İklim değişikliğine metrobüste yakalandık – Özge Doruk

İklim değişikliği şehirde yaşayan bizlerin doğrudan bir şekilde çok maruz kalmadığı bir konumda bulunuyor. Şimdilik… Elbette bir şekilde bu değişikliğin sonuçlarını yaşıyoruz.  Havalar daha da ısınmaya başladı, kuraklık meyve sebze fiyatlarını arttırabiliyor, ansızın kafamıza taş büyüklüğünde dolu yağabiliyor ancak tüm bu süreç birkaç gün konuşup ertesinde unutabildiğimiz henüz hayat pratiklerimize işlememiş bir durumda kalıyor.

Söğütlüçeşme-Avcılar metrobüs güzergâhı üzerinde iki durak arasındaki reklam kuşağında kendine yer bulabildiği kadar var iklim değişikliği çoğumuz için. O reklamları da kim izliyor sahi? Biz İstanbullular hemen hemen her konuda olduğu gibi sorunu görmezden gelme, geçici çözümler üretip devamını getirememe, yaşadığımız sıkıntıları başta komşu şehirler olmak üzere ülkenin diğer şehirlerine yığma gibi durumları iyi biliyoruz.

Bu durumlar iklim değişikliği için de geçerli. Pek çok sorunu bu bağlamlarda ileri sürüp tartışabilmek mümkün ancak bu yazının odak noktasını iki proje üzerinden kurmak niyetindeyim. İlki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan İklim Eylem Planı.

Bu plan kapsamında yapılan araştırmalardan birisi iklim değişikliğinin İstanbul’u nasıl etkileyeceği ki kısaca birkaç ifadeye yer vermek istiyorum. Yaz sıcaklık artışının daha fazla olması, yaz yağışlarının azalması, kurak dönemin uzaması, sıcaklıkların 0 derecenin altına neredeyse hiç düşmemesi ve iklimin tipik bir Akdeniz iklimine doğru evrilmesi beklenen sonuçlar arasında bulunuyor. İBB iklim değişikliğinin bu etkilerine yönelik bir proje gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu süreçte yol haritasının oluşturulması, sera gazı envanterinin hazırlanması, iklim senaryolarının hazırlanması, risk, fırsat ve kırılganlıkların belirlenmesi, paydaş toplantılarının gerçekleştirilmesi, eylem planının oluşturulması ve son olarak farkındalık yaratma ve kapasite geliştirilmesi planlanıyor. www.iklim.istanbul adresi üzerinde daha detaylı bilgiler edinebileceğiniz bu eylem planı iklim değişikliği adına yapılan olumlu adımlardan birisi olarak gösterilebilir. Bu noktada Kanal İstanbul gibi mega (!) bir projenin İstanbul’u iklim değişikliğine karşı ne kadar dirençli bir konumda tutabileceği ise ayrı bir tartışma konusu olabilir.

Bir diğer proje ise Kadıköy Belediyesi’nin Bütüncül ve Katılımcı İklim Eylemi Projesi. 12 ay sürecek projenin genel hedefi iklim değişikliğini Kadıköy belediyesi çalışanlarına ve ilçe sakinlerine anlatmaktır. Özel hedef olarak Belediye’nin planladığı süreç; ihtiyaç temelli sürdürülebilir planlar gerçekleştirmek, Kadıköy sakinleri arasında sürdürülebilir bir yerel sahiplenme platformu oluşturmak ve 3-6 yaş grubundaki çocuklara yönelik sürdürülebilir bir eğitim programı geliştirmek suretiyle iklim değişikliğinin negatif etkilerine karşı daha dirençli bir hale gelmeyi amaçlıyor.

Kadıköy Belediyesi yakın zamanda bir çağrıya çıktı. Bu proje kapsamında iklim elçilerini arıyor. Amaç 300 kişilik bu ekibin yaşayan bir Kadıköy Belediyesi İklim Değişikliği Elçileri Ağına dâhil etmek ve sürdürülebilir destek sağlamaktır.  www.iklim.kadikoy.bel.tr adresi üzerinde başvurular halen kabul ediliyor.

Tüm bu süreç şehrin tüm sakinlerinin meselesi ve bu meselenin karar alıcılar nezdinde dikkate alınıp somut adımlar atılmaya başlanması umut verici bir gelişme olarak tanımlanabilir. Gündemi meşgul eden onca mesele arasından iklim değişikliğinin de kafasının uzatarak ben buradayım, beni artık görün ve rica edeceğim artık bir tepki verin demesine giden yol, o yolu açacak süreçlerden geçiyor. Yolumuz var, daha çok yolumuz var ama en azından iklim değişikliğini metrobüste bir yere oturtmayı başarabildik.

 

Özge Doruk