Ana Sayfa Blog Sayfa 1281

Araştırma: İklim krizi kaynaklı ekonomik hasar tahmin edilenden altı kat daha fazla olabilir

Environmental Research Letters isimli bilimsel dergide yayınlanan bir incelemeye göre, iklim krizi kaynaklı ekonomik hasarın bu yüzyılın sonunda daha önce tahmin edilenden altı kat daha yüksek olabileceğini ortaya koydu.

İklim krizi kaynaklı ekonomik hasara ilişkin öngörüler, hükümetlerin sera gazı emisyonlarını azaltmanın nispi maliyetlerini ve faydalarını hesaplamalarına yardımcı oldukları için önemli olsa da yapılan bu inceleme, söz konusu öngörülerin dayandığı ekonomik modellerin önemli riskleri göz ardı edebileceğini ve bu nedenle ısınmanın olası maliyetlerini olduğundan daha az yansıtabileceğini gösterdi.

GSYİH düşebilir

Avrupa ve Amerikan üniversitelerinden bir araştırma ekibi tarafından hazırlanan makale, iklim krizine ilişkin ekonomik modellerde bilim insanlarının daha iyi anlamaya çalıştığı üç unsura odaklanıyor ve PAGE olarak bilinen önemli bir iklim ekonomisi modeli bu unsurları ele alacak şekilde güncellendiğinde, devam eden iklim değişikliğinin maliyetlerine ilişkin öngörülerin nasıl arttığını hesaplıyor.

Çoğu model sadece kısa vadeli hasarlara odaklanıyor ve kuraklık, yangın, sıcak hava dalgaları ve fırtınalar gibi aşırı hava olaylarının ve bunların sağlık, tasarruf ve işgücü verimliliği üzerindeki etkilerinin uzun vadeli ekonomik zarara neden olduğuna dair kanıtların çoğalmasına rağmen, iklim değişikliğinin ekonomik büyüme üzerinde kalıcı bir etkisi olmadığını varsayıyor.

İklim krizinin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri hesaba katıldığında, küresel GSYİH, 2100 yılına kadar ısınmanın etkilerinin görülmediği duruma kıyasla yüzde 37 daha düşük olabilir.

Çoğu tahmin tarafından hesaba katılmayan kalıcı zararlar görüldüğünde, GSYİH yüzde 6 daha düşük olacak ki bu da büyüme üzerindeki etkilerin iklim krizinin ekonomik maliyetlerini altı kat artırabileceği anlamına geliyor.

Temel değerler varsayılan değerlerden çok yüksek

Araştırmacılar, PAGE’i iklim biliminde son on yılda görülen gelişmeleri ve iklim krizinin yıllık ortalama sıcaklıkların değişkenliğine etkisini dikkate alacak şekilde güncellediler ve her ikisinde de iklim krizinin öngörülen maliyetini artırdığı görüldü.

Araştırmacılar, bu değişikliklerin sera gazı emisyonlarının neden olduğu ekonomik zararın bir ölçüsü olan karbonun sosyal maliyet üzerindeki etkisini hesapladı. Sonuç, sadece bir ton karbondioksit emisyonundan kaynaklanan ekonomik hasarın 3 bin doların üzerinde olabileceğini gösterdi. Bulgular büyük belirsizlikler gösterse de, temel değerler politika yapıcıların varsaydığı değerlerden çok daha yüksek.

‘Emisyonlar bir an önce azaltılmalı’

Araştırmanın yazarlarından University College London’dan Dr. Chris Brierley, iklimin ekonomik büyümeyi nasıl değiştirdiğinin daha iyi anlaşılması gerektiğini ifade etti:

İklim değişikliğinin uzun vadeli ekonomik büyüme üzerinde tam olarak ne kadar etkisi olacağını henüz bilmiyoruz, ancak çoğu ekonomik modelin varsaydığı gibi bu etkinin sıfır seviyesinde olması pek mümkün değil. İklim değişikliği, Kuzey Amerika’daki son sıcak hava dalgası ve Avrupa’daki seller gibi yıkıcı hava olaylarının görülme olasılığını oldukça arttırıyor. Ekonomilerin bu tür olaylardan sonra birkaç ay içinde toparlandığını varsaymayı bırakırsak, ısınmanın yol açtığı maliyetlerin belirtilenden çok daha yüksek olduğunu görebiliriz. İklimin ekonomik büyümeyi nasıl değiştirdiği daha iyi anlamamız gerekiyor, ancak uzun vadeli küçük etkiler bile, emisyonları bir an önce azaltmanın ne kadar önemli hale geldiğini gösteriyor.”

İklim değişikliğinin ekonomik zararlarının ne ölçüde devam ettiğine bağlı olarak (x ekseni), 2100 yılında ortalama küresel GSYİH (y ekseni). GSYİH değişim rakamları, iklim değişikliğinin olmadığı bir senaryoya göre küresel GSYİH’deki düşüşü göstermektedir.

‘Maliyetler katbekat artacak’

Uluslararası Uygulamalı Sistem Analizi Enstitüsü ve Imperial College London’dan Jarmo Kikstra ise, iklimin ekonomiler üzerindeki etkisine bakıldığında maliyetlerin gittikçe artabileceğinin görüldüğünü söyledi:

İklim değişikliğinin genel maliyetlerini hesaplamak çok zor, ancak giderek artan bilimsel kanıtlarla ekonomik tahminler iyileştiriliyor. Bu konudaki iklim bilimi son on yılda çok gelişti ve bilimsel tahminlerdeki bu iyileştirmelerden sonra bile maliyet-fayda tahminlerinin büyüklük sırası değişmiyor. Bir taraftan da iklim değişikliğinin gelecekte görülecek etkilerine ekonominin nasıl yanıt vereceği konusunda giderek artan bir belirsizlik söz konusu. İklimin ekonomiler üzerindeki kalıcı etkisine daha yakından bakarsak maliyetlerin katbekat artabileceğini görüyoruz. Ne kadar artacağı ise iklim eylemimizin seviyesine bağlı.”

Üniversitelerde hoca, öğrenci ve çalışanlara HES kodu üzerinden digital takip

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 1,5 yıl öncesinde olduğu gibi 2021-2022 eğitim öğretim döneminde üniversitelerde yüz yüze eğitime geçileceğini, kampüslerde Covid-19 ile ilgili sürecin dijital sistemlerle yakından izleneceğini açıkladı.

Anadolu Ajansı’na (AA) konuşan Özvar, şunları söyledi:

“Gerek YÖK olarak gerek üniversiteler olarak öğrencilerimiz, öğretim elemanlarımız ve idari personelimizle ilgili Kovid-19 verileri, HES kodu üzerinden takip edilecek. Bildiğiniz gibi kampüslere, yerleşkelere kimlik ibraz etmek suretiyle girilebilir. Üniversitelerimiz de bu konuda HES kodu çalışmalarını Sağlık Bakanlığı ile birlikte yürütmektedir. Bu konuda çok gelişmiş bir iletişim alt yapımız bulunuyor. YÖK’ün koordinasyonunda üniversitelerimiz, Sağlık Bakanlığı ile şu anda protokol yapmış durumdalar. Üniversitelerimiz, Kovid-19 ile ilgili anlık dijital verileri güncellenmiş bir şekilde Sağlık Bakanlığından alabilecekler.

‘Covid-19 ile alakalı digital yönetim usulü’

Böylece üniversiteler, kendi öğretim elemanları, idari personel ve öğrencileriyle alakalı Kovid-19 risk, enfekte ya da karantina gibi durumlara ait dijital bilgileri Sağlık Bakanlığından takip edebilecekler. Böylelikle üniversitelerimiz, kendi öğrenci ve öğretim elemanı nüfusu ile ilgili salgının seyrini yakından izleyebilecekler. Bu fevkalade önemli bir düzenlemedir.

Bu dijital verilerle bizler aslında Covid-19’u üniversite ölçeğinde, kampüs ölçeğinde takip etme imkanına sahip oluyoruz. Aslında Covid-19 ile alakalı dijital yönetim usulünü üniversitelere getirmiş oluyoruz. Bu sistemle üniversitelerimiz, salgın şartlarında çok daha etkin bir yönetime kavuşmuş olacaklar.”

Adıyaman’da yeni bir böcek türü keşfedildi

Adıyaman‘da yürütülen çalışmalarda, endemik olan “bidessus anatolicus anatolicus” alt türünden sonra ikinci endemik alt tür keşfedildi. Böceğe “bidessus anatolicus adiyaman” adı verildi.

Adıyaman Üniversitesi (ADYÜ) Kahta Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gani Erhan Taşar, yaptığı yazılı açıklamada, yeni keşfedilen böcek türünün yaklaşık 2 milimetre boylarında olduğunu ve tatlı sularda yaşadığını belirtti.

Tatlı sulardaki organik maddeleri parçalıyor

Keşfedilen böceğin, tatlı sulardaki organik maddeleri parçalayarak doğaya fayda sağladığını dile getiren Taşar, “Aynı zamanda su ekosistemi içerisinde yaşayan balıkların da besin kaynağı olabilmektedirler. Daha önce ‘hydrochus adiyamanensis’ isimli yeni bir türü bilim dünyasına yaptığımız çalışmalar neticesinde duyurmuştuk. Bu çalışma ile bilim dünyasına Adıyaman ismi ile ikinci bir canlı daha kazandırmış olduk” ifadesini kullandı.

AA’nın aktardığına göre Taşar, buldukları “bidessus anatolicus adiyaman” adlı böceği, hayvan sistematiği alanında yetkin ve prestijli bir dergi olan “Zootaxa” isimli dergide yayımlanan çalışma ile bilim dünyasına duyurduklarını bildirdi.

Tuzla’da facianın eşiğinden dönüldü: Yolcu treni, Yüksek Hızlı Tren’e çarptı

İstanbul‘da Tuzla Tersane İstasyonu‘nda, Adapazarı-Pendik seferini yapan ADA Ekspresi, o sırada tersane istasyonunda bekleyen Söğütlüçeşme-Konya seferini yapan Yüksek Hızlı Tren‘e (YHT) düşük hızda çarptı.

Büyük bir faciadan dönülen kazada, trendeki yedi yolcu çarpma ve düşme sonucu hafif şekilde yaralandı. Yaralı yolcular, olay yerine gelen ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı.

Kazanın ardından tren seferleri kontrollü bir şekilde devam etti ve olay yerine gelen TCDD görevlileri trenleri kaldırmak için çalışma başlattı.

Kaza ile ilgili makinistlerin ifadesine başvurulurken, polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.

Valilikten açıklama

Kazayla ilgili İstanbul Valiliği‘nden bir açıklama geldi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Bugün saat 08.45’te Adapazarı-Pendik seferini yapan ADA treni, Tuzla Tersane İstasyonunda beklemekte olan Söğütlüçeşme-Konya seferini yapan YHT’ye duramayarak düşük hızda tampon temasında bulunmuştur. Olayda hafif şekilde etkilenen ve kontrol amacıyla 112 Acil Sağlık ekiplerince çevredeki hastanelere sevk edilen (7) yolcumuza şifalar diliyor, tüm yolcularımıza geçmiş olsun diyoruz. Olay yerinde gerekli güvenlik önlemleri alınmış olup, durdurulan seferlerin tekrar başlatılması için çalışmalar devam etmektedir.”

El Salvador, Bitcoin’i resmi para birimi olarak kabul eden ilk ülke oldu

El Salvador dünyada kripto para Bitcoin‘i resmi para birimi olarak kabul eden ilk ülke oldu.

Ülkede yürürlüğe giren yasayla tüm iş yerleri Amerikan dolarıyla birlikte Bitcoin ile yapılan ödemeleri de kabul etmek zorunda olacak. Bitcoin’i kabul etmeyen işletmeler ise cezalandırılacak.

Yasa kapsamında 3 Bitcoin yani yaklaşık 155 bin dolar yatırım yapan yabancılara ise oturma izni verilecek.

‘Ekonomiyi canlandıracak’

BBC’nin haberine göre El Salvador Cumhurbaşkanı Nayib Bukele, Bitcoin’in resmi para birimi olarak kabul edilmesinin ekonomiyi canlandıracağını söyledi.

Cumhurbaşkanı ek olarak aldıkları kararla yurt dışında yaşayan El Salvadorluların ülkelerine para göndermelerinin de kolaylaşacağını belirtti.

200 Bitcoin ATM’si kuruldu

Milliyet’in aktardığına göre halkın Bitcoin’lerini ABD dolarına çevirebilmesi için ise ülke genelinde neredeyse 200 adet Bitcoin ATM’si kuruldu. Bu gelişme ile birlikte Bitcoin, ülkede yasal bir statü kazanmış oldu.

7 Eylül tarihi ‘Bitcoin günü’ olarak kabul edilirken, El Salvador yaklaşık olarak 21 milyon dolar değerinde 400 Bitcoin aldı.

Vatandaşlara 30 dolarlık ücretsiz Bitcoin

Hükümet, kripto para birimini tanıtmak için ulusal dijital cüzdana kaydolacak her El Salvador vatandaşına 30 dolarlık ücretsiz Bitcoin verileceğini duyurdu.

Uzmanlar ise ülkede birçok kişinin, değeri çok hızlı arttığı ve azaldığı için kripto paraya şüpheyle baktığını söylüyor. Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) da, El Salvador’un kararına şüpheyle yaklaştıklarını açıkladı.

Bitcoin’de sert yükseliş

Son günlerde sınırlı yükselişler ve düşük hacimlerle hareketini sürdüren Bitcoin, sabah saatleri itibarıyla El Salvador’un resmi para birimi olarak kabul görmesiyle birlikte sert yükseliş kaydetti.

Bitcoin 7 Eylül sabah saatlerinde yüzde 1,8 yükselişle 52 bin 600 dolara ulaştı.

 

Ulaştırma Bakanı’ndan ‘U’ logosu açıklaması: Herkesin yaptığı kendine

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, İstanbul’da yapılan metrolardaki ‘U’ logosunun bakanlığı ifade ettiğini söyledi. Bakan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin (İBB) konuyla ilgili tepkisine ilişkin olarak da, “Dünyanın aynı anda en çok metro yapılan şehri. Ama bunları da Ulaştırma Bakanlığı yapıyor. Bunu herkes bilmeli. Hiç kimsenin emek hırsızlığı yapmaması lazım” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, İstanbul’da metro simgesinin değiştiğini açıklamış, ‘M’ yerine ‘U’ simgesinin kullanılacağını duyurmuştu. Bu uygulamaya tepki gösteren İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Sözcüsü Murat Ongun, “Hizmeti ayrıştırmak hoş değil” demişti.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Antoine Tshisekedi Tshilomboyu‘nun ortak basın toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını cevaplandıran Bakan Karaismailoğlu, İstanbul’da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından inşaatı tamamlanan metro duraklarında ‘U’ harfli tabela kullanılmasına ilişkin olarak, “Ulaştırmanın ‘U’su. İsteyen ‘underground’ anlasın, ister ‘UBA’ anlasın. Biz Ulaştırma Bakanlığı olarak yaptığımız metroların ismini ‘U’ yapıyoruz” dedi.

Algı operasyonları yapıyorlar’

Karaismailoğlu, İBB’nin yaptığı metrolarda da aynı uygulamaya geçilip geçilmeyeceğinin sorulması üzerine “Herkesin yaptığı kendine, onlara biz karışamayız ki” dedi.

“Yabancı biri için kafa karışıklığı olmaz mı?” sorusuna ise Bakanın yanıtı şöyle oldu.

“Niye karışsın. Fark etmez, altında ‘metro’ yazıyor. Biz işin kendisine odaklanalım, İstanbul’da çok büyük işlerimiz var. 7 tane büyük metro işi yapıyoruz. 103 kilometre metro yapıyoruz. Bunun Türk Lirası olarak karşılığı 60 milyar. Ama karşı tarafta hiçbir iş yapmadan, sırf algı operasyonları yapan bir yönetim var. O yüzden bundan rahatsız oldular zaten. Dünyanın aynı anda en çok metro yapılan şehri. Ama bunları da Ulaştırma Bakanlığı yapıyor. Bunu herkesin bilmesi lazım. Hiç kimsenin emek hırsızlığı yapmaması lazım” ‘

‘O logolar yeni değil’

‘U’ harfli tabelaların yeni bir uygulama olmadığını söyleyen Karaismailoğlu, “Orada yaptıklarımıza takılsınlar. O logolar yeni değil” dedi.  Karaismailoğlu, İBB’nin tepkisiyle ilgili de “Ona tepki vereceklerine ellerindeki işleri yapsınlar. Bir an önce ellerindeki metroları bitirsinler. Yaptıkları bir tane metro projesi, tamamladıkları bir tane metro projesi var mı? Onlara baksınlar” diye konuştu.

 

Çal Kanyonu tarihinde ilk defa kurudu: Kanyondaki balıklar öldü

Denizli‘de bulunan ve içinden Büyük Menderes Nehri geçen, yörede “Kısık Kanyonu” olarak da bilinen Çal Kanyonu‘nun kuruduğu öğrenildi.

Kanyonun kurumasıyla birlikte kanyonun içinde yaşayan balıklar da öldü. Kanyonda geçen seneye kadar iki metre su bulunuyordu.

‘İlk kez böyle bir şey gördük’

DHA‘da yer alan habere göre, kanyonda yeterince yağış olmaması ve kuraklık nedeniyle ilk kez tamamen kurudu. Suyun kurumasıyla birlikte kanyondaki adacıklar ve büyük kayalar ortaya çıktı.

Çal Ziraat Odası Başkanı Haşim Çil ise kanyondan geçen suyla 7 bin dekarlık tarım alanının da sulandığını hatırlattı ve kanyonun kurumasının doğal hayat için tehlikeli olduğuna işaret etti:

Şu anda Büyük Menderes Nehri’nin içinden geçtiği Çal Kanyonu’nun tam ortasındayız. Yıllardır gürül gürül akan su, kayaların üzerinde 3-4 metreyi bulan su, şimdi kurumuş vaziyette. Geçen yıl kanyonda su akışı vardı ancak kuraklık eklenince şimdi ise bir gram su akmıyor. İlk kez böyle bir şey gördük. Büyüklerimizden bile böyle bir şey duymadık. Daha önce böyle bir kuraklık görmedik. Bu seviyede görmedik ve duymadık.

Kanyonun içinden su gürül gürül akar kenarından geçerken bile korkardık. Bırakın içine girmeyi yaklaşmaya bile korkardık ama şimdi kanyon kuruyunca içinde bile yürüyebiliyoruz. Bu kanyonun kuruması buranın doğal hayatı için de tehlike demek. Kanyondan geçen suyla 7 bin dekarlık tarım alanı da sulanıyordu. Artık kanyon içinde ölmüş balıkları bile görebiliyoruz. Temennimiz, bu yıl yağışların yeterli derecede olması ve kanyonun eski haline kavuşmasıdır.”

Fotoğraf: DHA

2 bin 200 metre uzunluğundaki Çal Kanyonu, 2003 yılında dönemin valisi Recep Yazıcıoğlu‘nun ilk kez rafting yapmasıyla gündeme gelmişti. Bölgedeki turizmin gelişmesi için hazırlanan proje kapsamında, 2011’de Çal Kanyonu’na 220 metre uzunluğunda asma köprülü yürüyüş yolu yapılmıştı. Kanyonda, Bizans ve Roma dönemlerine ait anıt mezarlar da yer alıyor.

Endonezya’daki hapishanede yangın çıktı: En az 40 kişi öldü

Endonezya‘nın Banten bölgesinde bulunan Tangerang Hapishanesi‘nde çıkan yangında en az 40 kişinin öldüğü açıklandı.

Hukuk ve İnsan Hakları Bakanlığı’nın cezaevleri departmanından yapılan açıklamada yangının çarşamba sabahı saat 13.00 ile 14.00 arasında başladığı belirtildi.

Kapasite üzerinde kişi vardı

Hapishaneden tahliyelerin devam ettiğini ifade eden sözcü Rika Aprianti, yangının sebebinin araştırıldığın söyledi.

Yapılan açıklamaya göre yanan blokta uyuşturucu bağlantılı suçlardan tutuklananlar bulunuyordu ve toplam kapasitesi 122 kişiydi. Aprianti yangın anında içerideki resmi kişi sayısını paylaşmazken, kapasitenin üzerinde olduklarını kabul etti.

Devlet verilerine göre kapasitesi 600 kişi olan Tangerang Hapishanesi’nde 2 binden fazla tutuklu bulunuyor.

Sekiz kişi ciddi şekilde yaralandı

Kompas TV, yapının tepesine çıkan itfaiyecilerin büyük yangını durdurmaya çalıştığı anları aktardı. Kanal olayda 41 kişinin öldüğünü ve 8’inin de ciddi biçimde yaralandığını katardı.

Polis sözcüsü, yangının çıkış nedeniyle ilgili ilk şüphelerinin kısa devre olduğunu ifade etti.

Hububat ve bakliyat ithalatında gümrük vergisi sıfırlandı

Bakliyat ve tohumluk hububat ithalatında gümrük vergisini yıl sonuna kadar sıfırlayan Cumhurbaşkanı imzalı karar, Resmi Gazete’de yayınlandı.

Fiyatlarda yaşanan artışın önüne geçebilmek ve spekülatif fiyat hareketlerinin engellenebilmesi için buğday, arpa, mısır, çavdar, yulaf ile kırmızı mercimek, yeşil mercimek ve nohut için uygulanan gümrük vergisi oranları yüzde 0 olarak uygulanacak.

Kararda, “Dünya genelinde yaşanılan Covid-19 hastalığı nedeniyle hububat ve bakliyat fiyatlarında yaşanan artışın önüne geçilebilmesi, iç piyasa fiyatlarının makul seviyelerde tutulabilmesi ve spekülatif fiyat hareketlerine meydan verilmemesi amacıyla, buğday, arpa, mısır, çavdar, yulaf ile kırmızı mercimek, yeşil mercimek ve nohut için uygulanan gümrük vergisi oranları 1 Ocak 2022 tarihine kadar yüzde 0 olarak uygulanacaktır” denildi.

 

Atatürk Üniversitesi, Antarktika’da biyoçeşitlilik çalışmaları yapacak

Atatürk Üniversitesi, hazırladığı proje ile Antarktika‘da biyoçeşitlilik çalışmaları yapacağını açıkladı.

Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karadayı’nın yürütücü olduğu “Horseshoe Adasındaki Kriyokonit Habitatlarının Mikrobiyal Biyoçeşitliliğinin Kültürden Bağımsız Yaklaşımlarla Araştırılması ve Biyoteknolojik Öneme Sahip İzolatların Kültüre Bağımlı Yöntemlerle Elde Edilmesi” proje önerisi, TÜBİTAK KUTUP 1001 çağrısı kapsamında destek almaya hak kazanan dokuz projeden biri oldu.

Horseshoe Adası’ndan örnek toplanacak

Prof. Dr. Medine Güllüce, Dr. Öğretim Üyesi Gökçe Karadayı ve Dr. Öğretim Üyesi Sümeyra Gürkök‘ün de görev aldığı proje kapsamında, dünyanın en önemli soğuk habitatlarından birisi olan Antarktika’ya TAE-6 bilimsel seferi  yapılacak.

Bu seferde Horseshoe Adası’ndaki Türk Bilim Üssü çevresinden toplanacak kriyokonit örneklerin mikrobiyal biyoçeşitliliğinin, kültürden bağımsız yöntemlerle araştırılması ve bu mikrobiyal biyoçeşitlilik içerisinden biyoteknolojik öneme sahip enzim üreten izolatların kültüre bağımlı yöntemlerle elde edilmesi hedefleniyor.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Türkiye için bir ilk’

AA’nın aktardığına göre Dr. Öğretim Üyesi Karadayı, projenin Türkiye adına yapılacak ilk çalışma özelliği taşıdığını belirterek şunları kaydetti:

“Projemiz kapsamında yapılacak biyoçeşitlilik çalışmaları ile Horseshoe Adası ile ilgili bilimsel eksiklik ilk kez kapsamlı bir şekilde giderilecek ve elde edilecek mikroorganizmalar sayesinde soğukta aktif enzimlerin kullanıldığı yerli, milli biyoteknolojik süreçlerin geliştirilmesinin kapısı aralanacak. Bu proje ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Ulusal Kutup Bilim Programı (2018-2022) ve Cumhurbaşkanlığı himayelerinde yürütülen Ulusal Antarktika Bilim Seferlerine katılım sağlayacak üniversitemizin ilk mensubu olmaktan gurur duyuyorum.”

Rektörden teşekkür mesajı

Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı da Atatürk Üniversitesi’nin dünyanın birçok noktasında çalışma alanları oluşturduğuna işaret ederek, “Dünya üniversitesi olma misyonu ve uluslararasılaşma vizyonu ile üniversitemiz çok yönlü çalışma ve araştırma faaliyetlerine ara vermeden devam ediyor” dedi.

Çomaklı açıklamasında, “Akademisyenlerimiz güncel gelişmeleri yakından takip ederek ihtiyaç duyulan bilimsel çalışmaları hayata geçiriyor. Bu kapsamda hazırlanan ve ülkemizde bu alanda yapılan ilk çalışma olma özelliği taşıyan projenin yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Karadayı başta olmak üzere emeği geçen herkesi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” ifadesini kullandı.