Ana Sayfa Blog Sayfa 1282

Orhan Kemal Emek Ödülü Sevin Okyay ve Ertunç Şenkay’ın oldu

28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali‘nde Orhan Kemal Emek Ödülleri‘ne yazar-çevirmen Sevin Okyay ile görüntü yönetmeni Ertunç Şenkay layık görüldü.

Sevin Okyay ve Ertunç Şenkay ödüllerini 13 Eylül’de festivalin açılış programında alacak.

‘Emek ödülü zaten güzel bir ödül’

BirGün’de yer alan habere göre, Sevin Okyay ödülle ilgili şu açıklamalarda bulundu:

Emek ödülü zaten güzel bir ödül. Orhan Kemal emek ödülü olunca daha da güzelleşiyor. Ama 1990 yılında Ankara Film Festivali’nde gönüllü bir ODTÜ öğrencisi olarak tanıdığım ve festival arkadaşlığımız hep devam eden Uluslararası Altın Koza Film Festivali direktörü Prof. Dr. Kadir Beyoğlu’nun yokluğu sevincimin içinde bir kara nokta oldu. Adı hep festivalle birlikte anılacak.”

Festival 13-19 Eylül’de

Adana Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği festival, 13-19 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Festivalde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, Uluslararası Kısa Film Yarışması, Ulusal Öğrenci Kısa Film Yarışması ve Adana Kısa Film Yarışması olmak üzere dört kategori bulunuyor. Altın Koza Ödülleri, 18 Eylül’de düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda jüri başkanlığını oyuncu Tilbe Saran yürütecekken, oyuncu Güven Kıraç, müzisyen Feridun Düzağaç, yönetmen Kıvanç Sezer, görüntü yönetmeni Meryem Yavuz, yazar Seray Şahiner ve yazar Şenay Aydemir de jüride yer alacak.

Erkekler ağustosta en az 34 kadını öldürdü

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği Erkek Şiddeti Çetelesi‘ne göre erkekler Ağustos 2021’de en az 34 kadını ve altı çocuğu öldürdü. 22 kadının ölümü ise basına şüpheli olarak yansıdı.

Bir kadını öldüren kişi polisti. Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Afganistanlı biri de Ezidiydi. Bir kadını öldüren erkek “çocuk yaştaydı”. Öldürülen kadınların ismi ise şu şekilde:

“Atiye P., Aysel Akkale, Azime Ö., Azra Gülendam Haytaoğlu, Bahar T., Baran Hasan Rasho, Cennet G., E.G., Ebru Y., Elif Saltık, Emel Göçer, Esra Hankulu, Fatma İnan, Gönül Y., Gülcan Kılıç, Gülizar Kılıç, Gülten D., Hacer A., Hanife M., Hatice A., Hediye T., Kadriye Akdeniz, Kübra Ö., Nazlı M., Necla Koçyiğit, Pakize M., Rahime Y. , Sema Nur S., Senem B., Sude Akarsu, Sultan Duran, Ulviye Aba, Yasemin Ö. ve Zekiye Hossini.”

Failler tanıdık

Erkeklerin 24 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı. Erkekler, üç kadını “kıskandığı”, bir kadını “çok konuştuğu”, iki kadını “fındık toplamaya gitmeye zorladığı”, bir kadını “sigara içme dediği” bir kadını “kızını erken yaşta evlendirmek istemediği”, bir kadını “başka bir kadınla daha evlenmesine izin vermediği”, bir kadını da “ayrılmak istediği” için öldürdü.

16 kadını kocası, sevgilisi, eski kocası öldürdü. Dokuz kadını; babası, oğlu gibi yakın akrabası 11 erkek, üç kadını arkadaşı, dört kadını damadı/eski damadı öldürdü. İki kadını öldüren erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, 29 kadını ev içinde, beş kadını ormanlık alan, park gibi ev dışı alanlarda öldürdü. Erkekler, 20 kadını ateşli silahlarla, yedi kadını kesici aletle, üç kadını da boğarak öldürdü. Erkeklerin dört kadını nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Fotoğraf: Şehlem Kaçar/csgorselarsiv.org

Sadece 20 fail tutuklandı

Kadınları öldüren 32 fail erkek vardı. Sadece 20 erkek tutuklandı. Fail erkeklerden beşi intihar etti.

Üç fail gözaltına alındı. Bir fail hakkında yasal işlem başlatıldı. Üç fail gözaltından serbest bırakıldı.

Erkekler en az altı çocuğu öldürdü

Ağustos’ta erkekler en az altı çocuğu öldürdü. Geçen yıl aynı ayda da bu sayı dörttü. İstanbul, Kocaeli, Edirne ve Van’da erkekler en az dört çocuğu darp etti.

Bir çocuğu arkadaşı, dört çocuğu babası, bir çocuğu da akrabası öldürdü. Çocukları öldüren beş fail vardı. Sadece üçü tutuklandı. Bir fail gözaltına alındı, bir failin hukuki süreci basına “yasal işlem başlatıldı” olarak yansıdı.

Avrupa kıtasının en sıcak yazı bu yıl yaşandı

Avrupa Birliği‘ne bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin analizlerine göre, Avrupa’da temmuz ve ağustos aylarında ortalama hava sıcaklığı 1991-2020 ortalamasından yaklaşık 1 derece daha yüksek ölçüldü.

Veriler, bu yaz sıcaklığın daha önce en sıcak yazların kaydedildiği 2010 ve 2018’den 0,1 derece daha yüksek ölçüldüğünü gösterdi.

Ağustos, en sıcak üçüncü ay oldu

Ayrıca, bu yılın ağustos ayı, 2017’nin ağustos ayıyla birlikte en sıcak üçüncü ay olarak kaydedildi. AA’nın aktardığına göre bu yıl ağustos ayı, 1991-2020 ortalamasından 0,3 derece daha sıcak geçti.

Daha önce yapılan açıklamada ise bu yılın temmuz ayının geçtiğimiz temmuz ayıyla birlikte küresel olarak kaydedilen en sıcak üçüncü temmuz olduğu belirtilmişti.

Akdeniz’de rekor seviyeye ulaştı

Avrupa kıtası genelinde sıcaklığın değişkenlik gösterdiği, hava sıcaklığının Akdeniz’de rekor seviyeye ulaşırken kıtanın kuzeyinde ortalamanın altında kaldığı belirtildi. Kıtanın doğusunda da sıcaklık bu yaz ortalamanın üzerinde seyretti.

Copernicus İklim Değişikliği Servisinin verileri karada ölçülen hava sıcaklıklarını gösteriyor. Servis, iklim ortalamalarını hesaplarken Dünya Meteoroloji Örgütünün tavsiyesine uyarak son 30 yıllık dönemi dikkate alıyor.

Taliban, geçici hükümeti açıkladı: Başbakan BM terör listesindeki Hasan Akhund oldu

Afganistan‘da yönetimi ele geçiren Taliban tarafından kurulan geçici hükümette kimlerin yer alacağı açıklandı.

Açıklanan isimlere göre, Afganistan’ın Başbakanı BM terör listesinde yer alan Hasan Akhund olacak.

‘Küresel terörist’ içişleri bakanı oldu

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, başkent Kabil‘de düzenlediği basın toplantısında geçici hükümette yer alacak isimleri duyurdu. Buna göre, başbakanlık için ismi en fazla geçen Molla Abdul Gani Birader başbakan yardımcısı olarak görev yapacak. Molla Birader, Taliban’ın iki numaralı ismi olarak kabul ediliyor.

İçişleri Bakanlığı’na ise Siraceddin Hakkani getirildi. Hakkani, Afganistan’ın Sovyet işgali altında olduğu dönemde ABD tarafından desteklenen Hakkani Grubu‘nun kurucusu Celaleddin Hakkani‘nin oğlu ve FBI tarafından küresel bir terörist olarak kabul edilen bir isim. FBI’ın en çok arananlar listesinde yer alan Hakkani’nin başına 5 milyon dolar ödül konmuştu.

2008’de Kabil’in lüks otellerinden birine yapılan baskın ve dönemin Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai‘ye yönelik suikast girişimi ve Hindistan’ın Kabil elçiliğine yapılan bombalı saldırılar, Hakkani’ye yöneltilen suçların bazılarını oluşturuyor.

Kabinenin geçici olduğuna vurgu yapıldı

Savunma Bakanlığı’na Taliban’ın askeri operasyonlarını yöneten Molla Muhammed Yakup getirildi. Molla Yakup, Taliban’ın kurucusu Molla Ömer‘in oğlu.

Dışişleri Bakanlığı görevine de Emir Han Muttaki getirildi.

Taliban sözcüsü Mücahid, Taliban lideri Hibetullah Ahunzade‘nin emir olarak görevine devam edeceğini açıkladı.

Mücahid, geçici hükümette yer alan isimlerin görevlerini vekaleten yürüteceğini, daha sonra kabinede yeniden reformlar yapılabileceğini belirtti ve “Bu kabine daimi değil ve kabinenin kapsayıcı olması için çabalar sürüyor” dedi.

Hükümetin bazı kurumlarına henüz görevlendirmeler yapılmadığının da altını çizen Taliban sözcüsü, bu kurumlara ülkenin farklı bölgelerinden isimlerin görevlendirilmesinin yapılabileceğini, hükümette ayrıca bir konseyin de olacağını kaydetti.

İstanbul’da suya yüzde 15,62 zam

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi 1. Başkanvekili Zeynel Abidin Okul‘un başkanlığında yapılan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi‘nin (İSKİ) 2. Olağanüstü Genel Kurulu‘nda İstanbul’da suya zam teklifi gündeme geldi.

İBB Meclisi’nde oy birliğiyle 15,62 zam yapılması kabul edildi.

Yüzde 39’luk zam teklifi revize edildi

İSKİ Genel Müdürü Raif Mermutlu, İstanbul’un alt yapısının nüfus artışına paralel olarak devam ettiğini, eski tesisatın yenilenmesi, akaryakıt ve ithal ekipman ile şehir dışındaki barajlardan alınan suyun maliyetinin artması gibi giderlerden dolayı suya yüzde 39’luk zam yapılması gerektiğini ifade etti.

AK Parti Meclis Üyesi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mehmet Selim Bilmen de 2021 yılı su satış ve kullanılmış suları uzaklaştırma bedeli için teklif edilen yüzde 39’luk zammı kabul etmeyerek, verilen teklif yerine yüzde 15,62’lik revize teklif sundu.

CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı, İSKİ’nin teknik çalışmaları sonucunda yüzde 39’luk zam teklifinin belirlendiğini, bu oranın altındaki tekliflerin kurumu zarar uğratmak olduğunu savunsa da revize teklif oy birliğiyle kabul edildi ve suya 15,62 zam yapıldı.

Akbelen’deki bilirkişi incelemesinde hakim avukatlara ‘ruh hastası’ diyerek hakaret etti

Muğla İkizköy’de yer alan ve termik santrale yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için yok edilmek istenen Akbelen Ormanı’nın kesim izninin iptali için açılan dava kapsamında yapılan bilirkişi heyeti incelemesi sırasında Murat Yüksel isimli hakim, davacı avukatlara hakaret etti.

Bugün 13.00’da başlayan bilirkişi heyeti incelemesi hakimin davacı avukatlar dışında keşfe kimseyi almak istememesi nedeniyle gergin başlamıştı. İtirazlar sonucunda maden alanı içindeki inceleme noktasına Muğla, İzmir ve Adana Barolarından gözlemci avukatlar dahil olabilmişti.

Hakimden avukata hakaret

İkizköy Çevre Komitesi’nin aktardığı bilgilere göre Avukat Arif Ali Cangı heyeti köyü, madeni, ormanı ve zeytinlikleri hep birlikte görebilecekleri yaklaşık 10 metre ötedeki bir noktaya götürmek istedi.

Hakim “gerek yok” deyince Avukat Cangı, “Buraya kadar gelinmiş, neden birkaç adım daha atmıyorsunuz” diyerek tek başına seyir noktasına yürüdü. Hakim de arkasından “ruh hastası” diyerek avukata hakaret etti.

‘Reddi hakim başvurusunda bulunuldu’

Yaşanan bu olayın üzerine davacı İkizköy avukatları Arif Ali Cangı ve İsmail Hakkı Atal ile Adana Barosu’ndan Şiar Rişvanoğlu reddi hakim başvurusu yaptı.

Yapılan başvuruda hakimin davacı avukatlara karşı olumsuz tutumunun keşif süresince devam ettiği, avukatların beyanlarını kestiği ve ‘şov yapmayın’ gibi beyanlarda bulunduğu belirtildi.

Avukat İsmail Hakkı Atal yaptığı açıklamada “İtirazı keşif tutanağına da koyarak keşfi kabul etmediğimizi beyan edip, keşfin yenilenmesi talebinde bulunduk” ifadelerini kullandı.

CHP, Miraç Miroğlu’nun ölümünün araştırılması için başvuru yaptı

Şırnak’ın İdil ilçesinde yaşayan yedi yaşındaki Mihraç Miroğlu‘nun zırhlı araç çarpması sonucu hayatını kaybetmesi CHP tarafından Meclis gündemine taşındı.

CHP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları İncele Komisyonu üyeleri Mahmut Tanal, Servet Ünsal ve İrfan Kaplan, yedi yaşındaki çocuğun öldürülmesine ilişkin araştırma yapılması için İnsan Hakları Komisyon Başkanlığı’na başvuruda bulundu.

Mihraç Miroğlu’nu ezen ve ölümüne neden olan polis, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı.

‘Hiçbir hak yaşam hakkın üzerinde olamaz’

CHP’nin İnsan Hakları Komisyonu Üyeleri, komisyon başkanlığına yaptıkları başvuruda, cezasızlığa dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:

Mihraç Miroğlu’nun evinin bulunduğu sokakta meydana gelen olayla ilgili zırhlı araçların sokak arasında sürat yaptığı, trafik kurallarına riayet etmediği, keyfi hareket ettikleri gibi iddialar söz konusudur. Söz konusu olayda etkin soruşturma yapılmaması nedeniyle cezasızlık söz konusudur, hiçbir hak yaşam hakkının üzerinde olamaz, olmamalıdır.”

‘Mahallinde tespit yapılmalı’

CHP’li Milletvekilleri, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi‘nin hazırladığı rapora referans vererek son 10 yıl içinde zırhlı araçların karıştığı 63 kazada, 16’sı çocuk, altısı kadın olmak üzere toplam 36 kişinin öldüğünü, 85 kişinin de yaralandığını hatırlattı ve şunları kaydetti:

Bu sayılar da göstermektedir ki zırhlı araçların karıştığı, ölüm ve yaralanma ile sonuçlanan vakalar ilk değildir. Mihraç Miroğlu’nun ölümü ile ilgili sorumluların tespit edilip acılı ailenin ve bölge halkının iddialarının yerinde incelenmesi ve araştırılması, ilgili hususlarının tespiti ve hak ihlallerinin kayıt altına alınması için İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tarafından mahallinde tespit yapılarak gereğinin yapılmasını talep ederim.”

Ne olmuştu?

3 Eylül’de Şırnak’ın İdil ilçesi Turgut Özal Mahallesi’nde görgü tanıklarının ifadesine göre, yüksek hızda seyreden zırhlı polis aracı, sokakta bisiklet süren yedi yaşındaki Mihraç Miroğlu’na çarptı. Miroğlu, İdil Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Mihraç Miroğlu’nun babası Salih Miroğlu, olaydan sonra Şırnak Valisi Ali Hamza Pehlivan’ın İdil Devlet Hastanesi’ne geldiğini ve zırhlı aracın yavaş gittiğini iddia ettiğini söyledi.

Miroğlu, Valinin sözlerine “Eğer o araç yavaş gitseydi, benim çocuğumun terliği dama uçmazdı ve 11 metre fırlamazdı. Bisikleti dört parçaya ayrılmıştı. Eğer dedikleri gibi çocuğa yandan çarpsaydı, yere düşerdi ve çocuk fırlamaz, terliği de dama kadar uçmazdı” diyerek tepki gösterdi.

Yedi yaşındaki çocuğun ölümüne neden olan zırhlı araç sürücüsü polis, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Savcı, çocuğunu yitiren Miroğlu’nun ifadesine ise henüz başvurmadı.

Misk ördekleri sesleri ve konuşmaları taklit edebiliyormuş

Philosophical Transactions of the Royal Society B isimli araştırma dergisinin son sayısında yayımlanan çalışma kapsamında incelenen hayvanlarından biri, başkent Canberra’nın güneybatısındaki Tidbinbilla Doğa Koruma Alanı‘nda yaşayan Ripper isimli ördek.

Bilim insanları, Ripper’ın midilli homurdanması, kapı çarpması, insan öksürmesi ve muhtemelen eski bir bakıcısının favorisi sözünü olan ‘salağın önde gideni’ (You bloody fool) sözünü de taklit edebildiğini belirledi.

Çalışmada ördeğin çıkardığı diğer seslere de yer verilirken, kayıtların 19 ve 26 Temmuz 1987’de, ördek yaklaşık dört yaşındayken yapıldığı belirtildi.

Bilim insanları ayrıca, İngiltere’de yetiştirilen erkek bir misk ördeğinin de iki yaşındayken bakıcısının karakteristik öksürüğünü taklit ettiğini gözlemlediklerini bildirdi.

“Bu sesler daha önce kaydedildi ancak hiçbir zaman ayrıntılı olarak analiz edilmedi ve vokal öğrenme araştırmacıları tarafından şimdiye kadar fark edilmedi” denilen araştırmada, “Diğer bireylerden öğrenilerek ses taklit eden sınırlı sayıda hayvan olduğunu biliyoruz. Çalışmamızda, ördeklerin de bu gruba dahil olduğunu kanıtladık” ifadeleri yer aldı.

Irak’ta mahsur kalan 28 işçi soruyor: ‘Bize neden kimse sahip çıkmıyor?’

Irak’ın Kut şehrinde sözleşme imzaladıkları Al-Kawani isimli firma tarafından üç aylık ücretlerine el konulan ve geçtiğimiz gün gözaltına alınan 28 Türkiyeli işçinin bekleyişleri devam ediyor.

24 Nisan tarihinden itibaren Irak Adalet Bakanlığı‘nın cezaevi inşaatında çalışan işçiler toplamda 150 bin dolarlık ücretlerini alamamış ve Kut şehrinde mahsur kalmışlardı. Şirket tarafından da tehdit edilen işçilerin Türkiye Başkonsolosluğu’ndan yardım talepleri sonuçsuz kalmıştı.

‘Üst üste gözaltına alındık’

Gözaltına alınma anlarını Yeşil Gazete‘ye anlatan Hüseyin Demir, “Silahlı askerler bulunduğumuz yere geldi ve bizi pikapların arkasına bindirdi. 28 kişi iki pikabın arkasında bir de ufak araçla üst üste bir yere götürüldük” dedi.

Götürüldükleri yerde ifadelerinin alındığını belirten Demir, “Hepimize tek tek ‘Haklarınızdan vazgeçiyor musunuz?’ diye soruldu. ‘Hayır’ dedik, şikayette bulunduk. Mahkemeye çıkacağımızı söylediler. Bizi gözaltında tutuyorlardı, buradaki Iraklı bir arkadaşımızın kefaletiyle çıkabildik” ifadelerini kullandı.

‘Türkiye devletinin sahip çıkmaması ağırıma gidiyor’

Şu anda şantiyede kaldıklarını belirten Hüseyin Demir, “Kendi kendime sorup duruyorum. Biz neden buradaki birinin kefaletiyle çıktık da konsolosluk bu konuda bir şey yapmadı? Allah onlardan razı olsun, az önce de Iraklı bir vatandaş domates ve biber getirdi. Ancak Türkiye devletinin bize sahip çıkmaması ağırıma gidiyor” dedi.

Şantiyede de zor koşullarda yaşadıklarını dile getiren Demir, “Durumumuz içler acısı. Sahipsiz bırakıldık. Ateş üzerinde yumurta pişiriyoruz. İçecek suyumuz yok” ifadelerini kullandı.

‘Can güvenliğimiz yok’

150 bin dolarlık alacakları olduğunu belirten Demir, “Artık paradan da vazgeçmişim. Burada can güvenliğimiz olmadığını söylüyoruz. En azından bizim Türkiye’ye gitmemiz için bize biraz borç para verip, ‘döndüğünüzde bu parayı şu hesaba yatırın’ diyebilirlerdi. Konsolosluğu arıyorum ki en azından bize avukat verin diye. Oradan da bir sonuç çıkmadı” dedi.

Hüseyin Demir şu andaki ilk isteğinin arkadaşlarının ve kendisinin sağ salim eve gittiğini görebilmek olduğunu söyledi.

Demir, son olarak “HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları’na teşekkür ediyorum. Bizi doğrudan arayıp durumumuzu sordu. Eğer bizim bilmediğimiz bir şekilde arka planda bizim için bir şey yapıyorlarsa kimsenin günahını almayayım ama bizim şu anda hem can güvenliğimiz yok hem de zor durumdayız” ifadelerine yer verdi.

Fransa Yargıtayı: Çimento devi Lafarge’ın Suriye’de ‘insanlık suçuna iştirak’ iddiası yeniden incelensin

Fransa’nın en yüksek mahkemesi, Lafarge’a yönelik suçlamaları reddeden alt mahkeme kararı geri çevirerek, sulh hakimlerinin iddiaları yeniden incelemesi gerektiğini duyurdu.

Sputnik‘in aktardığına göre, Yargıtay’ın kararı, Suriye’nin kuzeyindeki çimento fabrikasını çalışır durumda tutmak için IŞİD dahil cihatçı örgütlere milyonlarca euro ödemekle suçlanan Lafarge için ağır darbe anlamına geliyor. Artık İsviçre’de kayıtlı Holcim‘in bir parçası olan Lafarge, kendi iç soruşturmasının ardından, Suriye’deki yan kuruluşunun savaşın parçaladığı ülkede 2011’den sonra faaliyetlerini sürdürmek için cihatçı silahlı gruplara ödeme yaptığını itiraf etmişti. Ancak çimento devi, Fransız sulh hakimleri tarafından yürütülen soruşturmada yöneltilen insanlığa karşı suça ortak olmak gibi ithamları reddetti.

‘Terör örgütünü finanse etmek’ten dava açılabilir

Alt mahkemenin 2019’da Lafarge’ın insanlığa karşı suçlara iştirak ettiği ithamını düşürmesini görüşen Fransız Yargıtayı, mahkemenin kararını yeniden gözden geçirmesi gerektiğine hükmetti. Yargıtay kararında ‘bir kişi veya firmanın aktif olarak yer almasa bile, bu suçlara göz yumarak suç ortağı olabileceği’ belirtildi.

Sulh hakimlerinin Lafarge hakkındaki suçlamaların düşürülmesi talebini yeniden incelemesi sonucunda, suça iştirak suçlaması iade edilebilir. Lafarge’ın terör örgütünü finanse etmek ve AB ambargosunu ihlal etmek suçlamalarından da incelendiği soruşturma, dava açılmasıyla da sonuçlanabilir.

Sabıkası kabarık

Daha önce IŞİD’in elinden kurtulan bir grup Ezidi kadın da IŞİD’e parasal destek sağladığı suçlamasıyla Lafarge firmasına dava açmıştı. 2016’da da Le Monde ve haftalık Canard Enchainé gazeteleri, dünyanın bir numaralı çimento üreticisi olan grubun Suriye Celabiyye’deki fabrikasının faaliyete devam etmesi için IŞİD’e haraç verdiğini ve dolaylı biçimde IŞİD’in ürettiği petrolü satın aldığını ortaya çıkarmıştı.

Lafarge çalışanların hayatlarının tehlikeye atıldığı iddiasıyla yaptıkları şikayet üzerine şirketin yönetim kurulu iç soruşturma başlatmış;  2017 başında, 2008’den kapandığı 2014’e dek Celabiyye’deki fabrikanın müdürlüğünü yapmış kişi, grubun genel güvenlik sorumlusu ve genel müdür yardımcısının gözaltına alınmasıyla yargının soruşturma süreci başlamıştı.

2007’den beri dev grubun CEO’su olan Bruno Lafont, soruşturma kapsamına alınması sonrası, Lafarge’ı satın alan İsviçreli Holcim’in baskısı sonucu 2015’te istifa etmek zorunda kalmıştı. Onun yerine atanan eski insan kaynakları yöneticisi Eric Olsen de Nisan 2017’de istifa etti.

Celabiyye’deki fabrikanın müdürü, sorguda, IŞİD’e ayda 20 bin dolar ödeme yaptıklarını, IŞİD’e ödenenin haracın üretim kapasitesinin yüzde iki buçuğuna denk geldiğini, bu miktar için üretimin durdurulmayacağını anlatmıştı.