Ana Sayfa Blog Sayfa 1276

TİHV Akademi: Üniversitelerarası Kurul yetki sınırını aştı

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) bünyesinde çalışan bilim insanları ve akademisyenlerden oluşan TİHV Akademi, Dr. Mehmet Baki Deniz‘in yurtdışında aldığı doktora için yaptığı denklik başvurusunun Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) tarafından tez içeriği gerekçe göstererek reddedilmesine ilişkin açıklama yaptı.

Yapılan yazılı açıklamada, “Yurtdışında yazılan doktora tezlerini sansürlemeye yönelik bu kararı en sert biçimde kınıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

‘Tezin başarısına sadece jüri karar verebilir’

Dr. Deniz’in ABD’de State University of New York Sosyoloji Bölümü’nde aldığı doktora derecesinin Kurul tarafından reddedildiğini hatırlatan TİHV Akademi, bir tezin akademik olarak başarılı ya da başarız olduğuna sadece doktora jürisinin karar verebileceğinin altını çizdi.

Yurtdışındaki üniversitelere kazanılan doktora derecelerinin Türkiye’de geçerli sayılabilmesi için ÜAK’nın yetkilendirildiğini belirten TİHV Akademi,  ancak ÜAK’ın bu konudaki yetkisinin doktora derecesini veren üniversitenin Türkiye’de tanınıp tanınmadığı ve derecenin örgün eğitim yoluyla alınıp alınmadığı gibi formel koşulların tespitiyle sınırlı olduğunu söyledi.

‘Akademik özgürlüğe aykırı’

Açıklamada “ÜAK yöneticilerinin bu sınırın ötesine geçerek, yurtdışında alınan doktora diplomalarının Türkiye’deki geçerliliğini ‘konu ve içerik’ denetimine tabi tutmaları açıkça sansürdür, akademik özgürlüğe ve ifade özgürlüğüne her bakımdan aykırıdır” ifadeleri kullanıldı.

ÜAK’ın yurtdışında yazılan doktora tezlerini “konu ve içerik” denetimine tabi tutmaya başlamasının Türkiye’de akademik özgürlüğe yönelik baskı ve sansür pratiklerinin yeni bir düzeye ulaştığını göstermesi bakımından son derece kaygı verici bulduğu belirtildi.

‘Vasatlığın ve otosansürün teşviki’

Böyle bir denetimin özellikle sosyal ve beşeri bilimlerde özgün ve eleştirel yaklaşımların baskılanmasına, vasatlığın ve otosansürün teşvik edilmesine yol açacağı vurgulanan açıklamada şunlar söylendi:

“Yurtdışında doktora yapan Türkiyeli araştırmacılar ÜAK’ın makbul bulacağı vasat tezler yazmak için otosansür uygulamak ile doktora sonrasında Türkiye’ye dönmemek arasında tercih yapmak zorunda kalacaklardır. ÜAK’ın yurtdışı üniversitelerde doktora yapan araştırmacıları böyle bir tercihe zorlaması hiçbir bir biçimde kabul edilemez.”

Dayanışma çağrısı

ÜAK’ın kararının ifade özgürlüğüne ve akademik özgürlüğe tümüyle aykırı olmanın yanı sıra Anayasa’nın teminat altına aldığı çalışma hakkına ilişkin olarak da gayri meşru bir kısıtlama getirdiği belirten TİHV Akademi, yurtdışında aldığı doktora derecesine keyfi olarak denklik tanınmayan bir akademisyenin Türkiye üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalışma imkanından yoksun bırakıldığının altını çizdi.

“Üniversitelerarası Kurul bir sansür organı olmamalıdır! ÜAK yöneticileri yurtdışında yazılan doktora tezlerini sansürlemekten vazgeçmeli ve akademik özgürlüğün gereklerine uygun davranmalıdırlar” diyen TİHV Akademi, ulusal ve uluslararası akademik camiayı, Dr. Mehmet Baki Deniz’in Danıştay nezdinde başlattığı hak arama mücadelesini desteklemeye ve Üniversitelerarası Kurul’un bu utanç verici uygulamasını tüm platformlarda açıkça kınamaya çağırdı.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı: Petrol sızıntısı Mersin sahillerine ulaşabilir

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, bugün kentte beklenen fırtınadan dolayı sahillere Akdeniz’deki petrol sızıntısının vurabileceğini ifade etti.

Suriye’nin petrol rafinerilerinden birinin içindeki elektrik santralinde meydana gelen arızadan dolayı büyük bir petrol sızıntısının yaşandığını kaydedilmiş ve sızıntının 20 kilometre ilerlediği açıklanmıştı.

Suriye’de yerel haber kaynakları, Baniyas Santrali’ndeki bir tankta meydana gelen patlamada çok miktarda yakıtın denize karışmasına neden olduğu ve sızıntı yapan tankın 15 bin ton yakıtla dolu olduğu bildirilmişti. Sızıntı Hatay‘ın Samandağ ilçesine de ulaşmıştı. 

‘Herhangi bir tehlikede müdahale edeceğiz’

Eylül ayı meclis toplantısında konuyu gündeme getiren Vahap Seçer, herhangi bir tehlike görüldüğünde duruma müdahale edeceklerini ifade etti:

Fırtına nedeniyle petrol sızıntısının tahribatı sahillerimizi de vurabilir, kıyılarda petrol kirliliği görebiliriz. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi ekiplerinin bugünkü kontrollerinde herhangi bir şeye rastlanmadı ama hazırlıklıyız.

Belediye olarak bir deniz süpürgesi, üç deniz denetim teknesi, 200 metre deniz bariyeri, 100 yağ ve petrol emici ped ve tek kullanımlık tulum ve eldivenlerimiz kullanıma hazır bulunuyor. Herhangi bir tehlike gördüğümüz noktada belediye olarak buna müdahale edeceğiz.”

Türkiye’de son 50 yılın en sıcak altıncı ağustosu yaşandı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü‘nün verilerine göre Türkiye geçtiğimiz ay, son 50 yılın en sıcak altıncı ağustosunu yaşadı. Ülke genelinde uzun yıllar ağustos ayı ortalama sıcaklığı 24,5 derece iken geçtiğimiz ay 26 derece olarak hesaplandı.

Meteoroloji tarafından yapılan açıklamada geçtiğimiz temmuz ayının ise son 50 yılın en sıcak ikinci temmuzu olduğu belirtilmişti.

En yüksek sıcaklık Cizre’de

Ağustosta ortalama sıcaklıklar Türkiye’nin batı ve güney kıyılarında mevsim normallerinin üzerinde, diğer bölgelerinde mevsim normalleri civarında gerçekleşti.

Ağustosta en düşük sıcaklık 5,2 derece ile Sivas‘ın Kangal ilçesinde, en yüksek sıcaklık ise 47,5 dereceyle Şırnak‘ın Cizre ilçesinde kaydedildi.

Cizre’de sıcaklıktan dolayı sokaklar boş kalmıştı.

Marmara Bölgesi

AA’nın aktardığına göre ağustosta ortalama sıcaklıklar, Bilecik ve Lüleburgaz çevrelerinde mevsim normalleri civarında gerçekleşirken, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde seyretti.

Marmara Bölgesinin ağustos ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı 23,9 dereceydi. Geçen ay bu değer 25,9 derece olarak kaydedildi. Bölgede en düşük sıcaklık 13 dereceyle Lüleburgaz’da, en yüksek sıcaklık ise 40 dereceyle Uzunköprü‘de tespit edildi.

Ege Bölgesi

Ege Bölgesinde ortalama sıcaklıklar, Kütahya, Afyonkarahisar, Tavşanlı, Emirdağ çevrelerinde mevsim normalleri civarında gerçekleşti. Sıcaklıklar bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde hesaplandı.

Bölgenin ağustos ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı 25,8 derece iken geçen ay 28 derece oldu. Bölgede en düşük sıcaklık 9 derece olarak Tavşanlı‘da, en yüksek sıcaklık ise 45,5 dereceyle Marmaris‘te kaydedildi.

Akdeniz Bölgesi

Akdeniz Bölgesinde sıcaklıklar, Beyşehir, Antakya, Göksun, Elmalı, Mut, Erdemli çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde hesaplanırken, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında ölçüldü.

Bölgenin ağustos ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı 26,9 dereceydi. Geçen ay ise ortalama sıcaklık 28,8 derece olarak gerçekleşti. Bölgede en düşük sıcaklık 8,4 ile Göksun‘da, en yüksek sıcaklık ise 46,1 dereceyle Köyceğiz‘de görüldü.

İç Anadolu Bölgesi

İç Anadolu Bölgesinde ortalama sıcaklıklar, Çankırı, Eskişehir, Ankara, Kırıkkale, Polatlı çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında gerçekleşti.

Bölgenin ağustos ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı 22 derece iken geçen ay bu değer 23,1 derece olarak hesaplandı. Bölgede en yüksek sıcaklık ise 39,4 dereceyle Kırıkkale ve Polatlı‘da termometrelere yansıdı.

Karadeniz Bölgesi

Karadeniz Bölgesinde ağustosta en düşük sıcaklık 9,2 derece ile Kastamonu‘da görüldü. Karadeniz Bölgesi’nde ise ortalama sıcaklıklar, Akçakoca, Bartın, Zonguldak, İnebolu, Sinop, Samsun, Artvin, Düzce, Çorum, Osmancık çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında gözlendi.

Bölgenin ağustos ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı 22,4 dereceyken, geçen ay bu değer 23,7 derece olarak gerçekleşti. Bölgede en düşük sıcaklık 9,2 dereceyle Kastamonu’da, en yüksek sıcaklık ise 41 dereceyle Boyabat‘ta tespit edildi.

Doğu Anadolu Bölgesi

Ortalama sıcaklıklar Doğu Anadolu Bölgesinde Ardahan, Kars, Ağrı, Iğdır, Van, Bingöl, Karakoçan, Solhan, Malazgirt, Palu, Doğanşehir çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında ölçüldü.

Bölgenin ağustos ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı 22,8 dereceyken geçen ay 23,9 derece olarak hesaplandı. Bölgede en düşük sıcaklık 6,5 dereceyle Sarıkamış‘ta, en yüksek sıcaklık ise 40,8 dereceyle Palu‘da kaydedildi.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ortalama sıcaklıklar, Siirt, Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Mardin, Şırnak, Cizre, Ceylanpınar çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında gerçekleşti.

Bölgenin ağustos ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı 30,3 dereceydi. Geçen ay bu değer 31,4 derece olarak hesaplandı. Bölgede en düşük sıcaklık 16,6 derece ile Birecik‘te görüldü.

Avrupa da en sıcak yaz

Avrupa Birliği‘ne bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi geçtiğimiz günlerde paylaştığı verilerde Avrupa kıtasının kaydedilmiş en sıcak yazı bu yıl yaşadığını söylemişti.

Avrupa’da temmuz ve ağustos aylarında ortalama hava sıcaklığı 1991-2020 ortalamasından yaklaşık 1 derece daha yüksek ölçüldü. Ayrıca, bu yılın ağustos ayı, 2017’nin ağustos ayıyla birlikte en sıcak üçüncü ay olarak kaydedildi.

Sıcaklıklardaki önceki yıllara kıyasla gözlemlenen artış atmosferde biriken seragazı emisyonlarının neden olduğu küresel iklim değişikliğinin doğrudan bir sonucu.

AB, salgın nedeniyle seyahat kısıtlaması uygulanmayabilecek ülkeler listesini güncelledi

Avrupa Birliği (AB) üyelerinin koronavirüs salgını nedeniyle seyahat kısıtlaması uygulamayabileceği ülkelerin bulunduğu liste güncellendi.

Listeden altı ülke çıkarılırken, bir ülke de listeye eklendi.

Çin’e de sınırlar açılabilir

AB Konseyi tarafından yapılan açıklamada, seyahat kısıtlamalarından muaf tutulan ülkeler listesinden Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Brunei, Japonya ve Sırbistan çıkarıldı. Uruguay ise listeye eklendi.

Buna göre seyahat kısıtlaması uygulanmayabilecek ülkeler Avustralya, Bosna Hersek, Kanada, Ürdün, Yeni Zelanda, Katar, Moldova, Suudi Arabistan, Singapur, Güney Kore, Ukrayna ve Uruguay oldu.

Öte yandan, mütekabiliyet gereği AB ülkelerinin vatandaşlarına seyahat izni vermesi halinde Çin‘e de sınırlar açılabilir.

Liste tavsiye niteliğinde

AB’nin bu listesi tavsiye niteliği taşırken, herhangi bir bağlayıcılığı ise yok. Listedeki ülkelerden AB’ye turistik seyahatlere izin verilebilirken, yolculara test ve karantina gibi bazı tedbirler uygulanabiliyor.

AB, geçen yıl mart ayında salgının yayılmasını engellemek için 27 üye ülkeyle birlikte Schengen bölgesinin parçası olan İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre‘ye zorunlu olmayan seyahatlere kısıtlamalar getirilmesine karar vermişti.

Anamur’daki yangın kontrol altına alındı: 30 hektar kızılçam ormanı zarar gördü

Mersin‘in Anamur ilçesinde çıkan orman yangını, ekiplerin üç saatlik çalışmasının ardından dün akşam saatlerinde kontrol altına alındı.

Yangın, saat 17.55’te ilçeye bağlı Demirören Mahallesi’nde çıktı. Antalya Mersin D-400 Karayolu Gazipaşa çıkışı ikinci tünelin çevresine yakın bir alanda çıkan yangın nedeniyle yol kısa süre trafiğe kapatıldı.

Yangına havadan iki helikopter, karadan ise 22 arazöz, altı itfaiye aracı ve dört iş makinesiyle müdahale edildi. Havanın kararmasının ardından havadan müdahale sonlandırılırken, karadan müdahale devam etti.

30 hektar zarar gördü

Rüzgarın etkisiyle tünelin üst kısmına sıçrayan alevler, ekiplerin yoğun çabasıyla yaklaşık üç saatte kontrol altına alındı.

Anamur Orman İşletme Müdürü İsmail Gübeş, yangının kısmen kontrol altına alındığını söyledi. Anamur Belediye Başkan Yardımcısı Türkan Kasapoğlu ise yangının rüzgardan dolayı çarpışan elektrik tellerinin çıkardığı kıvılcımlar nedeniyle çıktığını tahmin ettiklerini söyledi.

Yangının kesin çıkış nedeni henüz bilinmezken yaklaşık 30 hektar kızılçam ormanın zarar görüldüğü bildirildi. Yangının kesin çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

AKP İlçe Başkanı bulundu, ilçe binası ise aranıyor

Haber: Fırat BULUT

*

Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde AKP İlçe Başkanı Halit Şimşek’in istifa etmesi ile uzun süre boş kalan ilçe başkanlığına Abdulcelil Doğantekin getirildi.

Başkan Şimşek’in istifasının ardından Ceylanpınar’da yönetimsiz kalan ve yaklaşık beş aydır yeni ilçe başkanı arayan AKP Genel Merkezi ilçe başkanı buldu ancak bu kez de ilçe binası bulamadı.

Sosyal medyada Başkan ilanı

AKP Urfa İl Başkanlığı, Ceylanpınar’a ilçe başkanı bulabilmek için sosyal medya hesabından ilan vermesi ile gündeme gelmiş, muhalafet partileri “AKP Başkan bulamıyor” yorumları yapmıştı.

AKP Urfa İl Başkanlığı twitter hesabından yapılan paylaşımda “Ceylanpınar İlçe Başkanı olmak isteyen vatandaşlarımız 03.07.2021 (Cumartesi) günü saat 12.00’a kadar özgeçmiş bilgilerini; [email protected] adresine yollayarak, 0414 2168403 numarasını arayarak veya İl Başkanlığımıza gelerek şahsen başvuruda bulunabilirler” denilmişti.

Parti binası önceki Başkan’a aitmiş

7 Temmuz’da AKP Ceylanpınar İlçe Başkanlığı’na atanan Abdülcelil Doğantekin mazbatasını aldıktan sonra ilçe başkanlığı görevini devralmak için AKP Ceylanpınar parti binasına gelince parti binasının olmadığını öğrendi.

İddialara göre ilçe binasını devralmak isteyen yeni Başkan, parti binasının önceki Başkan Halit Şimşek’e ait olduğunu aldığı “sadece parti tabelası size ait” yanıtıyla öğrendi.

Doğantekin: Arkadaşımın yazıhanesini İlçe Başkanlığı’na çevirdik

Konuyla ilgili görüştüğümüz AKP Ceylanpınar yeni ilçe başkanı Abdülcelil Doğantekin “Ben bu durumu bilmiyordum, meğerse ilçe binası önceki başkanın tapulu mülküymüş” ifadelerini kullandı.

Parti binası bulamayanınca arkadaşına ait yazıhaneyi ilçe başkanlığına çevirerek göreve başlayan yeni Başkan Doğantekin “Yapacak bir şey yok geçici süreliğine bir arkadaşıma ait yazıhaneyi İlçe Başkanlığı’na çevirdik , misafirlerimizi burda ağırlıyoruz yeni bir bina bulana kadar burayı kullanacağız. Hiçbir sorun yok. Basın bu konuyu neden büyütüyor anlamıyorum” açıklamasında bulundu.

Tanış: AK Parti eski gücünü kaybetti

Konuyla ilgili görüş aldığımız DEVA Partisi İlçe Başkanı Adnan Tanış ise “Bina konusunda bir yorum yapmak istemiyorum, bu tür durumlar olabilir . Yeni başkanı tebrik ediyorum ama Ceylanpınarda AK Parti hangi ismi getirirse getirisin eskisi gibi heyecan uyandırmıyor halkta” ifadelerini kullandı.

Tanış, “Başkanlığa kim getirilirse getirsin Ceylanpınar’da Ak Parti’yi ayağa kaldırabileceğini düşünmüyorum. Tüm Türkiye’de olduğu gibi burda da AK Parti eski gücünü kaybetti, bitti” değerlendirmesinde bulundu.

Yasemin Sayıbaş Akyüz’ün ‘Küresel Isıtma’ sergisi Bodrum’da kapılarını açtı

Grafik tasarım sanatçısı Yasemin Sayıbaş Akyüz’ün iklim krizine dikkat çeken tasarımlarının yer aldığı ‘Küresel Isıtma’ sergisi Bodrum Gümüşlük’te yer alan Toprak Ev’de kapılarını açtı.

18’nci Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali etkinlikleri kapsamında düzenlenen sergi 8 Eylül-24 Eylül tarihlerinde ziyarete açık olacak.

Sergideki eserlerin satışından elde edilen gelirler ise orman yangınlarından etkilenen kişilere bağışlanacak.

‘Küresel ısınma’ değil ‘küresel ısıtma’

Bodrum Belediyesi Başkan Yardımcısı İlknur Ülküm Seferoğlu’nun da katıldığı açılışta konuşma yapan Yasemin Akyüz, “Bu kadar heyecanlanacağımı düşünmüyordum. Bu benim ilk kişisel sergim. Grafik tasarımcı kimliğimin ötesinde tema olarak iklim krizi olması beni daha da heyecanlandırıyor. Çünkü ben bir iklim aktivistiyim” ifadelerini kullandı.

İklim krizinin insan türünün dünya üzerinde kurduğu sistemin bir sonucu olduğunu belirten Akyüz, “Gereğinden çok üretiyoruz, gereğinden çok tüketiyoruz. Tükettiğimiz yerin altından atmosferin üst katmanlarına kadar, hava, su, toprak, bitkiler, hayvanlar ve insanın ta kendisi. İklim krizi ile dünya yok olmuyor. Tüm canlılar için yaşanabilir bir dünya yok oluyor. Küresel ısınma diyoruz. Son IPCC, Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli raporunda da altı çizilerek belirtildi. Isınmanın sebebi insan faaliyetleri. Yani aslında dünya ısınmıyor, ısıtılıyor. İşte bu yüzden serginin ismini “küresel ısıtma” koydum. Çünkü, artık karar alıcıların sorumluluklarını kabul ederek acil olarak yapılması gerekenleri yapması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Fotoğraf: Ece Baykal Fide

‘Akbelen’de mücadele devam ediyor’

İkizköy’de kömür madeninin genişletilmesi için kesilmek istenen Akbelen Ormanı’nda mücadelenin devam ettiğini belirten Akyüz, “İklim krizinin faili fosil yakıtlar; mesela kömür. Ormanlar ise bizim iklim krizine karşı sigortamız. İklim krizi çağında kömür için orman yok edilemez. Haklı mücadelelerine destek olmalıyız” çağrısında bulundu.

24 Eylül tarihinde ise iklim krizine karşı Küresel İklim Grevi düzenleneceğini hatırlatan Yasemin Akyüz, “Bu grevde sloganlarıyla iklim krizine sebep olan bu sistemin değişmesi gerektiğini söylüyorlar. Ben de onlara katılıyorum ve iklim krizine sebep olan ‘Sistemi Kökten Değiştir’, ‘Sistemi Yok Et’ diyorum” ifadelerini kullandı.

Yasmein Akyüz konuşmasını, “Ayrıca, Gümüşlük Müzik Festivali’ne iklim krizi konusundaki hassasiyetleri ve grafik tasarım sergime yer verdikleri için teşekkür ederim” sözleriyle sonlandırdı.

Fotoğraf: Ece Baykal Fide

 ‘Benim için bambaşka bir aktivizm deneyimi oldu’

Aynı zamanda bir iklim aktivisti olan Yasemin Akyüz Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Mesleğim aslında grafik tasarım ve freelance olarak çalışıyorum. Ancak Türkiye’de başlayan iklim grevleriyle birlikte iklim hareketi içerisinde yer almaya başladım” ifadelerini kullandı.

Pandemi döneminde eve kapanmalar yaşandığında iklim hareketine tasarımlarıyla destek olabileceğini düşündüğünü aktaran Akyüz, “İyi ki de başladım. Bu da benim için bambaşka bir aktivizm deneyimi oldu” dedi.

‘Sanat iklim mücadelesinde iyi bir araç’

Eserlerinde iklim kriziyle ilgili yaşananlara, gündelik hayatta karşılaştığımız iklim afetlerine ve bilimsel raporlara atıfta bulunduğunu belirten Akyüz, “Aynı zamanda iklim krizinin çözümüyle ilgili bir şeyler de katmaya çalışıyorum” bilgilerini paylaştı.

Sergide daha önce sosyal medyadan da paylaşımını yaptığı 30 eserin basılı hallerinin yer aldığını belirten Akyüz, “Hepsi aslında pandemi döneminde iklim krizine dikkat çekmek için yaptığım çalışmalardan oluşuyor” dedi.

Pandemi sonrasında da çalışmalarına devam edeceğini aktaran Akyüz, “Sanatın böylesine önemli bir mücadelede iyi bir araç olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Yasemin Sayıbaş Akyüz hakkında

1973 yılında Tokat‘ta doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi‘nde Tekstil Mühendisliği okudu. Tekstil firmalarında çalıştığı süre içerinde bir taraftan grafik tasarım eğitimi alarak reklam sektörüne geçti. Hayal Tacirleri Tasarım Grubu’nun kurucularından. 1999 yılından beri uluslararası alanda grafik tasarım çalışmalarına devam ediyor.

Küçük bir şehirde, doğayla iç içe geçen çocukluğu onun her zaman çevreye duyarlılığını yüksek tutmasını sağladı. Önce Tokat, ardından İstanbul ve 2005’ten beri yaşadığı Bodrum’da şahit olduğu ekolojik tahribat ve iklim değişikliğinden krizine giden süreçle, 2019 yılında sahada iklim aktivistliğine başladı. Kurucularından olduğu Bodrum İklim Acil Grubu ile her cuma iklim eylemleri düzenleyerek yerel ve ulusal düzeyde iklim krizi farkındalığını artırmaya çalıştı.

Pandemi kısıtlamaları nedeniyle evlerimize kapanmak zorunda kaldığımız 2020 yılında aktivist eylemlerine devam edebilmek için iklim ve ekoloji krizi ile ilgili grafik çalışmalar yapmaya başladı. Tasarladığı görseller ulusal pek çok yayın organı, çevre örgütü ve yerel hareketler ile uluslararası örgütler tarafından kullanılıyor.

Eski, unutulmaya yüz tutmuş sanat formlarına da ilgi duyan Yasemin, bir dönem atölyesinde stop-motion film ve otomata çalışmaları yaptı. Onun için sanat bir karşı duruş ve muhalefet gerektirir. Sanatın kitlelere ulaşım gücüyle iklim krizi ile mücadele konusunda ciddi bir farkındalık uyandıralabileceğine inanıyor. Evli ve bir çocuk annesi. Bodrum’da yaşıyor.

Toplu taşımayı teşvik etmesi amaçlanan ‘Park Et Devam Et’ uygulaması başlıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) yeni uygulaması “Park Et Devam Et” yarından itibaren başlıyor.

İSPARK’ın metro ve tramvaya yakın 16 noktada yer alan “Park Et Devam Et” (P+R) otoparklarını kullanan İstanbullular, Metro İstanbul’da iki ücretsiz metro veya tramvay yolculuğu yapabilecek.

Nasıl uygulanacak?

Araçlarını belirlenen yerlerdeki ‘Park Et Devam Et’ noktalarına bırakarak yürüme mesafesindeki metro ve tramvay istasyonlarını kullanıp kentin farklı noktalarına ulaşmak isteyenler, otopark girişinde ödeme yaptıkları İstabulkart’ı Biletmatik noktalarına okutarak gün içinde metro ya da tramvayla yaptıkları iki yolculuk bedelini yükleyebilecekler. Otoparktan çıkarken ödeme yaptıklarında ise kullandıkları iki kullanım ücreti e-para olarak kartlarına iade edilecek.

Hedef, toplu taşımayı teşvik etmek

İSPARK Genel Müdürü Murat Çakır, bu yeni projeyle toplu taşımayı teşvik edip, şehir içi trafik yoğunluğunun azaltılmasını hedeflediklerini dile getirdi:

İSPARK olarak, kent genelinde 46 noktada 15 bin 11 araç kapasitesine sahip P+R otoparkları ile günde yaklaşık 10 bin İstanbulluya hizmet veriyoruz. İstanbul’da trafiğe kayıtlı 4,5 milyon araç bulunuyor. İBB’nin ulaşımda belirlediği stratejiler doğrultusunda araçların değil, bireylerin hareketliliğini artırmak amacıyla Metro İstanbul ve BELBİM’in katkılarıyla İstanbulluları toplu taşımayı kullanmaya teşvik edecek bir çalışma başlattık. Uygulama ilk aşamada 16 adet P+R otoparkımızda geçerli olacak.”

Uygulama nerelerde geçerli?

Uygulamanın geçerli olacağı P+R otoparkları ise şöyle:

  • Alibeyköy Cep Otogarı P+R,
  • Bahçelievler Ataköy Metro Durağı Otoparkı,
  • Bağcılar Kent Meydanı Zemin Altı Otoparkı,
  • Bağcılar Kirazlı Metro P+R Otoparkı,
  • Esenler Adem Baştürk Otoparkı,
  • Esenler Menderes Metro Otoparkı,
  • Eyüpsultan Silahtarağa Otoparkı,
  • Kartal Köprüsü Kavşağı P+R Otoparkı,
  • Kartal Soğanlık Metro Otoparkı,
  • Levent P+R Metro Otoparkı,
  • Maltepe Gülsuyu Metro Otoparkı,
  • Maltepe Küçükyalı P+R Otoparkı,
  • Merter Metro P+R Otoparkı,
  • Merter Metro Zemin Altı Otoparkı,
  • Pendik Tavşantepe P+R Otoparkı,
  • Üsküdar Ünalan P+R Otoparkı.

Yunanistan binlerce kişiyle Theodorakis’i uğurladı

Annesi Çeşme doğumlu dünyaca ünlü Yunan sanatçı, aktivist ve politikacı Mikis Theodorakis, bugün babasının memleketi Girit Adası’nda son yolculuğuna uğurlandı. Ölümünün ardından Yunanistan’da üç gün yas ilan edilen Theodorakis’i binlerce vatandaşı son yolculuğunda yalnız bırakmadı.

Girit Adası’ndaki Hanya‘da düzenlenen cenaze törenine Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu, Başbakan Kiryakos Miçotakis, bazı siyasi parti liderleri ile aile yakınları ve sevenleri katıldı.

Sanatçının cenazesi, kendi vasiyeti üzerine, Girit’teki aile mezarlığına, annesi, babası ve erkek kardeşinin yanına defnedildi.

Başkent Atina’da dün düzenlenen törene de büyük bir kalabalık katılmış ve ünlü müzisyeni memleketine uğurlamıştı. 96 yaşında hayata gözlerini yuman Mikis Theodorakis’in ölümü üzerine duygulu açıklamalar yapan Başbakan Mitçotakis, sanatçıyı tabutunu öperek uğurlamıştı.

Ölümü Türkiye’de de büyük üzüntüye yol açan sanatçı, 1960’lı yıllarda ‘Zorba’ filminin müziğiyle dünya çapında şöhrete ulaştı. 1925 yılında Sakız adasında doğan Theodorakis, Atina ve Paris‘te klasik müzik bestekarlığı eğitimi gördü. Operalar ve senfonilerden, popüler şarkılara kadar çok çeşitli besteler yapan Theodorakis’in 1964’te ‘Zorba’nın Dansı’ için bestelediği sirtaki müziği, dünyanın her yerinde Yunan müziği denince akla ilk gelen beste haline geldi.

Türk-Yunan Dostluğu Derneği‘nin kurucularından, Yunan besteci, aktivist ve politikacı Mikis Theodorakis’in ölümünün ardından dostları, dünya çapında tanınan sanatçının Türk-Yunan dostluğuna büyük önem verdiğini ve Türk halkının, onun kalbinde özel bir yeri olduğunu belirtti.

Theodorakis’in müzisyen dostu Lakis Halkias ve Türk-Yunan Dostluğu Derneği Kurucu Üyesi gazeteci Ioanna Kolovu, Theodorakis’in Türk-Yunan dostluğuna katkılarının önemi ve sanatçının Türk halkına duyduğu sevgiyi vurguladı.

Türkiye’de de konserler veren Theodorakis’i, bu ülkeye sanatçının müziği ve eserlerinin taşıdığını ifade eden Halkias, “Türkiye ve Türk halkı, Mikis Theodorakis’in şarkılarını söyledi ve söylemeye devam ediyor. Bu önemli. Sanatı, Mikis’in yapmak istediği şeyi başardı çünkü halklar farklı politikalar nedeniyle ayrı düşebilir ama her zaman kültür ve sanatla yakınlaşırlar” diye konuştu.

Türk-Yunan Dostluğu Derneği kurucularından gazeteci Ioanna Kolovu ise Theodorakis’in Türk-Yunan Dostluk Derneği için attığı adımları, Türkiye’de de Yunanistan’da da çok sayıda insanın ilgiyle kucakladığını belirtirken, “Bu vesileyle Türkiye’den harika insanlar tanıdık” diye konuştu.

‘Gerçek bir vatansever’

Kolovu, Türkiye’deki Theodorakis konserlerinden çok etkilendiğinin altını çizerek, “Çok duygusaldı. Şarkılarını bilmeyen insanlar bile ayağa kalkıp kendisine eşlik ediyordu. Çok sıcak bir ortam vardı” dedi.

Theodorakis’i, “gerçek bir vatansever” olarak nitelendiren Kolovu, “Başka insanların vatanseverliğine de saygı duyardı. Vatanını sevdiğin zaman kendi vatanını seven bir başka kişiye de saygı duyarsın” ifadelerini kullandı.

MUÇEP’ten Turizm Kenti Projesi’ne karşı çağrı: Tuzla Sulak Alanı’nı beraber savunalım 

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP), Muğla ili Milas ilçesi sınırları içerisinde yer alan Bargilya Tuzla Sulak Alanı ve Sarıçay Deltası arasında kalan bölgede hayata geçirilmek istenen “Turizm Kenti Projesi”ne karşı bir basın açıklaması yaptı.

Binlerce konut, alışveriş merkezleri ve hatta golf sahalarının da bulunduğu bir Turizm Kenti Projesi için ÇED olumlu kararı verilmişti.

ÇED olumlu kararının iptali isteniyor

Söz konusu iki alanında gerek uluslararası mevzuat (Ramsar, Bern, Barcelona ve Biyoçeşitlilik Sözleşmeleri) gerekse ulusal mevzuat (Çevre Kanunu, Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği ve Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik) ile koruma altında olduğuna vurgu yapan MUÇEP, ÇED olumlu kararının iptal edilmesini istiyor.

Bu kararın iptali için 1 Temmuz’da dava açan MUÇEP, ÇED olumlu kararının ve projenin ivedilikle iptal edilmesi; hatta bu alanın bir daha benzeri tehditlerle karşı karşıya kalmaması gerektiğini savunuyor.

MUÇEP, tüm bilimsel ve hukuki eksiklik ve hatalara rağmen kabul edilen ÇED Raporu’na dayanak olarak sunulan belge ve imar planları güncel olmadığını da kaydetti.

‘Tuzla’yı tüm değerleriyle beraber savunalım’

Projenin hayata geçmesi durumunda doğal hayatın geri dönülemez bir şekilde yok edileceğinin altını çizen MUÇEP, herkesi Tuzla Sulak Alanı’nı savunmaya davet etti:

Projenin ve dava konusu ÇED raporunun ekolojik, yani doğal, kültürel, toplumsal ve tarihsel olanca değeri ve bağı, dolayısıyla yerel ekonomik dengeleri de geri döndürülemez biçimde yok edeceği, tam da projenin ve ÇED raporunun kendisiyle ortaya konmaktadır. Doğal, kültürel, toplumsal ve tarihsel değerleri ve bağları gerçekçi ve uzun vadeli korumak isteyen, ortak yaşam kültürüne sahip çıkan herkesin bu projeye karşı olacağını biliyoruz.

Bu bağlamda MUÇEP olarak ulusal ve uluslararası hukuka aykırı, ortak yaşam alanlarını, canlıları metalaştıran, odağına sadece sermayeyi, kısa vadeli rantı koyduğu gün gibi ortada olan bu projeye verilen ÇED olumlu kararının iptali için 1 Temmuz’da davamızı açtık. Talebimiz ÇED olumlu kararının ve projenin ivedilikle iptal edilmesi; hatta bu alanın bir daha benzeri tehditlerle karşı karşıya kalmamasıdır.

Burada dile getirdiğimiz ve ayrıca mahkemeye ilettiğimiz pek çok nedenden ötürü alana zarar verecek herhangi bir girişimin engellenmesi adına da yürütmenin acilen durdurulması gerekmektedir. Bu nadir yaşam alanı, onun yuva olduğu binlerce canlı, tarihsel değerler ve ortak yaşam adına çok endişeliyiz. Ülkemiz sınırları içindeki sulak alanların yok oluşlarına ilişkin haberleri neredeyse her gün görürken, Bargilya Tuzla Sulak Alanı’nı birlikte yaşatmaya devam edelim. Tuzla’yı tüm değerleriyle beraber savunalım.”