Editörün SeçtikleriManşetTürkiyeVideo

[22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü]-Dicle Tuba Kılıç: Hızlı bir yok oluşun içindeyiz

22 Mayıs 1992 yılında Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin kabul edilmesi sebebiyle, her yıl 22 Mayıs biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekmek ve bu konudaki çalışmaları artırabilmek için Dünya Biyoçeşitlilik Günü olarak kutlanıyor.

Dünyada biyoçeşitliliğin durumuyla ilgili Yeşil Gazete’ye açıklamalarda bulunan Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç, dünyada hiçbir zaman olmadığı kadar hızlı bir yok oluşun içinde bulunduğumuzu söyledi.

‘Dakikalar içinde bir canlı nesli tükeniyor’

Dicle Tuba Kılıç, biyoçeşitliliği koruma çalışmalarına rağmen, ciddi bir yok oluş sürecinin devam ettiğini kaydetti:

Şu anda, bizlerin hayatına devam ettiği dakikalar içerisinde bir canlının nesli tükenmeye devam ediyor. Dünyada her zaman yok oluş vardı. Fakat, şu anda biyolojik çeşitliliğin yok oluş hızı hiç olmadığı kadar yüksek.

Birçok ülkenin Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne imza atmasına, birçok kuruluşun biyoçeşitliliği koruma çalışmalarına rağmen, ciddi bir yok oluş süreci devam ediyor. Üstelik de gezegenimizin var olduğundan bu yana hiç olmadığı kadar büyük bir hızla yok oluş yaşanıyor.”

‘Suyun döngüsü sağlanmadığında biyoçeşitlilik kaybediliyor’

Türkiye’de suyun döngüsünün sağlayacak şekilde su kaynaklarının yönetilemediğini ve bu sebeple de bir çok sulak alanın kaybedildiğini ifade eden Kılıç, su döngüsünün sağlanmadığı zaman biyoçeşitliliğin büyük bir kısmının zaten kaybedildiğini belirtti:

Suyun döngüsü sağlanılmadığı zaman zaten biyoçeşitliliğin büyük bir kısmını kaybediyoruz.

Biz sulak alanlarımızı geri getirecek miyiz? Kalan sulak alanlarımızı, kalan suyumuzu neye harcayacağız? Bunlar artık seçimini yapacağımız konular da değil.

Yerel yönetimlerin gündeminde iklim krizi ve su yönetimi var.

Ankara’da da bir takım bakanlıkların hazırladıkları politika belgeleri, stratejiler var. Fakat şöyle bir sıkıntı var, bunların uygulaması yok. Devlet su işlerinin  gelenekselleşmiş bir su yönetimi var. O anlayış devam ediyor. Su yönetiminde yeniliklere gitmek, çağı yakalamak gerekiyor.

Türkiye’deki bir diğer en ciddi sorun da şu: Örneğin, Tarım Bakanlığı’ndan bir birim daha susuz tarıma yönelik bir çalışma hazırladığında, bunun diğer bakanlıklarda da destekleniyor olması lazım. Dolayısıyla bu işlerin birbiriyle iç içe geçmiş, entegre olmuş bir şekilde ilerlemesi gerekiyor. Bizde yetkisel, planlama ve uygulayıcılar arasında da uyumsuzluk var.

Belki de Türkiye’de açıp bakarsak çok iyi su planlamaları göreceğiz. Ama bunlar, dosyaların içerisinde plan olarak kalıyor. Uygulamaya baktığımızda sanki hiç böyle bir planlama yok.”

‘Doğayla ilişkimizi gözden geçirmek gerek’

Dicle Tuba Kılıç, insanların doğayla olan ilişkisini, tüketim alışkanlıklarını, konforunu tekrar gözden geçirmesi gerektiğine de vurgu yaparak şunları kaydetti:

Biyolojik çeşitlilik o kadar güzel ki. Onu bu kadar kolay yok etmek ve oradaki haksızlıkların parçası olmak da bir o kadar kötü ve zor olmalı. Dolayısıyla bize çok sorarlar ‘Ben ne yapabilirim?’ diye.

Doğayla aramıza giren basmakalıp bilgilerden çıkıp doğanın içindeki bu zenginliğin, onun kültürünün içine girmek gerekiyor.

Doğayla olan ilişkimizi, yaşantımızı, tüketim alışkanlıklarımızı, konforumuzu, tekrar gözden geçirmek, daha bütüncül bakmak gerekli. Bunu yaparken de doğadaki yaşamdan da feyzalmak, oradaki sevinç kaynaklarına ortak olmak mümkün.

Yarın belki herkes yanıbaşındaki ağaçları öğrenmeye çalışabilir, duyduğu bir kuş sesinin peşine düşebilir, yediği bir gıdanın hikayesini sorgulamaya başlayabilir. Yapacağımız o kadar çok şey var ki. Bunu hep birlikte yapalım.”