Ana Sayfa Blog Sayfa 1277

İBB, kente ‘tsunamiden kaçış’ tabelaları yerleştirdi

İstanbul’da tsunami riskini değerlendiren Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekanı Deprem ve Tsunami Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “Marmara Denizi iç deniz olmasına rağmen tsunami riski var” dedi.

Geçmiş dönemlerde de Marmara’da tsunami görüldüğünü hatırlatan Ersoy,  “Bu nedenle Marmara Denizi kıyılarının tsunami açısından tehlikeli olduğunu söylemeliyim. Geçmişte denizde meydana gelen depremler İstanbul ve çevresini hep etkilemiştir. Bu depremlerle birlikte tsunami gerçeğini de ifade etmek gerekiyor. Son 2 bin yıl içerisinde 30’un üzerinde tsunami var” diye konuştu.

Tsunami’de ne yapılmalı?

Pasifik’teki dalga yüksekliğinin Türkiye’de görülmeyeceğini, dalga boyunun birkaç metre olacağını kaydeden Prof. Ersoy, bir tsunami durumunda yapılacakları ise şöyle anlattı:

“Bir metrelik dalga Marmara kıyılarında, kıyıdan içeriye 50 metre bile girse sahildeki bütün otomobilleri ve insanları denize çekebilir. Çünkü bir otomobilin hacmiyle suyu karşılaştırdığımızda aynı hacimdeki su otomobili kıyıdan alır denizin içine çekebilir. Öyle bir durumda vatandaşların yükseğe doğru kaçması gerekiyor.

Tsunamide ilk dalga genellikle centilmen dalgadır. Bu dalga yıkıcı değildir, ardından gelen ikinci ve üçüncü dalga çok yıkıcı olabilir. Hem dalga geldiğinde, hem çekildiğinde kıyıda tahribat oluşabilir. Ama bizler nasıl davranacağımızı bilirsek tsunamiden zarar görmeye biliriz.”

‘Tesisler tsunami raporu almalı’

Prof. Şükrü Kaya, tsunaminin kıyıya, vatandaşa ve deniz yapılarına ciddi hasar verebieceğine dikkat çekerek, “Buraların tsunamiye karşı ne kadar dayanıklı olduğu konusunda incelemeler yapılması gerekiyor. Hatta tesislerin tsunami raporları alması gerekiyor” dedi.

Marmara Denizi için tsunami dalgalarının kıyıya erişme süresi 5 ile 30 dakika arası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ersoy şunları söyledi: “İstanbul’da Küçükçekmece, Büyükçekmece, Bakırköy, Ataköy, kısmen Zeytinburnu ve Topkapı’ya yakın semtler tsunamiye yatkın yerler. Tsunami zaten kıyıdaki dar bir alanda bile etkili olsa bu tüm İstanbul kıyılarının tsunamiden etkileneceğini gösteriyor. Kıyıda uyarıcı tabelaların olmasını şiddetle onaylıyorum. Çünkü panik anında insanlar nereye kaçacağını bilemez. Ancak kişiler tsunami bölgesinde olduğunda nereye kaçacağını bilir” şeklinde konuştu.

İBB: Tabelalar yol gösterecek

İBB’den yapılan açıklamada ise tabelalar ile depremden sonra tsunami tehdidiyle karşı karşıya kalabilecek, kalması muhtemel bu alanlardan vatandaşların uzaklaşmasını gerektiğini gösterildiği belirtildi.

Yeşiller Partisi’nin kuruluşunu engelleyen İçişleri Bakanlığı’ndan adaletsizlik sarmalı

Kuruluşları İçişleri Bakanlığı gerekli evrakları teslim etmediği için yaklaşık bir yıldır engellenen Yeşiller Partisi’ne gerekli belgelerin neden teslim edilmediğinin sorulduğu Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden yapılan başvuruya Bakanlık’tan yanıt geldi.

Aytaç Paçal tarafından yapılan başvuruya gelen yanıtta başvurunun yapıldığı ilk gün teslim edilmesi gereken ‘alındı belgesi’nin verilmeme gerekçesi olarak, belge teslim edilmediği için başvurudan altı ay sonra haklarında açılan dava gösterildi.

CİMER’den gelen yazılı yanıt

Bakanlık yanıtında “5 Ocak 2021 tarihli başvuruya cevap verilmeyerek zımnen reddine ilişkin işlemin iptali’ istemiyle Bakanlığımız aleyhine dava açılmıştır. Ankara 8’inci İdare Mahkemesince 31 Mart 2021 tarihinde ‘…davanın görev työnünde reddine’ karar verilmiş, karara karşı istinaf yoluna gidilmiştir. Söz konusu dava derdest olup, yargı süreci takip edilmektedir” ifadelerini kullandı.

‘Yazılı olarak belgelenmiş oldu’

Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Emine Özkan, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada benzer bir cevabı 1 Temmuz’da Bakanlığa yaptıkları ziyarette sözlü olarak da aldıklarını hatırlattı.

CİMER’e gelen yanıtı yorumlayan Özkan, “Ziyaretimizde telefonda söylediklerini yazılı olarak belgelemiş oldular. Süreç boyunca yaptıkları hukuksuzluk kamuoyu tarafından da iyice görünür hale gelmiş oldu” ifadelerini kullandı.

‘Altı ay boyunca neden vermediklerinin cevabı yok’

Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Koray Doğan Urbarlı ise cevapla ilgili olarak, “Adalete başvurmak, adaletsizliği devam ettirmenin nedeni olarak görülüyor” yorumunu paylaştı.

Davayı gerekli belgelerin kendilerine teslim edilmediği gün açmadıklarını hatırlatan Urbarlı, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Biz bu davayı ilk gün açmadık. Başvurunun üzerinden altı ay geçtikten sonra açtık. Dolayısıyla altı ay boyunca bizi neden oyaladıklarının cevabını hala vermiş değiller” dedi.

‘Hak aramak haksızlığın nedeni olamaz’

Böyle bir yanıtın kabul edilemeyeceğini ifade eden Urbarlı, “Türkiye’de bir vatandaşın hak araması, haksızlığa uğramasının nedeni olamaz. Öyle olsaydı o zaman kimse hakkını arayamazdı” görüşünü paylaştı.

Bakanlığın hukuksuz ve antidemokratik bir süreç yürüttüğünü belirten Urbarlı, “Bu verilen yanıt ileride her şey normale döndüğünde antidemokratik uygulamalara dair bir gösterge, bir anı olacak” dedi.

‘Topu yargıya atıyorlar’

İçişleri Bakanlığı’nın anayasayı ihlal ettiğini ve kendilerinin de bu sebeple haklarını aradıklarını dile getiren Emine Özkan, “Yasada Bakanlığın görevi ve sorumluluğu çok açık belirtiliyor. Bariz bir anayasal hak ihlali var. Buna rağmen süreci bu kadar uzatmaları ve topu yargıya atmaları yargının kendilerini suçlu bulmayacağına dair güvenceleri olduğunu gösteriyor” yorumunu yaptı.

İktidar etkisi altındaki yargının mevcut durumu nedeniyle böyle bir özgüvene sahip olduklarını belirten Özkan, “Kendileri lehine bir karar çıkacağını veya en iyi ihtimalle yargının oyalama yoluyla Bakanlık aleyhinde bir karar vermeyeceğini düşünüyorlar” dedi.

Emine Özkan, Bakanlığın tutumuna rağmen tüm süreci en başından itibaren yaptıkları gibi şeffaf ve demokratik bir anlayışla sürdüreceklerini söyledi.

Neler yaşandı?

Yeşiller Partisi kuruluşlarını bildirmek amacıyla 21 Eylül’de Siyasi Partiler Kanunu’nun 8’inci Maddesi’nde talep edilen belgeleri İçişleri Bakanlığı’na teslim etti.

Ancak İçişleri Bakanlığı “alındı belgesi” vermeyerek partinin tüzel kişilik kazanmasını sekteye uğrattı.  Partinin kurucu üyeleri ve avukatlarının defalarca telefonla ve bakanlık binasına giderek yetkililerle görüşme talebi, CİMER üzerinden yaptığı başvuru ve resmi yazışmalar yanıtsız kaldı.

Yargıya taşındı

Bu gelişmelerin ardından Yeşiller Partisi durumu yargıya taşıdı. İdari Mahkeme’de açılan davanın reddedilmesi sonrası parti Asliye Mahkemesi’ne yönlendirildi.

Ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nda görevli iki bürokrat hakkında da “görevi ihmal” suçlamasıyla suç duyurusunda bulunuldu. Parti, buna karşı verilen takipsizlik kararına da yine itiraz etti.

Kaymakamlığın izin vermediği aşı karşıtı mitinge İstanbul Valiliği’nden onay

İstanbul‘da aşı karşıtlarının 11 Eylül’de yapacağı mitinge Maltepe Kaymakamlığı‘nın aksi yöndeki kararına karşın valilik tarafından izin verildi. İzinde,”salgın tedbirlerine riayet edilmesi” şartı istendi.

Maltepe Kaymakamlığı, sabah saatlerinde mitinge bulaş riski nedeniyle izin verilmeyeceğini açıklamıştı.

Kaymakamlığın açıklamasında “Söz konusu etkinliğin düzenlenmesi için izin verilmesi talebiyle Anadolu Birliği Partisi tarafından 23 Ağustos 2021 tarihinde Kaymakamlığa başvurulduğu belirtilen açıklamada “Kaymakamlığımıza yapılan başvuruya; toplu yapılacak etkinliklerin Covid-19 virüsünün bulaş riskini artıracağı ve salgınla mücadele çalışmalarını olumsuz yönde etkileyebileceği değerlendirilerek izin verilmemiştir” denilmişti.

‘Valiliği bekleyin’ demişlerdi

Ancak, aralarında Anadolu Birliği Partisi, Plandemi Mücadele Hareketi ve Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak‘ın da bulunduğu düzenleyiciler sosyal medya hesaplarından gerekli izinlerin alındığını ve mitinge katılımı sağlamak adına Türkiye’nin dört bir yanından otobüslerin kaldırılacağını açıkladı.

“Küresel çetelere karşı tek ses: Büyük uyanış” sloganıyla gerçekleştirilecek mitinge İstanbul Valiliği tarafından izin verildiği ortaya çıktı. Düzenleyicilerden Anadolu Birliği Partisi’nin kaymakamlığın ret kararından sonra valiliğe başvurduğu belirtildi. Genel başkan Bedri Yalçın imzasıyla, ‘Anayasayı Koruma İnisiyatifi Bir Araya Geliyor’ adı verilen miting için yapılan izin başvurusuna, Vali Yardımcısı Mehmet Ali Özyiğit’in imzasıyla olur verildi.

Mitingde Abdurrahman Dilipak ve daha önce Üsküdar’da yapılan aşı karşıtı mitingde kullandığı “Aşı yapan hekimler yargılanacaklar” ifadeleri nedeniyle İstanbul Tabip Odası’nın hakkında soruşturma başlattığı Dr. Bilgehan Bilge konuşmacı olarak yer alacak.

Meteroloji’den İstanbul’a kuvvetli yağış uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, İstanbul’da yarın yerel olarak kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli yağış beklendiği uyarısı yaptı.

Buna göre, kuvvetli yağış bu geceden itibaren Marmara Bölgesi‘nde etkisini gösterecek.

İstanbul’un Avrupa Yakası’nda yarın sabahın ilk saatlerinden itibaren görülecek gök gürültülü sağanağın zamanla kuvvetini artırarak il genelinde gece saatlerine kadar sürmesi öngörülüyor. Sağanağın yerel olarak kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli (21-75 kilogram/metrekare/12 saat) olacağı tahmin ediliyor.

Bütün Marmara’da kuvvetli yağışa karşı sel uyarısı

Bu gece saatlerinden itibaren Çanakkale ve Balıkesir’de, yarın sabah saatlerinden itibaren Bursa, Yalova, Kocaeli ve Sakarya çevrelerinde de yerel olarak kuvvetli (21-50 kilogram/metrekare/12 saat) sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor.

Yapılan açıklamada, ani sel, su baskını, yıldırım, ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiği bildirildi.

İklim krizi Ukrayna’daki nehirlerde çiçeklenme süresini uzattı

İnsan kaynaklı iklim değişikliği Ukrayna‘daki nehirlerde çiçeklenme döneminin uzamasına neden oldu.

İklim krizinin çiçeklenmedeki etkisi ülkenin en büyük ve önemli nehri Dinyeper ile diğer sulak alanların bazı bölgelerinde de gözlemlenebiliyor.

‘Nehir suyu ısındı’

Sivil Toplum Kuruluşu Ecoaction İklim Değişikliği Uzmanı Yevheniia Zasiadko yaptığı açıklamada “Su yüzeyindeki çiçeklenmenin birkaç nedeni var. Bunlardan birisi iklim değişimi. Geçen senelerde iklim değişikliği nedeniyle sıcak yazlar geçirdik, bu yüzden nehir suyu daha ısındı” ifadelerini kullandı.

İkinci sebebin ise Kiev‘de artan nüfusla orantılı olarak artan endüstriyel kirlilik olduğunu ifade eden Zasiadko, “Sadece Dinyeper Nehri’nde değil, diğer su alanlarında da görüyoruz bu durumu, göllerde ve farklı nehirlerde de yaşanıyor. Çiçeklenme sudaki oksijeni azaltıyor ve nehirdeki diğer canlılar yaşayamıyor. Önceki senelere göre çiçeklenme süresinin uzadığını görüyoruz, geçmişte sadece ağustos ayında birkaç hafta olan süreç şimdi temmuzdan eylüle kadar uzayabiliyor” dedi.

‘İklim hedefleri yeterli değil’

Zasiadko, Ukrayna’nın Paris İklim Anlaşması’na 2016’da katıldığını ve anlaşma kapsamındaki “Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkı”larını (NDC) temmuzda güncelleyerek şu anda sera gazı emisyonlarını azaltmak için daha iyi bir hedefi olduğunu vurguladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin, ABD Başkanı Joe Biden‘la görüşmesinde iklim ve yenilenebilir enerji konularının gündeme geldiğine dikkati çeken Zasiadko, “Bu konuların böylesine yüksek seviyede konuşulması iyi bir gelişme, bildiğim kadarıyla ilk defa bu gerçekleşti. Ancak hala durum yeterli seviyede değil bu nedenle bir vizyona ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

AA’nın aktardığına göre Zasiadko, 2030’a kadar yüzde 27 yenilenebilir enerji hedefinin yeterli olmadığını söyleyerek, “Hükümetten nükleer veya kömür yerine yenilenebilir enerji için bir vizyona ihtiyacımız var.” şeklinde konuştu.

‘Algler suyu işgal ediyor’

Ecoaction Sürdürülebilir Tarım Uzmanı Anna Danyliak da iklim değişiminin en önemli sorun olduğunu aktararak bunun, suyun kalitesi, miktarı, hava kirliliği gibi diğer konuları da etkilediğine dikkati çekti.

Ukrayna’nın en önemli nehri Dinyeper’de çiçeklenme sorunun daha da yoğunlaştığını ve bunun da şu anki yeşil Dinyeper’e neden olduğunu vurgulayan Danyliak, “Kirlilik alglere besin oluyor. Artan sıcak ve besinler (kirlilik) sudaki alglerin sayısını artırıyor ve bunun sonucunda algler suyu işgal ediyor, diğer canlılara yer kalmıyor” dedi.

Danyliak, yaptıkları çalışmaya göre, Ukrayna’daki ana nehirlerin yüzyıl sonuna kadar yüzde 20-30 suyunu kaybedeceği değerlendirmesinde bulunarak, bu duruma karşı harekete geçilmesi gerektiğini belirtti.

Medya Araştırmaları Derneği: İçerik kaldırma kararı en çok ‘yolsuzluk’ haberlerinde

Medya Araştırmaları Derneği geçtiğimiz yıl Temmuz ayında kabul edilip 1 Ekim itibariyle tam anlamıyla yürürlüğe giren Sosyal Medya Yasası’nın basın özgürlüğünü nasıl etkilediğine ilişkin bir rapor hazırladı.

Sosyal Medya Yasasının Basın Özgürlüğü Üzerine Etkileri İzleme Araştırması” isimli raporda Ekim 2020 ile Nisan 2021 tarihleri arasında alınan içerik kaldırma emirleri kapsamında 658 haber incelendi.

En çok Cumhuriyet’in içeriği kaldırıldı

Taramaya alınan kurumlar içerisinde en çok kaldırma emri iletilen yayın organları olarak 80 içerikle Cumhuriyet Gazetesi oldu. Bunu 68 içerik ileBirGün Gazetesi, 52 içerik ile ODA TV takip etti.

Verilere göre en çok kaldırma emri iş insanı unvanını taşıyan kişiler (103 içerik) tarafından talep edildi. Bu grubu sırasıyla bakan (85 içerik) ve avukat (70 içerik) unvanlı kişiler takip etti.

En çok ‘yolsuzluk’ haberleri engellendi

Kaldırılması talep edilen haberlerin tematik dağılımında, ‘yolsuzluk ve usulsüzlük’ konularında 336 içeriğin,  ‘görevin kötüye kullanılması’ ile ilgili 308 içeriğin kaldırıldığı saptandı.

658 kaldırma emrinin 580’inde hukuki sebep olarak ‘kişilik haklarının ihlal edilmesi’ gösterildi.

Hangi grup neyi kaldırttı?

  • Bakanlar tarafından kaldırılması istenen haberlerin çoğunluğu 44 içerik ile ‘görevin kötüye kullanılması’ konusunda oldu. Bu başlığı, 40 içerik ile ‘yolsuzluk ve usulsüzlük, 30 içerik ile ‘siyasal çatışma’ konuları takip etti.
  • Üst düzey bürokratların yer aldığı 65 içerik, ‘yolsuzluk ve usulsüzlük’ konuluyken; kaldırma emri verilen 45 haberde ise ‘görevin kötüye kullanılması’ konusundaydı.
  • İş insanları ile ilgili kaldırılması talep edilen içeriklerin çoğunlukluğunu oluşturan 69 içerik ‘yolsuzluk ve usulsüzlük’ , 26’sı ‘görevi kötüye kullanma’ ve 16’sı  ‘cinayet’  konulularıyla ilgiliydi.
  • Avukat unvanına sahip ve bu mesleği icra eden kişilerin yayından kaldırılması için başvuruda bulunduğu toplam 70 içerikten 47’si  ‘yolsuzluk ve usulsüzlük’, 24’ü ‘görevin kötüye kullanılması’ konuluydu.
  • Araştırmada sivil yurttaşların 20 içerik ile ‘darp etme ve yaralama’ ve 11 içerik ile ‘intihar’ konulu haberlere kaldırma emri aldırdığı tespit edildi.

Afganistan’dan tahliye edilen kişiler için NATO Mukabele Kuvveti görevlendirildi

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan‘dan ayrılmasıyla Taliban‘ın kontrolü ele almasının ardından, ülkeden tahliye edilen bazı vatandaşlarının konaklama ve iaşe sorununu çözmek için 300 kişilik bir NATO Mukabele Kuvveti (NRF) görevlendirildiği öğrenildi.

Bu insanların aileleriyle birlikte sayılarının bin 400 olduğu da ifade edildi. 20 NATO ülkesi NRF’nin çalışmalarına katkıda bulunuyor.

İskan edilme sürecinde oldukları açıklanmıştı

Almanya‘nın haber ajansı dpa‘nın konuyu askeri bir yetkilinin açıklamalarına dayandırdığı haberinde, NRF’nin misyonunun Afganistan’da NATO ile birlikte çalışmış ve ülkeden tahliye edilmiş ancak uzun vadede konaklama sorunu çözülmemiş Afganların bakım ve iaşesi olacağı kaydedildi.

Soruna çözüm amacıyla Polonya ve Kosova‘da geçici konaklama merkezleri oluşturuldu.

Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinin ardından geçen ay NATO ile birlikte çalışan ve tahliye edilenlerin sayısının 2 bini bulduğu belirtildi.

NATO, pazartesi günü “Birçoğu müttefik ülkelerde yeniden iskan edilme süreci içinde, ABD de dahil” açıklamasını yapmıştı.

Eşi ve iki oğlu öldürülen Emine Şenyaşar’a AKP’li Yıldız’a hakaretten dava

AKP’ Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının saldırısı sonucu eşi ve iki oğlunu yitiren ve saldırıdan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar ile 9 Mart’tan beri Urfa Adliyesi önünde adalet nöbeti tutan Emine Şenyaşar’a, Yıldız’a “hakaret” ettiği gerekçesiyle dava açıldı.

MA‘dan Emrullah Acar‘ın aktardığına göre, 14 Haziran 2018 günü üç kişinin öldürüldüğü devlet hastanesindeki olaya ilişkin üç yıl üç aydır süren soruşturmayı halen davaya dönüştüremeyen Urfa Adliyesi, Emine Şenyaşar’ın Yıldız’a hakaretini tespit edip dava açtı. Urfa 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın tensip zaptında, Emine Şenyaşar’ın oğlu Ferit Şenyaşar ile birlikte Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti’nin 86’ncı gününde sarf ettiği sözlerden yola çıkılarak, “Kamu görevlisine hakaret” ettiği iddia edildi.

Dört yıla kadar hapis cezası isteniyor

Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmanın tamamlanmasıyla hazırlanan iddianamede, AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız müşteki (şikayetçi) olarak yer aldı. İddianamede, Emine Şenyaşar’a 4 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Davanın ilk duruşması, 12 Kasım’da görülecek.

Üç yıl üç aydır gizlilik kararı

Anne Emine Şenyaşar, Adalet Nöbeti’nin 7’nci günü olan 15 Mart 2021 tarihinde aynı suçlamayla gözaltına alınmış ve ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılmıştı. Şenyaşar’a üç ay önce sarf ettiği sözler nedeniyle dava açılırken, Suruç Devlet Hastanesi’nde öldürülen eşi Hacı Esvet Şenyaşar ve oğulları Adil ile Celal Şenyaşar’ın dosyalarında “gizlilik” kararıyla devam eden soruşturma, üç yıl üç aydır sürüyor.

Suruç Devlet Hastanesi’ndeki ikinci saldırıyla ilgili açılan soruşturmada alınan “gizlilik” kararının kaldırılması için Şenyaşar ailesi avukatlarının yaptığı ikinci itiraz, 21 Nisan 2021 tarihinde reddedildi. Ailenin itirazını taşıdığı Anayasa Mahkemesi de (AYM), henüz karar vermedi. Ailenin Urfa Adliyesi önünde 185 gündür sürdürdüğü Adalet Nöbeti talepleri arasında dosya üzerindeki “gizlilik” kararının kaldırılması da yer alıyor.

Ne olmuştu?

Urfa’nın Suruç ilçesinde 2018 Genel Seçimleri öncesi 14 Haziran’da AKP’li vekil İbrahim Halil Yıldız’ın esnaf ziyareti sırasında korumaları ve yakınlarının Şenyaşar ailesine ait işyerinde başlayan ve Suruç Devlet Hastanesi’ne uzanan saldırıları sonucu, Hacı Esvet Şenyaşar (67), oğulları Adil (36) ve Celal Şenyaşar (41) ile vekilin ağabeyi Mehmet Şah Yıldız yaşamını yitirdi. Olayda Mehmet, Ferit ve Fadıl Şenyaşar‘ın da aralarında bulunduğu sekiz kişi de yaralandı.

Saldırı sırasında yaralanan Fadıl Şenyaşar ve kardeşleri, tedavileri devam ederken gözaltına alındı. Gözaltına alınan Fadıl Şenyaşar, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olaydan 15 ay sonra 18 Eylül 2019’da AKP’li vekilin ağabeyi Enver Yıldız, 50 kişilik koruma ordusuyla geldiği Urfa Adliyesi’nde teslim olduktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi ancak daha sonra serbest bırakıldı.

Emine ve Ferit Şenyaşar, Urfa Adliyesi önündeki Adalet Nöbeti’nde dört kez gözaltına alındı.

Olaydan 18 ay sonra ise Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sadece işyerinde yaşanan olaya ilişkin iddianame hazırlandı. İddianamede, Şenyaşar ailesine dönük asıl saldırının yaşandığı hastane boyutuna yer verilmedi. Çocuklarına yönelik saldırı haberinden sonra gittiği Suruç Devlet Hastanesi’nde linç edilerek öldürülen Hacı Esvet Şenyaşar’a ilişkin yargılama ise henüz başlamış değil.

Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti’ne başlayan Emine ve Ferit Şenyaşar daha önce dört kez gözaltına alınmıştı.

Kaptan Eda Erdem’den tarihi rekor: Dördüncü kez ‘En iyi Orta Oyuncu’ seçildi

Fenerbahçe Opet ve A Milli Kadın Voleybol Takımı kaptanı Eda Erdem Dündar, 2021 Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda “En İyi Orta Oyuncu” olarak Rüya Takım’a seçildi.

2015, 2017 ve 2019’un ardından üst üste dördüncü kez en iyiler arasına giren  Erdem Dündar, bu unvanı dört kere üst üste kazanan tarihteki ilk voleybolcu oldu.

Kaptan, bir süre önce de Uluslararası Voleybol Federasyonu FIVB tarafından  ‘Tarihin En İyi 100 Oyuncusu’ listesine seçilmişti.

Erdem’den takım arkadaşlarına: İyi ki varsınız

Kaptan Eda Erdem, dün dört şampiyonada büyük başarı gösteren Türkiye Kadın Voleybol Milli Takımı’ndaki arkadaşlarına seslenerek, performansındaki en büyük payın sahadaki takım arkadaşları olduğunu söyledi; onlara ‘İyi ki varsınız’ dedi.

Eda Erdem Dündar, voleybola 24 Aralık 2000’de Beşiktaş JK altyapısında başladı. 2004 yılında A takıma yükseldi. Son iki sezon kaptanlığını yaptığı Beşiktaş’tan 2008 yılında Fenerbahçe’ye transfer oldu. Erdem, Türkiye A Millî Takım forması ile 200’ten bu yana 300’den fazla maçta görev aldı.

Fenerbahçe’de 12 sezondur forma ıslatan Erdem, hem kulubünde hem de Türkiye A Millî Takımı’nda kaptanlık görevini sürdürüyor.

Bahçeli’den ‘dualı açılış’ yapan Erbaş’a destek: Eleştirenler din ve vicdan hürriyetini hedef alıyor

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni adli yılın başlangıcına denk getirilen yeni Yargıtay binasının Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın dua okumasıyla açılmasına ve eleştirilerin odağındaki Erbaş’a sahip çıktı. “Türkiye Müslüman bir ülkedir. Bu manevi hakikat değişmeyecektir” diyen Bahçeli, “Ali Erbaş doğru bir iş yapmıştır. Ve desteğimiz tamdır. Onun hedef alınması bir bakıma din ve vicdan hürriyetini hedef almaktır” dedi. 

Yazılı bir açıklama yapan MHP lideri, yükselen tepkilerin sahiplerinin  “Faşist ve despotik siyasi angajmanlarının kölesi haline geldiklerini” savundu.

Bahçeli’nin yazılı açıklamasından satır başları şöyle:

  • “Yürürlükteki Anayasa’nın ikinci maddesinde de ifade ve ihata edildiği üzere; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
  • Adli yılın başlaması münasebetiyle ve aynı zamanda yeni Yargıtay binasının açılışı esnasında bizzat Diyanet İşleri Başkanı tarafından okunan duanın bazı çevrelerde şiddetli tepkiyle karşılanması kelimenin tam manasıyla ilkelliktir.
  • Türkiye Müslüman bir ülkedir. Bu manevi hakikat değişmeyecektir. Türk milleti Müslüman bir millettir. Bu yalın gerçek ihlal, ihmal ve inkar edilemeyecektir.
  • Kulaklarında çan sesi çınlayan fikri ve siyasi yobazların, son günlerde laiklik elden gidiyor feryadı koparmaları tahammülsüzlük, inanç ve insan haklarına kategorik bir başkaldırı olarak yorumlanmalıdır.
  • Günlerdir gazete köşeleriyle manşetlerde, haber ve tartışma programlarında felaket tellallığı ve provokasyon yapılmaktadır.

  • Diyanet İşleri Başkanı’nın duasına tahammül edemeyenler öyle bir noktaya gelmişlerdir ki, Atatürk’e ve laikliğe savaş açıldığını iddia edecek kadar izan ve insaflarını kaybetmişlerdir.
  • Yapılan duayı karalamak maksadıyla, “Şeriat çığlığı, anayasal suç, Talibanla aynı şey isteniyor” şeklinde tevil edenler faşist ve despotik siyasi angajmanlarının kölesi haline gelmişlerdir.
  • Müslüman bir ülkede, temeli atılan veya yeni yapılan bir binanın duayla değil de başka türlü hangi yolla açılacağını sözde laiklik bekçisi rolüne bürünen kalpazanların açıklamalarında ayrıca yarar görülmektedir.
  • İçi boş demokratikleşme ve özgürleşme çağrısı yapanların alenen “ateistleşme” güzergahına kaymaları ileri düzeyde bir tehdittir. Onlar dayatıyor ya da istiyor diye Müslüman Türk milleti hak yolundan, hidayet çizgisinden asla dönmeyecektir.
  • Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş doğru bir iş yapmıştır. Ve desteğimiz tamdır. Onun hedef alınması bir bakıma din ve vicdan hürriyetini hedef almaktır.
  • Müslüman mahallesinde misyonerlik yapmaya, koynunda haç taşıyıp dualarımıza kulp takmaya hiç kimse heves etmemelidir.
  • Diyanet İşleri Başkanı üzerinden Cumhur İttifakı’nın duruşunu, Türkiye’nin milli ve manevi dengesini sarsmayı planlayanlar elbette başaramayacaklar, kazdıkları kör kuyuya düşmekten de kurtulamayacaklardır.”