İklim değişikliği ile ilgili pek fazla tartışılmayanlar: Et tüketimi ve orman yangınları – Afşin Altuntaş

Kömür, fosil yakıtlar ve elbette sera gazı salımı iklim değişikliğinin en büyük sebepleri. Ülkede ardı ardına devasa kömürlü termik santral projeleri ortaya atılırken haliyle bazı konuları gözden kaçırmış olabileceğimizi düşünüyorum. Bunları kısaca derleyip sizlerle paylaşmak istedim.

Örneğin geçtiğimiz yaz tüm dünyada küresel iklim değişikliğine bağlı olarak daha önce eşi benzeri görülmemiş orman yangınları çıktığını yaz mevsimine girerken uyarmış olalım.

Geçtiğimiz Nisan ayında BM Dünya Denizcilik Örgütü (IMO) gemilerin sera gazı salımlarını 2050 yılında %50 oranında azaltmayı hedefleyen başlangıç stratejisini kabul etti ve son olarak, pek kimse dillendirmesede, endüstriyel tarım ve hayvancılığın iklim değişikliği üzerine etkilerine kısaca değinmek istedim. Bu konuda çok farklı yerlerden farklı rakamlar duyuyordum ve bu araştırmayı yaparken gene çok farklı rakamlar çıktı karşıma ama ben FAO verilerini baz almayı daha doğru buldum.

IMO‘ya bağlı Deniz Çevre Koruma Komitesi (MEPC)’nin 72. oturumunda 100 üye ülkenin temsilcilerinin katılımıyla 14 Nisan 2018 tarihinde 2050 yılına kadar gemi kaynaklı karbon salımını 2008 yılı oranlarına göre %50 oranında azaltmaya yönelik başlangıç stratejisini kabul etti.

Başlangıç stratejisi üye ülkeler için kısa, orta ve uzun vadede alacakları tedbirleri bu tedbirlerin ülkelere yansımalarının ve olası hedeflerin çerçevesini çizmekle kalmayıp teknoloji transferi kapasite geliştirme araştırma ve geliştirme konularında destekleyici tedbirler için de belirlendi.

Komite bu alanda çalışmaların devamına önümüzdeki yıl Sera Gazını Azaltma Çalışma Grubu’nun 4. oturumlar arası toplantısını yapmaya karar verdi.  IMO üyesi ülkelerin 2016 yılında kabul ettiği yol haritasına göre başlangıç stratejisi 2023 yılında revize edilecek.[1]

Ülkeler, Paris Sözleşmesi hedefleri merkeze alınarak emisyonların aşamalı olarak kaldırılması için çaba sarf etmeye karar verdi. Uluslararası denizcilik hali hazırda küresel CO2 salımının % 2,2 sini yaratmakta fakat önlem alınmazsa 2050 yılına kadar bu rakamın %50 ila %250 arasında artabileceği ön görülüyor.[2] IMO başlattığı bu girişim gelecekte MARPOL SOLAS gibi uluslararası bir sözleşme ile taçlanır mı bilemem.

Başka bir konu ise endüstriyel tarım ve hayvancılık. FAO 2010 verilerine göre tarım, ormancılık ve diğer toprak kullanımından dolayı küresel olarak atmosfere salınan CO2 eq 3] 10 milyar tona eşit.  Tarım ormancılık ve toprak kullanımına dayalı ortaya çıkan atıkların ortadan kaldırılması için salınan CO2 eq miktarı 2 milyar tona eşit. Bu faaliyetlerde kullanılan enerji yani balıkçı tekneleri, traktörler, sulama pompaları gibi makinalarda kullanılan fosil yakıtlar ile 785 milyon ton CO2 eq karbon salınımına sebep olmuş. 1961 yılında 2,7 milyar CO2 eq olan karbon salımı son 50 yıldır artmaya devam ediyor.

Peki tarım ve hayvancılık faaliyetleri nasıl karbon salımına sebep oluyor diye merak edenler olabilir. FAO, raporunda orantısal olarak bunu da yayınlamış. % 44 ü enterik fermantasyon, % 16 sı meralarda kullanılan gübrelerden, %13 ü sentetik gübrelerden, %10 u çeltik pirinci, % 7 si gübre yönetimi, .5 i ise çayır yangınlarından kaynaklanmakta. [4] Havamız kirleniyor, iklimimiz değişiyor ve tabi ki su kaynaklarımızda endüstriyel tarım ve hayvancılıktan nasibini alıyor.

Aslında tüm bu rakamlar çok kafa karıştırıcı olabildiğinden tam olarak sistem nasıl işliyor çok da güzel ve net anlattığından Carol Adams’ın 1991 tarihli “Eko feminizm ve Hayvan Yemek” isimli makalesinden birkaç paragrafı alıntı yapmak istiyorum.

“Vegan diyetini takip eden bir kişinin günlük su ihtiyacı 300 gallon; Ovo-locto- vejeteryan diyetini takip bir kişinin günlük su ihtiyacı 1200 galon; ortalama ABD tipi et tüketen bir kişinin ise günlük su ihtiyacı 4200 galondur. ABD’de tüketilen tüm suyun yarısı et endüstrisi için yem üretmek için kullanılan tarlaların sulanmasında kullanılan sudur.  Artan bir şekilde yer altı göllerinden su çekilmekte, bunların bazıları yağmurlar ile tekrar dolmamaktadır “

“Su kirliliğinin yarısından fazlasına ise hayvancılık endüstrisinin atık suları sebep olmaktadır. (buna gübre, aşınmış toprak ve sentetik pestisitler dahildir) Su kaynaklarını tüketmesinin yanı sıra, et üretimi enerji kaynaklarına da ihtiyaç duyar: bir dilim biftekteki 500 kalori et enerjisini üretebilmek için 20.000 kalori fosil yakıt tüketilmelidir.

ABD halkları vejateryan diyetine geçseydi fosil yakıt ithalatı %60 oranında düşerdi. (Hur and Fields 1985b,25) Et tüketiminin insan kaynaklı iklim değişikliğine oranı %5-10 arasındadır. Toprağımızı, suyumuzu ve havamızı kirleten sebepler arasında tüketim maksatlı canlı hayvan yetiştiriciliğinin gizli bir payı vardır. Biz hayvanları yemeden önce; onlar yemek yemeli, yaşamalı ve su içmeliler. Sadece yüzey toprağının, suyun kaybı veya diğer çevresel etkileri değil fakat süt ve biftek “endüstrisi”ne sağlanan fiyat korumaları (devlet desteği) demek; devletin aktif olarak hayvanların (ölü bedenlerinin) fiyatlarına müdahale ederek, et emtiasına yansımasını engellemesi anlamına gelmektedir.

Ödediğim vergiler savaşların yanı sıra et yemeyi de sübvanse etmekte. Örneğin sadece Kaliforniya Eyaleti’ndeki et endüstrisini su ile desteklemenin yıllık maliyeti 26 milyar dolardır. (Hur and Fields 1985a,17 )[5] Eğer et endüstrisi tarafından kullanılan su ABD tarafından karşılanmasaydı vergi mükellefleri bir hamburgeri 35$a,bir dilim bifteği 89$ a yiyor olacaklardı. “[6]

Aslına bakacak olursanız FAO da durumun farkında. 2015 yılında yayınladıkları 2030 sürdürülebilirlik hedeflerinde iklim değişikliği ile mücadele etmekte yer alıyor ve iklim değişikliği bu metinde 26 kez geçiyor ( 13. Hedef ). [7]

Karbon salımları, iklim değişikliği ve orman yangınları arasında çıkmaz bir döngü yaşanıyor. Ağaçlarımızı kaybettikçe atmosfere daha fazla karbon salınıyor, hava daha fazla ısınıp iklim daha hızlı değiştikçe orman yangını mevsimleri uzayıp yangınlar şiddetleniyor. İklim değişikliği sebebiyle yükselen hava sıcaklıkları vejetasyonu kuruttuğundan yangınların çıkması da kolaylaşıyor.[8]

2017 yılında ABD ülke genelindeki yangınlar ile mücadele için 2,7 milyar dolar harcadı ki bu da yeni bir rekor. Bu artış sadece ABD için geçerli değil bütün dünya çapında orman yangınlarında bir rekor kırıldı. Bu sene Güney Avrupa, Kanada ve ABD’de devasa orman yangınları çıktı. Kuzey Kaliforniya’da çıkan yangınlarda 41 kişi öldü 6.000 ev yandı. Kuzey Batı İspanya’da geçen yaz çıkan yangınlarda binlerce insan tahliye edildi en kişi hayatını kaybetti. Geçtiğimiz yaz Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan ve Hırvatistan’da ortaya çıkan sıcaklıklar normalde olması gerekenin 3 katı orman yangınına sebep oldu. Batı Kanada’da 1,26 milyon hektar yandı.  [9] Son 17 yıldaki aralık aylarında sadece 7 orman yangını gören Kaliforniya sadece 2017 aralık ayında 6 orman yangını yaşadı.[10]

[1] http://www.imo.org/en/MediaCentre/PressBriefings/Pages/06GHGinitialstrategy.aspx

[2] https://unfccc.int/news/world-nations-agree-to-at-least-halve-shipping-emissions-by-2050

[3] CO2 eq salınan faklı gazların CO2 cinsine çevirilip toplanmasını sağlayan bir ölçü birimi

[4] http://www.fao.org/resources/infographics/infographics-details/en/c/218650/

[5] Ecofeminism and the Eating of Animals Carol J. Adams 1991

[6] Ecofeminism and the Eating of Animals Carol J. Adams 1991

[7] http://www.un.org/ga/search/view_doc.asp?symbol=A/RES/70/1&Lang=E

[8] https://www.scientificamerican.com/article/heres-what-we-know-about-wildfires-and-climate-change/

[9] http://www.dw.com/en/climate-change-sets-the-world-on-fire/a-40152365

[10] http://climatecommunication.yale.edu/news-events/connecting-wildfires-with-climate/

 

 

 

Afşin Altuntaş