Ana Sayfa Blog Sayfa 1067

’15 Eksik Yıl’: Hrant Dink öldürülüşünün 15’inci yılında anılıyor

19 Ocak 2007’de katledilen Hrant Dink’in cenazesi, 23 Ocak’ta Şişli’deki gazetesinin önünden, ellerinde “Hepimiz Hrant’ız Hepimiz Ermeniyiz” yazılı pankartlar taşıyan binlerce kişinin katılımıyla uğurlandı. Gürcan Öztürk‘ün cenaze günü çektiği fotoğraflarla, “Kırmızı Pazartesi”den 15 yıl sonrasına mercek tutuyoruz.  

*

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink‘in gazetesinin önünde öldürülmesinin 15’inci yılında anılıyor.

Hrant’ın Arkadaşları grubu, 19 Ocak Çarşamba günü saat 15.00’te Agos’un eski ofisi önünde, maske ve mesafe önlemlerine uyarak, buluşma çağrısı yaptı. Bu yılki anma “15 Eksik Yıl” sloganıyla gerçekleştirilecek.

Hrant Dink, gazetesi Agos’ta yayımladığı “Sabiha Hatun’un Sırrı” başlıklı röportajının Hürriyet gazetesinde yayımlanmasının ardından hedef haline getirilerek, 19 Ocak 2007 yılında saat 15.00’de Ogün Samast tarafından gazetesinin önünde sırtından kurşunlanarak öldürüldü.
Tetikçi Ogün Samast kısa sürede yakalandı. Samast’ın sorgu için götürüldüğü karakolda elinde Türk bayrağı ve arkasında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez” sözü görünen fotoğraflarının çekilmesi tepkiyle karşılandı. Suikast sırasında taktiği beyaz beresi ise cinayetin sembolü haline geldi.
Hrant Dink’in cenazesine tarihte benzerine rastlanmayan bir katılım gerçekleşti. Binlerce insan “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz” pankartlarıyla cenazeye katıldı. Yenikapı’ya kadar yapılan yürüyüşe 100 binin üzerinde insan katıldı. Ülkenin her yerinde Dink’in yası tutuldu.
Dink’in öldürüldüğü gün yayımlanan “Güvercin tedirginliği” yazısı toplumu suikast kadar sarsmıştı. Toplumun dikkati Dink cinayeti soruşturmasına yöneldi. Kısa sürede Samast dışında cinayetin azmettiricisi olduğu iddiasıyla Yasin Hayal ve muhbir Erhan Tuncel tutuklandı. Tuncel’in Emniyet ve Jandarma İstihbarat Teşkilatı ile bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Emniyet tarafından yapılan bir açıklamayla Erhan Tuncel’in Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek’in elemanı olduğu doğrulandı.
Hrant Dink suikastı davası 2 Temmuz 2007 tarihinde Beşiktaş’taki eski Devlet Güvenlik Mahkemesi binasında başladı. Yargılamada sanıklara örgüt suçlamasında ise bulunulmadı. Sanıkların mahkemedeki rahat tavırları da tepki uyandırdı.
Meclis’te, Hrant Dink Cinayetini Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon yaptığı çalışmaların sonucunda Trabzon ve İstanbul emniyet birimlerinin “ihmali” olduğunu belirtti. Hrant Dink’in İstanbul Valiliği’ne çağrılarak Vali Muammer Güler’le görüşmesi sırasında odada bulunan üç kişi tarafından tehdit edilmesi sıklıkla gündeme geldi ve bu üç kişinin kim olduğu soruldu. Mahkeme de aynı soruyu Valiliğe yöneltti ancak yanıt verilmedi. Dink ailesinin ve avukatlarının tekrar sorulması taleplerini ise reddetti.
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ankara’nın derin dehlizlerinde kaybolmasına izin vermeyeceğiz” dedi. Ancak yargılama sonucunda “örgüt” bulunamadı. Anayasa Mahkemesi’ne etkin soruşturulma yürütülmemesi nedeniyle Dink ailesinin açtığı davadan ise yaşam hakkı, ifade özgürlüğü ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğine hüküm edildi.
Ekim 2015 yılında kamu görevlilerine yönelik yeni bir dava açıldı. Dönemin Trabzon Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, İstanbul Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer hakkında “kasten adam öldürme” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’a ise “görevi kötüye kullanma” suçlamasından altı yıla kadar hapis cezası talep edildi.
Yargılama sonucunda mahkeme, Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’i “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Tutuklu sanık eski subay Muharrem Demirkale’yi “Anayasa’yı ihlal” ve “kasten öldürmeye yardım” suçlarından iki kez müebbet hapisle cezalandırdı. Tutuklu sanıklar Okan Şimşek ve Veysal Şahin ile hakkında adli kontrol kararı bulunan tutuksuz sanık eski Trabzon İl Jandarma Komutanı sanık Ali Öz’ü “kasten öldürme” suçundan 25’er yıl, “resmi belgede sahtecilik” suçundan üç yıl dörder ay hapis cezasına çarptıran heyet, tutuklu sanık Ercan Gün’e FETÖ kapsamında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 10 yıl hapis cezası verdi.
Tutuksuz sanıklar eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler ve dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç hakkında “ihmali davranışla öldürme” suçundan beraat, “kamu görevini ihmal” suçundan haklarındaki dava dosyasının zaman aşımı nedeniyle düşürülmesi kararı veren heyet, tutuksuz sanıklar eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkındaki dava dosyasının zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine hükmetti.
Mahkeme heyeti, haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Fetullah Gülen, Adem Yavuz Arslan, Ekrem Dumanlı, Coşgun Çakar, Halil İbrahim Koca, Mehmet Akif Yılmaz, Mehmet Faruk Mercan, Metin Canbay, Ömer Faruk Kartın, Serkan Şahan, Yılmaz Angın, Yunus Yazar ve Zekeriya Öz’ün savunmalarının alınamamış olması nedeniyle dosyalarının ayrılmasına karar verdi. Kararın temyiz süreci devam ediyor.
Dink cinayeti Türkiye’de değişen siyasi konjektöre göre “Ergenekon” ve “FETÖ” yapılanmalarıyla anıldı. Ancak Dink’i hedef haline getirenler, 301’inci maddeden “Türklüğe hakaretten” dava açanlar, bilirkişi raporlarında hakaret olmadığının yer almasına rağmen mahkumiyet kararı verenler Dink’in ifadesiyle “mahkemenin arkasındaki derin güç” yargılanmadı veya yargılanamadı. Suikastin gerçek faillerinin ortaya çıkılması hala en büyük talep. Türkiye’nin Hrant Dink’e hala bir adalet borcu var.

Adalar’da sit alanına tuvalet inşaatı: Bu tek sorun değil, yakında orman yerine yol kalacak

İstanbul Burgazada sahildeki sit alanına 50 metrekarelik umumi tuvalet inşa ediliyor. Sahile 50 metrekarelik bir konteyner konulmasına ise Adalılar tepki gösteriyor. Ada’nın sit alanı olduğunu belirterek İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin taleplerini dikkate almasını talep ediyorlar.

Dünya Mirası Adalar Girişimi’nden Derya Tolgay adalarda yaşanan tek sorunun tuvalet inşası olmadığına dikkat çekiyor.

Yeşil Gazete‘ye konuşan Tolgay, “800 metre karelik Burgazada ormanına Orman Genel Müdürlüğü tarafından yangın bahane edilerek yollar açıldı. Adalılar çok tepkili. Çektiğim her yol başka bir yol. Daha birçok yol var bu 800 metrelik alanda. Yakında orman yerine sadece yol kalacak” diyor.

Benzer sorunun Heybeliada‘da yaşandığını da belirten Derya Tolgay, “Çitlerle çevrenlendi. Bir yangın daha çıkması halinde insanların kaçabilmesi bile imkansız hale getirildi.” diyor.

Heybeliada’da 2020 yılında 6 hektar, 2021 yazında ise 7 hektar orman yanmış ardından “hasta ağaçlar” olduğu belirtilerek birçok ağaç kesilmişti. 

Adalar’da yaşanan sorunların üzerini örtmek için tuvalet inşası gündeme geldi diyen Tolgay, Adalar’da ne olduğu sorumuza şu yanıtı veriyor:

“Bir hafta önce Heybeli, Burgazada ve Büyükada’yı gezdim. Kıyıların tüm devlet kurumları tarafından konteynerler ve başka yapılarlarla işgali söz konusu. Örneğin, benim evim kıyıya sıfırdır. Emniyet bu kıyıya kısa sürede kontrol amaçlı diyerek ekstra bir alan daha açtı. Arabalarını da buraya park etmeye başladılar. Burası tam kıyı, halka açık olan bir yer. Bu sadece bir örnek. Heybeliada’da Sadıkbey Plajı’na iki, üç yıldır tamamen yasa dışı bir işlem uygulanıyor. Kıyı peyzajı tamamen söküldü, ağaçları kesildi, betonla kaplandı, inşaat alanları var, denize sıfır binalar yapıldı. Bu inşaatlar durdurma kararı olmasına rağmen halen devam ediyor. İBB Burgazada’ya bahsettiğimiz tuvalet inşasından aşağı yukarı dört, beş misli büyüklüğünde denize sıfır otobüs terminali gibi bir terminal yaptı. Şu anda da yeni bir çukur kazılıyor, oraya da tuvalet konteynırı koymayı planlıyorlar.”

Derya Tolgay, Adalar’da tuvalet ihtiyacı bulunduğu söylüyor ancak bunun nereye ve nasıl yapılacağının önemli olduğunu vurguluyor. Büyükşehir Belediyesi’yle yaptıkları görüşmeleri hatırlatarak sözlerini şöyle tamamlıyor:

‘Sorun yapılması değil, nereye ve nasıl yapılacağı’

“Adalar sit bölgesi diyoruz ve Adaların şehir planlamaları yapılırken aşağı yukarı iki sene boyunca İBB bizlerle, sivil toplum insiyatifleriye toplantılar yaptı. Ortaya bir strateji planı çıkarıldı. Bunun en başında ekoloji vardı. Adalarda bir tuvalet ihtiyacı var. Konumuz olması veya olmaması değildir. Bunun nerede ve nasıl olması çok önemlidir. Bu kadar eski demode, ekolojiye zarar verecek, doğa uygun olmayan bir modeli adaya getirmek abesle iştigaldir. Ekolojiye uygun bir tuvalet yapılabilir. Her zaman burada yaşayan insanların söyledikleri, fikirleri önemliymiş gibi davranılıyor ama asla uygulama bu şekilde gerçekleştirilmiyor. Ormanlara yollar yapılıyor. Özetle devlet kurumlarından belediyesine hepsi şu anda hem kıyıları hem de ormanları müthiş bir plansızlıkla adeta sit alanı olmaktan çıkarmaya gayret ediyor. Adaların her birinin bir şehir olmasını istiyor gibi davranıyorlar. Yapılan uygulamalar bunu gösteriyor.”

Ekrem İmamoğlu’na çağrı

Adalılar, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu‘na çağrıda bulunarak, “Burgazlıların istekleri doğrultusunda Ada’nın SİT statüsüne ve boyutlarına uygun, bir çözüm geliştirilmesini talep ediyoruz” diyor. Ada Gazetesi‘nde yayımlanan açıklama şöyle:

“Burgazadası’nın tamamı SİT alanıdır. Yapılacak her türlü uygulamada bu husus ve Ada’nın 1.5 kilometrekarelik yüzölçümü gibi özel koşulları göz önüne alınmak zorundadır. Aksi takdirde korunması ve şehirleşmesinin önlenmesi mümkün olmaz.

Ada’nın herkes tarafından kabul edilen umumi tuvalet gereksinmesinin de bu çerçevede değerlendirilerek, Burgazlıların istekleri doğrultusunda Ada’nın SİT statüsüne ve boyutlarına uygun, bir çözüm geliştirilmesini talep ediyoruz. Burgazlılar olarak bize dayatılan bu tür uygulamaları kabul etmeme ve adamızı koruma konusunda son derece kararlıyız. Sayın Ekrem İmamoğlu’ndan gerçek bir katılımcı demokrasi örneği vererek Burgazlıların taleplerine kulak vermesini istiyoruz.”

Adalar’da tuvalet inşası 2021 yılında da gündeme gelmişti. Adaya getirilen seyyar tuvaletler sahile sıfır, bir zamanlar konserlerin verildiği yere koyulmuştu.

İkizdereliler tam 100 gündür bilirkişi raporunun uygulanmasını bekliyor

Cengiz Holding tarafından yapılmak istenen liman projesine hammadde temini için Rize‘nin İkizdere ilçesinde bulunan Eskencidere Vadisi‘nde taş ocağı çalışmalarına karşı halkın direnişi devam ederken, bölge halkı 100 gündür bilirkişi heyeti raporunun uygulanmasını bekliyor.

Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) “Gerekli değildir” kararına karşı açılan dava kapsamında yedi uzman bilirkişi rapor hazırlamış, raporda projenin usulsüz olduğu ve Eskencidere Vadisi‘ne yapımının uygun olmadığı kaydedilmişti.

‘Taş ocağına karşı kurumlar işlevsiz ve çaresiz’

İkizdere Dernekleri Federasyonu Çevre Komisyonu Üyesi Asuman Fazlıoğlu, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

İkizderede taş ocağına karşı kurumlar işlevsiz ve çaresiz. İkizdere Çevre Derneği adına kaymakamlığa verdiğimiz dilekçeleri yetkililer sümen altı ederek üç maymunu oynuyor.

Taş ocağında çalışma yapılan alanda zorunlu olduğu halde neden tanıtım tabelası olmadığını sorduğumuz dilekçemiz jandarmada bekletiliyor. Sorduğumuzda biz o işe karışamayız cevabını aldık.

Baştanda belirttiğimiz gibi Eskencidere Vadisi yasaların işlemediği bir vadi. Şimdi herkesin öğrenme hakkı olan ve zorunlu konması gereken tabela sayesinde öğreneceğimiz bu taş ocağını hangi firma yapıyor, sorumlu yüklenici kim? Ne kadar bir alanda bu çalışma yapılacak? soruları belirsiz ve karanlıkta kalıyor.”

Fazlıoğlu, “İkizdere Çevre Derneği bu vahşi doğa katliamının İkizdere’nin doğasına büyük zararlar verdiğini anlatmaya devam edecek, yasaları uygulamayan kurumları görevlerini yapmaya davet etmedeki ısrarını sürdürmekte kararlıdır” ifadelerini kullandı.

Bilirkişi raporuna neler var?

Bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda, Proje Tanıtım Dosyası’nda (PTD) heyelanla ilgili yeterli çalışmanın olmadığı, su kaynaklarının görebileceği zararlara değinilmediği belirtilerek, yaban hayatının ve bölgede yapılan tarımın çalışmadan olumsuz etkileneceğine vurgu yapılmıştı.

İkizdere direnişçilerinin avukatı Yakup Okumuşoğlu da, hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vereceğini beklediklerini kaydetmişti.

Tarım ve Orman Bakanı: Yasaklı ırklar için kayıt süresi uzamayacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ‘yasaklanmış ırkların’ kayıt altına alınmasıyla ilgili 14 Ocak’ta dolan süreyi uzatmayı düşünmediklerini söyledi: Bekir Pakdemirli “Avrupa sokaktan topladığı hayvanları, bir ay içerisinde sahiplendiremezse uyutuyor. Bunu doğru bulmuyoruz. Biz, kısırlaştırarak bu işi çözeceğiz” dedi.

Barınaklara götürülen hayvanlar sahiplerine verilmeyecek

Barınaklara götürülen ‘tehlikeli ırkların’ sahiplerine verilmeyeceğini söyleyen Bakan, Yurt dışından kayıt altına alınmamış yasaklı ırktaki köpeklerin ülkemize girişine de izin yok” dedi.

Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Avrupa sokaktan topladığı hayvanları, bir ay içerisinde sahiplendiremezse uyutuyor. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Ne yapacağız? Kısırlaştırmayı tamamlarsak, popülasyon azalır. Belediyelerin bu konudaki çalışmalarını biraz daha hızlandırmaları gerekiyor. Hayvanlarımız çok değerli. Ama insanlarımıza zarar verdiğinde gerekli tedbirleri almamız lazım.”

Türkiye’de toplam 98 bin hayvan kapasiteli 287  hayvan bakımevi olduğunu bildiren Bakan Pakdemirli, barınak yapımında belediyelere yüzde 40’a kadar yardım ettiklerini, şu ana kadar  53 milyon 431 bin TL hayvan bakımevi yapımı, 25 milyon 227 bin TL de sahipsiz köpeklerin kısırlaştırılması için destek sağladıklarını kaydetti.

Sokaktaki hayvanların aç kaldığında hayat mücadelesine girdiklerini söyleyen Bakan, “2018 yılında İstanbul Kadıköy’de bisikletle giderken etrafımı 10 tane köpek sardı. Ne olduğunu anlamadım. Bana saldırdılar. Korkmadım ama bir tanesi bacağımdan ısırdı. Bunlar yaşanabiliyor. İnsanlarımızın sokak hayvanlarıyla iç içe olması güzel ama vahşileşme ortamına müsaade etmemeliyiz” diye konuştu.

 

2021’de çevre denetimlerinde 3 bin 941 tesise toplam 350 milyon TL’den fazla para cezası verildi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, geçen yıl ülke genelinde yapılan çevre denetimlerinde mevzuata aykırı hareket eden tesislere verilen cezaları açıkladı.

Buna göre, 2021 yılında 81 ilde 56 bin 211 çevre denetimi yapıldı. Doğayı kirleten 3 bin 941 tesise toplam 350 milyon 228 bin 270 TL idari para cezası uygulanırken, 406 işletme de faaliyetten men edildi.

ÇED süreçlerine ilişkin yaptırımda 58 milyondan fazla ceza

2021 yılında yapılan denetimlerde, atık kaynaklı çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik 726 idari yaptırımda 159 milyon 656 bin 853 TL, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerine ilişkin 577 idari yaptırımda 58 milyon 321 bin 33 TL, hava kirliliğinin önlenmesine yönelik 391 idari yaptırımda 33 milyon 110 bin 266 TL, su kirliliğinin önlenmesine yönelik 575 idari yaptırımda 66 milyon 567 bin 184 TL, toprak kirliliğinin önlenmesine yönelik 80 idari yaptırımda 6 milyon 431 bin 378 TL, gürültü kirliliğinin önlenmesine yönelik 411 idari yaptırımda 3 milyon 618 bin 62 TL, anız yakanlara yönelik 494 idari yaptırımda 1 milyon 315 bin 115 TL, egzoz kirliliğinden kaynaklı 193 idari yaptırımda 603 bin 504 TL, sıfır atık-poşet konulu 114 işlemde 1 milyon 110 bin 973 TL, diğer çevre cezalarına yönelik uygulanan 380 idari yaptırımda 19 milyon 493 bin 902 TL idari para cezası uygulandı.

En fazla idari para cezası uygulanan ilk beş il ise sırayla Ankara, İstanbul, Muğla, Tekirdağ ve İzmir oldu. Ankara’da 44 milyon 860 bin 550 TL çevre cezası kesilirken, onu 44 milyon 790 bin 176 TL ceza ile İstanbul, 42 milyon 892 bin 945 TL ile Muğla, 27 milyon 659 bin 196 TL ile Tekirdağ ve 19 milyon 972 bin 736 TL ile İzmir takip etti.

Üç kez fırtına nedeniyle zarar görmüştü: Zonguldak’ta yol inşaatına dalgalara rağmen devam ediliyor

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yapacağı Zonguldak Kilimli Sahil Yolu‘nun dördüncü kez dalgalara teslim olmasın diye çalışmalarına devam edildiği ve işçilerin canının tehlikeye atıldığını ifade etti.

Zonguldak-Kilimli Sahil Yolu daha önce üç kez fırtına nedeniyle büyük hasar görmüştü.

‘İşçilerin canı tehlikeye atılıyor’

CHP’li Yavuzyılmaz’ın paylaştığı görüntülerde dalgaların iş makinelerini sular altında bıraktığı görülüyor. Yavuzyılmaz görüntüleri, “Zonguldak Kilimli Sahil Yolu İnşaatı Cumhurbaşkanı’nın yapacağı açılış için hazırlanıyor. Yanlış yapım tekniğiyle denize sıfır ve aynı kotta yapılan yol, 4.kez dalgalara teslim olmasın diye işçilerin canı tehlikeye atılıyor! AK Parti’nin bilimle, denizle, doğayla, imtihanı” notuyla paylaştı:

Yapımı 2002 yılında Kilimli Belediyesi tarafından başlatılan ancak Karayolları Yol Ağı’nda bulunmadığı için tamamlanamayan Kilimli Sahil Yolu, 2011 yılında ihale edilmiş, ihaleyi alan şirket de 120 günde teslim edeceğini açıklamıştı. Ancak, bölüm bölüm ihale edilen yolun yapımını üstlenen şirket, belirtilen sürede yolu teslim edemedi ve çalışmalar durdu.

22 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açılması planlanan yol için çalışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor.

En son 13 Ocak günü, fırtınayla gelen dev dalgalar nedeniyle yol zarar görmüştü. Bu zararı telafi etmek için işçilerin güvenliği tehlikeye atılarak dalgalara rağmen çalışmalara devam edildiği görülüyor.

TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu: Ette, sütte kıtlık artarak devam edecek

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu, bahar aylarında et ve süte büyük zam beklediklerini açıkladı.

Dernek başkanı, ilk tehdidin mart ayında başladığını belirterek 44 bin tonluk geminin artık yurt dışından 80 milyon lira yerine 200 milyon liraya geldiğini ifade etti. Şu anda litresi 8-9 lira olan pastörize sütün Nisan’da 15-16 liraya çıkabileceğini söylüyor.

Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’a konuşan Solakoğlu, zammın Nisan ayında ortaya çıkabileceğiyle ilgili nedenleri şöyle açıklıyor:

“Ne zaman ki turistler gelmeye başlayacak, o zaman ete ve süte talep artacak. Nisan ayı gibi et ve süt açığı ortaya çıkacak. Tüm üreticiler ‘Müthiş talep var’ deyip fiyat artırmaya başlayacaklar. Nisan-mayısta fiyat artışının önü alınmayacağı için bu sefer aynı maliyetler raflara da yansıyacak. Raftaki pastörize sütün litresini şu anda 8-9 lira, nisanda 1 avro, yani 15-16 lira civarında olacak. En az yüzde 30, en kötü senaryoda yüzde 40 fiyatı artabilir. Dolar daha da artarsa fiyat daha da yükselir. Karkas ette 60 TL olan fiyat 80 liraya çıkabilir, kıyma da 120 lira olur.”

‘Türkiye’de kıtlık var ve artarak devam edecek’

Ürünlerin insanların satın alamayacağı noktaya ulaşacağına dikkat çeken Sencer Solakoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün Türkiye’de karkas et 60 TL. Yurtdışında yaklaşık 5 avro. Yani 75 lira. Zaten yüzde 20-25’lik bir fiyat artışını buradan koyacaksınız. Ürünler o kadar pahalı olacak ki insanlar alamayacak. Evet, rafta ürün var ama fiyatlar bazı insanlar için altın değerinde. Bu onlar için kıtlık. Türkiye’de bir kıtlık var ve bunun artarak devam edeceğini düşünüyoruz.”

NASA, Vezüv Yanardağı’nın uydu görüntülerini paylaştı

NASA, aktif olarak sınıflandırılan ve patlaması halinde İtalya‘nın Napoli şehrini tamamen yok edebileceği tahmin edilen Vezüv Yanardağı‘nın uydu görüntülerini yayınladı. Yanardağ, uzun süredir herhangi bir faaliyet göstermiyor.

‘Dünyanın en tehlikeli yanardağlarından biri’

NASA’nın Operasyonel Arazi Görüntüleyicisi Landsat-8 uydusu, 2 Ocak’ta çekildiği belirtilen Vezüv Yanardağı”nın uydu görüntülerini yayınladı. Yanardağ, Avrupa ana karasındaki son 100 yıl içinde aktivite gösteren tek yanardağ olması ile biliniyor ve NASA, Vezüv Yanardağı’nı dünyanın en tehlikeli yanardağlarından biri olarak tanımlıyor.

Sputnik‘te yer alan habere göre Dünya Gözlemevi, Vezüv Yanardağı’nı çevreleyen lav katmanlarının jeolojik analizine dayanan hesaplamalar sonucunda, 17 bin yıl içerisinde toplam sekiz büyük patlama yaşadığını belirledi. Yanardağ, en çok MS 79’da yaşanan patlamayla birlikte Roma şehri Pompeii‘yi ve komşu kasaba Herculaneum‘u tamamen yok etmesiyle tanınıyor. Bununla birlikte, Vezüv’ün 1944’te yaşanan son patlaması da, yakınlardaki San Sebastiano köyünü yok etmişti.

Fotoğraf: NASA

İtalya’da bir volkan dizisi olan Campanian volkanik dizisinin bir parçası olan Vezüv yanardağı, patladığı takdirde 12 kilometre uzaklıkta ve 3 milyon kişinin yaşadığı Napoli’yi yok etme potansiyeline sahip.

Campanian volkanik dizisi, Etna da dahil olmak üzere karada ve su altında bulunan çok sayıda aktif, hareketsiz veya sönmüş yanardağdan oluşuyor.

Gaziantep’te kar yağışı hayatı durdurdu; mahsur kalan 2 bin kişi kurtarıldı

Gaziantep‘te kar yağışı nedeniyle Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu’nda trafik durdu. Kar kalınlığının 50 santimetreye ulaştığı yolda insanlar mahsur kaldı.

Gaziantep Valisi Davut Gül, kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapanan TAG Otoyolu’nda mahsur kalan 2 bin kişinin kurtarıldığını bildirdi.

Anadolu Ajansı‘ndan (AA) Mehmet Akif Parlak‘a konuşan Vali Gül, çalışmalarla ilgili, “Kar kalınlığı 45-50 santimetre. Otoyoldaki temel neden tır kazaları. Ekiplerimiz kazaya karışan tırları tek tek çekmeye çalışıyor. Karayollarının yanı sıra tüm kamu kurumlarının yanı sıra da özel sektörden temin ettiğimiz iş makineleri çalışmalarını sürdürüyor. Yer yer tipi de var. Bu da çalışma şartlarını daha da zorlaştırıyor. Gündüz gözüyle biraz daha rahat hareket edilir diye düşünüyoruz. Şu an için otoyoldaki 2 bin kişi kurtarıldı” bilgisini paylaştı.

Çalışmaların neden uzun sürdüğüyle ilgili Twitter hesabıdan bilgi verdi:

“Çalışmalar neden uzun sürdü? Yolda kalmış yüzlerce aracı Karayolları ekiplerimiz tek tek kurtarıyor… 45-50 cm kar kalınlığı ve yoğun tipi var. Araç trafiği çok fazla ve kaza durumunda binlerce araç birikiyor. Çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Çoğu gitti azı kaldı.”

Gece yolda mahsur kalan vatandaşları sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlarla durumlarını paylaşarak yardımların geç ulaşmasına tepki gösterdi.

Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin‘in resmi twitter hesabından “An itibariyle karla mücadele eden ekiplerimizin çalışmalarını takip ediyor, yerinde inceliyorum” diyerek paylaştığı videoda vatandaşa “Sıkıntı ne? Allah’a emanet olun” demesi ise tepkilere neden oldu.

Şahin, “Gaziantep Büyükşehir ekipleri tüm gün çalıştı ama trafiğin en yoğun anında bastıran kar bazı bölgelerde araçların durmasına sebep oldu. Çalışmaları yoğunlaştırdık” açıklamasında bulundu.

Gaziantep TAG Otoyolu’nun trafiğe açıldığı duyuruldu.

Kahramanmaraş’ta petrol boru hattı patladı; patlama fiyatlara da yansıdı

Kahramanmaraş‘ın Pazarcık ilçesindeki petrol boru hattında bir patlama meydana geldi. Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi‘ne (BOTAŞ) ait boru hattında bu şiddetli patlamanın ardından yangın çıktı. BOTAŞ’ın yangının söndürüldüğünü açıkladı.

BOTAŞ’tan yapılan açıklamada, 19:30 sıralarında Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’nın yaklaşık 511’inci kilometresinde henüz sebebi belirlenemeyen bir nedenle bir patlamanın yaşandığı, bu yüzden yangının ortaya çıktığı belirtildi.

Bloomberg‘te yayımlanan habere göre, boru hattında yaşanan patlama sonrasında günlük 450 bin varillik petrol transferi dururken, petrol fiyatları çarşamba gününe yükselişle başladı.

Brent petrolün yakın vadedeki teslim kontratları ile uzak vadedeki teslim kontratları arasındaki fark artarak Kasım ortasından bu yana en yüksek seviyeye tırmandı. Yakın vade ve uzak vade kontratlar arasındaki fiyat farkının artması piyasada fiyatların yükseliş trendined olduğuna işaret ediyor.

Boru hattının geçen yıl günlük 450 bin varil civarında petrol aktardığı belirtilirken, analistler arzın geçici bir süre eksilmesiyle beraber kontrat vadeleri arasındaki farkın daha da artabileceğine dikkat çekiyor.

Kahramanmaraş’taki patlama sonrasında Brent petrol yüzde 1,2 yükselişle varil başına 88,55 dolara çıkarken, ABD tipi ham petrol yüzde 1,3 yükselişle 86,56 dolar oldu.