Ana Sayfa Blog Sayfa 1494

78 baro başkanından ortak açıklama: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz

İstanbul Sözleşmesi’nin 10’uncu yıl dönümünde 78 baro başkanı ortak bir açıklama yayınladı. Sözleşme’den çekilme kararının kadınları korumasız bırakacağı belirtilen açıklamada kararı geri alma çağrısı yapıldı.

Yapılan açıklamada “İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte olduğunu, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi, hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla saygılarımızla paylaşıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

İkizdere’de taş ocağı için yapılmak istenen doğa katliamına destek çıkan Rize Barosu, AKP yanlısı pozisyonunu sürdürerek bu bildiriye imza atmadı.

‘Hukuka aykırı’

Sözleşmeden Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile çekilmenin Anayasa’ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu vurgulanan açıklamada  şu ifadeler yer aldı:

Kadına karşı şiddeti, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve ayrımcılığın bir sonucu olarak gören; kadına yönelik şiddeti insan hakkı ihlali olarak kabul eden İstanbul Sözleşmesi’nin tüm hükümleriyle etkin uygulanması taleplerimizi yükselttiğimiz bir dönemde, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden üstelik ‘hukuka aykırı bir şekilde’ çekilmesi kabul edilemez. Devletin görevi bireylerin haklarını, hayatlarını korumak, eşitsizliği ve ayrımcılığı ortadan kaldırarak şiddetsiz bir ortam ve yaşam hakkı sağlamaktır.

Kimler imza attı?

Açıklamada “Biz aşağıda imzası olan Baro Başkanları olarak; kadınları korumasız bırakacak çekilme kararının geri alınması için yetkilileri göreve davet ediyor, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte olduğunu, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi, hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla saygılarımızla paylaşıyoruz” ifadeleriyle son buldu. İmzacılar ise şu şekilde sıralandı:

  1. Adana Barosu Başkanı Av. Veli Küçük,
  2. Adıyaman Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu
  3. Afyonkarahisar Barosu Başkanı Av. Turgay Şahin
  4. Ağrı Barosu Başkanı Av. Mehmet Salih Aydın,
  5. Aksaray Barosu Başkanı Av. Ramazan Erhan Toprak,
  6. Amasya Barosu Başkanı Av. Ahmet Melik Derindere,
  7. Ankara Barosu Başkanı Av. Ramiz Erinç Sağkan,
  8. Antalya Barosu Başkanı Av. Polat Balkan,
  9. Ardahan Barosu Başkanı Av. Osman Nuri Yıldız
  10. Artvin Barosu Başkanı Av. Ayla Varan
  11. Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan Bozkurt
  12. Balıkesir Barosu Başkanı Av. Erol Kayabay
  13. Bartın Barosu Başkanı Av. Ferhat Parlatır
  14. Batman Barosu Başkanı Av. Erkan Şenses
  15. Bilecik Barosu Başkanı Av. Halime Aynur
  16. Bingöl Barosu Başkanı Av. Ömer Faruk Hülakü
  17. Bitlis Barosu Başkanı Av. Fuat Özgül
  18. Bolu Barosu Başkanı Av. Sabri Erhendekçi
  19. Burdur Barosu Başkanı Av. Ramazan Gedik
  20. Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun
  21.  Çanakkale Barosu Başkanı Av. Bülent Şarlan
  22. Çankırı Barosu Başkanı Av. Erkan Köroğlu
  23. Çorum Barosu Başkanı Av. Kenan Yaşar
  24. Denizli Barosu Başkanı Av. Müjdat İlhan
  25. Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren
  26. Düzce Barosu Başkanı Av. Azade Ay
  27. Edirne Barosu Başkanı Av. Alper Pınar
  28. Elazığ Barosu Başkanı Av. Mustafa Yentür
  29. Erzincan Barosu Başkanı Av. Adem Aktürk
  30. Erzurum Barosu Başkanı Av. Talat Göğebakan
  31. Eskişehir Barosu Başkanı Av. Mustafa Elagöz
  32. Gaziantep Barosu Başkanı Av. Bektaş Şarklı
  33. Giresun Barosu Başkanı Av. Soner Karademir
  34. Gümüşhane-Bayburt Av. Serkan Pekmezci
  35. Hakkari Barosu Başkanı Av. Ergün Canan
  36. Hatay Barosu Başkanı Av. Hüseyin Cihat Açıkalın
  37. Iğdır Barosu Başkanı Av. Serkan Alakan
  38. Isparta Barosu Başkanı Av. Ünsal Çankaya
  39. İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu
  40. İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel
  41. Kahramanmaraş Barosu Bşk. Av. Muhammed Burak Gül
  42. Karabük Barosu Başkanı Av. Emrah Köklü
  43. Kars Barosu Başkanı Av. Fettah Çapkurt
  44. Kastamonu Barosu Başkanı Av. Özgür Demir
  45. Kayseri Barosu Başkanı Av. Cavit Dursun
  46. Kırıkkale Barosu Başkanı Av. Talat Apaydın
  47. Kırklareli Barosu Başkanı Av. Turgay Hınız
  48. Kırşehir Barosu Başkanı Av. Mehtap Karaburçak Tuzcu
  49. Kilis Barosu Başkanı Av. Hayri Muammer Fazlıağaoğlu
  50. Kocaeli Barosu Başkanı Av. Bahar Gültekin Candemir
  51. Konya Barosu Başkanı Av. Mustafa Aladağ
  52. Kütahya Barosu Başkanı Av. Ahmet Atam
  53. Malatya Barosu Başkanı Av. Enver Han
  54. Manisa Barosu Başkanı Av. Ali Arslan
  55. Mardin Barosu Başkanı Av. İsmail Elik
  56. Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz
  57. Muğla Barosu Başkanı Av. Cumhur Uzun
  58. Muş Barosu Başkanı Av. Kadir Karaçelik
  59. Nevşehir Barosu Başkanı Av. Mustafa Necmi Öncül
  60. Niğde Barosu Başkanı Av. Emin Alper Öztürk
  61. Ordu Barosu Başkanı Av. Haluk Murat Poyraz
  62. Osmaniye Barosu Başkanı Av. İbrahim Halil Yavuzdoğan
  63. Sakarya Barosu Başkanı Av. Abdurrahim Burak
  64.  Samsun Barosu Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran
  65. Siirt Barosu Başkanı Av. Nizam Dilek
  66.  Sinop Barosu Başkanı Av. Hicran Kandemir
  67. Sivas Barosu Başkanı Av. Fatih Sevim
  68. Şanlıurfa Barosu Başkanı Av. Abdullah Öncel
  69. Şırnak Barosu Başkanı Av. Rojhat Dilsiz
  70. Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat Tekneci
  71.  Tokat Barosu Başkanı Av. Melih Yardımcı
  72. Trabzon Barosu Başkanı Av. Sibel Suiçmez
  73.  Tunceli Barosu Başkanı Av. Kenan Çetin
  74. Uşak Barosu Başkanı Av. Emin Coşkun
  75. Van Barosu Başkanı Av. Zülküf Uçar
  76. Yalova Barosu Başkanı Av. Fedayi Doğruyol
  77. Yozgat Barosu Başkanı Av. Muhsin Ayanoğlu
  78. Zonguldak Barosu Başkanı Av. Özel Eroğlu

Altın Küre’de ‘çeşitlilik’ krizi büyüyor: Ödüller iade, tören yayınlanmıyor

Dünyanın en prestijli sinema ödülleri arasında gösterilen Altın Küre‘de temsiliyette çeşitlilik krizi yaşanıyor. Ödülleri dağıtan Hollywood Yabancı Basın Birliği (HFPA), üyeleri arasında siyahların bulunmaması sebebiyle bir süredir eleştirilirken, törenin yayıncısı Amerikan NBC kanalı, bu sebeple gelecek yıl Altın Küre’yi yayımlamayacağını duyurdu.

Aktör Tom Cruise da sahip olduğu üç Altın Küre’yi iade edeceğini açıkladı. Cruise, ‘Born on the Fourth of July’, ‘Jerry Maguire’ ve ‘Magnolia’ filmleriyle bu ödüle layık görülmüştü. Cruise’un bu adımı, HFPA’ya şimdiye kadarki en yüksek profilli ret.

Beş kez Altın Küre’ye aday gösterilen Scarlett Johansson da önemli değişiklikler olmaması durumunda sektörü organizasyonu boykot etmeye çağırdı. Avengers‘ın başrol oyuncusu Mark Ruffalo, sosyal medyada yaptığı paylaşımda HFPA’nın reformlarının “cesaret kırıcı” olduğunu yazdı ve “Yakın zamanda Altın Küre kazanan biri olarak, bu ödülü aldığım için gurur veya mutluluk duyamıyorum. Şimdi geçmişin yanlışlarını düzeltmenin zamanıdır” dedi. 

NBC, karara ilişkin yaptığı açıklamada ödülleri organize eden HFPA’dan geleceğe dair “anlamlı bir reform” görmek istediğini söyledi. Kanal, değişikliğin zaman ve çaba gerektireceğini söyleyerek ödül törenini 2023’te yayınlamayı umduklarını aktardı.

BBC‘nin haberine göre Hollywood‘ta ardı ardına gelen taciz skandallarının ardından kurulan Time’s Up (Zaman Doldu) hareketi de NBC’nin kararını “Hollywood için belirleyici bir an” olarak nitelendirdi.

HFPA’nın taahhütleri

Los Angeles Times gazetesinde yer alan bir haber üzerine, HFPA’nın hiçbir siyah üyesinin olmadığı ortaya çıkmış; aynı  zamanda birliğin içerisindeki usülsüzlük ve yolsuzluklar da öğrenilmişti.

HFPA da dün bu tartışmalara yönelik bir reform takvimi yayımladı. Kurum,  üyelerinin temsiliyetindeki çeşitliliği artıracağını taahhüt eden takvim için 18 aylık bir dönemi öngördü. Değişiklikleri olabildiğince çabuk ve kapsamlı bir şekilde uygulamak istediklerini aktaran birlik, açıklamasında “reformun gecikmiş olduğunu” da kabul etti.

Birliğin taahhütleri arasında üye listesinin şeffaf bir şekilde yayımlanacağı ve sadece California’dan değil, ABD genelinden de kültür sanat gazetecilerinin de kadroya dahil edileceği yer aldı.

Ayrıca bu yeni dönemle birlik, üyelerine çeşitlilik ve eşitliğin yanı sıra cinsel taciz hakkında da bilinçlendirme gibi eğitimler de verecek. Bununla birlikte üyelerin film ve TV stüdyolarından alacakları hediyelere de engel getirilecek.

Organizasyonu boykot eden kişi ve kuruluşlar ise, reform sürecinin yeterince hızlı olmamasından şikayetçi. Variety’ye göre, kurumlar, reformlar tam anlamıyla yürürlüğe girene kadar Altın Küre’yi ve diğer HFPA etkinliklerini boykot etmeye devam edecek.

NBC, HFPA’nın takvimini işaret ederek, “Bu büyüklükteki değişiklik zaman ve çaba gerektirir ve HFPA’nın bunu doğru yapmak için zamana ihtiyacı olduğunu hissediyoruz. Bu nedenle NBC, 2022 Altın Küre Ödül Töreni’ni yayınlamayacak. Organizasyonun planını uyguladığını varsayarsak, ödül törenini 2023 Ocak’ta yayımlamayı umuyoruz” dedi.

Time’s Up ise taahhütleri “göstermelik” olarak nitelendirdi ve daha iyisinin olabileceğini vurguladı. Bazı halkla ilişkiler şirketleri ile birlikte WarnerMedia, Netflix ve Amazon Studios da HFPA’nın etkinliklerine katılmayı reddettiğini duyurdu.

Asya Kalkınma Bankası kömür finansmanını sonlandırıyor

Asya Kalkınma Bankası, geçtiğimiz Cuma günü yayımlanan bir taslak enerji politikası uyarınca, kömür madenciliği ve elektrik santralleri için tüm finansmanı sona erdirecek ve petrol ve gaz üretimine desteği yasaklayacak.

Asya Kalkınma Bankası (Asian Development Bank-ADB), 2009 yılında enerji politikasını son güncellemesinden bu yana “enerji ortamında köklü değişiklikler” olduğunu ve belgenin “artık iklim değişikliği konusundaki küresel mutabakatla yeterince uyumlu olmadığını” söyledi.

‘Yerel topluluklarla işbirliği’

İklim Haber’in aktardığına göre Filipinler merkezli banka, Asya genelinde kömür çıkışını destekleyerek “yerel topluluklar ve paydaşlarla işbirliği içinde yeni istihdam yaratmayı destekleyeceğini” söyledi.

Taslak politika, Asya’nın büyük ekonomilerinde kömürden uzaklaşma dizisinin sonuncusu. Geçtiğimiz ay Çin, kömüre bağımlılığını kademeli olarak azaltmadan önce 2025 itibarıyla kömür tüketimini zirveye çıkarmayı taahhüt etti.

Güney Kore, kömürle çalışan elektrik santralları için denizaşırı finansmana son verme sözü verdi. Japonya, inşaat öncesi boru hattındaki son kömür santralını iptal etti.

Metan gazı iletim ve dağıtım altyapısına destek vermeye devam edecek olan belgenin son halinin Ekim ayında bankanın yönetim kurulunun onayına sunulması bekleniyor.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Büyük bir zafer’

Asya Halklarının Borç ve Kalkınma Hareketi (APMDD) koordinatörü Lidy Nacpil, “ADB’nin kömür projeleri de dahil olmak üzere kirli enerjiye fon sağlamasına onlarca yıldır direnen topluluklar ve hareketler için büyük bir zafer” dedi.

ADB, Pakistan’ın Jamshoro sanralinin ağır sıvı yakıt yerine kömürle çalışacak şekilde dönüştürülmesini desteklediği 2013 yılından bu yana, bir kömür santralı finanse etmediğini açıkladı.

Ancak taslak politika kapsamında banka, mevcut kömür santrallarının çevresel etkilerini azaltmak veya devreden çıkarmadan tüm kömür finansmanından resmi olarak çıkacak. Mevcut kömür tesislerinin ömrünü uzatacak herhangi bir projeyi desteklemeyeceğini de taahhüt etti.

‘Doğru yönde atılmış bir adım’

Enerji Ekonomisi ve Finansmanı Analizi Enstitüsü’nün (IEEFA) enerji finansmanı çalışmaları direktörü Tim Buckley, politikanın Asya’daki enerji geçişini hızlandırmaya yönelik “olağanüstü bir ivmeyi” takip eden “doğru yönde atılmış bir adım” olduğunu söyledi.

Buckley, temiz enerjiye doğru hızlı geçişlerin Vietnam gibi ülkelerde bir yıl önce bile öngörülemeyen bir hızla gerçekleştiğini söyledi. 2020’de kurulu güneş enerjili çatı kapasitesi, ulusal güç sistemine bağlı 9,3 GW’lık en yüksek güneş enerjisi kapasitesi ile bir önceki yıla kıyasla Vietnam’da 25 kat arttı. Buna karşılık, 2020’de şebekeye sadece 1,2 GW’lık kömür gücü eklendi.

Dünya kömür finansmanını bırakma yolunda

Avustralya yatırım bankası Macquarie yaptığı açıklamada, finansman faaliyetlerini 2050 itibarıyla net sıfır emisyonu karşılamaya uygun hale getirme politikası kapsamında kömür projelerinin finansmanını 2024 itibarıyla sona erdirebileceklerini söyledi. Malezya Maybank da yeni kömür faaliyetlerini artık finanse etmeyeceğini doğruladı.

Taslak politika, resmi olarak kabul edilirse, yine de ADB’nin doğalgazla çalışan elektrik santrallarını, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) terminallerini ve depolama tesislerini belirli kriterler altında desteklemesine izin verecek. Bunlar, metan gazının dizel veya kömür enerjisinin yerini aldığı veya elektriksiz yaşayan topluluklara enerji sağlandığı durumları içeriyor.

Fotoğraf: Shutterstock

Metan gazı dahil edilmiyor

ADB, büyük Asya ekonomilerinin kömürden uzaklaşırken enerji geçiş stratejilerine metan gazını dahil etmelerini beklediğini söyledi. 2019’da Japonya, denizaşırı LNG altyapısına 10 milyar dolarlık yatırım sözü verdi.

Buckley için, ADB’nin metan gazını kısıtlama politikası yeterince ileri gitmiyor. Buckley, Vietnam gibi ülkelerde, büyük ölçüde metan sızıntıları nedeniyle metan gazının kömürden daha yüksek bir sera gazı emisyonu kaynağı haline geldiğini söyledi. Metan gazı, ısınma potansiyeli karbondioksitinkinden 80 kat daha fazla olan bir sera gazı.

İklim hedefleriyle uyumsuz

Yeni yayımlanan bir BM raporu da, küresel iklim hedeflerine ulaşmak için bu 10 yılda küresel metan emisyonlarının yüzde 45 oranında azaltılması gerektiğini ortaya koydu. Çalışma, metan gazı altyapısının genişlemesinin, küresel sıcaklık artışının 1.5C’ye sınırlandırılmasıyla uyumsuz olduğu konusunda uyarıyor.

Bu bağlamda, düşünce kuruluşu E3G’de kamu bankalarının program lideri Julian Havers, ADB’nin metan gazını “bir geçiş yakıtı” olarak görmemesi gerektiğini söyledi. Kampanyacılar halihazırda ADB’ye metan gazından uzaklaşması için baskı yapıyorlar.

Nacpil, “Kampanyamız bitmedi. ADB aynı zamanda gaz ve petrol projelerine fon sağlamayı da durdurmalı. Sadece kömürün değil, tüm fosil yakıt türlerinin genişletilmesine yönelik destek sona ermeli” dedi.

Gazeteci Deniz Yücel’e bir dava daha: İki yıla kadar hapis isteniyor

“Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasından 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasına çarptırılan Alman Die Welt gazetesinin Türkiye Temsilcisi Deniz Yücel hakkında “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama” suçlamasından iki yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca  hazırlanan iddianamede, “İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Yücel’i ‘örgüt propagandası yaptığı” gerekçesiyle 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdığını hatırlatıldı; aynı davada “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan da beraat ettiğine dikkat çekti.

İddianamede dava açma süresinin Basın Kanunu’na göre altı ay olmasına karşın bu sürenin savcılıkça öğrenilmesinden itibaren geçerli olduğu ve Deniz Yücel’in haberleri ve yazılarının 11 Eylül 2020’de savcılığa iletildiği kaydedildi.

Yargılama 1 Temmuz’da başlayacak

“Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama” suçlamasıyla altı aydan iki yıla kadar hapsi istenen Yücel’in, İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi‘ndeki yargılamasına  1 Temmuz’da başlanacak. İddianamede, olan Deniz Yücel’in ifadesinin istinabe (başka bir ülkeden alınan adli yardım) kuralları çerçevesinde alınmasına da karar verildi.

Ne olmuştu?

Gazeteci Deniz Yücel “Terör örgütü propagandası yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddialarından yürütülen soruşturma kapsamında 14 Şubat 2017’de gözaltına alınmış ve 27 Şubat 2017’de çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmıştı. Yaklaşık bir yıl tutuklu kalan Yücel hakkında savcılık, “PKK Terör örgütü propagandası yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarından 4 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açmıştı. İddianameyi kabul eden İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi de tensiple birlikte 16 Şubat 2018’de Yücel’in tahliyesine karar vermişti.

Yücel, aynı gün akşam saatlerinde Almanya’ya gitmişti. Yargılaması devam eden Yücel hakkında mahkeme, 16 Temmuz 2020’de “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasından 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası vermişti.

TTB ve 44 Tabip Odası’ndan çağrı: İkizdere’den elinizi çekin

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve 44 Tabip Odası, Rize İkizdere’de Cengiz İnşaat’ın yapmak istediği taş ocağına karşı direnen halka desteğini açıkladı. Şirketin şimdiden ekolojik yıkıma sebep olduğu kaydedilen açıklamada, taş ocakları açılmadan önce her aşamasında halkın katılımının sağlanmasını, bütüncül ve gerçek boyutuyla çevresel etki değerlendirmesinin yapılmasını talep edildi.

TTB’nin internet sitesinde yayımlanan açıklamada özetle şu ifadeler yer aldı:

‘Şimdiden büyük ekolojik yıkıma neden oldu’

“Şirket, yaşam savunucularının direnişine rağmen çok sayıda ağacı keserek bölgede şimdiden büyük oranda ekolojik yıkıma neden oldu.

Anayasamızın 56. maddesinin kendilerine verdiği yasal haklarını kullanarak; ağacıyla, kuşuyla, yaban hayatıyla, suyuyla çevrelerine ve sağlıklı bir ortamda yaşama haklarına günlerdir sahip çıkan tüm İkizderelilerin bu haklı direnişini destekliyoruz.

Taş ocaklarının açılmadan önce her aşamasında halkın katılımının sağlanmasını, bütüncül ve gerçek boyutuyla çevresel etki değerlendirmesinin yapılmasını talep ediyoruz.

Ayrıca çevresel etki değerlendirmesiyle birlikte, gerçekleştirilmek istenen projenin toplum sağlığı üzerine yaratacağı potansiyel etkileri ölçmek için ‘sağlık etki değerlendirmesi’ yöntemi, ülkemizde de yasal yapıya kavuşturularak uygulanmalıdır.”

‘Taş ocağından ve para cezalarından vazgeçin’

Hekimler, vadide taş ocağı kurulmasından vazgeçilmesi ve halka pandemi kısıtlamaları gerekçe gösterilerek uygulanan tüm cezalarında iptal edilmesini istedi:

“Bugün İkizdere’de olanlar; bu zor pandemi günlerinde insanımız can derdindeyken, ülkemizin her tarafında sürdürülen, para uğruna çevre talanı ve yıkımı projelerinin tipik bir örneğidir.

Türk Tabipleri Birliği olarak; yaşam alanlarını ve yüzyıllardır bölgede hüküm süren yabanıl hayatı, her türlü baskıya direnerek savunmak için nöbet tutan İkizdereliler ile dayanışma içindeyiz.

Vadiye giren iş makinelerinin derhal geri çekilmesini, İşkencedere Vadisi’nde taş ocağı kurulmasından vazgeçilmesini ve bölge halkına pandemi kısıtlamalarını ihlal ettikleri gerekçesiyle uygulanan tüm cezaların iptal edilmesini istiyoruz.”

Destek veren tabip odaları:

Türk Tabipleri Birliği, İzmir Tabip Odası, Adana Tabip Odası, Kastamonu-Çankırı Tabip Odası, Ağrı Tabip Odası, Kırıkkale Tabip Odası, Ankara Tabip Odası, Kırklareli Tabip Odası, Antalya Tabip Odası, Kocaeli Tabip Odası, Aydın Tabip Odası, Manisa Tabip Odası, Balıkesir Tabip Odası, Mardin Tabip Odası, Bartın Tabip Odası, Mersin Tabip Odası, Batman Tabip Odası, Muğla Tabip Odası, Bitlis Tabip Odası, Muş Tabip Odası, Bolu-Düzce Tabip Odası, Osmaniye Tabip Odası, Bursa Tabip Odası, Rize-Artvin Tabip Odası, Çanakkale Tabip Odası, Samsun Tabip Odası, Denizli Tabip Odası, Siirt Tabip Odası, Diyarbakır Tabip Odası, Sinop Tabip Odası, Edirne Tabip Odası, Şanlıurfa Tabip Odası, Elazığ-Tunceli-Bingöl Tabip Odası, Şırnak Tabip Odası, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, Tekirdağ Tabip Odası, Gaziantep-Kilis Tabip Odası, Trabzon Tabip Odası, Giresun Tabip Odası, Uşak Tabip Odası, Hatay Tabip Odası, Van-Hakkari Tabip Odası, Isparta-Burdur Tabip Odası, Zonguldak Tabip Odası, İstanbul-Yalova Tabip Odası.

Hatay’da kaybolan ‘Adaların atları’nın Kuzey Irak’a gönderildiği iddia edildi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin (İBB) Hatay Dörtyol Belediyesi‘ne hibe ettiği atların kaybolduğu iddiasıyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Kayıp atların Kuzey Irak’a götürüldüğü iddia edildi.

Hürriyet’ten Fatma Aksu‘nun haberine göre, atların burada kesime mi  kullanılmak üzere mi gönderildiği bilinmiyor. Bir iddiaya göre atlar önce Adana’ya, oradan da sınır illerindeki alıcılar aracılığıyla Kuzey Irak’a götürüldü.

Dörtyol İlçe Tarım Müdürlüğü kayıtlarına göre ise atlardan biri yolda, 12’si ise çiftlikte öldü. Kalan 88 at ise ortadan kayboldu. Ortaya atılan iddialardan biri de, Adana’da mikroçipleri çıkartılan atların Yasin K. isimli bir aracı tarafından önce Şırnak’a, oradan da Kuzey Irak’a satıldıkları. Bu nedenle soruşturma Hatay Dörtyol dışında Adana, Şırnak ve sınır illerinde de yürütülüyor.

Bitmeyen çile... Kayıp atlarla ilgili şaşırtan iddia

Ne olmuştu?

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi‘nin 16 Ocak 2020 tarihli oturumunda alınan kararla, Adalar’da atlı fayton taşımacılığı sonlandırılmış; Belediye, satın aldığı atları da bedelsiz sahiplendirmişti. Türkiye’nin dört bir yanındaki belediyelere, kişi ve kurumlara teslim edilen atlardan 100’ü, 13 Ağustos ve 18 Ağustos 2020 tarihlerinde, Dörtyol Belediyesi’ne hibe edildi. Kaybolmamaları için üzerlerinde çip bulunan atlardan biri, taşınma sırasında öldü. Aradan geçen süre içinde hibe edilen 99 atın kaybolduğu öne sürüldü. Cumhuriyet Başsavcılığı adli, Dörtyol Kaymakamlığı’nın talimatları doğrultusunda İlçe Tarım Müdürlüğü ise idari soruşturma başlattı.

Yapılan soruşturmada, İBB’nin Dörtyol Belediyesi’ne gönderdiği kayıp atların buradaki bir at çiftliğine verildiği ortaya çıktı. Koronavirüs yüzünden mekanlar kapanınca, günlük maliyeti karşılanamayan atlardan 10’u bakımsızlıktan ölmüş, kalanlar da çipleri çıkarılarak satılmıştı. Kayıp hayvanların nerede oldukları hala bilinmezken, soruşturma da henüz sonuçlanmadı.

 

Araştırma: Kel erkeklerin koronavirüsü ağır geçirme riski daha yüksek 

Uzmanlar, kel olan erkeklerin, saçı olan erkeklere kıyasla koronavirüsü ağır geçirme riskinin 2,5 kat daha fazla olduğunu açıkladı.

Böylece, hastalığın ağır geçirilmesine neden olan yaşlılık, obezite, kalp ve solunum sorunlarının yanına bir etken daha eklenmiş oldu.

Hastalığı ağır geçiren erkeklerin yüzde 79’u kel

Euronews‘te yer alan haber göre, Amerika Birleşik Devletleri‘ndeki (ABD) Applied Biology adlı bilim firması, Avrupa Dermatoloji ve Venereoloji Akademisi‘nin “erkek cinsiyet hormonu androjene genetik olarak duyarlı erkeklerin hastalığı geliştirme şansının önemli ölçüde yüksek olduğunu” açıklamasının ardından harekete geçti.

Androjen reseptörü (AR) genindeki varyasyonlar, yaygın bir saç dökülmesi şekli olan androgenetik alopesiye yol açıyor. Bu gen, testosteron gibi hormonları da kontrol ediyor.

Koronavirüs yoğun bakım ünitelerinde kel erkekler üzerinde incelemelerde bulunan araştırmacılar, salgını ağır geçiren erkeklerin yüzde 79’unun kel olduğunu gördü.

Ayrıca, uzmanlar androjenin, virüsün hücrelere girişinde önemli role sahip TMPRSS2 adlı enzim üzerinde de etkili olduğunu vurguluyor.

Hastalığı ağır geçirme ihtimalleri yüksek

Bilim insanları, AR genindeki poliglutamin tekrarı (veya CAG tekrarı) bölgesinin hormon duyarlılığı ve saç dökülmesiyle bağlantılı olduğunu kaydediyor.

Araştırmacılar, bunu göz önünde bulundurarak DNA’daki CAG tekrarı bölgelerinin uzunluğu ile Covid şiddeti arasında herhangi bir bağlantı olup olmadığını araştırarak, hastanede hastalığı olan 65 erkeğin AR genlerinin her birinde CAG tekrar uzunluğunu ölçtü.

Sonuçlar, 22’den az nükleotid içeren bir CAG tekrarına sahip erkeklerin yoğun bakıma girme olasılığının çok daha düşük, saç dökülmesi geninde 22’den fazla nükleotidi olanların ise hastalığı şiddetli geçirme ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu gösterdi.

‘Biyobelirteç görevi görüyor’

Applied Biology’nin Baş Tıbbi Sorumlusu Dr. Andy Goren konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

Verilerimiz, daha uzun CAG tekrar uzunluğunun şiddetli COVID-19 hastalığı ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu durum bize ayrıca yoğun bakım yatışları için risk altında olan erkek COVID-19 hastalarının belirlenmesine yardımcı olmak adına bir biyobelirteç görevi görüyor.”

Bunun yanında Dr. Goren ve ekibi, yeni bir androjen reseptör antagonisti ile TMPRSS2 enzimini hedef alan bir koronavirüs tedavisi üzerinde çalışıyor.

ADV Yönetim Kurulu Üyesi ve Varşova Tıp Üniversitesi‘nde Profesör Lidia Rudnicka konuyla ilgili “Bu araştırma, genetiğin rolü ve Covid hastalığıyla bağlantısı hakkında temel bilgiler sunarak dermatolojinin bilimsel değerini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Nisan ayında üç bölgede ‘olağanüstü’ kuraklık yaşandı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü‘nün, Standart Yağış İndeksi (SPI) ve Normalin Yüzdesi Metodu’na (PNI) göre hazırladığı kuraklık raporunda, nisan ayında özellikle Doğu Anadolu‘nun iç kesimleri, Güneydoğu Anadolu ve Güney Batı Ege‘nin büyük bölümü ile Çorum ve Amasya‘nın bazı kısımlarında “şiddetli, çok şiddetli ve olağanüstü” kuraklık gözlendiği bildirildi.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzası, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgeler arasında. Sıcaklıkların aşırı yükseldiği aylar, artık yazdan bahara doğru kaydı, yağış rejimleri ise düzensizleşti. Uzun dönemler boyu yağış almayan bölgelere birden bastıran ani ve aşırı yağışlardan da ne toprak ne de tarım alanları yararlanabiliyor. Uzmanların kuraklık yüzünden yaşanabilecek olası gıda kıtlığına yönelik uyarıları ise sürüyor.

2021’in nisan ayında da meteorolojik anomaliler sürdü. Bu durum önümüzdeki yaz ayları için iyi sinyaller vermiyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2021 Yılı Nisan Ayı Ortalama Sıcaklıklarının 1981-2010 Normallerine Göre Mukayesesi raporunda ise ortalama sıcaklıkların Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, Kuşadası, Bodrum, Milas, Isparta‘da mevsim normallerinin üzerinde gerçekleştiği kaydedildi.

Müdürlüğün Kuzey Ege ve Marmara‘da çok, orta, hafif ve normal nem düzeyleri ölçülürken, Zonguldak ve Bartın kıyılarında aşırı nem gerçekleşti.

İç Anadolu da ısınıyor

İç  Anadolu’da ortalama sıcaklık Sivas, Kırıkkale, Kangal, Pınarbaşı çevrelerinde mevsim normallerinin üstünde, diğer kesimlerde mevsim normalleri civarında görüldü. Nisan ayı uzun yıllar ortalaması 10.2 derece iken, bu yıl 11.5 dereceye yükseldi. En düşük eksi 5 derece Yunak ve Pınarbaşı, en yüksek 31 derece Kırıkkale’de ölçüldü.

Karadeniz’de Amasya rekortmen: 33.4 derece

Eskencidere’de çalışmalar gece-gündüz devam ediyor: Sesten uyuyamıyoruz

Rize’nin İkizdere ilçesinde yer alan Eskencidere Vadisi’nde Cengiz Holding tarafından açılmak istenen taş ocağı çalışmaları bugün 22’nci gününde.

Projeye karşı çıkan bölge halkı tarafından başlatılan direniş çadırı ise üç ayı geride bıraktı. Ancak halk jandarma eşliğinde çalışmaların yapıldığı alana alınmıyor. Şirket tarafından yerleştirilen demir kapıdan yalnızca milletvekillerinin geçişine izin veriliyor.

‘Gece gürültülerini duyuyoruz’

Şirket çalışanlarının sabah erken saatlerinde bölgeye geldiğini belirten İkizdereli Zeynep Baş, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Çok erken saatlerde geliyorlar, gece geç saatlere kadar devam ediyorlar” ifadelerini kullandı.

İçeriye alınmadıkları için çalışmanın ne durumda olduğunu göremediklerini ve engelleyemediklerini belirten Baş, “Ancak gece gürültülerini duyuyoruz. Sesten uyuyamıyoruz” dedi. Baş, çalışmaların bayramın ikinci gününe kadar durdurulacağı bilgisini paylaştı.

CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer’in bölgeye bugün de ziyarete geldiğini belirten Baş, “Onun yaptığı ziyaret sonrası ne durumda olduğunu öğreneceğiz” bilgisini paylaştı.

Tuncer: İşi yavaşlatmaya çalışıyoruz

Milletvekili Tuncer ise alandan yaptığı video paylaşımında çalışmaların 50 metre ilerlediğini söyledi. Alana girdiklerinde çalışmaların durdurulduğunu belirten Tuncer, “Elimizden geldiğince günlük nöbetlerle işi durdurmaya, yavaşlatmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Yasal sürecin de devam ettiğini belirten Tuncer, kapanma nedeniyle de birçok köyün gelemediğini ve bu yüzden üzüntü duyduklarını aktardı.

Tuncer, “50 yıllık ömrümde gördüğüm en güzel coğrafyalardan biri. Böyle bir coğrafyayı sırf rant uğruna yok etmek akılla açıklanamaz” değerlendirmesinde bulundu.

‘Hafriyat atıkları hala temizlenmedi’

Dereye atılan hafriyat atıklarının da hala tam olarak temizlenmediğini dile getiren Zeynep Baş, “Hafriyatlarını dereye atıyorlar. Bizim de dere yatağından aldığımız için sularımız kesiliyor” dedi.

Şu anda bir miktar suyun geldiğini belirten Baş, “Gelen su da pis su. Kirli. Hayatımızda ilk kez burada dışarıdan su almaya başladık” ifadelerine yer verdi.

Odunların nereye taşındığı bilinmiyor

Bu süreçte kesilen ağaçlar da bölgeden taşınmaya devam ediyor. Ancak odunların nereye götürüldüğü henüz bilinmiyor.

Zeynep Baş, “Kesilenler normalde Cevizlik Muhtarlığı’na veriliyormuş. Ancak şu anda odun aldılar mı bilmiyoruz” dedi. Kesilen ağaçları gördüklerini belirten Baş, “Ağaçlar kökünden sökülmüş. Proje tamamlanırsa bu şekilde 13 hektarlık alanı kaybedeceğiz” dedi.

 

Biden hükümeti ABD’nin ilk açık deniz rüzgar çitliğini onayladı

Amerika Birleşik Devletleri’nde Joe Biden hükümeti yeni bir rüzgar çağının habercisi olan ülkenin ilk ticari ölçekli açık deniz rüzgar çitliği projesine onay verildi. Rüzgar çiftliğinin inşaatına bu yaz başlanması bekleniyor.

Vineyard Wind projesi, Atlantik Okyanusu‘nda Martha’s Vineyard’ın yaklaşık 12 deniz mili uzaklığına 84 rüzgar türbini kurulmasını hedefliyor. Böylece yaklaşık 400 bin evin ihtiyacını karşılayabilecek yaklaşık 800 megawatt elektrik üretilecek.

Proje, ülkenin toplamda 42 megavat elektrik üreten Virginia ve Rhode Island kıyılarındaki mevcut iki rüzgar çitliğini gölgede bırakacak.

Fotoğraf: Chang W. Lee/The New York Times

2 bin yeni rüzgar türbini yolda

Yeni projeye ek olarak Doğu Kıyısı boyunca birçok açık deniz rüzgar projesi de yolda. İçişleri Bakanlığı’nın tahminlerine göre bu projeler hayata geçirilmesi durumunda 2 bin yeni rüzgar türbini eklenecek.

New York Times’ın haberine göre İçişleri Bakanı Deb Haaland salı günü yaptığı açıklamada “ABD’de temiz bir enerji geleceği elimizde. Bu projenin onaylanması, yönetimin iklim değişikliğiyle mücadele ederken ve ulusumuza güç verirken iyi ücretli işler yaratma hedeflerini ilerletme yolunda önemli bir adım” ifadelerini kullandı.

Projeye Trump engeli

Massachusetts kıyılarında bir rüzgar çiftliği fikri yirmi yıl önce tasarlanmıştı ancak Trump yönetimi projenin izin sürecini iptal etmek için harekete geçmeden önce kıyıdaki mülk sahipleri ile yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle sekteye uğramıştı.

Biden yönetimi, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik daha büyük çabalarının bir parçası olarak mart ayında Vineyard Wind projesini yeniden canlandırdı.

Fotoğraf: Engineering News Record

Karşı çıkanlar var

Hükümet 2030 yılına kadar ABD’de 30 bin megavatlık açık deniz rüzgar çitliği inşa etme sözü verdi. Bu hedefin dolaylı ve doğrudan 77 bin yeni iş yaratacağı ve 12 milyar dolarlık yatırım tetikleyeceği hesaplanıyor.

Ancak açık deniz rüzgar enerjisi yolunda her şey pürüzsüz değil. Ticari balıkçılık grupları ve kıyı toprak sahiplerinin projeleri durdurmak için dava açmaları bekleniyor. Bazı çevre grupları, deniz yaşamına zarar vereceğinden endişe ediyor.

2023’te enerji üretmesi bekleniyor

2,8 milyar dolarlık proje, enerji şirketleri Avangrid Yenilenebilir Enerji ve Kopenhag Altyapı Ortakları’nın ortak girişimi.

Vineyard Wind türbinleri tarafından üretilen elektrik, okyanus tabanının altına gömülü kablolarla Cape Cod’a gidecek. Burada bir trafo merkezine bağlanacak ve New England şebekesini besleyecek. Şirket, 2023’te rüzgar enerjili elektrik dağıtımına başlamayı beklediğini söyledi.