sahasının Munzur Vadisi Milli Park’ı sınırlarına çok yakın olduğuna dikkat çeken Yıldırım şöyle devam etti:

“Yine Munzur Vadisi Milli Parkı’nın temel kaynak değeri durumundaki Munzur Nehri su toplama havzası içerisinde. Bölgede Balveren, Çat, Yalmanlar, Kızılçayır gibi köyler bulunmakta. Şunu özellikle ifade etmek istiyoruz, yörede ülkemizin taraf olduğu BERN Sözleşmesi‘nin Ek 2 listesine göre ‘kesin koruma altında’ bulunan yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, su samuru, kaya kartalı gibi nadir fauna türleri, yine vaşak gibi türler yoğun bir şekilde bulunuyor. Bölge geniş anlamda önemli bitki alanı durumundaki Munzur Havzası‘nın bir parçası. Dolayısıyla bu bölgede 3213 sayılı maden kanunu hükümlerine göre 4. Grup madencilik olarak ifade edilen krom madenciliği ve herhangi bir madencilik projesinin yürütülmesi halinde bölgedeki bu özellikle akarsu kaynakları, endemik türler, flora türleri, fauna türleri ciddi şekilde zarar görecek. “

‘Munzur Havzası ağır ekolojik yıkıma maruz kalacak’

Munzur Havzası’nın Dünya Kültür Mirası Listesi‘nde yer alması gerektiğini ve ülke mevzuatı gereğince de korunması gerektiğini söyleyen Yıldırım projenin ağır yıkımlara yol açacağı uyarısında bulundu. Yöre köylüleri adına Erzincan İdare Mahkemesi’ne dava açtıklarını belirten Yıldırım, şunları aktardı:

“İptal davası açtık. Dava kapsamında mahkeme uzman bilirkişiler refakatiyle 2 Haziran’da bölgede keşif icra edecek. Bu projenin iptal edilmesi gerekiyor. Aksi halde ülkemizin hatta dünyanın en önemli milli parklarından birinin geniş anlamda havzası Munzur Havzası ağır bir ekolojik yıkıma maruz kalacak.”

Dosteli Madencilik tarafından planlanan proje kapsamında hem açık işletme hem kapalı işletme yöntemiyle yıllık 25 bin 900 ton üretim planlanıyor.

Gezi’nin yıldönümünde onlarca gözaltı: Avukatlar Vatan Emniyet’te zorla çıkarıldı

Gezi Direnişi‘nin 10’uncu yıl dönümünde, ülkenin çeşitli noktalarında Gezi anıldı. 19.00’da Taksim‘de TMMOB Makina Mühendisleri Odası önünde anma gerçekleştirilirken Maçka‘daki kadınlar insan zinciri oluşturmak istedi. Ancak vatandaşlara polis müdahalede bulundu. Vatan Emniyet’e götürülen gözaltındaki eylemcilerin serbest bırakılmasını bekleyen avukatları ise Vatan Emniyet binasından darp edilerek çıkarıldıklarını anlattı. Bu sırada da avukatlar açıklama yaptıkları yoldan polis müdahalesiyle uzaklaştırıldı.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Kampüs Cadıları‘ndan üyelerin bulunduğu eylemcilerden İstiklal Caddesi ve Maçka’da toplamda 59 kişi gözaltına alındı.

Öte yandan TKP’li yaklaşık iki yüz kişilik bir grup Taksim Meydanı’nda yürümek istedi. Eylemcileri ablukaya alan polis eylemcilere izin vermedi, müdahalede bulundu. Müdahale sırasında 37 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

Yedi kişinin gözaltına alındığı Kampüs Cadıları, saat 4.40 sıralarında gözaltına alınan üyelerinin serbest bırakıldığını duyurdu ve mücadele mesajı paylaştı:

“Gözaltına alınan arkadaşlarımız serbest bırakıldı. Biz kadınlar; hukuksuz uygulamalarınıza, baskılarınıza karşı susmayacak, bulunduğumuz her alanda mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz!”

Gözaltıların 18.30 sıralarında yapılmasına rağmen eylemcilerin 4.40 sularında serbest bırakılmasını eleştiren avukatlar, Vatan Emniyet’te gözaltında tutulan eylemcilerin yanından uzaklaştırıldıklarını, darp edilerek Vatan Emniyet’ten çıkarıldıklarını söyledi.

Vatan Emniyet önünde yapmak istedikleri açıklamaya da polis müdahale etti ve alandan uzaklaştırmaya çalıştı.