Dış Köşe

Balık ekmek yemekle olmaz, Marmara’nın suyunu için!-Mehveş Evin

Cahit Aral, 1986 Çernobil faciasından sonra “çayda radyasyon yok” diye kameraların önünde çay içmişti.

Çevre Bakanı Murat Kurum ve Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli de Marmara Denizi’nin ne kadar temizlendiğini göstermek için balık ekmek yedi. (14 Temmuz 2021)

Tabii ki bu iki çevre felaketi karşılaştırılamaz. Fakat hem insan kaynaklı olmaları, hem de siyasetçilerin halkı ikna etmek için başvurduğu yöntem açısından bu örneği verdim. Üstelik Çernobil’in etkilerini bugün hala tam olarak bilmiyoruz. Müsilajla ilgili araştırmalar ise daha yolun başında.

Bakan Kurum, hem “çalışmaların tamamlanması” için 2021 sonunu işaret ediyor hem de “denize girin, balık yiyin” diyebiliyor.

Ne yazık ki müsilaj felaketini balık yemek, denize girmek, denizin yüzeyini temiz görmeye indirgemek, bu büyük ekolojik krizi durdurmanın önündeki en büyük engel.

Nitekim Kurum, “Marmara Denizi’nde ilk 20 metrede artık müsilajın yok” açıklamasını yaptıktan bir hafta sonra, Çanakkale Boğazı’ndan, Saroz’dan müsilaj görüntüleri geldi. Diplerde mercanların, balıkların, deniz canlılarının yürek parçalayan görüntüleri paylaşıldı.

Bu arada Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kurulu, ikinci kez toplandı. Anlaşılan o ki Kurul, Ergene ve diğer büyük sanayi/endüstriyel kirleticilerden uzak durup kentsel atıksu arıtma tesislerine odaklanmış durumda…

Ergene ve büyük kirleticilerden ses yok

Buna da şükür diyeceğiz ama, diyemiyoruz… Zira Kurul’da İstanbul ve Tekirdağ Valileri’nin olduğunu, aynı valilerin Ergene’den Marmara’ya deniz deşarjı yapan şirketin kurucusu ve yönetmininde olduğunu, bölgedeki büyük sanayicilerin ortaklığını açıklasak da şimdiye kadar Ergene’ye dair hiçbir açıklama yok.

Bunun yerine, rakamlarla bezeli, ama içeriği meçhul bir takım bilgiler paylaşıldı:

  • Bakan, 445 evsel, kentsel ve endüstriyel atık su arıtma tesisinin ancak 211’inin incelendiğini söyledi. Peki bunlar hangileri, nasıl arıtma yapılıyor? Bilinmiyor.
  • Kurulun yaptığı –aslında Çevre Bakanlığı’nın halihazırda yapmakla yükümlü olduğu denetimler sonucunda 175 işletme ve 11 gemiye para cezası kesildiği açıklandı. Peki bunlar hangi işletmelerdi, cezalar caydırıcı mı, yoksa “pahalı” bulunan arıtmalardan yine kaçınılacak mı, bilmiyoruz.
  • Ayrıca 52 işletmenin faaliyeti durduruldu. Bunların arasında devletin de ortak olduğu, en büyük kirletici Ergene Derin Deniz Deşarjı AŞ elbette yok.

KBB: Endüstriyel atık miktarı ne kadar, bilmiyoruz

Geçen hafta İSKİ’nin İstanbul’un atıksuyuyla ilgili verdiği bilgileri paylaştım. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nden gelen bilgiler de şöyle:

  • 2020 yılı için arıtılan atıksu miktarı 159106.802 m3 Belediye, yüzde 65’inin ileri arıtma (azot+fosfor giderimi) kalan yüzde 35’lik kısmının da biyolojik arıtma ile arıtıldığını belirtiyor
  • Ancak Belediye, Kocaeli’nde bulunan “14 adet organize sanayi bölgesi, 5 adet teknopark ve 2 adet serbest bölge ile tekil olarak arıtma yaparak alıcı ortama deşarj yapan fabrikaların denetimleri”nin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne bağlı olduğunu açıkladı: “Kocaeli’nin endüstriyel atıksu miktarı ile ilgili bilgi mevcut değil”
  • Kocaeli Belediyesi, haricindeki tüm atıksuları arıtarak denize boşalttığını söylüyor: “Plajyolu ve Karamürsel Atıksu Arıtma Tesislerimizde atıksu arıtıldıktan sonra Marmara Denizine derin deniz deşarjı ile verilmektedir Diğer tesislerimizin arıtılmış su deşarjları tesis yakınından geçen derelere yapılmaktadır”
  • İş dönüyor dolaşıyor, yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlanıyor Denetimler sürekli, habersiz, bağımsız, caydırıcı olmadığı sürece verilen bilgilerin anlamı yok. Deniz deşarjı yapılan yerlerden, derelere bırakılan atıksu noktalarından bir bardak su içmeye ne dersiniz?

(Bu yazı ilk kez Artı Gerçek’te yayımlanmıştır)

Kategori: Dış Köşe