Ana Sayfa Blog Sayfa 1590

Pedallar Kanal İstanbul projesine karşı çevriliyor

İstanbul’da yapılmak istenen Kanal İstanbul projesine karşı çıkan birey ve kurumların oluşturduğu Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, 27 Mart Cumartesi günü düzenlenecek etkimlik için çağrıda bulundu.

Yapılan çağrıda “Rant Kanalı’na feda edilecek İstanbul’umuzu anlatmak için; 27 Mart Cumartesi saat 15:00’da Bostancı Deniz Otobüsleri iskele önünde bisikletlerimizle buluşuyoruz” ifadeleri kullanıldı. 

Bu lokasyondan bisikletlerle Kadıköy Beşiktaş İskelesi’ne geçecek grup saat 17.00’da burada doğa için sanat buluşması gerçekleştirecek.

Burdur Gölü’ndeki kuraklık uydu fotoğraflarına yansıdı

Burdur Gölü’nde son 30 yıl içerisinde yaşanan küçülmenin boyutu uydu haritalarına yansıdı. Göldeki küçülmeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göl Uzmanı Dr. Erol Kesici, “Burdur Gölü’ndeki su seviyesi yaklaşık yüzde 40 azaldı” dedi.

Birgün’den Gökay Başcan’a konuşan Dr. Kesici, gölün yüzey alanının 203 kilometrekareden 130 kilometrekareye kadar düştüğünü belirtti ve bu durumun habitat kaybına neden olduğuna dikkat çekti.

‘300 bine yakın kuşa ev sahipliği yapıyor’

Son 50 yıllık meteorolojik verilerin geçtiğimiz yıllarda başlayan kuruma üzerine etkisinin istatistiksel olarak kayda değer bir etkisi bulunmadığını ifade eden Dr. Kesici, “1970’li yılların başından bugüne kadar 17 gölet, bir rezervuar ve baraj olmak üzere 19 adet yapay düzenlemelerin gölün beslenmesini engelledi. Ayrıca havzadaki çok sayıdaki yasal ve yasal olmayan kuyularla yer altı sularının çekilmesi göldeki su seviye ve yüzey alanının giderek daralmasına neden oldu” dedi.

Fotoğraf: DHA

Burdur Gölü’nün önemine dikkat çeken Dr. Kesici, “Ülkemizin beşinci doğal gölü olup, Batı Akdeniz bölgesinde yer alır. Göl, bazı yıllar sayıları 300 bini bulan kuşları ağırlıyor. ‘Önemli Kuş Alanı’ ve ‘Yaban Hayatı Koruma Sahası’ statüsündedir. Burdur Gölü’ne uyum sağlayan sadece bir balık türü, Burdur yosun balığı dağılım göstermektedir ve bu balık türünün de nesli tükenmek üzeredir” ifadelerini kullandı.

‘Maden ocaklarına izin verilmemeli’

Dr. Kesici gölün kurumamasına ilişkin şu önerilerde bulundu: “Göl havzasındaki yer altı sularının kullanımı, sondaj kuyu açılması ve bunlarının sayıları sıkı kontrollerle sınırlı sayıda tasarımlanmalıdır. Havzadaki sular, hidrojeolojik –hidrobiyolojik özellikler yönünden sürekli izleme sistemlerine dâhil edilmelidir. Sanayi, tarım faaliyetleriyle oluşan kirlilikle, göl kıyısındaki çok yoğun hayvan beslemesi sonucu oluşan atıkların göle ulaşımına karşı önlemler alınmalı” dedi.

Kesici ek olarak “Gölün ekosistem bütünlüğünü ve görünümünü tehdit eden çevresindeki dağlarda taş, maden, mermer ocakları gibi işletmelere göl havzasında izin verilmemeli ve eski ocak alanları gölün doğal bitki türleriyle iyileştirmeli. En önemli etken insan faktörüdür, geleceğe taşınması da yine insanların elindedir” önerilerinde bulundu.

Kars’ta beyaz gelincik görüntülendi [Foto Galeri]

Kars‘ın Arpaçay ilçesinde, daha çok yer altında yaşayan ve dışarı çok nadir çıkan beyaz gelincik görüntülendi.

DHA’nın aktardığına göre yer altında gizlendiği için görüntü alınması çok zor olan hayvan türlerinden olan beyaz gelincik, uzun gövde ve kuyruğuyla çok hızlı hareket ediyor.

BM: Dünya genelinde 34 milyon insan açlıktan ölmenin eşiğinde

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) ile Dünya Gıda Programı (WFP), açlık sorununun görüldüğü ülkelere ilişkin yeni bir  rapor yayınladı.

Rapora göre dünya genelinde 34 milyon insan şu an akut açlığın “acil durum” seviyesinde. Yani “açlıktan ölmekten bir adım ötede” yaşamaya çalışıyor.

The Guardian’ın aktardığına göre FAO Genel Direktörü Qu Dongyu, “Çekilen acının büyüklüğü alarm veriyor. Hemen harekete geçmek, hayatları kurtarmak için hızlı davranmak hepimizin görevi” dedi.

Birçok ülkede açlık seviyesi ‘felaket’ boyutunda

Rapor, Kuzey Nijerya, Yemen ve Güney Sudan’da akut açlık seviyesinin “felaket” boyutunda olduğunu gösterdi. Raporda, açlık yaşanan bölgelerin pek çoğu Afrika kıtasında görülürken Afganistan, Suriye, Lübnan, Haiti ve Karayipler de listede yer aldı.

Qu, “Pek çok bölgede ekim sezonu başladı. Hızlıca hareket ederek yerel gıda üretimini korumalı, dengeye almalı ve mümkünse yükseltmeliyiz” ifadelerini kullandı.

‘Sorun pandemi ve iklim şoklarıyla büyüdü’

Dünya Gıda Programı genel direktörü David Beasley ise “Gözümüzün önünde bir felaket görüyoruz. Çatışmalarla başlayan açlık, pandemi ve iklim şoklarıyla büyüdü ve şimdi milyonlarca ailenin kapısını çalıyor” dedi.

Hazırlanan rapora göre milyonlarca aileyi açlıktan kurtarmanın yolu mücadele, zor durumda topluluklara daha çok erişim ve bağıştan geçiyor.

 

HRW: Türkiye’de kadınlar, Kürtler, LGBT bireyler hedef alınıyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) son günlerde yaşanan Türkiye’deki demokratik haklara yönelik saldırılara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin Türkiye’de insan haklarını koruyan mekanizmaları ve demokratik normları 18 yıllık yönetimi boyunca daha önce eşi benzeri görülmemiş bir ölçekte alaşağı ettiği belirtildi.

‘Amaç iktidarı elde tutuma çabası’

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararının ve HDP’nin kapatılması için açılan davanın hatırlatıldığı açıklamada HRW genel direktörü Kenneth Roth’un yorumlarına da yer verildi.

Roth, “Meclis’teki muhalefet partilerini, Kürtleri ve kadınları hedef alan bu son gelişmeler, Cumhurbaşkanı’nın insan haklarını ve demokratik güvenceleri ihlal ederek iktidarını elde tutma çabasından başka bir şey değil” dedi.

‘Homofobik söylemi yaygınlaştırıyor’

Açıklamada Erdoğan’ın dramatik bir hamleyle, gece yarısı yayınladığı bir kararla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, “partisi dışındaki dindar muhafazakar kesimlerden destek toplama çabalarının bir parçası” olarak değerlendirildi.

Erdoğan’ın bu hamlesinin homofobik ve ayrıştırıcı siyasal bir söylemi yaygınlaştırmak için İstanbul Sözleşmesi’ni bahane olarak kullanmakta ne kadar hevesli olduğunu gösterdiği belirtildi. Açıklamada “Söz konusu söylem kadın haklarının sözde aile değerlerini zedelediğini iddia ediyor ve lezbiyen, gay, biseksüel ve trans (LGBT) bireyler hakkında nefret dolu ve ayrımcı görüşleri yaygınlaştırıyor” denildi.

‘Epey geriye atılmış bir adım’

Yayınlanan açıklamada “İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre, Türkiye’de her sene yüzlerce kadının eşleri veya eski eşleri tarafından öldürüldüğü gerçeği göz önüne alındığında Erdoğan’ın sözleşmeden çekilmesi, sözleşmeyi siyasi saiklerle bir silaha dönüştürmesi, sözleşmede yer alan ve kadınların inanılmaz ölçüde ihtiyaç duydukları koruma mekanizmalarını hiçe sayması, şoke edici” denildi.

Roth, “Sözleşmeden çekilme kararı Türkiye’de kadın haklarının korunması mücadelesinde, epeyce geriye doğru atılmış bir adım olduğu gibi, farklı siyasi çevrelere mensup tüm kadınlara karşı da önemli bir darbe niteliği taşıyor” dedi.

Hedef milyonlarca Kürt seçmen

Açıklamada HDP’ye yönelik müdahaleler ise “Erdoğan’ın insan haklarını baskılayan politikalarının binlerce mağduruna ısrarla odaklanan Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi ona karşı bir misilleme niteliğindeyken, HDP’yi kapatma girişiminin hedefinde ise milyonlarca Kürt seçmen var ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre bu girişim parlamenter demokrasi ilkesini ortadan kaldırıyor” sözleriyle değerlendirildi.

Açıklamada demokrasiye yönelik saldırılar başlığı altında İnsan Hakları Derneği Eş Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın gözaltına alınması, Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atanması ve protestolara yönelik müdahaleler gösterildi.

AB liderleri tepki göstermeli

AB liderlerinin 25 ve 26 Mart tarihlerinde Türkiye ile ilişkilerini gözden geçireceklerinin hatırlatıldığı açıklamada “Avrupa Konseyi Türkiye’deki insan hakları konusunda gözlemlenen keskin gerileme hakkında ses çıkartmalıdır” denildi.

Roth, “Türkiye hükümetinin muhaliflere, parlamenter demokrasiye ve kadın haklarına yönelik saldırılarına hız verdiği bir dönemde, AB liderleri hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmamalıdır,” dedi.

x

Banksy’nin hastane duvarına çizdiği eser rekor fiyatla alıcı buldu

Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy’nin hastane duvarına sağlık çalışanları için çizdiği “Game Changer” isimli siyah-beyaz eseri çekişmeli geçen bir açık artırmanın ardından rekor bir fiyattan alıcı buldu.

Londra‘daki Christie’s Müzayede Evi‘nde satışa çıkarılan eser 19 milyon 450 bin Euro üzerinden satıldı.  Müzayede öncesi eserin 2,5 milyon ile 3,5 milyon pound arasında alıcı bulacağı tahmin ediliyordu.

DW Türkçe’nin haberine göre tahminlerin üzerine çıkılan satıştan elde edilen para ise Birleşik Krallık Sağlık Kurumu‘na (NHS) bağışlanacak.

Süper kahraman

Eser, geçen yılın mayıs ayında İngiltere’nin güneyindeki Southampton kentindeki hastanenin duvarına çizilmişti. Grafitinin büyüklüğü yaklaşık bir metrekare.

Eserde küçük bir erkek çocuğu, çöp kutusuna atılmış Batman ve Superman gibi oyuncakların arasından yüzü maskeli, pelerinli bir hemşireyi havaya kaldırırken resmediliyor.

Hastaneye reprodüksiyonu bırakılacak

Banksy bu eseri hastane duvarına çizerken sağlık çalışanlarına üzerinde “Yaptığınız her şey için çok teşekkür ederim. Her ne kadar siyah-beyaz olsa da bu resmin ortamı aydınlatmasını umuyorum” yazılı bir not bırakmıştı.

Eseri daha önceden açık artırmaya çıkarmayı planlayan sanatçı, hastaneye de çizimin bir reprodüksyonunu bırakacağını açıklamıştı.

Yozgat’ın Sorgun ilçesinde çıkan hortum evlerin çatılarını uçurdu

Yozgat’ın Sorgun ilçesinde Emirler, Külhüyük ve Akocak köylerinde çıkan hortum, evlerin çatılarını uçurdu, elektrik direkleri ve ağaçları devirdi.

AFAD ve jandarma ekipleri, köylerde inceleme yaptı. Herhangi can kaybının yaşanmadığı belirtildi.  Elektrik kesintisinin yaşandığı köylere bakım onarım çalışmasının ardından yeniden elektrik verildi.

Fotoğraf: DHA

‘Can pazarı yaşadık’

DHA’nın aktardığına göre Emirler köyünde yaşayan Cansever Yıldız, hortumun saniyeler içinde köyde felakete neden olduğunu belirterek yaşananları şu şekilde aktardı:

Hortum çok şiddetliydi. Evin kapısını kıracaktı. Ağaçları devirdi. Dışarı çıkamadık, çıksaydık insanları kağıt gibi götürürdü. Komşuların çok hasarı var. Can pazarı yaşadık. Allah kimseye yaşatmasın. Allah’tan can kaybımız yok.”

Akçay Sulak Alanı hafriyat sahasına dönüştürüldü

36 çevre örgütü, Kuzey Ege bölgesinin önemli sulak alan ekosistemlerinden biri olan Akçay Sulak Alanı’nın hafriyat alanına dönüştürülmesine karşı bir kampanya başlattı.

Yaklaşık bir yıldır bu alanın hafriyat alanı olarak kullanıldığını belirten örgütler, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nden alandaki moloz ve hafriyat vahşi depolamasını durdurmasını, alanın temizlenmesini ve rehabilite edilmesini talep etti.

Kuş türlerinin yüzde 30’una ev sahipliği yapıyor

Akçay Sulak Alanı Türkiye’nin toplamında kaydedilmiş olan 487 kuş türünün yüzde 30’una, nesli kritik derecede tehlike altında olan yılan balıklarına (Anguilla anguilla) ve yüzlerce bitki türüne ev sahipliği yapıyor.

Sazlıklar, sulak çayırlıklar, açık su yüzeyleri ve kumul habitatlarıyla değişik türden canlı gruplarının barınmasına, beslenmesine ve üremesine uygun ortama sahip.

Yapılan çalışmalar alanın özellikle kuş ve balık türleri olmak üzere, sürüngenler, çift yaşamlılar, memeli hayvanlar, kelebekler ve sulak alan bitkileri yönünden çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu gösteriyor.

Hali hazırda tehlike altında

Bu önemli ekosistem, kaçak yapılaşma, imar tehlikesi, su kaynakları civarında gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri, Edremit Çayı ve Kadıncık Deresi yakınlarında yer alan çeşitli tesislerin atık suları nedeniyle kirlilik tehdidi altında.

Bütün bunların yanında bir de hafriyat depolama alanı olarak kullanıldığı belirtilen kampanyada “Sulak alanın çok kısa bir süre içinde yok olmasına neden olacak bu karardan bir an önce vazgeçilmesi ve alanın rehabilite edilmesi sulak alan için kritik önem taşımaktadır” denildi.

Ramsar Sözleşmesi’ne aykırı

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin Zeytinli Kavşağı yakınlarında kullandığı bir hafriyat alanının var olduğu hatırlatılan kampanyada, “Bu alan kullanılmaya devam ederken, yüzlerce canlı türüne ev sahipliği yapan Akçay Sulak Alanının da hafriyat alanı olarak kullanılması hem hukuka hem de Türkiye’nin taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi’ne aykırıdır” ifadeleri yer aldı.

Açıklamada Çevre Kanunu’nun 9’uncu maddesinin “e” fıkrası ve 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 4’üncü maddesinin sulak alanların korunmasını kesin hükme bağladığı hatırlatıldı.

İmzacı kurumlar

36 kurumun imzacı olduğu kampanyaya change.org üzerinden bireysel imza vermek de mümkün. Şu ana kadar imzası bulunan kurumlar ise şu şekilde sıralandı:

Antakya Doğa Sanat ve Turizm Derneği, Artur Çevre Platformu, Ayvalık Ayazması Derneği, Ayvalık Tabiat Platformu, Balıkesir Çevre Platformu, BBOM Ayvalık, Bergama Çevre Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Çarık Derneği – Çevre ve Arı Koruma Derneği,

Dikili Çevre ve Kültür Platformu, Diyarbakır Çevre Gönüllüleri Derneği, Doğa Araştırmaları Derneği, Doğa Derneği, Doğaya Dönüş Gençlik ve Spor Kulübü Derneği, Doğu Akdeniz Araştırma Derneği, Edremit Çevre Sağlığı ve Doğayı Koruma Derneği, Edremit Körfezi Turizm İşletmeleri Derneği, Edremit ve Beldeleri Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği, Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliği

Gömeç Çevre Platformu, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği, Güney Marmara Dayanışması, Hemşin Yaşam Derneği, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kazdağı Otelcileri Derneği (KAZOD), Koza Dağcılık Kültür Sanat ve Spor Kulübü Derneği Proje Evi Kooperatifi, Roots & Shoots Türkiye (Kökler ve Filizler Derneği)

Sosyal İklim Derneği, Sürdürülebilir Yaşam Derneği, TOY Gençlik Derneği, Türkiye Biyologlar Derneği, YENİFOÇA FORUMU, Yeryüzü Derneği, Yeşil Düşünce Derneği
Yuva Derneği.

Şirketlerin ormanları koruma sözleri yandı bitti kül oldu

2020 yılı tüm dünyada ormansızlaşmanın azaldığı bir yıl olması gerekiyordu. Bunun yerine ormansızlaşma 12 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Kurumsal taahhütleri takip eden kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan CDP, pazartesi günü yayınladığı raporda yüzlerce büyük şirketin ormansızlaşmayı 2020 yılına kadar durdurma sözü verdiğini ancak yalnızca dört şirketin bunu gerçekleştirdiğini ortaya koydu.

‘Bu taahhütler için 10 yılları vardı’

The Grist’in aktardığına göre CDP’nin orman müdürü Sareh Forouzesh yaptığı açıklamada “Bu taahhütleri uygulamak için 10 yılımız vardı. Ancak ihtiyacımız olan ilerlemeyi görmedik” ifadelerini kullandı.

2010 yılında, Tüketim Malları Forumu‘nu oluşturan şirketler 2020 yılına kadar tedarik zincirlerindeki ormansızlaşmayı ortadan kaldırma taahhüdünü imzalamıştı. 2014 yılında ise New York Ormanlar Bildirgesi ile bu taahhüdü veren işletme sayısı ikiye katlandı.

Değişimi zorlayacak pazar gücüne sahip

Bu sözü veren ve aralarında Cargill, McDonald’s ve Walmart gibi dev şirketlerin bulunduğu kurumlar gerçek bir fark yaratabilecek kapasitedeydi. Birçoğu dünya çapında değişimi zorlayacak pazar gücüne sahip. Ancak kendi hedeflerine bile ulaşamadılar.

Ormanlar, orangutanlar gibi nesli tükenmekte olan türler için yaşam alanı sağlıyor ve aynı zamanda insan habitatını, dünyayı yaşanabilir kılıyor. En büyük karbon filtrelerinden olan ormanlar yandıklarında ise sera gazı emisyonlarına neden oluyor.

‘Eylemsizliğin bir mazereti yok’

Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), gezegende ısınmanın 1,5 derecenin altında tutulması şansını yakalayabilmek için dünyanın 2030’a kadar kestiğinden daha fazla ağaç yetiştirmesi gerektiğini gösteriyor.

Forouzesh “Ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Eylemsizliğin artık bir mazereti yok” değerlendirmesinde bulundu.

Fotoğraf: Shutterstock

Sadece dört şirket sözlerini tuttu

Rapora göre yalnızca dört şirket sözlerini tutmayı başardı: Tuvalet kağıdı şirketi Essity, kozmetik devi L’Oréal, çikolata devi Mars ve gıda ambalajcısı Tetra Pak.

Bu şirketler “ormansızlaştırmama” sertifikası oluşturarak tedarikçilerine kakao ve kağıt üretmek için ormanları parçalamadıklarından emin olmaları gerektiğini söyledi.

Şirketlerin çoğu ise başarısız oldu çünkü taahhütlerini yerine getirmek için gereken zamanı ve parayı ayırmadılar. Taahhütlerine uymayan tedarikçileri bırakmaları mümkündü ancak çoğunlukla bu stratejiden kaçındılar.

‘Tüm sektörlerin hareket etmesi gerekiyor’

Forouzesh, “Bu birkaç çürük elmayla ilgili değil, tüm sektörleri hareket ettirmemiz gerekiyor. Bu şirketler tedarikçileri ile ilişki kurarlarsa, onları da yanlarında getirebilirler. Onları dışlarlarsa, bu tedarikçi üzerindeki etkileri sona erer” dedi.

CDP raporunun sunduğu bir iyi haber ise taahhütte bulunan şirketlerin çoğunun en azından kaynak bulma verilerini açmaya başlaması. Bu sayede aktivistler ve yatırımcıların şirketin kaydettiği ilerlemeyi ölçmesi mümkün oluyor.

 

İstanbul’da kiralık ev fiyatları arttı: Bazı semtlerde yüzde 100’ün üzerinde artış var

İstanbul’da ev kiraları son bir yılda enflasyonun üzerinde arttı.

Artış, Bağcılar ilçesinde yüzde 122’yi bulurken, Zeytinburnu, Şile, Esenyurt, Ataşehir, Sultanbeyli, Kadıköy, Çekmeköy, Beykoz gibi ilçelerde de yüzde 50’nin üzerinde seyretti.

Bunun yanında, kira artışı bazı ilçelerde semt bazlı yaşandı. Hürriyet Emlak’ın verilerine göre, Sarıyer’de bulunan Reşitpaşa, Emirgan, Kumköy; Kağıthane’deki Hamidiye ve Şişli’deki Harbiye semtindeki kiralarda yüzde 100 oranında artış yaşandığı görüldü.

Yüzde 75-100 oranında artış gösteren semtler, Sarıyer Zekeriyaköy, Beşiktaş Dikilitaş ve Levazım, Beyoğlu Gümüşsuyu oldu.

Yüzde 50’nin üzerinde artışın yaşandığı semtler de Şişli Teşvikiye ve Esentepe, Eyüpsultan Göktürk, Beyoğlu Tomtom Mahallesi, Sarıyer Yeniköy ve Bakırköy Yeşilköy oldu.

Fiyatlar artmaya devam edebilir

Dünya‘dan Leyla İlhan‘ın haberine göre, Hürriyet Emlak Eş Genel Müdürü Zeynep Tandoğan, “Yapımı devam eden metro projelerinin bulunduğu bölgelerde de artış hızlandı” değerlendirmesinde bulunurken, İstanbul’da kiralık konutlarda metrekare fiyatlarında son bir yılda ortalama yüzde 20 oranında artış yaşandığını kaydetti.

Tandoğan, yaşanan kira artışlarını pandemiyle birlikte tüketici alışkanlıklarının değişmesine bağladıklarını ifade etti:

Geçtiğimiz yıl bir önceki seneye kıyasla bu rakam yüzde 13 olmuştu. Son 1 yıl içerisinde pandemi sürecini de hesaba kattığımızda kiraların bu denli yükselmesini tüketici alışkanlıklarının değişmesine bağlıyoruz. Bu süreç devam ettiği sürece İstanbul’un özellikle merkezi yerlerinde, sahile ya da doğaya yürüme mesafesinde olan semtlerinde fiyatların artmaya devam edeceğini öngörüyoruz.”

Son iki senedir düzenli artış gözleniyor

Sahibinden.com Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nazım Erdoğan, İstanbul’da son iki yılda kiralarda düzenli bir artış gözlemlediklerini aktardı:

Kiralık konut ilan m2 cari fiyatları İstanbul, 23,1TL oldu. İstanbul’da ortalama kiralık m2 ilan fiyatları TÜFE kira endeksinin de uzun süre altında seyrettikten sonra önce yaklaştı, şubat itibarıyla de bir miktar geçti. 2017 Eylül ayına göre TÜFE kira endeksi yüzde 37,5 oranında artarken, kiralık ilan m2 fiyatları İstanbul’da yüzde 40,1 oranında yükseldi.”