Ana Sayfa Blog Sayfa 1591

Koronavirüs vaka sayıları artıyor: Yaşam savaşı verdiğimizin fotoğrafı

Koronavirüs salgınına yönelik alınan tedbirleri gevşetmeye başlayan Türkiye’de vaka sayılarında artış panik yarattı. Ülkedeki vaka sayıları bir ayda yüzde 200 artış gösterdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 23 Mart itibariyle 26 bin 182 yeni vakanın tespit edildiğini açıklarken, aynı gün 138 kişinin de virüs sebebiyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Hasta sayısı bin 6, ağır hasta sayısı da bin 710 oldu.

Koca, rakamlarda yaşanan artışla ilgili, “Vaka ve kayıp sayıları hayatımızı, sağlımızı, çaba göstererek kazandığımız serbestliği tehdit ediyor. Geri dönüş yolumuz tedbirdir” açıklamasında bulundu.

Vakalar hızla artıyor

Sağlık Bakanlığı’nın 23 Mart gününe dair paylaştığı koronavirüs verilerine göre, son 24 saat içinde 211 bin 848 test yapıldı ve bunlardan 26 bin 182’si pozitif çıktı. Bu rakam, Türkiye için bu yıl içinde kaydedilen en yüksek vaka sayısı oldu.

Toplam vaka sayısı 3 milyon 61 bin 520 olarak açıklanırken, iyileşen toplam hasta sayısının da 2 milyon 863 bin 882’ye ulaştığı kaydedildi. Virüs sebebiyle toplam can kaybı sayısı 30 bin 316’ya çıktı.

Bakan Koca, son bir hafta içinde 100 bin nüfusta vaka görünme oranlarını da paylaştı. Vaka sayısının en çok arttığı iller ise, Kastamonu, Çankırı, Yalova, İstanbul ve Erzincan olurken, vaka sayısının en çok azaldığı iller Sinop, Gümüşhane, Mersin, Kırıkkale ve Burdur oldu.

‘Yaşam savaşı verdiğimizin fotoğrafı’

İstanbul Tabip Odası, vakalarda yaşanan artış ve normalleşme süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu. İstanbul Takip Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, normale dönüş sürecinin yönetilemediği için vakaların artmasına sebebiyet verdiğini kaydetti.

Prof. Dr. Küçükosmanoğlu şu açıklamaları yaptı:

Türkiye, en çok vakanın görüldüğü ülkeler arasında. Biz kapanma çağrıları yapmıştık en başında, fakat iktidar bu kapanmayı hem doğru uygulamadı hem de sopa olarak kullandı. Geldiğimiz durum bir başarı hikayesi değil, yanlış politikalar sonucu yaşam savaşı verdiğimizin fotoğrafı.”

‘Hasta sayıları iki katına çıktı’

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Oktay Demirkıran ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim İkizeli vakalarda yaşanan artışla ilgili DHA‘ya açıklamalarda bulundu:

Prof. Dr. Oktay Demirkıran, hasta sayılarının bir önceki haftaya göre iki katına çıktığını ve yoğun bakımda mutasyonlu virüslerin bulunduğunu kaydetti:

Bizim yoğun bakımdaki hasta sayımız aşağıya inmişti. Daha önce Covid’e dönen servislerimiz sayılar azalınca normal servislere çevrilmişti tekrar. Fakat geçen haftadan bu yana normal servisleri tekrar Covid servislerine çevirmek durumunda kaldık. Hasta sayıları artmaya başladı. Yoğun bakıma 2’nci dalgadaki kadar yüksek hasta sayısı girişi olmadı ancak servislerdeki hasta sayısı arttıkça bu tehlike devam ediyor olacak.

Bizim hastanemizdeki hasta sayısı geçen hafta 23-24’lerde iken bu hafta 50 ve biraz daha fazlasına çıktı.”

‘Acil servis başvuruları beş-altı kat arttı’

Prof. Dr. İbrahim İkizeli ise bir önceki haftaya göre acil servis başvurularında beş-altı kat artış olduğunu belirtti:

Geçen haftalarda Covid nedeniyle acil servis başvuru sayımız 10-15 iken, yine servislerde bir-iki hasta yatarken, bu hafta içerisinde Covid nedeniyle başvuru sayısı 100’leri buldu. Bunlardan da yaklaşık 40-50 tanesi Covid tanısı koyuyoruz. 10-15 arası hasta yatışımız oluyor. Burada havaların da etkisi var.

Soğuk ve yağışlı geçmesi vatandaşlar kapalı ortamlarda daha yan yana sosyal mesafeye dikkat etmediklerinden kaynaklandığını düşünmekteyim. Özellikle kapalı ortamlarda sosyal mesafe ve maske konusuna çok dikkat edilmesi gerekiyor. Dikkat etmezsek bu artış daha da devam edecektir. Rehavet eğer artarsa hasta sayıları da artacak ve acil servislerde başka hasta bakamaz olacağız.”

Sınır Tanımayan Gazeteciler Facebook’a dava açtı

Paris merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü Fransa’da Facebook‘a dava açtığını duyurdu.

Açılan davada Facebook’un kullanım koşulları ve reklamlarında internette güvenli bir ortam yaratmayı vaat ettiği ancak nefret söylemi ve yanlış bilginin yaygınlaşmasına izin veren bir platforma döndüğü iddia edildi.

‘Nefret söylemine izin veriyor’

Independent Türkçe’den Eren Umurbilir’in haberine göre sosyal medya devinin özellikle Charlie Hebdo çalışanları gibi gazetecilere karşı nefretin artmasına neden olduğu öne sürülen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Uzmanların analizleri, kişisel tanıklıklar, eski Facebook çalışanlarının ifadeleri ve RSF’nin davası gösteriyor ki, Facebook dezenformasyon ve nefret söylemine izin veriyor. Kullanım koşulları ve reklamlarda söylenenlerle gerçekte olanlar çelişiyor.”

facebook

RSF, Facebook’a karşı Fransa’da açılan bu davadan sonuç alınırsa bunun küresel bir etkisi olacağını ve başka ülkelerde de benzer yasal süreçlere başvurmayı düşündüklerini vurguladı.

Yıllık cironun yüzde 10’una kadar para cezası

Facebook’un Fransa’daki sözcüsü, henüz açılan davayla ilgili bir yorum yapmadı. Fransa’daki kanunlar, yanıltıcı reklama o şirketin yıllık cirosunun yüzde 10’una kadar para cezası öngörüyor.

Ay başında da 14 feminist aktivist, Facebook’un sahip olduğu Instagram’ın bazı paylaşımlarını kaldırdığını belirterek başka bir dava açmıştı.

Esenyalı ve Beşiktaş’ta kadınlardan İstanbul Sözleşmesi eylemi

Gece yarısı Cumhurbakanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararname ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına tepki gösteren kadınlar İstanbul’un Esenyalı ve Beşiktaş ilçelerinde sokağa çıktı.

İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula kampanya grubunun çağrısıyla eylemlere katılan katılan kadınlar basın açıklaması gerçekleştirdi. Kadınların mesajı ise ortaktı: “Haklarımızdan, hayatlarımızdan ve İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz.”

Esenyalı: Kadınların yaşam hakkını yok saydılar

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nin çağrısıyla dernek binasının önünde eylem yapıldı. Yapılan basın açıklamasında “İstanbul Sözleşmesini ‘aile yapısını bozuyor’ diyerek hedef gösterenler güvende olması gereken evlerde çocuklarının gözü önünde şiddet gören ölümle burun buruna gelen kadınların yaşam hakkını yok saydılar” denildi.

İstanbul Sözleşmesi gerçekte ne anlama geliyor?

Gerçeğin bu şekilde olmadığı belirtilen açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nin ne anlama geldiği ve ne yükümlülükler getirdiği şu sözlerle ifade edildi:

İstanbul sözleşmesi; psikolojik, fiziksel, cinsel şiddetin yanı sıra, ısrarlı takip, zorla evlendirme, taciz gibi kadına yönelik şiddetin her türünü içerirken şiddeti önlemek için devletin yapması gereken görev ve sorumlulukları da belirliyordu. Devletin, kadınları koruyan, güçlendiren mekanizmaları oluşturması için yükümlülükler getiriyordu. Cinsiyete duyarlı politikalar geliştirmeleri, şiddeti önlemede ve mücadelede bütüncül politikaları uygulamalarını, şiddet eylemlerinin tekrarlanmasından korumak amacıyla gerekli hukuki ve diğer tedbirleri almayı, şiddete maruz kalanın şiddet gösterenden tazminat talep etmesini sağlamak üzere hukuki tedbirleri almayı şart koşuyordu.

Fotoğraflar: İstanbul Sözleşmesini Uygula

Beşiktaş: Kadınların özgürleşmesinden korkuyorlar

Beşiktaş’ta bulunan Barbaros Meydanı önünde bir araya gelen kadınlar ise burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada “İstanbul Sözleşmesi bizimdir! Vazgeçmiyoruz” pankartı açıldı.

Kampanya Grubu’ndan Meltem Yalçın, “2011 yılında mecliste onaylanan tüm kadınları ilgilendiren sözleşme, kadınları şiddete mahkum etmeyi kafasına koymuş kadın düşmanlarının sözünü onaylayan tek bir adam tarafından gece yarısı kaldırıldı. İstanbul Sözleşmesi’ni tartışıp duruyorlar, çünkü kadınların şiddete mahkum olmasını istiyorlar. Kadınlar hayır diyemesin, kadınlar şiddete ses çıkaramasın, kendi hayatları hakkında karar alamasın istiyorlar. Kadınların özgürleşmesinden korkuyorlar. Kadınlar üstündeki egemenliklerini kaybetmemek için çırpınıyorlar” ifadelerini kullandı.

Açıklama “Bir grup adamın sözünün, tek adamın kararının kadınlar tarafından hükmü yoktur! İstanbul Sözleşmesi gerektiği gibi uygulanana, erkek şiddeti son bulana kadar mücadelemiz devam edecek” ifadeleriyle son buldu.

Küresel Adil İyileşme Buluşması başlıyor

350.org’nin düzenlendiği ve Türkiye’den de iklim ve ekoloji alanında faaliyet gösteren birçok kurumun destek verdiği Küresel Adil İyileşme Buluşması, 9-11 Nisan tarihlerinde çevrimiçi gerçekleşecek.

Dünyanın dört bir yanından binlerce iklim aktivistinin katılmasının beklendiği etkinlikte başta iklim değişikliği ve Covid-19 pandemisi olmak üzere insanlığın karşı karşıya olduğu krizlerden çıkış yolları masaya yatırılacak.

Vandana Shiva ve Greta Thunberg yer alıyor

Küresel Adil İyileşme Buluşması’nda genç iklim aktivisti Greta Thunberg, gıda egemenliği ve ekofeminizm üzerine yazılarıyla tanınan aktivist Vandana Shiva, sistem eleştirilerini içeren kitaplarıyla bilinen yazar, gazeteci ve aktivist Naomi Klein gibi tanınmış simalar konuşmalarıyla yer alacaklar.

Ayrıca 200’ün üzerinde katılımcı odaklı atölye ve açık oturum gerçekleşecek. Buluşma boyunca, panellerde ve Türkiye saatlerine denk gelen belli atölyelerde simultane tercüme desteği de sağlanacak.

Türkiye’den atölyeler

Etkinlikteki üç atölye ise doğrudan Türkiyeli katılımcılara yönelik olarak gerçekleşecek. Yerel İzleme, Araştırma ve Uygulamalar Derneği yerel yönetimlerde savunuculuk üzerine bir atölye gerçekleştirirken, 350 ekibi “iklim krizine karşı hepimiz aynı gemide miyiz?” sorusuna katılımcı odaklı bir atölyeyle yanıt arayacak.

Türkiye’de kömürlü termik santrallerin yol açtığı hava kirliliğine karşı çalışmalar gerçekleştiren Temiz Hava Hakkı Platformu ise Hindistan’dan Temiz Hava Kolektifi’yle birlikte deneyim paylaşımında bulunacak.

Üç gün sürecek

Üç gün sürecek Küresel Adil İyileşme Buluşması’na katılmak için etkinlik sitesi adiliyilesmebulusmasi.org üzerinden kayıt yaptırmak ve yönlendirmeleri takip etmek gerekiyor. Etkinlik programına ise bu adres üzerinden ulaşılabilir.

Türkiye’den Küresel Adil İyileşme Buluşması’na destek veren kurumlar şöyle: Açık Radyo, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Greenpeace Akdeniz, İklim İçin 350, Kentsel Stratejiler ve Yerel Uygulamalar Derneği, Kozalak Derneği, Tema Vakfı, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği – Ayvalık Temsilciliği, Yeni İnsan Yayınevi, Yerel İzleme, Araştırma ve Uygulamalar Derneği, Yeryüzü Derneği veYuva Derneği

AB Türkiye Delegasyonu’ndan İHD’ye ziyaret

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu, geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan daha sonra adli kontrol ve yurtdışı yasağı kararları ile serbest bırakılan İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ı derneğin genel merkezinde ziyaret etti.

Ziyarete AB Delegasyonu’nun yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa, İsveç, Hollanda, Belçika, İspanya, Danimarka, İsviçre, Norveç ve Kanada Büyükelçiliklerinin insan haklarından sorumlu diplomatları da katıldı.

Derneğin internet sitesi üzerinden yapılan açıklamadaGörüşmede Sayın Türkdoğan’ın gözaltı süreci, soruşturmadaki iddialar,  insan haklarını savunucularının durumu ve Türkiye’nin mevcut insan hakları ortamı hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur” ifadeleri kullanıldı. 

CHP’li kadın milletvekillerinden Meclis’te mor kürsü protestosu

CHP’li kadın milletvekilleri, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla İstanbul Sözleşmesi‘nin feshedilmesini protesto etmek amacıyla Meclis kürsüsünü mor örtü ile kapladı.

Oturumu yöneten AKP’li TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, mor örtünün kaldırılmasını istedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ise örtünün kaldırılmasını reddetti.

Uyarı alan Karaca: Şeref madalyasıdır

Örtünün kaldırılmaması üzerine Bilgiç oturuma iki kez ara verdi. Protestonun devam etmesi üzerine Karaca’ya uyarı cezası verildi. CHP’li vekil bu cezayı “Bu ceza tüm kadınlar adına şeref madalyasıdır” sözleriyle karşıladı.

‘800 bin euroyu cebe indirdiniz’

Karaca Genel Kurul’da bir konuşma da gerçekleştirdi. Kasım 2019’da hükümetin Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddete Karşı Kapsamlı Kurumsal Müdahale Geliştirme Projesi hazırladığını hatırlatan Karaca şunları söyledi:

Hemen soluğu Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği’nde aldığınız. ‘Biz bu projeyle İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayacağız ve etkin uygulanması için de sizden destek istiyoruz’ dediniz. 800 bin euroyu cebe indirdiniz. 800 bin euroyu alarak dediniz ki: ‘Üç yıl içinde, otuz altı ayda yani 22 Mayıs 2022’ye kadar İstanbul Sözleşmesi’nin etkin uygulanması için Aile ve Çalışma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı birlikte çalışacağız, milleti eğiteceğiz.’ Henüz daha aldığınız 800 bin euronun uygulanmasının süresi bitmeden, bir yıl kala, bir gece yarısı, tam da zihniyetiniz gibi kapkaranlık bir gecede Meclis iradesine darbe yaparak ‘İstanbul Sözleşmesi’nden bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla çekiliyoruz’ dediniz. Değerli milletvekilleri, bunun adı dolandırıcılıktır.

‘Tarikatların bir avuç oyuna muhtaçsınız’

İstanbul Sözleşmesi’nin kadına şiddeti önlemek için olduğu hatırlatılan açıklamada “Kadına şiddeti önlemek, durdurmak, korumak ve cezalandırmak ve bunun için de politika üretmektir ama siz ne yaptınız? ‘Kadınlar şiddete uğrasın, kadınlar cinayete kurban gitsin ama yeter ki bizim oyumuz azalmasın’ dediniz” denildi.

Karaca bu karara “Ama tek çareniz, tek çıkarınız şeyhlerin, tarikatların, müritlerin, şeyhlerin bir avuç oyuna muhtaç olduğunuz için İstanbul Sözleşmesi’ni onların talimatıyla geri çekmeyi yeğ gördünüz. Ama 42 milyon kadın, emin olun, bunun hesabını size Mecliste soracak” tepkisini gösterdi.

Boğaziçi’nde İslam Araştırmaları Kulübü danışmanı üç göreve birden atandı

İslam Araştırmaları Kulübü (BİSAK) Danışmanı Prof. Dr. Fazıl Önder Sönmez, Boğaziçi Üniversitesi‘nde üç göreve birden atandı.

Böylece Sönmez, aynı anda Öğrenci İşleri Dekanı, Rektör Yardımcısı ve de Burs Ofisi Koordinatörü olarak görevlendirilmiş oldu.

Yönetici ve bölüm başkanlarına mail

Okulun resmi internet sayfasında yer alan atama kamuoyunda duyurulmamasına rağmen yalnızca yöneticilere ve bölüm başkanlarına mail olarak atıldı. bianet’ten Dilek Şen’in haberine göre söz konusu mailde şu ifadeler kullanıldı:

Rektör Yardımcı Prof. Dr. Fazıl Önder Sönmez, 22 Mart 2021 tarihinden itibaren Öğrenci İşleri Dekanı ve Burs Ofisi Koordinatörü olarak görevlendirilmiştir.”

Naci İnci’ye de iki görev birden verilmişti

Daha önce de öğretim üyelerinin boykotunu kırarak Melih Bulu‘nun rektör yardımcılığını kabul eden Prof. Dr. Naci İnci aynı zamanda Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü görevine atanmıştı.

Sosyoloji, siyaset bilimi, tarih, psikoloji gibi sosyal bilim dallarındaki yüksek lisans programlarını ve tezlerini koordine eden SBE’nin başına Fizik Bölümü’nden bir ismin getirilmesi tepki toplamıştı.

Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmada kararlı

Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi için her gün gece saat 21:00’de balkon ve pencereden ses çıkarma eylemi yapıyor ve bir yandan da bir araya gelerek birlikte “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” demeye devam ediyor.

Kadınlar bugün 18.30’da Beşiktaş Hakan Pastanesi önünde ve 18.30’da Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nde buluşacak.

27 Mart Cumartesi günü ise kadınlar, ‘İstanbul Sözleşmesi bizim’ demek için 15.00’te Kadıköy Beşiktaş İskelesi’nde toplanacak.

Çarşamba, perşembe ve cuma için oluşturulan takvim ise şöyle:

24 Mart Çarşamba

18.30 Koşuyolu Parkı
18.30 Bakırköy Meydan
19.00 Kartal İntiba Önü
19.00 Sarıgazi Demokrasi Caddesi

25 Mart Perşembe

18.30 Üsküdar İskele
18.30 Avcılar Deprem Anıtı Önü
19.30 Yeldeğirmeni Karakolhane Çeşme

26 Mart Cuma

18.30 Okmeydanı Mahmut Şevket Paşa Mah. Sağlık Ocağı Önü
18.30 Maltepe Meydan

Etkinlik takvimi güncellenebilir.

Gergerlioğlu Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu

Hakkında verilen hapis cezası nedeniyle milletvekilliği düşürülen  HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, vekilliğinin düşürülme işleminin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

Gergerlioğlu başvurusu öncesinde, HDP Milletvekili Erol Katırcıoğlu ile birlikte gittiği AYM önünde gazetecilere açıklama yaptı. Açıklamada “Arkamızda Enis Berberoğlu’na adaletli bir karar veren bir mahkeme var. Ben de o mahkemeden adalet bekliyorum. Son durak burası” dedi.

Gergerlioğlu, daha sonra, milletvekilliğinin düşürülmesi işleminin iptali istemiyle hazırladığı dilekçeyi mahkemeye teslim etti.

Neler yaşandı?

Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, Gergerlioğlu’nun sosyal medyadan yaptığı bir haber paylaşımı nedeniyle “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasını öngören yerel mahkeme kararını 19 Şubat’ta onamıştı.

Kararla ilgili Anayasa Mahkemesi‘ne bireysel başvuruda bulunan Gergerlioğlu, aynı zamanda da “tedbir” kararı alınması talebinde bulunmuştu. Gergerlioğlu’nun bireysel başvurusuyla ilgili süreç devam ederken, tedbir kararı reddedilmişti.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop ise Gergerlioğlu hakkındaki bireysel başvurusu sonucunu beklemeyeceklerini açıklamıştı. Anayasaya göre, hakkındaki kesinleşmiş yargı kararı TBMM Genel Kurulu’nda okutulan meclis üyesinin milletvekilli de sona eriyor.

Milletvekilliğinin düşürülmesi üzerine Gergerlioğlu ve milletvekili arkadaşları AYM sonucunu bekleyene kadar Meclis’ten ayrılmayacaklarını söyleyerek Adalet Nöbeti başlattı.

Gergerlioğlu, TBMM‘de Adalet Nöbeti’ni sürdürürken, sabah saatlerinde çok sayıda polis tarafından gözaltına alındı. İfadesi alındıktan sonra ise serbest bırakıldı.

Bakırköy Belediyesi işçileri: İşçilerle uğraşmayın, ekmeğiyle oynamayın

Bakırköy Belediyesi işçileri 12 Şubat’tan beri her salı ve perşembe günleri işçilerin toplu sözleşmelerinin yapılması, işten atılan işçilerin geri alınması, ücretlerinde kesinti yapılan işçilerin ücretlerinin eski haline gelmesi ve işçiler üzerinde yapılan baskılara son verilmesi için yaptıkları eylemin 12.’sini bugün gerçekleştirdi.

Basın açıklamasında ilk olarak İstanbul Sözleşmesi‘ne değinilirken, sözleşmeyle ilgili, “İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması demek kadınlar ve tüm mağdurlar için kadınları şiddetten korumak ve adaleti sağlamak demektir. İstanbul Sözleşmesi’nin ivedi bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmektedir” ifadeleri kullanıldı.

‘Belediye Başkanının söylemleri ve uygulamaları farklı’

Yapılan açıklamada, Bakırköy Belediyesi Başkanı Bülent Kerimoğlu‘nun toplu sözleşme yapmayacağı, çalışma koşullarından memnun olmayanların işten ayrılabileceği sözlerini sarf ettiği dile getirildi:

Demokratik söylemlerle, hak, hukuk, adalet ve demokrasi vurgusuyla göreve gelen Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, her gün yaptıkları ve konuştukları ile söylemleri ve uygulamaları farklılıklar göstermeye devam etmektedir.

Şimdi de işçileri zorla ve baskı ile toplayarak tehdit etmekten çekinmeyen Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, toplu sözleşme yapmayacağını, DİSK’i istemediğini ve 5 lira yemek parası ile ücretleri artırmayacağını işçilere söylemiştir. Belediye Başkanı bizzat alanlara inerek işçilere, ‘Uygulamaları beğenmeyenlerle yolumuzu ayıracağız’ demiştir. Hatta ‘Beğenmeyenler ve çalışmak istemeyenler çekip gidebilir’ deme cüretini de göstermiştir.

Bunları işçilerin yüzüne baka baka söyleyen Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, daha bir hafta önce basın karşısında ve sosyal medya üzerinden, emekçilerin yanındayız, emeğin en yüce değer olduğunu, emekçilerle sorun yaşamayız diyerek devamında ‘Yoksulluk, işsizlik gibi sorunlar ile mücadele etmeliyiz’ demiştir. Dediğimiz gibi Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu iki farklı kişiliğe sahiptir. Söylemleri farklı, uygulamaları farklıdır. Kamu görevini kötüye kullanmaktadır. Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’na işçiler inanmamakta ve güvenmemektedir.”

‘Emek düşmanlığından başka bir şey değil’

Ayrıca, açıklamada kazanılmış hakların gasp edildiğinden ve ücretlerin düşürüldüğünden de bahsedildi:

Bakırköy Belediyesi kimsenin çiftliği olmadığı gibi, baskı, tehdit ve küfürlerin yapılacağı bir kurum değildir. Şimdiye kadar Bakırköy Belediye Başkanlığı yapmış Başkanlarımız, bu şekilde vurdum duymaz davranışlar sergilememiş ve kavgacı olmamışlardır. Ayrıca toplu sözleşme yapılıp yapılmaması yasa ve kanunlar ile belirlenir. Verdiğiniz 5 lira yemek ücreti ile emeğe ve emekçiye bakışınızı ortaya koymuş olmaktasınız. Kazanılmış hakları gasp etmek ve ücret düşürmek, emek düşmanlığından başka bir şey değildir.

Basında konuşulan ve kamuoyunda herkes tarafından bilinmekte olan Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun oturduğu konut tartışmalara neden olmuştu. Bugünkü değeri 2 milyon dolar yani yaklaşık 16 milyon TL’dir. Asgari ücretli bir çalışanın hiç harcama yapmadan 5664 ay yani 472 yıl boyunca alacağı ücreti biriktirmesi ile sahip olabileceği bir konuttur. Anlayacağınız sosyal adalet yine lafta kalmıştır. İşçilere gelince ‘Paramız yok daha fazlasını ödeyemeyiz’ diyenlerin, yaşam şartları ortadadır. Yaşadıklarımız ve gördüklerimiz gösteriyor ki, Bakırköy Belediyesinde hak, hukuk, adalet ve demokrasi yoktur.

Bizler emeğimize, alın terimize, ve insan onuruna yaşarış bir hayat sürdürmek, insanca yaşamak ve insanca çalışmak istiyoruz.”

‘İşçilerin ekmeğiyle oynamayın’

Belediye bütçesinin 2018 yılından beri arttığı, ancak personel giderlerinin 120 milyondan 90 milyona düşürüldüğü hatırlatılan açıklamada, belediyenin her yıl çalışanlarından 30 milyon kar elde ettiğinin de altı çizildi:

2018 yılından bugüne kadar belediye bütçesinin arttığını ama personel giderinin 120 milyondan 90 milyona düştüğünü söylemiştik. Bakırköy Belediyesi her yıl çalışanlardan 30 milyon kar ettiğini de belirtmiştik. Belediye bütçesi bellidir. Tüm bu olanlara ve imkanlara karşı taleplerimiz günün şartlarına göre en masum ve en demokratik taleplerdir. İşçilerin toplu sözleşmesi yapılsın, işçilerin demokratik ve yasal talepleri yerine getirilsin, işçilerle uğraşmayın, işçilerin ekmeği ile oynamayın, işçilerin sabrını ve inancını sınamayın.

Bakırköy işçilerinin anayasal hakkı olan toplu sözleşmelerini yapılsın.
Keyfi olarak işten attığınız işçileri geri alınsın.
Ücretlerinde kesinti yaptığınız işçilerin ücretlerini eski haline getirilsin.
İşçiler üzerinde yapılan baskılara, tehditlere son verilsin.
Sendikalı olma hakkımıza saygı gösterilsin.
Sorunlarımız masada çözülsün.”