Ana Sayfa Blog Sayfa 1538

Beklenen kabine değişikliği gerçekleşti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın bazı bakanlıklara yaptığı atamalara ilişkin kararlar Resmi Gazete’de yayınlandı.

Gece yarısı yayınlanan kararla birlikte eşinin şirketiyle dezenfektan alımı yaptığı iddialarıyla tepki toplayan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan yerine de Mehmet Muş getirildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, çıkan haberler sebebiyle eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ı istifaya davet etmişti.

Bakanlık yeniden ikiye bölündü

Zehra Zümrüt Selçuk‘un bakan olduğu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da ikiye ayrıldı.  Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevine Derya Yanık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na Vedat Bilgin atandı.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı 2011’de kapatılmış, yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştu. Kadın örgütleri o tarihten itibaren Aile Bakanlığı’nın yerine Kadın Bakanlığı kurulması için kampanyalar düzenlemişti.

Sncak bu talebin kabul edilmesi yerine 9 Temmuz 2018’de Resmi Gazete’de yayımlanan kararla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birleştirilmişti.

Derya Yanık kimdir?

AA’nın paylaştığı bilgilere göre Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, 1972’de Osmaniye‘nin Kadirli ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Kadirli’de, orta ve lise öğrenimini Adana Anadolu Lisesi‘nde tamamlayan Yanık, 1995’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu ve Aralık 1996’da İstanbul Barosu’nda avukatlık stajını tamamladı.

Serbest avukat olarak çalışmaya başlayan ve aynı zamanda AKP İstanbul Kurucu İl Yönetim Kurulu üyesi olan Derya Yanık, 2004-2014 yılları arasında 5 ve 6. dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis üyeliği yaptı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hukuk Komisyonu Başkanlığı ve AKP Grup Sözcülüğü görevlerinde de bulunan Derya Yanık, AKP 7. Olağan Büyük Kongresi’nde Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilmişti.

Vedat Bilgin kimdir?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, 22 Eylül 1954’te Bayburt‘ta doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Bayburt’ta tamamlayan Bilgin, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesini bitirdi.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde “Şehirleşme ve Sanayileşme İlişkileri” konusunda yüksek lisans çalışmasını, “Türkiye’de Sanayileşme Politikaları ve Demokratikleşme Süreci” adlı çalışmasıyla da İktisat Sosyolojisi alanında doktorasını tamamlayan Bilgin, York Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Michigan Üniversitesi’nde “Orta Doğu Toplumlarında Modernleşme Sorunları” konulu uluslararası çalışmada yer aldı.

Vedat Bilgin, Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyeliği, TCDD Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulu Başkanlığı, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm Başkanlığı ve Başbakan Başdanışmanlığı görevlerinde de bulundu.

26. Dönem AKP Ankara Milletvekili olan Bilgin, son olarak Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı ve Sosyal Politikalar Kurulu Başkanvekilliği görevini yürütüyordu. Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Vedat Bilgin, evli ve iki çocuk babası.

Mehmet Muş kimdir?

Dr. Mehmet Muş 1 Mayıs 1982’de Trabzon Sürmene’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamlayan Muş, Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Daha sonra Washington State University School of Economic Sciences’de Ekonomi alanında yüksek lisans yapan Muş, doktora öğrenimini Marmara Üniversitesi İktisat Tarihi Anabilim Dalı’nda tamamladı.

Mehmet Muş, özel sektörde Bütçe Planlama Uzmanı olarak çalıştı. AKP İstanbul Gençlik Kolları teşkilatında aktif görevler üstlenen ve çalışmalar yürüten Muş, sırasıyla, AKP İstanbul Gençlik Kolları İl Yönetim Kurulu Üyeliği, Ekonomi İşleri Başkanlığı ve Teşkilat Başkanlığı görevlerini icra etti.

Muş, 2011 yılında 24. Dönem AK Parti İstanbul Milletvekili oldu, 25, 26. ve 27. dönemlerde de İstanbul Milletvekilliği görevini sürdürdü. TBMM’de Dışişleri Komisyonu, Plan ve Bütçe Komisyonu, AB Uyum Komisyonu üyelikleri yapan Muş, NATO Parlamenter Asamblesi (NATOPA) Türk Grubu Üyeliği’nin yanı sıra AKP Genel Merkezi’nde Halkla İlişkiler Başkan Yardımcılığı görevlerini üstlendi.

2014 yılında AKP MYK üyeliğine seçilerek AKP Genel Başkan Yardımcılığı ve Ekonomi İşleri Başkanlığı görevinde bulunan Muş, AKP 2. Olağanüstü Kongresinde tekrar MKYK üyeliğine seçildi.

Muş, AK Parti Grup Başkanvekilliği, MYK üyeliği yaptı ve İstanbul Milletvekilliği görevini yürütüyordu. İngilizce bilen Muş, evli ve bir çocuk babası.

Dörtyol Belediye Başkanı Fadıl Keskin: Atları teslim ettiğimiz kişi elinden kaçırdı

İstanbul’un Prens Adaları‘nda faytonların kaldırılması ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından satın alınan atlardan 100’ünün Hatay’ın Dörtyol ilçesine gönderilmesinin ardından kaybolması sonrası hakkında soruşturma başlatılan ve ardından partisinden istifa eden Dörtyol Belediyesi Başkanı Fadıl Keskin, atların akıbetiyle ilgili bir açıklama yaptı.

Keskin, atların teslim edildiği kişinin atları elinde kaçırdığını duyururken, hayvanların kesilerek sucuk yapıldığı iddialarını da yalanladı.

‘Atları elinden kaçırdı’

TELE1‘e açıklamalarda bulunan Fadıl Keskin, MHP’den istifasıyla ilişkin “Partime zarar gelmesin diye istifa ettim” derken, atları teslim ettikleri kişinin hayvanları elinden kaçırdığı açıkladı:

Fadıl Keskin, MHP’den istifasına ilişkin olarak,”Partime zarar gelmesin diye istifa ettim” değerlendirmesini yaptı.Keskin şunları kaydetti:”Atların sucuk yapıldığı iddiası asılsızdır. İnsanların attan sucuk yapmaya ihtiyacı yok. Atları teslim ettiğimiz kişi atları elinden kaçırdı. Kaymakamlık da bunu soruşturuyor.”

Ne olmuştu?

İBB, Adalar’daki fayton uygulamasının kaldırılmasının ardından, satın aldığı atların 100’ünü Hatay Dörtyol Belediyesi’ne verdi, ardından da atları hibe etti.

İBB kaybolmamaları için çip taktığı atlardan biri taşınma esnasında ölürken, kalan 99’u da çiplere rağmen kayboldu. 99 attan 8’inin ise 20 gün içinde öldüğü ortaya çıktı.

İBB’nin Dörtyol Belediyesi ile atlar için imzaladığı protokolde hayvanların 50’sinin Belediye Başkanı Fadıl Keskin’e, 50’sinin de belediye iştirakında çalışan U.A. isimli kişiye verildiği ortaya çıktı.

Dörtyol İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileri, son denetimde bütün atların ortadan kaybolduğunu fark etmişti.

Erdoğan altı üniversiteye rektör atadı

Altı üniversiteye rektör atanması kararı AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayınlandı.

Gece yarısı yayınlanan kararla birlikte ilahiyatçı Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu‘nun Yüksek Öğretim Kurulu’ndaki (YÖK) görev süresi de uzatıldı.

Aynı zamanda Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü olan Prof. Dr. Hatipoğlu, ayrıca üniversitede dört fakültenin dekanlığını da vekaleten üstleniyor.

Rektör atamaları

  • Bartın Üniversitesi Rektörlüğü – Prof. Dr. Orhan Uzun
  • Bayburt Üniversitesi Rektörlüğü – Prof. Dr. Mutlu Türkmen
  • Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörlüğü – Prof. Dr. Harun Çiftçi 
  • Iğdır Üniversitesi Rektörlüğü – Prof. Dr. Mehmet Hakkı Alma 
  • İbn Haldun Üniversitesi Rektörlüğü – Prof. Dr. Atilla Arkan
  • İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörlüğü – Prof. Dr. Bedriye Tunçsiper

Birleşik Krallık’tan yeni iklim hedefi: Emisyonlarını 2035’e kadar yüzde 78 azaltacak

Birleşik Krallık dünyanın en iddialı iklim eylemlerinden birine imza atarak 2035 yılındaki emisyonlarını 1990 yılına kıyasla yüzde 78 azaltacağını duyurdu.

Hükümet 20 Nisan Salı (bugün) yaptığı açıklamada Bağımsız İklim Değişikliği Komitesi’nin tavsiyesi sonucu alınan kararın kendilerini 2050 yılında sıfır emisyona ulaşmalarını sağlayacağını söyledi.

Açıklanan yeni Karbon Bütçesi, ülkenin hem kendi hedefine ulaşmasını hem de küresel ısıtmayı 2 derecenin altında 1,5 dereceye kadar sınırlamayı hedefleyen Paris Anlaşması ile uyumlu bir yol izlemesini sağlayacak.

Uluslararası taşımacılık emisyonları

Üstelik bu kez Birleşik Krallık’ın uluslararası havacılık ve denizcilikten kaynaklanan sera gazı emisyonları da hesaba katılacak. Bu sayede hükümetin emisyonları tutarlı bir şekilde hesaplanmış olacak ve bu kalem karbonsuzlaşma politikasının önemli adımlarından birini oluşturacak.

Söz konusu açıklama 22-23 Nisan tarihlerinde ABD ev sahipliğinde düzenlenmesi planlanan İklim Liderleri Zirvesi öncesinde geldi. Açıklamada bu toplantıda yer alacak Başbakan Boris Johnson’ın iklim değişikliğiyle mücadelede hırsı artırmak için diğer ülkelere çağrıda bulunacağı kaydedildi.

Parlamento’da görüşülecek

Birleşik Krallık’ın Ulusal Katkı Beyanı’nda daha önce belirlediği hedef 2030 yılına kadar emisyonları yüzde 68 azaltma şeklindeydi.

Hükümet tarafından yapılan açıklamada yeni hedefin 21 Nisan Çarşamba günü (yarın) Parlamento’da görüşüleceği ve Haziran 2021 tarihinde yasa olarak yürürlüğe girmesinin beklendiği söylendi.

Johnson: Çıtayı yükseltiyoruz

Başbakan Johnson yaptığı açıklamada “İklim değişikliğiyle mücadelede çıtayı yükseltmeye devam etmek istiyoruz ve bu nedenle dünyadaki emisyonları azaltmak için verilmiş en iddialı hedefi belirliyoruz” ifadelerini kullandı.

Johnson, “Bizler net sıfır emisyona doğru ilerledikçe Birleşik Krallık öncü işletmelere, yeni teknolojilere ve yeşil inovasyona ev sahipliği yapacak. Binlerce iş yaratacak şekilde onlarca yıllık ekonomik büyümenin temelleri atılacak” dedi.

Kwarteng: Düşük karbon ufukta görünüyor

İş ve Enerji Bakanı Kwasi Kwarteng ise “Birleşik Krallık, iklim değişikliğiyle mücadelede dünyaya liderlik ediyor ve bugünkü duyuru, düşük karbonlu geleceğimizin artık ufukta göründüğü anlamına geliyor” dedi.

Kwarteg açıklamasında “Altıncı Karbon Bütçesi’nde kendimize koyduğumuz hedefler, tamamen karbon nötr bir geleceğe ulaşmak için diğer büyük ekonomilerden daha ileri ve hızlı gitmemizi sağlayacaktır. Bu son hedef, dünyaya Birleşik Krallık’ın gezegenimizin sağlığını koruma ve aynı zamanda getireceği yeni ekonomik fırsatları yakalayıp yeşil teknolojilerden yararlanma konusunda ciddi olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Glasgow’a doğru…

Birleşik Krallık Kasım 2021’de Glasgow‘da gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 26’ncı Taraflar Konferansı‘na (COP26) ev sahipliği yapacak.

Hükümet tarafından yapılan açıklamada “Birleşik Krallık, dünyanın dört bir yanındaki ülkeleri ve şirketleri yüzyıl ortasına kadar küresel olarak net sıfır emisyon hedefi koymaya ve 2030 yılına kadar iddialı emisyon azaltım hedefi belirlemeye davet ediyor” denildi.

COP26 Başkan Adayı Alok Sharma, açıklamasında “Toplu olarak 1,5 derecelik ısınmayı ulaşabilir durumda tutmalıyız ve önümüzdeki on yıl, şu anda içinde bulunduğumuz tehlikeli rotayı değiştirmemiz için en kritik dönemdir” ifadelerini kullandı.

Yardım örgütlerinden hükümetlere açık mektup: 34 milyon insan açlıktan ölme tehlikesinin eşiğinde

Dünya çapında 200’den fazla yardım örgütü, aralarında çocuk ve gençlerin de olduğu 34 milyon insanın açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Konuyla ilgili bir açık mektup yazan örgütler, hükümetlere yoksullara ve açlıkla mücadele edenlere daha fazla destek vermeleri için çağrıda bulundu.

Yardım kuruluşlarının arasında  Save the Children, World Vision, Care ve Islamic Relief gibi örgütler de bulunuyor.

Salgın kıtlığı artırdı

DW Türkçe‘de yer alan habere göre, mektupta dünya çapında açlıkla karşı karşıya olan kişilerin sayısının giderek arttığı belirtilirken; silahlı çatışmalar, iklim kriziyle birlikte koronavirüs salgınının da kıtlığa neden olduğunun altı çizildi.

Mektupta yer alan bilgilere göre, 58 ülkede 174 milyon kişi yeterli gıdayı temin edemiyor. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yapılan tahminlere göre, bu rakam yıl içinde 270 milyona çıkabilir.

‘İnsanlara açlık çektiriliyor’

İnsanların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli imkanların ellerinden alındığı vurgulanan mektupta konuyla ilgili, “Bu insanlar açlık çekmiyor, bu insanlara açlık çektiriliyor” ifadeleri kullanıldı.

Bu durumdan da en çok kadın ve kız çocuklarının muzdarip olduğunun altı çizildi.

Ayrıca, mektupta Yemen, Afganistan, Etiyopya, Güney Sudan, Burkino Faso, Kongo, Honduras, Venezuela, Nijerya ve Haiti’de insani yardım çalışanlarının, insanları her gün hayatta tutabilmek için mücadele verdiğine de dikkat çekildi.

Bir günlük askeri harcamaların toplamından daha az

Şubat ayında Birleşmiş Milletler’e bağlı örgütler, ihtiyaç sahipleri için 5 milyar 500 milyon dolar ek yardım için çağrıda bulunmuştu.

Kaleme alınan mektupta, bu meblağın ülkelerin bir günlük askeri harcamalarının toplamından daha az olduğu kaydedildi.

Bir yıl önce BM tarafından açlıkla mücadele için, 7 milyar 800 milyon dolara ihtiyaç olmasının açıklanmasının ardından, bu yıl bu miktarın yalnızca yüzde beşinin temin edildiği açıklandı.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün 2019 raporunda yer alan bilgiye göre, yıllık küresel askeri harcama ise 1 trilyon 900 milyar olmuştu.

Melih Bulu İletişim Fakültesi’ne de dekan olarak atanmış

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi‘ne seçimsiz olarak dışarıdan rektör olarak atanan Prof. Melih Bulu‘nun, üniversitenin yeni kurulan İletişim Fakültesi’ne de vekil dekan olarak atandığı ortaya çıktı.

Üniversite bünyesinde daha önce bulunmayan İletişim Fakültesi, Bulu’nun rektör olarak atanmasından sonra Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle 6 Şubat’ta kurulmuştu.

Boğaziçi Üniversitesi’nin resmi internet sitesinde yer alan bilgilendirmeye göre, YÖK‘ün Bulu’yu vekaleten dekan olarak atama kararı 14 Nisan’da gönderildi.

Protestocu öğrencilerin kurduğu Boğaziçi Direnişi sosyal medyadan bir açıklama yayınlayarak ‘kayyımın kendisini kayyım atamasını kabul etmiyoruz’ dedi.

Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyen ve öğrencilerin Melih Bulu’ya yönelik protestoları da sürüyor. Polis, eylemler nedeniyle bugüne kadar yüzlerce öğrenciyi gözaltına alırken, 97 öğrenciye de dava açılmış durumda.

Alamos Gold Türkiye’den 1 milyar dolar tazminat istiyor

Kazdağları’nda yapmak istediği altın madeni projesi için 350 bine yakın ağacın kesilmesine neden olan, ruhsat süresi 13 Ekim 2019 tarihinde dolan ve o zamandan bu yana hukuksuz bir şekilde varlığını sürdüren Kanada merkezli Alamos Gold, Türkiye’ye tahkim başvurusu yaptığını duyurdu.

Türkiye’den 1 milyar dolar tazminat istediğini duyuran şirket gerekçe olarak izinlerinin neden yenilenmediğine ilişkin bir açıklama alamamalarını ve bu süreç boyunca zarar etmelerini gösterdi.

‘250 milyon dolardan fazla yatırım yaptık’

Şirketin 2010 yılından bu yana Türkiye’de aktif bir varlığı olduğu belirtilen açıklamada “Bu süre zarfında şirketin Türkiye’deki operasyonları bütün yasal ve düzenleyici gereklilikleri karşılamış, yüzlerce istihdam sağlamak ve yerel topluluklarla güven ilişkisi geliştirmek de dahil olmak üzere en yüksek çevresel ve sosyal yönetim standartlarını uygulamıştır” denildi.

Alamos Gold ve bağlı ortaklarının Türkiye için 250 milyon dolardan fazla yatırım yaptığı, Türkiye hükümetine telif, vergi ve ormancılık ücretleri için 20 milyon dolar üzerinde katkı sağladığı aktarıldı. Ayrıca Türkiye’deki sosyal girişimlere ve topluluklara 25 milyon dolar yatırım yapıldığı belirtildi.

‘Ruhsat yenilenmeme gerekçesi söylenmedi’

Ekim 2019 tarihinde ruhsat sürelerinin bittiğine değinilen açıklamada “Şirket, yenilenmesi için tüm yasal ve düzenleyici gereklilikleri yerine getirmiş olmasına rağmen, hükümet maden ruhsatının rutin olarak yenilenmesi işlemini sağlayamadı” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada “Şirket, maden ruhsatlarının yenilenmesini güvence altına alma çabasında, Türk hükümeti ile işbirliği içinde çalışma girişiminde bulunmuş, Türk hükümeti ile Antlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini artırmış, anlaşmazlığı iyi niyetle müzakerelerle çözmeye çalışmıştır” ifadeleri kullanıldı. Ancak bütün bu çabalara rağmen Türkiye hükümetinin ruhsat yenilenmeme gerekçesini veya herhangi bir zaman çizelgesi sunmadığı belirtildi.

Türkiye’ye Hollanda’da kurduğu bir iştirak üzerinden yatırım yapan şirket, Ankara’nın Hollanda ile yaptığı ikili yatırım anlaşmasını ihlal ettiğini ve “el koyma, haksız ve adil olmayan muamele” nedeniyle tazminat istediğini söyledi.

Neler yaşandı?

Şirketin madencilik faaliyetleri için yaptığı ağaç kesimleri halk arasında büyük bir tepki uyandırmış, on binlerce kişi şirketi protesto etmek için bölgeye gitmişti. Kirazlı‘da maden faaliyetlerine karşı başlatılan çadır nöbeti 425 gün boyunca devam etmişti.

Şirketin ruhsat süresinin 13 Ekim 2019 tarihinde sonlanmasının ardından ruhsat yenilenmemiş,  Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü CİMER başvurusuna verilen yanıtta şirketin izin iptallerinin gerçekleşeceğini ve bölgenin rehabilite edilmesi için planlamalara başlanacağını söylemişti.

Doğu Biga Madencilik’in Genel Müdürü Ahmet Şentürk ise “Kazdağları’ndan hiçbir yere gitmiyoruz, 60 yıllık ruhsat hakkımız var, Türkiye Cumhuriyeti’ne söz verdiğimiz gibi yerin altındaki madeni çıkaracağız” ifadelerini kullanmıştı.

 

Fındıklı Vadileri’nde sil baştan HES girişimi: Köylüler nöbet hazırlığında

Haber: Gençağa Karafazlı/Hüseyin Altun

*

Rize‘nin Fındıklı ilçesindeki Çağlayan Vadisi‘nin 1. Derece Sit Alanı özelliğinin iptali için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın kurduğu komisyonunda görüşüldüğü ortaya çıktı. Haber Fındıklı halkının tepkisine neden oldu.

“Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak ilan edilen ilan edilen bölgeye HES kurulması, 2011’de hem yerel mahkeme hem de Danıştay tarafından engellenmişti.

Açılan davalar kazanılmış ve HES girişimi iptal edilmişken, yeniden bir girişimde bulunulmasını değerlendiren yöre halkından Ali Hacıibrahimoğlu, “Sermaye Çağlayan Vadimize yine göz dikmiş. Bu güzelim doğamızın talan edilmesine izin vermeyeceğiz” derken, Fındıklı Belediye başkanı Ercüment Şahin Cervatoğlu, “İlçemiz Çağlayan Vadisi’nin 1. Derece sit alanı özelliğinin iptali için bakanlık komisyonunda görüşülmeye başlandığını öğrendik. Vadilerimiz korunması gereken sit alanlarıdır. Çağlayan Vadisi’nin bu özelliğinin kaldırılmasına ve doğa talanlarına karşı mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Dereler özgür akmalı’

EMEP Rize il başkanı Hasan Zorlucan da şunları kaydetti: “Fındıklı halkı uzun yıllardan beri dereler özgürdür, özgür akacak sloganıyla vadilerini korumak için toprağını suyunu savunmak için yıllardan beri yaşam alanı olan vadilerinde nöbet tuttu, tutmaya da devam ediyor. Aç gözlü, gözü paradan başka bir şey görmeyen holdingler, Fındıklı halkının kararlı direnişi karşısında giremedikleri vadilerimize bu kez devletin gücünü kullanarak girmek, vadilerimizi sit alanı statüsünden çıkararak katletmek istiyorlar.  Buna müsaade etmeyeceğiz. ”

ESP Fındıklı İlçe Başkanı Tugay Köse Fındıklı halkının uzun yıllardır toprağını suyunu korumak için mücadele ettiğine dikkat çekerek, “Bundan sonra da yaşam alanlarına yönelik her türlü saldırıya karşı meşru direnme hakkını kullanacaklarını belirtirken, İHD Rize Temsilcisi Günay Karafazlı şöyle konuştu:

” İnsanların en temel hakkı olan yaşanabilir bir çevre hakkı üç beş şirketin aç gözlü hırsına kurban edilmemeli. Bir çok vadide olduğu gibi Fındıklı Vadilerinde de toprağına ve suyuna yönelik katliamlara karşı yıllardır Fındıklı vadilerinde nöbet tutan Fındıklı’lı kadın, erkek, yaşlı, gençlerin mücadelesi üç beş holdingin kar hırsına kurban edilmemelidir. Fındıklı vadilerinin sit alanı statüsünden çıkartılmak istenmesi insanların en temel hakkı olan yaşam hakkına yönelik bir saldırıdır. Bu durumu İHD olarak şiddetle kınıyoruz ve fındıklı halkının yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.!

Neler yaşandı?

2011’de, vadi üzerinde yapımı planlanan hidroelektrik santrali (HES) projelerine karşı yöre halkı, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna başvurarak, vadinin 1. derecede doğal sit alanı ilan edilmesini talep etmişti. Kurul da 15 Kasım 2008 tarihinde Çağlayan Vadisini 1. derecede doğal sit alanı olarak tescil etmişti.

Bunun üzerine vadide HES yapmayı planlayan Ayen Enerji firması, kurulun sit kararının kaldırılması için Rize İdare Mahkemesine başvurdu. Ancak, Rize İdare Mahkemesi, yapılan başvuruyu 30 Nisan 2010 tarihinde reddetti. Bunun üzerine temyize başvuran firmanın başvurusu, Danıştay tarafından da reddedilerek Rize İdare Mahkemesinin ret kararı onaylandı.

“Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak belirlenen yörede HES yapılamayacağını belirten kararı değerlendiren Fındıklı Derelerini Koruma Platformu Sözcüsü Hüseyin Acar, projenin iptal edilmesinin doğru bir karar olduğunu, ancak mücadeleden vazgeçmeyeceklerini kaydetmiş; “Bu projeyi iptal ettiler ama başka zaman yine HES için gelecekler. Tepki gösteriyoruz, vazgeçiyorlar, sonra yine geliyorlar. Biz bunu 14 yıldır yaşıyoruz. Biri geliyor, biri gidiyor” demişti.

Türkiye Emekli Subaylar Derneği yönetimi İçişleri Bakanlığı’nca görevden alındı

İçişleri Bakanlığı,103 amiral bildirisine ilişkin beyanları sebebiyle Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Başkanı emekli Tuğgeneral Namık Kemal Çalışkan ve yönetim kurulu üyelerini görevden aldı.

Bakanlığın açıklaması şöyle:

“Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Yönetim Kurulu Yöneticilerinin son günlerdeki açıklamalarında ve basın yayın organları vasıtasıyla yapmış oldukları beyanlarında, 104 emekli amiral tarafından yayımlanan bildiriye destek oldukları ve açıklamalarının emekli amirallerin bildirisi ile benzerlik taşıdığı görülmüştür.

Emekli amirallerce yayınlanan bildiriye ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Türk Ceza Kanununun 316/1 maddesi kapsamında başlatılan soruşturma, halen devam etmektedir.

TESUD yöneticilerinin 104 emekli amiralin bildirisine destek açıklaması üzerine Bakanlığımızca da 8 Nisan tarihinde Mülkiye Müfettişi ve Dernekler Denetçileri görevlendirilmiştir.

Müfettiş ve denetçiler tarafından inceleme sonrası hazırlanan rapor; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri uyarınca ve genel hükümler gereğince yasal işlemlerin takdir ve ifası için Başsavcılığa tevdi edilmiştir.

Ayrıca Dernek Yönetim Kurulu Başkanı ve diğer Yönetim Kurulu Üyeleri, 5253 sayılı Dernekler Kanununun 27 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince geçici bir tedbir olarak Bakanlık makamının onayı ile görevden uzaklaştırılmıştır.”

 

KESK: Yarın Metin Lokumcu için Trabzon Adliyesi’nde olacağız

Haber: Gençağa Karafazlı

Trabzon Valiliği‘nin 21 Nisan Çarşamba (yarın) görülecek Metin Lokumcu davası öncesi şehirde basın açıklaması dahil her türlü etkinliği yasaklama kararına Halkevleri‘nin ardından Trabzon KESK Şubeler Platformu’ndan da tepki geldi.

Yapılan açıklamada MetinLokumcu’nun 2011 yılında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingi sırasında polisin biber gazla müdahelesi sonucu yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

Protestoların “Karadeniz’in ve ülkemizin derelerine, ormanlarına, yaylalarına, çayına, fındığına sahip çıkmak adına başbakana seslerini duyurmak için” yapıldığı hatırlatılan açıklamada yaşamını yitiren Lokumcu’nun Doğa Emek ve Demokrasi savunucusu olduğu ve Eğitim-Sen üyesi olduğu belirtildi.

‘Mahkemeyi Trabzon’a kaçırdılar’

Açıklamada “Metin Lokumcu’nun ölümü üzerine ailesinin açmış olduğu sorumluların yargılanmasına yönelik dava Hopa’dan güvenlik gerekçesi bahane edilerek Trabzon’a kaçırılmıştır” denildi.

21 Nisan’da Trabzon’da görülecek duruşmaya Türkiye’nin dört bir yanından Milletvekilleri, sendikaların merkez yöneticileri, siyasi partiler, demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, Baro Başkanları ve sanatçıların katılacağı belirtildi.

Açıklamanın devamında Trabzon KESK ve Eğitim Sen Şubesinin katılımcı olduğu Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu‘nun da 20 Nisan Salı günü “Metin Lokumcu için Adalet” çağrısında bulunarak Meydan Park’ta Atatürk Alanı’nda basın açıklaması düzenleyeceği belirtildi.

‘Davayı sahiplenmemiz engelleniyor’

Bu duyurunun ardından pandemi gerekçe göstererek Trabzon Valiliği’nin bütün eylem ve etkinlikleri yasakladığı aktarılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Trabzon’daki Emek ve Demokrasi güçlerinin Metin Lokumcu’nun hukukuna savunması ve davayı sahiplenmesini engellenmek istendi. Bu yasaklamanın pandemi koşullarıyla ve halk sağlığı ile ilgili olduğu iddia edilemez. Trabzon Valiliği Metin Lokumcu davasını sahiplenmiş olan Trabzon’daki Emek ve Demokrasi güçlerini engellemeye yönelik siyasi bir karar almıştır.

Valiliğin yasaklama kararın da Kamu Kurum ve kuruluşlarının tüm etkinlikleri serbestçe gerçekleştirebileceği açıklanmıştır. Bu çiftte standert uygulamayı asla doğru bulmuyoruz.

Davaya destek çağrısı

“Pandemi bahane edilerek Emek ve Demokrasi güçlerinin Metin Lokumcu için adalet talebini verdiği desteği engellemeyi kabul etmiyoruz” denilen açıklamada duruşma öncesinde yapılan eylem çağrısı yinelendi.

Açıklamada “Yıllarca omuz omuza doğamızı suyumuz, toprağımız ve halkımız için mücadele ettiğimiz Eğitim Sen’li yoldaşımızın davasını sahipleniyor 21 Nisan Çarşamba günü saat 09.30’da Trabzon Adliyesi’ndeki hukuk mücadelesini desteklemeye davet ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.