Ana Sayfa Blog Sayfa 1283

‘Hangi erkeklik?’ sorusunu sordurtmaya aday belgesel Kekre, seyirci buluşmaya hazırlanıyor

“Hangi Erkeklik?” sorusunu sordurtmaya aday, eleştirel erkeklik konulu belgesel olan Kekre, 10. Pembe Hayat Kuirfest’te seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor.

Yedi kişiyle yapılan görüşmelerden oluşan 23 dakikalık kısa belgesel filmde, belgeselde yer almayan kısımların da dahil olduğu, bütün görüşmelerin yazılı olarak yer aldığı bir belgesel kitabı da gösterimle birlikte dağıtılacak.

Yedi karakterin erkeklik inşası

Kaos GL‘den Yıldız Tar‘ın haberine göre, kısa belgesel filmin yönetmeni Umut Derin Eroğlan filmiyle ilgili “Eleştirel erkeklik kapsamında bir belgesel Kekre. Erkek dediğimiz şeyin tek bir inşadan olmadığı, kendi içinde farklı temsillerin, hiyerarşik konumlamaların, avantajlı ve dezavantajlı konumların olduğunu göstermek istedim bu filmle” ifadelerini kullandı.

Filmde yedi karakter üzerinden erkeklik inşası anlatılırken, konuşanlar arasında trans erkekler, eşcinsel erkekler, eşcinsel trans erkekler, göçmen erkekler, engelli erkekler ve zorunlu erkekliğe maruz bırakılan non-binary bir kişi var.

‘Belgeselin motivasyonu pandemiye denk geliyor’

Belgeselin koronavirüs pandemisi dönemine denk geldiğini söyleyen Eroğlan, çekimlerin sokağa çıkma yasaklarının olduğu dönemde güçlükle yapıldığını kaydetti. Eroğlan, belgeselle ilgili şunları da söyledi:

Motivasyonu da pandemiye denk geliyor. Üretememe, söz söyleyememe hali farklı biçimlerde derdimize çare aramaya itti. Belgesel çekerek derdimi anlatabilmek benim için yeni bir yöntem. Pandemideki sıkışmış hallerle birlikte mücadele biçimlerimizi, derdimizi anlatma biçimlerimizi değiştirme meyvelerinden bir tanesi. Bağımsız iş yapma konusunda örgütlü lubunyalar olarak çok şey.”

Akbelen Ormanı’nı savunanlar bilirkişi heyetini pankartlarla karşıladı

Muğla İkizköy’de yer alan ve termik santrale yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için yok edilmek istenen Akbelen Ormanı’nın kesim izninin iptali için açılan davada mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyetinin incelemesi bugün gerçekleşti.

Ormanlarının YK Enerji tarafından kesilmesini engellemek için  aylardır nöbet tutan İkizköylüler ve onlara destek olmak için alana giden doğaseverler bilirkişi heyetini pankartlarla karşıladı.

Milas-Ören Karayolu kenarında döviz ve pankartlarla bilirkişiyi karşılayan yurttaşlar “Akbelen OrmanınıVermeyeceğiz” sloganı attılar.

Hakim gözlemci avukatların girişini engelledi

Yüzlerce yurttaşın hazır bulunduğu Akbelen Ormanı girişi davacı KARDOK avukatları Arif Ali Cangı ve İsmail Hakkı Atal‘ın bir gün önce mahkemenin naip üyesi ile belirledikleri buluşma noktası idi. Ancak, bilirkişi aracı bu noktada durmadan hızla uzaklaştı. Uzun süre davacı avukatları heyete telefonla da ulaşamadı.

Yaklaşık yarım saat sonra davacı avukatları İkizköy Işıkdere mevkiinde heyeti bulup keşfe katılabildi. Hakim uzun süre davacı avukatları dışında kimseyi keşfe dahil etmedi. İtirazların ardından maden alanı içindeki inceleme noktasına Muğla, İzmir ve Adana Barolarından gözlemci avukatlar dahil olabildi.

Davacı KARDOK Derneği’nin yönetim kurulu üyeleri ve mahkemeye daha önceden davacı tarafın uzman olarak sunduğu kişiler ise maden sahası nizamiyesinde bekletildi.

Nöbet forum eşliğinde sürüyor

İkizköy Çevre Komitesi tarafından yapılan açıklamada keşif sırasında bunlar yaşanırken bölge halkının ve doğaseverlerin ise nöbeti sürdürdükleri belirtildi.

Açıklamada “İkizköylüleri desteklemek için Akbelen Ormanı’na gelen yüzlerce kişi ve yöre halkı nöbet alanında forum yapıyor. Akbelen mücadelesinin ve orman-maden-enerji politikalarının tartışıldığı forum sloganlar ve türküler eşliğinde sürüyor” ifadeleri kullanıldı.

Neler yaşandı?

Akbelen Ormanı yaklaşık iki yıldır Orman Genel Müdürlüğü tarafından kesilmek isteniyor. 2019 yılındaki ilk girişimde idare tarafından alanın endüstriyel plantasyon olduğu söylenmiş; ancak İkizköylülerin ısrarlı eylemleri sonucu, orman kesim programından çıkarılmıştı.

Bu yıl başlatılan kesim çalışmalarının dayanağı olarak ise Kasım 2020 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı tarafından bizzat imzalanmış ve 740 dönümlük ormanlık alanda YK Enerji’ye kömür madeni işletme izni veren bir karar olduğu ortaya çıkmıştı. YK Enerji’ye tahsis kararının iptal edilmesi için Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ne dava açıldı.

Mahkemenin atadığı bilirkişi heyeti inceleme tarihi ilk etapta 30 Temmuz olarak belirlenmişti. Ancak İkizköylülerin içerisinde halk sağlığı uzmanı, hidrojeolog, ziraat mühendisi, biyolog, iklim değişikliği uzmanı gibi kişilerin yer aldığı daha geniş bir bilirkişi heyeti talep etmesi üzerine bilirkişi keşfi iptal edildi. Yeni tarih ise 7 Eylül olarak belirlendi.

 

Barbaros Şansal’a sosyal medya paylaşımı nedeniyle üç ay 22 gün hapis cezası

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın şikayeti üzerine 2017 yılındaki bir sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini alenen aşağılama” suçlamasıyla yargılanan modacı Barbaros Şansal hakkında karar verildi.

Şansal, TCK 301. maddesi uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı.

İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Barbaros Şansal katılmadı. Şansal’ın avukatı Efkan Bolaç bilirkişi raporunun eksik ve yanlış olduğunu belirterek, “Müvekkilimin sözü olan kelime hakaret olarak alınmıştır. Müvekkilim söylemiş olduğu sözler olsa olsa ağır bir eleştiridir. Kesinlikle hakaret içeren sözler değildir. Beraatini aksi takdirde lehine hükümlerin uygulanmasını isteriz” dedi.

Erdoğan’ın avukatı Ela Ezgi Yelmen ise beyanında şikayetlerinin devam ettiğini belirterek, “Bilirkişi raporuna katılıyoruz. Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

‘TC hükümetini alenen aşağılamak’tan

Kararını açıklayan mahkeme, Barbaros Şansal’ın “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini alenen aşağılama” suçunu işlediğini sabit görerek 3 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı. Heyet, sanık Şansal’ın adli sicil kaydına göre mahkumiyeti olduğundan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verdi. Adli sicil kaydında üç aydan fazla hapis cezasını gerektirir mahkumiyeti olduğundan erteleme de yapılmadı. Ayrıca Şansal hakkında TCK 50. maddesi uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gibi cezaevine girmesini engelleyecek şekildeki yaptırımların uygulanmamasına da karar verildi.

Kararda Şansal’ın, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi‘nde mahkum olduğu ve bunun 7 Kasım 2017 tarihinde kesinleştiği belirtilerek tekrarlayan suç işlediği için cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına da hükmedildi. Şansal’ın bu karara istinafta itiraz etme hakkı bulunuyor.

İddianamede iki yıl hapsi isteniyordu

İddianamede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vekili tarafından verilen dilekçede, sanık Barboros Şansal’ın müvekkilin kişilik haklarına saldırı kastıyla şeref, haysiyet ve onuruna yönelik hakaret, saldırı ve iftira da bulunduğundan şikayetçi olunması üzerine soruşturma başlatıldığı belirtilmişti. Şansal hakkında açılan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini alenen aşağılama” suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.

Şansal, daha önce yılbaşı gecesi paylaştığı bir videodaki sözleri nedeniyle İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi‘nde yargılanarak “Türkiye Milletini ve Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağılama” suçundan 6 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılmış ve bu cezası ertelenmişti.

Yağ fiyatlarındaki aşırı artış Meclis gündeminde

TBMM Başkanlık Divanı Üyesi ve CHP Adıyaman Milletvekili Avukat Abdurrahman Tutdere, yağ fiyatlarındaki fiyat artışını ve fahiş fiyat uygulayan firmaları Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye verdiği soru önergesiyle meclis gündemine taşıdı.

Soru önergesine cevap veren Tarım ve Orman Bakanlığı ise soru önergesinde yer alan birçok soruyu yanıtsız bırakırken yağ fiyatlarına fahiş fiyat uygulayan firmaları açıklamak istemedi.

Verdiği soru önergesindeki soruları hatırlatan CHP’li Vekil, “Türkiye’de 3 milyon tonluk ayçiçeği kullanımı varken ayçiçeği üretiminin neden 1.5 milyon ton seviyesinde kaldığını; 2000 ila 2020 yılları arasında yapılan ayçiçeği ithalat oranlarını; yağ fiyatlarının düşürülmesi için atılacak adımların neler olduğunu; yağ fiyatlarında fahiş fiyat uygulayan firmalara cezai yaptırım uygulanıp uygulanmadığı gibi soruları Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye verdiğimiz soru önergesiyle sorduk” dedi.

‘Yağ fiyatları arttı, Bakanlık izledi’

Yağ fiyatlarındaki artış ve fahiş fiyat uygulayan firmalara ilişkin Milletvekili Tutdere’nin soru önergesine cevap veren fakat soruların birçoğunu yanıtsız bırakan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Üreticiler tarafından bir sonraki yıl ekimi yapacakları ürünün tercihinde ağırlıklı olarak piyasalardaki fiyat oluşumu öne çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

Soru önergesine verilen cevap hakkında değerlendirmelerde bulunan Milletvekili Tutdere, “Tarım Bakanlığı üreticileri üretime teşvik eden, planlı üretim modelini hayata geçirerek üretimi canlandıran politikalar ortaya koymak yerine; üreticileri plansızlığa iten, üretime küstüren ve ithalata dayalı savruk politikalar ortaya koyarak üreticileri üretimden koparmaktadır. Ayçiçeği, pamuktan sonra en çok ekim alanına sahip tarım bitkisidir. Fakat resmi verileri incelediğimizde ayçiçeği ithalatının zaman içerisinde büyük artış izlediğini görmekteyiz. Tarım Bakanlığı soru önergemize verdiği cevapta görevini yapmadığını, fahiş fiyat artışlarını sadece izlediğini açıkça itiraf etmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı yağ fiyatlarında yaşanan artış karşısında görevini yerine getirmemiş, yaşanan fiyat artışlarını sadece izlemekle yetinmiş. Verilen cevapta, cezai işlem uygulanan firmalar açıklanmadığına göre fahiş fiyat uygulayan hiçbir firmaya da ceza yazılmadığı anlaşılmaktadır. İktidarın savruk tarım politikalarının etiketlere olumsuz yansıması yurttaşlarımızın cebini yakmakta, mutfakların bereketini kaçırmaktadır.” dedi.

‘Üretim teşvik edilmiyor’

Yağ fiyatlarında yaşanan artış konusunda Tarım Bakanlığı’nın eyleme geçmemesine tepki gösteren Milletvekili Tutdere, “Temel gıda ürünü sayılan ve mutfakların vazgeçilmez ürünü olan ayçiçek yağında yaşanan büyük artış yurttaşlarımızın cebini yakıyor. Bakanlıktan gelen cevapta da görüyoruz ki bakanlık yağ fiyatlarındaki yaşanan artışı sadece izlemiş” dedi.

Fiyat artışı konusunda atılacak adımların dahi belirlenmediğini ifade eden CHP’li vekil, “Yaşanan bu durum tarımsal geleceğimiz açısından korkutucu ve düşündürücüdür. Tarım Bakanlığı üretime teşvik eden politikalar geliştirmiyor, ortaya koyduğu politikalar Türk tarımının sırtına hançer saplıyor” yorumunu yaptı.

Vietnam’da sekiz kişiye Covid bulaştıran kişiye beş yıl hapis cezası

Dünya genelinde 4.5 milyonu aşkın insanın hayatını kaybetmesine yol açan koronavirüs salgınına karşı ülkeler aşı kampanyalarının yanı sıra salgının hızını yavaşlatabilmek için bazı kısıtlamaları da yeniden devreye sokuyor.

Bunun son örneğinin yaşandığı Vietnam’da 28 yaşındaki Le Van Tri, Ho Chi Minh City’den Ca Mau’ya dönüşte 21 günlük zorunlu karantina kurallarını ihlal etti. Tri, sekiz kişiye virüs bulaştırırken, bu kişilerden biri hastanede gördüğü bir aylık tedaviye rağmen hayatını kaybetti.

Guardian‘ın aktardığına göre, hakkında dava açılan Tri, ‘tehlikle bulaşıcı hastalıkları yayma’ suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Ca Mau’da görülen davada suçlu bulunan Tri’ye beş yıl hapis cezası verildi.

Sıkı kontrol ve denetim 

Ülkede, virüsle mücadele amacıyla sıkı sınır kontrolleri, toplu testler, karantina ve temaslı kişilerin yakından izlemesi gibi yöntemler uygulanıyor.

Salgın başından bu yana 536 bin vaka görülen Vietnam’da 13 bin 385 kişi hayatını kaybetti.

Nesli tükenme riski taşıyanlar için ‘kırmızı liste’ güncellendi: Köpek balığı, vatoz, komodo ejderi, abanoz, gül ağacı

Azalan türleri koruma amaçlı küresel bir konferansta açıklanan ve Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nce (IUCN) hazırlanan yeni bir kırmızı listeye göre dünyadaki köpek balıkları ve ‘Manta Ray’ vatozlarının popülasyonları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Listeye yeni giren komodo ejderi de özellikle yükselen deniz seviyeleri ve dünya üzerinde yaşadıkları tek yer olan Endonezya habitatındaki yükselen sıcaklık ve sular nedeniyle artık nesli tükenmekte olan canlılardan biri olarak belirlendi.

Yoğun ağaç kesimi nedeniyle de abanoz ve gül ağaçları da bu yıl ilk kez listeye alınan tehlike altındaki ağaçlar kategorisinde yer aldı.

IUCN’den yapılan açıklamaya göre, 2021’den itibaren dünyadaki köpek balıkları ve vatozların yaklaşık yüzde 37’sinin yok olmak üzere. Bu oran yedi yıl önce yüzde 33 düzeyindeydi. Listelenen türlerin tükenme riskindeki yükseliş eğilimi aşırı avlanma, habitat kaybı ve iklim değişikliği ile açıklanıyor. Okyanus köpek balığı popülasyonlarının 1970’den beri yüzde 71 azaldığı kaydedildi.

Manta Ray vatozu.
IUCN direktörü Bruno Oberle, Marsilya’da gazetecilere verdiği demeçte, “Ton balığı popülasyonlarının ve diğer bazı türlerin yeniden canlandırılmasındaki ilerleme, devletler ve diğer aktörler doğru önlemleri alırlarsa, iyileşmenin mümkün olduğunun bir göstergesidir” dedi. Bu kapsamda, getirilen balıkçılık kotalarının birçok orkinos türünde popülasyonun “iyileşme yoluna” girmesine neden olduğu belirtildi. 

138 bin türden 38 bini risk altında

IUCN Kırmızı Liste Birimi, her yıl yüzlerce türü yeniden değerlendiriyor. Grubun izini sürdüğü yaklaşık 138 bin tür içinde 38 bin’den fazlası yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Son zamanlarda yapılan araştırmalar, gezegenin ekosistemlerinin çoğunun küresel ısınma, ormansızlaşma, habitat bozulması, kirlilik ve diğer tehditler tarafından ciddi şekilde riske girdiğini gösteriyor.

Dünya çapındaki tüm yırtıcı kuş türlerinin yarısından fazlasının popülasyonu giderek azalıyor ve bunlar arasında 18 türün nesli ciddi şekilde tehlikede. Eriyen buzulların 2050 yılına kadar imparator penguen kolonilerinin yüzde 70’ini ve 2100 yılına kadar yüzde 98’ini tehlikeye atacağı tahmin ediliyor.

‘Kuraklık ve aşırı sıcakların etkisinden kaçınmak için yazlık bitkiler erken ekilebilir’

Trakya Üniversitesi (TÜ) Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı ve Bitki Islahı Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yalçın Kaya, iklim krizine bağlı kuraklığın tarım ürünlerindeki etkisine dair açıklama yaptı.

Yüksek sıcaklık ve kuraklığın tarımsal üretimi doğrudan etkilediğine dikkat çeken Kaya, AA’ya yaptığı açıklamada “Küresel ısınmanın etkilerini bu yıl çok yakından yaşadık. Yüksek sıcaklıkların ve kuraklık stresinin bitkiler üzerinde ne kadar etkili olduğunu gördük” dedi.

‘Ayçiçeği olumsuz etkilendi’

Geçen yıl yaşanan kuraklıktan buğdayın, bu yıl ise ayçiçeğinin olumsuz etkilendiğini anımsatan Kaya, “Bu küresel ısınmanın beklenen sonucu. Her şey güzel giderken yağmurlar birden kesiliyor. Tam ihtiyaç olduğu anda, bitkide stresin en çok yaşandığı, verimin en fazla belirginleşeceği dönemde yaşanan sıcaklar bitkinin içindeki suyu kavurup götürüyor. Bu sene hem yağ oranları hem verimler ayçiçeğinde düşük” dedi.

Bitki ıslahçıları olarak kuraklığa karşı dayanıklı genleri yerel çeşitlerle melezleyip stresten etkilenmeyen dayanıklı buğday, ayçiçeği ve benzeri bitki çeşitleri ortaya çıkarmak için çalıştıklarını anlatan Kaya, erken ekim yapılmasının kuraklığın etkisini azaltmada önemli rol oynadığını vurguladı.

‘Sıcaktan kaçınmak için erken ekim yapılmalı’

Yaz aylarındaki aşırı sıcaklardan kaçınmak için erken ekim yapılması önerisinde bulunan Kaya, şunları kaydetti:

“Mümkün mertebe bu sıcaklıklardan kaçmak için çiftçiler erken ekime yönelmeli. Çünkü bitkinin gelişim sürecinde süt olum devresinde yaşanan aşırı sıcaklık ve kuraklık olumsuz etki yapıyor. Süt olum devresinde yaşanan kuraklık gelişme dönemini kısaltıyor, yağ oranlarını, protein oranlarını düşürüyor ve verimi azaltıyor. Bu açıdan üreticiler yazlık ürünlerin ekimlerini olabildiği sürece erken yapmalı. Kışlık ürünlerde de yaz sıcaklıklarından korumak için ekimler geç yapılmalı. Bu açıdan küresel ısınmanın bu sonuçlarına gerek bilim adamları olarak gerekse üreticiler olarak hazır olmalıyız. Yeni ekim metotları geliştirip kuraklık stresinden daha az etkilenen çeşitleri tercih etmeliyiz. Kısacası tarlaya girilebilecek en erken dönemde yazlık ürünleri ekmemiz lazım. Çünkü süt olum devresinde yaşanan aşırı sıcaklar verimi yüzde 30-40 oranında aşağıya çekiyor ve olumsuz etkiliyor. O yüzden tarlaya girilebilen en erken dönemde ekim yaparak süt olum devresindeki aşırı sıcaklardan kaçmamız gerekli.”

Çorlu tren kazasının sekizinci duruşması: Savcı hakkında suç duyurusu yapıldı

25 kişinin yaşamını yitirdiği Çorlu tren katliamının sekizinci duruşması bugün görüldü.

Mahkeme, ailenin avukatlarından Can Atalay’ın savcı hakkında suç duyurusunda bulunulması talebinin Adalet Bakanlığı‘na bildirilmesine karar verdi.

Yeni keşif talebi

Davadan hemen önce aileler, avukatlar, siyasi partilerin temsilcileri, yurttaşlar davanın görüleceği Çorlu Halk Eğitim Merkezi‘ne yürüyüş yaptı. Adalet taleplerini dile getiren aileler, “Çorlu’nun hesabı sorulacak” sloganları attı.

Duruşma sırasında “Savcı Galip Yılmaz Özkurşun ile ilgili iki ihtimal var: Ya görevi kötüye kullanıyor ya da adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ediyor” ifadelerini kullanan Can Atalay, soruşturma savcısı hakkında görevi kötüye kullandığı ve adil yargılamayı etkilediği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

Mahkeme; tefrik edilen soruşturmaların akıbetinin ve son yapılan işlemlerin sorulmasına, yeni keşif talebi ve bir kısım TCDD yöneticilerinin tanık olarak dinlenilmesi taleplerinin soruşturma akıbetlerinin sorulmasından sonra yeniden değerlendirilmesine, Cumhuriyet Savcısı hakkında yapılan suç duyurusu talebinin Çorlu CBS Bakanlık Muharebe Bürosuna bildirilmesine, mevcut adli kontrollerin devamına ve bir sonraki duruşmanın 25 Şubat 2022 tarihinde yapılmasına karar verdi.

‘Katilleri karşımızda görmek istiyoruz’

Tren kazasını oğlunu kaybeden Mısra Öz, duruşması sonrası yaptığı açıklamada “Savcı altı aydır ne yapıyor?” diye sordu:

Savcı üç yıldır gerçek sorumluları yargı önüne getirmemek için bizlerin karşısında timsah gözyaşları dökerken, adaletin karşısında sus pus oturmayı tercih etti.

25 kişinin katillerini yargıda karşımızda görmek istiyoruz.

Benim çocuğum gitti. Ben her gün onsuz uyanıyorum. Savcı her gün çocuğuna sarılırken, adaletin üstünü örtmek isteyenler, bu üç kuruşluk adamları yargıya vermemek için biz evlatlarımızdan ayrı yaşıyoruz.

Acılarımızı ve yargıyı konuşalım dediğimiz noktada, yargı savcının elinde tıkanıp kalıyor. Savcı altı aydır ne yapıyor?”

Afganistan’da üniversitede sınıf perdeyle ikiye bölündü: Kadın ve erkek öğrenciler ayrıldı

Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) Afganistan‘dan çekilme kararının ardından kontrolün Taliban‘a geçmesi, kadınların ve kız çocuklarının hayatını etkilemeye devam ediyor.

Afganistan’ın başkenti Kabil‘de bulunan İbni Sina Üniversitesi’nde paylaşılan fotoğraflarda, kız ve erkek öğrencilerin birbirlerinden ayrı şekilde oturarak eğitim aldıkları görülürken, aralarındaki perde de dikkat çekti.

Kontrolün Taliban’a geçmesinin ardından, ülkedeki kadınlar sahip oldukları eğitim ve çalışma haklarının gasbedilmesinden endişeliler.

Birçok farklı ülkeden kadın, Afganistan’daki kadınların ve kız çocuklarının durumuna dikkat çekmek için dayanışma çağrısı yapmıştı. 

Afganistan’da da bazı kadınlar, haklarının ellerinden alınmaması için sokağa çıkmış ve Taliban’ı protesto etmişti.

1996-2001 yıllarında iktidar olan Taliban, bu süre zarfında kadınların çalışmasını ve kız öğrencilerin okula ve üniversiteye gidişlerini yasaklamıştı.

Günlük hayatınızdaki nesnelere hiç bu gözle baktınız mı?

Günlük hayatımızda kullandığımız nesnelere yalnızca işlevleri üzerinden anlam yüklemeye yatkınız. Halbuki farklı bir pencereden bakıldığında Kürt böreği karla kaplı dağlara, bulaşık teli kuş yuvasına, tırnak makası ise kuyruklu bir piyanoya dönüşebilir.

BARK THE PROJECT işte tam bu noktada devreye giriyor. Kullanılan figürler ve çizimler ile desteklenen eğlenceli senaryolarda nesnelere yaratıcı anlamlar yükleniyor.

Projenin mimarları evli bir çift: Ali Bark ve Elif Bark. Faruk Yılmaz isimli arkadaşları ise Instagram hesabı üzerinden yayınlanan fotoğrafların düzenlenmesinde yardımcı oluyor. Çiftin bir de henüz altı aylık olan bebeği var. O da şimdilik oyuncaklarıyla katkı sunuyor.

‘Mesleğim gereği iş aletlerine ilgim var’

Ali Bark uçak bakım teknisyeni, Elif Bark da rehber öğretmeni olarak çalışıyor. Hobi olarak böyle bir projeye başladıklarını belirten Ali Bark, fikrin ortaya çıkışını Yeşil Gazete’ye şu sözlerle anlattı:

“Mesleğim gereği iş aletlerine ilgim var. Bir gün elimde İngiliz anahtarı varken onu alien karakterine benzettim. Sonrasında da bu fikir hoşuma gitti ve diğer nesnelere de farklı gözle bakmaya başladım. Bakış açısı değiştikçe nesneler de kendiliğinden şekil değiştirmeye başlıyor zaten.”

‘Evin her tarafını karıştırıyoruz’

Fikirleri nasıl bulduğunu anlatan Ali Bark, “İlk başta denk geldikçe bir şeyler üretiyorduk. Şimdi evin her tarafını karıştırıyoruz. Şundan ne olur, bundan ne olur diye soruyoruz. Bazen de gündelik hayattan bir fikir buluyoruz. Örneği dağcılık nasıl gösterilir diye düşünüp Kürt böreği fikrini bulduk. Bazen de insanlar fotoğraf çekiyor ve bize gönderiyor. Kızımın oyuncaklarını da kullanıyoruz. Açıkçası bazen ona oyuncak bakarken bir bakıyorum kendim için figür bakmaya başlamışım” ifadelerini kullandı.

‘Pandemiyle birlikte daha aktif üretime geçtik’

İlk fotoğrafı yedi yıl önce paylaştıklarını belirten Ali Bark, uzun bir süre paylaşım yapmadıklarını ancak pandemiyle birlikte evde daha fazla vakit geçirmeye başladıklarında yeniden aktif üretim yapmaya geçtiklerini söyledi.

Elif Bark ise ilk çalışmalarında daha çok çizimlerle nesneleri bir araya getirdiklerini söyledi. Kendisinin de çizim aşamasında yardımcı olduğunu aktaran Bark, daha sonradan çizim yerine figürlerle kompozisyon oluşturmaya başladıklarını aktardı. İkisi de figürlerin şu anda insanlar tarafından daha fazla ilgi gördüğünü düşünüyor.

Nesne sanatının bir uzantısı

Çiftin hobi olarak yaptıkları başladıkları bu proje, literatürde “object art” dallarından biri olarak biliniyor. Bir başka deyişle nesne sanatının bir uzantısı. Japonya doğumlu Tatsuya Tanaka, bu akımın en bilinen isimlerinden ve milyonlarca takipçisi var.

Tanaka kendisini minyatür ve mitate sanatçısı olarak tanımlıyor. Japoncada ‘mitate’, bir nesnenin alışılmış olmayan bir şekilde algılanması, anlamını ve deneyimini yenilemek için bir nesneyi başka bir şeymiş gibi tasarlamak anlamına geliyor.

‘Figürlerin üretimine başlayacağız’

Pandemide yaptıkları projeyi daha ciddiye almaya başladıklarını belirten Elif Bark, “Devam ettirmek istiyoruz. Neden biz de Tanaka gibi bir sergi açmayalım ki? Her ne kadar yiyecekleri yemiş olsak da çizimlerin hepsini saklıyoruz” dedi.

Çift şu anda üretimlerini oturma odasında ayırdıkları bir çalışma masasında yapıyor. Ancak ilerleyen günlerde işleri daha da ileriye taşımak istiyorlar. Ali Bark bu amaçla yeni bir 3D yazıcı aldıklarını ve figürlerin üretimini de kendileri yapmaya başlayacaklarını söyledi.

BARK THE PROJECT tarafından hazırlanan yaratıcı kompozisyonların tamamına Instagram sayfası üzerinden ulaşmak mümkün.