Hafta SonuKitapManşet

[Çocuklar İçin Yeşil Kitaplar] Annem Her Yerde – Ömür Kurt

Amerikalı doğabilimci John Burroughs, “Sevgi olmadan bilgi kalıcı olmaz. Fakat sevgi önce gelirse bilgi kesinlikle arkasından gelecektir,” diyor. Çocuklarımızı üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyan bireyler olarak yetiştirebilmek için biz ebeveynlerin öncelikli görevi, erken dönemde doğa sevgisi verebilmek. Onların minik omuzlarına taşıyabileceklerinden fazla yük ve korku bindirmeden, doğayla oyun arkadaşı olmalarını sağlamak, bu yolda atacağımız ilk adım. İkinci adım ise doğayla ve yaşadığımız çevreyle uyumlu, sürdürülebilir yaşam tarzı benimsemeleri için doğru rol modelleri sunan çocuk kitapları seçmek.

Yeşil Gazete, “Çocuklar için Yeşil Kitaplar” yazı dizisi illüstrasyonu için Gonca Mine Çelik’e teşekkür ederiz

Bu amaçla biz [Çocuklar için Yeşil Kitaplar] adını verdiğimiz bir diziye başladık. Çocuklara çevre bilinci aşılayan, farklılıklarımızla bir arada yaşamanın mümkün olduğunu gösteren kitapları derlemeye karar verdik. Bildiğimiz kitapları anımsamaya, bilmediklerimizle tanışmaya, tanıtmaya niyet ettik.

Annem Her Yerde

Günümüz toplumunda ölüm tabu olan konulardan biri. Hem yetişkinler hem çocuklar için. Oysa Avusturyalı ressam Egon Schiele’nin “Death and Man” (Ölüm ve Adam) tablosunda resmettiği gibiölüm hayata bitişik… Hepimiz ölümün yaşamın doğası gereği var olan kaçınılmaz bir gerçek olduğunu biliyoruz. Hatta ölüm, her gün medya tarafından gözümüzün içine sokulmak suretiyle alıştırıldığımız bir olgu. Ancak tüm bunlara rağmen yine de ölüm biraz karanlık, konuşmaktan hoşlanmadığımız, söz etmesi bize zor gelen bir konu. Hele ki çocuklar söz konusuysa… Ölüm çocukların yanında konuşulmaması gereken bir şey olarak addediliyor günümüzde… Ölümü çocuğa nasıl anlatacağımızı bilemiyoruz. Ölümü çocuğa açıklamak konusunda dilimiz bir türlü dönmüyor. Oysaki psikanalist Prof. Dr. Darian Leader’ın Depresyon, Yas ve Melankoli başlıklı kitabında açıkladığı üzere ölümü çocuğa anlatmak konusundaki bu tutukluğumuz ‘modern’ bir olgu. Leader’ın ifadeleriyle, “… bir zamanlar çocuklar ölüm döşeğinin çevresinde toplanırken, günümüzde ölüm döşeğinden gitgide daha fazla ayrı tutulduklarına tanık oluyoruz. (Ortaçağ Avrupa’sının çocukluk ve aile anlayışı üzerine araştırmalarıyla tanınan tarihçi) Ariés, on sekizinci yüzyıla kadar ölüm döşeğinin tasvir edildiği her yerde çocukların da olaya dahil edildiğini belirtmişti”., 

Darian Leader’ın Depresyon, Yas ve Melankoli kitabını babamı kaybettikten sonra okumaya başladım. Aynı dönemde ölüm üzerine yazılmış çocuk kitaplarını da okumaya yöneldim. Fark ettim ki; yaşadığım her duygu, kaybımla kurduğum ilişki, çocuk kitaplarına da olanca sadeliğiyle yansımıştı. Bu yazıda ele alınan Annem Her Yerde kitabısöz konusu olduğunda ise, bu yansıma, yakınlık ya da benzerlikten de öteydi. Bir aynada yansıyan imge misali, benim hissettiklerim ve kaybımla ilişkilenme biçimim bu kitaba aksettirilmişti. 

Annem Her Yerde, annesini kaybetmiş bir kız çocuğunun gözünden bir çocuğun ölümle kurduğu ilişkiyi anlatıyor. Ölüm hakkında pek konuşulmak istenmez; hele ki çocuklar bu konunun olabildiği kadar uzağında tutulmak istenir. Ama küçük Yolanda’nın çevresindeki yetişkinlerin tavrı bu genel tutumdan farklılaşıyor. Yolanda’nın annesinin ölümünü anlamlandırma arzusuna karşılık veriyorlar. Hem de Yolanda’nın sorularını, genelde yapıldığı gibi, cennet-cehennem, öbür dünya gibi yetişkinlerin bile ilişki kurmakta zorlandıkları soyut, doğa üstü kavramlara başvurarak yanıtlamıyorlar. Yolanda’ya annesinin ölümünü, maddi hayatla, gündelik yaşamla ilişki kurarak anlatıyorlar. Üstelik, Yolanda’nın “annem nerede” sorusunu yanıtlarken, bu kayıptan ötürü duydukları acı, hissettikleri özlem üzerine Yolanda ile bir nevi hasbihal ediyorlar. Yolanda annesini ararken, babası da sevgili eşini, teyzesi kız kardeşini, büyük babası ve büyük annesi de çocuklarını arıyor. Ararken hep beraber iyileşiyorlar. İnsan insana iyi geliyor, acı paylaşıldıkça sağalıyor. 

Yolanda diyor ya, “annem her yerde”. Gökteki bir yıldızda, içtiği kahvenin fincanında, bir fotoğrafta… Ben de babamı ta omuz başımda hissetmiştim onu kaybettikten sonra. Omuz başımdaki gülümseyen bir silüette… Çocukken bir yaz günü beni kucağına aldığı o fotoğraftan taşan bir silüette… O silüet nereye gitsem benimle geliyor. Neredeysem orada, omuz başımda. Mekânın, zamanın sınırını bilmiyor. Kısacası, Yolanda’nın annesi için dediği gibi, benim de babam her yerde.  

Çocuk kitapları, öz benliğimize doğru yaptığımız bir yolculuktur. İşte, Annem Her Yerde de bu kitaplardan biri. Sade diliyle, hepimizin hayatına dokunan anlatımıyla, duygu yüklü resimleriyle ölümün ardından yaşanan kaybı anlamlandırmak konusunda, çocuklara da yetişkinlere de ilham verebilecek bir kitap. Darian Leader’ın dediği gibi, “genellikle bir kaybın “üstesinden gelmek” için cesaretlendiriliriz; oysaki yakınını kaybetmiş kişiler ve trajik kayıplar yaşamış olanlar asıl meselenin, kaybın üstesinde gelip yaşamaya devam etmekten çok, kaybı hayatın bir parçası haline getirmenin bir yolunu bulmak olduğunu gayet iyi bilirler”. Daha basit bir dille, “önemli olan o kayıpla yaşamaktır”. Annem Her Yerde, kaybımızla yaşayabilmek konusunda bize ilham oluyor. Madem ki kaybettiğimiz bizim için ‘her yerde’, Yolanda’nın annesi için dediği gibi, o zaman aslında olmasa da hâlâ ‘oradadır’. Bir fotoğrafta, bir resimde, bir anıda, hayatımızın bir parçası olmuştur. Ama bizi korkutan, anımsamaktan, yokluğuyla yüzleşmekten kaçtığımız bir parçası değil. Hatırlayarak, Yolanda’nın teyzesinin deyimiyle hakkında konuşarak yaşattığımız bir parçasıdır. Kaybımız onu unutmadığımız, onu anımsadığımız sürece bizimledir; hayatımızın bir parçasıdır, ‘o’ her yerdedir…

KÜNYE

Yazan: Pimm van Hest

Resimleyen: Sassafras De Bruyn

Çeviren: Öznel Akdik İşli

Yayınevi: Gergedan Yayınları

Yayın yılı: 2016

Yaş Grubu: 5 yaş ve üstü


Kategori: Hafta Sonu