[Çocuklar İçin Yeşil Kitaplar] Orman Kalpli Şehir – Nazan Önenç Sönmez

Amerikalı doğabilimci John Burroughs, “Sevgi olmadan bilgi kalıcı olmaz. Fakat sevgi önce gelirse bilgi kesinlikle arkasından gelecektir,” diyor. Çocuklarımızı üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyan bireyler olarak yetiştirebilmek için biz ebeveynlerin öncelikli görevi, erken dönemde doğa sevgisi verebilmek. Onların minik omuzlarına taşıyabileceklerinden fazla yük ve korku bindirmeden, doğayla oyun arkadaşı olmalarını sağlamak, bu yolda atacağımız ilk adım. İkinci adım ise doğayla ve yaşadığımız çevreyle uyumlu, sürdürülebilir yaşam tarzı benimsemeleri için doğru rol modelleri sunan çocuk kitapları seçmek.

Yeşil Gazete, “Çocuklar için Yeşil Kitaplar” yazı dizisi illüstrasyonu için Gonca Mine Çelik’e teşekkür ederiz

Bu amaçla biz [Çocuklar İçin Yeşil Kitaplar] adını verdiğimiz bir diziye başladık. Çocuklara çevre bilinci aşılayan, farklılıklarımızla bir arada yaşamanın mümkün olduğunu gösteren kitapları derlemeye karar verdik. Bildiğimiz kitapları anımsamaya, bilmediklerimizle tanışmaya, tanıtmaya niyet ettik.

***

Orman Kalpli Şehir

Avusturyalı çocuk edebiyatı yazarı Mira Lobe musevi kökenli bir ailede 1913 yılında dünyaya geldi. Hayatı boyunca 100’den fazla  çocuk kitabı yazdı ve bir çok alanda ödüle layık görüldü.

Eselerinde  barış, sevgi, farklılıklara saygı ve toplumsal duyarlılık gibi temaları işleyen Mira Lobe 1995 yılında Viyana’da hayata gözlerini yumdu.

Kitabında ki çizimleri genellikle Susi Weigel tarafından yapıldı.

Mira Lobe ile tanışıklığınız yoksa, bu yazı daha da anlam kazanıyor demektir,muhabbetinizin derinleşmesi ve daim olması adına elimden geleni  bu ve ilerleyen yazılarımda yapacağımı bilmenizi isterim.

Kitabımızın adı Orman Kalpli Şehir , adı bile içinde yaşadığımız dönemler için hasret ve özlem kokuyor değil mi? Mevzuu edilen şehir ormanın tam kenarında yer alıyor. Ve çocuklar da büyükler de bu durumdan çok memnunlar herkesin kendine göre nedenleri var elbet ; çocuklar doya sıya ormanın keyfini çıkarıyor tüm oyunlarına hayvanları ve ormanı dahil ediyorlar .Orman onların en büyük oyun alanı ve  arkadaşı . Durum büyükler ve yaşlılar için de farklı değil aslında haftasonları piknik yapmak ve yürüyüş yapmak için ormana gelip kuş cıvıltıları eşliğinde vakit geçiriyorlar.

Herkes memnun dediysem de bir kişiyi hariç tutmak durumundayım o da ; Belediye Başkanı . Bu orman kenarında ki küçük şehri nasıl olurda büyütürüm diye geceli gündüzlü çalışmalar yapıyor ve en nihayetinde 100. tasarısını çizerken bir yol buluyor. Bu kendince gereksiz ormanı yerle bir edip yerine gökdelenler ,metrolar, büyük alışveriş merkezleri,lunaparklar  yapmaya ve her yeri asfalt ile kaplamaya karar veriyor. Şehrin tüm çocukları başta heycanlansalarda, sonradan oldukça  mutsuz oluyorlar bu durumdan.Başta belediye başkanının çocukları  Juliane ve Julius olmak üzre her biri konuşmaya çalışsada nafile , Belediye başkanı ikna olmuyor. İnatla; “ hepsi gidecek ; çam ağaçlarının altındaki yosun bahçeleri ve altındaki minik agaçlar, kozalak ve oyuncak gemilerin yüzdürüldüğü  küçük gölet ,tüm hayvanlar ve ağaçlar ,hepsi!”

Çok geçmeden tüm orman halkı da bu durumdan haberdar oluyor.Her canlı kendi lisanında yas tutmaya başlıyor . Bu yaslarına çok geçmeden yanıt geliyor .Ormanın arkasından ,gece çöküp ay çıkınca göğe; “Ne oluyor ? “ diye soruyor Ay . Yanıt çok geçmeden güzel sesli  bülbülden geliyor olanı biteni ve olacağı anlatıyor bizim hep güzelliklerden bahis etmiş olan bülbül.Ay’ın yanıtı gecikmiyor olana ; “ Bu durumda size yardımedecek tek kişi var ,o da Küçük Topak Hanım “diyor. Ve ışığından yolluyor büyük meşe ağacının oyuk gövdesine.

Ve bizim hikaye de burda farklı hal almaya başlıyor . Ormanda Ay ile bülbül konuşadursun bizim Belediye başkanı ve çocukları akşam yemeği yemekteler. Çocukların yüzünden düşen bin parça elbet . Ne yapsalar yarın büyük kepçelerin can’ım ormana girişini engellemeye yetecek sözü alamıyorlar babalarından. Ama bilirsiniz çocuklar her zaman büyüklerden daha dirayetli olurlar. Yemekten kalkıp odalarına girip kocaman pankartlar hazırlamaya başlıyorlar . ‘’Ben 100 yaşındayım.1000 yaşımı görmek istiyorum.Lütfen beni kesmeyin !’’ , ‘’ Dikkat yumurta dolu kuş yuvaları ,kırılabilir !’’ , Dikkat ! Tavşan yuvası ‘’ ,Karınca yuvasının üzerinde ; ‘’ Lütfen Yıkmayın buraya çok emek verdik ‘’ , gölette sazlıkların arasına ‘’ Burada en az 80 kurbağa yaşamaktadır.Ve çok daha fazla sayıda balık .Lütfen beton dökmeyiniz ‘’… Uykularını uyutup hazırlanması gereken tüm pankartları hazırlayan çocuklar, sonunda geceye kendilerini emanet edip uykuya dalıyorlar.

Bu arada Belediye başkanına büyük haller olacak, elbet belediye başkanı bundan habersiz. Ayın aydınlattığı meşe ağacı kovuğundan orman cini  Küçük Topak Hanım çıkıyor, görevi mühim .Belediye Başkanının rüyasına girmek için odasına giriyor.Rüya bohçasından hazırladığı rüyaları çıkarıyor ve serüven başlıyor.İlk önce Belediye Başkanını çocukluğuna götürüyor ve çocukken ormanını yıkıp ona oyunsuz,arkadaşsız kalmayı hissettiriyor.

Hemen ardından kuş oluyor belediye başkanı yumurtalarının üzerinde sabır ve sevgi ile bekleyen ana kuş oluyor ve dev kapçe bir hamle ile yuvasını yapmış olduğu ağacı yerle bir ediyor. Uyanmak istiyor Belediye Başkanı, kalbi kuş gibi hızla atmaya başlıyor ama bilirsiniz rüya aleminde alınacak ders bitmeden rüya sonlanmaz.Tam uyanmaya çalışırken Topak Hanım’ın sesi gürlüyor ; “Rüya görmeye devam et !”

Bunun ardından Belediye Başkanı rüyasında  bir kurbağa olduğunu görüyor.Gümüş sazlıkların arasında yüzüp ,nilüfer çiçekerinin üzerinden atlarken büyük kepçe gelip beton dökmeye ve onu boğmaya başlıyor,boğuluyor Belediye başkanı . Uyanmak istiyor ama Topak Hanım’ın sesi ikinci kez gürlüyor ; “Rüya görmeye devam et ! “

Rüyasında Belediye başkanı türlü hallere giriyor, orman oluyor ,ağaç oluyor, kuş oluyor,kurbağa oluyor,köstebek oluyor , göl oluyor… Ve sonunda Topak hanım görevini tamamlayıp geceye karışıyor.

Sonrasında olanlar için kitabı almanızı hararetle öneririm.

Kitapta kullanılan semboller çok çarpıcı Ay’dan haber gelmesi , rüyalar ile ders verilmesi ve bir insanın hayalinde kuşu yaşaması, kurbağa olması ,orman olması her yaşananı onlar gözünden ve bedeninden seyir etmesi  muazzam bir deneyim. Masallarınıza,hayallerinize ve doğanıza sahip çıkın der gibi kitap.Bir de çocukların ve doğanın eş oranlı masumiyeti ve azminin vurgulanması muazzam. Çocuğu doğa ile bırak teknolojini ve metropolünü kalbe zarar vermeden kur .Eğer çocuğu doğadan ,doğayı çocuktan ayırırsan Topak Hanımın rüya bohçası ile yamacında belirmesi an meselesidir.

Doğa içinde , çocuk yamacında kalın dilerim.

Kitabın Adı : Orman Kalpli Şehir

Yazar: Mira Lobe

Resimleyen: Susi Weigel

Almanca Aslından çeviren: Genç Osman Yavaş

Yayınevi: Final Kültür Sanat Yayınları

 

Nazan Önenç Sönmez

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page