Ana Sayfa Blog Sayfa 1272

ORÇEV: İskele neden yapılmıyor?

Ordu Çevre Derneği (ORÇEV), Altınordu’da yıkılan tarihi iskelenin yerine yapılmaya başlanan ancak daha sonradan durdurulan iskele inşaatına ilişkin bir açıklama yayınladı.

İskelenin neden durdurulduğu sorulan açıklamada “‘Ben yaptım’ anlayışıyla ortaya atılan projelerle Belediye bütçesine de zarar veriliyor” ifadeleri kullanıldı.

‘Sorularımız yanıtsız kaldı’

ORÇEV yönetim kurulu tarafından yapılan açıklamada “Ordu Altınordu ilçesinde ( Merkez) Mıdı restaurantın da bulunduğu tarihi iskele yıkıldı. Yerine yeni iskele yapılacaktı. Bu konuda Ordu Çevre Derneği olarak bilgi edinmek için dilekçe verdik ancak bir türlü yanıt alamadık. Bir süre sonra görüşmek istediler. Bu gibi konularda görüşmeyi sürdürmek istediklerini söylediler ancak yeni bir görüşme olmadı. Yapılan görüşmede de anlaşamadık çünkü Ordu Büyükşehir Belediyesi ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla iş yürütüyor” denildi.

‘Halkın parası çarçur ediliyor’

Ordu Büyükşehir Belediyesi‘nin iskele için “çürük raporu” tutmasından sonra iskelenin yıkıldığı belirtilen açıklamada “Ulaştırma Bakanlığı’nın oluru var mı yok mu bu konuda bir netlik yok. İskeleyi yapmaya başladılar. Birkaç iskele ayağı çakıldı ancak şu an iskele yapımı durdu. Neden durduğu konusunda bir açıklama yok. İskele yapılacak mı, yapılmayacak mı bilgi yok” eleştirisi yöneltildi.

Açıklamada “Sonuç olarak, iskele yapımı neden durdu? Bir planlama eksikliği mi var? Para mı yok? Boşa giden çalışma nedeniyle Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin uğrağı zararın sorumlularından hesap sorulacak mı? Yanıt bekleyen sorular çok. Halkın parası çarçur ediliyor” ifadeleri kullanıldı.

İspanya’da orman yangınları devam ediyor: Askerler de müdahale çalışmalarına katıldı

İspanya‘nın güneyindeki Endülüs Bölgesi‘nin Malaga kenti kırsalında 8 Eylül çarşamba gününden beri devam eden yangınlarda bir acil durum görevlisi yaşamını yitirdi, 2 bin 500’den fazla kişi evlerinden ayrıldı. 7 bin hektarlık alanın da zarar gördüğü bilgisi paylaşıldı. Yangınların kontrol altına alınması için askerler görevlendirildi.

İnsan etkisiyle yaşanan iklim krizi nedeniyle yaz ayları boyunca Türkiye de dahil olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde uzun süre kontrol altına alınamayan yangınlar yaşandı.

Çalışmalara askerler de destek veriyor

Yangının etkili olduğu Bermeja Dağı yamaçlarında bulunan altı yerleşim yeri güvenlik amacıyla tahliye edilirken, 1600’den fazla kişinin evini terk etmek zorunda kaldığı açıklandı.

Askerin de destek verdiği yangın söndürme çalışmalarına 41 uçak, 25 araç ve 360’tan fazla personelden oluşan ekiplerin katıldığı belirtildi.

Yetkililer, Malaga çevresindeki üç yolun kısmen trafiğe kapatıldığını, halka gerekli olmadığı sürece seyahat etmemeleri çağrısı yapıldığını duyurdu.

Yangından etkilenen halka destek için bölgedeki otellerin odalarını açtığı ve çok sayıda çadır gönderildiği belirtildi. Psikolojik yardım ekipleri de halka yardım için hazır bulunuyor.

2185 bilim insanı, Fosil Yakıtların Yayılmasını Önleme Anlaşması için çağrı yaptı

Farklı disiplinlerden ve 71 ülkeden, 2185 akademisyen, bilim insanı, ve araştırmacı, yarınki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda toplanacak dünya liderlerine, kömür, petrol ve gazdan küresel bir çıkışı düzenlemek ve denetlemek için Fosil Yakıtların Yayılmasını Önleme Anlaşması talep eden bir mektup yayınladı.

Açık mektupta akademisyenler, sanayi devriminden bu yana karbondioksit salınımlarının neredeyse yüzde 80’inden sorumlu kömür, petrol ve gazın iklim değişikliğine en büyük katkıda bulunduğunu kabul ediyor. Ayrıca, “2018’de dünya çapında neredeyse her 5 ölümden 1’inin fosil yakıtların neden olduğu hava kirliliğinden olduğunu” belirtiyor.

‘Kaybedecek zaman kalmadı’

Buna rağmen, BM İklim Değişikliği Konferansı COP26‘ya ev sahipliği yapan Birleşik Krallık da dahil olmak üzere ulusal hükümetler, fosil yakıt üretimini, Paris Anlaşması’nın 1,5ºC ısınma hedefine uygun seviyelerden yaklaşık yüzde 120 daha fazla salımlarla sonuçlanacak sekilde genişletmeyi planlıyor.

İmzacı, Roma Kulübü Başkanı Sandrine Dixson-Decleve “Paris Anlaşması hedeflerimize ulaşmanın ve net sıfır ekonomiye geçişimizin tek yolu, şimdi fosil yakıtlardan şimdi çekilmek. Artık kaybedecek zamanımız kalmadı” dedi.

‘Fosil yakıtlar çağına son verme zamanı’

Mektup, BM Genel Sekreteri António Guterres tarafından fosil yakıt endüstrisi için bir “ölüm çanı” olarak müjdelenen ve son on yıldaki CO2 emisyonlarının yüzde 86’sının fosil yakıtların yakılmasından kaynaklandığını ortaya koyan geçen ayki Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporunun hemen ardından yayınlandı.

İmzacılardan Penn State Üniversitesi’nde Atmosfer Bilimcisi, Seçkin Profesör Michael E Mann “fosil yakıtlar çağına son vermenin zamanı geldi” ifadelerini kullandı.

‘Küresel bir acil durum’

Yine imzacılardan NASA İklim Bilimcisi Peter Kalmus “Bu küresel bir acil durumdur, bu nedenle doğrudan buna yol açan ölümcül fosil yakıtları acilen ortadan kaldırmak için küresel koordinasyon gerekir” dedi.

Önerilen Fosil Yakıtın Yayılmasını Önleme Anlaşması, kömür, petrol ve gazdan adil ve hızlı bir küresel geçişi yönetmek için uluslararası işbirliğini kolaylaştırmak için kritik önem taşıyor.

Mektup “Fosil yakıtların iklim değişikliğine önemli tarihsel katkısı ve endüstrinin devam eden genişleme planları göz önüne alındığında, sorunun ölçeği ile orantılı bir çözüm” çağrısında bulunuyor.

‘İşbirliği gerekli’

Açıklamada “Kömür, petrol ve gazın 1.5 °C hedefine uygun, aşamalı bir şekilde kaldırılması, ülkelerin fosil yakıtlara bağımlılık derecesini ve geçiş kapasitelerini dikkate alan, adil ve eşitlikçi küresel bir işbirliğini gerektirmektedir. Bu işbirlik, gelişmekte olan ülkelerdeki işçiler ve topluluklar için adil bir geçişin yanı sıra herkes için iyi bir yaşam sağlamak için, teknoloji transferi de dahil olmak üzere finansal kaynaklarla desteklenmelidir” ifadeleri yer alıyor.

 

Fotoğraf: Shutterstock

 

Talepler neler?

Açık mektup, akademisyenlerin Paris Anlaşması‘nı tamamlayacak bir mekanizma aracılığıyla iklim değişikliği konusunda yeni bir uluslararası işbirliği çağını başlatmak için dünya liderlerine yaptığı çağrının ana hatlarını çiziyor:

  • Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından belirtildiği gibi, mevcut en iyi bilimsel verilere dayanarak fosil yakıt üretiminin daha fazla genişlemesini durdurmak;
  • Ülkelerin fosil yakıtlara olan bağımlılıklarını ve geçiş kapasitelerini dikkate alarak, adil ve hakkaniyetli bir şekilde mevcut fosil yakıt üretimini aşamalı bir şekilde durdurmak;
  • Dünya çapında yenilenebilir enerjiye %100 erişim sağlamak, fosil yakıta bağımlı ekonomilerin çeşitlenmesine yardımcı olmak ve dünyadaki tüm insanların ve toplulukların adil bir küresel dönüşüm yoluyla refaha ermesini sağlamak amacıyla bir dönüşüm planına yatırım yapmak.

Byrnes: ‘Net sıfır’ politikası yetersiz

Fosil Yakıtların Yayılmasını Önleme Anlaşması Girişimi Direktör Yardımcısı Rebecca Byrnes “Dünyanın önde gelen bilim insanları bundan daha net olamazdı – iklim krizinin başlıca nedeni kömür, petrol ve gazdır ve dünya çapında neredeyse her beş ölümden birinden sorumludur. Bu kitle imha silahlarının sürekli genişlemesine izin veren herhangi bir “net sıfır” politikası yetersizdir. Hükümetler nasıl ozon tabakasını incelten kimyasalları aşamalı olarak kaldırmak veya nükleer silahların yayılmasını durdurmak için bir araya geldiyse, şimdi de acilen bir Fosil Yakıtın Yayılmasını Önleme Anlaşması’nı müzakere etmeleri gerekiyor” dedi.

2185 akademisyen, küresel olarak bir Fosil Yakıtın Yayılmasını Önleme Anlaşması için çağrıda bulunan ve sayıları giderek artan sese katılıyor.

Son zamanlarda, Dalai Lama , Nobel Ödülü sahibi 100’den fazla kişi ve 700’den fazla sivil toplum kuruluşu tarafından desteklenen küresel kampanyanın bir parçası olarak dünya liderlerini fosil yakıt genişlemesine son vermeye çağırdı.

Açık mektubun tam metnine ve imzacıların listesine fossilfueltreaty.org/open-letter adresinden, Açık Radyo tarafından Türkçeleştirilen mektubun metnine ise bu adres üzerinden ulaşabilirsiniz.

 

ABD’de tropikal fırtına alarmı

Amerika Birleşik Devletleri‘nde (ABD) Ida Kasırgası‘nın yaraları sarılmaya çalışılırken, Meksika Körfezi‘nde yeni bir tropikal fırtınanın oluştuğu bildirildi.

ABD Ulusal Kasırga Merkezi’nden yapılan açıklamada, Meksika Körfezi’nde oluşan “Nicholas” adlı tropikal fırtınanın bu yıl Atlantik Kasırga sezonunun 14’üncüsü olarak yerini aldığı kaydedildi. Saatteki hızı 65 kilometre olan Nicholas’ın Teksas eyaleti kıyılarında etkili olmaya başlayacağı belirtildi.

Vatandaşlara uyarı

Salı ve çarşamba günleri saatte 105 kilometre hiza ulaşması beklenen fırtınanın, Houston şehri üzerinden Dallas ile Louisana’nın batı kesimlerini da kapsayacak şekilde iç kesimlere yayılması öngörülüyor.

AA’nın haberine göre yetkililer, bölgede yaşayan vatandaşlara aşırı yağış, kuvvetli fırtına ve su kabarmalarına karşı önlem almaları konusunda uyarılarda bulundu.

29 Ağustos’ta 240 kilometreden fazla hızla vurduğu Louisiana eyaleti ile Mississippi ve Alabama‘da milyarlarca dolar hasara neden olan Ida Kasırgası, ülkenin kuzeydoğu eyaletleri New York ve New Jersey‘de de aşırı yağışlar nedeniyle sel baskınlarına neden olmuş, ülke genelinde 100’den fazla can kaybı yaşanmıştı.

Alsancak Planı bir kez daha yargı yolunda

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 12 Şubat 2021 tarih, 05.175 sayılı kararı ile uygun bulunarak onaylanan ve 19 Nisan 2021 ve 18 Mayıs 2021 tarihleri arasında askıya çıkarılan Konak 1’inci Etap (Alsancak-Kahramanlar Bölgesi) 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı iptal istemiyle yargı yolunda…

Askı süresi içinde plana meslek örgütleri TMMOB Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi‘nin yaptığı itirazlar nazım imar planını hazırlayan İzmir Büyükşehir Belediyesince dikkate alınmadı; Belediye Meclisi kararı ile reddedildi. Şimdi bu iki meslek örgütü yasal süresi içinde planı yargıya taşımaya hazırlanıyor.

Neden karşı çıkılıyor?

Geçtiğimiz hafta içinde yaptıkları ortak basın açıklaması ile Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası İzmir Şube yönetimleri plan değişikliğine neden itiraz ettiklerini bir kez daha kamuoyu ile paylaştılar. Her iki meslek örgütünün plan hakkında vurguladıkları bazı itiraz başlıkları şunlar:

  • Plan kararları ile büyük oranda mevcut durumun devamlılığını öngörmesi,
  • Nüfus artışı öngörmesi ve bu nedenle 1/25000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planına aykırı olması,
  • Planda ayrılan özel sosyal altyapı alanları açısından Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği ile planın onaylandığı tarihte yürürlükte olan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ne aykırı olması,
  • Aynı alanda 2018 yılında onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planının iptaline yönelik yargı kararının silüet açısından yerine getirilmemiş olması,
  • Kahramanlar Mahallesinde belirlenen Sağlıklaştırma Alanına ilişkin plan kararları ve plan notları açısından planın kendi içinde çelişkili olması,
  • Ulaşım Ana Planının kent merkezindeki araç trafiğinin azaltılması ve toplu taşımın önceliklendirilmesine yönelik ana kararına aykırı olması,
  • Planın hazırlama sürecinde sözlü ve yazılı iletilen görüşlerimizin değerlendirilmemiş olması,
  • Plana veri teşkil eden kurum görüşlerinin güncel olmaması,
  • Aynı alana ilişkin öncesinde dört ayrı plan onaylanmış olması ve bu planların yargı kararları ile iptal edilmiş olmasına karşın Plan Raporunda birçok maddi hata bulunması…

Daha önce dört kez iptal ettirildi

Konak 1. Etap (Alsancak-Kahramanlar Bölgesi) 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı daha önce, 2010, 2013, 2015 ve 2018’de olmak üzere tam dört kez meslek odalarının benzer nedenlerle açtığı davalar sonucu mahkemeler tarafından iptal edilmişti.

Ancak her seferinde de yeni planı hazırlarken İzmir Büyükşehir Belediyesi, mahkemelerin iptal kararını ve başta Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası İzmir Şubelerinin planla ilgili görüşlerini dikkate almayınca 2010’lu yıllardan bu yana Alsancak ve Kahramanlar bölgesi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planından yoksun kaldı.

Meslek odalarının görüşleri dikkate alınmadı

Meslek odalarının görüşlerinin de alındığı son planda mahkemeler tarafından iptal önceki planların hemen hemen aynısı; üstelik alındığı iddia edilen ve Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası İzmir Şubeleri tarafından yazılı olarak sunulan görüşler yeni planda da yer almıyor.

Bunun üzerine plan askıdayken her iki odanın daha önceki mahkeme kararlarını da hatırlatarak yaptığı itirazlar da İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından dikkate alınmadı. Her iki meslek odasının ortak yaptığı basın açıklamasında da vurguladığı gibi bu plan da öncekilerin bir benzeri ve zaten büyük yoğunluk yaşanan İzmir’in bu bölgesinde yoğunluğu daha da artıracak, bölgede yeni gökdelenlerin önünü açacak unsurlar barındırıyor.

Bu ısrar neden?

Bu planla bölgede yapılmak istenen gökdelenlerin önü açılmasıyla yetinilmiyor ek olarak ulaşım, yeşil alan eksikliği ve otopark sıkıntısı gibi sorunlara da çözüm getirilmiyor.

2010’dan bu yana konu ile ilgili meslek örgütlerinin tüm uyarılarına ve kesinleşmiş dört yargı kararlarına rağmen İzmir Büyükşehir Belediyesinin büyük bir dirençle hala bölgede yapılaşmayı artıracak, yeşil alan, trafik ve otopark sorununu çözmek yerine daha da artıracak 1/5000 ölçekli bir nazım imar planında ısrarcı olması düşündürücü…

Bilboardlara yazmak ile çevreci olunmuyor

TMMOB Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası İzmir şubelerinin yaptığı ortak basın açıklamalarında da vurguladığı gibi ‘İzmir Büyükşehir Belediyesi bu şekilde devam etmekle kamu kaynaklarının verimli kullanılmasına engel olmakta, kentin plansız gelişmesinde ısrar etmektedir’. Her iki meslek odası ortak açıklamalarında planı tekrar yargıya taşıyacaklarını da vurguluyorlar…

Bilboardlara ‘çevre için çalışıyoruz’ diye yazmakla çevreci olunmuyor. Bir yerel yönetim yaşanabilir, alt yapı ve trafik sorunu çözülmüş, hava kirliliği sorunu yaşamayan, yeşil alanları ve spor sahaları artırılmış, rant peşinde koşan değil; yoğunluk sorununu çözen imar planlarına sahip kentler yaratarak çevre için çalışılabilir; ancak… Oysa bugün İzmir’de yaşadıklarımız bunun tam tersi; kentin tam merkezinde yapılmak istenen gökdelenlerin önünü açan, kentin simge yeşil alanı Kültürpark’ı yok etmeye çalışan, tüm bölgenin ekosistemini yok edecek Çeşme turizm projesine olumlu bakan bir yerel yönetim anlayışı var…

Çözüm gerçek ekolojist bakış açısına sahip bir yönetim anlayışını kentlerin yönetimine kazandırmaktan geçiyor.

İkizdere’de bilirkişi incelemesi bugün yapılacak

Cengiz Holding‘in Rize İyidere’de hayata geçirmek istediği liman projesine hammadde temini için taş ocağı çalışmalarına başlanan İkizdere Eskencidere Vadisi‘nde bugün bilirkişi incelemesi yapılacak.

Taş ocağına karşı 146 gündür direnişte olan İkizdereliler, bölgede yapılacak bilirkişi incelemesi öncesi dün bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, “Bizler yaşam alanlarını, toprağını, ağacını ve taşını, kısaca bütün yaban hayatını korumaya ve kollamaya çalışan İkizdereliyiz” denildi.

‘Bilimsel kriterler ve hukuksal normlara uyulmadı’

Açıklamayı direnişçiler adına Harun Tatoğlu ve Osman Baş okudu. Bilirkişi atanması kararının geç de olsa sevindirici bir gelişme olduğu belirtilirken, atamanın bilimsel kriterler ve hukuksal normlara uyulmadan yapıldığına da vurgu yapıldı:

İkizdere, İskencedere vadisinde yapılması planlanan taş ocağına karşı başlattığımız direnişin 145. günündeyiz. Yarın, direnişe başladığımız taş ocakları için bilirkişi heyeti rapor düzenlemek için bölgemize gelecektir. Dünyanın sayılı vadileri arasına giren İkizdere vadisinde HES’lerle başlayan yıkım, taş ocakları ile devam ettiriliyor.

Şimşirli/Komes’de başlayan ve ciddi yıkımlarla devam eden taş ocağının olumsuz etkileri, her geçen gün Ayvalık ve Şimşirli köylerinde hissediliyor. Bu yıl ortalarında, toprak kaymalarından etkilenen yaşam alanlarındaki yıkımlar yerinde görülebilir. Mücadelemizin önemli bileşenlerinden olan hukuk sürecimiz, her üç taş ocağı için yıllardır süren başvurularımız, çok geç olsa da ocaklar açılmaya başladığından sonra bilirkişi atanarak belli bir aşamaya ancak gelebildi. Elbette adaletin süzgecinden geçmesi gereken bu davalar, maalesef ormanlar tahrip edildikten sonra gündeme alınmaktadır.

Doğa için geç bir karar olsa da yine de sevindirici bir gelişme olan bilirkişi atanması yapılmış, fakat bilimsel kriterler ve hukuksal normlara uyulmamıştır. Örneğin İkizdere vadimizde yapılacak taş ocaklarının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini araştıracak ve analiz edecek insan sağlığı uzmanının heyette bulundurulmaması düşündürücüdür.”

‘Halk, yanlış yönlendirildi’

Açıklamada, proje tanıtım dosyalarında halkın yanlış yönlendirilediğine de şöyle işaret edildi:

Özellikle Ulaştırma Bakanlığı tarafından ruhsatı alınarak yapımı büyük bir müteahhitlik firmasına verilen Cevizlik taş ocağının yol inşaatlarına başladığında, Gürdere ve İkizdere halkımız ciddi bir direniş sergilemiştir. Bu direnişin ortadan kaldırılması ve halkımızın yanlış yönlendirilmelerine yönelik idarece bölgemizde pek çok ziyaret ve toplantı gerçekleştirilmişti. Proje tanıtım dosyalarında aksi yazmasına rağmen, İkizdere’mizi ziyaret eden idare ve yürütme tarafından yalan yanlış bilgiler aktarılmıştır. İkizdere vadisinde iki adet taş ocağı ruhsatı verilmesine karşın, bunların toplam ruhsat alanın 117 hektar, yani 163 top sahası genişliğinde olmasına rağmen, yıllık alınacak taş miktarı 15 milyon 824 bin 800 tondur. Taş ocaklarının proje ömrü 79 yıl olmasına rağmen bu yöneticiler halkımızı yanlış yönlendirmişlerdir.”

İmamoğlu: İstanbul için 2050 yılına kadar net sıfır karbon hedefi koyduk

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, iklim değişikliğine karşın sera gazı emisyonlarının azaltılmasını amaçlayan C40 yöneticileri ve Çin İklim Değişikliği Özel Temsilcisi Xie Zhenhua ile çevrimiçi toplantıda bir araya geldi.

İmamoğlu, “2050 yılı için net sıfır karbon hedefi koymuş bulunmaktayız ve bir ‘İklim Değişikliği Eylem Planı’nı hayata geçirmek üzere hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Bu bağlamda, İstanbul hem C40 şehirleriyle hem de Çin’deki şehirlerle iş birliğine hazırdır” dedi.

İmamoğlu: Afetler ‘yeni normal’ olacak

Çevrimiçi düzenlenen İklim Eylemlerini Hızlandırma ve Karbon-Nötr Dirençli ve Kapsayıcı Bir Kentsel Gelecek için İş Birliğine İlişkin Diyalog Toplantısı’nda konuşma yapan İmamoğlu, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli‘nin (IPCC) kısa süre önce yayınladığı rapora atıfta bulundu. İmamoğlu, ortak bir şekilde eyleme geçilmediği takdirde, sel veya orman yangınları gibi iklim afetlerinin dünyanın “yeni normali” olacağına vurgu yaptı.

İmamoğlu, “Türkiye’de bizler, maalesef geçtiğimiz yaz aylarında bu trajik afetlerden payımızı aldık” dedi. Çin’in karbon nötrlüğünü sürdürülebilir kalkınma planına entegre etmesinin iyimser bir gelişme olduğunu altını çizen İmamoğlu, “Araştırmalara göre Çin’de, hızlı bir kentleşme sürecinden geçen bölgelerde, iklim risklerinin görülme ihtimali daha fazladır. Bu da bizlere, Çinli belediye başkanlarının büyük iklim hedefleri koymaya öncülük etmesinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Türkiye’de veya dünyanın pek çok yerinde de durum farklı değil. Bu bağlamda, şehirlerin iklim eylemlerini hızlandırmak üzere birbirleriyle aktif bir şekilde iş birliği yapma sorumlulukları olduğuna inanıyoruz” dedi.

‘Hedef 2050 için sıfır karbon’

“İstanbul’da attığımız her adımda, sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşmaya ve iklim eylemlerini her alanda yaygınlaştırmaya odaklanıyoruz” bilgisini paylaşan İmamoğlu, şunları söyledi:

“2050 yılı için net sıfır karbon hedefi koymuş bulunmaktayız ve bir ‘İklim Değişikliği Eylem Planı’nı hayata geçirmek üzere hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. COP26 (Taraflar Konferansı) yolunda, şehirlerin yerel düzeydeki iş birliğini geliştirerek ivme yaratmasının önemli olduğuna inanıyoruz. Bu bağlamda, İstanbul hem C40 şehirleriyle hem de Çin’deki şehirlerle iş birliğine hazırdır. Bugün burada bulunan herkese katkılarından ötürü teşekkür eder, yakın gelecekte beraber çalışmayı sabırsızlıkla beklediğimi ifade etmek isterim.”

C40 nedir?

C40 Büyük Kentler İklim Liderlik Grubu (C40 Cities), iklim değişikliğine karşın sera gazı emisyonlarının azaltılması için Ekim 2005’te, Londra’da, dünya kentlerinin bir araya gelerek oluşturdukları bir ağ. Bu oluşumun amacı ise iklim üzerine çalışmalar yürüten lider kentleri bir araya getirmek.

C40, etkili bir iş birliği, bilgi paylaşımı ve iklim değişikliği ile ilgili anlamlı, ölçülebilir ve sürdürülebilir politikalar belirleyen kentleri destekleme amacı güdüyor. C40 Büyük Kentler İklim Liderlik Grubu, son 10 yılda 90’ın üzerindeki kenti bir araya getirdi ve bu kentler sayesinde 700 milyonluk nüfusu temsil etme hakkına sahip oldu.

C40 Kentleri’nin Afrika’dan 11, Asya’dan 31, Avrupa’dan İstanbul dahil 20, Amerika’dan 27 ve Okyanusya’dan da 3 kent üyesi bulunuyor. C40’ın “mega kentler”, “yenilikçi kentler” ve “gözlemci kentler” olmak üzere üç tür üyelik statüsü bulunuyor. C40 Başkanlığı’nı Los Angeles Belediye Başkanı Eric Garcetti yürütüyor.

Norveç oy kullanıyor: Avrupa’nın en büyük petrol devi, yeşile dönmeye hazır mı?

*The Guardian’dan Jon Henley’in kaleme aldığı makale Yeşil Gazete tarafından Türkçeleştirildi.

Norveç, Batı Avrupa’nın en büyük petrol ve gaz üreticisini çevresel çelişkileriyle yüzleşmeye zorlayan parlamento seçimleri için pazartesi günü sandık başına gidiyor.

İklim sorunları, Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli‘nin (IPCC) küresel ısınmanın tehlikeli bir şekilde kontrolden çıkmaya yakın olduğuna dair en sert uyarısını yayınladığı ağustos ayından bu yana seçim kampanyasına egemen oldu.

Yeşiller’in yükselişi

Rapor, petrol ve doğalgaz sondajına kısıtlama getirilmesini isteyen partilere desteği artırdı. Petrol ve doğalgaz aramalarının derhal durdurulmasını ve 2035 yılından sonra hiç üretim yapılmamasını talep eden Yeşiller Partisi’ne üyelikler yaklaşık üçte bir oranında arttı.

Yeşiller Partisi Başkan Vekili Arild Hermstad, “Uluslararası Enerji Ajansı’nın mayıs ayındaki Net Sıfır raporu, petrol ve gaza yer olmadığını zaten açıkça ortaya koymuştu. Bu nedenle IPCC raporu isabetli oldu. Bu gerçekten iklim seçimi” ifadelerini kullandı.

Hangi yönü seçecek?

Her ne kadar anketler merkez sol muhalefetin sekiz yıldır ülkeyi yöneten Muhafazakarlar liderliğindeki koalisyonu devireceğini tahmin etse de, Norveç’i Avrupa’nın en müreffeh ülkelerinden biri yapan endüstrinin kaderi belirsiz.

Ülke, elektriğinin yaklaşık yüzde 95’ini hidroelektrikten üreterek ve cömert teşvikler vasıtasıyla satılan her 10 yeni arabadan yedisinin elektrikli olmasını sağlayarak yeşil enerjinin önde gelen savunucularından biri olabilir.

Ancak fosil yakıtlar hala ihracatın yüzde 40’ını oluşturuyor. Petrol ve gaz endüstrisi toplam işgücünün yüzde 7’sine denk gelen 200 binden fazla kişiyi istihdam ediyor. Bu sayede ülke, 1. Trilyon sterlin ile dünyanın en büyük devlet servet fonunu oluşturabildi.

Başbakan Erna Solberg’in seçim afişi

Raporlar oldukça açık

Geçtiğimiz yıl Norveç hakkında yayınlanan bir BM insan hakları konseyi raporu ise oldukça açıktı. Raporda ülke, “fosil yakıtlar için daha fazla araştırmayı yasaklamaya, fosil yakıt altyapısının daha fazla genişlemesini reddetmeye ve işçiler ve topluluklar için adil bir geçiş stratejisi geliştirmeye” çağrıldı.

Ancak bu mesajı satmak oldukça zor. Hermstad, “Norveç’i petrol endüstrisinden çıkarmak çok büyük bir iş olacak. İnsanlar işleri, yaşam standartları için endişeleniyorlar. Muhafazakarlar petrol işlerinin devam edeceğini garanti ettiği sürece, sondaja son verilmesini isteyenler tehdit gibi görünüyor” dedi.

Muhalefet partileri üretimi sürdürme yanlısı

Norveç’in ana merkez sağ ve merkez sol partileri, Muhafazakarlar ve muhalefetteki İşçi Partisi, yeşil geçişin zaman alacağını ve petrol gelirlerinin bunu finanse etmesine yardımcı olabileceğini savunarak, üretimin 2050’den sonra da devam etmesi gerektiği konusunda geniş bir anlaşmaya varıyor.

Bu partiler, Norveç’in ekonomisini mahvetmenin yeşil dönüşüme yardımcı olmayacağını ve eğer Norveç üretimi durdurursa diğer ülkelerin boşluğa adım atacağını savunuyorlar. Hermstad açıklamasında “Aslında temiz ürettiğimiz için Norveç’in devam etmesinin çevre için daha iyi olacağını savunuyorlar. Bu doğru değil ama insanlar bunu duymaktan hoşlanıyor” dedi.

Yeşiller’e ihtiyaç duyulabilir

Bu karşıtlığa rağmen Yeşiller’in kendisini hükümet içerisinde bulması gene de mümkün. Başbakan Erna Solberg’in sağcı koalisyonunun kaybedeceği tahmin ediliyor. Ancak solun tahmin edilen zaferinin marjı belirsiz. İşçi liderliğindeki bir koalisyon, 85 sandalyenin çoğunluğuna ulaşabilmek için bir veya daha fazla küçük partinin desteğine ihtiyaç duyabilir.

Eski dışişleri bakanı Jonas Gahr Støre liderliğindeki İşçi Partisi, öngörülen 46 milletvekili ile en büyük parti olmaya aday. Ancak o da koltuk kaybetmeye hazırlanıyor. Bu da tercih ettiği Merkez Partisi ve Sosyalist Sol Parti ile koalisyonun yeterli olmaması anlamına geliyor.

Bu durum ise iki ihtimali güçlendiriyor: Sekiz sandalyesi olacağı düşünülen Yeşiller Partisi’nin veya aşırı sağ Kırmızı partinin koalisyona girmesi. Yeşiller’in hükümete girmesi fosil yakıt politikası üzerinde derinden bölünmüş sol eğilimli koalisyonda önemli bir rol oynayabilir.

Zor bir seçim

İşçi Partisi, tüm keşif veya üretimin durdurulmasını talep eden herhangi bir partiyle koalisyon kurmayacağını söyledi. Merkez partisi devam eden araştırmaları desteklerken, Sosyalist Sol ise buna karşı çıkıyor. Yeşiller, bir tür anlaşmayla arabuluculuğun sağlanmak zorunda kalınmasını umuyor.

Günün sonunda nasıl bir koalisyonun olacağı daha küçük partilerin, Norveç’te oyların yüzde 4’ünden fazlasını kazanan ama çok fazla sandalye kazanamayan partileri ödüllendiren oy eşitleme eşiğini geçip geçmemesine bağlı olacak.

Ancak görünen o ki Norveç’in petrol ve doğalgaz bağımlılığından vazgeçmesi zor olacak. Geçtiğimiz hafta yapılan bir tartışmada Muhafazakar adaya üretimi bitirmek için tercih ettikleri tarihin ne olacağını sorduğunu belirten Hermstad, “Yaklaşık 300 yıl sonra” yanıtını aldığını söyledi.

Taliban, Afganistan’da kadın ve erkeklerin beraber eğitim görmesini yasakladı

Amerika Birleşik Devletleri‘nin 20 yıldır varlığını sürdürdüğü Afganistan‘dan çekilmesi üzerine kontrolü ele geçiren Taliban‘dan art arda yasaklar gelmeye devam ediyor.

Sünni İslamcı grup şimdi de üniversitelerde kadın ve erkeklerin beraber eğitim görmesini yasakladı. Aynı yasak, ilk ve orta öğretimdeki çocuklar için de geçerli olacak.

Daha önce de Kabil’de bulunan İbni Sina Üniversitesi’nde paylaşılan fotoğraflarda, kız ve erkek öğrencilerin birbirlerinden ayrı şekilde oturdukları ve aralarına perde çekildiği görülmüştü.

‘Halk Müslüman. Bunu kabul edecektir’

Afganistan’da üniversitelerdeki eğitim sisteminde yapılacak değişiklikleri açıklayan Yükseköğretim Bakanı Abdulbaki Hakkani, artık kadın ve erkeklerin ayrı sınıflarda öğrenim göreceğini duyurdu.

Karma eğitim konusunda sorun görmediklerini ifade eden Hakkani, “Karma eğitimi sonlandırma konusunda bir sorunumuz yok… Halk Müslüman. Bunu kabul edeceklerdir” ifadelerini kullandı.

Perde arkasından erkek öğretmenler ders verebilir

Üniversitelerde kadınların “İslami usüllere uygun” giyinmesinin zorunlu olacağı da kaydedilirken Hakkani, üniversitede görülen derslerle ilgili de “Mantıklı ve İslami, ulusal ve tarihsel değerlerimize uygun, başka ülkelerle de rekabet edebilecek bir İslami müfredat yaratmak istiyoruz” dedi.

Kadın öğrencilere kadın öğretmenler tarafından ders verileceği de belirtilirken, kadın öğretmen sayısının yetersiz olduğu üniversitelerdeyse şeriat kurallarını ihlal etmeyecek alternatif yollara gidilebileceği açıklandı. Hakkani, “Tamamen üniversitelerin kapasitesine bağlı… Perde arkasından erkek öğretmenler de kullanabiliriz ya da teknoloji kullanılabilir” ifadelerini kullandı.

Hakkani, Afganistan’da eğitim sisteminin bir önceki Taliban dönemine kıyasla çok değiştiğini ve ülkedeki eğitim kurumlarının sayısının arttığını dile getirdi. 20 yıl geriye gitmek istemediklerini kaydeden Afganistan Yükseköğretim Bakanı, bırakılan yerden devam edeceklerini ileri sürdü.

Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ta kuraklık etkisi

Sivas‘tan doğup Karadeniz‘e dökülen Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak‘ta iklim krizinin etkisiyle ciddi bir kuraklık yaşanıyor.

Hafik ilçesinde sulama amaçlı kullanılan Pusat-Özen Barajı ve il merkezinin su ihtiyacını karşılayan 4 Eylül Barajı‘nda da kuraklık nedeniyle sular önemli oranda çekildi.

İmranlı ilçesindeki Kızıldağ‘ın güney yamaçlarından doğup Bafra Burnu‘ndan Karadeniz’e dökülen, Kızılırmak’ın tarihi Kesik Köprü ve Eğri Köprü kesimlerinde suyun azlığı dikkati çekiyor. Su seviyesinin önemli oranda düştüğü Kızılırmak’ta bazı kısımlar dereyi andırıyor.

Eski yerleşim yerleri ortaya çıktı

Devlet Su İşleri tarafından 2009’da Hafik ilçe merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Pusat Deresi ve Madenköy Çayı üzerine sulama amaçlı yapılan Pusat-Özen Barajı’nda da su seviyesinin düştüğü görüldü.

Pusat köyünün baraj altında kalan eski yerleşim yerindeki cami minaresi, araziler ve bazı ev kalıntıları da su seviyesinin düşmesiyle ortaya çıktı.

İklim krizi ve yanlış su kullanımı

Sivas’ta çevre sorunları ve eğitimi ile ilgili araştırmaları bulunan Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Taner Çifçi, AA muhabirine, kuraklığın en önemli sebepleri arasında insanın doğaya müdahalesinin gösterilebileceğini söyledi.

Çifçi, iklim krizine bağlı yağış değişikliklerinin kuraklığın sebepleri arasında yer aldığını belirtti. Yer altı sularının amaçsız kullanımının da etkenler arasında sayılması gerektiğini vurgulayan Çifçi, “Sivas’ta son yıllarda üretimi artan şeker pancarı ve patates, suyu seven bitkiler. Bundan dolayı da yer altından olabildiğince su çekmesi lazım” dedi.

Sivas’ta 9 Şubat 2021’de son 95 yılın en yüksek sıcaklığının 13 derece olarak ölçüldüğünü aktaran Çifçi, 60 yıldır aynı dönemde kentteki hava sıcaklığı ortalamasının 9 derece olduğunu ifade etti.

‘Dikey yapılar nemi engelliyor’

İklimde değişikliklerin başladığını ve sıcaklıkların yükseldiğini belirten Çifçi,   “Genel olarak ortalama aynı ama marjinal yükselmeleri görüyoruz. Sivas’ın 1 yıl için ortalama yağış değeri 445 milimetreydi, bu şu an itibarıyla maalesef 431 milimetreye düştü. Yani yaklaşık 14 milimetre yağış düşüklüğü var. Sıcaklığın ardından bu da Sivas’ta ikinci bir sebep. Üçüncüsü ise özellikle şehrin kuzeyine yapılan dikey yapılar, kuzey rüzgarlarının taşıdığı nemi engelliyor. Dördüncü sebep ise Sivas’ta yüzey sularının yeterince beslenememesi, yer altı sularının kullanımındaki bilinçsizlik ve sıcaklığa bağlı olarak buharlaşan su miktarının artması. Sivas’ın farklı toprak türleri gözüküyor ve burada en öne çıkan toprak tipi jipsli arazi. Jipsli arazi de su havzasını bozuyor. Jipsli arazilerde yer altı suları bilinçsiz kullanıldığı zaman bu havza bozuluyor” dedi.

‘Su seviyesinde ciddi bir azalma var’

Kuraklıkla mücadele kapsamında insanların bilinçlendirilmesi gerektiğine işaret eden Çifçi, tarımda sulama bilincinin artırılmasının önemini vurguladı.

Kuraklığın insanlar için büyük bir tehdit olduğuna dikkati çeken Çifçi, “Ciddi bir tehdit altındayız, buna yönelik önce insan eğitimiyle küresel ısınmanın da etkilerini azaltacak, en azından minimize edecek faaliyetleri yapabiliriz. Bu bizim elimizde” ifadelerine yer verdi.