[Babil’den Sonra] “Çıplak Ayaklı Madonna” Joan Baez’den veda şarkıları

Joan Chandos Baez veya bilinen adıyla Joan Baez dünyanın birçok kentinde vereceği bir dizi konserle sevenlerine veda edecek. Turne kapsamında bu hafta sonu İstanbullu sevenleriyle de son kez buluşacak. Konser 22 Temmuz Pazar akşamı 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda başlayacak.

Birçoğumuzun hayatında bir Joan Baez şarkısı, ona dair söyleyecek bir sözü mutlaka vardır. Bu hafta cumartesi 15.00’de Açık Radyo’da Babil’den Sonra’da bendeki Joan Baez’i anlatmaya çalışıp, sevdiğim şarkılarından seçtiklerimi dinleteceğim.

Yaşam öyküsü

Babası Albert Baez 1914’de henüz iki yaşındayken ailesiyle birlikte Meksika- Puebla’dan New York’a gelir. 1950’lerin başında Stanford Üniversitesi’nde iyi bir matematikçi ve fizikçi olarak ünlenir. Annesi Joan Senior (Big Joan) de 1913’de Edinburg’da aristokrat bir ailede dünyaya gelir. Babası Chandos ailesine üye bir İngiliz Anglikan papazıdır.

Joan Baez 1941’de, New York- Staten Adası’nda dünyaya gelir.

Müziğe olan tutkusu babasının bir arkadaşının ona hediye ettiği “ukulele” ile başlar. Ailesi başlangıçta müzikle hem hal olmasına karşı çıkar. 1954’de henüz 13 yaşında teyzesiyle birlikte gittiği Pete Seeger konseri kararını vermesinde etkili olur.

Müzik kariyerinin başlarında Meksika kökenli olmanın getirdiği ırkçı sapkınlıklara maruz kalır ve öteki olmak duygusunu daha o yaşlarda yaşar. İnsan hakları ve diğer toplumsal sorunlarda tarafını belirlemesinde bu dönem belirleyici olur.

1955’ten itibaren halk şarkıları repertuvarını geliştirmeye ve halka açık mini konserler vermeye başlar. Bugün de zaman zaman konserlerinde hala kullandığı ilk Gibson gitarını 1957’de edinir.

1958’de babası MIT’den gelen teklifi kabul eder ve ailesini Massachusetts’e taşır. Joan Baez ilk konserini o yıl Cambridge’deki Club 47‘de verir. 17 yaşındadır. Konser öncesi İspanyol kökenli adını değiştirip bir başka sahne adı alması önerilse de buna karşı çıkar. Haftada iki kez Club 47’de sahne almaya devam eder.

İlk plak kaydını da Bill Wood ve Ted Alevizos ile aynı yıl bir arkadaşlarının evinin bodrumunda gerçekleştirirler. Kayıt 1959’da  “Folk Singers- Round Harvard Square” adıyla yayımlanır. Albümün kapak tasarımını bir arkadaşı hazırlar.

Newport Halk Şarkıları Festivali, 1959

Folk ve gospel şarkıları söyleyen Bob Gibson ve Odetta’yla tanışması Baez’in müzik kariyerinde, 1954’te teyzesiyle gittiği Pete Seeger konserinden sonra en önemli köşe taşlarından birisi olur. Bob Gibson onu 1959’da Rhode Island’a ilk kez yapılacak olan Newport Halk Şarkıları Festivali’ne davet eder. Üç oktavlık tanrısal sesi, siyah uzun saçları, doğal güzelliği ve çıplak ayaklarıyla sahnedeki görüntüsü onu ilk kez izleyenlerin, Dünya Anası- Meryem Ana veya Çıplak Ayaklı Madonna benzetmesini de beraberinde getirir. Newport konseri profesyonel anlamda müzik kariyerinin başlangıcını oluşturur. Newport Halk Şarkıları Festivali hala devam ediyor ve bu yıl da 28 Temmuz’da yapılacak.

Bir sivil haklar aktivistiydi

1956’da Martin Luther King ile tanışır ve onun “şiddetsizlik, medeni haklar ve sosyal değişim” temelli Sivil Haklar Hareketi’ne katılır.

                                                Martin Luther King ile birlikte, 1970

1958’de henüz 17 yaşındayken okuduğu Palo Alto Lisesi’nde yapılan hava saldırısı tatbikatında sınıfı terk etmeyi reddedip ilk sivil itaatsizlik eylemini gerçekleştirir. Aynı yıl liseden mezun olur.

Vietnam Savaşını protesto mitingi, 1965.

Joan Baez’i 1960’lardan günümüze dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan her türlü adaletsizliğe, hak ihlallerine karşı şarkı söylerken veya eylemlerde aktif katılımcı olarak görürüz. Vietnam Savaşına karşı mücadele edenlerin yanında yer alır. İran’da muhaliflerin barışçıl gösterilerini destekler. Latin Amerika ülkelerindeki anti-demokratik uygulamalara karşı mücadele edenlerle dayanışma içerisinde olur. ABD’nin Irak işgaline karşı eylemlerde yer alır. ABD’deki idam karşıtı eylemlerde, LGBT hakları için gerçekleştirilen destek eylemlerinde yer alır.  Afrika’daki yoksulluk ve açlıkla mücadelede, Kamboçya’daki gıda ve ilaç krizlerinde çözümün aktif bir parçası olur. Bosna- Hersek ve Filistin-İsrail meselelerinde barıştan yana sesini yükseltir. Çin’de Tiananmen Katliamı sonrası eylemlerde, Trump karşıtı eylemlerde, Occupy Wall Street eylemlerinde, mültecilere destek eylemlerinde, çiftçi hakları mücadelelerinde ve daha birçok eylemde düzenleyici veya katılımcı olarak sorumluluklar üstlenir.

Uluslararası Af Örgütü’nün ABD seksiyonunun kurulmasında etkin bir rol üstlenir. 1976’da politik aktivizminden dolayı Thomas Merton Ödülü’ne; 1999’da ekoloji mücadelelerine katkısı nedeniyle Arthur M. Sohcot Ödülü’ne; 2006’da Şiddete Karşı Yasal Toplum Seçkin Liderlik Ödülü’ne; 2011’de Uluslararası Af Örgütü Küresel Mücadelede Üstün Hizmet Ödülü’ne, 2015 yılında Vicdan Elçisi Ödülü’ne layık görülür.

Sevdi ve sevildi

İnsan hakları mücadelesi verdiği yıllarda bir keresinde 11 gün ve bir diğerinde 30 gün hapis yatar. 1967’de bir savaş karşıtı eylemde tutuklanıp kapatıldıkları Santa Rita hapishanesinde barış aktivisti David Harris ile tanışırlar. Hapishane günleri sonrası Baez, Kaliforniya tepelerindeki bir komünde yaşamaya başlar. 1968’de David Harris ile New York’ta evlenirler. Nikahı kıyması için pasifist bir vaiz bulunur, barış sembolleriyle donatılmış kilisede, Episcopalian ve Qauker düğün yeminlerini ederler. Time Dergisi bunu “Yüzyılın Düğünü” olarak okuyucularına duyurur. Düğünden sonra Altos Tepeleri’nde 10 hektarlık bahçelerle kaplı bir alanda yerleşik, sıkı bir vejetaryen komünde yaşamaya başlarlar.

David Harris ile, 1970

David askere gitmeyi reddettiği için 1969’da bir kez daha tutuklanır. Teksas Hapishanesi’nde 15 ay hapis yatar. Bu arada oğulları Gabriel dünyaya gelir. Bu günlerde David’in Albümü’nü yapar. Hapishane Üçlemesi, On Beş Ay şarkılarını yazar. Hapishaneden sonra ilişkilerinde de bir çözülme başlar ve 1973’de dostane bir şekilde ayrılırlar. Oğulları Gabriel’in velayetini paylaşırlar. Baez, davulcu olan oğlu Gabriel ile zaman zaman birlikte sahne alır.

Joan Baez’in ilk gerçek ilişkisini David Harris’ten çok daha önce, kolej yıllarında yaşar. Trinidatlı Michael New ile uzun zamanlarını birlikte geçirirler. Bir çiçek çocuğu olan Michael ile ilişkisini dengelemekte zorlanır. Baez’in giderek artan yerel şöhreti Michael’i içten içe kızdırmaktadır. Baez onu bir gece bir sokak başında başka bir kadınla öpüşürken görür. Buna rağmen bu ilişkisini 1960’da Kaliforniya’ya taşınana kadar korumaya çalışır.

Joan Baez en büyük aşkı Bob Dylan ile yaşar. 1961’de New York- Greenwich Village folk şarkıcılarının da uğrak yeridir. İlk albümünü piyasaya süren Baez’in popülaritesi giderek artmaya başlamıştır. Baez, Dylan’a “Song to Wood” şarkısını yorumlamak istediğini söyler. Başlangıçta John Baez’in kendisi gibi şarkıcı olan küçük kız kardeşi Margarita Mimi Farina’ya ilgi duyan Bob Dylan’ın ilgisi zaman içerisinde Joan Baez’e yönelir. Dylan ona 1963 Newport Folk Festivali’nde birlikte sahne almayı teklif eder. Yaşadıkları ilişkiyi müzikle harmanlayıp, uzun süre birlikte turneye çıkıp, zaman zaman aynı sahneyi paylaşırlar. İlişkileri süresince belki de müzik hayatlarının en güzel eserlerini ortaya çıkarırlar. Ancak ilişkileri çok uzun sürmez. 1965 yılında ayrılırlar. Yıllar sonra Joan Baez, 1975 tarihli “Diamonds and Rust” şarkısıyla ortaya çıktığında, şarkının Bob Dylan’ı anlattığı söylenir. Çünkü Baez şarkısında 10 yıl önce ayrıldığı sevgilisine seslenir ki, Dylan ile ayrılmalarının üzerinden de yaklaşık o kadar zaman geçmiştir.

Margarita Mimi Farina, 1986

Bu arada bunu da atlamadan geçmek istemiyorum: Joan Baez’in ablası Pauline Taden Bryan ve kız kardeşi Margarita Mimi Farina da birer siyasi aktivist ve şarkıcıydılar. Mimi 2011’de, Pauline de 2016’da hayata veda ettiler.

Baes’in 1980’lerin başında Apple’ın kurucularından Steve Jobs ile beraberlikleri başlar. Sonra o da biter. Jobs’un ölümüne kadar dostlukları sürer.

Otobiyografisinin bir yerinde Baez “…Yalnız yaşamak için yaratılmışım.” diyordu.

Annesi Joan Senior’u, 100. doğum gününden bir gün sonra, 20 Nisan 2013’de kaybedene kadar Kaliforniya- Woodside’daki evinde onunla birlikte yaşar. John Baez bugün de aynı evde yaşamaya devam ediyor.

Albümler yaptı

1959’da bir arkadaşlarının evinin bodrumunda Bill Wood ve Ted Alevizos ile birlikte kaydettikleri ilk albümü Helpers Records’da “Folk Singers- Round Harvard Square” adıyla yayınlanır.

1960’da halk baladları, blues ve İspanyolca şarkılardan oluşan ilk çalışması iki albüm halinde Vangard etiketiyle ve “Joan Baez” başlığıyla yayınlanır.

60 yıla yayılan müzik kariyerinde 30’dan fazla albüme imza atan Joan Baez’in son albümü Whistle Down The Wind 2018’de yayınlandı.

İngilizce ve İspanyolca bilen Joan Baez sonraki yıllarda daha birçok dilde şarkılar söyler.

Müzik kariyeri boyunca Pete Seeger, Woody Guthrie, The Beatles, Leonard Cohen, Violette Para, Paul Simon, Donovan, Bob Dylan gibi birçok şarkıcının bestelerini yorumladı.

Federico Garcia Lorca, James Joyce, Walt Whitman gibi şairlerin-yazarların sözlerinin yanı sıra sözlerini kendisinin yazdığı çok sayıda şarkı besteledi.

Konserler verdi

1961’de ilk büyük konserini New York Belediye Salonu’nda gerçekleştirdi.

1963’den itibaren protest nitelikleriyle öne çıkan Newport Halk Şarkıları Festivali’nin ve 1969’dan itibaren Woodstack Festivali’nin müdavimi oldu. Hemen hemen dünyanın beş kıtasında, onlarca kentinde, yüzlerce kez sahne aldı, yüz binlerce insana şarkılarıyla  seslendi.

Joan Baez solo konserleri dışında Bob Dylan, Carlos Santana, Mercedes Sosa, Pete Seeger, Bruce Sprengsteen ve daha çok sayıda şarkıcı ve müzisyenle birlikte konserler verdi.

Türkiye’de de konserler verdi

Türkiye’ye ilk kez 1988’de geldi. Aynı yıl Ruhi Su Dostlar Korosu’nda korist olarak yer almaya başlamıştım. Joan Baez’i bir yıl sonra 1989 yılında ilk kez Ankara’da sahnede izleme şansını bulmuştum. Tıpkı 1959 Newport Halk Şarkıları Festivali’nde olduğu gibi sahneye çıplak ayaklarıyla çıkmıştı.

Ruhi Su Dostlar Korosu ile, Kuruçeşme, 1993

1993 yılında tanışma fırsatımız da oldu. Nazım İçin 24 Saat Şiir Nöbeti etkinliği kapsamında yaptığı konser için İstanbul’a geldiği bir hafta sonu gazeteci-yazar Zeynep Oral bizi aradı ve John Baez’in Ruhi Su’nun izini süren koroyla da tanışmak istediğini söyledi. Heyecanlanmıştık. Yıllardır sesini kasetlerden, plaklardan tanıyan, bir kez de sahnede izleyen bizler onunla ilk kez yüz yüze gelecektik. Konserden sonraki günlerde Kuruçeşme Mülkiyeliler Lokali’nde buluştuk. Zeynep Oral’ın çevirmenliğiyle söyleştik. Ona koro repertuvarından türküler söyledik. Mırıldanarak bize katılmaya çalıştı. Unutulmaz bir gündü bizler için.

Sonra 2004 yılında ve 2015’de bir kez daha İstanbul’a geldi. 2016 konserini ülkede tırmanan terör olayları nedeniyle ertelemişti.

68 hareketinin simge isimlerindendi

Onat Kutlar, 68 gençliğini “anarşi, aşk ve ateş günlerinden altın çıkaran insanlar” olarak tanımlıyordu. O kuşağın hikayesine, 2009’da hayata veda eden rahmetli ağabeyim Bülent’in hayat hikayesiyle tanık oldum. Ben bir sonraki kuşağa aitim. Politik bir aile içerisinde büyüdüm ama çocukluğum, siyasetten çok doğduğum ve bugün de yaşadığım Altınşehir Köyü’nü çevreleyen yeşilin ve börtü böceğin hikayelerini anlamaya, onların hayatlarına dahil olmaya çalışmakla geçti. 1976’da okumak için köyden şehre indiğimde (!) siyaset geldi beni buldu.

Joan Baez’in cisminden çok daha önce sesini tanıdım. Liseye devam ederken yaz aylarında da Beyazıt’ta çalışıyordum. Her hafta sonu iş çıkışı önce Sahaflar Çarşısı’nın kitapçılarını ve oradan da İstanbul Üniversitesi’nin önündeki meydana kurulu plak ve fotoğraf makinesi tezgahlarını tavaf etmek en büyük keyfimdi. Başlangıçta doğayla ve edebiyatla sınırlı olan ilgi alanım siyasetle birlikte, müzik, sinema ve fotoğrafla gelişmeye başlıyordu. Beyazıt’tan Aksaray’a inerken Laleli yokuşunun sonuna doğru, sondan ikinci sokakta, sol tarafta küçük bir müzik dükkânı vardı. Bülent Ortaçgil’i de ilk kez o dükkânın tezgahında bulduğum bir kasetle tanımıştım. Başka birçok yeni müzisyenle de o tezgâhta karşılaşmıştım. Joan Baes’in bir-iki kasetini de orada bulmuştum. Bugün artık çalışmasalar da o kasetleri hala saklarım.

Şimdilerde internet kaynaklarıyla herhangi bir müziğe, müzisyene ulaşmak için özel bir çabaya- beklemeye gerek yok. Ne aradığını bilmek onlara ulaşmak için çoğu zaman yetebiliyor. Joan Baes geleneksel baladlar, kovboy şarkıları, blues klasikleri ve etnik halk şarkılarını içeren 30 küsur albüm yaptı ama bugün arşivimde, derlemelerden, korsan albümlerden, konser kayıtlarından, tekrar basımlardan oluşan 135 Joan Baez albümü var. Bugün her türlü işitsel- görsel kaynağa ulaşmanın kolaylığına rağmen, artık çalışmayan o kasetlere-plaklara o günlerde zorlukla ulaşabiliyor olmanın hazzını bilmem anlatmaya gerek var mı?

Bu yıl, şiddet içermeyen eylemler yoluyla da toplumsal değişimin mümkün olduğunu göstermeye çalışan, özgürlükçü 68 hareketinin 50. Yılı. 1960’lı yılların başında özellikle Bob Dylan ile tanışmasıyla öne çıkan aktivist kimliğiyle ve ilerici şarkılarıyla Joan Baes’i 68 hareketinin en önemli figürü, en etkileyici ismi olarak değerlendirmek sanıyorum ki yerinde bir değerlendirme olacaktır.

Joan Baez, 1983.

Bugün de dünyada ve ülkemizde insanlık zor günlerden geçiyor. Doğanın ve insan emeğinin sömürüsü, iklim yıkımı, ekonomik ve siyasi problemler, savaşlar, yoksulluk, mültecilik meselesi… zaman zaman bir karabasan gibi gelip üzerimize çöküveriyor. Baez bu yıl yayınlanan son albümü “Whistle Down The Wind” de yer alan “I Love The Were All Over” şarkısında: “Daha iyi bir dünya gelecek mi? Bilmiyorum. Ama işimizi yarın gelip gelmeyeceğini düşünmeden adil ve sevgi dolu bir toplum için severek yapmalıyız…” diyor.

Newport Halk Şarkıları Festivali, Freedom Singers, 1963

1963 Newport Halk Şarkıları Festivali’nde Freedom Singers grubu üyeleri (Pete Seeger, Bob Dylan, Joan Baez, Peter, Paul & Mary…) yorumladıkları, Pete Seeger ve Guy Carawan tarafından yazılan-bestelenen ve Medeni Haklar Marşı olarak kabul edilen We Shall Over Come’da “…Üstesinden gelmeliyiz bir gün/ Kalbimin derinliklerinde inanıyorum buna/ El ele yürüyeceğiz bir gün/ Barış içerisinde yaşamalıyız/ Hepimiz özgür olmalıyız/ Korkmuyoruz/ Üstesinden gelmeliyiz bir gün…” diyorlardı.

Joan Baez, 22 Temmuz Pazar akşamı altıncı ve son kez İstanbul’da sahne alacak. Tam 29 yıl sonra bir kez daha sahnede onu izlemenin heyecanını duyuyorum. Ama nedense her zaman genç haliyle hafızamda yer eden John Baez’i yaşlanmış olarak görecek olmanın hüznü de var bir tarafta.

Yaklaşık 60 seneden bugüne, daha güzel bir geleceğe dair şarkılar söylediği; bununla yetinmeyip her zaman sokakta da barış-şiddetsizlik, medeni haklar, insan hakları ve doğa hakları için mücadele ettiği ve her şeye rağmen bugün de yarına dair umudumuzu diri tutma cesaretini bizlere de bulaştırdığı için ona binlerce kez teşekkür ediyorum.

Kaynak: www.joanbaez.com

 

Ercüment Gürçay