“Hak-lı Çarşambalar” dizisi kapsamında, Kaos GL, SPoD ve 17 Mayıs Dernekleri, 2 Haziran Çarşamba günü saat 19.30’da “Haklarımız ve Gözaltı” isimli çevrimiçi bir söyleşi düzenliyor.
Söyleşide, bir eylemde gözaltına alındığına ne yapılması gerekir? Haklar nelerdir? gibi konular konuşulacak.
Etkinliğe kayıt olmak gerekiyor
Etkinlikte, Av. Tuğçe Nazlı Akın gözaltı ve yakalama işlemlerine dair “Gözaltı ve yakalama ne demektir, hangi hallerde yapılabilir?” sorularını yanıtlayacak. Söyleşinin moderatörlüğünü ise SPoD Hukuk Alan Koordinatörü Av. Hatice Demir üstlenecek.
Kaos GL Hukuk Koordinatörü Av. Kerem Dikmen ve SPoD Hukuk Alan Koordinatörü Av. Hatice Demir tarafından yürütülen etkinlik dizisi kapsamında, her hafta farklı bir konuda uzmanlar konuşacak.
Dizinin diğer etkinliklerinin konusu ise şöyle:
LGBTİ+ 101 Temel Kavramlar
Cinsiyet Uyum Sürecinin Hukuki Boyutu
Türkiye’de Seks İşçiliği- Yasal Mevzuat ve Pratik Karşılaştırması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasyla ‘Basın Kartı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’, bugün Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Yeni yönetmelikle, basın kartı verilecek kişilerde aranan şartlara ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, üyesi olmak veya yardım etmekten hüküm giymemiş olmak’ ibaresiyle, “şiddet ve terörü özendirecek, her türlü örgüt suçları ile mücadeleyi etkisiz kılacak içerik oluşturması” ifadesi eklendi.
‘Saygınlığa gölge düşürmek’ maddesi
Yönetmeliğe eklenen bir diğer madde ise şöyle: ‘Taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlar sergilemek suretiyle basın meslek onurunu zedeleyecek şekilde faaliyette bulunması.’
Bahse konu faaliyetin ve “saygınlığa gölge düşürebilecek yöntem ve tutumların” ne olduğuna ilişkin bir açıklama ise bulunmuyor.
Kararnamedeki bir diğer ibare ise şöyle: “Suça tahrik veya teşvik edecek ve suç ile mücadeleyi etkisiz kılacak faaliyetlerde bulunması hallerinde komisyon tarafından yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda, bu kişilerin sürekli nitelikte basın kartlarının iptaline karar verilebilir. Komisyon tarafından verilen iptal kararları Başkanın onayı ile derhal uygulanır.”
Böylece basın meslek örgütlerinin etkisinin azaltıldığı yönünde eleştiriler de alan Basın Kartı Komisyonu, inceleme sonucu sürekli basın kartlarını da iptal edilebilecek.
Basın Komisyonu’nda kimler var?
Komisyonun dokuz üyesinden ikisi Cumhurbaşkanlığı’ndan, üçü ATV, Star ve Daily Sabah gazetelerinden, ikisi ise Anadolu Ajansı (AA) ve TRT’den. AA ve Daily Sabah’tan gelen isimler ‘basın-meslek’ örgütü temsilcisi olarak komisyona giriyor. Televizyon Yayıncıları Derneği ve Anadolu Yayıncıları Derneği de komisyonda.
Komisyonun eski halinde ise Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan (TGS) üç, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden iki, Ankara ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nden de iki üye bulunuyordu.
Çok sayıda gazetecinin basın kartları gerekçesiz iptal edilirken, yüzlerce gazeteci de basın kartı başvurularına uzun zamandır cevap alamıyor. Yönetmelikteki ucu açık ifadelerin haberciler ve ilgili kurumlar tarafından tartışmaya açılacağı öngörülüyor.
Basın kartını kim veriyor?
Türkiye’de basın kartını Başbakanlığa bağlı Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü veriyordu. 2018 sonrası (turkuaz) basın kartlarını Cumhurbaşkanlığı’na bağlı İletişim Başkanlığı veriyor.
Türkiye’de 31 Aralık 2020 itibariyle 15 bin 148 basın kartı sahibi var. Basın kartı sahibi olmayan gazeteciler, ‘yıpranma payı’ gibi önemli mesleki haklardan faydalanamıyor.
Danıştay benzer bir değişikliği iptal etmişti
Üç sene önce, 2018 yılında yönetmelikteki bir başka değişiklikle, basın kartının iptal edilmesiyle ilgili bölüme, ‘Milli güvenlik ve kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunması veya bu tür davranışları alışkanlık edinmesi’ maddesi eklenmiş; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2018’deki değişiklikle eklenen söz konusu madde ve ‘gazetecilik meslek onurunu zedeleyecek işler yapılması’ gibi ‘muğlak ve keyfi gerekçelerle’ Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın basın kartlarını iptal edemeyeceğine karar vermişti. Yürütme de durdurulmuştu. Yeni değişiklikle muğlak ifadelerin korunduğu görüldü.
Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, yönetmelik değişikliğine ilişkin sosyal medya hesabı Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, “Danıştay tarafından ‘muğlak ve keyfi’ denilerek iptal edilen Basın Kartı Yönetmeliği maddeleri yerine aynı minvalde ama daha ayrıntılı maddeler eklenmiş. İlkini iptal eden Danıştay ikinciyi de iptal eder, bu böyle sürüp gider” ifadelerine yer verdi.
Danıştay tarafından "muğlak ve keyfi" denilerek iptal edilen Basın Kartı Yönetmeliği maddeleri yerine aynı minvalde ama daha ayrıntılı maddeler eklenmiş. İlkini iptal eden Danıştay ikinciyi de iptal eder, bu böyle sürüp gider. Özellikle 25. madde önemli.https://t.co/lDGdZnKdz6
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise yönetmelik değişikliğiyle basın kartının saygınlığının artırılacağını savundu: “Basın Kartı Yönetmeliğindeki değişiklikler Resmi Gazete’de yayınlandı. Terör ve şiddet propagandası yapanların basın kartının arkasına sığınmalarının önüne geçen maddeler güçlendirildi.”
22 Mayıs 1992 yılında Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin kabul edilmesi sebebiyle, her yıl 22 Mayıs biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekmek ve bu konudaki çalışmaları artırabilmek için Dünya Biyoçeşitlilik Günü olarak kutlanıyor.
Dünyada biyoçeşitliliğin durumuyla ilgili Yeşil Gazete’ye açıklamalarda bulunan Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç, dünyada hiçbir zaman olmadığı kadar hızlı bir yok oluşun içinde bulunduğumuzu söyledi.
‘Dakikalar içinde bir canlı nesli tükeniyor’
Dicle Tuba Kılıç, biyoçeşitliliği koruma çalışmalarına rağmen, ciddi bir yok oluş sürecinin devam ettiğini kaydetti:
Şu anda, bizlerin hayatına devam ettiği dakikalar içerisinde bir canlının nesli tükenmeye devam ediyor. Dünyada her zaman yok oluş vardı. Fakat, şu anda biyolojik çeşitliliğin yok oluş hızı hiç olmadığı kadar yüksek.
Birçok ülkenin Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne imza atmasına, birçok kuruluşun biyoçeşitliliği koruma çalışmalarına rağmen, ciddi bir yok oluş süreci devam ediyor. Üstelik de gezegenimizin var olduğundan bu yana hiç olmadığı kadar büyük bir hızla yok oluş yaşanıyor.”
Türkiye’de suyun döngüsünün sağlayacak şekilde su kaynaklarının yönetilemediğini ve bu sebeple de bir çok sulak alanın kaybedildiğini ifade eden Kılıç, su döngüsünün sağlanmadığı zaman biyoçeşitliliğin büyük bir kısmının zaten kaybedildiğini belirtti:
Suyun döngüsü sağlanılmadığı zaman zaten biyoçeşitliliğin büyük bir kısmını kaybediyoruz.
Biz sulak alanlarımızı geri getirecek miyiz? Kalan sulak alanlarımızı, kalan suyumuzu neye harcayacağız? Bunlar artık seçimini yapacağımız konular da değil.
Yerel yönetimlerin gündeminde iklim krizi ve su yönetimi var.
Ankara’da da bir takım bakanlıkların hazırladıkları politika belgeleri, stratejiler var. Fakat şöyle bir sıkıntı var, bunların uygulaması yok. Devlet su işlerinin gelenekselleşmiş bir su yönetimi var. O anlayış devam ediyor. Su yönetiminde yeniliklere gitmek, çağı yakalamak gerekiyor.
Türkiye’deki bir diğer en ciddi sorun da şu: Örneğin, Tarım Bakanlığı’ndan bir birim daha susuz tarıma yönelik bir çalışma hazırladığında, bunun diğer bakanlıklarda da destekleniyor olması lazım. Dolayısıyla bu işlerin birbiriyle iç içe geçmiş, entegre olmuş bir şekilde ilerlemesi gerekiyor. Bizde yetkisel, planlama ve uygulayıcılar arasında da uyumsuzluk var.
Belki de Türkiye’de açıp bakarsak çok iyi su planlamaları göreceğiz. Ama bunlar, dosyaların içerisinde plan olarak kalıyor. Uygulamaya baktığımızda sanki hiç böyle bir planlama yok.”
‘Doğayla ilişkimizi gözden geçirmek gerek’
Dicle Tuba Kılıç, insanların doğayla olan ilişkisini, tüketim alışkanlıklarını, konforunu tekrar gözden geçirmesi gerektiğine de vurgu yaparak şunları kaydetti:
Biyolojik çeşitlilik o kadar güzel ki. Onu bu kadar kolay yok etmek ve oradaki haksızlıkların parçası olmak da bir o kadar kötü ve zor olmalı. Dolayısıyla bize çok sorarlar ‘Ben ne yapabilirim?’ diye.
Doğayla aramıza giren basmakalıp bilgilerden çıkıp doğanın içindeki bu zenginliğin, onun kültürünün içine girmek gerekiyor.
Doğayla olan ilişkimizi, yaşantımızı, tüketim alışkanlıklarımızı, konforumuzu, tekrar gözden geçirmek, daha bütüncül bakmak gerekli. Bunu yaparken de doğadaki yaşamdan da feyzalmak, oradaki sevinç kaynaklarına ortak olmak mümkün.
Yarın belki herkes yanıbaşındaki ağaçları öğrenmeye çalışabilir, duyduğu bir kuş sesinin peşine düşebilir, yediği bir gıdanın hikayesini sorgulamaya başlayabilir. Yapacağımız o kadar çok şey var ki. Bunu hep birlikte yapalım.”
Amerika Birleşik Devletleri’nde doğu Teksas ve batı Louisiana Körfez Kıyıları boyunca şiddetli yağış ve fırtına sel felaketini beraberinde getirdi. Ulusal Hava Durumu Servisi toplamda beş kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.
NBC News’in aktardığına göre Louisiana Valisi John Bel Edwards, beş ölümden dördünün sel sularına kapılma nedeniyle gerçekleştiğini söyledi. Louisiana Sağlık Bakanlığı ise yaptığı açıklamada şunları iletti:
Vermilion Parish adli tıp görevlisi, aracı sel suyuna düşen 46 yaşındaki bir erkeğin ölümünü doğruladı. Adli tıp görevlisi, bu ölümün fırtına kaynaklı olarak kabul edildiğini doğruladı. Bu olayın arından doğrulanmış fırtına kaynaklı ölüm sayısı beşe yükseldi.
Arkansas’ta 15 kişi kurtarıldı
Ulusal Hava Durumu Servisi çarşamba günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, Teksas ve Louisiana Körfez kıyılarında şiddetli yağmurun bu hafta sonu önemli sel riskine neden olmaya devam edeceğini söylemişti.
Yağışlar Arkansas, Mississippi ve Oklahoma bölgelerinde de etkili oldu. Arkansas Acil Durum Yönetimi Bölümü, bu haftanın başlarında yaptığı açıklamada, Saline İlçesindeki selden en az dört ev ve sekiz arabanın etkilendiği ve yaklaşık 15 kişinin kurtarıldığı bildirildi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun‘un evinin fotoğrafının çekilmesine ilişkin “suç işlemeye tahrik” ile “suçu ve suçluyu övme” suçlarından hakkında dava açılan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu‘nun yargılanmasına başlandı.
Anadolu 13’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, Kaftancıoğlu katılmazken avukatı hazır bulundu. Duruşmaya, Fahrettin Altun’un avukatları da katıldı.
‘Dosyalar birleştirilsin’
Altun’un avukatı Sezgin Tunç, Kaftancıoğlu hakkındaki şikayetlerinin devam ettiğini belirterek, “Katılma talebinde bulunuyoruz. Sanığın dosya içerisindeki beyanları ve delillere göre suçu işlediği sabittir. Cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.
Avukat Tunç, bu konu ile alakalı İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinde, CHP Üsküdar İlçe Başkanı Suat Özçağdaş hakkında da “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçundan dava açıldığını, dosyanın derdest olduğunu belirterek, her iki dava dosyasının birleştirilmesini talep etti.
‘Yakalama kararı çıkarılsın’
AA’nın aktarımına göre Kaftancıoğlu’nun avukatı Lahika Karaduman ise müvekkilinin görevi sebebiyle mazeretli olduğunu belirterek, bir sonraki celse duruşmada hazır edeceklerini söyledi.
Yeniden söz alan Fahrettin Altun’un avukatı, Kaftancıoğlu’nun davadan haberdar olduğunu ifade ederek, hakkında yakalama kararı çıkarılmasını istedi.
Ara kararını açıklayan mahkeme, müşteki Fahrettin Altun’un suçtan zarar görme ihtimaline karşı davaya katılma talebini kabul etti.
Dosya birleştirme görüşülecek
CHP Üsküdar İlçe Başkanı Özçağdaş hakkında İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın iddianame örneğinin istenmesine karar veren mahkeme, iddianame geldiğinde her iki dosyanın birleştirilmesi hususunda mahkemeye muvafakat verilip verilmeyeceğinin sorulmasını kararlaştırdı.
Mahkeme, davaya ilişkin hazırlanan tensip zaptında mazereti olmaksızın duruşmaya gelmediği takdirde hakkında zorla getirme karar çıkarılacağı yönünde ihtarda bulunulan Kaftancıoğlu hakkında, davetiyeye rağmen duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle zorla getirme kararı çıkarılmasına karar verdi.
Ne olmuştu?
Suat Özçağdaş hakkında, Altun’un oturduğu evin ve yanında bulunan arazinin fotoğraflarını çektiği iddiası ile “Özel hayatın gizliliğini ihlal etme” suçundan soruşturma başlatılmıştı.
Soruşturma sonrası sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Canan Kaftancıoğlu, Özçağdaş’ın partinin talimatıyla hareket ettiğini, söz konusu yerde herhangi bir yapılaşma olup olmadığının tespiti için oraya gittiğini ifade etti.
Altun’un avukatının şikayeti üzerine Kaftancıoğlu hakkında, “Suçu ve suçluyu övme”, “Suç işlemeye tahrik” ve “Özel hayatın gizliliğini ihlale azmettirme” suçlarından soruşturma başlatılmış, Kaftancıoğlu, soruşturma kapsamında ifadeye davet edildi.
Kaftancıoğlu’nun ifadesini alan savcılık, Kaftancıoğlu’nun Özçağdaş’ı soruşturmaya konu suça azmettirdiğine ilişkin delil olmadığını gerekçe göstererek takipsizlik kararı verdi ancak Altun’un Avukatı Sezgin Tunç, takipsizlik kararına itiraz etmesi üzerine, takipsizlik kararı kaldırıldı.
İddianamede, Kaftancıoğlu’nun “suç işlemeye tahrik” ile “suçu ve suçluyu övme” suçlarını işlediği iddiasıyla 9 aydan, 10 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İzmir’in Gaziemir ilçesindeki, yıllar önce kapatılmasına rağmen toprağa gömülen radyoaktif maddeler nedeniyle halk arasında İzmir’in Çernobil’i olarak bilinen Emrez Mahallesi‘ndeki radyoaktif atıkların kaldırılması için Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda’nın aldığı eylem kararı bugün başladı.
Atıkların temizlenmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na birçok kez çağrı yapan Belediye Başkanı, sorunun çözümü için bugün başlayarak, her hafta cuma günü saat 11.00’de atıkların bulunduğu yerde 10 dakikalık ‘durma’ eylemi gerçekleştirecek. Eylem üç ay boyunca devam edecek.
Eylemin ilk gününde Halil Arda’ya CHP Gaziemir İlçe Başkanlığı da eşlik etti.
Fotoğraf: Halil Arda
Arda yaptığı paylaşımda “İzmir’in Çernobili olarak bilinen Emrez Mahallemizde gömülü bulunan normal değerin 219 katı oranında radyasyon ölçülen nükleer atık alanı 14 yıldır temizlenmiyor. Artık söz bitti, eyleme geçiyoruz” ifadelerini kullandı.
Çevre örgütleri de yer alacak
Eylemin duyurusunu yapan Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, “#İzmirinÇernobiliTemizlensin sloganıyla 10 dakika sürecek ‘duran adam’ eylemi gerçekleştireceğiz. Üç ay sürecek nöbetimize, her hafta bir İzmir milletvekilimiz ve bir ilçe belediye başkanımızın yanı sıra ülkemizin önde gelen çevre örgütlerini davet edeceğiz” ifadelerini kullanmıştı.
Açıklamasında “Milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, meclis üyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, muhtarlarımız ve halkımızla birlikte ‘dur’arak sesimizi bu kez başka bir tondan tüm Türkiye’ye ulaştırmak istiyoruz” ifadelerine yer verdi.
Kuzey Marmara Otoyolu, yedinci kesiminin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, otoyolun İstanbul’un ulaşım sorununa kalıcı çözüm sağlayacak bir proje olduğunu söyledi. Otoyolun tüm bölümlerini tamamladıkları ve Nakkaş Başakşehir kısmıyla birlikte büyütüp 443 kilometreye çıkardıklarını anlatan Erdoğan, Başakşehir Kayaşehir gibi yoğun trafiği olan bölgelere kolayca erişimi sağlayacağını öne sürdü.
Erdoğan konuşmasında Yargı Reformu Paketi‘ne de yer verdi; “Yargı Reform Paketimizin dördüncüsünü Meclis’in takdirine sunuyoruz” dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
‘Marmara’yı otoyolla kuşatacağız’
Tekirdağ Kocaeli ve Sakarya illerimiz de trafik rahatlığından istifade ediyor. Tamamlandığında Kınalı Tekirdağ Çanakkale Savaştepe otoyoluyla da birleşecektir. Hem nüfus yoğunluğu hem de üretim kapasitesi hem de turizm kapsamında en hareketli bölge olan Marmara‘yı otoyolla kuşatmış olacağız. Yavuz Sultan Selim, 1915 Çanakkale Köprüsü gibi eserler ülkemizin sembolü olacak.
Kanal İstanbul: İftihar tablosu
Çanakkale şimdiden gören herkesi kendine hayran bıraktığını kaydeden Cumhurbaşkanı, yakında ilk köprüsünün temelini atarak fiilen hayata geçirmeye başlayacakları Kanal İstanbul projesinin de tarihe damgasını vuran bir eser olarak Türkiye’nin iftihar tablosunun içinde yerini alacağını iddia etti.
Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin bölgesindeki ve dünyadaki konumunu medeniyetimizin ve tarihimizin mirasına uygun seviyeye yükselttiklerini, eser ve hizmet siyaseti mücadeleleri sayesinde ülkeyi yeni bir çağın eşiğine getirdiklerini de söyledi; “Yol medeniyettir. Bu eserin ülkemize kazandıran emeği geçen arkadaşlarımı, yüklenici firmayı tebrik ediyorum” dedi.
Balıkesir‘in Ayvalık ilçesinde sabah saatlerinde etkili olan şiddetli sağanak ve fırtına nedeniyle 20 tekne battı.
Ayvalık ilçesinde saat 07.00 sıralarında sağanak yağış ile birlikte hızı saatte 80 kilometreye ulaşan fırtına etkili oldu. Sağanak ve fırtına sahildeki balıkçı, gezi ve dalış teknelerine de zarar verdi. Ayvalık ve Altınova sahillerinde ilk belirlemelere göre 20 tekne battı.
Ağaçlar devrildi
DHA’nın aktardığına göre sahil bandında kaldırım taşları fırtına nedeniyle söküldü. Altınova‘da bir evin çatısı fırtına nedeniyle uçtu. Gönül Yolu Köprüsü yakınlarında bulunan bir zeytin ağacı ve birkaç sokak lambası direğinin de devrildiği bildirildi.
Fotoğraf: DHA
Balıkesir Valiliği’nden açıklama
Belediye ekipleri, temizlik çalışması yaparken, ilçede hasar tespiti çalışmalarının da sürdüğü bildirildi. Balıkesir Valiliği tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:
Ayvalık ilçemizde 21 Mayıs 2021 Cuma günü saat 06.00 sıralarında başlayan fırtına nedeniyle, ilçe merkezi, Cunda Adası, Sarımsaklı ve Altınova mahallelerinde hasar meydana gelmiştir. Kıyıda bulunan bazı balıkçı tekneleri ve tur tekneleri batmış, bazı tekneler parçalanmış, bazı binaların çatılarında ve pencerelerinde hasar oluşmuştur. Ayrıca ağaçlarda devrilme ve dallarında kırılma meydana gelmiştir.
Fotoğraf: DHA
‘Can kaybı yok’
Saatteki hızı 65 kilometreyi bulan fırtına nedeniyle oluşan maddi hasar dışında herhangi bir yaralanma ve can kaybı bulunmadığı belirtilen açıklamada fırtınanın bugün öğlen saatlerinde sona ermesi beklendiği aktarıldı.
Açıklamada “Valiliğimiz tarafından; AFAD İl Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Tarım ve Orman il Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerimizce ilçede hasar tespit çalışması başlatılmıştır” denildi.
Tamamen zararsız görünmesine rağmen şaşırtıcı derecede can yakıcı olan kağıt kesikleri hakkında çok fazla doğrudan araştırma bulunmuyor. Bu da gayet anlaşılabilir bir durum.
Sonuçta aklı başında olan çok az katılımcı bu tür işkenceler içeren bir çalışmaya kaydolabilir. Ancak bu gene de kağıt kesiğinin neden bu kadar acı verici olduğunu anlamak için derine inemeyeceğimiz anlamına gelmiyor.
Ağrı reseptörleri
Sorun beynimize dokunma ve ağrı mesajları gönderen sinir lifleri olan elimizdeki nösiseptörlerde başlıyor. Ellerimizde; kollarımızda, bacaklarımızda ve midemizde olandan çok daha fazla ağrı resöptörü var.
Bu da ellerimizle hareketleri verimli bir şekilde yapmamızı sağlıyor ancak aynı zamanda onları ağrıya ve yaralanmaya daha yatkın hale getiriyor.
‘Diğer bölgeler bu ilgiyi hak etmiyor’
Bu aynı zamanda bizim sıcak, keskin ve acı veren şeylere dokunmamamızı sağlamanın bir yolu. Aslında, 2014 yılında yapılan bir araştırma, parmak uçlarının tüm vücudun en yüksek dokunsal uzamsal keskinliğine sahip olduğunu buldu. Dokunsal uzamsal keskinlik, ağrı dahil dokunma hissini algılama yeteneği anlamına geliyor.
Drexel Üniversitesi Tıp Fakültesi lazer ve dermatolojik cerrahi şefi Mark Abdelmalek, ABC’ye verdiği demeçte, “Ellerimiz bu kötü veya acı verici şeylere hakim olmalıdır. Uyluğunuzda bir kağıt kesiği olsaydı, o kadar acıtmazdı çünkü uyluk beynin somatosensoriyel korteksindeki tüm bu ilgiyi hak etmiyor” dedi.
Fotoğraf: Laurence Facun.
Basit bir deney
Bu aslında basit bir test yapılarak kanıtlanabilir. Bir ataç alın ve iki ucu aynı yöne bakacak şekilde açın. Bunu ellerinize veya yüzünüze sokmak için kullanırsanız, muhtemelen klibin iki sivri ucunu ayrı ayrı algılayabilirsiniz. Bu, “iki noktalı ayrımcılık” olarak adlandırılan şeydir.
Şimdi, aynı şeyi sırtınızda veya bacaklarınızda denerseniz, iki noktanın onları birbirinden ayırmadan önce gerçekten çok uzak olması gerekir. Bunun nedeni, buradaki sinir uçlarının dağılımının çok daha az yoğun olmasıdır.
Klinik araştırmacı Doç. Dr. Gabriel Neal ise The Conversation’da yazdığı makalede “Kağıt kesiği bize, kaç defa basit bir görevi yerine getirmiş olsak da kazara kendimize zarar verebileceğimizi hatırlatıyor. Bu bizi komşumuzun acılarına biraz daha sempatik ve biraz daha alçakgönüllü kılarsa, o zaman kağıt kesiği de bize biraz fayda sağlayabilir” ifadelerini kullandı.
Peki neden kağıt?
Denklemin ilk kısmına sahibiz: ellerimiz çok fazla acıtabilir. Ancak bu yine de kağıdın neden her şeyden çok bu kadar can yakabildiğini açıklamıyor.
İnternetteki pek çok insan, kağıt gözenekli olduğu için, bir tıraş bıçağı veya bıçağın temiz yüzeyinden daha iyi bakteri barındırdığını iddia ediyor. Ancak dermatologlar bu teoriyle gerçekten aynı fikirde değiller. Bakteriler uzun vadeli sorunlara neden olabilir, ancak kesilme anında acıtmasının nedeni bu değil.
Özel muayenehanede çalışan bir dermatolog olan Joseph Eastern, ABC’ye “Bakteriler ağrıya neden olmaz. Bir enfeksiyonla ağrı çekiyorsunuz, çünkü cildiniz iltihaplı, bakterilerle savaşmaya çalışıyor, ancak bakteriler ağrıya neden olmuyor” dedi.
Eastern, ek olarak “Kağıdın arkasında kestiğiniz her şeyden daha fazla kir ve böcek bıraktığına dair herhangi bir kanıt olduğunu bilmiyorum” ifadelerini kullandı.
Kaotik bir yıkım
Bu, kağıdın sorunun bir parçası olmadığı anlamına gelmiyor. Kağıt oldukça keskin, ancak bıçaklardan daha mat ve iğnelerden daha ince. Kağıt deriyi kestiğinde, arkasında pürüzsüz bir yırtılma yerine kaotik bir yıkım yolu bırakır. Temiz bir dilim yapmak yerine cildi yırtar ve parçalar.
Normalde kağıt oldukça yumuşak ve kolayca şekil alabilir. Ancak sabit tutulduğunda bir kağıt parçası esnekliğini yitirir ve eti kesmeye yetecek kadar yüksek basınç uygulayarak, arkasında kaba ve şaşırtıcı derecede acı veren bir kesim bırakabilir.
Bir kağıt elinizi kestiğinde elinizdeki birçok ağrı resöptörü selozik odun özü ve kimyasal olarak kaplanmış liflerin birleşimi ve bazen kağıda eklenmiş tebeşir gibi diğer katkı maddeleri tarafından tahriş edilerek sürekli olarak ateşlenir.
Dahası kağıt kesikleri genel olarak sığdır ancak çok da sığ değildir ve cildin üst katmanını geçer. Kanama, pıhtılaşma ve yarayı kabukla kapatma olasılığı çok daha düşüktür. Bu da sinirlerin havaya açık olduğu ve beyne yeni ağrı mesajları göndermeye devam ettiği anlamına gelir.
Nasıl tedavi edilir?
Ağrılı olsa da çoğu kağıt kesiği gerçekten ciddi değildir ve genel olarak herhangi bir tıbbi tedavi olmaksızın iki ila üç gün içinde iyileşirler. En azından çoğu durumda doktora acele etmeye gerek yok. Tabii ki şikayet edebilirsiniz ve buna hakkınız var. Yara iyileşimini hızlandırmak için yapabileceğiniz şeyler ise şu şekilde:
Kağıt kestiği anda sabun ve su kullanarak ellerinizi yıkayın. Bu yarayı temizleyecek ve enfeksiyonu önlemeye yardımcı olacaktır. Kesik iyileşene kadar ellerinizi sık sık yıkamaya devam edin.
Antibiyotik merhem sürün. Bu enfeksiyon ve yara izi riskini azaltacaktır. Merhemi pamuklu çubuk yardımıyla sürebilirsiniz. Merhem sürmek için parmağınızı kullanmanız gerekiyorsa önce elinizi yıkayın.
Kağıt kesikleri küçükse açıkta bırakılabilir. Ancak büyük ve ağrılıysa zararlı bakterilerden korunmak için bir bandaj uygulamak akıllıca olabilir.
Eldiven giymek bulaşıkları yıkamak, yemek pişirmek gibi aktiviteler yaparken işe yarayabilirler. Eldiven kullanmak da enfeksiyon riskini azaltacaktır.
*Fermin Koop tarafından ZME Science için kaleme alınan bu makale Yeşil Gazete tarafından Türkçeleştirildi.
Son aylarda oldukça popüler hale gelen ve yalnızca iOS işletim sisteminde kullanıma açılan sesli sohbet uygulaması Clubhouse, kullanıcı sayısındaki büyük düşüşün ardından Android‘e geçme kararı aldı.
Clubhouse’un resmi Twitter hesabından yapılan duyuruya göre uygulama Android kullanıcılarına kademeli şekilde dağıtılacak. Salı günü platform öncelikli olarak Japonya, Brezilya ve Rusya‘da erişime açılacak.
Cuma günü öğleden önce Nijerya ve Hindistan‘a gelecek. Öğleden sonra ise dünya çapında tamamen erişilebilir olacak. Yani 21 Mayıs Cuma günü itibariyle Clubhouse Android uygulaması ile Türkiye’de erişime sunulacak.
Shift Delete’in haberine göre Android versiyonuyla geçtiğimiz hafta ilk beta yayınına başlayan Clubhouse; ABD, Yeni Zelanda, Kanada, Avustralya ve Birleşik Krallık‘ta piyasaya çıktı.
Buradan alınan bilgilere göre uygulama halen daha davetiye ile kullanıcılara hizmet veriyor. Ayrıca kullanıcılar iOS sürümüne göre daha az özellikten yararlanabiliyor.
Clubhouse’un Android’de kısıtladığı özellikler arasında bir kullanıcıların bir konuyu takip etmesi, oda oluşturması veya yönetmesi, sosyal medya hesaplarını bağlaması ve kullanıcı adlarını değiştirmesi gibi fonksiyonlar yer alıyor.