Ana Sayfa Blog Sayfa 1212

Christchurch kenti, resmi büyücüsü Ian Brackenbury Channell ile yollarını ayırdı

Yeni Zelanda‘nın Christchurch kenti, 23 yıldır kentin tanıtımı için büyücülük hizmeti veren, Ian Brackenbury Channell’ın kontratının yenilenmediğini, tanıtım için daha modern yöntemlere başvurulacağını açıkladı.

Channell ise şehirde görünmeye ve büyücülüğe devam edeceğini belirtti. Channell, yılda 16 bin Yeni Zelanda doları kazanıyordu.

‘Hayal gücünden yoksun bürokratlar’

İşine son verilmesiyle ilgili konuşan Ian Brackenbury Channell bunun nedeninin, hayal gücünden yoksun bürokratlar olduğunu ve bir provokatör olduğu için uygun bulunmadığını kaydetti.

Channell, Birleşik Krallık‘ın başkenti Londra doğumlu. Leeds Üniversitesi’nde psikoloji ve sosyoloji okuduktan sonra Avustralya’ya yerleşen Channell, bir süre orada sosyaloji dersleri verdikten sonra 1970’lerde Yeni Zelanda’ya yerleşti.

Turistlerin ilgi odağıydı

Turistlerin ilgi odağı olan Channell, kent meydanında bir merdivene çıkıp heyecanlı bir konuşma yaptığı sırada tutuklanmıştı ve kamuoyu bu duruma büyük tepki göstermişti.

Büyücü Channell, kentin tanıtım hizmetlerine katkıdan dolayı Birleşik Krallık Kraliçesi 2. Elizabeth adına verilen hizmet madalyasını almıştı. 1990’da, zamanın Yeni Zelanda Başbakanı Mike Moore, resmi Başbakanlık antetli kağıdıyla Channell’e bir mektup yazarak, “Yeni Zelanda, Antarktika ve ilgili açık deniz bölgelerinin Büyücüsü olmanız konusundaki önerimi acilen dikkate alın” ifadelerini kullanmıştı.

İBB, TÜGVA’nın tahliyesi için Adalar Kaymakamlığı’na yazı gönderdi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Adalar Kaymakamlığı’na yazı göndererek Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) Büyükada İskelesi’nde kullandığı alandan tahliyesini istedi.

İBB, TÜGVA’nın iskelenin üst katında teşkilat binası olarak kullandığı kiralık alanın kullanımının tahliyesine ilişkin hukuki süreç başlatmış, süreç İBB lehine sonuçlanmıştı.

Ancak 6 Ekim tarihinde başlatılan tahliye işlemleri için iskeleye giden zabıta ekiplerine polis engel olmuş, polis ekipleri ile zabıta ve CHP Adalar ilçe örgütü üyeleri arasında arbede çıkmıştı.

Kira sözleşmesi 21 Şubat’ta feshedildi

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre İBB, kaymakamlığa sürece ilişkin bir yazı gönderdi. Yazıda, Büyükada İskelesi üzerindeki alanın kullanma amacına aykırı olarak kiraya verildiğinin tespit edildiği, kira sözleşmesinin 21 Şubat 2020’de feshedildiği belirtildi.

Ek olarak 28 Şubat 2020 tarihine kadar iskelenin tahliye edilmesi gerektiğinin noter kanalıyla tebliğ edildiği ifade edildi.

Kaymakamlığın iskeleyi boş ve işgalsiz şekilde İBB’ye tesliminin talep edildiği ancak kaymakamlık tarafından tahliye işleminin yapılamayacağının bildirildiği aktarılan yazıda, söz konusu iskelenin ivedilikle tahliye edilmesi istendi.

Taliban heyeti ile görüşen Diyanet İşleri Başkanlığı ve Kızılay’dan Taliban’a yardım sözü

Bir dizi temasta bulunmak üzere Türkiye’yi ziyaret eden Afganistan’daki Taliban Geçici Hükumeti Dışişleri Bakan Vekili Emirhan Muttaki başkanlığındaki heyet, bugün Türk Kızılay ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile görüştü.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Taliban heyetini makamında ağırladı. Mutaqi görüşmede, Türkiye ve Afganistan’ın tarihe dayalı ilişkilerinde yeni ve olumlu bir sayfa açacaklarını kaydetti.

‘Yardım konularını konuştuk’

Türk Kızılay Genel Müdürü İbrahim Altan ise heyet ile Türk Kızılay olarak Afganistan’da 1995 yılından beri yapılan yardımlar çerçevesinde görüştüklerini belirtti:

“Özellikle 2018 yılında açmış olduğumuz Afganistan delegasyonumuzu, şu ana kadar yaptığı ve yeni yönetim döneminde yapmış olduğu yardımları konuştuk. Kendilerinden de yardımlar konusunda ihtiyaçlarını dinledik. Hangi konularda yardımlar yapılabileceğini duyduk. İnsani yardımlar konusunda faaliyetlerimiz devam edecek. Kendileri bu konuda bize destek verecekler. Oradaki arkadaşlarımızın çalışmalarına önem veriyorlar. Türk halkına yapılan yardımlardan dolayı teşekkür ediyorlar.”

‘Yardım talep ediyorlar’

DHA’nın aktardığına göre Altan, Taliban heyetinin yardım taleplerine ilişkin, “Özellikle insani yardımlar, kış yardımları; başta yakacak ve kıyafet olmak üzere kıtlıkla alakalı sorun var. Sağlıklı içme suyu sorunları var. Eğitimde kırtasiye ve benzeri talepleri var. Bunun yanında bizim kalkınma yardımlarımız var. Şu ana kadar orada Afganistan’dan göçü engellemek için 65 tane küçük iş yeri açtık. Bu iş yerlerinin devamını talep ediyorlar. Özellikle dul, yetim ailelere de yardımların artırılmasını talep ediyorlar” ifadesini kullandı.

Reuters, Türkiye’ye iklim hedefleri için 3,1 milyar Euro verilebileceğini yazdı

Paris İklim Anlaşması‘nda belirlenen temiz enerji hedeflerini gerçekleştirmesi için Türkiye’ye 3 milyar 100 milyon Euroluk fon verileceği tartışılıyor.

Fonun Dünya Bankası, Fransa ve Almanya tarafından finanse edileceği belirtildi.

2 milyar Euro Dünya Bankası’ndan

Reuters‘ın haberine göre, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde bir mutabakat zaptı imzalanması durumunda Ankara‘nın statüsü değişmeden para yardımı alabileceği ifade edildi. Plana göre yardımın 2 milyar Euroluk kısmı Dünya Bankası, yaklaşık 1 milyar Euroluk kısmı Fransa ve 200 milyon Eurodan fazlası da Almanya tarafından karşılanacak.

Görüşmelerde yer alan ve Reuters’e konuşan bir kaynak “Miktar ve usuller üzerine olan anlaşma çoktan sonuçlandırıldı, o da Türkiye Paris sözleşmesini imzaladığı için” dedi. Ajansın konuştuğu dört kişi ise mutabakat üzerinde henüz anlaşmaya ihtiyaç olduğunu ve tüm taraflar imzalayana kadar da hiçbir şeyin kesin olmadığını söyledi.

Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nde Türkiye “gelişmiş ülke” kategorisinde bulunuyordu. Ancak Türkiye, gelişmekte olan ülke sınıfına alınması talebinde bulunmuştu. Gelişmekte olan ülkeler iklim hedeflerine ulaşmak için fon ve teknolojik yardım alabiliyor. Birleşmiş Milletler’den ise Türkiye’nin gelişmekte olan ülke sınıfına alınacağına dair herhangi bir açıklama yapılmadı.

Ayrıca Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile Dünya Bankası’nın özel sektör yatırım kolu olan Uluslararası Finans Kurumu‘nun Türkiye’de özel sektörü yeşil enerjide desteklemek için müdahil olduğu belirtiliyor.

Van Valiliği’nden 15 gün eylem yasağı

Van Valiliği, kentte gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarının 15 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.

Valilikten yapılan açıklamada, anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylemler ile saldırıların önüne geçilmesinin planlandığı belirtildi.

Basın açıklamaları izne bağlı

Vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanması, terör örgütlerinin planlarının bertaraf edilmesi, milli güvenliğin oluşturulması, kamu düzeni ve genel sağlığın korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlüklerin, genel asayişin devamının temini ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının engellenmesinin amaçlandığı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Van ili coğrafi sınırları içerisinde 16 Ekim’den geçerli 30 Ekim de dahil olmak üzere 15 gün süreyle 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantıları 2911 Sayılı Kanun’un 17. maddesine istinaden yasaklanmıştır. İlimizde düzenlenecek basın açıklamaları, İl idaresi Kanunu’nun 11. maddesinin ilgili hükümleri gereğince belirtilen tarihler arasında mülki idare amirinin iznine bağlanmıştır.”

TTB’den sel raporu: Ayancık’ta dere yatağındaki hastane çalışmaya geri döndü

Türk Tabipler Birliği (TTB) Olağandışı Sağlık Hizmetleri Kolu 11 Ağustos tarihinde Kastamonu ve Sinop bölgelerinde yaşanan yıkıcı sel felaketinin ardından geçen bir ay sürede neler yaşandığını ve nelerin eksik kaldığına dair bir rapor hazırladı.

Farklı zaman aralıklarıyla birçok kez selden etkilenen Bozkurt, Ayancık, Şenpazar ve Azdavay‘ı ziyaret ettiklerini belirten TTB, bölgedeki çalışmalara ve sağlık hizmetlerinin durumuna ilişkin bilgiler paylaştı.

‘Yıkım devam ediyor’

Kastamonu Bozkurt’taki bina yıkımlarının hala devam ettiği belirtilen açıklamada “Bazı sokaklarda, çok sayıda hasarlı binanın bulunduğu bütün bir ada tümüyle, bazı noktalarda kısmen olmak üzere yıkılmış; bazı sokaklarda ise boşaltılmış ve yıkımı bekleyen çok katlı binalar göze çarpmıştır” denildi.

Açıklamada “Riskli bölgelerdeki binaların tekrar yapılmaya çalışılması ısrarının ileride yaşanacak sellerde yine felaketlerin yaşanmasına neden olabileceği unutulmamalıdır” ifadeleri kullanıldı.

Sağlık hizmetlerinin durumu

Bozkurt’ta devlet hastanesinin selden önce yeni binasına taşınmaya başlandığı ancak selden zarar görünce tekrar eski binaya geri dönüldüğü belirtilen açıklamada “Artık tamamıyla mevcut eski binada normal çalışma düzenine başlandığı görülmüştür” denildi.

Hastanede verilebilen sağlık hizmetleri için gerekli olan ilaç ve sarf malzemelerinin temininde sorun olmadığı aktarıldı. Ayıca sel sonrasında hasta profilinde önemli bir değişme gözlenmediği belirtildi.

Dere yatağına yakın ve alçak kotta bulunan yeni devlet hastanesi de dahil olmak üzere hasar görmüş bazı binaların tamamen boşaltıldığı ve onarım çalışmalarının devam ettiği belirtilen açıklamada “Riskli bölgelerdeki binaların tekrar yapılmaya çalışılması ısrarının ileride yaşanacak sellerde yine felaketlerin yaşanmasına neden olabileceği unutulmamalıdır” uyarısı yapıldı.

Kayıplar, sanitasyon ve barınma

TTB, Bozkurt Belediye Başkanı ile yapılan görüşmenin ardından elde ettikleri bilgileri şu şekilde aktardı:

  • Selde kaybolan ve henüz kendisinden haber alınamadığı için kayıp olarak ifade edilen birey sayısı Bozkurt için 8 ve toplamda 11 olarak verilmektedir. Ölüm olarak kayda geçen birey sayısı ise 72 olarak ifade edilmiştir. Arama çalışmalarının havadan ve denizden Samsun’a kadar uzanan bir alanda sürdürüldüğü belirtilmiştir.
  • Gezici baz istasyonlarından şu anda sadece bir tanesi destek verdiği belirtilmiştir.  İlçenin köyleri ve mahalleleriyle ulaşım sorunu bulunmadığı; elektrik sorununun da kalmadığı belirtilmiştir.
  • Çöplerin düzenli toplandığı belirtilmiştir. Yardım kuruluşlarının ayrılmasıyla ilçe nüfusu, ilçedeki toplumsal hareketlilik ve çöp üretiminin tekrar eski seviyesine dönmesi, çevre kirliliğinin artış oranını düşürmekle birlikte, yıkım ve enkaz çalışmaları tamamlanmadıkça çevre kirliliğinin farklı biçim ve boyutlarda devam edeceği belirtilmiştir.
  • Selden sonra gözle görülür bir vektör sorunu oluşmadığı, yıkımlardan sonra bile fare veya kemirgen artışı görülmediği belirtilmektedir. Salgın hastalık görülmediği ancak COVID-19 pandemisi konusunda ilçe genelinde önlemlere uyumun çok gevşediği belirtilmektedir. Belediye çalışanları ve yöneticilerinin de maske başta olmak üzere pandemi önlemlerinde gerekli özeni göstermediği değerlendirilmiştir.

İçme suyu ve kanalizasyon

  • İlçenin içme suyunun toplamda üç adet kuyudan temin edildiği belirtilmiştir. Bunlardan bir tanesinin selden etkilenerek tahrip olduğu ve daha sonra onarılarak tekrar devreye sokulduğu; kuyuların hepsinin aktif olmakla beraber, şu an ilçede nüfus az olduğu için, sadece bir kuyunun suyu yeterli olduğu öğrenilmiştir.
  • Devlet Su İşlerinin (DSİ), sel sonrası kuzey ve güney yönünde iki yeni kuyu açtığı; buralardan su çıktığı fakat henüz devreye alınmadığı belirtilmiştir. Şebekeye verilmekte olan suyun günlük analizlerinin yapıldığı, bunların temiz çıktığı bilgisi verilmiştir.
  • İlçe içinde bina yıkımları devam ettiği için, kontaminasyon olasılığı nedeniyle halkın şebeke suyunu içmemesi istendiği öğrenilmiştir. İçme suyunu ambalajlı su olarak belediye ücretsiz dağıtmaktadır. Şişe sularının, sel sonrasında yapılan bağışlardan oluştuğu ve Kastamonu’daki AFAD depolarında tutularak ihtiyaç oldukça getirildiği bilgisi verilmiştir.
  • Kanalizasyon sisteminin onarıldığı, ancak sıvı atıkların arıtma yapılmadan Ezine Deresine boşaltıldığı belirtilmiştir. Daha sonrası için ise Abana ilçesiyle ortak bir proje ile derin deniz deşarjı yapılmasının düşünüldüğü bilgisi verilmiştir.

Beslenme

  • İlk günlerden itibaren ilçede sıcak yemek yaparak dağıtmakta olan kuruluşların tamamına yakını, ilçeden ayrılmış; kalanların da ayrılmak üzere olduğu öğrenilmiştir. Türk Kızılayı’nın da çalışmalarını sonlandırmakta olduğu bilgisi alınmıştır.
  • Evleri oturulabilir durumda olan halk, kendi evinde yemek yapmaya başlamıştır.
  • İlçedeki üç fırın da selden etkilenerek çalışamaz hale gelmesiyle ekmek temininde ilk günlerde sorun olduğu belirtilmiştir. Bunlardan bir tanesinin 10 günden beri tekrar çalışmaya başladığı; Kızılay’ın bu fırına un temin ettiği ve üretilen ekmeğin halka ücretsiz olarak dağıtıldığı bilgisi verilmiştir.
  • Ayrıca bakkal ve marketlerin aralarında eczanelerin tekrar çalışmaya başladığı gözlenmiştir.

Barınma

  • Yıkım kararı alınan bina sayısına ilişkin net bir sayı verilememekle birlikte sayının çok olduğu ve önemli bir bölümünün yıkımının tamamlandığı belirtilmektedir.
  • Binaların çoğunlukla ilçe genelinde hakim olan çok katlı yapılardan meydana geldiği düşünülürse, bağımsız birim sayısının çok daha fazla olması beklenmelidir.
  • Evleri oturulamaz hale gelen, bu nedenle yıkım kararı alınarak uygulanmış veya uygulanması beklenen binalarda oturan ev sahibi ve kiracılar için barınma sorunu devam etmektedir.
  • Bütün binalarda afet yönünden değerlendirme yapılıp oturulamaz olanların tespit edildiği bilgisi verilmiştir. Selden etkilenen binaların yıkım çalışmasının:
    • Afete maruz kalan alanda bulunanlar (bunlar, aynı zamanda DSİ’nin çalışma yapacağı alandakiler),
    • Kentsel dönüşüm yapılacak olanlar,
    • Acil yıkılacaklar,
    • Ağır hasarlılar olarak belirli bir sırayla yürütüldüğü bilgisi verilmiştir

600’den fazla konut ihtiyacı

  • Kastamonu’daki yurtların da 22 Eylül itibarıyla boşaltılması beklenmektedir. Böylece barınma sorunu olan nüfusun bir kısmının geri dönmesi söz konusu.
  • TOKİ, belediye binasında bir irtibat bürosu açmıştır. Bölgede toplam altı farklı yerde toplu konut inşasına uygunluk çalışmasının yürütülmekte olduğu öğrenilmiştir. Bunlardan ilçenin doğusunda, sel yatağından yüksekte yer alan bölgede, 111 ve 183 bağımsız birimden oluşan, dört katı geçmeyen bina grupları şeklinde planlandığı ve iki tanesinin de ihale edildiği bilgisi verilmiştir. Şu anda yapılan ihale ilk olduğundan, sürecin nasıl gelişeceği konusunda bilgi olmadığı öğrenilmiştir. Toplam konut ihtiyacının 600’den fazla olduğu ifade edilmektedir.

Sinop Ayancık

Sinop’un Ayancık ilçesinde de inceleme yaptıklarını aktaran TTB, Ayancık Belediyesi yetkilileriyle görüşme sonucu edindikleri bilgileri şu şekilde özetledi:

  • Selin ardından kaybolan ve bulunamayan birey sayısının Ayancık için 6 olduğu söylenmiştir. Kayıp bireylerin aranmasına denizden ve havadan, akıntı yönünde devam edildiği bilgisi verilmiştir.
  • Son selde, hastanenin bulunduğu Cevizli Mahallesi’ndeki evlerin zemin katlarını da su basmıştır. İlçede selden zarar gören evler olsa da, asıl yıkım Babaçay köyünde ve ilçenin küçük sanayi olarak anılan, işyerlerinin bulunduğu bölgede olduğu gözlenmiştir. 55 kadar işyeri selden dolayı yıkılmıştır. Ağır zarar gören 40 kadar işyeri ise ekipler tarafından yıkılmıştır.
  • İlçe merkezindeki konutlar zarar görse de, yıkım gerektirecek derecede olmadığı belirtilmiştir. Sadece Babaçay’da çok sayıda konut yıkıldığı için, burada konut yapılmasının söz konusu olacağı öğrenilmiştir.

Hala elektrik verilemeyen köyler var

  • Köylere ulaşım sağlanmaktadır. Fakat selden zarar görmüş olan yolların onarımının zaman alacağı öğrenilmiştir.
  • Elektriksiz olan 7-8 kadar köyde hâlâ jeneratörle elektrik sağlanmaktadır. Bunlara da peyderpey elektrik sağlanacağı bilgisi verilmiştir.
  • Hücresel iletişim seyyar baz istasyonları üzerinden sağlanmaktadır, sabit baz istasyonlarının onarımı devam etmektedir.
  • Kriz merkezinin hâlâ varlığını sürdürdüğü ancak ilçede olağan günlük hayata dönüldüğü gözlenmiştir.

Hastane dere yatağında

Ayancık ilçesinde selden etkilenen en önemli kamu binasının devlet hastanesi olduğu belirtilen açıklamada “Hastanenin bodrum ve zemin katları su altında kaldığı için mutfak, röntgen, eczane, çamaşırhane bölümlerinin zarar gördüğü ve tedbir olarak hastaların başka sağlık kurumlarına nakledildiği öğrenilmiştir” denildi.

Ayancık Devlet Hastanesi’nin yerinin dereye yakın olması nedeniyle, daha inşaat yapılmadan başlayan tartışmalara konu olduğu hatırlatılan açıklamada “2012 yılında şimdikinden daha küçük bir selde yine alt katlarını su bastığı bilgisi alınmıştır” bilgisi paylaşıldı.

Yapılan son ziyarette hastanenin çalışmaya geri döndüğü belirtildi.

BIFED başladı: Konuklarımızla küçük adamızın her şeyini paylaşmaya çalışıyoruz

Çarşamba günü başlayan ve 8’inci defa düzenlenen Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), 19 Ekim tarihinde sona erecek.

Bozcaada Belediyesi ve Kadıköy Belediyesi Sinematek Sinemaevi işbirliğiyle gerçekleştirilen festivalin hazırlık sürecini ve festivalle ilgili detayları BIFED Basın Sorumlusu Beyza Aksoy ile konuştuk.

‘Yönetmenler filmlerini ulaştırınca festival heyecanı geri geldi’

Festivalin bu seneki hazırlık sürecini anlatan Aksoy, hazırlıklara koronavirüs salgınının ortasında başladıklarını, yüz yüze olamamanın başlarda motivasyonu biraz düşürmüş olsa da, yönetmenlerin filmleri ulaştırmaya başlayınca heyecanın tekrar geri geldiğinden bahsetti:

Festivalin hazırlıklarına pandeminin ortasında başladık. Evlerimizden dışarı çıkamazken biz ekibimizle beraber online toplantılar yaparak festivali planlıyorduk. Uzun zaman yüz yüze görüşemiyor olmak, motivasyonumuzu başlarda biraz düşürmüş olabilir aslında. Artık herkes minik kareler içindeki online işlerden yorulmuştu. Ama festivalin başvuruları başlayınca hareketlenmeye başladık. Yönetmenler bize filmlerini ulaştırmaya başlayınca festival heyecanı geri geldi.

Dünyanın yüzlerce farklı noktasında neler oluyor, insanlar nelerle mücadele ediyor ve yaşam alanlarımızın başına neler geliyor biz de ekip olarak hem öğrendik, hem de bu filmleri yaymak için daha hevesli hale geldik.”

‘Hibrit modeli sürdürmeyi planlıyoruz’

Festivali geçen sene online olarak yaparken endişeli olduklarından bahseden Aksoy, bu sayede tüm kıtalardan 10 binden fazla izleyiciye ulaşabildiklerini ve önümüzdeki senelerde de hibrit modeli sürdürmeyi planladıklarını kaydetti:

Karşılarında büyük şirketler, devletler olsa da gerçekleri anlatabilme cesareti gösteren
onlarca film her yıl BIFED’e başvuruyor. Başvuran yönetmenler BIFED’de filmlerinin
memnuniyetle kucaklanacağını ve üzerine tartışılabileceğini biliyor. İzleyicilerimiz de, kendi çevreleri haricinde dünyada üzeri kapatılan gerçekler hakkında çok fazla şey öğreneceğini bilerek açıyor her yıl BIFED sayfasını. Bu açıdan memnunuz. Film yönetmenleri ve izleyicilerimizle çok fazla şey paylaşıyoruz ve dayanışma ağımızı her yıl büyütüyoruz.

Aslında pandemiyle geçen senede festivali online yaparken endişeliydik. Ancak online
festival sayesinde yalnızca Bozcaada ziyaretçileri ve sakinlerine değil, tüm kıtalardan 10 binden fazla izleyiciye ulaşabilme şansı edindik. Dünyanın her yerinden izleyiciler filmlerimizi izledi, medya kanallarımız aracılığıyla yaptığımız yayınlara ulaştı. Sitemiz 35 binden fazla erişime ulaştı.

Festival boyunca paylaştığımız videolar, yayınlarımız yalnızca bireysel olarak değil grup olarak da izlendi. Bu yüzden festivalin önümüzdeki senelerinde de bu hibrit modeli sürdürmeyi planlıyoruz. Daha fazla insana ulaşabilmek hepimizi motive ediyor.”

‘İçten belgeseller’

BIFED’deki belgesellerin kendi sorunlarını anlatan içten belgeseller olduğunu ifade eden Beyza Aksoy, cümlelerini şöyle sürdürdü:

BIFED hala tamamen yerel kaynaklarla ve dayanışmayla sürüyor. Modayı takip etmiyor, göçmen kuşlar gibi o festivalden bu festivale birlikte uçan yılın popüler filmleri BIFED için ilginç değil: Kendi sorunlarını anlatan, üçüncü dünyayı egzotik bir malzeme gibi sömürmeyen içten belgesellerin doğal olarak programı oluşturduğu yapı da değişmedi. Bizler, BIFED ekibi olarak elimizden geldiğince konuklarımızla küçük adamızın her şeyini paylaşmaya çalışıyoruz. Dünyamızı ve üzerindeki tüm canlıları ilgilendiren belgesellerimizin konuları geniş kitlelere yayılıp dünyadaki adaletsizliği değiştirebildiği ölçüde daha da değerli olacak. Değişim zor elbette, ama mümkün. BIFED ekibi olarak da, ulaşabildiğimiz herkesle değişim umudunu ve mücadelesini paylaşabildiğimiz, genişletebildiğimiz kadar memnun olacağız.”

‘Artık herkes dünyaya ne kadar zarar verdiğinin farkında’

Aksoy, festivalle ilgili seyircilerden olumlu tepkiler aldıklarını da şöyle anlattı:

İzleyicilerimiz sosyal medya üzerinden aktif olarak bizimle iletişime geçiyor ve bu bizi çok mutlu ediyor. İzledikleri filmleri paylaşanlar, yorumlayanlar, ekibimize sevgilerini iletenler oluyor. Bazen Instagram’dan mesajlar atıyorlar, bazen de mail adresimize içten iletiler gönderiyorlar. Artık herkes dünyaya ne kadar zarar verdiğinin farkında. Kendi çevremizin değiştiğini, kirlendiğini, eskisi gibi olmadığını biliyoruz. Ama sadece kendi çevremiz, ülkemiz değil dünyanın yüzlerce farklı noktasında neler olduğunu, halkların nasıl ve neye karşı mücadele ettiklerini BIFED filmleri sayesinde gördüklerini söylüyorlar.”

‘Ödül töreni pazar günü’

Ödül töreni hakkında da konuşan Beyza Aksoy, törenle ilgili detayları şöyle anlattı:

Yarışma ve Gaia’da kazanan filmlere ödül heykelcikler veriyoruz. Gaia kategorisini, öğrencilerin filmlerini gösterebilecekleri bir platform olabilmek ve sonraki projelerinde onları cesaretlendirmek için festivale koyduk. Ayrıca Ana Yarışma’da yarışmak için seçilmeyen ama yine de çok önemli bulduğumuz belgeselleri de Panorama seçkisinde gösteriyoruz.

Özel Gösterim kategorisi ise içinde bulunduğumuz sene için önemi olan ekolojik konular hakkında yapılmış, önemsediğimiz belgeselleri izleyicilerimize özel bir seçki olarak sunuyoruz. Bu filmleri hem kategorize eden, hem de ilk olarak izleyip seçen bir ön ekibimiz bulunuyor. Ardından Ana Yarışma ve Gaia için oluşan jüri ekibi kazanan filmleri açıklıyor.

Festivalde Fethi Kayaalp Büyük Ödülü için 13 farklı ülkeden toplamda 15 film yarışıyor. Bu filmlerden ikisi ise Türkiye’den. Gaia Öğrenci Ödülü kategorisinde yarışacak 7 film bulunuyor. Panorama ve Özel Gösterim bölümünde gösterilecek, diğer filmlerle birlikte, toplam 41 film dünyanın her yerinden izleyicilerle buluşmak için bifed.org sitesinde hazır!

Ödül törenimiz YouTube üzerinden canlı olarak yayınlanacak. Jürilerimizden canlı
bağlantılarla kazanan filmleri açıklayacağız. Ayrıca yönetmenler de festivalimizin kapanış ve ödül töreni için canlı olarak bağlanacaklar. Ödüllerimizi tasarımcı ve aynı zamanda Bozcaada’nın yerel işletmecilerinden Ülker Aral tasarladı. Dileyen herkes de BIFED’in YouTube kanalından ödül törenini izleyebilecek.”

Festivalle ilgili daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Uluslararası Canlandıranlar Film Festivali 18 Ekim’de başlıyor

Canlandıranlar Derneği tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Uluslararası Canlandıranlar Film Festivali 18 Ekim tarihinde başlıyor.

İki yüze yakın kısa animasyon filmin gösterileceği bu yılki festival, pandemi etkisi nedeniyle hibrit olarak gerçekleşecek.

Film gösterimleri için Çevrimiçi Film İzleme Kartı ve Salonda Film İzleme Kartı alternatifleri, öğrenci dostu bir fiyatlandırma ile Canlandıranlar websitesi üzerinden satın alınabilecek. Konuşma ve workshop etkinlikleri ise ücretsiz olacak.

Yaratıcı ekip

Festivalin yaratıcı ekibinde Berat İlk, Vincent Bouvard, Efe Efeoğlu, Ferhat Akbaba, Eda Çağıl Çağlarırmak ve Berna Gençalp yer alıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da onlarca animasyonsever gencin gönüllü desteği ile yürütülüyor.

Festival, Peak’in can veren desteği, Fransız Kültür Merkezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Türkiye Konferans Tercümanları Derneği, Bigumigu ve ABCOO’nun katkıları ile hayata geçiriliyor.

Yarışmaya 838 başvuru

2017 yılında ulusal çapta düzenlenerek başlayan Canlandıranlar Film Yarışması, 2020 yılından beri uluslararası özellik taşıyor. Organizasyonunu Efe Efeoğlu’nun üstlendiği yarışmaya bu yıl 104 ülkeden 838 başvuru yapıldı.

En İyi Film, En İyi Türk Filmi, En İyi İlk Film, En İyi Öğrenci Filmi kategorilerinin olduğu yarışma filmlerinin listesine ve film künyelerine organizasyonun internet adresinden ulaşılabiliyor. Salonda ya da çevrimiçi ortamdaki dijital platformda bu filmler izlenebilir.

Jürisi belli oldu

Yarışma jürisinde dünyanın en önemli animasyon festivallerinden biri olan Hiroşima Uluslararası Animasyon Festivali’nin kurucularından, animasyon dünyasında sayısız işe imza atan, ASIFA Başkanlığı’nı halen yürüten ve festivalin onur konuğu olan Sayoko Kinoshita, yine dünyanın önde gelen animasyon festivallerinden Anima Mundi Festivali’nin kurucularından animasyon sanatçısı Lea Zagury ve Anima İstanbul ile Anima Okul’un kurucularından, KötüKedi Şerafettin filminin yönetmenlerinden Mehmet Kurtuluş yer alıyor. Yarışmanın sonuçları Tophane-i Amire’de açıklanacak.

Almanya’da üçlü koalisyon geliyor: İlk uzlaşma kömürden erken çıkışta

Almanya‘da 26 Eylül’de yapılan Federal Meclis seçimlerinin ardından, Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokratlar (FDP) arasında, olası koalisyon görüşmelerine zemin hazırlamak için yapılan ön görüşmelerde anlaşma sağlandı.

DW‘nin aktardığına göre, üç partinin temsilcileri tarafından kaleme alınan ortak metinde, “İddialı ve dayanıklı bir koalisyon sözleşmesi imzalayabileceğimize inanıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Kömürden çıkış 2038’den 2030’a çekilecek

Bir sonraki adımda, her üç partinin kendi kurullarına onaylatacağı uzlaşma taslağındaki en önemli maddelerden biri ise, Almanya’nın kömürden çıkış tarihinin öne çekilmesi.

AFP‘nin son dakika haberinde, Almanya’nın üçlü anlaşma gereği kömürden çıkışı, planlanan 2038’den 2030’a çekilecek. SDP, Yeşiller ve FDP’nin üzerinde anlaşmaya vardığı metinde, “İklimi koruma konusundaki hedeflere ulaşmak için kömür enerjisinden hızlandırılmış bir çıkış gerekiyor. İdeal olarak bu, 2030 yılına kadar gerçekleşmeli” ifadesine yer verildi.

Ön görüşmelerde üç partinin mutabakata vardığı diğere bir nokta da,  seçimlerden birinci parti olarak çıkan SPD’nin en önemli vaatlerinden olan, asgari ücretin saatte 12 euroya çıkarılması.

Üç parti bir sonraki adımda, uzlaşılan taslağı kendi kurullarına onaylatacak. Yeşiller’in diğer iki partiden farklı olarak, bunun için bir kurultay düzenlemesi bekleniyor. SPD ve FDP kanadında ise, koalisyon görüşmelerine başlanmasına yönelik onayın bugün içinde çıkacağı tahmin ediliyor.

Scholz: Anlaşma sağlanmasından memnunum

Kurulması planlanan yeni koalisyon hükümetinde Başbakan olması beklenen SPD’li Olaf Scholz, “sondaj görüşmeleri” olarak da adlandırılan ön görüşmelerde anlaşma sağlanmış olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, yeni hükümetin hedeflerinin ilerleme ve son 100 yılın en büyük modernizasyon hamlesi olacağını ve bu konularda başarı sağlayacaklarına inandığını ifade etti.

 

Türk Lirası’nda değer kaybı hızla devam ediyor: Dolar 9,24 ile rekor kırdı

Merkez Bankası‘nın üç yöneticisinin görevden alınmasıyla birlikte düşüşünü hızlandıran Türk lirası bugün de dolar karşısında erimeye devam etti.

Sabah saatlerinde 9,2153 TL seviyesine çıkan dolar,  öğle saatlerinde 9,24 TL üzerine çıkarak rekor tazeledi.

Birgün’ün aktardığına göre TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi‘nde yıl sonu dolar/TL beklentisi 9,22 olarak açıklanmıştı. Böylece kur, yıl sonu beklentisinin de üzerine çıkmış oldu.

Tahminler yükseldi

TCMB, ekim ayı piyasa katılımcıları anketi verilerini açıkladı. Buna göre, eylül anketinde 8,92 olan 2021 yıl sonu dolar/TL beklentisi, ekim anketinde 9,22’ye yükseldi.

Eylül anketinde 9,56 olan 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi ise bu anket döneminde 10,01’e yükseldi.

Fotoğraf: Shutterstock

Enflasyon beklentisi arttı

Reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 52 katılımcı tarafından verilen cevaplarda yıl sonu enflasyon beklentisi de yüzde 17,93’e yükseldi.

Bir önceki anket döneminde beklenti yüzde 16,74 düzeyindeydi. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 12,94 iken, bu anket döneminde yüzde 13,91 olarak açıklandı. Enflasyonda 24 ay sonrası için beklentiler de yüzde 10,71’den yüzde 10,27’ye çıktı.

Faiz beklentisi düştü

BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 19,00 iken, bu anket döneminde yüzde 17,82 oldu.

TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 19,00 iken, bu anket döneminde yüzde 17,63 olarak gerçekleşti.