Ana Sayfa Blog Sayfa 1293

Bitlis’te yangınlar dördüncü gününde: Yanacak bir şey kalmadı

Video Haber: Ruşen TAKVA

*

Bitlis‘e bağlı Buzlupınar mevkiinde dört gündür devam eden orman yangınlarına bugün ilk kez havadan müdahale edildi. Yangınlar, karadan müdahalesi mümkün olan bölgelerde söndürülürken, sarp ve dağlık alanlarda devam ediyor. Bölge sakinleri müdahalenin geç yapıldığını söylüyor.

Orman yangınlarının başladığı bölgedeki hava sıcaklığı, öğleden önce 39 derece. Hava sıcaklığı asfalt zemini eritmiş ve asfalt, ayakkabı tabanına yapışıyor.

Kendi kendine sönmek üzere

Yangınlar Buzlupınar mevkiinin kuzey yamacında başlamış ve ormanlık alanı tamamen yok etmiş. Köylerin ve yaşam alanlarının bulunduğu güney yamaçlarında şimdilik bir risk yok. Yetersiz müdahale sonucu yayılan yangın, her şeyi yaktığı için kendi kendine sönmek üzere.

Arazinin engebeli olmasından dolayı müdahalenin karadan veya insan gücüyle yapıldığı yangınlar yer yer söndürüldü. Ancak rüzgarın etkisiyle yangın yayılarak devam ediyor.

Havadan müdahale geç geldi

Bitlis Orman İşletme Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü, il ve ilçe belediyelerin itfaiye ekiplerinin, yangın bölgesindeki çalışmaları sürüyor.

Üçüncü gününde de devam eden orman yangınlarına bugün ilk kez bir helikopter aracılığıyla havadan müdahale edildi.

‘Söndürmeye çalışırken ben de yandım’

Yangının başladığı noktada işletme sahibi olan ve yangın söndürme çalışmalarına gönüllü olarak katılan Mahmut Barin, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi:

”Onlarca hayvan ve canlı yok oldu. Kimse bir şey yapamadı. Yangın başladığında ben, 30 çalışanımla beraber yangını söndürmek için alana gittik. Yangını söndürürken ben de yanmaya başladım, arkadaşlarım beni söndürdü.”

‘Gece söndürülen yer sabah yeniden yandı’

Yangın başladığı andan itibaren yangını kendi imkanları ile söndürmeye çalışan işletme çalışanları, “Artık gücümüz yetmedi ve yangın aldı başını gitti. Eğer o gün itfaiyenin suyu yeterli olsaydı ve havadan müdahale edilseydi biz o yangını söndürürdük” ifadelerini kullandı.

Ancak şimdi söndürülemeyen yangının tüm bölgeyi etkisi altına aldığını belirten çalışanlar “Ertesi gün yangının yeniden başladığını bildirmek için aradığımız Orman İl Müdürlüğü artık telefonlarımıza cevap vermedi. Bizim de gücümüz yetmedi” dedi.

Konya’daki katliama ilişkin yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunuldu

Konya’nın Meram ilçesindeki Hasanköy Mahallesi‘nde yaşayan ve ırkçı bir saldırı sonucunda Dedeoğulları ailesinden yedi kişinin yaşamını yitirdiği olay hakkında açıklama yapan ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu duyurdu.

30 Temmuz günü gerçekleşen ırkçı saldırıda saldırganlar Kürt ailenin evini basmış, evde bulunan yedi kişiyi öldürdükten sonra evi ateşe verip kaçmıştı.

İhbar üzerine gelen itfaiye ekibi evde çıkan yangını söndürmüştü. Polis ise ev içerisinde silahla vurularak öldürülmüş Yaşar Dedeoğlu, Barış Dedeoğlu, Serpil Dedeoğlu, Serap Dedeoğlu, İpek Dedeoğlu, Metin Dedeoğlu ve Sibel Dedeoğlu‘nun cesetlerini bulmuştu.

Daha önce de saldırıya uğramışlardı

Dedeoğulları ailesi daha önce 12 Mayıs’ta yaklaşık 60 kişilik ırkçı bir grubun saldırısına uğramıştı. “Biz ülkücüyüz, sizi burada yaşatmayacağız” tehditlerinin yapıldığı saldırıda dördü kadın yedi aile üyesi ağır yaralanmıştı.

Ancak saldırının ardından olayla ilgili yedi kişi tutuklanmış, beş kişi daha sonradan tahliye edilmişti.

‘Tüm sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz’

Avukat Abdurrahman Karabulut, yaptığı paylaşımda “Konya’daki katliam ile ilgili,’Yaşam hakkının ihlali’ gerekçesi ile, kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi ve görevi kötüye kullanma suçu işlediklerinden, hakim ve savcılar için HSK’ya, il emniyet müdürlüğü ve polisler hakkında ise savcılığa suç duyurusunda bulunduk” bilgisini paylaştı.

Karabulut, yaptığı açıklamanın devamında “Dedeoğulları ailesinin savunma grubu avukatları olarak bundan sonraki süreçte de tüm sorumluların cezalandırılması için gerekli tüm başvuruları yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ida kasırgası: Sele teslim olan New York’ta olağanüstü hal ilan edildi

ABD’de etkili olan Ida kasırgası ülkenin doğusuna ilerleyişini sürdürüyor. Kasırga, New York ve New Jersey‘de de şiddetli sağanak ve fırtınaya yol açtı. New York metrosu ile Newark Havalimanı sele teslim oldu. New York’ta olağanüstü hal ilan edildi.
Ülkeyi etkisi altına alan Louisiana eyaletinde büyük hasara yol açan kasırga yüzünden bu kez de ülkenin doğusu kuvvetli yağışların etkisi altına girdi. Saatteki hızı 241 kilometreye ulaşan İda kasırgası, ABD Ulusal Hava ve Meteoroloji Hizmetleri tarafından, “Kategori 4: Son derece tehlikeli büyük kasırga” olarak nitelendirildi.

Amerikan medyası New York ve çevresinde en az dokuz kişinin öldüğünü duyurdu ancak ölümlerin doğrudan selle bağlantılı olup olmadığı bilinmiyor. Ölenlerin Queens ve Brooklyn’den olduğu, yaşlarının 2-66 arasında değiştiği bilgisi verildi.

Bir saatte 8 santim yağmur

New York Central Park‘ta bir saat içinde 3,15 inç (8 cm) yağmur kaydettiği bildirilirken, polis insanları yollardan uzak durmaya çağırdı. Kentin  itfaiyesi ise şehrin dört bir yanından gelen çağrılara yanıt verdiğini açıkladı.

Şehrin metrosu kapanırken birçok tren seferi ile  New York ve New Jersey’den uçuşlar askıya alındı.

New York Valisi Kathy Hochul , sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada  vatandaşlara “Lütfen yollardan uzak durun ve gereksiz seyahatlerden kaçının” çağrısında bulundu. “Bu geceki fırtınadan etkilenen New Yorklulara yardım etmek için olağanüstü hal ilan ediyorum” dedi.

New York Belediye Başkanı Bill de Blasio, rekor kıran yağış, acımasız sel ve yollardaki tehlikeli koşullar altında kentin tarihi bir hava olayıyla karşı karşıya olduğunu  belirtti, herkesin caddelerden uzak durmasını istedi.

New Jersey’de bir ölü

Acil durum ilan edilen New Jersey‘de de en az bir kişi boğularak öldü,  yerel belediye başkanı, “Eyaletteki Mullica Hill’de bir hortum da en az dokuz evi yerle bir etti” açıklaması yaptı.

Polis, Kearny’de bir posta binasının çatısının çöktüğünü ve o sırada içeride insanların bulunduğunu açıkladı.

Kasırganın ilk vurduğu yer olan Lousiana’da neredeyse 1 milyona yakın ev halen elektriksiz durumda, New Orleans’da ise gece sokağa çıkma yasağı sürüyor.

İklim krizinin etkisi

Aşırı yağış, fırtına ve kasırga gibi meteorolojik olayların sık, yoğun ve çok etkili olması, iklim krizinin bir etkisi. Atmosferdeki sera gazı artışı nedeniyle ısınan gezegende, her geçen yıl bu tür olayların sayısı da sıklığı da artıyor.

Son 50 yılda meteorolojik afetlerin sayısının beş kat arttığını açıklayan Dünya Meteoroloji Örgütü, 1970-2019 yıllarında iki milyon insanın öldüğü 11 binden fazla meteorolojik afet yaşandığını belirtti. Örgüt, yeni yayınladığı raporunda afetlerin iklim değişikliği yüzünden artacağı uyarısını yaptı.

Yargıtay binası açılışı: Diyanet İşleri Başkanı’nın duasına Yargıtay Başkanı cübbesiyle eşlik etti

Yargıtay Yeni Hizmet Binası, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın katıldığı törenle açıldı. Törende Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş dua ederken, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca da üstünde cübbesi varken duaya eşlik etti.

Törende Diyanet İşleri Ali Erbaş, kurdele kesiminden önce dua etti ve fatiha okuttu. Ali Erbaş, duasında yeni Yargıtay binasını “muhteşem” diye överken, Yargıtayımızın muhteşem binasının açılışında ellerimizi sana açtık, bu muhteşem eseri milletimiz için hayırlı eyle Allah’ım” dedi.

Duaya, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca da üstünde cübbesiyle katıldı.

 Yeni yargı paketi için kolları sıvadıklarını belirten Erdoğan ise yaptığı konuşmada, “Devletin dini adalettir. Eğer bir devlette adalet yoksa onun hangi sistemle yönetildiğinin önemi kalmaz” diye konuştu. 

Görüntüler sosyal medyada tepki topladı.

 

https://twitter.com/eminagaoglu/status/1433110255161028616

https://twitter.com/csnaber/status/1433161417134325761

Barolar: Yeni adli yılı kutlamıyoruz

Barolar tarafından yapılan açıklamalarda ise “Yeni adli yılı kutlamıyoruz” denildi, yargıdaki sorunlara dikkat çekildi.

Savunma temsilcileri için her günün ayrı bir mücadele içinde geçtiğini söyleyen Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, “Adil yargılanma hakkının yok sayıldığı, savunma makamının yargı sisteminin dışına çıkartılmaya çalışıldığı, avukatların mesleklerini icra ettikleri her ortamda sistematik olarak şiddete uğradığı, öldürüldüğü; müvekkilleri ile özdeşleştirilerek yargılandıkları, ifade ve iletişim özgürlüğünün kağıt üzerinde kaldığı adaletin tecelli edeceğine olan inancın adli makamlara değil de sosyal medyada kalabalıklara ulaşabilme umuduna havale edildiği ülkemizde yeni adli yılı kutlayamıyoruz” diye konuştu.

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Her yıl ağırlaşan mesleki sorunlarımıza, kısıtlanan alanlarımıza, sınırlanan yetkilerimize rağmen, bütün yargı gerçekliğini bilsek de yaşatacağız umudumuzu” derken, Antalya Barosu’ndan yapılan açıklamada ise Türkiye’de ‘Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, demokrasi ve özgürlüklerin boğulduğu’ belirtildi.

Yeni adli yıldan beklentimiz ‘hayırlı’ olması değildir

Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG) tarafından yapılan açıklamada da “Yeni adli yıldan beklentimiz ‘hayırlı olması’ değildir” denildi. Adalet Bakanlığı binasının yıkılması yerine de çocuk parkı yapılması istenen açıklamada, şunlar dile getirildi: “Birileri için içi boş ezber hamasi nutukların tekrarı olan adli açılışı yıl biz Çağdaş Avukatlar için demokrasi, adalet, hukuk devleti, özgürlük, laiklik, barış ve avukatın saygınlığının ve savunmanın savunulması mücadelesinin araçlarından yalnızca birisidir.”

Diyarbakır Barosu, kentteki adliyenin önünde adli yılın başlangıcı için basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Yargı bağımsızlığı başta olmak üzere adil yargılanma hakkı gibi hukukun temel ve evrensel kuralları adeta yok sayılıyor” denildi.

Mikis Theodorakis yaşamını yitirdi

Dünyaca ünlü Yunanistanlı besteci, söz yazarı ve siyasetçi Mikis Theodorakis 96 yaşında yaşamını yitirdi.

Sağlık sorunları nedeniyle son yıllarda birçok kez hastaneye kaldırılan usta müzisyen, en son 2019 yılında kalp pili için ameliyat olmuştu.

Binin üzerinde esere imza attı

29 Temmuz 1925’te Sakız Adası‘nda, Giritli avukat bir baba ve İzmir Çeşmeli bir annenin oğlu olarak dünyaya gelmişti.

Binin üzerinde eseri olan sanatçı, Zorba (1964), Z (1969) ve Serpico (1973) filmleri için bestelediği müzikleriyle birçok nesilin hafızalarına kazınmıştı.

Ballad of Mauthausen

Yunan halk müziği ve senfoni orkestrasını bir araya getirmeyi başaran Theodorakis’in yazdığı “Ballad of Mauthausen” olarak bilinen “Mauthausen Üçlemesi” en önemli eserlerindendi.

Bu eser, “Nazi soykırımı hakkında yazılmış en güzel eser” olarak nitelendiriliyordu.

 

Birçok kez esir düştü

Henüz 17 yaşındayken İtalya‘nın Yunanistan’a savaş açmasıyla birlikte direniş hareketine katıldı. Esir düşüp serbest bırakıldı. Yunanistan’ın Naziler tarafından işgal edilmesiyle birlikte yeniden direnişçilerin saflarına katıldı.
Tekrar esir düşen Theodorakis, yoğun işkencelere maruz kaldı ve ölüm cezasına çarptırıldı. Kurşuna dizildi ancak tesadüf eseri kurtuldu.

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra başlayan Yunan iç savaşı boyunca (1946-1952 arası) yine birçok kez hapse girip çıktı ve bu dönemin sonunda ülkeden sürgün edildi.

Şarkıları yasaklandı

1961 yılında Yunanistan’a döndü ve kurduğu Lambrakis Gençlik Örgütü’nün başkanlığına seçildi. Kısa bir süre sonra da Pire‘den milletvekili seçilerek parlamentoya girdi.

1967 Albaylar darbesinin hemen ertesi günü Theodorakis’e yönelik ciddi bir baskı kampanyası başlatıldı. Albaylar Cuntası 13 nolu ordu kararnamesiyle Mikis Theodorakis’in müziklerinin çalınmasını ve dinlenmesini yasakladı.

Yeraltına çekilen Theodorakis, Yurtsever Cephe‘yi kurarak cunta rejimine karşı mücadelesini sürdürdü. Yakalandı, cezaevine konuldu, ardından Oropo toplama kampına götürüldü. Dünya çapında sürdürülen bir dayanışma kampanyası sayesinde cezası sürgüne çevrildi ve böylece 1970 yılında kamptan alınıp sürgüne gönderildi.

Sürgünde de Albaylar Cuntası’na karşı mücadele etti, dünya çapında çıktığı turnelerde bin kadar konser vererek ülkesindeki baskı rejimini teşhir etti. Albayların iktidardan düşmesinden sonra zafer kazanmış olarak yeniden Yunanistan’a döndü.

Türkiye-Yunanistan barışı için çalıştı

1974 yılında tekrar milletvekili seçilerek meclise girdi. Zülfü Livaneli ve diğer dostlarıyla birlikte 1986 yılında Türk-Yunan Dostluk Derneği’ni kurdu; aynı dönemde İstanbul’da verdiği konserler büyük ilgi topladı. Türkiye ile Yunanistan arasında barış sağlanması ve ilişkilerin normalleşmesi için çalıştı.

1981-1990 yılları arasında Yunanistan Komünist Partisi’nden (KKE) milletvekilliği yaptı.

1989’da merkez sağdaki Yeni Demokrasi Partisi‘nin içinde bağımsız bir aday olarak bir süre çalıştı ve koalisyon kurulması için çaba harcadı.

1990’da yeniden parlamentoya seçildi, Constantine Mitsotakis yönetimindeki ülkede Hükümet Bakanı oldu. Bu süreçte uyuşturucu ile mücadele çalışmaları yürütürken kültür, eğitim ve Yunanistan-Türkiye arasındaki ilişkileri iyileştirmek için de çalıştı.

Theodorakis, Lenin Barış Ödülü‘nün de sahibiydi. 2000 yılında Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi.

WWF: Petrol sızıntısı Akdeniz’de yaşamı tehdit ediyor

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Türkiye, Suriye‘deki bir elektrik santralinden kaynaklanan ve Akdeniz’e yayılan petrol sızıntısının kıyı ekosistemleri ve çevre ülkelerde yaşayan topluluklar üzerinde yol açacağı olumsuz etkilere dikkat çeken bir açıklama yayınladı.

WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli, petrol kirliliğinin yayılmasının önüne geçilmesi için Barselona Sözleşmesi’ne taraf ülkeler arasında teknik işbirliği çağrısında bulundu.

Bölgede bu yıl yaşanan ikinci büyük sızıntı

Açıklamada olayın, bölgedeki kıyı ekosistemleri üzerinde doğrudan ve uzun vadeli etkiler yaratabileceğine dikkat çekildi. Suriye kaynaklı sızıntı, Şubat ayında İsrail’de bir yük gemisinden kaynaklanan olayın ardından bölgede bu yıl meydana gelen ikinci büyük petrol sızıntısı.

800 kilometrekareye yayıldığı bildirilen petrol, Kıbrıs ve Türkiye kıyı şeridini de tehdit ediyor. Sızıntı, bölgedeki deniz-kıyı ekosistemleri ve biyoçeşitliliği üzerinde yıkıcı etki yapma riski taşıyor.

Ayrıca geçimini turizm, balıkçılık gibi Akdeniz’in sağladığı kaynaklarla sürdüren topluluklar ve işletmeler için de ciddi riskler oluşturuyor.

15 bin ton yakıt

Yerel haber kaynaklarına göre, Baniyas Santrali’ndeki bir tankta meydana gelen patlama çok miktarda yakıtın denize karışmasına neden olurken Suriye devlet haber ajansı SANA’ya göre, sızıntı yapan tank 15 bin ton yakıtla doluydu.

Yaşanan kaza, Akdeniz havzasında fosil yakıt çıkarma ve işlemenin taşıdığı büyük riskleri gözler önüne seriyor. Yarı kapalı yapısından dolayı Akdeniz havzasında petrol gibi kirleticiler dağılamıyor ve bu durum kıyı ekosistemleri ve çevre ülkelerde yaşayan topluluklar üzerinde uzun vadede olumsuz etkiler doğuracak.

Pasinli: Doğu Akdeniz kıyıları için tehdit

WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli konuyla ilgili bir yorum yaparak Suriye’den yayılan petrol sızıntısının etkileyebileceği yerler arasında Doğu Akdeniz kıyılarımızın da yer aldığına dikkat çekti:

Mersin, Adana ve Hatay kıyılarımız Akdeniz Havzası’nda tehlike altındaki yeşil deniz kaplumbağasının (Chelonia mydas) en yoğun yuvalama alanları ve Ekim ayına kadar yavru çıkışları devam ediyor. İskenderun Körfezi balıkçılık açısından önemli bir bölgemiz ve petrol kirliliği bu bölgede çalışan balıkçılarımız için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Doğu Akdeniz kıyılarımızdaki kıyı ve deniz koruma alanlarımız için de petrol kirliliği ciddi bir tehdit.”

‘Ülkeler arası işbirliği şart’

Petrol kirliliğinin yayılmasının önüne geçilmesi için Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Barselona Sözleşmesi’ne (Akdeniz’in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunması Sözleşmesi) taraf ülkeler arasında teknik işbirliğinin harekete geçirilmesinin acil önem taşıdığına dikkat çeken Pasinli şunları söyledi:

“Bu tür kazaları önlemek için, Açık Deniz Protokolü, Kara Tabanlı Kaynaklar Protokolü, Önleme ve Acil Durum Protokolü dahil tüm sözleşme protokollerini onaylayıp etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak için gerekli adımları atmalıyız.”

Teksas’ta ülkenin en ağır kürtaj yasağı yürürlüğe girdi

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Teksas eyaletinde uzun süredir tartışmalar yaratan kürtaj yasağı yürürlüğe girdi.

Ülkenin en katı yasağı olarak nitelendirilen yasayla birlikte pek çok kişinin hamile olduğunu bilmediği hamileliğin altıncı haftasından itibaren kürtaj yasak olacak.

Ülkedeki en ağır yasak

Herhangi bir vatandaş kürtaj yaptıran hamile kişinin yanı sıra bu sürece yardım eden ve yasayı ihlal eden kişilere dava açabilecek.

Karar, 1973’te kürtajı yasallaştıran Roe v. Wade davasında alınan emsal kararla birlikte kürtajın yasallaşmasından bu yana kürtaja karşı yürürlüğe sokulmuş en ağır yasak.

Görsel: CNN. Kaynak: Guttmacher Institute

Yüksek Mahkeme engellemedi

Eyalet yasası Cumhuriyetçi Greg Abbott tarafından imzalanmıştı. Yasanın 30 Ağustos’ta federal mahkemede görüşülmesi planlanırken çoğunlukla muhafazakarların bulunduğu 5’inci Temyiz Mahkemesi, duruşmayı iptal etmiş, konu Yüksek Mahkeme’ye taşınmıştı.

Donald Trump’ın atamalarıyla dokuz hakimden altısı muhafazakardan oluşan Yüksek Mahkeme ise yasayı engellemek için gündeme getirilen acil durum talebini beşe karşı dört oyla reddetti.

ABD Başkanı Joe Biden ve eski başkan adayı Hillary Clinton, Yüksek Mahkeme’nin yasayı en azından geçici olarak engellemesini gerektiğini savundu. Biden, yasanın anayasal hakları ihlal ettiğini söyledi.

Tek istisna tıbbi acil durum

Teksas yasalarına göre hamileliğin altıncı haftasından yani bebeğin kalp atışının duyulmaya başladığı andan itibaren kürtaj yasak olacak. “Tıbbi acil durumlar” için istisna sunulan yasada, tecavüz ve ensest gibi durumlar için istisna sağlanmıyor.

CNN’in aktardığına göre yasaya karşı çıkan kürtaj klinikleri yasanın” Teksas’ta kürtaj erişimini anında ve çok ciddi bir şekilde azaltacağını” ve kürtajlarda en az “yüzde 85 düşüş yaşanacağını” belirterek karşı çıkıyorlardı.

Yüksek Mahkeme’nin gündeme alması istenilen bir başka eyalet çaplı kürtaj yasağı da Mississippi’nin eylül ayında yürürlüğe sokacağı kürtaj yasağı. Bu yasa da hamileliğin 15. haftasından sonra kürtajı yasaklıyor.

Kuşadası’ndaki araziler Cumhurbaşkanı kararıyla imara açıldı

Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayınlanan karar ile özelleştirme kapsamına alınan Kuşadası‘ndaki dört parseldeki 37 dönüm arazinin satış öncesi imar planı değiştirildi.

Kararla birlikte Davutlar’daki “Fundalık Ve Zeytin Deliceliği” olan toplam dört parselin imarı, “Ticaret,-Turizm-Konut Alanı, Sağlık Tesis Alanı”na çevrildi.

İmar planı değişikliği onaylandı

Bu çerçevede Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği onaylandı.

Marmaris, Alaçatı, Fethiye, Mersin ve Alanya’da 31 taşınmaz da dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’yla özelleştirme kapsamına alınmıştı.

Oyuncu ve seslendirme sanatçısı Nusret Çetinel yaşamını yitirdi

Uzun süredir kanser tedavisi gören ünlü oyuncu ve seslendirme sanatçısı Nusret Çetinel, 69 yaşında yaşamını yitirdi.

Ölüm haberine paylaşan Oyuncular Sendikası “Meslektaşımız Nusret Çetinel hayatını kaybetti. Çok üzgünüz. Tüm sevenlerine sabır diliyoruz. Başımız sağ olsun” ifadelerini kullandı.

Nusret Çetinel hayatı

Nusret Çetinel, 26 Ocak 1952 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu. Konservatuvara girdiği yıldan itibaren özel ve devlet tiyatrolarında oynadı.

2011 yılında Devlet Tiyatroları’ndan emekli oldu. 1976’dan itibaren TRT televizyonunda dublaj sanatçısı olarak çalıştı. Nusret Çetinel’in rol aldığı diziler ve filmler şu şekilde:

2019 – Aşk Ağlatır (Hikmet) (TV Dizisi)
2018 – Kardeşim İçin Der’a (Şeyh Ahmet) (Sinema Filmi)
2018 – İstanbullu Gelin (Kuyumcu) (TV Dizisi)
2017 – İsimsizler (Yunus Ağa) (TV Dizisi)
2017 – Rafadan Tayfa Dehliz Macerası (Sinema Filmi)
2016 – Sevda Kuşun Kanadında (Mehmet) (TV Dizisi)
2015 – Rafadan Tayfa (TV Dizisi)
2015 – Küçük Prens (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2015 – Git Başımdan (Reyhan’ın Babası) (Sinema Filmi)
2014 – Patron Mutlu Son İstiyor (İzzet) (Sinema Filmi)
2014 – Düşler ve Umutlar (TV Dizisi)
2012 – Cehennem Melekleri 2 (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2011 – İzmir Çetesi (Kazım) (TV Dizisi)
2011 – İnsan Aldandı (Ekrem Bircan) (TV Dizisi)
2011 – Seni Bana Yazmışlar (Muhteşem) (TV Dizisi)
2011 – Muhteşem Yüzyıl (Lala Kasım Paşa) (TV Dizisi)
2011 – Bir Ömür Yetmez (TV Dizisi)
2011 – Öyle Bir Geçer Zaman ki (TV Dizisi)
2010 – Tek Türkiye (Reşit Ağa) (TV Dizisi)
2010 – Samanyolu (Namık Baba) (TV Dizisi)
2010 – Hür Adam (Mahkeme Reisi) (Sinema Filmi)
2010 – Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi (Yalçın) (TV Dizisi)
2008 – İyilik Kervanı (Okul Müdürü) (TV Dizisi)
2008-2014 – Unutma Beni (TV Dizisi)
2008 – Son Ağa (Erdal) (TV Dizisi)
2008 – Bizim Evin Halleri (Şadan) (TV Dizisi)
2007 – Çılgın Motorcular (Peter Fonda Seslendirmesi) Sinema Filmi)
2007 – Nazlı Yarim (TV Dizisi)
2007 – Hakkını Helal Et (Komise Asım) (TV Dizisi)
2006 – Yeşeren Düşler (Haşmet) (TV Dizisi)
2006 – Yağmurdan Sonra (Mithat) (TV Dizisi)
2004-2007 – Büyük Buluşma (Hamdi) (TV Dizisi)
2002 – Yıldız Savaşları: Bölüm 2 (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2002 – Sırlar Dünyası / Sır Kapısı (TV Dizisi)
2000 – Bizim Evin Halleri (Şadan Ulusoy) (TV Dizisi)
1998 – Eyvah Babam (Savcı) (TV Dizisi)
1997 – Eltiler (TV Dizisi)
1993 – Cezalandırıcı (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1990 – Jetgiller (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1987 – Tanrının Zırhı (Ken Boyle Seslendirmesi) (Sinema Filmi)
1985 – Police Story (Bill Tung Seslendirmesi) (Sinema Filmi)
1984 – Polis Akademisi (Donovan Scott Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1976 – Pembe Panterin Dönüşü (Peter Arne Seslendirmesi) (Sinema Filmi)

 

Bingöl dört gündür yanıyor: Havadan ve karadan müdahale yetersiz

Haber: Fırat Bulut

*

Bingöl’ün Xolxol (Yayladere) ilçesine bağlı Conag (Sarıtosun) köyünde 29 Ağustos tarihinde çıkan ve erken müdahale edilemediği için ormanlık alana yayılan yangın yeniden hız kazandı.

Yarı ormanlık alana sıçrayan yangına gönüllüler ve bölge halkının müdahalesi devam ediyor. Yangına müdahale çalışmalarına Orman Genel Müdürlüğü’ne ait iki helikopter, 6 arazöz, 3 ilk müdahale aracı ve Yayladere Belediyesi‘ne ait 2 itfaiye aracı da katıldı.

Söndürülen arazi yeniden alev aldı

Ancak Conag köylüleri helikopterin müdahale için geç kaldığını ve kısa süreli müdahalenin ardından gerekli soğutma çalışmaları yapılmadığı için bölgenin yeniden alevlere teslim olduğunu söyledi. Bölgedeki rüzgar ve sarp arazi de yangına müdaheleyi zorlaştıran etkenlerden.

Yangına destek çalışmalarına Adana Büyükşehir Belediyesi ile Elazığ’a bağlı Karakoçan Belediyesi de katkı sunuyor. Ancak AKP yönetimindeki Bingöl Belediyesi‘nin herhangi bir ekip göndermemesi tepkilere neden oldu.

Soysal: ‘Su yok’ denilerek müdahale edilmiyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) il yönetimi ve meclis üyeleri de incelemeden bulunmak ve söndürme çalışmalarına destek olmak için bölgeyi ziyaret etti.

HDP İl Başkanı Hasan Soysal, yaptığı açıklamada yangın söndürme çalışmalarına dair izlenimlerini aktardı. Yangın bölgesinde yolda bekleyen itfaiye ve iş makineleri olduğunu ancak müdahale etmediklerini aktaran Soysal, “Alevler hızlanmamışken neden müdahale etmiyorsunuz?” diye sorduklarını ve “suyumuz yok” yanıtını aldıklarını söyledi.

Ancak alevler bölgeyi ziyaret eden HDP ekibini sarınca suyla müdahalenin başladığını aktaran Soysal, ekibin yangının yerleşim yerlerine sıçradığında müdahale ettiğini ancak ormanlık alandaki yangına müdahalede “gönülsüz” olduğunu belirtti. Bu durum hakkında tutanak tutuklarını belirten Soysal, “Konuyu Meclis gündemine de taşıdık” ifadelerini kullandı.

‘Dozer var, operatör yok’

Öte yandan Orman Genel Müdürlüğü’nden yangınla mücadele için dozer gönderildiğini aktaran Soysal, dozerin operatörünün gönderilmediğini ifade etti.

Soysal, operatörün araçla birlikte gönderilmemesi üzerine Yayladere’den operatör getirildiğini sözlerine ekledi.

Yangın devam ediyor

Dün gece Telpan bölgesi ormanlık alanda yeniden başlayan yangın Göçedağ köyü ve ilçe merkezine doğru ilerlemeye başlaması üzerine öğlen saatlerinde bölgeye bir helikopter ve iş makinaları gönderilerek yangının önü kesildi.

Yerleşim yerlerine yakın kısımlarda önü alınan yangının yarı ormanlık alanda devam ettiği öğrenildi.

Söndürülen bölgelerde de yeniden çıkan yangın sebebiyle Conak köyündeki orman tamamen yok olurken, Deştîl Yaylası, Çiyayê Rut (Çıplak Tepe), ve Hasrek mezrası arasındaki alan ise tamamen tutuşmuş durumda.