Ana Sayfa Blog Sayfa 345

2023 Nobel Fizik Ödülü sahiplerini buldu

2023 Nobel Tıp Ödülü mRNA aşısının geliştirilmesi çalışmalarına

Nobel ödülleri

Dinamitin mucidi ve iş insanı Alfred Nobel‘in vasiyeti üzerine bilim, edebiyat ve barış alanlarındaki başarılara verilen ödüller, 1901 yılından bu yana bilim dünyasındaki en prestijli ödüllerden biri haline geldi.

Geçen yıl, Alain Aspect, John Clauser ve Anton Zeilinger, iki parçacığın aralarındaki boşluktan bağımsız olarak birbirine bağlı olduğu kuantum dolanıklık üzerine yaptıkları çalışmalarla Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştı.

Ekim ayı başında hafta içi peş peşe açıklanacak Nobel ödüllerini kimya, edebiyat, barış ve ekonomi ödülleri takip edecek.

Özgürlük Yürüyüşü’nde gündem Hatay’da rant uğruna imara açılan zeytinlikler…

Türkiye İşçi Partisi (TİP), tutuklu Hatay Milletvekili Can Atalay‘ın da aralarında bulunduğu Gezi Davası tutuklularının cezalarının onanmasına karşı Hatay’dan Ankara‘ya başlattığı “Özgürlük Yürüyüşü”nün üçüncü gününde TİP Genel Başkanı Erkan Baş, imara açılan mera ve zeytinlik alanlarına dikkat çekti.

Gündemlerinde mevcut iktidarın Hatay’da yaptıkları ve yapmadıklarının olduğunu belirten Erkan Baş, Hatay’ın özel afet bölgesi ilan edilmediğine dikkat çekerek şunları dile getirdi:

“Bu kent için özel hiçbir ödenek ayrılmadı ama ne yapıldı? Sadece Hatay’da 18 mera, orman vasıflı alan, zeytinlikler kamulaştırma yoluyla imara açıldı. Şöyle düşünebilirsiniz: ‘İnsanların zaten konut, barınma gibi sorunları varken tarımı sonraya bırakalım’ diye düşünmüş olabilir iktidar. Ama biz de başımıza ne geldiyse tam da bu yüzden geldi diyoruz. Bunlar arasındaki bütünlüklü bakışı sağlayamadığınızda, insanların hem yaşayabilecekleri hem insanca yaşayabilecekleri ve üretebilecekleri, hayatlarını idame ettirebilecekleri koşulları yaratamadığınızda çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz.”

İktidarın depremi bahane ederek zeytinlikleri talana açtığını ifade eden Baş, bunun nedenini ise şöyle açıkladı:

“Çünkü depremden önce de zeytinliklerin talan edilmesi için çeşitli uğraşları olmuştu. TMMOB‘a bağlı mühendis odalarının daha önce yaptıkları açıklamalar, bizi bu konuda defalarca uyarmıştı zaten. Gün boyu yurttaşlarımızla sohbet edeceğiz. Hatay’da iktidarın yaptıklarını ve yapmadıklarını onlardan dinleyeceğiz. Yapması gerekirken yapmadıklarını, yapılmaması gerekirken sadece rant uğruna, üç beş kuruş daha fazla kazanalım diye yapılanları hep beraber konuşmaya devam edeceğiz.”

Gazeteci Ayşenur Arslan gözaltına alındı

Ankara‘daki bombalı saldırıya ilişkin yaptığı değerlendirmeleri gerekçe gösterilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında soruşturma başlatılan Gazeteci Ayşenur Arslan, gözaltına alındı.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada Arslan’ın soruşturmasının dayandırıldığı suçlamalar ise şöyle duyuruldu:

“2 Ekim tarihinde Halk Tv isimli kanalda yayınlanan bir programda Ayşenur Arslan’nın 1 Ekim tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü önünde bölücü terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen saldırıya yönelik sarfettiği sözlere ilişkin ‘Terör örgütü propagandası yapma‘ ve ‘Suçu ve suçluyu övme‘ suçlarından soruşturma başlatılmıştır.”

Gazeteci Seyhan Avşar ise sosyal medya hesabından Arslan’ın evinden gözaltına alındığını ve Çağlayan‘daki İstanbul Adliyesi‘ne götürüleceğini duyurdu:

“TEM polisleri Ayşenur Arslan’ın kapısında. Ayşenur abla gözaltına alınıyor. Çağlayan’a götürülecek…”

Ne olmuştu?

Arslan programda şunları söylemişti:

“Belki o kişi üzerine bomba olduğunu bilmiyordu. Gelip hiçbir şey yapamadan ölünmez. Bana sorarsanız Her şeye aykırı, durup dururken kendini patlatmış. Ankara’da bir arabayı açıp düz kontakla çalıştırmak yerine neden Kayseri‘de birini öldürerek ‘Ben geliyorum heeey. Bombalar sırtımızda tabanca belimizde nedir yani…”

Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, Radyo Televizyon Üst Kurulu‘nun (RTÜK) Ankara’daki bombalı saldırı hakkındaki sözleri nedeniyle inceleme başlatıldığını duyurması ardından, hakkında soruşturma başlatılan gazeteci Ayşenur Arslan’ın Medya Mahallesi programını sonlandırma kararı aldıklarını duyurdu.

Arslan’ın açıklamalarını “talihsiz sözler” olarak değerlendiren Mahiroğlu, “Aynı programda terör lanetlenmiş olsa da, Halk TV’nin en başta bahsettiğimiz duruş ve bakışının sınırlarını aşmaktadır. Bu sebeple programın sonlandırılması kararını aldığımızı, kamuoyuna üzüntülerimizle duyururuz” dedi.

Arslan: Yanlış anlaşıldığım için üzgünüm

Ayşenur Arslan, soruşturmaya ve programının yayından kaldırılmasına ilişkin, “Yanlış anlaşıldığım için üzgünüm. Adımın terörle ve teröristle anılmasının büyük haksızlık olduğunu düşünüyorum ve bu nedenle çok üzgünüm. Terör eylemiyle ilgili gündemde olan soru işaretlerini tekrarlamaktan ibaret benim yaptığım” demişti.

İBB İyi Parti Grup Sözcüsü: Kuzey Marmara Otoyolu için geçiş garantisi artırıldı, süre uzatıldı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi İYİ Parti Grup Sözcüsü Dr. Suat Sarı, Kuzey Marmara Otoyolu‘nde hem otoyol için verilen araç geçiş garantisinin artırıldığını hem de garanti süresinin uzatıldığını açıkladı.

Sarı, “Yolun maliyeti 13.6 milyar lira. Uzatılan süre sonuna kadar yapılacak ödemeyle ikinci bir otoyol yapılır” dedi.

Kuzey Marmara Otoyolu’nu Anadolu Yakası’nda Limak Cengiz Ortak Girişimi‘nin kurduğu KMO ANADOLU OTOYOLU İŞLETME A.Ş, Avrupa Yakası’nda ise Kolin Kalyon Ortak Girişimi‘nin kurduğu AVRUPA OTOYOLU YATIRIM VE İŞLETME A.Ş . işletiyor. Otoyolda  araç geçiş garantisi 2021 yılında dört kat arttırılmış, işletme süresi de dokuz yıldan 13 yıla uzatılmıştı.

Kuzey Marmara Otoyolu için beş ilçede acele kamulaştırma kararı verildi
Kuzey Marmara Otoyolu’na ‘geçmeyen araçlar’ için 2,1 milyar lira garanti ödemesi yapıldı
Kuzey Marmara Otoyolu işletmecisine kar cezası

‘Garanti araç sayısına ulaşılması mümkün değil’

Ulaşım uzmanı ve İBB İyi Parti Grup Sözcüsü Sarı, Kınalı-Odayeri kesiminde teklif edilen işletme süresi dört yıl dokuz ay 12 gün olmasına rağmen 12 yıl dört ay 27 gün ilave işletme süresi verildiğini açıkladı.

Kurtköy-Akyazı kesiminde teklif edilen işletme süresinin de üç yıl dokuz ay 12 gün olmasına karşın, 11 yıl 7 ay 11 gün ilave işletme süresi hesaplandığını aktaran Sarı, “Böylece Kurtköy-Akyazı kesiminin işletme süresi yüzde 308 arttı. Yine otoyolun bazı kesimlerinde araç geçiş garantisi arttırılıp, garanti süreleri de 9 yıldan 13 yıla çıkarıldı. Kuzey Marmara Otoyolu 435 km’den oluşuyor ve maliyeti 13.6 milyar TL. Uzatılan işletme sürelerinin sonuna kadar ikinci bir Kuzey Marmara yolu imal edilirdi. Matematiksel olarak da verilen garanti araç sayısına ulaşılması mümkün değil” dedi.

Ticari araçlar ve otobüslerin bu yolu ve köprüyü kullanmak zorunda olmalarına rağmen garanti edilen araç geçiş sayılarına da ulaşılamadığını hatırlatan Sarı,  “Halkalı- Sakarya Akyazı arasındaki tren yolu; Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde iki şerit tren yolu bırakılmasına rağmen Kuzey Marmara işleticileri zarar etmesin ve sömürü devam etsin diye mi ihale edilmiyor?” diye sordu:

“2016 ‘da hizmete açılan Kuzey Marmara Otoyolu’ndan nisan 2023’te 4 günlük bayramda 1 milyon 750 bin araç, günde ise 437 bin araç geçti. Verilen günlük garanti ise 949 bin araç. Bu kullanım ile işletme süresi boyunca bu otoyolu kullanacak maksimum araç sayısı en iyimser tahminle 600 bin aracı geçemeyecektir. Bu hesap işletme süresi sonuna kadar devletin işletmeci şirketlere geçiş garantisi ödemeye devam edeceğini gösteriyor.”

Sarı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na da “Yedi  yılda işletmecilere ne ödendi? Yedi  yılda kaç araç geçti? Otoyolun işletme süresi ne zaman bitiyor? Garanti araç sayısı ile geçen araç sayıları nedir? Dokuz aylık ödeme bütçe tahmininiz neydi” diye sordu.

KOS: Kuzey Ormanları’ndaki yangınlarda 12 hektar tahrip oldu
Kuzey Ormanları Tehdit Tahrip Raporu: Bölgede 30’un üzerinde tahrip ve tehdit unsuru var

 

Dünya Çiftlik Hayvanları Günü’nde ‘adil bir gelecek’ çağrısı

Her yıl Mahatma Gandhi’nin doğum gününde kutlanan 2 Ekim Dünya Çiftlik Hayvanları Günü‘nde Çiftlik Hayvanlarını Koruma Derneği’nin Kafessiz Türkiye Direktörü Emre Kaplan, kafeste tutulan hayvanların çektikleri eziyete işaret ederek adil bir geleceğin inşa edilmesinin mümkün olduğunu söyledi.

Endüstriyel hayvancığın, çiftlik hayvanlarının yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen birçok sorunu beraberinde getirdiğini belirten Kaplan, Hayvanların hayatları boyunca sıkışık kafeslerde tutulduğu, sağlıksız koşullar nedeniyle aşırı antibiyotik verildiği, temel ihtiyaçlarının hiçbirini yerine getiremediği eziyetlere maruz bırakıldığını vurguladı.

“Bugün, dünya çapında kutlanan Dünya Çiftlik Hayvanları Günü, bize hayvanların yaşam koşullarını değerlendirmek ve onların haklarını korumak için bir fırsat sunuyor” diyen Kaplan, şunları ifade etti:

“Kafessiz Türkiye olarak, çiftlik hayvanlarının yaşadığı zorlukları göz ardı etmeyi reddediyoruz ve bu konuda hayvanlar için anlamlı değişiklikler yapılması için çalışıyoruz.”

‘109 milyon tavuktan 100 milyonu kafeste tutuluyor’

Türkiyede sokaklarda ve çiftliklerdeki kara hayvanlarının yüzde 95’ini eti ve yumurtası için kullanılan tavukların oluşturduğunu hatırlatan Kaplan şunları dile getirdi:

kafes“Kafes tavukçuluğu, endüstriyel hayvancılık uygulamaları arasında hayvanlara en çok eziyet eden yetiştirme yöntemi. Her yıl dünyada milyarlarca tavuk, yumurta endüstrisinin kârlılığını artırmak için bir A4 kağıdından daha küçük bir alana hapsediliyor ve ömrü boyunca eziyet dolu kafeslerden hiç çıkarılmıyor. Türkiye’de ise yumurta için yetiştirilen 109 milyon tavuktan 100 milyonu kafeslerde tutuluyor.

Yumurtalar için kafeslere kapatılan tavukların eziyet çekmesi ve erkek civcivlerin doğuştan ölüme mahkum edilmesi endüstriyel hayvancılığın yarattığı sorunların önemli bir kısmını oluşturuyor. Erkek civcivlerin öldürülmesi uygulaması hem etik hem de çevresel açıdan sorunlu bir durumdur ve bu uygulamanın son bulmasını istiyoruz. Aynı şekilde, tavukların yaşam koşullarını iyileştirmek ve kafeslerden kurtarmak için şirketleri kafes yumurtasını terk etmeye davet ediyoruz.

Kafessiz Türkiye olarak, bu önemli günde çiftlik hayvanlarına destek veren herkese teşekkür ediyoruz. Birlikte, adil bir gelecek inşa edebiliriz. Herkesi hayvanların sesi olmak için kampanyamıza destek olmaya davet ediyoruz.”

Sabancı Vakfı Kısa Film Yarışması’nın bu yılki teması ‘su krizi’

Sabancı Vakfı 8. Kısa Film Yarışması, bu yıl ‘su’ temasıyla kısa filmleri kabul etmeye başladı. Başvurular 17 Kasım’a kadar sürecek.

“Sen de filminle su krizine dikkat çekmek istiyorsan hemen linke tıkla, başvurunu gerçekleştir” çağrısında bulunulan festival toplumsal konularda farkındalık yaratmak için önemli ve etkili bir araç olan sanatın gücünden yararlanmak üzere hayata geçirildi.

“Kısa Film Uzun Etki” isimli Kısa Film Yarışması ilk yılında “Mülteci Kadınlar”, ikinci yılında “Çocuk İşçiler”, üçüncü yılında “Ayrımcılık”, dördüncü yılında “Dijital Yalnızlık”, beşinci yılında “Değişen İklimler, Değişen Hayatlar”, altıncı yılında “Yeni Dünyada Yeni Meslekler“, yedinci yılında ‘’Ne Eğitimde Ne İstihdamda Yer Alan Genç Kadınlar’’ temalarıyla düzenlendi.

Bu yılki teması ‘su krizi’ olan yarışmada, sinemanın yaratıcı bakış açısından ve etki gücünden yararlanarak toplumsal konularda farkındalık yaratmak hedefleniyor.

Mermer inadını mahkeme kırdı

Haber: Abidin YAĞMUR

*

Mersin Valiliği, Bozyazı ilçesi Karaisalı ve Tekedüz mahallelerinde mermer ocağı açmak isteyen Natürelmar Madencilik şirketinin başvurusu üzerine ‘Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir’ raporu vermişti. Yöre halkının, Ziraat Odasının ve çevre derneklerinin açtığı davaya bakan Mersin 2. İdare Mahkemesi, mermer ocağının muz seralarına, bahçelere, zeytinliklere ve su kaynaklarına vereceği zarara dikkat çekti ve yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Mersin Çevre ve Doğa Derneği, Anamur-Bozyazı Ziraat Odası ve yöre halkının valilik kararına karşı açtığı davaya bakan Mersin 2. İdare Mahkemesi, bilirkişi heyeti görevlendirdi.

Sahada inceleme yapan bilirkişi heyeti, proje alanı ve çevresinde 20-50 metre uzaklıklardan başlamak üzere, 500 metre yarıçaplı bir daire içinde kalan kesimlerde ve daha uzak olan mesafelerde yoğun sera yapıları olduğunu, seralarda daha çok muz ve ejder meyvesi ile yöreye özgü sebzeler yetiştirildiğini, açık alanlarda da tarla ve bahçe tarımı yapılan parseller olduğunu belirledi.

Bilirkişi seralara ve bahçelere dikkat çekti

Bilirkişi heyeti raporunda, “Gaz ve toz çıkaran madencilik faaliyetlerinin özellikle sera yapılarında örtü malzemesi üzerine çökerek seraya güneş ışınlarının girmesini engelleyeceği; ayrıca, sera örtü malzemesinin ışık geçirimliliği azalması yanında, yetiştirilen bitkiler üzerine tozların çökeleceği ve özellikle çiçeklenme ve döllenme döneminde bu tozların verimi olumsuz yönde etkileyeceği; bu nedenle de serada yetiştirilen bitkilerin verim ve kalitelerinin olumsuz yönde etkileneceği” görüşüne yer verdi.

‘Çiftçinin üretimine zarar verir’

Bilirkişi raporunda, yörede yapılacak madencilik faaliyetinin ekonomik kayıplara sebebiyet vermesinin kaçınılmaz olacağı vurgulanarak “Mermer madeni ocağının faaliyete geçmesiyle birlikte açık alandaki tarımsal faaliyetlerin meydana gelecek toz ve gazlardan etkileneceği, verim ve kalitenin olumsuz yönde etkileneceği, dolayısıyla davaya konu faaliyetin geçimlerini tarımdan sağlayan yöredeki çiftçilere telafisi mümkün olmayan zararlar vereceği, dava dosyasında ise bu tür risklere değinilmediği” kaydedildi.

Bilirkişi heyeti, madencilik şirketinin ÇED başvurusu dosyasında tarım, hayvancılık ve arıcılık alanlarında oluşabilecek etkilerin yeterince incelenmediğini vurguladı.

Raporda ayrıca, proje sahasına 30 metre mesafeden başlamak üzere alanda çok sayıda aşılı ve mahsuldar zeytinlik olduğu kaydedildi.

‘Madenin zeytinlikleri etkilememesi mümkün değil’

Raporda, “Heyetimizce tespit edilebilen zeytinliklerin geniş alanları kapladığı, davaya konu madencilik faaliyeti sonucunda ortaya çıkacak toz ve gazların söz konusu zeytinliklere kesinlikle zarar vereceği; zira, zeytinliklerle kaplı maden arama sahalarında ve zeytinlik alanlarına çok yakın maden işletmesinde zeytinliklere zarar vermeden, toz ve duman çıkarmadan faliyette bulunulması, madencilik faaliyetinin tekniğine, dolayısıyla, hayatın olağan akışına aykırı olduğu” görüşü vurgulandı.

Bilirkişi raporunda ayrıca yörede yapılacak mermer madenciliği faaliyetinin su kuyularına, ormanlık alanlara zarar vereceği de vurgulandı.

‘Telafisi güç zararlar doğurur’

Bilirkişi raporunu dikkate alan Mersin 2. İdare Mahkemesi, söz konusu alanda mermer ocağı için ‘ÇED gerekli değildir’ raporu verilmesinin hukuka uygun olmadığı yönünde görüş belirtti ve yürütmenin durdurulması yönünde hüküm kurdu.

Mahkeme, karar yazısında yürütmenin durdurulması kararını şöyle gerekçelendirdi:

“Öte yandan, dava konusu işlemin hukuka aykırılığı saptandıktan sonra hukuk aleminde varlığını sürdürmesi, tüm işlem ve eylemlerinin hukuka uygun olduğu karinesine dayanan hukuk devleti ilkesine aykırı bir durum yaratacağından ve işlemin yürütülmesi durumunda dava konusu alanda madencilik faaliyetlerine başlanılacağından, anılan işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütmesinin durdurulmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A-2,e maddesi uyarınca itiraz yolu kapalı olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.”

‘Yaşam alanları için mücadele eden bölge halkını memnun etti’

Yöre halkının avukatı Seyda Afyoncu, “Açtığımız davada Valiliğin verdiği ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının durdurulmasına karar verildi. Bu karar yaşam alanları için mücadele eden bölge halkını memnun etti, şirket artık sahaya giremeyecek. Bu kesin bir karar, itiraz yok. Davanın da benzer şekilde sonuçlanması bekleniyor” dedi.

Hatay’da çadırlar, hastaneler su içinde: Keşke ölseydik, kurtulurduk

Haber: Burcu ÖZKAYA GÜNAYDIN

*

Hatay’da dün geceden beri süren yağmur ve fırtına çadırları, hastaneleri sular altında bıraktı. Çadırlarda kalan depremzedeler geceyi korku içinde geçirdi. Çadırları, eşyaları su içinde kalan Hataylı depremzedeler, “Keşke ölseydik, kurtulurduk” dedi.

Zaten çöplerin toplanmadığını ve ayrıca haşere sinek yoğunluğunun da üstüne bir de yağmur geldiğini vurgulayan depremzedeler, “Pislik içinde yaşıyoruz, hijyen yok, sağlık yok, temiz su yok. Ne yapacağız bilmiyoruz. Unutulduk” diye konuştu.

Hatay,
Fotoğraf: Burcu Özkaya Günaydın

Tarihi Uzun Çarşı da su altında kaldı. Sabah erken saatlerde dükkanını temizleyen esnaflar, “Hatay ayağa kalksın diye dükkanları açtık. Tam toparlanacağız… Dükkanımızı su bastı” dedi.

AFAD‘dan konteyner kentte görevli olan bir yetkili dün akşam Katar-1 ve Katar-2 konteyner kentleri, Emlakevler Prefabrik evleri de su bastığını, bu evlerin boşaltılarak vatandaşların KYK yurduna taşındığını belirtti.

Katar Konteyner kentlerinde ise elektrik voltajı Türkiye’ye göre düşük olduğu için topraklama olmadığını söyleyen görevli, konteynerlere su girince hafiften bir elektriklenme olduğunu, şimdi ise hepsine topraklama yapılacağını kaydetti.

***

Kanalizasyon kokuları içerisinde yaşam mücadelesi

Öte yandan Dikmece’de de yollar kullanılamaz hale geldi. Okul servislerinin çıkamadığı yollardan öğrencilerin kendi çabalarıyla çıkmak zorunda kaldığını belirten vatandaşlar isyan etti.

Dikmece, Yukarı Mahallede’de kanalizasyonların 10 günden daha uzun bir süredir yola taştığını ve yoğun kokudan rahatsız olduklarını belirten yurttaşlar çözüm için ise altyapıyla ilgili yetkili kurumlara yaptıkları başvurmalara rağmen gelen gidenin olmadığını söyledi.

Yolların geçilmez durumda olduğunu aktan yurttaşlar, mahallelerindeki durumu kayıt altına aldı:

 

İklim aktivistleri Paris’teki Louis Vuitton mağazasını turuncuya boyadı

Fransa’da iklim savunucuları, ürünlerinin yapımında çevreye zarar vermek ve devletten vergi kaçırmakla suçladıkları Louis Vuitton’un (LV), Paris‘in Champs Elysées (Şanzelize) Caddesi’ndeki mağazasını sprey boyalarla boyadı.

LV, Paris Moda Haftası‘nda yeni koleksiyonlarını tanıtmaya hazırlanıyordu.

‘Bencillikleri öldürüyor’

“Derniere Renovation” adlı grubun sosyal medya platformu X‘te yayımladığı görüntülerde, iki eylemcinin, yanlarındaki turuncu sprey boyaları mağazanın cam vitrini ile önündeki kaldırımlara püskürttüğü görülüyor.

“Bencillikleri öldürüyor” yazılı tişört giyen eylemcilerden ikisi, polisin müdahalesiyle gözaltına alındı.

Grup sosyal medyadan yaptıkları açıklamada şunlara dikkat çekti: “#ParisFashionWeek hem en büyük servetlerin hem de en büyük vergi kaçırmaların bir araya geldiği bir etkinlik. Kendilerini topluluğa karşı yükümlülüklerinden kurtararak bizi iklimsel ve sosyal felakete karşı koymamız gereken paradan mahrum bırakıyorlar. Bu kriz vurguncuları, mallarının adil bir şekilde yeniden dağıtılmasından kaçınıyor ve hiçbir ceza görmeden insanlığın yaşam koşullarını yok ediyor, kirletiyor, yok ediyor”

Aktivistler, ocak ayında da hükümetin iklim değişikliğiyle mücadeledeki eylemsizliğini protesto etmek amacıyla “Matignon” olarak bilinen Başbakanlık binasının bazı yerlerini sprey boyalarla turuncuya boyamıştı.

Paris Savcılığı ise, geçen hafta yaptığı açıklamayla, ünlü moda evi Louis Vuitton ve Christian Dior‘un da çatı kuruluşu olan LVMH‘nin sahibi Bernard Arnault‘nun adının da geçtiği kara para aklama soruşturması yürütüldüğünü açıklamıştı. Soruşturmada, Elon Musk‘tan sonra dünyanın en zengin ikinci iş insanı olan Arnault ile beraber ünlü Rus girişimci Nikolay Sarkisov’un da ismi geçiyordu.

 

‘Hayal Gücü Ödülleri’nin ikincisi aralık ayında verilecek

Türkiye ve Dünya’da ilk kez 2022 yılında hayata geçen Hayal Gücü Ödülleri’nin ikincisi, bu yıl aralık ayında verilecek.

Ödülle ilgili ilk buluşma, geçtiğimiz günlerde Artİstanbul Feshane‘de gerçekleştirildi. Eğitim, sivil toplum, iş ve sanat dünyasından isimlerin yer aldığı “İcra ve Seçici Kurulu” buluşması ile Hayal Gücü Ödülleri 2023’ün ilk adımı da atılmış oldu.

Hayal Gücü Derneği tarafından düzenlenen Hayal Gücü Ödülleri, ‘Cesaret Veren, Dönüştüren, İlham Veren, Çocuk Eden, Kışkırtıcı, İnatçı ve Umut Veren Hayal Gücü’ olmak üzere yedi ana kategoride veriliyor. Ayrıca ‘Saygı ve Kurum Ödülleri’ olmak üzere toplamda iki kategoride daha hayal gücü kavramı ödüllendiriliyor.

Ödüller için başvuru alınmıyor, Türkiye çapında “hayal gücü”nü hayata geçirenler arasında ödül verilecek kişi ve kurumlara Seçici Kurul karar veriyor. Merak ve beceri ile üretilmiş, hayal gücünden ilham alan, bunu bir başarı öyküsüne dönüştüren kişi, kurum ve eserlerin görünürlüğünü artırmak ve desteklenmesini sağlamak için verdiği ödüllerde;  umut, sürdürülebilirlik, yaratıcılık, özgünlük gibi kriterleri gözetiliyor.

‘Çocuklar için değil, çocuklarla birlikte’ anlayışıyla hareket eden Hayal Gücü Derneği, ödüllerin her sürecini ve adımını çocuklarla birlikte yönetip geliştiriyor. İcra Kurulu’nun hem yetişkin hem de çocuklardan oluştuğu ödül komitesinin Seçici Kurulu’nda da 30 profesyonel ve 30 çocuk yer alıyor.

Geçen yılın ödül sahipleri

Geçen yıl, hayat, bilim ve sosyal girişim alanında toplamda sekiz kategoride ilk kez verilen ödülleri kazananlar şöyle:

  • İlham Veren Hayal Gücü Ödülü: Nilay Örnek
  • Umut Veren Hayal Gücü Ödülü: Renan Tan Tavukçuoğlu
  • Dönüştüren Hayal Gücü Ödülü: Hasan Kızıl
  • İnatçı Hayal Gücü Ödülü: Nuran Erden
  • Cesaret Veren Hayal Gücü Ödülü: Hasan Kum
  • Çocukluk Eden Hayal Gücü Ödülü: Zahid Mungan

Hayal Gücü Saygı Ödülleri’ne layık görülenler ise şu şekilde: Coşkun Aral, Köy Enstitüleri, Nardane Kuşçu, Ali Üstündağ, Açık Radyo, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, Barış Özcan, İrfan Sayar, Cem Madra. 

Daha fazla bilgi için burayı  ziyaret edebilirsiniz.