Ana Sayfa Blog Sayfa 1810

AYM’den emsal niteliğinde hak ihlali kararı: Karaburun’da ÇED olumlu kararı iptal edildi

Anayasa Mahkemesi, (AYM) İzmir’in Karaburun İlçesi’nde 2014 yılından bu yana Karaburunlu yurttaşlar ve Karaburun Kent Konseyi’nin öncülüğünde devam eden RES (rüzgar enerji santrali) için verilen ÇED Olumlu kararının iptali davalarında, çevre ve ekoloji mücadelesi açısından  kritik bir hak ihlali kararı verdi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, Çalık Enerji‘ye ait Sarpıncık RES projesi için verilen ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Olumlu kararı için, 2015 yılında Karaburunlu yurttaşlar tarafından açılan davada, İzmir 5.İdare Mahkemesi, proje sahası ve civarında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, “Planlanan rüzgâr santrallerinin teknik şartlara uygun tasarlandığı ancak teknik bir projenin hayata geçmesi için ekolojik olarak kabul edilebilir olması gerektiği, yarımadada bulunan mevcut rüzgâr türbinlerinin kümülatif olarak çevre etki değerleri dikkate alındığında zaten yarımadanın büyük bir alanını kaplamış olan rüzgâr santralleri var iken yeni bir projenin daha bu alanda faaliyete geçmesi ile özgün, bakir alanlar içeren ve oldukça zengin bir biyoçeşitliliği barındıran yarımadada yaşayan canlıların sığınacağı başka bir yaşam alanının kalmayacağı” gerekçesiyle projeyi iptal etmişti. 

Mahkemenin bu kararının bakanlık ve yatırımcı firma tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Danıştay 14.Dairesi, 2016 yılında verdiği kararda, yerel mahkemenin kararını bozmuş ve Karaburunlu yurttaşların davasını, itiraz yolu kapalı olacak şekilde, kesin
olarak reddetmişti.

Bu gelişme üzerine, adil yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi’ne başvuran Karaburunluların başvurusu, AYM tarafından kabul edildi ve 29.09.2020 tarih ve 2016/13031 nolu kararla, başvurucuların gerekçeli karar hakkının 14.Daire tarafından ihlal edildiğine ve bu ihlalin düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına hükmedildi.

Avukat Altıparmak: Çevre ve ekoloji mücadelesi için önemli bir karar

Karaburunlu yurttaşlar adına davayı takip eden ve AYM başvurusunu yapan avukat Cem Altıparmak AYM kararı hakkındaki şu değerlendirmeyi yaptı:

“AYM’nin vermiş olduğu adil yargılanma hakkının ihlali kararı çevre ve ekoloji mücadelesi için oldukça önemli bir karar. Danıştay’ın ihlale konu kararına yol açan gelişmeler aslında 2014 yılında İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılan bir değişikle başladı. O tarihte kanuna “İvedi Yargılama usulü” başlığında bir bölüm eklediler. Çevre davalarının ağırlığını oluşturan ÇED kararlarının iptali davalarını da bu usule tabi tuttular. Bu düzenlemeyle çevre davalarında dava açma süreleri, cevap süreleri, temyiz süreleri kısaltıldı ve en önemlisi temyiz makamı olan Danıştay’a, uygun görmediği kararı bozup tekrar yargılama yapılması için yerel mahkemeye göndermek yerine, davayı esastan ve kesin olarak yani her türlü itiraz yolu kapalı olarak reddetme yetkisi verildi.

Biz o dönemde bu değişikliklerin hukuk devleti denetiminin altını oymaktan başka bir sonucu olamayacağını, yatırımların hızlanması uğruna doğanın
gözden çıkarıldığını ve çevrenin dava yolu ile korunmasına ciddi zarar vereceğini söylemiştik.

‘Danıştay hakimlerinin masa başında karar vermesi doğru değil’

Çünkü Danıştay’daki hakimler hukuk alanında ne kadar uzmanlaşmış olursa olsunlar, çevre davaları gibi alan bilgisinin, akademik uzmanlığın ve sahada inceleme yapmanın öne çıktığı davalarda, sahayı görmeden, şüpheli  bulduğunuz bilirkişi incelemesi yerine yeniden inceleme yaptırmadan, sadece Bakanlığın ve yatırımcı firmaların iddialarını dikkate alarak, masa başında karar vermeleri doğru değil. O coğrafyayı görmeden coğrafyanın kaderi hakkında karar vermeniz, adil yargılanma hakkının açıkça ihlali anlamına geliyordu ve yargının objektif tarafsızlığını da ortadan
kaldıran bir düzenlemeydi.

Takip ettiğimiz bu dava da işte bu düzenlemenin adeta bir laboratuvarı oldu. Eleştirdiğimiz tüm sorunlar bu davada yaşandı. Neticede eleştirilerimizin
haklılığı AYM kararı ile de tescillenmiş oldu. AYM, hak ihlali kararında aynen şunları söyledi: ‘Adil yargılama, tarafların yargılama sırasında ileri sürdükleri iddiaların kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini, yargı kararının dayandığı sebepleri bilmelerinin sağlanmasını gerektirir. Bu kapsamda davanın esasına etkili olan taraf iddialarına yargı mercilerince makul, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle yanıt verilmelidir.

Başvurucular dava konusu işleme yönelik farklı başlıklar altında ve teknik bilgiye dayalı çeşitli iddialar ileri sürmüşlerdir. İdare Mahkemesi bu iddiaların doğruluğunu araştırmak ve işlemin hukuka aykırı olarak nitelendirilmesini sağlayıp sağlamayacağını ortaya koymak amacıyla bilirkişi görüşüne başvurmuştur. Danıştay ise yaptığı incelemede bilirkişi raporunun içerdiği tespit ve değerlendirme itibarıyla hükme dayanak alınacak yeterlilikte olmadığını belirtmiş, diğer taraftan yatırımcı şirketin müdahil sıfatıyla dosyaya sunduğu cevaplara atıfta bulunarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu kabulü ile davayı sonuçlandırmıştır. Danıştay olayda teknik incelemeye gerek olmadığı yönünde bir tespit yapmamış, diğer taraftan yetersiz gördüğü bilirkişi raporundaki eksikleri tamamlatma yoluna gitmediği gibi bu durumun sebebini de kararında izah etmemiştir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre Danıştayca, başvurucuların uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan ve teknik bilgiye dayalı hukuka aykırılık iddialarına karşılık işlemin neden hukuka uygun görüldüğü yönünde makul ve kabul edilebilir bir gerekçe sunulmadığı, olayın niteliğine uygun, ayrıntılı ve yeterli bir yanıt verilmediği sonucuna ulaşılmıştır.'”

Altıparmak bu kararla birlikte AYM’nin hak ihlali gerekçelerini ortadan kaldıracak şekilde yeniden yargılama yapması için dosyayı Danıştay’a gönderdiğini belirtti: “Artık Danıştay’dan gelecek olan kararı bekliyoruz. Çevre davalarında adil yargılanma hakkımızın, gerekçeli karar hakkımızın korunması açısından oldukça önemli bu karar, çevre ve ekoloji mücadelesi içinde yer alan herkese Karaburunlu yurttaşlardan küçük bir armağan olsun.”

29.09.2020 tarih ve 2016/13031 nolu AYM kararı için tıklayın 

Oyların yeniden sayıldığı Georgia’da kazanan yeniden Joe Biden oldu

Amerika Birleşik Devletleri‘nde gerçekleştirilen başkanlık seçimlerinde Demokrat Partili Joe Biden karşısında yenilgiye uğrayan Donald Trump‘ın itirazı seçim sonucunu değiştirmeye yetmedi.

Biden tarafından kazanılan ve Trump’ın itirazı sonucu kullanılan beş milyon oyun yeniden sayıldığı Georgia eyaletinde Biden yeniden oyların çoğunluğunu aldı. Böylece oy sayımında bir hata olmadığı ve kazananın Biden olduğu kesinleşti.

Sonuç cuma günü resmen bildirilecek

Sayımın sonucunu Georgia eyaletinde seçimlerden sorumlu üst düzey yetkili Brad Raffensperger Perşembe gecesi duyurdu.

Eyalette iki aday arasında sadece 14 bin oy farkı vardı. Bu oy farkı yüzde 5’in altında olunca eyalette yeniden sayıma gidilmişti. Eyalette Biden’ın kazandığı ve 16 delegeyi kazandığı cuma günü resmen bildirilecek.

Fotoğraf: TNC

Trump’ın başvurularına ret

Joe Biden’ın kazandığı seçim sonuçlarını kabul etmeyen Trump, Beyaz Saray’da bir dönem daha kalabilmek için stratejisini, Biden’ın kazandığı bazı eyaletlerde mahkemeye giderek postayla gönderilen oyların geçersiz sayılmasını talep etme üzerine kurdu. Postayla gönderilen oyların büyük çoğunluğundan Biden çıkmıştı.

Ancak daha önce Michigan ve Arizona‘da açtığı davalar reddedilmişti. Pennsylvania‘da da postayla gönderilen oylar arasında 2 bin 200 tanesinde usulsüzlük olduğu iddiasıyla dava açan Trump’a, olumsuz yanıt geldi. Bu eyalette de küçük bir oy farkıyla kazanan Biden’ın, 20 delegeyi aldığında seçimi kazandığı kesinleşmişti.

Pennsylvania’daki hakim, “Başvuru yapılan oylar ve zarflarla ilgili herhangi bir usulsüzlük, hata ya da hileye rastlanmadığını” duyurdu.

Oy farkının az olduğu eyaletlerden birinde daha, Arizona’da da Trump’ın avukatları oyların yeniden sayılmasını talep etti. Hakim talebi reddetti. Reddin gerekçesi ise ilerleyen günlerde açıklanacak.

New York Belediye başkanı ve akan saç boyası

ABD Başkanı Donald Trump’ın avukatı ve eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani de dün Trump kampanyasının seçim sonuçlarına karşı atacağı adımlar hakkında açıklamalarda bulundu.

Ancak sosyal medyada Giuliani’nin açıklamalarından çok akan “saç boyası” konuşuldu.

Fotoğraf: Tom Williams/CQ-Roll

Giuliani’nin Washington DC’deki Cumhuriyetçi Ulusal Komitesi Genel Merkezi’ndeki 90 dakika süren açıklamalarının 38. dakikasından itibaren kafasından siyah bir sıvı akmaya başladığı görüldü.

Sosyal medya kullancıları Giuliani’nin mediliyle silmeye çalıştığı siyah sıvının saç boyası olduğunu iddia etti.

Uluslararası Tiyatro Sahnesi Çalışanları Birliği, resmi Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “İşte bu yüzden sendikalı saç ve makyaj uzmanları tutmalısınız” yazdı.

Bilecik’te bakır madeni genişletilmek isteniyor: 36 bin ağaç tehlikede

Bilecik iline bağlı Bozüyük ilçesinde yer alan Muratdere Köyü‘nde genişletilmesi planlanan bakır madeni ocağı için Muratdere Ormanları‘nda 36 bin ağacın kesilmesi planlanıyor.

Muratdere Madencilik tarafından hali hazırda işletilen bakır-molidren maden tesisinin kapasite artırımına ve yeni tesisler yapılmasına Bilecik İl Genel Meclisi’inde 9’a karşı 12 kabul oyu verildi. Şirket böylece yeni bir ÇED süreci başlatabilecek.

Kurulacak tesisin genişletmeyle birlikte Bilecik’e 30 km, Bozüyük ilçesine 15 km, Muratdere köyündeki en yakın yerleşim birimine ise 1,5 km uzaklıkta yer alması planlanıyor.

Bedri Öz: Daha önce reddedilmişti

Muratdere Köy Muhtarı Bedri Öz Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada daha önce şirketin yeniden genişletme için başvurduğunu ancak buradaki vatandaşların itirazı üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Çevresel Etki Değerlendirme Raporu’na olumsuz kararı verdiğini söyledi.

Konunun İl Meclisi’nde görüşülmesiyle yeniden gündeme geldiğini belirten Bedri Öz, “Şu anda resmi olarak işleyen bir süreç yok. Şirketin yeniden ÇED başvurusu yapması gerekiyor. O durumda burada yaşayanlar yeniden itirazlarını sunacak çünkü istemiyorlar” ifadelerini kullandı.

Muratdere’de yaşayanların tarım, hayvancılık ve ormancılık ile geçimini sağladığını belirten köy muhtarı, “Daha önce de bir çok ağaç kesmişlerdi şimdi yenisini ekleyecekler. İnsanların yaşadığı yere çok yakın” dedi.

Projeyi 2012 yılında devraldı

Bölgede ilk cevher arama çalışmalarına MTA tarafından 1998 yılında başlanmıştı. Daha sonra 2005 ve 2011 yılları arasında Stratex Madencilik San. ve Tic. A.Ş. (Stratex) tarafından sahada arama çalışmaları yürütüldü.

Muratdere Madencilik San. ve Tic. A.Ş., bu projeyi 2012 yılında henüz geliştirme aşaması devam ederken satın alarak çalışmalara başladı. Bu satın almadan sonra sahada sondaj ve mühendislik çalışmalarını devam ettirdi.

İmza kampanyası başlatıldı

Bölge sakinleri tarafından başlatılan bir imza kampanyası da bulunuyor. Kampanyada “Bu ormanlar inanılmaz güzel bir doğal varlık çeşitliliğine sahip. Geyik, ayı, domuz ve tilki türlerine ev sahipliği yapıyor ve aynı zamanda onlar için geçiş noktası. Bakır madeni projesi, bu canlıların yuvalarını elinden alacak” ifadeleri yer alıyor.

Ayrıca, yerleşim yerlerine yakın olan projeyle hava ve tonlarca su kirletileceği için projenin yerleşim yerlerini olumsuz etkileyeceği belirtiliyor.

Kampanyada “Bölgemizin oksijen deposu ormanlarımızın ve bu ormanlarda yaşayan canlıların bakır madenine kurban edilmemesi için sesimizin duyulması için lütfen siz de imzalayın” çağrısında bulunuluyor. İmza kampanyasına destek vermek için bu adresi ziyaret edebilirsiniz.

 

 

Her gün bir tane az e-posta atmak karbon emisyonu tasarrufu sağlıyor

Birleşik Krallık merkezli OVO Energy şirketi tarafından yapılan araştırma, günde sadece teşekkür etmek için atılan ya da tek cümlelik e-postaların dahi yarattığı karbon emisyonuna dikkat çekiyor.

Financial Times’ta yayınlanan araştırmaya göre ülkede yaşayanlar her gün bir tane az e-posta gönderse dahi yıllık karbondioksit emisyonunu 16 bin ton azaltabilir.

Yüzde 49’u gereksiz e-posta atıyor

OVO Energy tarafından yürütülen araştırmada en çok gönderilen on e-postadan altı tanesi, ‘İyi akşamlar’, ‘Şerefe’, ‘Takdir edildi’, ‘Teşekkür ederim’, ‘LOL’ ve ‘Bunu aldın mı?’ olduğu belirtildi.

Şirket, Birleşik Krallık’ta yaşayan kişilerin yüzde 49’unun çıklayan şirket, İngilizlerin yüzde 49’unun her gün gereksiz e-posta gönderdiğini itiraf ettiğini belirtiyor.

Her gün bir gereksiz e-postanın hayatımızdan çıkarılmasıyla sağanacak 16 bin 433 ton karbon tasarrufu Londra‘dan Madrid‘e 81 bin 152 kez uçuşa veya 3 bin 334 dizel arabanın yaktığı miktara eşdeğer.

E-postalar neden karbon üretiyor?

Bir e-posta veya başka bir şey gönderildiğinde enerji sarf eden elektronikler aletlerden sinyaller ilerler, wifi yönlendiricisi de sinyali kablolarla yerel santrale iletir. O yerel santral bir telekom şirketine ait olur ve o sinyaller teknoloji şirketinin ana merkezine gider.

Bu işlemlerin hepsi de elektrik gerektiren büyük işlemler olduğu için karbon emisyonu üretiyor.

E-posta gönderimi ne kadar karbon salıyor?

Karbon ayak izi konusunda uzman olan Mike Berners-Lee’nin “Muzlar Ne Kadar Kötüdür?” kitabı, e-postaların CO2 emisyonlarını detaylandırıyor.

Görünüşe göre, bir spam e-postası ortalama 0,3 gram CO2 emisyonuna eşdeğer bir taban alanına sahipken, normal bir e-posta 4 gram CO2 taban alanına sahip. Daha büyük eke sahip olan bir e-posta ise 50 gram CO2’e eşdeğer karbon ayak izine sahip olabilir.

 

Milyonlarca vizonun katledilmesine neden olan ‘korona mutasyonu virüs’ öldü!

Danimarka Devlet Serum Enstitüsü, ülkedeki tüm vizonların katledilmesine neden olan, yeni tip koronavirüsün (Covid-19) mutasyona uğramasıyla ortaya çıkan Cluster-5 virüsünün muhtemelen öldüğünü duyurdu.

Ne olmuştu?

Sağlık Bakanlığı Çin menşeli Covid-19 aşısı için gönüllü arıyor

Türkiye’de faz-3 çalışmalarına başlanan Çin menşeli Covid-19 aşısı, sağlık çalışanlarından sonra yurttaşlar üzerinde de uygulanmaya başlanacak.

Covid-19 aşısının uygulamaları, Türkiye’de 12 şehirdeki 25 merkezde devam ediyor. İlk etapta yüksek riskli sağlık çalışanları üzerinde uygulamalarına başlanan aşı, bugüne kadar 726 gönüllü sağlık çalışanı üzerinde uygulandı ve 1237 doz aşı uygulaması yapıldı.

Ara değerlendirmede yan etki bulunmadı

AA’da yer alan habere göre, sağlık çalışanları grubundaki uygulamaların güvenlilik verileri olumlu olarak değerlendirildiği için uygulamalar normal riskli yurttaşlara da açıldı.

Aşılamanın devam eden aşamalarında her 500 gönüllüde ara değerlendirme raporları hazırlanıyor. 6 Kasım’da 518 kişi ile hazırlanan ara güvenlilik raporuna göre aşının önemli bir yan etkisi bulunmadı.

En sık görülen yan etkiler yorgunluk (yüzde 7,5), baş ağrısı (yüzde 3,5), kas ağrısı (yüzde 3), ateş (yüzde 3) ve enjeksiyon yerinde ağrı (yüzde 2,5) olarak raporlandı. Bağımsız veri izleme komitesi, ara güvenlilik raporunu eldeki verilerle değerlendirmesinde aşının güvenliliği ile ilgili çekinceleri olmadığını bildirdi.

20 yaş altı ve 65 yaş üstü namaz saatlerinde kısıtlamadan muaf

Türkiye’de koronavirüs vakaları ve ölümlerin artışa geçmesi üzerine, hafta sonları sınırlı sokağa çıkma yasağını da kapsayan yeni tedbirlerin uygulanmasına bugün saat 20.00’de başlanıyor. İçişleri Bakanlığı, valiliklere gönderdiği genelge kapsamında tedbirlerle alakalı en çok sorulan 24 soruyu yanıtladı.

Buna göre, alışveriş merkezi, market, berber, kuaför ve güzellik merkezleri saat 10.00-20.00 arası hizmet verebilecek.

Restoran, lokanta, pastane, kafe gibi yeme içme mekanları 10.00-20.00 saatleri arasında paket servis ya da gel-al hizmeti verebilecek. Saat 20.00’den sonra ise paket servis hizmeti verilebilecek.

Tüm illerde 65 yaş ve üzeri kişiler gün içerisinde 10.00-13.00 saatleri arasında, 1 Ocak 2001 ve sonrası doğan 20 yaş altı bireyler ise gün içinde 13.00-16.00 saatleri arasında sokağa çıkabilecek. Hafta sonları saat 10.00-20.00 saatleri dışında sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak.

Cuma namazıyla ilgili 20 yaş altı ve 65 yaş üstü sokağa çıkma yasağıyla ilgili ise düzenlemeye gidildi. buna göre, 20 yaş altı ve 65 yaş üstü olanla namaz saatlerinde yasaktan muaf olacak.

Bakanlık tarafından cevaplanan 24 soru ise şöyle:

  • 20 yaş altında olup da üniversitelerde yüz yüze eğitim gören öğrenciler ile profesyonel veya milli sporcu olanlar sokağa çıkma kısıtlamasından muaf mıdır?

Bazı üniversitelerde teknik eğitim veren mühendislik fakültesi/tıp fakültesi gibi bölümlerde yüz yüze eğitim devam etmektedir. Bu yaş grubundaki öğrencilere durumlarını belgelemeleri amacıyla üniversite yönetimince ders programını gösterir şekilde özel bir belge verilecek olup, bu belgenin gerektiğinde ibrazı ile 20 yaşın altındaki öğrenciler bu yaş grubu için getirilen sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmayacaktır.

20 yaş altı profesyonel veya milli sporcular, profesyonel veya milli sporcu olduklarını belgelemeleri kaydıyla sportif faaliyetleri (müsabaka, antrenman, bu amaçlarla seyahat vb.) kapsamında sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmayacaktır.

  • 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımızın şehirlerarası seyahatlerinde izin belgesi gerekli midir?

65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız 20.05.2020 tarih ve 8206 sayılı Genelgemiz çerçevesinde ancak Seyahat İzin Belgesi almaları koşuluyla şehirlerarası seyahat edebilecek olup her türlü şehirlerarası toplu ulaşım aracına (uçak, otobüs, tren, vapur vb.) ilişkin bilet satış sürecinde Seyahat İzin Belgesi’nin alınmış olması şartı aranacaktır.

  • 65 yaş ve üzerindeki sağlık çalışanları (doktor, diş hekimi, eczacı vb.), seçimle göreve gelenler (belediye başkanı, muhtar vb.),avukat, akademisyen, veteriner, serbest muhasebeci-mali müşavir gibi meslek gruplarının mensupları bu yaş grubu için getirilen sokağa çıkma kısıtlamasına tabi midir?

Genelge ile gün içerisinde 10:00 ila 13:00 saatleri arasında sokağa çıkabilecek 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımızdan işyerleri ile illiyetlerini gösteren çalışma/SGK kaydı vb. belgeyi ibraz edenler istisna tutulduğundan yukarıda adı geçen meslekleri icra eden 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız kısıtlamadan muaftır.

  • 20 yaş altı genç ve çocuklar şehir içi veya şehirlerarası yolculuğu nasıl yapacaklar?

20 yaş altı gençler ve çocuklarımız 30.05.2020 tarih ve 8558 sayılı Genelgemizde belirlenen çerçeve içerisinde yanlarında veli/vasisinin bulunması şartı ile herhangi bir belge aranmaksızın şehir içi ve şehirlerarası yolculuk yapabileceklerdir.

Çocuklar kreşe gidebilecek

  • Çocuklarını kreş ya da bakıcıya bırakmak zorunda olan ebeveynlerin çocuklar için getirilen kısıtlama saatlerinde çocuklarını getirip götürmesi mümkün müdür?

29.05.2020 tarih ve 8483 sayılı Genelgemiz çerçevesinde sokağa çıkma kısıtlamasına tabi çocuklarımız ve gençlerimizin ihtiyaca göre bakıcıya, aile büyüklerine, kreş̧ veya gündüz bakım evlerine gidebilmesi ve kısıtlama getirilen saat dilimleri içerisinde veli/vasilerinin nezaretinde yolculuk yapabilmesi mümkündür.

  • KPSS, Kariyer Mesleklerin Giriş Sınavları, TOEFL, IELTS gibi ülke genelinde düzenlenen sınavlara girecek kişiler sokağa çıkma kısıtlamasından istisna mıdır?

Genelgemiz ile KPSS ve diğer merkezi sınavlara katılacağını belgeleyenler ile refakatçilerinin kısıtlamadan muaf oldukları belirlendiğinden bu sınavlara girecek her yaş grubundaki kişiler sokağa çıkma saat kısıtlamasına tabi olmayacaklardır.

  • İnşaat sektörü hafta sonu uygulanacak sokağa çıkma kısıtlamasından muaf mıdır?

İnşaat sektörü ve çalışanları Genelgenin 5.1/ğ ve 5.2/ğ hükümleri uyarınca üretim ve imalat tesisleri ile buralarda çalışanlar için getirilen istisna hükmü kapsamında olduğundan sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulacaktır.

  • Hastanelerde (özel hastaneler dahil) bulunan yeme-içme mekanları (kantinler, kafe vb.) Genelge kapsamında yeme-içme yerleri için getirilen kısıtlamalara tabi midir?

Hastanelerde bulunan yeme-içme mekânları (kantinler, kafe vb.) Genelge kapsamında yeme-içme yerleri için getirilen kısıtlamalara (çalışma saatleri, servis yöntemi vb.) doğrudan tabi değildir. Hastanelerde bulunan yeme-içme yerlerinin çalışma usul ve esasları hastane yönetimlerinin vereceği karar doğrultusunda belirlenecektir.

  • Lokanta ve restoranlara yönelik getirilen kısıtlamalara oteller ve konaklama tesislerindeki lokanta veya restoranlar tabi midir?

Oteller ve konaklama tesislerindeki lokanta veya restoranlar sadece konaklama yapan müşterilerine yönelik yemek hizmeti verebilecek olup diğer lokanta veya restoranlara yönelik getirilen kısıtlamalara tabi değildir. Ancak oteller ve konaklama tesislerindeki lokanta veya restoranlar dışarıya paket servisi yoluyla satış yapamazlar.

  • Havaalanları içerisindeki lokanta ve restoranlar Genelgede getirilen kısıtlamalardan muaf mıdır?

Havaalanları içerisindeki yeme içme mekanları (lokanta, restoran, kafe vb.) sadece yolculara ve ulaştırma sektöründe çalışanlara hizmet vermek koşuluyla Genelge kapsamında yeme-içme yerleri için getirilen kısıtlamalara tabi değildir.

‘Paket tur’ alanlar istisna

  • Deniz turizmi amaçlı ticari faaliyet gösteren tekne ve yatlar gezi maksatlı teknelerine aldıkları müşterilerine yeme-içme amaçlı servis yapabilirler mi?

Deniz turizmi amaçlı ticari faaliyet gösteren tekne ve yatlar gezi maksatlı teknelerine aldıkları müşterilerine yeme-içme amaçlı servis yapamazlar.

  • Seyahat acentalarının vermiş olduğu tur, paket tur, konaklama veya transfer hizmetlerinden yararlananlar genelgenin istisnası kapsamında mıdır?

Seyahat acentalarının vermiş olduğu tur, paket tur, konaklama veya transfer hizmetlerinden yararlanan tüketiciler “5.2/u) Şehirlerarası toplu ulaşım araçlarında (uçak, otobüs, tren, gemi vb.) görevli olanlar ile bu toplu ulaşım araçlarıyla seyahat edeceğini bilet, rezervasyon kodu vb. ibraz ederek belgeleyenler” istisnası kapsamındadır.

  • Havalimanlarındaki mağazalar (giyim, hediyelik eşya, vb.) 10:00-20:00 saatleri arasında hizmet sunabilme uygulamasına tabi midir?

Havalimanlarındaki mağazalar (giyim, hediyelik eşya vb. işyerleri),Genelgenin 1’inci maddesi ile faaliyet gösterebilecekleri zaman aralığı 10:00-20:00 saatleri arası olarak belirlenen iş yerleri kapsamında değildir.

  • Tekel büfeleri marketler için getirilen çalışma saati kısıtlamasına tabi midir?

Tekel büfeleri, Genelgenin 1’inci maddesi kapsamında marketler için getirilen çalışma saati kısıtlamalarına (saat 10:00-20:00 arası çalışabilme) tabidir.

Pastane ve fırınlar 10.00’dan önce satış yapabilecek

  • Pastaneler ile simit, börek, poğaça vb. ürünleri üreten ve satan iş yerleri saat 10.00’dan önce satış yapabilir mi?

Pastaneler ile simit, börek, poğaça vb. ürünleri üreten ve satan işyerleri sadece bu ürünlerin satışını sabah 08:00-10:00 saatleri arasında gel-al şeklinde yapabilirler.

  • Azınlık cemaatlerine mensup 65 yaş ve üzeri din adamları, bu yaş grubu için getirilen sokağa çıkma kısıtlamasına tabi midir?

Azınlık cemaatlerinin 65 yaş ve üzeri din adamlarının bu yaş grupları için kısıtlama öngörülen saatlerde dini vecibeleri yerine getirmelerinde herhangi bir kısıtlama bulunmamakta olup haricen izin alınmasına gerek yoktur.

  • 65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altı vatandaşlarımız için belirlenen sokağa çıkma kısıtlamasının uygulaması Cuma namazları açısından nasıl olacaktır?

Belirtilen yaş gruplarında yer alan vatandaşlarımızdan Cuma namazı kılmak isteyenler için İl/İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulları‘nca; 65 yaş ve üzeri büyüklerimizin sokağa çıkma saati Cuma namazı bitimine kadar uzatılabilecek, 20 yaş altındaki gençlerimizin sokağa çıkış saati ise Cuma namazına gidebilecekleri şekilde öne alınabilecektir.

  • Kreşlerde yüz yüze eğitim faaliyetleri devam edecek mi?

Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıkları’yla yapılan görüşmeler sonucunda; çalışan anne-babaların durumu da göz önünde bulundurularak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kreşlerle birlikte diğer kamu kurum ve kuruluşları ile özel eğitim kurumları bünyesindeki kreşlerin yüz yüze eğitim faaliyetlerine devam edebilmeleri gerektiği değerlendirilmiştir.

Hayvan beslemesi için kısıtlama yok

  • Sokak hayvanlarının beslenmesi nasıl olacak?

30.04.2020 tarih 7486 sayılı Genelgemiz kapsamında “Hayvan Besleme Grubu Üyeleri” ile sokak hayvanlarını beslemek isteyen diğer vatandaşlarımız hafta sonları uygulanacak sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olacaktır. Önceki sokağa çıkma kısıtlamalarında olduğu gibi hayvan severlerimiz hafta sonlarında uygulanacak olan sokağa çıkma kısıtlaması sırasında sokak hayvanlarının beslenme ihtiyaçlarını giderebileceklerdir.

  • Reklam ve dizi sektörünün çekimlerinin hafta sonu saat 20.00’den sonraya sarkması nedeniyle kendilerine izin verilebilir mi?

Reklam ve dizi sektörü ile çalışanları, Genelgenin 5.1/ğ ve 5.2/ğ hükümleri uyarınca üretim ve imalat tesisleri ile buralarda çalışanlar için getirilen istisna hükmü kapsamında olduğundan sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulacaktır.

  • Pazaryerleri Genelge’de marketler için getirilen çalışma saatleri kısıtlamasına tabi midir?

Pazarcı esnafımız, sebze-meyve gibi ürünlerin tedariki ve pazaryerine nakliyesi/kurulumu bağlamında çalışma saatleri sınırlamasına tabi değildir. Ancak pazaryerlerinde 10:00 ila 20:00 saatleri arasında vatandaşlarımıza satış yapılabilecek olup bu açıdan marketler için getirilen çalışma saati kısıtlamasına tabi olacaktır.

  • Otel rezervasyonu bulunan kişiler sokağa çıkma kısıtlaması süresi içerisinde özel araçlarıyla seyahat edebilirler mi?

Otel rezervasyonu bulunan vatandaşlarımız konaklama rezervasyonunun başlangıç zamanı ile konaklama tesisine ulaşım süresi içerisinde rezervasyonu olduğunu belgelemek/ibraz etmek kaydıyla herhangi bir izin almaksızın özel araçlarıyla seyahat edebileceklerdir.

  • Ülkemizde turizm amacıyla bulunan yabancı turistler sokağa çıkma kısıtlamasına tabi midir?

Turistik faaliyetler kapsamında geçici bir süreyle Ülkemizde bulunan yabancı turistler hafta sonları uygulanacak olan sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulacaktır.

  • Genelge kapsamında faaliyetlerine ara verilen halı sahalarda amatör spor kulüplerinin antrenmanları ile futbol akademisi çalışmaları yapılabilir mi?

Amatör liglerin ertelenmiş durumda olması nedeniyle, yeni bir karar alınıncaya kadar faaliyetleri durdurulan halı sahalarda antrenman yapılamayacağı ve futbol okulu/akademisi gibi faaliyetlerin devam edemeyeceği değerlendirilmektedir.

DSÖ: Avrupa’da her 17 saniyede bir kişi koronavirüsten ölüyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge Kopenhag’da düzenlediği online basın toplantısında Avrupa’da son bir haftada 29 binden fazla kişinin koronavirüs sebebiyle yaşamını yitirdiğini açıkladı. Bunun her 17 saniyede bir insanın öldüğü anlamına geldiğini belirten Kluge, “Tünelin ucunda ışık göründü ama çok zor bir altı ay Avrupa’yı bekliyor” dedi. 

Direktör, dünya genelindeki bu güne kadar tespit edilen vaka sayılarının yüzde 28’inin, can kayıplarının ise yüzde 26’sının Avrupa’da olduğunu bildirdi.

Geçen iki haftada Covid-19 bağlantılı ölümlerin yüzde 18 artış gösterdiğini belirten Kluge, günde 4 bin 500 kişinin koronavirus nedeniyle yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek kurallara uyulduğu takdirde bunun önlenebileceğini kaydetti. 

‘Sağlık sistemleri sınırda’

DW Türkçe‘nin aktardığına göre, Kluge önceki hafta 2 milyondan fazla vaka tespit edildiğini; geçen hafta bu sayının 1.8 milyona düşmesine rağmen kıtada  sağlık sisteminin artan vaka sayıları nedeniyle sınırlarına geldiğini de sözlerine ekledi.  Avrupa Direktörü, Fransa’da yoğun bakım ünitelerinin 10 gündür yüzde 95,  İsviçre’de ise tamamen dolduğunu açıkladı.

DSÖ’ye göre 50’den fazla ülke bulunan Avrupa bölgesinde şimdiye kadar 15,9 milyon vaka tespit edildi, 355 bin kişi de yaşamını yitirdi. Avrupa’dan daha fazla vaka ve ölüm bildiren kıta ise Amerika oldu. Amerika kıtasında 23,8 milyon vaka tespit edildi, 686 bin 129 kişi de yaşamını yitirdi.

Ülke bazında en fazla vaka 11,2 milyon ile ABD’de bulunuyor. ABD’yi toplam vaka sayısında Hindistan, Brezilya, Fransa, Rusya ve İspanya izliyor.

Avrupa’da en fazla vaka 2 milyon 27 bin kişiyle Fransa’da, en fazla can kaybı ise 53 bin 274 kişinin öldüğü Birleşik Krallık’ta tespit edildi. Avrupa ülkeleri ekim ayından bu yana artan vaka sayıları nedeniyle kısıtlamaları yeniden yürürlüğe sokmuştu.

 
 

Gökpınar Gölü’nün imara açılmasını Mimarlar Odası da yargıya taşıyor

TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Sivas’ın Gürün ilçesindeki Gökpınar Gölü’nü yapılaşmaya açan 2. Etap İmar Planı’nı yargıya taşıyacağını açıkladı.

Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmesi beklenen ve bu süreçte her türlü yapılaşmanın yasaklandığı gölde başlatılan kafeterya inşaatı, geçen ay da Gökpınar Gölü Koruma İnisiyatifi tarafından dava edilmiş; yapılan ihalelerin ve imar değişikliği planının iptal edilmesi ve yürütmesinin durdurulması talep edilmişti. 

Konuyla ilgili Yeşil Gazete’ye konuşan Gökpınar Gölü Korunmalıdır Hem de Tüm Doğallığıyla İnisiyatifi’nden Ayhan Çelik, mahkeme sonuçlanana kadar inşaatın durdurulması için de Sivas Valiliği’ne çağrı yaptıklarını belirtmişti. 

Sivas Valiliği’nin izniyle Sivas İl Özel İdaresi tarafından hazırlanan plan kapsamında, gölün alt kısımlarına yürüyüş alanları, oteller, restoranlar ve bungalov evler yapılması planlanıyor. Sivas Valiliği, “Projenin gölle alakalı olmadığı” şeklinde açıklamalar yapsa da, plan onama sınırı göl kıyı kenar çizgisi ile aynı hattan geçiyor.

Gölün 1. Derece Doğal SİT Alanı ilan edilmesi gerektiğini belirten Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan şunları söyledi: “Bugüne kadar yapılmış olan yapı yoğunluklu tüm imalatların bile gölün yakın çevresinden uzaklaştırılması gerekmektedir.  Hazırlanan imar planında kıyı kenar çizgisi ile örtüşen ve planlama onama alan sınırları içerisinde yapılacak herhangi bir yapılaşma telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracaktır.”

‘Biricik olma özelliğinde doğal varlık’

Karakuş Candan, 1992’de Gürün ve çevresinin jeolojik etüdünü yapan Maden Tetkik Arama (MTA) çalışmaları esnasında göl çevresinde hiçbir yapılanmanın olmadığını, ancak 2008’de Türkiye Tıbbi Jeolojik Araştırmalar Projesi kapsamında yerinde yapılan incelemelerde yeni tesisler kurulmuş olduğunun gözlendiği bilgisini paylaştı. Bu süreçte göl kıyısına konulan masalar ve ziyaretçi fazlalığının gölde kirliliğe neden olduğuna dikkat çeken Karakuş Candan, Gökpınar Gölü’ne ilişkin şu bilgileri verdi:

Gökpınar Gölü ülkemiz peyzajları içerisinde biricik olma özelliğinde bir doğal varlıktır. Gölün yer kabuğunun oluşum ve değişim sürecinin anlaşılması açısından bilimsel ve eğitim değeri bulunurken, göl ekolojik dengelerin korunması açısından önemli bir jeolojik oluşumun izlerini taşımaktadır.” 

Karakuş Candan, Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Peyzaj Sözleşmesi’nin,  ülkelere kendi peyzaj politikalarını oluşturmaları konusunda rehberlik ettiğine ve sorumluluk yüklediğine vurgu yaparak, “Aynı sözleşmenin, peyzajların turizm ve rekreasyona açılmasındaki en büyük tehdit ekonomiye katkı adı altında yapılan girişimlerdir vurgusu bulunmaktadır. Bu peyzajların dönüşümünü hızlandırır. Bu dönüşümler telafisi mümkün olmayan zararlar oluşturabilir” dedi. 

‘Valiliğin bungalov yapması değil, gölü koruması gerekir’

Payzajın jeolojek formasyonun koruma kavramı ve olgusunun henüz gelişmediğini, bunu Valiliğin bungalov evler yapım sürecinde de gördüklerini anlatan Karakuş Candan şu ifadeleri kullandı:

“Herkes bilmelidir ki, ‘jeolojik miras’ öğeleri diğer tabiat varlıkları gibi yok edilirlerse bir daha yerine konulmaları mümkün değildir. Sivas Valiliği’nden beklenen bungalov evler, oteller ve restoranlar değildir. Gökpınar Gölü’nün korunması ve gelecek nesillere aktarılması için bilimsel bir çalışmanın yapılmasıdır. Gökpınar Gölü’nün hidrojeolojik etki alan sınırları da belirlenerek geniş bir alanda 1. Derece Doğal Sit alan ilan edilmesi için gerekli bilimsel çalışmaları başlatması gerekmektedir.”

Zonguldak’ta koronavirüs krizi: Yoğun bakım yüzde 100 doldu

Zonguldak’ta, koronavirüs salgını kontrolden çıktı. Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Hasan Tosun, “Zonguldak genelindeki hastanelerde de yoğun bakım üniteleri, yüzde 100 doluluk oranıyla çalışmaya başladı” dedi.

Türk Kızılay’ın maske bağışı sırasında DHA’ya konuşan Tosun, kent genelindeki hastanelerin yoğun bir dönemden geçtiğini söyledi. Halkı tedbirleri daha sıkı uygulamaya davet eden Tosun, “Türkiye çapında yoğunluğu görüyorsunuz. Zonguldak ilimiz ve hastanemiz çok yoğun. Vatandaşların pandemi döneminde hassasiyetlerinin çok daha artarak devam etmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Zonguldak ve termik santral gerçeği

600 bin nüfuslu kent, koronavirüs salgının çıktığı ilk aylarda da virüsün en ölümcül şekilde ilerlediği kentler arasında yer alıyordu. Zonguldak’ta faliyet gösteren termik santrallerin hava kalitesini düşürdüğüne dikkat çeken örgütler ve siyasiler santraller kapatılmazsa koronavirüsün çok fazla can kaybına yol açacağına dair endişelerini paylaşıyordu.

Zonguldak’ta en başta 2 bin 790 MW gücünde faaliyet gösteren Zonguldak Eren Santrali olmak üzere Çatalağzı Termik Santrali ve Oyka Kağıt SEKA Çaycuma Termik Santrali uzun yıllardır şehrin hava kalitesine zarar veriyor.