Ana Sayfa Blog Sayfa 1482

EUMETSAT’ın gözünden 2020’de Dünya’daki meteorolojik olaylar

Avrupa Meteorolojik Uyduları İşletme Teşkilatı, (EUMETSAT) Dünya’daki meteorolojik olayların uzaydan nasıl göründüğüne dair görüntüler paylaştı.

Yaklaşık 10 dakika olan video, 2020 yılına ait görüntülerin tamamını içeriyor.

2013’ten beri yayımlanıyor

Videoda bulutların hareketleri görülebiliyor. Bunun yanında, EUMETSAT 2020 yılındaki büyük fırtınaları ve hareket yönlerini de işaretledi.

 

Örgüt, bu videoları 2013 yılından beri yayımlıyor.

İranlı yönetmen Khorramdin anne-babası tarafından ‘evlenmediği’ gerekçesiyle öldürüldü

YÖK: Normalleşme için akademik personel ve öğrenciler aşılanmalı

Yükseköğretim Kurulu, (YÖK) Sağlık Bakanlığı‘na gönderdiği yazıda üniversitelerde yüz yüze eğitime başlanılabilmesi için akademik ve idari kadrolardaki personelle örgün eğitimde okuyan öğrencilerin aşılarının eylül ayına kadar tamamlanmasını istedi.

Aksi durumda, başta sağlık olmak üzere uygulamalı eğitim alanlarından mezun olacakların meslek icralarında telafisi mümkün olmayan sonuçlara sebebiyet verebileceği kaydedildi.

‘2021 Eylül ayına kadar aşılanmalar yapılmalı’

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç imzasıyla Bakanlığa gönderilen yazıda, normalleşme sürecine geçilmesinin ancak aşılanmanın yaygınlaşmasıyla mümkün olacağı kaydedilerek şu açıklamalarda bulunuldu:

Bu bağlamda ülkenin kalkınma hedeflerine ulaşmasında önemli bir yeri olan yükseköğretim sistemimizde eğitim ve öğretim faaliyetlerinin bütünüyle normalleşmeye geçilerek sürdürülmesi, yükseköğretim kurumlarımızda yüz yüze verilen örgün eğitim ve öğretim faaliyetlerinin 2021-2022 eğitim döneminde başlatılabilmesi ve sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesini temin için yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari personel ile örgün eğitimde okuyan öğrencilerimizin de öncelikli aşılama programına dahil edilmesi önem taşımaktadır. Aksi takdirde özellikle başta sağlık olmak üzere uygulamalı eğitim alanlarından mezun olacakların meslek icralarında telafisi mümkün olmayan sonuçlar üretmesi kuvvetle muhtemeldir.

Buna göre, yükseköğretim kurumlarındaki akademik ve idari kadrolardaki personeli ile örgün öğretimde okuyan öğrencilerimizin 2021 Eylül ayına kadar aşılanmalarının tamamlanması hususunda gereğini önemle arz ederim.”

11 meslek örgütü, şimdi de gazete ilanıyla İkizdere’deki taş ocağına destek verdi, köylüleri suçladı

Rize İkizdere’de Cengiz İnşaat‘ın bütün protestolar ve haftalardır süren eylemlere karşı yapımına başladığı taş ocağına destek veren AKP’ye yakın 11 esnaf ve meslek örgütü, bu sefer gazete ilanıyla ocağa sahip çıktı. İlanda projeye karşı çıkanlar, HDP’li vekiller ve doğa katliama karşı çıkan 64 baro  hedef gösterildi.

Rize Barosu Başkanlığı, Rize Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı, Rize Ticaret Borsası, Rize Esnaf ve Sanaatkarlar Odaları Birliği, Rize Muhasebeciler Odası Başkanlığı, Rize Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı, Rize Kent Konseyi, Rize Kent Gönüllüleri Konseyi, TÜMSİAD Rize Şubesi, MÜSİAD Rize Şubesi ve 53 Gazeteciler Derneği imzasıyla Hürriyet Gazetesi‘nde yayımlanan ilanda İkizderelilere destek verenler de suçlandı.

‘Benzer gruplar ağaç bahanesiyle Gezi olaylarını başlattı’

İlanda şu ifadeler yer aldı:

“Rize’nin İyidere ilçesinde yapılacak olan lojistik merkezinin inşasında kullanılmak üzere İkizdere ilçesi İşkencedere Vadisi’nden çıkartılacak taşın doğayı katlettiğinden bahisle çeşitli kişi ve STK’ların yaptığı açıklamaları dikkatle izliyoruz. Yapılacak işin niteliğini hiç araştırmamış ya da yatırımlar mevzu olduğunda çevreci kesilmiş olan bu grupların doğa, çevre ve insan hakları olmadığını belirtmek isteriz. Zira aynı grupların 3. Havalimanı, 3. Köprü gibi büyük yatırımların önünü kesmek için benzer bir çaba gösterdikleri hafızalardan silinmemiştir. Benzer grupların ağacı bahane edip Gezi Parkı olaylarını başlattıkları ve çevreyi günlerce talan etmek suretiyle kalkışma içine girdikleri hepimizin malumudur.

İkizdere halkını kışkırtmak için bölgeye gelen HDP’li vekiller ve 64 Baronun taş ocağıyla ilgili yaptığı açıklamayı okuduğumuzda bu çelişkiyi anlamamak izahten varestedir. PKK tarafından ülkenin dört bir yanında çıkartılan yangınlara bugüne kadar tek ses çıkartmayan HDP’li vekiller ile İstanbul, Ankara, İzmir, Hakkari, Şırnak gibi Baroların İkizdere ile ilgili alelacele açıklama yapmaları gerçek niyetlerini ortaya koyma bakımından çok anlamlıdır. Yine PKK’nın siyasi uzantısı parti mensupları ile bir kısım baroların ABD Başkanı Biden’in 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak nitelendirmesine karşı milli baroların yaptığı ortak açıklamaya imza koymayıp ülkesini değil, ABD Başkanının yanında yer alan bu çevrelerin İkizdere ile ilgili yaptığı basın açıklamaları iyi niyetle bağdaştırmak asla mümkün değildir.

‘Doğanın zarar görmesini biz de istemeyiz, ama… ‘

Elbette ki doğanın zarar görmesini bizler de istemeyiz. Ancak ilimizin coğrafi yapısı gereği arazilerin engebeli olması nedeni ile büyük yatırımlar için aranan düz araziyi bulmak mümkün değildir. Bu nedenle deniz dolgusu kaçınılmaz olmaktadır. Lojistik merkezle ilgili de en yerinde karar deniz dolgusudur. Deniz dolgusu için de İkizdere İşkencedere’deki taşın en uygun taş olduğu bilinen bir gerçektir. Taşın çıkartılması esnasında doğaya verilecek olan tahribatın taş çıkarma işi bittikten sonra giderileceği ve çevrenin eski haline getireceği Devletin en yetkili makamları tarafından taahhüt edilmiştir. Biz aşağıda imzası bulunan Rize ilinde faaliyet gösteren meslek örgütleri olarak çevreye verilecek tahribatın eski hale getirilmesi kaydıyla yatırımlara devam edilmesi yönündeki düşüncemizi kamuoyuna saygıyla arz ediyoruz.”

Almanya ve Fransa, yeniden görülecek dava öncesi bir kez daha Kavala’nın tahliyesini istedi

Almanya ve Fransa hükümetleri 21 Mayıs tarihinde, birleştirilerek yeniden görülmeye başlayacak olan Gezi Davası öncesinde, davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala‘nın serbest bırakılmasını istedi. Alman Hükümetinin İnsan Hakları ve İnsani Yardım Sorumlusu Bärbel Kofler ile Fransa İnsan Hakları Büyükelçisi Delphine Borione‘nin imzasını taşıyan ortak açıklamada Kavala’nın yaklaşık bin 300 gündür tutuklu olduğuna işaret edildi.

Kavala’nın 21 Mayıs tarihinde tekrar hâkim karşısına çıkacağına dikkat çeken açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yaklaşık bir buçuk yıl önce derhal serbest bırakılmasına hükmetmesine karşın Osman Kavala şu anda yaklaşık 1300 gündür tutuklu. Türkiye’nin Osman Kavala’ya yaklaşımı ve AİHM kararını hayata geçirmemesi bir hukuk devleti ve Avrupa Konseyi’nin uzun yıllardır üyesi olmasıyla bağdaşmıyor. Türkiye’den uluslararası yükümlülüklerini hatırlamasını ve Sayın Kavala’yı vakit kaybetmeden serbest bırakmasını talep ediyoruz.”

1296 gündür tutuklu

Anadolu Kültür Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı, hak savunucusu Osman Kavala 18 Kasım 2017 tarihinden bu yana, yani 1296 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

Kavala, Gezi davası soruşturmaları kapsamında Ekim 2017 yılında gözaltına alınıp, tutuklandı. Ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılandığı Gezi davasından 18 Şubat’ta beraat eden Kavala, hakkında başka bir soruşturma olduğu gerekçe gösterilerek tekrar gözaltına alındı. 9 Mart’ta 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında “casusluk” suçlamasıyla bir kez daha tutuklandı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Aralık 2019’da Osman Kavala’nın siyasi nedenlerle tutuklandığına hükmederek ihlalin ortadan kalkması için derhal tahliye edilmesi çağrısı yapmıştı. AİHM, yetkili mahkemenin karara uymaması üzerine, Osman Kavala kararının uygulanması için denetim süreci başlatmıştı.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi 18 Şubat 2020 tarihinde Kavala da dahil olmak üzere Gezi davasında yargılanan tüm sanıkların beraatine hükmetmiş ancak karar 22 Ocak 2021 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi‘nce bozulmuştu.

Hakkında beraat ve tahliye kararı verilen Kavala, aynı gün 15 Temmuz darbe girişimi dosyasındaki “Anayasayı ihlal”, Devletin gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme” suçlamalarıyla ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yeniden tutuklanmıştı.

Osman Kavala,  İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde bu suçlardan yargılandığı sırada mahkeme, davanın istinaf mahkemesince beraat kararları bozulan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki Gezi Parkı Davası ile birleştirilmesine karar vermişti.

Osman Kavala’nın Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’na bireysel başvurusunu reddedilmişti.

 

Süleyman Soylu, Hadi-Süleyman Özışık kardeşler hakkında suç duyurusunda bulundu

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gazeteci Hadi-Süleyman Özışık kardeşler hakkında hakaret, iftira ve örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım suçlamalarıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı‘na suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusu dilekçesinde, şüphelilerin iddialarında yer alan hakaret ve iftiralarla ilgili soruşturma yapılıp delillerin toplanması ve ceza davası açılması istendi.

Suç örgütü lideri Sedat Peker, Süleyman Soylu‘yla aralarında arabuluculuk yaptığını reddeden İnternethaber Yönetim Kurulu Başkanı Hadi Özışık ile yaptığı görüşmelerin videolarını yayınlamıştı.

Dilekçedeki ifadeler

AA‘da yer alan habere göre, Bakan Süleyman Soylu’nun avukatı Uğur Kızılca, Başsavcılığa verdiği dilekçede Sedat Peker hakkında daha önce suç duyurusunda bulunulduğunu, Peker’in iş birliği içinde olduğu kişilerin de tespit edilmesinin istendiği hatırlatıldı.

Dilekçede Peker’in yayınladığı iki videodan bahsedilirken, bu videonun Soylu tarafından aracı gönderildiği iddiasını kanıtlamak için paylaşıldığı kaydedildi.

Dilekçede yer alan bazı ifadeler şöyle:

Ancak videonun içeriğinden müvekkilimin bu görüşmenin gerçekleştirildiğinden, görüşmede geçen olaylardan bilgisinin olmadığı çok net bir şekilde anlaşılmaktadır. Diğer yandan bu görüşme aslında şüphelilerin acizliğini, müvekkilime yönelik kumpaslarını da net bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Müvekkilimin video içeriğinde kendisiyle görüşmeye geldiği iddia olunan Süleyman Özışık ile 20 Haziran 2020’den bu yana görüşmesi olmamıştır. Hadi Özışık’tan da bu yönde bir talepte bulunmamıştır. Ancak buna rağmen videoda Hadi Özışık’ın müvekkilimin ismini, tanışıklığını kullandığı, video içeriğiyle ilgili yönlendirmeler yaptığı görülmektedir. Yine video içeriği incelendiğinde bu videoların önce bundan yararlanacak olan terör örgütleri mensuplarına, bunlarla iş birliği halinde olan bazı siyasilere ve firari şüpheliyle iş birliği halinde olan kişilere servis edildiği anlaşılmaktadır. İş bu dilekçenin hazırlanması sırasında şüpheli Hadi Özışık müvekkilimin bilgisinin olmadığını, müvekkilimin isminin kullanıldığını kabul eden bir özür beyanı yayımlamıştır. Ancak bu özür beyanı şüpheli hakkında iddia ettiğimiz suçtan kurtulması için yeterli bir sebep değildir.”

‘Ceza davası açılması büyük önem arz ediyor’

Aynı dilekçede Türkiye’nin terör örgütlerine, suç örgütlerine, bireysel suçlara karşı mücadelede ciddi başarılar sağlanmasından rahatsız olan iç ve dış kesimlerinin saldırısının şimdi de sürdüğü ileri sürülerek, şu açıklamalarla devam edildi:

Genç yaştan itibaren siyasetin içinde olan müvekkilim bu durumun bilincindedir. Müvekkilim, organize suç örgütü lideri firari şüphelisinin kendisinin düşmüş olduğu aciz durumdan kurtulmak için hezeyanlarıyla ve sığındığı çevrelerin eline tutuşturduğu senaryolarla yayımladığı uydurma içerikli videosuyla ilgili gerekli yasal başvuruları yapmıştır. Firari şüphelinin videolarını hatta içeriklerini önceden haber veren, videolar yayımlanır yayımlanmaz her nasılsa gerek sosyal medya gerekse televizyon kanallarında önceden bilgi sahibi oldukları her halinden anlaşılır şekilde analiz yapan, algı yaratmaya çalışan terör örgütleri mensuplarıyla bunlarla iş birliği halinde olan siyasilerin nemalanmaya çalıştığı bu mafya saldırısı da hiç şüphesiz sonuçsuz kalacaktır. Şikayetimize konu sözde görüntülü görüşmeye dair video da tıpkı diğeri gibi bu amaçla yapılmış özellikle müvekkilimin isminin kullanıldığı uydurma ve hayali senaryolar içeren bir videodur. Şüpheli eninde sonunda yakalanacak ve iş birliği halinde olduğu kişilerle birlikte mutlak surette yargılanacaktır. Dolayısıyla firari şüphelinin müvekkilim tarafından dolaylı ve doğrudan muhatap alınması mümkün değildir. Ülkemizin ve milletimizin 2023, 2071 hedeflerine huzur ve güvenle, tam bağımsız olarak ulaşmak elbette saldırısız olmayacaktır. Ancak organize suç örgütü lideri firari şüphelisi ile içerden ve dışardan iş birliği halinde olduğu şüphelilerin başlattığı mafya saldırısının, kumpasların tüm yönleriyle soruşturma tedbirlerine başvurmak suretiyle araştırılması ve şüphelilerin cezalandırılması için ceza davası açılması büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle iş bu şikayette bulunma zorunluluğu hasıl olmuştur.”

Bakanlık, Hasanoğlan’ın restorasyonu için Ankara Büyükşehir Belediyesi’ ne verdiği restorasyon iznini iptal etti

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne, yedi ay önce Hasanoğlan Köy Enstitüsü için uygun gördüğü restorasyon iznini iptal etti.

Bakanlık, verdiği yetki işlemini iptal etmesine gerekçe olarak ise, “Bakanlığa tahsisli ve/veya Bakanlık kullanımda olan tescilli ve korunması gereken binalara ilişkin rölöve, restitüsyon ve restorasyon proje iş ve işlemlerinin Bakanlıkça planlanmasının, koordinasyonunun ve yürütülmesinin daha uygun olacağını” gösterdi.

Yavaş: İyiliği bulaştırmaya her koşulda devam edeceğiz

Kararı sosyal medya hesabından 17 Mayıs’ta duyuran Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş şunları söyledi: Milli Eğitim Bakanlığı, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün restorasyonu için belediyemize verdiği izni iptal etti. Hiçbir siyasi farklılık ve kazanım; tarihi yaşatmaktan, eğitime inanmaktan, Cumhuriyet miraslarından önemli olamaz. Biz iyiliği bulaştırmaya her koşulda devam edeceğiz.”

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Elmadağ ilçesine bağlı Hasanoğlan’da bulunan tarihi köy enstitüsü binasının restorasyonu için MEB’e izin başvurusu yapmış; Bakanlık da projeye geçen kasım ayında “uygundur” görüşü vermişti. Belediye, atıl ve bakımsız kalan ve müzik okulu, amfi tiyatro, müze yapıları, hamam ve ahşap atölyesinden oluşan yerleşkeyi restore etmek ve çevre düzenlemesi yapmak istiyordu.

 

İnci kefallerinin ölüm nedeni hakkında araştırma başlatıldı

Van Gölü‘nde yaşayan ve üreme döneminde suyun akışının tersine yüzerek tatlı sulara göç eden inci kefalinin zorlu yolculuğu sırasında yaşanan ölümlerin nedeninin belirlenmesi için çalışma başlatıldı.

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi‘nden uzmanlar, balık ölümlerinin yaşandığı Bendimahi Çayı‘nda inceleme yaptı.

Suyun sıcaklık, oksijen ve tuz parametrelerini ölçen ekipler, sudan ve ölen balıklılardan numune aldı.

‘Numuneler detaylı şekilde inceleniyor’

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürü Muhammet Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada aldıkları numuneleri detaylı şekilde inleyeceklerini söyledi.

Balık göçünün yaşandığı bölgede sürekli denetim yaptıklarını anlatan Demir, balık ölümlerinin kesin nedenini belirledikten sonra açıklayacaklarını dile getirdi.

Fotoğraf: AA

‘Diğer canlılar da ölüyor’

YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doktor Öğretim Üyesi Ataman Altuğ Atıcı da balıkların üreme faaliyetini gerçekleştirdikten sonra öldüklerini tespit ettiklerini aktardı. Derede farklı balık türlerinin de yaşadığını ifade eden Atıcı, şunları söyledi:

İnci kefali dışındaki diğer canlılarda herhangi bir ölüm gözlemleyemedik. Bu da bize suda bir kimyasal etki olmadığını gösteriyor. İnci kefallerinden büyük bireylerin yaşlarının ilerledikçe düşen kondisyonlarına bağlı olarak ölümlerin gerçekleştiğine kanaat getirdik. Sularla ilgili gerekli numuneler alındı, laboratuvarda gerekli analizleri yapılacak.”

Google Haritalar, güvenilir güzergah özelliğini duyurdu

Google Haritalar, yeni özelliği olan güvenli rotaları tanıttı. Yeni özellikle birlikte kullanıcılar artık ani tıkanıklık yaşayan veya yaşama ihtimali olan yollar hakkında bilgilendirilecek. Böylece kullanıcıların da daha risksiz rotalara yönlenmesi bekleniyor.

Navigasyon uygulamaları kullanıcıları mevcut olan en hızlı güzergahtan götürmeyi amaç ediniyor. Ya da bir veya iki tane alternatif güzergahı belirleyerek kullanıcının seçim yapmasını sağlıyor. Google Haritalar’ın geliştirdiği güvenli rota ise bir alternatif niteliğinde.

‘Araç kazalarının önüne geçmeyi sağlayacak’

Google’dan yapılan duyuruya göre Google Haritalar artık güvenli rota için de bir opsiyon barındıracak. Güvenli rota opsiyonu hava durumu, yol durumu, trafik gibi unsurları analiz ederek tıkanıklığın olmadığı yolları seçmeye çalışıyor.

Kullanıcılar böylece ani tıkanıklığın yaşanabileceği hızlı rotaları değil daha güvenli ancak normal hızında seyreden rotaları tercih edebilecekler. Google güvenli rota uygulaması ile yılda 100 milyon araç kazasının önüne geçebileceklerini vurguluyor. Önümüzdeki haftalarda güvenli rota özelliği Google Haritalar platformuna entegre edilmeye başlanacak.

 

Greenpeace: Plastik atık ithalatının kısıtlanması plastik karşıtı mücadelenin zaferi

Greenpeace, Tarım Bakanlığı‘nın 18 Mayıs günü Resmi Gazete’de yayınlanan ve etilen polimer atık ithalatını yasaklayan karara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada “Bu zafer, plastik atık ithalatının yasaklanması için uzun süredir mücadele eden Greenpeace Akdeniz’in ‘Türkiye Plastik Çöplüğü Olmasın’ projesine destek verenler sayesinde oldu” ifadeleri kullanıldı.

Yüzde 74’ü artık yasaklı listede

Greenpeace Akdeniz Biyoçeşitlilik Projeler Lideri Nihan Temiz Ataş, bu tarihi kararın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Aralık 2020’de belirttiği “sıfır atık ithalat hedefi”ne giden yolda çok önemli bir adım olduğuna şu sözlerle dikkat çekti:

Avrupa İstatistik Ofisi ve İngiltere Ulusal İstatistik Dairesi’nden derlediğimiz veriler gösteriyor ki, bu yasağa göre 2020’de ithal ettiğimiz yaklaşık 660 bin ton plastik atığın yüzde 74’ü artık yasaklı listeye alındı. Güncel araştırmamızda görmüştük ki İngiltere’nin geri dönüştürülmez atıkları Adana’ya atılmış, hatta yakılmıştı. Sadece İngiltere’den 209.642 ton atık ithal etmiştik ki bunun yüzde 95’i etilen polimer grubundaki plastik ambalaj türü atıklar.

Adana Dedepınarı’nda geri dönüştürülmek yerine yol kenarında yakılan plastik atıklar

‘Detaylı geri dönüşüm planı oluşturulmalı’

Bundan sonra yapılması gereken adımlar hakkında da yorum yapan Temiz Ataş “Şimdi yapılması gereken sıfır atık hedefi doğrultusunda atığın kaynağında toplanması, ayrıştırılması ve geri dönüştürülmesi için detaylı bir yerel yönetim planı hazırlanmasıdır” dedi.

Ataş açıklamasında “Umuyoruz ki artan denetim mekanizmaları ve tam bir plastik atık yasağıyla Türkiye kendi atığını iyi yöneterek, dünyada bu konuda örnek bir ülke haline gelecek” ifadelerini kullandı.

Bir yılda 659 bin 960 ton plastik atık

Greenpeace Akdeniz’in Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) ve İngiltere Ulusal İstatistik Dairesi’nden topladığı veriler şöyle: 

  • Türkiye, 2020 yılında Avrupa Birliği ülkeleri ve İngiltere’den toplam 659,960 ton plastik atık ithal etti. Bu, her gün 241 kamyon dolusu plastik demek. 
  •  2019 yılında Avrupa’dan Türkiye’ye gelen plastik atık miktarı 582,296 tondu. 1 yılda plastik atık ithalatı yüzde 13 arttı. 
  • Türkiye 2020 yılında da Avrupa’dan en çok plastik atık alan ülke oldu. Türkiye Avrupa plastik atık ihracatının yüzde %28’ini karşıladı.
  • Plastik atık ithalatı son 16 yılda (2004’ten bu yana) ise 196 kat arttı.  
  • Türkiye’ye 2020 yılında en çok plastik atık gönderen ilk beş ülke: İngiltere (209.642), Belçika (137.071), Almanya (136.083), Hollanda (49.496), Slovenya (24.884).