Ana Sayfa Blog Sayfa 1292

CHP’den orman yangınları raporu: AKP iklim suçu işledi

CHP Doğa Hakları ve Çevreden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, 27 Temmuz-12 Ağustos tarihlerinde Muğla ve Antalya başta olmak üzere Ege ve Akdeniz’de orman yangınlarının yaşandığı bölgelerdeki inceleme ve tespitlerini raporlaştırdı. Yangının çıkış nedeni kadar müdahalede aksaklıkların da sonuçları ağırlaştırdığı vurgulayan Öztunç şu değerlendirmeyi yaptı:
Ali Öztunç.

Öztunç, raporunda ihlallere dikkat çekerken, orman yangınlarına ayrılan bütçe yetersizliği, müdahale eden personelin kadro sorunu yaşaması, orman yangınlarına karşı eğitim veren okulun kapatılması, personel alımında liyakate uyulmamasına da dikkat çekti.

Raporunda Anayasa’nın 169’uncu maddesini anımsatan Öztunç, “169. madde gereğince, ‘Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.’ Anayasa, orman yakma suçuna karşı yaptırımlarla ilgili bu hükmü düzenlemiş iken, dikkatsizlik gibi bir söylem, orman yangınlarının sebeplerini ve sorumlularını ortaya çıkarmamaya yönelik bir eğilime işaret etmektedir” dedi.

‘Öngörülmesine rağmen tedbir alınmadıysa kasıt var’

İletişim Başkanı Fahrettin Altun‘un, “Hadisenin bu noktaya gelebileceği öngörüldüğü için Kemerköy Santrali kontrollü devre dışı bırakılmış, personel tahliyesi ivedilikle gerçekleştirilmiştir” açıklamasını hatırlatan Öztünç, “Öngörülmeye rağmen tedbir alınmadıysa, burada kasıt vardır” ifadelerini kullandı.

‘Ormansızlaşmanın aktörü olan AKP iktidar, iklim suçu işlemiştir’

Raporunda, istatistiksel verilere de yer veren Öztunç, iklim krizinin bir nedeninin de ormansızlaştırma olduğuna dikkat çekerek, daha önceki yıllarda yanan ormanlık alanları şöyle paylaştı:

“Kuraklık, yangının bu derece kısa sürede bu kadar geniş alana tekabül etmesine neden olmuştur. 2020 yılında 20 bin 971 hektar ormanlık alan yanmıştır. (Tarım ve Orman Bakanı) Pakdemirli’nin tek kabahati bu değildir. 2019 yılında 16 bin 413 hektar; 2020 yılında 47 bin 1 hektarlık orman alanını maden ve enerji tesislerine verilmiş. Ormansızlaşmanın aktörü olan AKP iktidarı, iklim suçu işlemiştir.

Her kriz anında bu kurumları çalıştırmamaya, işlevsizleştirmeye çalışan AKP iktidarı yangını da fırsat bilip, yine CHP’li büyükşehir belediyelerine saldırmıştır. Turizm Teşvik Kanunu değişikliğinin bir derdi ormanları turizme açmak, diğer derdi CHP’li büyükşehir belediyelerin elindeki turistik alanları gasp edip kendi yandaş zenginlerine peşkeş çekmektir.”

‘Yangınlar her yıl bir öncekine göre iki kat arttı’

Raporda Öztunç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile orman yangınlarında artış yaşandığını ifade etti:

“Sadece 2020 yılında, 67 Bin 972 Hektarlık orman alanı, yangın ve orman izni (maden-enerji tesisleri için verilen izinler) nedeniyle yok edilmiştir. Yıllık Yanan ormanlık alanlar, 2018’de yanan alana göre, her yıl bir öncekine göre 2 kat artmıştır. Son 12 yıldaki yangın verilerin üzerinden üçe yıllık dönemlerin karşılaştırması yapıldığında; orman yangınlarının sayısı kayda değer olarak artmasa bile, yıllık yanan alan miktarının ve yangın başına düşen yanan alan miktarının olağanüstü şekilde arttığı görülmektedir.”

Yangınlarda zarar gören alanları tablolaştıran Öztunç, “Sadece bu rakam ve oranlar analiz edildiğinde; son yıllarda yangın sayısı çok fazla artmamış olsa bile, yanan alan miktarının ciddi oranlarda artmış olmasının, yangına erken müdahalede ve yangınla mücadelede oldukça başarısız olduğumuzu görebiliriz” dedi.

‘Pakdemirli’nin ne tarım ne de orman eğitimi var’

Yangınlara müdahalelerde ekipman ve kaynak sorunlarına da değinene Öztunç, şunları aktardı:

“Orman yangınlarının ve yerleşim yerlerinin birbirine yakın olduğu yerlerde, ormanları ayıran, orman içi erişim yollarının yeterli olmaması yangının etki alanının genişlemesine, hızlı biçimde kontrol altına alınmamasına neden olmaktadır.

Yangının çıkış nedeni kadar, çıkan yangına müdahaledeki aksaklıkların yangının sonuçlarını daha ağırlaşmasına yol açıyor. Her yıl bu mevsimlerde orman yangınlarının çıktığı bilinen bir gerçektir. Yani, bir sürpriz değildir. Bu nedenle, ormanlarda yıl boyunca yangın ihtimaline karşı önlemler alınması gerekmektedir. Aynı biçimde, orman yangınına müdahale ekip ve araçlarının her an yangın çıkabilecekmiş gibi hazır ve teyakkuz halinde olması gerekmektedir.

2020 yılında Orman Genel Müdürlüğü’ne ait 1 yönetim uçağı, 6 yönetim helikopteri ile kiralama ile hizmete alınan 2 amfibik uçak ve 27 yangın söndürme helikopteri görev yapmıştır. Bu açıdan, THK’ya ait uçakların kullanılmaması, atıl bırakılması bir faciadır. Bu facia AKP’nin orman yangınını dahi özelleştirmesinden kaynaklanıyor. Bunda, Bakan Pakdemirli’nin ne tarım ne de orman konusunda hiçbir eğitim almamasının da bir etkisi var.”

CHP’li vekil, Orman Genel Müdürlüğü’nün yangınlara müdahalede yapılan uçak ihalesine ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:

“9 Mart’ta 5 adet yangın söndürme uçağı kiralamak için yeni bir ihale düzenlemiştir. Sadece 100 litre daha az su taşıyabildiği için Türk Hava Kurumu’nun katılamadığı ihalede kiralanacak uçaklara günlük bir buçuk saat uçuş garantisi verilmiştir. Orman Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı ihale dokümanında, uçakların 1 Haziran ile 31 Ekim 2021 tarihleri arasında kullanılmak üzere kiralanacağı ve her bir uçak için günlük 1 saat 30 dakikalık uçuş garantisi verildiği belirtilmiştir. Her bir uçak için kiralama süresini kapsayan 1 Haziran ile 31 Ekim 2021 (153 gün) tarihleri arasında da toplam 229 saat 30 dakikalık uçuş garantisi verildiği ifade edilmiştir.”

‘Ormanların gözetimi devlete aittir’

“Belediye Kanunu’nda belediyelere orman yangını ile mücadele şeklinde bir zorunlu görev verilmiş olmadığına dikkat çeken Öztunç, ormanları korumanın devletin yükümlülüğü olduğuna dikkat çekti; “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Orman Kanunu’nun 69. maddesine göre, ‘Orman idaresi, orman yangınlarını önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapar veya yaptırır” dedi.

Çözüm önerileri

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, raporda çözüm önerilerini de şöyle sıraladı:

  • Anayasanın 169. Maddesi gereğince, yanan orman yerlerinde yeni orman yetiştirilmeli, bu alanlarda kesinlikle başka bir faaliyete izin verilmemelidir. Bu alanlar imara açılmamalı, bu alanlarda yapılaşmaya izin verilmemelidir.
  • Orman yangınlarının makul sürede kontrol altına alınmasını sağlayacak ve daha geniş alanlara yayılmasını önleyecek stratejiler oluşturularak, buna yeterli ekipman ve personel bulundurulmalıdır. Bu yeterliliğe sahip olmayan özel firma ile yapılan sözleşme feshedilmeli ve orman denetimleri kamu eliyle yürütülmelidir. Bu bağlamda;
  • THK uçakları yeniden devreye alınmalıdır
  • Acil yangın uçağı başta olmak üzere, ekipman eksikliği giderilmelidir
  • Orman alanlarındaki denetimler artırılmalı, önleyici denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir.
  • Orman muhafaza memurlarının görev ve yetkileri genişletilmeli, ormanlardaki suçüstü hallere müdahale edebilme yetkileri artırılmalıdır.
  • Görevi orman yangınıyla mücadele olan, yangın eğitimi almış, bu alanda uzmanlaşmış kişilere kadrolu istihdam alanı açılmalıdır. Orman köylülerine yönelik eğitimler artırılmalıdır.
  • Yangının sorumluları etkin bir biçimde araştırılmalı, yargılama makamları önüne çıkarılmalıdır.

Validebağ Korusu’nda nöbet tutan halk iş makinelerinin önüne geçti

İstanbul Üsküdar‘da bulunan ve 1’inci Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı statüsünde bulunan Validebağ Korusu’na giren iş makineleri koruda nöbet tutan halk tarafından engellendi.

Üsküdar Belediyesi tarafından yapılmak istenen Bakım ve Rehabilitasyon Projesi‘ne korunun ekosistemine zarar vereceği gerekçesiyle karşı çıkan halk uzun süredir nöbet tutuyordu.

Üç ayrı yürütmeyi durdurma kararı var

İstanbul 6’ncı Bölge İdare Mahkemesi, daha önce korunun millet bahçesi yapılmasını uygun bulan koruma kurullarına karşı 2018 yılında açılan davada, 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı’nın (KANİP) iptali için açılan davada ve projenin ihalesine karşı açılan davada yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

Projeye karşı üç yürütmeyi durdurma kararı olmasına rağmen iş makineleri projede de yer alan yürüyüş yolunu yapmak için koru içerisine girdi ve kum döktü.

‘Çukurları dolduracağız diye girdiler’

Yaşananları Yeşil Gazete’ye anlatan Validebağ Gönüllüleri‘nden Arif Belgin, “Aslında Üsküdar Belediyesi çalışmaya dün başlamıştı. Yolların çukurlarını dolduracaklarını söylediler. Biz de buna çok tepki vermedik” bilgilerini paylaştı.

Ancak bugün çukur doldurma işini büyüttüklerini aktaran Belgin, “İki kamyon kum ve dozer getirdiler. El arabalarıyla da kumu yola yayıyorlardı. İki metrelik yeterli genişlikte bir yol var, onu üç metreye çıkarmaya kalkıyorlar. Biz de buna karşı çıkıyoruz” dedi.

‘Yürütmeyi durdurma kararını uygulamalılar’

Koruyu korumak için nöbet tutanların çalışmaya itiraz ettiklerini aktaran Belgin, “İmar planı için verilen kararının yanı sıra iki ayrı yürütmeyi durdurma kararı var. Bu sebeple çalışmaya devam edemeyeceklerini söylediğimizde ‘Bizi ilgilendirmiyor. Bu çalışma proje kapsamında yapılmıyor’ cevabını aldık” ifadelerini kullandı.

Koruma Kurulu’ndan izin almaları gerektiğini belirterek çalışmayı şimdilik engellemeyi başardıklarını ifade eden Belgin, “Hukuk tektir ve herkese eşit şekilde uygulanmalı. Üsküdar Belediye Başkanı’nın hangi kararı uygulayıp hangi kararı uygulamayacağını söyleme lüksü yok” tepkisini gösterdi.

‘Desteğe ihtiyacımız var’

Arif Belgin’in aktardığına göre nöbetçilerin itirazları üzerine çalışmalar şu anda durmuş durumda. Ancak işçiler hala sahada beklemeye devam ediyor.

Sabah saatlerinde yalnızca altı kişinin alanda bulunduğunu sonrasında sayılarının 60 kişiye kadar çıktığını belirten Belgin, “Maalesef çok azız. Daha fazla desteğe ihtiyacımız var” çağrısında bulundu.

BM’nin gıda stokları bitiyor, Afganistan’da açlık krizi kapıda

Birleşmiş Milletler (BM) Taliban’ın kontrolü ele geçirdiği Afganistan’da gıda stoklarının bu ay sonu biteceğini ve açlık krizinin kapıda olduğunu bildirdi.

BM’nin Afganistan’daki İnsani Yardımlardan Sorumlu Temsilcisi Ramiz Alakbarov, 38 milyonluk Afgan nüfusunun üçte birinin, her gün karnını doyurma imkanından mahrum olacağını söyledi.

BM bünyesinde faaliyet gösteren Dünya Gıda Programı’nın, son haftalarda Afganistan’da on binlerce kişiye yemek dağıttığını ifade eden Alakbarov, kışın yaklaşması ve kuraklığın etkisiyle en savunmasız durumdaki Afgan vatandaşlarını doyurabilmek için acilen 200 milyon dolara ihtiyaç olduğunu kaydetti: “Dünya Gıda Programı’nın ülkedeki gıda stokları bu ay sonuna kadar bitiyor. Stoklar bittiği için temel gıda ürünlerini artık tedarik edemeyeceğiz.” 

1,3 milyar dolarlık yardım fonunun üçte biri tamamlandı

BM’ye göre, Afganistan için gereken 1,3 milyar dolarlık yardım fonunun sadece yüzde 39’u tamamlanabildi.

Ülkede gıda sıkıntısı dışında aylardır memurlara maaş ödenemiyor. Afgan para birimi hızlı değer kaybederken, ülkenin yurt dışındaki döviz stokları Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinin ardından birçok ülke tarafından askıya alındı.

 

Milas ve Bodrum’da yine orman yangını

Geçen ay, haftalar süren orman yangınlarında büyük hasar gören Muğla’nın Milas ve Bodrum ilçelerinde yine orman yangınları çıktı. Orman Genel Müdürlüğü‘nden yapılan açıklamada yangınlara üç uçak ve 12 helikopterle müdahale edildiği belirtildi.

Milas’ın Kıyıkışlacık Mahallesi‘nin batı kısmındaki ağaçlık alanda, saat 13.30 sıralarında bölgeden yükselen dumanları görenler durumu, orman ekiplerine bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye iki helikopter ile çok sayıda arazöz ve iş makinesi sevk edildi. Yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor.

 

Bodrum’da da ormanlık alanda çıkan yangın, havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Yalıçiftlik Mahallesi Alazeytin mevkisindeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangına da bir uçak, 5 helikopter ile çok sayıda arazöz ve itfaiye ekibiyle müdahale ediliyor.

İklim değişikliği nedeniyle aşırı sıcak ve kurak geçen yaz aylarında, ormanlık alanların aşırı kuruması nedeniyle çıkan orman yangınlarında Milas’ta 16 bin, Muğla’da toplam 65 bin hektarlık alan kül olmuştu.

Uzmanlardan uyarı: Sel bölgesinde hastalık ve enfeksiyon riskine dikkat

Haber: İsa Uğur ERDOĞAN

*

Türkiye bu yaz bir yandan Akdeniz ve Ege’deki yangınlarla kavrulurken, Batı Karadeniz’de Bartın, Kastamonu ve Sinop’ta; Doğu Anadolu’da ise Van’ın Başkale ilçesindeki aşırı yağışlarla birlikte sel felaketi yaşadı. Sel nedeniyle 81 yurttaş yaşamını yitirdi. Van hariç, afet bölgesi ilan edilen yerlerde temizleme çalışmaları ise devam ediyor.

İklim değişikliği kaynaklı yağış rejimi değişikliğine ek olarak yapılaşmadaki yanlış planlama, doğanın madenler ve HES’ler gibi etmenlerle tahrip edilmesi sellerin olası etkisini de artırıyor. İklim uzmanları, gerekli önlemlerin alınma iradesi ortaya konsa dahi sel gerçeği hayatımızda olmaya devam edeceğini kaydediyor.

Selin yaşandığı ilk anların yıkıcı etkisinin dışında da halk ve çevre sağlığını tehdit eden unsurlar ise risk yaratmaya devam ediyor. Sadece çamurlu su olarak gördüğümüz sel sularının içerisinde tarımda kullanılan kimyasallar, madencilik ve sanayi kaynaklı atıklar, kanalizasyon ve plastik gibi birçok unsur yer alabiliyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, sel sularında cilt enfeksiyonları ve solunması halinde akciğerde zarara yol açabilecek mikroorganizmalar olduğuna işaret ederek  “Sel suyuna çok sayıda hastalık yapıcı etmenin karışabilme ihtimali var” dedi.

Sel sonrası halk sağlığını etkileyecek çeşitli unsurlar olduğuna işaret eden Prof. Dr. Pala şunları söyledi: “Bazı sellerde tipik bakteriyel nedenlerle hastalıklar görülmüş veya bazı viral etmenlerin insanlarda hastalık yaptığı kayıtlara geçmiş. Bizim bilgilerimiz özellikle bir takım sinek ve sivrisinek kaynaklı hastalıkların selden sonra arkada kalan birikintiler ve yığınlar içerisinde kendilerine yer bulması sebebiyle hastalık etmeni olduğu yönünde. Mikro bakteriler, mantarlar cilt enfeksiyonlarına yol açabiliyorlar.”

‘Nasıl bir hastalık örüntüsü oluştuğuna dair bilgiler sınırlı’

Pala, sel sularına kanalizasyon ve bir takım kimyasalların karışma ihtimali durumunda ortaya çıkacak risklerle ilgili sorumuza şöyle yanıt verdi:

“Eğer tarımda kullanılan bir takım insana zarar verici malzemeler ya da kanalizasyon toplama ağlarının sele karışması gibi sorunlar da yaşanacak olursa, bu sefer o kanalizasyon ağı içerisinde bulunan bütün mikroorganizmalar insanlarda yoğun bir şekilde hastalık yapma ihtimalini ortaya çıkarabilir. Bunlar içerisinde koliden tutun bulunduğu bölgeye göre kolera etmenine kadar değişik etmenler olduğu biliniyor. Ancak ülkemizde bu tip sellerden sonra nasıl bir hastalık örüntüsü oluştuğuna dair bilgilerimiz sınırlı. O bölgede çalışan meslektaşlarımız ve öğrencilerimizden bize gelen bilgiler var.”

‘Hepatit A ve E enfeksiyonları gözlendi’ 

Prof. Dr. Pala, “Hem Avrupa ve Kuzey Amerika’daki yayınlara bakacak olursak Hepatit A ve Hepatit E virüsleri enfeksiyonlarının gözlendiği kayıtlara geçmiş durumda” dedi.

Ruh sağlığı da bozuluyor

Bölgede yaşayanların sel sonrası oluşan durumla ilgili çeşitli ruh sağlığı sorunları yaşayabileceğini ve kronik hastalığı olanların durumlarını kontrol edemeyebileceğini kaydeden Prof. Dr. Pala, “Seller kronik hastalıkların, hastalar tarafından yönetilmesinin önüne özellikle selden sonra ilk dönemde bir engel olarak çıkıyor. Hem de o bölgede seli yaşayanlarda ruh sağlığı sorunları hem de post-travmatik stres sendromu, depresyon gözlemlenebiliyor” diye konuştu.

Pala “Selden sonra ortaya çıkan koyu sıvı veya çamur içerisinde bahsettiğimiz toksik kimyasalların ya da mikroorganizmaların olması halinde her birinin o mekânda yaşayanlar açısından risk yaratma potansiyeli var” uyarısı yaptı.

 ‘Sel suyuna kapılmış araç gereçleri kullanmayın’ 

Sele maruz kalmış eşyaların temizlenerek kullanılıp kullanılmayacağını sorusunu da Prof. Dr. Pala, maruz kalınan suyun içerisinde ne olduğunun bilinmesi gerektiğini şeklinde yanıtladı:

“ Eşyaların kullanımı selin niteliğine, eşyanın nasıl etkilendiğine, sel sularının içerisinde kimyasalların veya zehirli bir takım maddelerin var olup olmadığına göre değişir. Dolayısıyla genel olarak bunlar kullanılır veya kullanılmaz demek yerine her bir malzemenin selin niteliği gözetilerek değerlendirilmesi gerekir. Ancak genel olarak şu söylenebilir: O sel suyu içerisinde, özellikle çocuklar başta olmak üzere, insan sağlığı açısından riskli atıkların bulunması halinde sel suyuna kapılmış bir takım araç ve gereçlerin kullanılması uygun olmayacaktır”.

Yerleşim yerlerinin planlamasına dikkat Prof. Dr. Pala, “Tasarım açısından kentlerin küçük ölçekli de olsa planlanmasında uyulması gereken ilkeler göz ardı edilmemeli. En basit örnek akarsu yatağının içerisine hiçbir şekilde bina yapılmamalı. Bunları yaptığımız süreçte bu sorunları çözemeyiz. Bizim sağlıklı kent planlama yaklaşımını benimsemeye ihtiyacımız var” dedi.

Gündoğdu: Türkiye’de atık yönetimi eksik

Karadeniz’deki sellerin ardından denizde mikroplastik kirliliğinin artabileceğine dikkat çeken Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu ise atık yönetiminin Türkiye genelinde eksik olduğunu söyleyerek daha fazla kirlilik yaşanmaması adına önlemlerin alınması gerektiğini belirtti.

Adana ve Mersin’de meydana gelen selin ardından Mersin Körfezi’nde kilometrekarede 500 bin adet olan mikroplastik sayısının 14 kat artarak, 7 milyona kadar çıktığını tespit ettiklerini hatırlatan Gündoğdu, Karadeniz için de benzer bir durumun ortaya çıkabileceğini kaydetti:

“Hali hazırda var olan plastikler atık yönetimi eksikliğinden kaynaklı sokaklarda, ormanlık alanlarda, nehir yataklarında gelişi güzel atılmış olarak gördüğümüz plastikler sel sularıyla denize dökülmesi sonucunda oluşuyor. Bu taşınma aşamasında zaten ortamda zaman içerisinde mikroplastik formuna erişmiş plastiklerle beraber başka plastiklerde karışıyor. Bunlar sel sularıyla beraber parçalanıyor aynı zamanda denizde de parçalanıyor. Bir kısmı denizin bir kısmı da nehir yatağına gömülüyor.  Zaman içerisinde taşkınlarla beraber bu plastikler olduğu gibi denize taşınıyor. Burada aslında bir atık yönetimi eksikliği söz konusu.”

Mikroplastik krizine dikkat!

Doç. Dr. Gündoğdu, plastik kirliliği ile ilgili köklü çözümün dışında en azından sel gibi olaylarda artış yaşanmaması için çözüm önerisini şöyle anlattı:

“Sel üzerinde konuşacak olursak normal şartlarda zaten plastiğin kendisi aşırı üretimi ve tüketimi nedeniyle mikroplastik krizi söz konusu. Ama sel suları üzerinde yapılacak en etkili çözüm atık yönetiminin geliştirilip çevrenin özellikle plastiklerden arındırılması en önemli çözüm yöntemi olarak önerilebilir. Çünkü Türkiye’nin neredeyse hiçbir büyükşehir ve ilin atık yönetimi yapısı yeterli değil. Özellikle kıyı şehirlerinde, küçük taşra kasabalarında, en son Bozkurt ilçesinde olduğu gibi, çöpler nehir yataklarına gelişi güzel atılabiliyor. Ortaya çıkan aşırı yağışlarla beraber bu plastiklerin doğrudan denize taşınması söz konusu.”

Çin’den ABD’ye uyarı: Kötüleşen ilişkilerimiz iklim görüşmelerini olumsuz etkileyebilir

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, ABD Başkanı Joe Biden‘ın İklim Özel Temsilcisi John Kerry’e, kötüleşen ABD-Çin ilişkilerinin iklim değişikliği konusundaki iş birliğini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Vang, Kerry ile video konferans yoluyla görüştü.

Görüşmede, iklim değişikliği konusundaki ilişkilerin, daha geniş kapsamlı ilişkilerden ayrı tutulamayacağını ifade eden Vang, ABD’ye mevcut ilişkileri geliştirmek için adım atma çağrısında bulundu.

‘Çin, iklim değişikliği mücadelesinde kritik rolde’

Çinli meslektaşlarıyla Çin’in Tianjin şehrinde iklim görüşmeleri için temaslarda bulunan Kerry, ABD’nin iklim değişikliği konusunda dünyanın tamamıyla iş birliği yapmaya kararlı olduğunu ve emisyonun azaltılması konusunda Çin’i ek adımlar atmaya teşvik ettiğini aktardı.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2060 yılına kadar karbon nötrlüğünü sağlama taahhüdünde bulunmuştu. Ayrıca Biden’ın başkanlık ettiği İklim Liderleri Zirvesi‘ne katılmış ve küresel işbirliğine açık olduğunu ifade etmişti.

AA’nın Çin Küresel Televizyon Ağı’ndan aktardığına göre, Kerry, Çin’in, küresel iklim değişikliğiyle mücadele çabalarında “süper kritik bir rol oynadığını” ifade etti.

Çin, sera gazı emisyonunda dünya sıralamasında ilk sırada yer alırken, ABD hemen arkasında bulunuyor.

Tarım ve Orman Bakanı: Beş yangın söndürme uçağı alacağız

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, katıldığı bir canlı yayında bakanlık envanterine beş yeni yangın söndürme uçağının katılacağını söyledi.

CNN Türk’te katıldığı programda konuşan Pakdemirli, hava araçlarını kiralamanın daha mantıklı olduğunu savundu.

‘Yangınlar süreci hızlandırdı’

“Beş tane uçak elimizin altında bulunsun” ifadelerini kullanan Pakdemirli, iki yıldır devam eden uçak satın alma süreçlerinin son yangınlarla beraber hızlandığını belirtti. THK uçaklarının kullanılmaması ile ilgili bir soruyu da yanıtlayan Bakan şöyle konuştu:

“Bir uçağın uçması için uçabilirlik sertifikasına sahip olması lazım. Uçaklar 2-3 senedir zaten uçabilirlik sertifikası yok bakımları yapılmamış ve bu uçaklar pek de uçabilecek vaziyette değil. 27 ile 34 milyon dolar bir tanesini harcarsanız evet uçura biliyorsunuz zaten neredeyse bir yeni uçak parası vererek o uçaklar uçuyor. Biliyorsunuz bu uçakların en eskisi 69 model en yenisi 84 model. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı envantere uçak kazandırma ile alakalı 5 uçak bir tane de insanlı keşif uçağı kazandırmakla alakalı gerekli bütçeyi tesis etti. Hızlı bir şekilde de önümüzdeki aylarda da bunun ihalesine çıkacağız.”

 

AYM, kapatma davası için HDP’ye ek süre verdi

Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu‘nun, iddianameyi oy birliğiyle kabul etmesi ve iddianame ile eklerinin davalı partiye tebliğinden itibaren ön savunma için iki aylık süre başlamıştı. Partinin yasal süre içinde ön savunmasını vermesi gerekirken, HDP Hukuk Komisyonu bu süre dolmadan AYM’ye başvurarak, savunma için ek süre talebinde bulunmuştu.

HDP sözlü savunma yapacak

AYM, partinin bu talebini kabul etti. Verilen 30 gün ek süre tamamlandıktan sonra HDP, ön savunmasını yapacak.

Ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, esas hakkındaki görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra Anayasa Mahkemesi‘nce belirlenecek tarihlerde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

Bekir Şahin.

Bütün sürecin ardından davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da HDP de ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan, toplantı için gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Birleşik Krallık’ta tarihi zafer: İskoçya Yeşilleri hükümette

İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, Yeşiller Partisi’nin eş başkanları Patrick Harvie ve Lorna Slater’i bakan olarak atayacağını açıkladı. Böylece Yeşiller sadece İskoçya değil Birleşik Krallık tarihinde de ilk kez hükümete girmiş oldu.

Financial Times’ın aktardığına göre İskoçya Başbakanı yaptığı açıklamada eş liderler için “Beraberlerinde getirdikleri uzmanlık ve tutku, İskoçya’nın ileriye giden yolunu tanımlamaya büyük katkı sağlayacak” ifadelerini kullandı.

İki parti arasında anlaşma

Söz konusu atama iktidardaki İskoç Ulusal Partisi ile İskoç Yeşilleri arasında bu ayın başlarında yapılan bir güç paylaşımı anlaşması üzerine gerçekleşti.

Anlaşma, iktidara diğer politikalarını gerçekleştirmek üzere çoğunluk sağlıyor. Yeşiller Partisi eş liderlerine de karbon emisyonlarını azaltma ve kira kontrolü uygulamalarına geçiş gibi alanlarda önemli roller veriyor.

Öte yandan iki partinin havacılık politikası ve ekonomik başarının nasıl ölçüleceği gibi konularda fikir ayrılıkları bulunuyor.

Birleşik Krallık için bir test

Güç paylaşımı anlaşması ilhamını Yeni Zelanda’da Jacinda Ardern’in İşçi Partisi ile Yeşiller Partisi arasındaki anlaşmadan aldı.

İskoçya’da varılan bu anlaşmanın, Yeşiller Partisi’nin Birleşik Krallık hükümetine dahiliyeti konusunda da bir test olacağı öngörülüyor.

İş dünyasından ve muhafazakarlardan tepki

Ancak iş dünyasından bu yeni atamaya karşı çıkanlar da bulunuyor. İş dünyasından gelen eleştirilerde Başbakan, gündeminde Kuzey Denizi petrol ve doğalgazından uzaklaşma, ekonomik büyümeden refaha geçmek gibi konular olan Yeşillere alan açmak ile suçlanıyor.

Muhalefetteki İskoç Muhafazakarları, Başbakanı “iş dünyası karşıtı aşırılık yanlılarına” dönerek “insanların işleri ile milliyetçi bir kumar oynamakla” suçladı.

Muhafazakarlardan Covid-19 iyileşmesinden sorumlu gölge sekreteri Murdo Fraser ise “Yeşillere iktidarı devretmek saf ekonomik vandalizmdir” ifadelerini kullandı.

Slater: Gerçek değişiklikler göreceğiz

Lorna Slater BBC’ye yaptığı açıklamada yeni atamanın kendilerine “İklim kriziyle mücadele etmek ve İskoçya’da dönüştürücü politikalar uygulamak için ihtiyaç duyduğu araçları vereceğini” söyledi.

Slater, “Hükümetin kalbinde İskoç Yeşilleri varken bazı gerçek değişiklikler göreceğiz. Binlerce istihdam yaratabilir ve iklim kriziyle mücadele edecek yenilenebilir enerji sektörümüzün gelişimini hızlandırabiliriz” dedi.

“İskoçya’da kurulan hükümette iki Yeşil Bakan var” diyerek haberi duyuran Türkiye Yeşiller Partisi Eş Söcüsü Koray Doğan Urbarlı ise yaptığı paylaşımda Patrick Harvie ve Lorna Slater’e başarılar diledi.

 

Keçifest 4 Eylül’de Küçükçiflikpark’ta: Biat değil, inat!

Saat 18.30’da kapıların açılacağı ve 20.00’de başlayacak etkinlikte, dinleyiciler için konser alanında çeşitli stantlar da kurulacak.

Çağrı metninde “Aydınlık günlerde inat edenler, el ele, ses sese, yürek yüreğe verip kara bulutları dağıtmakta kararlı olanlar KeçiFest’te bir araya geliyor. Güzel günlerin biatla değil inatla geleceğine inanıyorsan sen de inadını al, gel!” denilen festivalin biletleri Mobilet üzerinden satın alınabiliyor. Standart konser biletlerinin yanında dayanışma amaçlı destek biletleri de yer alıyor.

Kadıgil’den çağrı: Gücümüzü hırsızlardan değil, senden alacağız

Festivalin duyurusunu paylaşan TİP milletvekili Sera Kadıgil, konserin tüm gelirini Saray rejimine karşı seslerini daha gür duyurmak için kullanacaklarını söyledi.

Etkinlik tarihi: 4 Eylül Cumartesi
Etkinlik Alanı: KüçükÇiftlik Park
Kapı Açılış: 18.30
Konser başlama saati: 20.00
Bilet satışı: Mobilet
Tam Bilet – 107 TL
Destek Bileti 1 – 250 TL : Afiş hediye
Destek Bileti 2 – 500 TL : Afiş ve Bez çanta hediye
Destek Bileti 3 – 1000 TL : Afiş, Bez çanta, T-shirt ve Özel Anı Bileti hediye