Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Çevre ve sağlıkta risk iletişimi-6] Başından itibaren halk ve paydaş katılımı olmalı

Devletin bize çok yakına, Akkuyu‘ya, bir gül fidanı dikmek istediği anlaşılıyor. Bizim anlamak istediğimiz şudur: Gülün kokusu bize mi kokacak, uzaktaki beylere mi; gülün dikeni çiçeğinden büyük mü olacak küçük mü?”( 1997 yılında Gülnar’da yapılan panelde söz alan bir yurttaş)

İyi iletişim yeterli değildir, karşılıklı güven ve katılım yoluyla sorumlu yetkililer ve farklı paydaşlar arasında doğru ve dengeli bir diyaloğun (karşılıklı konuşma/iletişim) oluşturulması esastır. Paydaş katılımı; insanların görüşlerini, seçimlerini, endişelerini ifade etme hakkına sahip olmaları ve risk değerlendirmesi ve yönetiminde seslerinin duyulması ve dikkate alınması anlamına gelmektedir. Risklerle karşılaşan toplumun öfke duygusunu azaltmakta anahtar yatıştırıcı etkenler, şeffaflık, verileri düzenli/sürekli izleme ve katılımdır. Bu faktörler riskleri yönetirken karşılıklı güven ve işbirliği kurmakta ayrıca stratejik öneme sahiptir.

Paydaş katılımı bilimsel değerlendirme yapma ve yönetim şeklinde zorluklara neden olmaktadır. Bununla birlikte, karar vericiler için kanıtın “doğruluğuna” uzmanların karar verdiği eski teknokratik (ekonomik mekanizmaların teorik incelenmesine dayanan ancak insan etkenini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan) bakış açısı artık taraftar bulmamaktadır. Bu bakış açısı, daha şeffaf ve daha geniş kapsamlı bir bilim ve yönetim şekli ile değiştirilmelidir. “Tek uzman” mantığının ötesine geçmek ve farklı disiplinlerden uzmanları birleştirerek geleneksel bilgi sahipleri ve yerel paydaşlarla yeni kanıt yöntemleri aramak daha iyi bir yoldur.  Kamuoyu değerleri ile somut verileri birleştirmek, içeriğinde somut bilimsel veri ile yerel hassasiyetler ve değerler bulunan katılımcı risk analizi yapmak gereklidir.

Covid-19 salgınının da içinde olduğu çevre ve sağlık risklerinde risk iletişimi ve risk algılamasının iyi olması Şekil: 1’de de özetlenen aşağıdaki şu anahtar çalışmaları gerektirir:

  • a) Halk, başından itibaren risk iletişimine dâhil edilmesi gereken, risk değerlendirmesi ve yönetimine katkıda bulunabilen anahtar paydaşlar arasında yer almalıdır. Paydaşlar çevre ve halk sağlığı sorunları ile ilgili aktif kaygıları olan kamu ve özel gruplardan oluşur. Uzmanların “neyin doğru” olduğuna karar verdikleri yaklaşımın modası geçmiştir; yerini daha şeffaf ve geniş kapsamlı bilim ve yönetişim şekline bırakmalıdır. Halkı paydaşlara dâhil etmek iletişimi, yenilikçi çözümler bulma çabasındaki bir bilgi alışverişi konumuna getirmekte ve böylelikle önceden kullanılan tek yönlü iletişimin sakıncaları önlenmektedir.
  • b) Bilgi, profesyonel olmayan kitleler tarafından anlaşılabilir şekilde yapılandırılmalıdır. Profesyonel olmayan kitlelerle iletişimde bilginin damıtılması gereklidir. Bilim disiplinleri teknik mesleki dil (jargon) yerine herkesin anlayabileceği bir dil kullanmalıdır. Katılımcı araçlar, fikir birliği oluşturma, bilgi değiş tokuşu ve ortak çözüm bulma yöntemlerinin tümü kullanılmalıdır. Doğası, kökeni, alınacak kararları ve sonraki seçimleri etkileyecek sonuçları (örneğin ilaç, aşı vb. yan etkisi; gelecekteki sıkıntılar) kesin bir şekilde açıklanmalıdır. İstatistiksel değişkenler az miktarda kullanılmalı, ondalık sayı kullanımından ve alıcının aşırı bilgi ile yüklenmesinden kaçınılmalıdır. Yüzdeler yerine sıklıklar (örn. 100 kişiden 1’i) kullanılmalıdır. İletişimde riskler saklanmamalı ve sonuçlar kısıtlılıklarıyla beraber sunulmalıdır. Kelimeler resimlerle desteklenmelidir.

Şekil 1 İletişimde kamu güvenini artıran önemli faktörler.

  • c) Etkin risk iletişimi için gerekli unsurlar; bilgi kalitesi, şeffaflık, basitlik, mesajların tutarlılığı, kamusal endişeleri anlamak ve zamanlamadır. Bilgi kalitesi ve güvenilir, doğrulanabilir kaynakların kullanımı, dürüstlük ve şeffaflıkla birlikte risk iletişiminde özellikle belirsizliklerle karşılaşıldığında dikkat edilmesi gereken unsurlardır. Mesajlar tutarlı, basit ve tek tipte olmalı, birkaç anahtar konuya odaklanmalıdır. Belirsizlik karşısında, söz konusu soruna ait belirsizlikleri açıklamak için en iyisidir. Aşırı güvence, risk iletişiminin kaçınılması gereken en yaygın tuzaklarından biridir, çünkü insanları gerçek olmayan riskler hususunda alarma ya da bireysel korunma önlemlerin gevşetilmesine neden olmaktadır.
  • d) Çok sektörlü ve çok paydaşlı katılım risk iletişimi için vazgeçilmezdir. DSÖ’nün “tüm politikalarda sağlık” yaklaşımında belirtildiği üzere, her bir sektör kendine özgü bir şekilde katkı sağlayacağından, çok sektörlü katılım, sağlığın geliştirilmesinde anahtardır. Riski iletmek için yalnızca halk sağlığı uzmanlarına güvenmek artık kapsamlı bir yaklaşım değildir. Halk sağlığı ve diğer hekimlik meslekleri risk iletişimine katılan birçok kesimden sadece biri olmalıdır. Birden fazla paydaş (halkın geneli, endüstri, belediyeler) beraberlerinde farklı bakış açıları getirirler, böylece risk iletişiminin muteber paydaşları olabilirler.
  • e) İletişim yaklaşımları açık bir yönteme dayanmalı, katılımcı olmalı ve sosyolojik yöntemleri geleneksel halk sağlığı odaklı yöntemlerle bütünleştirmelidir. Bir çözüm bulmaya yönelik ve halkın geneli ile fikir birliği sağlayan bir yöntemsel yaklaşım benimsenmelidir. Bu her ne kadar ek maliyet ve çaba gerektirse de çatışmaları önlemek için gereklidir.
  • f) Sosyal medya gibi iletişim araçları doğru şekilde kullanıldığı zaman etkin iletişim duygusu uyandıran bir paylaşımı destekler. Mevcut bilgilerin bolluğu ve hızlı yanıt verme yeteneği tüm sosyal ağları yanlış bilgi kaynağı olma riski ile karşı karşıya bırakır. Bu nedenle beşinci yazımızdaki “Devlet ve Sivil Toplum Kuruluşları Sosyal Medyayı Nasıl Etkin Kullanılır?” bölümüne bakılmalıdır.

  • g) Öfke risk algısını bozabilir. Etkin risk iletişimi için farklılıklar, algılar ve önyargılar arkasındaki nedenleri anlamak önemlidir. Riskin tipine ve riskin yönetiliş şekline odaklanan öfke, algıda önemli bir rol oynamaktadır. Şeffaflık, izleme ve katılıma dâhil edilmesi, risklerle karşılaşan toplumun öfke duygusunun azaltılmasına yardımcı olur.
  • h) Belirsizlik, risklerin yönetiminde merkezi bir bileşen olarak kabul edilmelidir. Risk değerlendirme sürecinde belirsizlikleri özümsemek önemlidir, bu yapılmazsa değerlendirmenin sonuçlarında bir bozulmaya yol açabilir. Belirsizliklerin bilinmesi, gelecek risk değerlendirmelerinde karşılaşılabilecek belirsizliklerin azaltılmasına ve geçmişte yaşanan durumların daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunur. Bu kabul, ayrıca politik ve düzenleyici kararları yönlendirmeye yardımcı olabilir. Politika yapma ve karar verme süreciyle ilgili olan belirsizlikler halkın geneline sunulmalıdır. Belirsizliklere karşı halkın tepkisi göz önünde tutulmalıdır.
  • i) Risk iletişimi başından itibaren bilimsel araştırmaların içine dâhil edilmelidir. Etkilenen nüfusa çalışma planı, araştırma sonuçlarına dayalı ara bulgular ve epidemiyolojik analiz sonuçları hakkında herkesçe anlaşılabilir şekilde bilgi sunulmalıdır.
  • j) Risk iletişim alanında kapasite geliştirme ihtiyacı vardır. Bireyler ve kurumlar, kendi imkânları dâhilinde doğru ve şeffaf iletişimi nasıl sağlayacakları konusunda bilgiye ihtiyaç duyarlar. Önlemenin/korunmanın iletişimi basit bir olay değildir ve bir sorunun hafife alınması gerçek bir risktir. Belirli bir eylemin maliyetleri ve faydaları arasındaki dengeye dikkat edilmelidir, çünkü doğru olmayan iletişim veya uyarıcı mesajların olası birçok sonucu vardır.

Devam edecek…

Dr., Halk Sağlığı Uzmanı

Kaynağı belirtilmeyen cümlelerde geniş ölçüde, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER), Çev. Ed: Eskiocak M. Sağlık ve Çevre: Risk İletişimi, HASUDER Yayın No: 2016-2, https://halksagligiokulu.org/jm/index.php/component/booklibrary/119/view_bl/75/cevre-sagl-g/512/sagl-k-ve-cevre-risk-i-letisimi?tab=getmybooksTab&is_show_data=1&Itemid=119 isimli yayından yararlanılmıştır. Çeviri hataları, Umur Gürsoy tarafından orijinal metne göre düzeltilmiştir.

Kategori: Hafta Sonu