Ana Sayfa Blog Sayfa 1495

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bayram sonrasında normalleşme adımları atıyoruz

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir video yayımladı.

Yayımladığı videoda, koronavirüs salgınına da değinen Erdoğan, bayram sonrasında kontrollü bir şekilde normalleşme adımlarının atılacağını kaydetti.

‘Normalleşme adımları atıyoruz’

Yayımladığı videoda halkın Ramazan Bayramı’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, salgın süreciyle ilgili de şunları söyledi:

Aziz milletim, değerli kardeşlerim, mübarek Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum. Her ne kadar salgının yol açtığı sıkıntılar sebebiyle buruk bir bayram geçiriyor olsak da inşallah güzel günler bizi bekliyor.

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda bu musibetten yıl bitmeden kurtulmayı umut ediyorduk. Ancak, daha sonraki aylarda yeni dalgalar halinde tüm dünyayı etkisi altına alan salgının olumsuzluklarından kaçınılmaz olarak biz de etkilendik. Artan vaka, yoğun bakım ve vefat sayıları karşısında milletimize olan sorumluluğumuzun gereği olarak sınırlamalara gitmek mecburiyetinde kaldık.

Ramazan ayını da büyük ölçüde sınırlamaların gölgesinde geçirdik. İnşallah salgını kontrol altına almış olarak bayram sonrasında kontrollü bir şekilde normalleşme adımlarını atıyoruz. Yakın çevremiz başta olmak üzere dünyanın tamamını etkileyen bu tehditle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Sağlık sistemimizi güçlü tutmanın yanında aşı başta olmak üzere salgın tehdidine karşı gereken her türlü yol ve yöntemi kullanacağız. Bunun zorlu ama arkası aydınlık bir imtihan olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz.”

‘Her kesime elimizi uzatıyoruz’

Salgından olumsuz etkilenen herkese destek paketleriyle yardım eli uzatıldığını ileri süren Erdoğan, yaptıkları fedakarlıklarla salgının üstesinden geleceklerini söyledi:

Salgın kesimlerinden olumsuz etkilenen her kesime, sıkıntıya düşen her vatandaşımıza, destek paketleriyle elimizi uzatıyoruz. Üretimi, istihdamı, büyümeyi kalkınmayı destekleyecek her adımı atıyor, her desteği veriyoruz.

Buna rağmen, sıkıntıya düşen, geliri azalan, işi bozulan vatandaşlarımızın olduğunu biliyoruz. İnşallah onların sıkıntılarını da en kısa sürede yine biz gidereceğiz.

Türkiye’yi 20 yıl öncesinin siyasette, ekonomide ve toplumsal yapıda kırılgan ülkesinden bugünkü bölgesinde ve dünyada söz sahibi ülkesi haline nasıl getirdiysek mevcut sıkıntıları da aynı şekilde çözeceğiz.

Salgın sonrasında yeniden şekillenecek küresel siyasi ve ekonomik sistemde ülkemizin hak ettiği yeri almasını sağlamakta kararlıyız. Bunun için gece-gündüz çalışıyoruz.

Bölgemizde yaşanan hemen her hadisenin gerisinde Türkiye’yi kazanımlarından mahrum bırakma hedeflerinden uzaklaştırma niyeti olduğu inkar edilemez bir gerçektir.

Ülkemize karşı artık saklamaya bile gerek görmedikleri, kinlerini kusanları ve onların senaryolarına gönüllü figüranlık yapanları milletimizin irfanına havale ediyoruz.

Dünyanın her yerinde yaşanan bu salgını bile, bu gayeyle istismar edenlere meydanı bırakmayacağız.

Yaptığımız fedakarlıkların, verdiğimiz emeklerin karşılığını alarak; Allah’ın izniyle hem salgının üstesinden gelecek hem de ülkemizi hedeflerine ulaştıracağız.”

Dört şehirden birinin şehirlerini iklim tahribatına karşı koruyacak parası yok

Yapılan bir araştırmaya göre dünyanın dört bir yanındaki her dört şehirden biri, kendilerini iklim krizinin yarattığı tahribata karşı koruyacak paraya sahip değil.

Üstelik bu şehirlerin yüzde 90’ınından fazlası aşırı ısınma, sel, su kıtlığı gibi ciddi risklerle karşı karşıya.

Yarısının iklim planı yok

Carbon Disclosure Project tarafından 800 şehirde yapılan anket, şehirlerin 400 milyonluk nüfusa sahip yaklaşık yüzde 43’ünün iklim krizine uyum sağlamak için bir planları olmadığını ortaya koydu.

Temel sebep şehirlerin yüzde 25’inde bütçe kısıtlamaları olarak gösterildi. Birçok şehir altyapılarını ve nüfusunu bu tehditlerden korumak için gerekli finansman konusunda ulusal hükümete güveniyor.

Uyum için para bulmak daha zor

Anket, geçen yıl 422 şehrin iklim krizine uyum sağlamak için henüz finanse edilmemiş 1.142 projeye sahip olduğunu ve yaklaşık 72 milyar dolar yatırım gerektirdiğini ortaya koydu. Henüz finanse edilmemiş su yönetimi projelerinin tek başına maliyeti 22,6 milyar dolar olarak tahmin ediliyordu.

The Guardian’ın aktardığına göre CDP’nin küresel direktörü Kyra Appleby iklim değişikliğine uyum için gerekli finansmanı bulmanın emisyon azaltımı için gerekli olandan daha zor olduğunu söyledi.

Appleby, “Uyum ve dayanıklılığın muazzam faydaları vardır, ancak bilançoda görünmezler. [Koronavirüs salgınından kaynaklanan] kurtarma harcamalarının yalnızca bir kısmı iklim değişikliğine ve daha da azını adaptasyona ayırıyor” dedi.

Yenilenebilir enerji finansal getiri sağlıyor

Güneş panelleri gibi yenilenebilir enerji üretiminin kurulması finansal bir getiri sağlayabilir ve enerji verimliliği projeleri oldukça hızlı bir şekilde para tasarrufu sağlamaya başlar. Ancak aşırı hava koşullarının etkilerine uyum sağlamanın faydaları daha az belirgin.

Halbuki uyum projeleri halk için hem afetlerden etkilenmeleri düşürerek hem de refahı artırarak büyük bir fayda sağlıyor. Örneğin, parklar ve diğer kamu tesisleri gibi yeşil alanların artırılması veya iyileştirilmesi, şehirlerin uyum sağlamasının temel yollarından biridir ve ayrıca halk sağlığını ve zihinsel sağlığı büyük ölçüde iyileştirebilir.

Bütçe kısıtlamalarını iklim acil durumlarına uyum sağlamanın önünde bir engel olarak gösteren yerler arasında İngiltere’de Southend, Brezilya’da Rio de Janeiro ve ABD’de Columbus yer alıyor.

 

Birleşik Krallık canlı hayvan ihracatını yasaklamaya hazırlanıyor

Birleşik Krallık yaptığı açıklamada olarak Brexit sonrası uygulamaya geçmesi düşünülen refah planının bir parçası olarak hayvanların kesim ve besi için canlı ihracatını yasaklamaya hazırlandığını duyurdu.

Açıklamada buna ek olarak kaz ciğeri satışının yasaklanmasının ve hayvanları resmi olarak canlı varlıklar olarak tanınmasının planlandığı belirtildi.

Tasarıda neler yer alıyor?

Hayvan Bilinci Tasarısı’nın 13 Mayıs Perşembe günü parlamentoya sunulması bekleniyor. Tasarı içerisinde yer alan diğer başlıklar arasında kedilere zorunlu olarak mikroçip takılması, evcil hayvanların satış amacıyla sahiplerinden çalınmasının engellenmesi amacıyla bir görev gücü oluşturulması yer alıyor.

Nesli tükenmekte olan hayvanlardan elde edilen ürünlerin ithalatının yasaklanması, köpekbalığı yüzgeçlerinin ithalat ve ihracatının sonlandırılması ve taşınan çiftlik hayvanlarının refahının artırılması da tasarıda yer alan başlıklar arasında.

Söz konusu tasarıya ilişkin değerlendirme yapan Çevre Bakanı George Eustice, “Biz hayvan severler ulusuyuz ve dünyada hayvan refahı yasalarını geçiren ilk ülkeyiz” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık, LGBTİ+’lara yönelik dönüşüm terapilerini yasaklayacak

Birleşik Krallık, koronavirüs salgını sonrası LGBTİ+’lara yönelik “dönüşüm terapisi” adı altında yapılan uygulamaları yasaklamak ve bu tür terapilere maruz bırakılan LGBTİ+’lara daha fazla destek olmak için harekete geçmeye hazırlanıyor.

Hükümet, “Tıp uzmanlarının, dini liderlerin, öğretmenlerin ve ebeveynlerin açık ve dürüst görüşmeler yapabilmelerini sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

Görüşmeler gerçekleştiriliyor

Euronews‘te yer alan habere göre, Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, LGBTİ+’ların maruz bırakıldığı ve hak ihlalleri içeren uygulamaların kaldırılması için görüşmeler gerçekleştirdiğini açıkladı.

Johnson, konuyla ilgili “Zihinsel ve fiziksel zarara neden olabilecek bu iğrenç uygulamaları önlemek için tedbirler alınacağını” ifade etti.

Eski Başbakan Theresa May, 2018 yılında kişinin cinsel yönelimini veya cinsiyet kimliğini değiştirmeyi ya da bastırmayı amaçlayan uygulamaları ortadan kaldıracağına söz vermişti.

May’in bu sözü, halkta da konuyla ilgili yasal düzenleme beklentisi oluşturmuştu.

Çoğunluğu inanç örgütleri tarafından yapılıyor

Kimi inanç liderleri, söz konusu bazı terapilerin ibadethanelerde dua seansları şeklinde yapılıyor olmasından dolayı, yasağın bu kişiler için dua etmeyi kapsayabileceğinden endişe ettiklerini ileri sürdü.

Öte yandan, terapilerin yarısından fazlası inanç örgütleri tarafından yapılıyor.

2017 Ulusal LGBTİ+ araştırmasına göre, ülkedeki LGBTİ+’ların yüzde beşinin terapi görmelerinin kendilerinden istendiğini ve yüzde ikisinin terapi gördüğünü ortaya çıkardı. Terapilerin yarısından fazlasının, inanç örgütleri tarafından önerildiği veya yürütüldüğü de kaydedildi.

Elazığ’da koruma altındaki salep soğanlarını toplayan beş kişiye 419 bin 670 TL ceza

Elazığ‘da, koruma altındaki salep bitkisini toplayan beş kişi jandarmanın düzenlediği operasyonla yakalandı. Şüphelilere, salep soğanlarını toplamak ve sokağa çıkma kısıtlamasını ihlalden 419 bin 670 lira ceza kesildi.

İl Jandarma Komutanlığı, kaçakçılıkla mücadele çalışmaları kapsamında şüphelilerin Diyarbakır‘dan gelerek Alacakaya ilçesinde koruma altındaki salep soğanı toplayacağı bilgisine ulaştı.

19 kg yakalandı

Fotoğraf: DHA

Ekipler, düzenledikleri operasyonla şüphelileri salep soğanı toplarken suçüstü yakaladı. Şüphelilerin araçlarında yapılan aramalarda topladıkları 18 kilogram salep soğanına ulaşıldı.

DHA’nın haberine göre soğanlar muhafaza altına üzere Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü’ne teslim edildi.  Beş şüpheliye salep soğanı toplamaktan 402 bin 325 lira, sokağa çıkma kısıtlamasını ihlalden ise 17 bin 345 lira olmak üzere toplam 419 bin 670 lira ceza kesildi.

Salep soğanı toplamak neden yasak?

Salepte bulunan “Glucomannan” adlı madde kıvam verici özelliği nedeniyle yoğun olarak dondurma sektöründe kullanılıyor. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan salep soğanlarının toplanması, kullanılması ve ihracatı yasak.

Salep soğanları 2872 Sayılı Çevre Kanunun 9 ve 20’inci Maddesi gereğince devletçe koruma altına alınan bitkiler arasında bulunuyor.

Maden Mühendisleri Odası: İşkencedere Vadisi koruma altına alınsın

Rize‘nin İkizdere ilçesinde yer alan İşkencedere Vadisi’nde Cengiz Holging tarafından açılmak istenen taş ocağına bir tepki de TMMOB Maden Mühendisleri Odası‘ndan geldi.

Taş ocağının bulunduğu bölgenin UNESCO tarafından dünyada korunması gereken 254 vadi arasında 53’üncü sırada gösterildiğine dikkat çekilen açıklamada “Tepkiler göz önünde bulundurulduğunda, dünyanın sayılı doğal güzellikleri arasında yer alan böyle bir vadinin, yöre halkının da sürece dahil edilerek bir taş ocağı işletmesi için uygun olup olmadığı ile ilgili gerekli değerlendirmelerin yapılmadığı açıktır” denildi.

‘Doğa ve çevre talanında başka bir şey değil’

Yöre halkının proje için verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını yargıya taşıdığı hatırlatılan açıklamada “Tüm yaşananlara rağmen; üniversitelerin, meslek odalarının ve yöre halkının görüşleri alınmadan, ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla böylesine harika bir doğal mirasın yok edilmesi yoluna gidilmiştir” denildi. Devamında şunlar söylendi:

Yargı süreci devam ederken ve yöre halkının direnişi sürerken, siyasi iktidarın ve firmanın taş ocağı faaliyetlerine başlamak için ısrarcı olması ve hukuka aykırı olarak “Acele Kamulaştırma Kararı” alınması, yargının vereceği olası bir iptal kararından önce, yangından mal kaçırırcasına doğayı ve çevreyi talandan başka bir şey değildir.”

‘Kamu yararı yok’

Bölgenin doğal bir miras olması yönüyle turizm ve iklim şartları dikkate alındığında gelişmeye ve korunmaya değer bir bölge olduğu belirtilen açıklamada “Böyle bir bölgede taş ocağı işletmeciliği yapılması kamu yararı açısından da uygun değildir” denildi.

Açıklamada “Rize İkizdere İşkencedere Vadisi ve benzeri doğal, kültürel varlıklar koruma altına alınmalı, buralarda çevresel tahribata yol açacak hiçbir ekonomik faaliyete izin verilmemeli ve doğal miras olması da göz önünde bulundurularak İşkencedere Vadisi SİT alanı olarak koruma altına alınmalıdır” talebi dile getirildi.

‘Bu sorular cevaplanmalı’

Kamu yararı içermeyen ve halka rağmen yapılmak istenen her türlü ekonomik faaliyete karşı halkın yanında olacaklarını dile getiren TMMOB Makine Mühendisleri Odası yetkililere şu soruları yöneltti:

  1. Söz konusu “Lojistik Merkezi ve Liman Projesi” için gerekli olan dolgu malzemesinin temin edileceği taş ocağı seçilirken neden bu doğa harikası vadinin bulunduğu bölge seçilmiştir?
  2. Yakınlarda veya çevre illerdeki (Trabzon, Gümüşhane gibi) mevcut faaliyetteki taş ocaklarından dolgu malzemesi temin edilmesi gibi alternatifler düşünülmüş müdür?
  3. Çevre illerdeki taş ocakları firmanın ekonomik kaygıları nedeniyle mi dikkate alınmamıştır?
  4. Sadece projeye yakınlığı yüzünden UNESCO tarafından dahi dünyada korunması gereken 254 vadi arasında gösterilen İşkencedere Vadisi’nde bir taş ocağı açılmasının sadece maddiyatla açıklanması mümkün müdür?
  5. Neden hukuka aykırı olarak “Acele Kamulaştırma Kararı” alınmıştır.
  6. Hangi gerekçelerle bölgenin doğasında ağır tahribata yol açan taş ocaklarına “ÇED Gerekli Değildir” belgesi verilmiştir?
  7. Hukuki süreç devam ederken taş ocağı faaliyetlerine başlanılarak oldu bittiye getirilmesi hukuki açıdan ne kadar uygundur?
  8. Bölgede yakın zamanda “ÇED Gerekli Değildir” belgesi verilmiş, faaliyette bulunulması planlanan başka taş ocağı başvuruları var mıdır?

AP ilke kararı ile Türkiye’ye Paris Anlaşması çağrısı yapacak

Avrupa Parlamentosu’nun 2019-2020 yılı Türkiye İlerleme Raporu’na ilişkin ilke kararı yayınlandı.

Parlamento’nun 18 Mayıs 2021 günü düzenlenecek oturumunda görüşülecek kararda Türkiye’ye çevre ve iklim eylemine ilişkin Avrupa Birliği direktifleri ve müktesabatına uyumunda ilerlemeyi sürdürme ve iklim değişikliğine ilişkin Paris Anlaşması’nı onaylama çağrısı yapıldı.

Çevre hakları savunucularına takdir

Bununla birlikte raporda Türkiye’deki çevre hakları savunucularının çalışmalarının takdir edildiği söylendi.

Yeşil Ekonomi’nin aktardığına göre hükümetin İstanbul’un üçüncü ve en büyük havalimanı ile üçüncü Boğaz köprüsü dahil olmak üzere geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirilen büyük kamu altyapı projelerinin çevresel etkilerine karşı uyarıldığı ifadeleri de yer aldı.

Kanal İstanbul ve Akkuyu vurgusu

Kanal İstanbul projesinin neden olabileceği potansiyel ekolojik yıkımdan özellikle endişe duyulduğunun altı çizilen raporda şiddetli deprem gerçekleşmesine yakın bir bölgede inşa edilecek Akkuyu Nükleer Santrali planlarının da durdurulması istendi.

Raporda ayrıca Türkiye’nin ülkelerin büyük projeler hakkında birbirlerini bilgilendirme ve istişare etme taahhüdünde bulunan Sınıraşan Bağlamda Çevresel Etki Değerlendirmesine İlişkin Sözleşme (Espoo Sözleşmesi) üyeleri arasına katılması ve proje hakkında komşu ülkeleri bilgilendirmesi ve danışmanlık alması gerektiği de savunuldu.

MEB açıkladı: Liselerde sınav uygulamaları yeniden düzenlendi

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, liselerde sınav uygulamalarının yeniden düzenlendiğini duyurdu.

Milli Eğitim Bakanlığı‘nın (MEB) resmi internet sitesinde de yayımlanan basın açıklamasına göre, resmi ve özel ortaöğretim kurumlarında 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının birinci ve ikinci dönemine ilişkin sınavların 12. sınıflarda tamamlanmış; hazırlık, 9, 10 ve 11. sınıfların önemli bir kısmında da sınavların yapılmış olması göz önünde bulundurularak sınav uygulamalarının yeniden düzenlendiği ifade edildi.

‘Her dersten tek sınav’

Yapılan basın açıklamasında, eğitim yılının ikinci dönemi için her dersten tek sınav yapılacağı duyuruldu:

  • 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının ikinci dönemine ilişkin her dersten tek sınav yapılacaktır.
  • 12. sınıflar düzeyinde birinci ve ikinci döneme ilişkin sınavlar tamamlandığından bu sınıfların 2020-2021 eğitim ve öğretim yılına ilişkin iş ve işlemleri, ilgili Yönetmelik hükümleri doğrultusunda yürütülerek tamamlanacaktır.
  • 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının ikinci döneminde yapılacak sınavlara yönelik hazırlık, 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerine bu sınavlara katılıp katılmama hususunda tercih hakkı sunulacaktır. Sınavlara katılmak istemeyen öğrencilerin velilerinin bu taleplerini içeren dilekçeleriyle en geç 21 Mayıs 2021 tarihine kadar eğitim kurumu müdürlüklerine başvuru yapmaları gerekecektir.
  • Eğitim kurumu müdürlüklerince dilekçeleri alınan ve tercihleri doğrultusunda yapılacak ikinci dönem sınavlarına katılmayacak olan öğrencilerin 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı sonuna ilişkin iş ve işlemleri, birinci dönem notlarına göre tamamlanacak ve bu öğrencilere yönelik başka herhangi bir ölçme ve değerlendirme uygulaması yapılmayacaktır.
  • 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı ikinci dönemine ilişkin olarak sınavları yapılamamış olan ve takvim doğrultusunda yapılacak ikinci dönem sınavlarına girmek isteyen öğrencilerin ise 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı sonuna ilişkin iş ve işlemleri, sınavlarla birlikte diğer ölçme ve değerlendirme uygulamaları değerlendirmeye alınarak tamamlanacaktır.

Sınav tarihleri

Bakanlık açıklamasında, sınav tarihleriyle ilgili de bilgi verdi:

  • Hazırlık, 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinden 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının ikinci dönemine yönelik sınavları tamamlanmış olan öğrencilere de tercih hakkı sunulacak olup istemeleri halinde bu öğrenciler de sadece birinci dönem notları ile değerlendirilecektir.
  • 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının ikinci dönemine ilişkin katılım sağlamak isteyen öğrencilerin sınavları, 1 Kasım 2020 – 26 Mart 2021 tarihleri arasında işlenen konu ve kazanımları kapsayacak şekilde planlanarak uygulanacaktır.
  • 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının ikinci dönemine ilişkin sınavların yapılacağı 24 Mayıs – 18 Haziran 2021 tarihleri arasında farklı bir ilde ve yurt dışında bulunacak öğrencilere de bulundukları yerlerde sınav uygulamaları yapılabilecektir.
  • 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının ikinci döneminin son iki haftası içinde yapılması gereken sorumluluk sınavları, 21 Haziran – 2 Temmuz 2021 tarihleri arasında yapılacaktır.
  • 12. sınıf öğrencilerinin 2020-2021 eğitim ve öğretim yılına ait ve başarısız oldukları derslerden oluşacak sorumlulukları da 21 Haziran- 2 Temmuz 2021 tarihleri arasında yapılacak sorumluluk sınavları kapsamına dahil edilecektir.
  • 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının birinci ve ikinci döneminde yapılan sınavlara geçerli mazereti nedeniyle girememiş öğrenciler ile 24 Mayıs-18 Haziran 2021 tarihleri arasında yapılacak sınavlara katılmak isteyip de geçerli mazereti nedeniyle katılamayacak öğrencilere yönelik olarak 21 Haziran- 2 Temmuz 2021 tarihleri arasında yapılacak olan sorumluluk sınavları döneminde sınav hakkı tanınacaktır.

‘İsrail ve Filistin topyekün bir savaşa sürükleniyor’

Birleşmiş Milletler (BM) Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, İsrail ve Filistin‘in “topyekün bir savaşa doğru sürüklendiği” uyarısı yaptı.

Tüm tarafların gerginliği azaltma sorumluluğu taşıdığını ifade eden Wennesland, “Gazze’de yıkıma sürükleyen savaşın bedelini halk ödüyor” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, çarşamba günü (bugün) olağanüstü gündemle bir toplantı gerçekleştirecek.

Fotoğraf: Mostafa Alkharouf/AA

En az 35 kişi öldü

Euronews’in aktardığına göre İsrail’in yoğun bombardımanı altında olan Gazze Şeridi‘nde hayatını kaybedenlerin sayısı 35’e çıkarken, beş İsrail vatandaşı Hamas‘ın roket atışlarında öldü. Filistinli yetkililer, ölenler arasında 10 çocuk bulunduğunu duyurdu.

Gazze’den İsrail topraklarına atılan yüzlerce roketin çok büyük kısmı havada imha edildi. Demir kubbe savunma sistemini aşan roketlerin Aşkelon kentinde iki kişinin ölümüne yol açtığı açıklandı.

İsrail savaş uçakları Gazze’de 13 katlı bir binayı hedef aldı. Bina saldırı sonrası tamamen çöktü. Saldırının ardından Hamas misilleme olarak Tel Aviv’e 130’dan fazla roket fırlattı.

Saldırılar yoğunlaşacak

Saldırılarda yaşamını yitiren ve yaralanan kişi sayıları artarken Başbakan Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi’ne yönelik operasyonların yoğunlaştırılacağını açıkladı.

Hava saldırılarının gücü ve sıklığının artacağını belirten Netanyahu Hamas’ın “beklemediği yöntemlerle vurulacağını” ifade etti.

Lid’te olağanüstü hal

AA’nın geçtiği bilgilere göre çatışmalarda ölen bir Filistinlinin cenazesinde çıkan olayların büyümesi üzerine İsrail’in Lid kentinde olağanüstü hal ilan edildi.

Netanyahu, İsrail polisi ile Filistinlilerin karşı karşıya geldiği Lid ve çevresindeki şehirlere, Batı Şeria’dan ek polis birliklerinin sevk edileceğini açıkladı.

Fotoğraf: AA

Cenazenin ardından Lid ve çevre şehirlerde polis ile Filistinliler arasında çıkan olaylarda onlarca aracın ateşe verildiğini, bazı polislerin hafif yaralandı.

İsrail Polis Sözcüsü Micky Rosenfeld, “Polis, dünkü geniş çaplı olayların ardından Remle ve Lid başta olmak üzere ülkenin kuzey bölgelerinde olaylarla ilgili 150 şüpheliyi gözaltına aldı” dedi.

144 yıllık The Washington Post’a ilk kadın genel yayın yönetmeni

Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) başkenti Washington D.C‘nin en büyük ve en eski gazetesi olan The Washington Post gazetesinin genel yayın yönetmenliği koltuğuna ilk defa kadın bir isim oturacak.

Gazetenin ilk kadın genel yayın yönetmeni olacak olan Sally Buzbee, Washington Post’a katılmanın heyecan verici olduğunu ifade etti.

Buzbee, 2017 yılından beri ABD merkezli haber ajansı olan Associated Press‘in genel yayın yönetmenliği görevini yürütüyordu.

1 Haziran’da göreve başlıyor

Gazetenin CEO’su ve yayıncısı Fred Ryan, Sally Buzbee’nin 1 Haziran’da görevine başlayacağını duyurdu. Ryan, Buzbee’yle ilgili de şunları söyledi:

Olağanüstü başarılara sahip olan Buzbee, mutlak dürüstlüğü ve demokrasinin korunmasında gazeteciliğin oynadığı role adanmışlığıyla takdir topluyor.”

Daha önce de 170 yıllık geçmişe sahip olan Uluslararası haber ajansı Reuters‘ın genel yayın yönetmenliğine Alessandra Galloni‘nin getirildiği açıklanmıştı. Galloni, ajansın bu görevine getirilen ilk kadın olmuştu.