Ana Sayfa Blog Sayfa 1811

Alarm çanları çalıyor: İstanbul’da baraj doluluk oranı son 10 yılın en düşük seviyesinde

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi‘nin (İSKİ) paylaştığı verilere göre kasım ayı itibariyle İstanbul’daki barajların doluluk oranı yüzde 26.60’ya düştü. Yani barajların beşte dördü şu anda boş bulunuyor.

Ayrıca, kentte su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 26,82 küçüldü. İstanbul‘da temiz suya erişim konusunda alarm zilleri çalmaya başladı.

İstanbul’da günde 3 milyon metreküp su tüketiliyor. Fakat buna karşılık kentte özellikle bu yıl barajlardaki su miktarlarında düşüş yaşanıyor.

Fotoğraf: Lokman Akkaya / AA

Barajlardaki son durum

İSKİ’nin internet sitesinde yer alan verilere göre barajlardaki su miktarı şöyle:

Istrancalar‘da yüzde 22.64, Terkos‘ta yüzde 27.85, Sazlıdere‘de yüzde 5.85, Alibeyköy‘de yüzde 27.89, Büyükçekmece‘de yüzde 16.67, Ömerli‘de yüzde 33.60 Darlık‘ta yüzde 56.38

İstanbul’a su sağlayan barajlar ve göletler azami 868 milyon 683 bin metreküp hacmine sahip. Ancak, su miktarı 225.8 milyon metreküp seviyesinde bulunuyor.

Barajlar dışında İstanbul’a su sağlayan Yeşilçay ve Melen‘den 2020 yılının 10 aylık bölümünde 458 milyon 26 bin metreküp su alındı.

Ankara’da da durum farklı değil

Bir diğer büyük şehir olan Ankara‘daki barajlarda da durum farklı değil. Şehirde barajlardaki doluluk oranı yüzde 23.45 oranında. Şehre verilen toplam su miktarı ise 1 milyon 286 bin 540 metreküp.

Su kaynaklarının azalmasında yaşanan iklim krizi birincil faktör. Greenpeace Akdeniz’in paylaştığı verilere göre her 10 insandan üçünün güvenli içme suyuna erişimi yok. Dünya nüfusunun yüzde 25’i su krizinin eşiğinde ve bu oranın 2025 senesinde yüzde 60 olması bekleniyor.

Yeni araştırma: İklim ve ekolojik krize bağlı anksiyete çocuk ve gençlerde daha yaygın

İngiltere’de yapılan bir anket, çocuk ve genç psikiyatrlarından yarısından fazlasının iklim ve ekolojik sorunlara bağlı anksiyete yaşayan hastalar ile ilgilendiğini ortaya koydu.

Bulgular, iklim krizinin her geçen gün gençlerin ruh sağlığına daha fazla zarar verdiğini ortaya koyuyor. Araştırmayı yürüten Royal College of Psychiatrists‘e göre çocuklarda ve gençlerde gözlemlenen eko-anksiyete genel nüfustan çok daha yüksek.

Çocuk ve gençlerde daha yüksek

Guardian’da yer alan habere göre kurum, Ulusal Sağlık Sistemi’ne bağlı çalışan üyeleriyle yaptığı ankette “Son yılda çevre ve ekolojik konularla ilgili stres yaşayan hastalarınız oldu mu?” sorusunu sordu.

İngiltere’deki çocuk ve ergen psikiyatrlarının yüzde 57.3’ü bu soruya “Oldu” yanıtını verdi. Genel yaş grubunda yapılan anket sonucu ise psikiyatrların yüzde 47.9’un çevre anksiyetesi olan hastalarla karşılaştığını gözler önüne seriyor.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Gelecekle ilgili endişeliler’

Royal College of Psychiatrists’in Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Fakültesi Başkanı Bernardka Dubicka, genç jenerasyonun gelecek ve gezegenle ilgili sürekli bir endişe taşıdığını söyledi. Bu endişeye sosyal medyadan baskılar, yanlış bilgilere dair şüpheler ve Covid-19 pandemisinin eklendiğini belirtti.

Dubicka, “Son yıllarda yeni sorunlar meydana geldi. Bütün bunlar kendi geleceklerin yanı sıra gençlerin dert ettiği şeyler hâline geldi” dedi. Dubicka, çevre endişesinin doğal olduğunu ancak ekstrem seviyelere gelirse diğer ruh sağlığı sorunlarını tetikleyebileceğini söyledi.

Royal College of Psychiatrists, bu yıl her yıl gerçekleştirdiği konferansın konusunu “ekolojik kriz” olarak belirledi ve bu konuda daha fazla çalışma yapılması gerektiğini açıkladı.

Çaresizlik, öfke, panik, suçluluk…

Kurum eko-anksiyetinin belirtileri olarak düşük mod, çaresizlik, öfke, uykusuzluk, panik ve suçluluk gibi ruh durumlarını dahil ediyor. Ayrıca bu duyguların kişinin hayatını etkilemeye başlamadan önce yapılması gereken stratejiler öneriyor.

Bu öneriler arasında ebeveynlerin çocuklarıyla iletişime geçerek onları dinlemeleri ve bu tür hislerin normal olduğunu ve şefkatli bir kişi olmanın işareti olduğunu açıklamaları, aile veya grup olarak doğada daha fazla vakit geçirmek gibi maddeler yer alıyor.

Iota Kasırgası’nda yaşamını yitirenlerin sayısı 40’a yükseldi

Orta Amerika’yı ve Kolombiya’yı vuran Iota Kasırgası’nın beraberinde getirdiği yağışlar devam ederken yaşanan can kaybı sayısı 40’a yükseldi.
Birçok bölge ile irtibatın kesildiğini ve arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini belirten yetkililer ölü sayısının ilerleyen günlerde artmasını bekliyor.

Kasırganın en çok ölüme yol açtığı ülkeler ise Nikaragua ve Honduras oldu. Honduras Devlet Başkanı Juan Orlando Hernandez uluslararası yardım çağrısında bulunarak “Büyük bir felaket durumundayız ve dünyanın ülkemizi yeniden inşa etmemize yardım etmesine ihtiyacımız var” dedi.

Bütün krizler bir arada

Dördüncü kategorideki Iota pazartesi günü Nikaragua’da karaya çıkmış ve iki hafta öncesinde etkili olan Eta Kasırgası’ndan henüz toparlanamamış bölgelere yeni bir darbe indirmişti. Eta Kasırgası da Orta Amerika’da en az 70 kişinin ölümüne yol açmıştı.

Honduras’taki yetkililer yaptığı açıklamada ülkelerinin halihazırda koronavirüs ve ekonomik krizden müzdarip olduğunu, üstüne art arda gelen kasırgalar ile mücadele etmek zorunda kaldıklarını söylüyor.

Perşembe günü toprak kayması sonucunda enkaz altında kalan iki aileden sekiz kişinin cansız bedenine ulaşılmasıyla yalnızca Honduras’taki ölü sayısı 14’e yükseldi.

Nikaragua’da ise 21 kişi yaşamını yitirdi. Ancak birçok kişi de kayıp olarak ihbar edildi ve bu kişilerden henüz haber alınamadı.

İklim krizi kasırga şiddetini artırıyor

Araştırmalar iklim değişikliğine bağlı yükselen okyanus sıcaklıklarının kasırgaların şiddetini artırdığını söylüyor.

Honduras Başkanı Juan Orlando Hernández yaptığı konuşmada “İklim değişikliğine Orta Amerika sebep olmuyor. Ama gene de en çok biz etkileniyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Okul öncesi eğitim kurumlarında yüz yüze eğitim kararı

Milli Eğitim Bakanlığı, okul öncesi kreş ve ana sınıfı gibi kurumlardaki eğitime ilişkin bir açıklama yaptı.  Açıklamada, resmi ve özel tüm anaokulu, ana sınıfı ve uygulama sınıflarında haftada beş gün yüz yüze eğitim yapılmasının uygun olacağı ifadelerine yer verildi.

Bu kapsamda, Okul öncesi eğitim kurumlarında, 5 gün ve günde 6 etkinlik saati yüz yüze eğitim yapılacak ve bir etkinlik saati 30 dakika olarak planlanacak. Fiziki imkanları uygun olan okul öncesi eğitim kurumlarında, salgınla ilgili tüm tedbirlerin alınması şartıyla çocuk kulüpleri açılabilecek.

Yüz yüze eğitime koronavirüs arası

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 20 Kasım Cuma gününden 4 Ocak Pazartesi gününe kadar resmi, özel, örgün ve yaygın tüm eğitim öğretim faaliyetlerine uzaktan eğitim yoluyla devam edileceğine yönelik bir açıklama yapılmıştı.

Konuya ilişkin Bakan Selçuk, “31 Aralık’a kadar yüz yüze veya uzaktan hiçbir sınav yapılmayacak, sınavlarla ilgili planlama salgının seyrine göre gerçekleştirilecek” ifadelerine de yer vermişti.

İklim sözü yayılıyor: ‘İklim biziz değişeceğiz’ kampanyasına ünlülerden destek

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve UNDP Türkiye‘nin güçlerini birleştirerek İklim Diplomasisi Haftası’nda başlattıkları “İklim Biziz, Değişeceğiz” kampanyasına Türkiye’nin ünlü isimleri sahip çıktı.

Millî sporculardan sanatçılara onlarca ünlü isim, “Ve 1,5 Derece!” diyerek küresel sıcaklık artışının 1,5 derecede tutulması için herkesi söz vermeye çağırdı.

‘Tarihi dönüm noktasındayız’

“2015 Paris Anlaşması’nın beşinci yılında, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlı tutabilme şansımız azalırken, yaptığımız her şey iklim krizini etkiliyor ve iklim krizinden etkilenecek. Pek çok şeyin tehlikede olduğu ve yapılacak çok şeyin olduğu Covid-19 salgını sonrasındaki bu tarihî dönüm noktasında, hem bireysel hem bir arada yapılabilecek eylemler var,” diyen AB Türkiye Delegasyonu ve UNDP Türkiye tüm paydaşları iklim için harekete geçmeye çağırmıştı.

Bu çağrıya yanıt veren sporcu ve sanatçılar başta olmak üzere toplumsal hayatın önde gelen isimleri, “İklim Biziz, Değişeceğiz!” diyerek küresel sıcaklık artışının 1,5 derecede tutulmasının önemini vurgulamak için sosyal medyada seslerini yükseltti.

Ünlülerden destek

İklim için seslerini yükselten Beyza Şekerci, Bünyamin Sürmeli, Ceyda Gedikoğlu, Ceylan Atınç, Çiler Geçici, Doğa Rutkay, Dilara Koçak, Ezgi Mola, Farah Zeynep Abdullah, Kenan Doğulu, Nil Karaibrahimgil, Pelin Kaya, Pınar Altuğ Atacan, Pınar Sabancı, Sedef Avcı, Sertab Erener, Sinem Güven, Şah Yaycı, Tuvana Büyükçınar, Yağız İzgül, Yağmur Tanrısevsin ve Yasemin Özilhan destek verdi.

Destek veren sporcular UNDP Türkiye’nin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Savunucusu Millî Voleybolcu Bahar Toksoy Guidetti, Millî Basketbolcu Cansu Köksal, dünya jimnastik literatürüne 2 yeni hareket kazandıran sporcumuz Ferhat Arıcan ve dünya rekoru sahibi Millî Okçu Mete Gazoz da “İklim Biziz, Değişeceğiz” dedi.

Kampanyayı Türkiye ve dünyada milyonlarca kişiye yayan isimler, iklim değişikliğinden etkilenecek herkesi, aynı gezegeni paylaşan iklimdaşları olarak #İklimBiziz #Değişeceğiz etiketlerini kullanarak iklim sözü vermeye davet ediyor.

Neden 1,5 derece?

Bilim insanları, dünyanın ortalama sıcaklığının endüstri öncesi dönemlere kıyasla 2°C artmasını hayatî bir eşik olarak betimliyor. Bu eşik aşıldığı takdirde, tüm dünyada çevresel olarak yıkıcı değişimlerle karşılaşma riskimiz yükselecek. İşte bu nedenle uluslararası toplum, ısınmanın 2°C’nin altında tutulması gerektiğini kabul etti.

Paris Anlaşması, küresel ısınmayı 2°C’nin oldukça altında tutarak, hatta 1,5°C ile sınırlamaya çalışarak, bu tehlikeli eşiğin aşılmasını önlemek için küresel bir çerçeve belirliyor.

1.5°C, iklim değişikliğinin doğuracağı riskleri ve etkileri önemli ölçüde azaltacak. Isınmayı 1,5°C’de tutmak için insan kaynaklı emisyonlar ve sera gazı tutma arasında bir denge kurmalıyız. Bu, 2050 yılına kadar küresel olarak iklim nötr hale gelmemiz gerektiği anlamına geliyor.

Kanada’dan sihirli mantara izin

Kanada‘da ölümcül hastalığı olmayan kişilerin de artık yasal olarak sihirli mantar tüketmesine izin var. Sihirli mantardaki aktif bileşen olan psilosibinin geçtiğimiz ay terapilerde kullanılması yasallaştı.

Kanada’da mantarın aktif bileşeni psilosibinin ülkede üretilmesi, bulundurulması ve satılması onaylanmış araştırmalar haricinde geçtiğimiz yaz ayına kadar yasa dışı kabul ediliyordu.

Ancak kısa bir süre sonra psilobinin ölümcül hastalığı olan kişilerde, ekim ayında ise terapilerde kullanılması yasallaştı.

Kanada’nın bu yeni psilosibin kararı, uyuşturucuların yasallaşması için yapılan büyük değişikliklerin ardından geldi.

67 yaşındaki kadının mantar tüketmesine izin verildi

Kanadalı 67 yaşındaki bir kadının devam eden travmasını tedavi etmek için mantar tüketmesine izin verildi. Hastaya Kontrollü İlaçlar ve Maddeler Yasası’ndan muafiyet verildiği bildirildi.

67 yaşındaki Mona Strelaeff, yaşadıklarını şöyle anlattı:

Psilosibin terapisi ile travmalarımı fethettim ve bir süre sonra fark ettim ki hiçbir halttan korkmuyorum.

Oregonda da yasalaştı

3 Kasım Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanlık Seçimleri‘nde Oregon eyaleti psilosibin destekli tedaviyi eyalet çapında oy çokluğu ile yasallaştırdı.

Washington DC de halüsijonik mantarları suç olmaktan çıkardı.

Menemen Belediyesi’ne operasyon: Çok sayıda gözaltı var

Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP’li Menemen Belediyesi yetkilileri hakkında gelen ihbar ve şikayetler üzerine belediyedeki 29 kişi hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında belediye başkanı ve yardımcısı da dahil olmak üzere toplam 27 kişi gözaltına alındı.

Başsavcılığın belediye yetkilileriyle ilgili başlattığı soruşturmanın resmi evrakta sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma ve tehdit suçlarından yürütüldüğü açıklandı.

Belediyede de arama çalışmalarının başladığı öğrenilirken, adreslerinde bulunamayan iki kişi için ise yakalama çalışmaları devam ediyor.

Belediye başkanı CHP’den istifa etmişti

Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy, Cumhuriyet Halk Partisi‘nden (CHP) geçtiğimiz günlerde istifa etti.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ise Serdar Aksoy’un kesin ihraç istemiyle tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu‘na sevk edildiğini açıklamıştı.

Torun, CHP İzmir İl Başkanlığı‘nın Aksoy hakkındaki çok sayıda şikayeti detaylı olarak incelediğini ve Genel Merkez’e bildirdiklerini aktarmıştı.

Disiplin kuruluna sevk edilen Aksoy ise sosyal medya hesabından partisinden istifa ettiğini duyurmuştu. Ancak Aksoy, “sandıkla gelen sandıklar gelir” diyerek Belediye Başkanlığı görevini sürdüreceğini duyurmuştu.

 

Hrant Dink Vakfı’ndan Uluslararası Nefret Söylemi ve Ayrımcılık Konferansı

Hrant Dink Vakfı tarafından düzenlenen Uluslararası Nefret Söylemi ve Ayrımcılık Konferansı 11-12 Aralık tarihlerinde çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek.

Konferansa hem Türkiye hem de yurt dışında söylem, medya, ayrımcılık, ırkçılık, toplumsal cinsiyet, mülteciler, azınlıklar ve insan hakları alanında faaliyetler yürüten uzmanlar ve akademisyenler katılacak.

‘Ortak bir tartışma zemini’

İki gün sürecek konferansta ayrımcılığın siyasi ve toplumsal boyutlarına dair kavramsal tartışmalardan İstanbul Sözleşmesi’ne, eğitimde yaşanan ayrımcılık örneklerinden pandemi döneminde sosyal medyada yer alan nefret söylemine pek çok konu başlığı ele alınacak.

Hrant Dink tarafından yapılan çağrıda “Sivil toplum temsilcilerinin, akademisyenlerin, hukukçuların, meslek örgütlerinin, medya çalışanlarının ve gazetecilerin bir araya geleceği çevrimiçi konferansın, mevcut durumu anlamak, yeni akademik çalışmalara ve mücadele yöntemlerine dair ortak bir tartışma zemini olmasını amaçlıyoruz” denildi.

Etkinlik hakkında daha fazla detay almak için burayı konferansa katılım formu için ise burayı doldurabilirsiniz.

Konferans programı

Beycik Köyü sakinleri: Buradaki doğanın yok edilmesini vicdanımız kaldırmıyor

Antalya ilinin Kemer ilçesine bağlı Beycik Köyü‘nde yaşayan vatandaşların bir kısmı, Beydağları Milli Parkı sınırındaki 20 hektarlık arazide yapılan düz ağaç kesimine ilişkin bir açıklama yayınladı.

Yapılan açıklamada “Bizler hiçbir şekilde bu kesimin yapılması gerektiğine ikna değiliz. Buradaki ormanların, çiçeklerin yok edilmesini, hayvanların yerinden edilmesini yüreğimiz kaldırmıyor” ifadeleri kullanıldı.

‘Kesimlerin tahribatına her gün tanık oluyoruz’

Yaklaşık 20 yıl önce de bölgede kesim yapıldığı belirtilen açıklamada “Buradaki doğanın yapısına, heyelan ve erozyon izlerine ve daha önceki düz kesimlerin yarattığı tahribata her gün tanık  oluyoruz” denildi.

Söz konusu kesimin bölgedeki koruma altındaki endemik bitki türlerine ve hayvan popülasyonuna zarar vereceğini öne süren bölge halkı kesim planının  dünyanın en ünlü on yürüyüş rotasından biri olan ve hali hazırda tahrip olmuş Likya Yolu‘nun geleceğini de alternatif etabını yok ederek tehlikeye attığını söylüyor.

‘Geçici olarak durduruldu’

Ağaçların hiçbir ayrım yapılmadan kesildiğini belirten bölge halkı, “Bu durumu öğrendiğimiz günden bu yana da Muhtarımızın Kaymakamlığa verdiği itiraz dilekçesini takiben Antalya Orman Bölge Müdürlüğü ve ilgili işletme müdürlüklerini ziyaret ederek, bugünlerde geçici olarak durdurulmuş bu kesimin iptal edilmesine yönelik talepte bulunmaktayız” dedi.

Ancak konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınmasına rağmen kesimi kalıcı olarak durdurma yönünde ilgililerin hiçbir resmi yahut elle tutulur adım atmadığı belirtilen açıklamada “Bu kesimin orman amenajman planlarına uygun olup olmadığı TBMM’de sorulmuş ve henüz yanıt alınamamıştır” ifadeleri yer aldı. 

‘Vicdanımız el vermiyor’

Açıklamada “Bizler hiçbir şekilde bu kesimin yapılması gerektiğine ikna değiliz. Buradaki ormanların, çiçeklerin yok edilmesini, hayvanların yerinden edilmesini yüreğimiz kaldırmıyor. Korkuyoruz derken kaygılarımızın şeffaf ve nesnel bir şekilde giderilmemesini aklımız almıyor. Milli servetimize, tarihsel ve kültürel miraslarımıza yönelik duyarsızlığa ses çıkarmamaya vicdanımız el vermiyor” denildi. Açıklama şu çağrı ile son buldu:

Tüm halkımızı Antalya Beycik Köyü’nde olanlar konusunda duyarlılığa ve yanımızda olmaya davet eder, Beycik Köyü sakinleri olarak bu konudaki tüm yasal haklarımızı sonuna dek kullanacağımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz.

İmza kampanyası başlatıldı

Beycik, Ulupınar, Çıralı ve Olimpos sakinleri tarafından kesimlerin durdurulması ve şu ana kadar verilen zararın giderilmesi talebiyle bir imza kampanyası başlatıldı.

Kesimlerin yapıldığı bölgenin 25’i bölge endemiği olmak üzere 865 farklı bitki türüne ev sahipliği yaptığı belirtilen açıklamada kesimlerin durdurulması talep ediliyor.

Kadınlar 25 Kasım’da hakları, hayatları ve birbirleri için sokakta

Kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde ülkenin dört bir yanında erkek şiddetine ve cezasızlığa karşı sokaklara çıkıyor.

25 Kasım Kadın Platformu tarafından yapılan çağrıda “Haklarımız, hayatlarımız ve birbirimiz için 25 Kasım’da sokaklardayız” ifadeleri kullanıldı. Ülkenin dört bir yanında sokağa çağrı yapan kadınlar, bu yıl da erkek şiddetine karşı yaşamı, özgürlüğü ve eşitliği savunmaya devam edecek.

Eylem ve etkinlik takvimi

Kadınların kent kent eylem ve etkinlik takvimi şu şekilde:

  • İstanbul: Kadıköy-Beşiktaş İskelesi 19.30
  • Ankara: Çankaya Belediyesi önü, 18.00
  • İzmir: Alsancak Halk Bank önü, 18.30
  • Eskişehir: Espark önü, 18.30
  • Bursa: Formara Meydanı, 18.30
  • Adana: Heykelli Park, 18.00
  • Antep: Balık Parkı (Yeşilsu Parkı), 15.30
  • Mersin: Kushimato Sokağı, 18.00
  • Çanakkale: Mümtaz Pirinçciler Meydanı, 18.00
  • Samsun: Şehir Kulübü önü, 18.00