Dış Köşe

Dünyanın dili – Müge İplikçi

Dünya Şiir Günü’nde şair Sennur Sezer’in kaleme aldığı metnin bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Şiir, çağının seslerinin yankısını taşır: Kahkahalar, çığlıklar, ıslıklar… Aşk şarkılarına marşlar karışır, ağıtlara çocuk sesleri.

Çok sesli bir korodur şiir, bir orkestra.

Şairler hükümdarlara övgüler yazsalar da bu sesleri şiirin orkestrasına ekleyemezler. Bir yıl geçmeden yıpranır gider o övgülerin kumaşı.

Eskimeyen, yaşamaya övgüdür, adalete, aşka.

Bir de diktatörlere yazılmış alaylar eskimez, bin yıllarca.

Şairler söz ustasıdır. Anadildir ustalığın nedeni. Vay şairlere ana dilini yasaklayana. Vay insanlara şiiri yasaklayanlara!”

***

Umarım Sennur Sezer’in yazdıkları günümüzün hayali kıt yaşam pratiklerine merhem olur. Hemen gerçekleşmeyeceğini bilsem de bu hayali taşıyabildiğim müddetçe içimde taşımak istiyorum.

Pazar günü olup bitenlerden sonra, elimizde insanlık adına ne kaldı diye düşünüp duruyorum.

Arabalarının taşlandığını söyleyen insanlar, huzurlarının kaçtıklarını belirtenler, biber gazıyla soluksuz kalanlar…

Öte yandan duygularını,

bastırılmışlıklarını ifade edebilecekleri bir meydanın bile kendilerine çok görülmesinden ötürü isyan içindeki insanlar.

Hep aynı. Hep aynı… Yıllardır h-e-p-a-y-n-ı.

Yine de inatla şunu söylemeye devam edeceğim. Baskı baskıyı, yasak gerginliği, gerginlik yeni yasakları, yeni yasaklar isyanı getirir.

İnsanları rahat bırakmak, onları suçun içine değil, yaşamın içine bırakmak demektir. Ki asıl ihtiyacımız olan budur. Kutuplaşmaları daha beter artırmak, hemen her şeyi kendi cephemize çekip kendimizce yontup durmak değil.

Biber gazının kokusu ile taşın rengi arasındaki bambaşka bir yerden bahsediyorum. Devlet şiddetiyle örgüt şiddetinin dışındaki bir yerlerden. Reflekslerin öfke ve nefretten beslenmeyeceği bir yerden. Üstelik devletin polisinin, milletvekilinin sesinin onaylandığı bir yer de değildir burası. Büyük medyada olduğu gibi, olaylara körükle gidenlerin yeri hiç değil! Kısacası hükümdarlara övgü dolu şiirler yazıp “şiir yazdığını sanarak” günü kurtaranların! Tıpkı Sennur Sezer’in söylediği gibi: “Bir yıl geçmeden yıpranır gider o övgülerin kumaşı.”

Bu olup bitenlerden sonra yinelemekten bıkmayacağım tek şey var: İnsanlara yaşamı yasaklayamazsınız. Yaşamın şiirini, o çok sesli koronun sesini yasaklayamadığınız gibi.

O şiirin içindeki çoğulluğun sesini bulmak durumundayız. Aksi taktirde varlığımız bir diğerinin varlığına tehdit oluşturmaya devam edecek. İstenilen, kışkırtılan, pompalanan, ezberletilen, dayatılan bu olsa da buna izin vermemek ve şiddetin, küfrün, öfkenin, terörün ağına düşmeksizin karşı koymak gerekiyor. O şiddet karşıtı, vicdanla harmanlanan uzun soluklu mücadele dilini bulmak ve ondan ödün vermemek.

 

Müge İplikçi – Vatan

Kategori: Dış Köşe