Ana Sayfa Blog Sayfa 447

BM Kongo’da 6,1 milyon kişinin yerinden edildiğini bildirdi

Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Orta Afrika ülkelerinden Kongo Demokratik Cumhuriyeti‘nin doğusunda artan şiddet olaylarının Ocak 2023’ten bu yana yaklaşık bir milyon kişiyi yerinden ettiğini bildirdi.

Yer Değiştirme İzleme Matrisi’ne göre 6,1 milyon kişi ülke içinde yerinden edilmiş durumda. Bu rakam Ekim 2022’den bu yana ülke içinde yerinden edilmelerde yüzde 17 oranında artış olduğunu ortaya koyuyor.

‣İklim krizi: Kongo’yu vuran sellerde ölü sayısı 400’e yükseldi
Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin Ituri eyaletinde, Mart 2022’de çekilmiş, ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı bir yerinden edilme alanına alacakaranlık çöküyor. -Fotoğraf: BMMYK/Hélène Caux

Önce yerinden edildiler, sonra kamplarındaki saldırıda hayatlarını kaybettiler

11 Haziran Pazar günü Kongo’nun doğusundaki Ituri eyaletindeki yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bir kampta meydana gelen son saldırıda en az 46 kişi hayatını kaybetti.

IOM, milis gruplarından oluşan bir koalisyon olan Kongo’nun Kalkınması İttifakı ( Coopérative pour le développement du Congo -CODECO) tarafından gerçekleştirildiği bildirilen saldırıyı şiddetle kınadı.

Kongo’da devam eden şiddet nedeniyle yerinden edilen milyonlarca kişinin acil insani yardıma ihtiyacı var. –  Fotoğraf: IOM/Muse Muhammed

IOM Acil Durumlar Departmanı Direktörü Federico Soda, “Bu son korkunç saldırı, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde yerinden edilmiş insanların her gün karşı karşıya kaldığı dayanılmaz tehlikelerin bir kanıtıdır” dedi ve ekledi:

“IOM, uluslararası insani hukukun bu iğrenç ihlalini şiddetle kınıyor ve sivillere yönelik saldırıların savaş suçu teşkil edebileceğini hatırlatıyor. Şiddeti sona erdirmek ve Kongo halkının barışı bulmasına yardımcı olmak için ortak çabalara şiddetle ihtiyaç var.”

Çatışmalar arttıkça Kongo’daki insani durum daha da kötüye gidiyor. Milyonlarca insan akut gıda güvensizliğinin yanı sıra diğer hayati ihtiyaç krizleriyle karşı karşıya. Genel olarak Kongo Demokratik Cumhuriyeti genelinde 26 milyondan fazla kişinin insani yardıma ihtiyacı var.

Rapor: Türkiye, yolsuzlukla mücadelede başarısız 10 ülkeden biri

Avrupa Konseyi bünyesinde faliyet gösteren Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Grubu (GRECO), Türkiye’nin milletvekilleri, hakim ve savcılarla ilgili yolsuzluğun önlenmesi konusundaki tavsiyeleri yerine getirme performansının yine kötü olduğu uyarısında bulundu.

euronews Türkçe‘nin aktardığına göre GRECO 2022 yılı raporunda Türkiye, 48 ülke içinde tavsiyeleri yerine getirme konusunda başarısız olan 10 ülke içinde yer aldı.

Rapora göre Türkiye 2022’de GRECO tarafından milletvekili, hakim ve savcılarla ilgili yapılan 31 tavsiyenin ortalama yüzde 51,6’sını yerine getirmedi, yüzde 38,7’sini kısmen yerine getirdi. Tamamen uyguladığı tavsiyeler ise yalnızca yüzde 9,7 oranında kaldı.

Bu son veriler, 2021 yılına oranla Türkiye ile ilgili 2022 yılı verilerinde olumlu yönde bir değişiklik olmadığını ortaya koydu.

Milletvekilleri için yapılan tavsiyelere uyulmama oranının bir önceki yılda olduğu gibi yüzde 57 oranında olduğu görüldü. Rapora göre, Türkiye hakimlerle ilgili tavsiyelerin yüzde 16,7’sine uydu, yüzde 33,3’üne kısmen uydu, yüzde 50’sine uymadı. Savcılarla ilgili tavsiyelerin ise yüzde 8,3’üne uyarken, yüzde 41,7’sine kısmen uydu ve yüzde 50’sine hiç uymadı.

Melek Mosso konserinin ardından belediye başkanı görevden alındı

AKP’li Süleymanpaşa Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel, Melek Mosso konserinin ardından istifa etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Yüksel’in istifasını onayladı. Süleymanpaşa Belediyesi Meclisi yeni başkanını seçmek için olağanüstü toplanacak.

Mosso’nun konseri ardından ilçede bilboardlar hacklenmiş, tehdit mesajları yayımlanmıştı.

Melek Mosso konseri sonrası Süleymanpaşa’da bilboardlar hacklendi: Bir daha İslam karşıtı konser düzenlerseniz bir daha geliriz

Ne olmuştu?

Melek Mosso, Süleymanpaşa Belediyesi tarafından bu yıl 57’incisi düzenlenen Uluslararası Tekirdağ Kiraz Festivali’nde sahne almıştı. Mosso, seçim kombini paylaşımına ilişkin açıklamada bulunarak özür dilemişti.

Mosso, “Eğer burada maksadını aşan şakamdan, incinen, üzülen, kalbi kırılan bir tek kardeşim bile varsa ondan çok çok özür diliyorum ve yürekten özür diliyorum. Çünkü bizler böyle şeylerle ayrıştırılmayacağız, bizler böyle şeylerle karşı karşıya gelmeyeceğiz” demişti.

Kamuoyunu meşgul ettiği için herkesten özür dileyen ve helallik isteyen Mosso,  şunları paylaşmıştı:

“Hemen bir konuya değinip güzelce sizlerle helalleşmek istiyorum. Son bir haftadır gündemi yersizce meşgul ettiğimin çok farkındayım ve bunun için çok çok üzgünüm. Öncelikle bilin isterim ki, bizler kim ne söylerse söylesin asla ayrışan, asla birbiriyle düşman olan bir millet değiliz. Kim ne yaparsa yapsın asla böyle bir millet olmayacağız. Birbirimizi çok sevmeye devam edeceğiz.

Ben, kuzenini bir kadın cinayetine kurban vermiş bir kız çocuğu olarak bir şeyler söylemek istedim. Kadın cinayetlerini, kadın tacizlerine ses çıkarmak istedim. Anlıyorum ki başka yerlere çekildi. Başka şekilde anlaşıldı ama şunu belirtmek isterim ki buna da inanıyorum bu acılar siyaset üstü acılardır. Şuna inanıyorum ki Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan bundan sonra bununla ilgili en sert uygulamaları, en sert düzenlemelerini yapacağına inanıyorum canı gönülden, bir kadın olarak. Bu denli kapsayıcı, bu denli birleştirici bir festival günümüzde böyle bir dönemde, hiçbir şekilde insanların huzursuzluğuna yer vermeden bizleri bir araya getiren tek bir yürek şeklinde burada toplayan ve belediye festivali için de yürekten acılar çekse bile bunu ne sizlere ne bana yansıtmadan özrümü kabul edip yüreğine basan sayın başkanımıza çok çok teşekkür ederim.”

“Eğer burada maksadını aşan şakamdan, incinen, üzülen, kalbi kırılan bir tek kardeşim bile varsa ondan çok çok özür diliyorum ve yürekten özür diliyorum. Çünkü bizler böyle şeylerle ayrıştırılmayacağız, bizler böyle şeylerle karşı karşıya gelmeyeceğiz. Biz Türk milleti olarak birbirini seven, dostluklarına güvenen, kardeşçe yaşayan, barış içinde yaşayan mükemmel bir millet olmaya devam edeceğiz. O yüzden hepinizi çok seviyorum geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Başkanımıza bu güzel festivali asla hiçbir şeyin gölgesinde bırakmadan muhteşem bir şekilde devam ettirdiği için ayrıca çok çok teşekkür ediyorum.”

Konseri iptal etmediği için sosyal medyada tepkilerle karşılanan AKP’li Süleymanpaşa Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel, Melek Mosso’nun özür açıklamalarının ardından sahnede, birlik beraberlik mesajı verdi.

Herkesin hata yapabileceğini, önemli olanın ise hatayı fark edip, özür dileyebilmek olduğunu vurgulayan Yüksel, şunları kaydetmişti:

“Biz et ve kemikten yaratılmış varlıklarız. Hepimiz hata yapabiliriz, sonuçta bu insana özgü bir şey. Önemli olan nedir biliyor musunuz? Hatanızı görüp, özür dileyebilmek, büyük bir erdem. Ama daha büyük bir erdem daha var, özrü kabul edebilmek. Biz büyük ve güçlü Türkiye olmak istiyorsak, bütün renklerimizi zenginliğimiz olarak görmek zorundayız. Birbirimizin hatalarını özür dilendiğinde kapatmak zorundayız. Dostunun hatasını örteceksin ki biz güçlü olacağız. Bir hedefimiz var gençler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bize ‘muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacaksınız’ demiş.

Cumhurbaşkanımız bize bir hedef göstermiş. ‘Büyük ve güçlü Türkiye olacağız’ demiş. Bunu ancak birlik ve beraberlik içerisinde olursak yapabiliriz. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Roman yok. Büyük ve güçlü Türkiye var. Hatalarımızı kabul edeceğiz, özür dileyeceğiz. Özür dileyenleri kucaklayacağız. Bu milletin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum.”

Shell’den U dönüşü: İklim taahhütlerimizi yerine getirdik, üretimi kısmayacağız

Çok uluslu petrol ve gaz devi Shell, 2021’de Teksas‘taki bir petrol sahasındaki hissesini sattığı için  2030 hedefine çoktan ulaştığını iddia etti. Şirketten dün yapılan açıklamada, on yılın geri kalanında her yıl petrol üretimi kısma planlarından vaz geçtikleri duyuruldu.

Shell, hissedarlara yapılan ödemeleri artırmak için iklim değişikliği taahhütlerini azaltan en son fosil yakıt şirketi. Şubat ayında da British Petroleum (BP) daha önce verdiği; emisyonların yüzde 35-40 daha düşük olacağına dair sözünden dönmüş,  2030 yılına kadar emisyonlarda yüzde 20-30’luk bir azalma hedeflediğini duyurmuştu.

Merkezi Fransa‘da bulunan TotalEnergies de nisan ayında aynı şekilde, emisyonlarda yüzde 35-40’lık bir kesinti vaadinden vazgeçerek, bunu yüzde 20-30 aralığına indirmişti.

2050’de ‘net sıfır’ı hedeflemişlerdi

Shell de 2021 stratejisinde “petrol üretiminde her yıl yüzde 1-2 civarında beklenen kademeli bir azalmayı” hedefleyeceğini belirtmiş; geçen yıl da eski genel müdür Ben van Beurden, net sıfır emisyona ulaşmak için 2050 hedefi belirlemişti.

Euronews‘in aktardığına göre, 2022’de 36 milyar Euro ile rekor kar elde eden şirket, şimdi üretimin 2030 yılına kadar sabit kalacağını ve 2023 ile 2035 yılları arasında petrol ve gaz üretimine 40 milyar $ (36.7 milyar €) yatırım yapacağını söylüyor.

Salt yeşil aklama: Shell, bugüne kadarki en yüksek kâr miktarına ulaştı

Shell’in yeni CEO’su Wael Sawan, New York borsasındaki yatırımcılara “Bugün ve gelecekte hissedarlarımızı ödüllendirmek” istediğini söyledi. Sawan, emisyonları azaltmak istediğini iddia etmesine rağmen, uzun vadede petrol ve gaza ihtiyaç duyulacağına olan inancını da vurguladı.

Shell güvenlik danışmanından açık mektupla istifa: Petrol ve gazı azaltmıyor aksine fazlasını çıkarmayı planlıyorlar

Shell yöneticilerine şirketi ‘net sıfır’a hazırlamadıkları için dava

Mahkemenin emisyon azaltma kararına uymayan Shell yöneticilerine uyarı: Kişisel olarak sorumlusunuz

Şirket bu kararına dayanak olarak, 2021’de Teksas’taki Permiyen Havzası petrol sahasındaki hissesini sattıktan sonra, on yılın geri kalanı için üretim azaltma hedeflerine çoktan ulaştığını savunuyor.

Toplam emisyon azalmadı

Yedi ay önce yayınlanan 2021 stratejisi, petrol kesintilerinin “elden çıkarmalar ve doğal düşüşten” kaynaklanabileceğini belirtiyordu. Shell, planın petrol üretimini istikrarlı bir şekilde kesme taahhüdü oluşturmadığını duyururken, şirket sözcüsü de “2030 yılına kadar petrol üretimini azaltma hedefimiz değişmedi. Bununla sekiz yıl önce tanıştık” diye konuştu.

Hollandalı savcılar, Shell ve ExenMobil’in ortak doğal gaz şirketine kirlilik davası açacak

Teksas’ta başka bir hidrokarbon şirketi olan ConocoPhillips‘e yapılan satış, endüstri tarafından dışarı pompalanan küresel karbon emisyonlarının miktarını doğal olarak azaltmış değil.

Uluslararası  Enerji Ajansı, 2050 yılına kadar küresel net sıfır karbon emisyonu hedefine ulaşmak ve iklim bozulmasını önlemek için yeni petrol ve gaz sahalarının gelişiminin derhal durdurulması gerektiği konusunda uyarmıştı. Dün IEA,  küresel petrol talebinin 2028’de zirveye çıkmadan önce bu yıl rekor kıracağını tahmin ettiklerini açıkladı.

‘Küresel petrol talebindeki büyüme durma noktasına geldi’

Sawan, Shell’in Ukrayna‘daki savaşın hükümetleri, enerji kaynaklarını destekleme konusunda endişelendirdiğini, bu nedenle “müşterilerin ihtiyaç duyduğu enerji güvenliğini sağlamak için yatırım yaptığını” söyledi.

Aktivistler ve kampanyacılardan tepki

İklim aktivistleri ve kampanyacılar ise petrolü her zamanki gibi yakmaya devam etme planını sert şekilde eleştirdi.

Birleşik Krallık‘taki Yeşiller Partisi’nin eş başkanı Carla Denyer, bunun “saf iklim vandalizmi” anlamına geldiğini ve “ulusal hükümetlerin siyasi liderliği olmadan hepimizin özlemini çektiğimiz daha yeşil bir geleceğe fosil yakıt şirketlerinin bizi yönlendirmeyeceğinin bir işareti” olduğunu söyledi.

Shell önünde iklim krizi eylemi: Fosil yakıtları tarihten sileceğiz

Eş başkanve milletvekili Caroline Lucas da “Shell, gezegenimizi kirleten ve hissedarlar için rekor karlar elde eden iklim suçluları” değerlendirmesini yaptı.

Friends of Earth örgütü ise  “Hedeflerini küçülten diğer fosil yakıt devleri gibi, Shell de artık iş modelini değiştirme planı olmadığını kabul ediyor” dedi.

Carbon Brief‘in kıdemli politika editörü Dr. Simon Evans ise AFP‘ye  “küresel ısınmayı 1,5C ile sınırlamak konusunda doğru yolda olmadığımız çok açık” dedi, ancak  Avrupalı ​​petrol şirketlerinin düşük karbonlu enerjilere yatırım açısından “diğerlerinin ve özellikle ABD’li rakiplerinin önünde” olduğuna da dikkat çekti.

‘Küresel petrol talebindeki büyüme durma noktasına geldi’

Uluslararası Enerji Ajansı‘nın (IEA) son raporuna göre elektrikli araçlara ve diğer temiz teknolojilere geçiş, küresel petrol kullanımındaki büyümeyi neredeyse tamamen durma noktasına getirdi.

Dünyanın petrol talebinin önümüzdeki beş yıl içinde keskin bir şekilde düşmesi bekleniyor. Rapor  dünya talebinin 2023’te günde 2,4 milyon varil gibi güçlü bir sıçrama yapacağını da öngörüyor.

Kurumun icra direktörü Fatih Birol “Temiz enerji ekonomisine geçiş hız kazanıyor ve küresel petrol talebi bu on yılda geleceği noktada artık zirveyi temsil ediyor” dedi.

Benzin tüketimi 2026’dan sonra düşecek

IEA’nın raporuna göre, on yıllardır küresel petrol talebindeki büyümenin en önemli itici gücü olan Çin de artık bu rolü oynamayabilir. Çünkü bu ülke aynı zamanda elektrikli araçlar için devasa bir pazar ve “sıfır Covid” kısıtlamaları sonrasında ülkenin ekonomik olarak toparlanması, sanıldığı kadar hızlı ve güçlü olmadı.  Ülkede, petrol tüketimindeki artışın, özellikle 2028’e kadar süreceği ancak sonraki yıllarında yavaşlayacağı bekleniyor.

Risk analiz şirketi olan Eurasia Group’un direktörü Henning Gloystein de Çin’in salgın öncesi sahip olduğu türden bir petrol talebi içerisinde olmadığını söylüyor.

Her gün milyonlarca varil petrol toprak altında kalacak

2028 yılı sonuna kadar yarısı Çin’de olmak üzere dünya çapında 155 milyondan fazla elektrikli aracın satılacağı tahmin ediliyor. Bu araçlar,  günde üç milyon varil petrolün tüketime sunulmak yerine yer altında kalacağı anlamına gelecek.

 

İnsanlar kaplumbağaların beş sahilinden birini daha alıyor

Haber: Abidin YAĞMUR

*

Mersin’in Mezitli ilçesindeki özel bir işletmeye kiralanan ve ardından düğün salonu açılan Davultepe Gümüşkum Tabiat Parkı‘nda, hem plastik kirlilik arttı hem de deniz kaplumbağalarının yaşam alanları tehlikeye atıldı.

Tabiat Parkı Orman ve Su İşleri Bakanlığınca geçtiğimiz yıllarda özel bir işletmeye kiralanmıştı. O işletme önce düğün salonu açtı, ardından beach kulüp açtı, konser organizasyonlarına başladı. İşletme ayrıca kumul alanı iş makineleriyle tahrip etti, bazı yerlerde kumul alanın üzerine toprak tabaka örttü, ağaçlandırma yaptı. Bu faaliyetlerin sonucunda sahilde plastik atık kirliliği de gözle görülür şekilde arttı. Bunlardan doğrudan doğruya etkilenenler ise deniz kaplumbağaları oldu.

Çevre örgütleri, Mersin’deki 5 deniz kaplumbağası yuvalama alanından biri olan Gümüşkum’da tahribatın durdurulması, deniz kaplumbağalarının durumu da gözetilerek düzenlemeler yapılması çağrısında bulunuyor. Mersin Barosu Çevre Komisyonu‘nun açtığı idari dava ise devam ediyor.

Mersin Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu, Doğa ve Hayvan Hakları Çalışma Grubu üyeleri, 16 Haziran Dünya Deniz Kaplumbağaları Koruma Günü nedeniyle açıklama yaptı.

Açıklamayı okuyan Doğa ve Hayvan Hakları Çalışma Grubu üyesi Başak Keskin, deniz kaplumbağalarının Akdeniz’de toplam 21 adet yuvalama alanı olduğunu ve bunun beş adedinin Mersin’deki sahillerde bulunduğunu belirtti.

‘Davultepe Gümüşkum Tabiat Parkı eğlence parkına dönüştürüldü’

Davultepe Gümüşkum Tabiat Parkı‘nın yeşil deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı olmasına rağmen bölgenin eğlence parkı haline getirildiğini ifade eden Keskin, “Deniz kaplumbağalarının Mersin’de bulunan 5 üreme alanlarından birisi de Davultepe 100. Yıl (Gümüşkum) kumsalıdır. Davultepe Gümüşkum Tabiat Parkı’nın yeşil deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanı olduğu akademik çalışmalar ile de tespit edilmiştir. Uzun süredir yapılan bilimsel çalışmalar oranın koruma altına alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Bilindiği üzere yapılan özelleştirme ile bölgede eğlence tesislerinin faaliyete geçmesi ile birlikte, kumsalın dokusunu değiştirecek birçok girişim yapılmıştır. Bu alan deniz kaplumbağalarının yuvalama yaptığı ve kum zambaklarının yoğun bulunduğu Tabiat Parkı halinden masa ve sandalyelerin kumsala yerleştirildiği, organizasyonlarının yapıldığı çok sesli eğlence parkı haline getirilmiştir” dedi.

‘Deniz kaplumbağalarının yuvalama alanları korunmalı’

Deniz kaplumbağalarının her yılın mayıs ayından ağustos ayına kadar kumsallara gelerek yumurtalarını bıraktığını vurgulayan Keskin, “Yumurtlama süreci içinde, yuvalama kumsalı ve çevresindeki yüksek ses, ışık ve hareketlilikten oldukça olumsuz etkilendikleri bilinmekte; bütün bu davranışlara engel olunmaması deniz kaplumbağasının kendini tehlikede hissedip yuva yapamadan denize dönmesine neden olmaktadır. Bu da zaten türünün devamlılığı tehlikede olan bir canlının korunmaya ne kadar özen gösterilmesi gerektiğini ifade etmeye yetmektedir. 16 Haziran tarihi Dünya Deniz Kaplumbağaları Koruma Günü ilan edilmiştir. Dünya Deniz Kaplumbağaları Koruma Günü’nde 100. Yıl Tabiat Parkı’nın yeşil deniz kaplumbağalarının yuvalama kumsalı olarak tescil edilmesi ve bu alanın özel olarak koruma altına alınması gerektiğini bir kez daha belirtiyoruz” şeklinde konuştu.

‘Bu savaşı kime karşı, neden veriyoruz?’

Mersin Barosu Çevre Komisyonu üyesi Av. Derya Demir de “Kentin hemen hemen bütün duyarlı özneleri Davultepe 100. Yıl Tabiat Parkı’ndaki katliamı durdurmak için bir araya geldi. Tüm süreci endişeyle ama yakından takip ediyoruz. Doğamız için attığımız adımlar sürekli boşa çıkarılmaya çalışılıyor. Nesli tükenen yeşil deniz kaplumbağalarının yaşam alanını korumak için adeta savaş veriyoruz. Bu savaşı kime karşı, neden veriyoruz? Doğayı korumak, bir canlı türünün yaşam alanının yok edilmesine karşı çıkmak hepimizin görevi değil mi? Doğa hepimizin değil mi? Tarım ve Orman Bakanlığı neden görevini yapmıyor?” ifadelerini kullandı.

İklim değişikliği ve avcılık faaliyeti, Çanakkale’deki taş mercanları yok ediyor

Nesli tehlikedeki taş mercanın (Cladocora caespitosa) yoğun dağılım gösterdiği Dardanos‘ta bilimsel izleme çalışmaları devam ediyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı‘nın (TÜDAV) yürüttüğü proje kapsamında yasa dışı balıkçılık faaliyetleri, bilinçsiz avlanma ve çapa atımı nedeniyle zarar gören mercan kolonilerine ilişkin araştırma yapıldı.

Çalışma kapsamında, yasa dışı balıkçılık faaliyetleri, bilinçsiz avlanma ve çapa atımı nedeniyle zarar gören mercanlar koruma altına alındı.

Koruma altına alınan alanlar da bu kez iklim değişikliği nedeniyle ani su sıcaklığından etkilenmeye başladı. Uzmanlar, iklim değişikliği nedeniyle biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapan mercanların denizin ısınması sonucu beyazlaşarak yok olacağının öngörüldüğünü kaydetti.

‘400’e yakın canlı grubu yaşıyor’

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, çalışmaları kapsamında 400’e yakın canlı grubunun yaşandığının tespit edildiğini söyledi.

Prof. Dr. Bayram Öztürk, bölgenin korunması gerektiğini belirterek “Çanakkale Dardanos’ta bir küçük koruma alanı oluşturuldu” dedi.

yeni-proje-39.jpg

Öztürk, şöyle devam etti:

“Taş mercan habitat oluşturan öteki canlılara ev oluşturan bir tür. Dolayısıyla taş mercanı ortadan alırsanız içinde yaşayan kabuklulara, balıklara ve diğer birçok canlı grubunu ortadan almış oluyorsunuz. Habitat oluşturan başka türler için ev oluşturan bir grup bu. Son derece önemli.”

‘Gırgır teknesi gören ihbar etsin’

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Sualtı Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Özalp ise şunları anlattı:

“Bu bölgede biz hala ne yazık ki gırgır avcılığı görüyoruz. Çok üzücü bir şey. Kolluk kuvvetleriyle ortak çalışmalarımız oluyor. Türkiye’de tek koruma alanı olmasına rağmen gırgır teknelerinin alanın çevresinde ağ attığını görüyorsunuz. Ağ atmak, çapa atmak bu türler için nesli tehlikede olan ve yuva oluşturan türler için çok sıkıntılı durumlar. Vatandaşa da görev düşüyor.

Bölgenin önemini bilmeliler. Çanakkale için söylüyorum. Koruma alanında hassas bir türü ve bunun çevresindeki biyolojik çeşitliliği korumaya gayret ediyoruz. Bölgede av yapan koruma şamandırasına bağlanmaya çalışan, bölgenin çevresinde yaklaşmaya çalışan küçük balıkçı olur büyük balıkçı olur kolluk kuvvetleriyle irtibata geçip bilgilendirmeleri ülkemiz için önemli.”

İmamoğlu’nun davası 30 Kasım’a ertelendi

Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ‘ihaleye fesat karıştırdığı’ iddiasıyla hakkında iddianame hazırlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun yargılanmasına başlandı. İmamoğlu duruşmaya katılmazken yargılanan diğer altı kişi salonda hazır bulundu.

İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında şartları karşılamayan bir firmaya ihale verildiği gerekçesiyle “İhaleye fesat karıştırma” suçundan dava açılmıştı. İlk duruşma Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Saat 14.30’da başlayan duruşmaya Ekrem İmamoğlu katılmadı. Diğer sanıklar Cem Ülken, Fidan Gül, Hasan Çetin, Hilal Çuhadar, Mehmet Hepgül ve Türkan Demirel Dişisağlam ile taraf avukatları salonda hazır bulunarak savunmalarını yaptı.

Mahkeme heyeti, İmamoğlu’nun avukatıyla birlikte bir sonraki duruşmada hazır olmasına hükmetti; duruşmayı 30 Kasım saat 15.00’e erteledi. Heyet ayrıca Beylikdüzü Belediyesine de “kamu zararı olup olmadığının tespiti” için müzekkere yazılmasına karar verdi

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede İçişleri Bakanlığı ‘İhbar eden’ olarak yer alırken Ekrem İmamoğlu, Cem Ülken, Fidan Gül, Hasan Çetin, Hilal Çuhadar, Mehmet Hepgül ve Türkan Demirel Dişisağlam ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer alıyor. Hazırlanan iddianamede, İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu yedi kişinin ‘İhaleye fesat karıştırma’ suçundan üçer yıldan yedişer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. Ayrıca yedi kişi hakkında Türk Ceza Kanunu‘nun 53’ncü maddesi gereğince siyasi yasak uygulanması da isteniyor.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla yargılanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na 28 Aralık 2022’de İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verilmişti. İmamoğlu’nun avukatları bu karara itiraz etmişti. Dosya, istinaf mahkemesine gönderilmişti.

Gençler Konya’da iklim krizine karşı bir araya geldi

Green Collar: ECO Youth Projesi 30 Mayıs – 7 Haziran tarihlerinde Konya’da gerçekleştirildi.

Genç bakış açısı ile toplumsal sorunlara çözüm üretmeye çalışan bir gençlik derneği olan Sivil Yaşam Derneği (SİYAMDER), bir KA152 Erasmus+ projesi olan Green Collar: ECO Youth Projesi’nin Türkiye ortağı oldu.

Proje kapsamında küresel çaptaki iklim krizini dünya gençleri ile birlikte anlamak, çözüm yolları bulmak ve bu yolların uygulanmasının amaçlandığı bildirildi. Projede, dört farklı ülkeden 21 çevreci genç, yedi gün boyunca dünyanın sorunlarını konuştu, tartıştı ve bu sorunlara çözüm üretmeye çalıştı.

Uluslararası çevre sözleşmesinin incelendiği, simülasyon çalışmalarının ve plogging aktivitesinin gerçekleştiği bu projede gençler ayrıca UN Climate Summit faaliyeti ile, farklı ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki politika ve eylemlerini tartıştı.

Proje süresince farklı toplumları ve kültürel özellikleri gözlemleme fırsatı bulan gençler 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yaptıkları Let’s Do It! faaliyeti ile de farkındalık uyandırmayı amaçladı. Gençler ayrıca doğa ve insan arasındaki bağı yenilemek için psikodramayı deneyimledi.

Yedi gün boyunca iklim değişikliği üzerinde tartışan ve fikir üreten genç çevreciler, proje süresince “Zero Waste” ilkesiyle ilerleyerek tüm etkinlikleri sıfır atık ile gerçekleştirdiğini bildirdi.

İklim değişikliği ve çevre sorunları temalı içerikler ile farkındalık oluşturulması planlanan Green Collar: ECO Youth YouTube kanalı da projenin çıktılarından biri oldu. Ayrıca proje sonunda Eco-Deal sözleşmesi oluşturuldu.

Bu kez çay fırlatılmadı, yasaklandı: Kadıköy Kaymakamlığı’ndan LGBTİ+’lara yasak

Onur Ayı yasaklarında yeni bir zirveye ulaşıldı. İzmir’de polis Onur Ayı pikniğine karşı teyakkuza geçmişken, İstanbul el büyüttü. Kadıköy Kaymakamlığı, Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği’nin çay etkinliğini yasakladı.

Kaos GL‘nin aktardığına göre; derneğin senelerdir çeşitli kafelerde düzenlediği İstanbul’da İngilizce konuşanlara yönelik “Tea&Talk” etkinliği Kadıköy Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Yasaklama kararı, çay etkinliğinin yapılacak kafeye tebliğ edildi.

Kadıköy Kaymakamlığı’na göre LGBTİ+’ların bir kafede oturup çay içmesi ve sohbet etmesi “uygun değil”.

Film de yasaklanmıştı

Kadıköy Kaymakamlığı, 7 Haziran’da BEKSAV’da Pride filminin izlenmesini de yasaklamış ve film izlemek isteyenleri gözaltına almıştı:

“Sosyal medya üzerinde yer alan paylaşımlar göz önüne alındığında, yapılacak etkinliğin genel ahlaka aykırı olduğu toplumda infial uyandıracak, milli, vicdani ve insani değerlere dokunacak, toplumsal iç barışı tehdit edebileceğinden ve etkinlikleri gerçekleştirecek grup/şahıslar ile vatandaşlarımız arasında sözlü ve fiziksel provokatif amaçlı olayların olabileceği dikkate alındığında, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasının tehlikeye düşebileceğine dair kuvvetli delil ve bilgiler elde edilmiştir.”

Lambdaistanbul LGBTİ+ Derneği, yasak kararının ardından Instagram hesabından şöyle dedi:

“Kadıköy Kaymakamlığı çay içmemizi yasakladı!?! Yıllardır sorunsuz şekilde yaptığımız tea&talk etkinliğimiz bu sefer yasaklandı. Ancak absürt yasaklarıyla bizi engelleyebileceklerini sananlar yanılıyorlar. Lambdaistanbul organizesinde bu seferlik ekranlarımızın başında buluşup çay içip sohbet ediyoruz. Bu tehlikeli (!) etkinliğe katılmak için bize dm atabilirsiniz.”