Yazarlar

Yurttaşların enerji santralleri (YES) ve Yenilenebilir enerji kooperatifleri (YEK)

Yenilenebilir Enerjilerin ve kooperatiflerin hızlı  gelişimi

Alman Yenilenebilir Enerjiler Yasasında (EEG,) Yurttaşların Enerji Birlikleri (Bürgerenergiegesellschaft) kavramı yer almaktadır. Birlikler genellikle kooperatif şeklindedir. Limited şirket gibi, ya da kamu yararına çalışan vakıflar ve dernekler gibi, adi şirket gibi formlar da vardır. (Bu yazıda Yurttaşların Enerji Birlikleri’ni temsilen enerji kooperatifleri kavramı kullanılacaktır.)

YEK tekellerden bağımsız, ademi merkeziyetçi ve ekolojik enerji üretimi yerel yahut bölgesel seviyede yapan yurttaşların katılımını amaçlayan kuruluşlardır. Bu şekilde enerji dönüşümü ve iklimi koruma çabalarına katkı imkanı bulmaktadırlar.

Son yıllarda başta Kanada, ABD, İngiltere, Danimarka ve Almanya olmak üzere bir dizi ülkede YEK’ler kuruldu. 2014 yılında Almanya’da sayıları 900’ün üzerindeydi. Hollanda’da sayısı 150 ve 300 arasında olduğu tahmin ediliyor. Fransa’da Enercoop yenilenebilir enerjilerin yerel üretimi alanında çalışması dışında tüketicilere tedarikçi hizmetleri de sunmaktadır. 2014 yılı sonunda Enercoop 10 bölgesel kooperatiften meydana geliyordu ve 23.000 müşterisi vardı, ki bunların %60’ı kooperatif üyesiydi. 2011 yılından beri AB düzeyinde YEK’lerin networku var (REScoop.eu). Bu kuruluşun 11 ülkeden 31 üyesi var.

YEK’ler dünya çapında 1995 yılında uluslar arası kooperatifler ittifakı tarafından belirlenen 7 temel prensibe uyuyorlar: Özgür ve şeffaf üyelik, kurumun üyelerin demokratik kontrolüne tabi olması, üyelerin ekonomik katılımı, otonomi ve bağımsızlık, eğitim ve enformasyon, başka kooperatiflerle kooperasyon ve kooperatifin birlik ve bütünlüğün  korunması.

Almanya’da enerji kooperatifçiliğinin  geçmişi

Daha 19’uncu yüzyılda Almanya’da kırsal bölgelerde enerji üretimi ve dağıtım ağı kurmak ve işletmek üzere bir dizi enerji kooperatifi kurulmuştu. Büyük enerji şirketlerinin nüfus yoğunluğu olmayan kırsal bölgelerde enerji dağıtım ağı kurmakla ilgilenmemeleri nedeniyle iş yurttaşlara düşmüştü. 20’nci yüzyılın ilk yarısında 6000 civarında elektrik kooperatifi vardı. Bu sayı 30’lu yıllardan itibaren sektördeki konsantrasyon çabaları ve zorunlu kapatmalarla giderek azaldı. 2012 yılına gelindiğinde “eskilerden” 50 civarında kooperatif varlığını sürdürüyordu.

Yıllara göre Almanya’da Enerji Kooperatifleri

Ulusal düzeyde enerji dağıtım ağı henüz oluşmamışken özellikle kooperatifler enerji ihtiyaçlarını karşılamak için yerel çözümler buluyorlardı. Kömür ve petrole dayalı büyük elektrik santralleri, daha sonra da nükleer güç santralleri yaygınlaştıkça 20’nci yüzyılın ortlarından sonra YEK’lerin sayısında bariz azalma oldu. Enerji piyasalarında liberalizasyon ve buna bağlı olarak tüketicinin hizmet alacağı şirketi seçme imkanın ortaya çıkması kooperatif tipi yapılanmaların enerji sektöründe yeniden canlanmasına yol açtı. Bunun sonucunda bir dizi enerji satış organizasyonları kuruldu. Bunlar arasında 1999 kurulan Greenpeace Energy kooperatifi gibi kooperatifler de vardı.

Enerjide dönüşüm, yenilenebilir enerji yasası ve kooperatifler

Enerjide dönüşüm ve bunu teşvik eden yenilenebilir enerji yasası ile birlikte kooperatif biçiminde örgütlenen enerji üreticileri özellikle yurttaşların güneş enerji tesisleri 2000’lı yılların başından itibaren arttı. Halen yeni kurulan kooperatiflerin yarısı enerji, çevre ve su sektöründe çalışmaktadır. 2008’den bu yana YEK’lerin sayısı hızla artmıştır. 2008-2011 arasında YEK’lerin sayısı 4’e katlanmıştır. Yalnızca 2011 yılında 150’den fazla EK kurulmuştur. YEK’lerin önemli bir özelliği merkezi olmayan yapılar olmalarıdır. 2015 yılında 165.000 vatandaş YEK’lere ortaktı ve yatırımlar 1,8 Milyar Euroya ulaşmıştı. Genellikle bir hisse 500 ya da 1000 € olmakla birlikte, bunların yalnızca 50 € olduğu kooperatifler de vardır. Kooperatiflerin çoğu yatırımların yarısını öz sermayeden karşılamaktadır. Kooperatiflerin %10’nu ürettikleri cereyanı kendileri satmaktadır, %52’si bölgesel doğrudan pazarlamayı (aracısız) planlamaktadır. 2012 yılı itibari ile YEK’ler 580 Milyon kWh yenilenebilir enerji üretiyordu. Bu rakam 160.000 evin enerji ihtiyacını karşılar. Yatırımlar ağırlıkla fotovoltaik GES alanındadır. Bazı rüzgar enerji RES’lere yatırım yaparken, CHP (combined heat and power, verimleri %90’lara ulaşan, suyu ısıtan “doğal” gaz ocağı değil, ortaya çıkan gücü de kullanan (elektrik üreten) ve bu nedenle kombi adını hak eden sistemler) ve başka enerji alanlarında yatırım yapanlar da vardır.

Yurttaş katılımını o zamana dek desteklemiş olan yenilenebilir enerjiler yasasının 2014 yılında değiştirilmesinden sonra siyasetin çizdiği çerçeve şartların yol açtığı belirsizlik YEK’lerin faaliyetlerinde duraklamaya yol açtı. Yeni kurulan EK’ların sayısı 2015 yılında 40’a inerek dibe vurdu. Bu gerilemede EEG reformunun dışında sermaye piyasaları yasasının da bu sektörde uygulanmaya sokulması ve küçük hisse sahiplerinin korunması yasası üzerine sürdürülen tartışmalar rol oynamıştır. Her yıl gözden geçirilen ve “şartlara uydurulan” yenilenebilir enerjiler yasası 2017 yılında öngörülen değişikliklerde yurttaşların enerji kooperatiflerinin çalışma şartlarını ve yaygınlaşmasını engelleyecek gibi görünüyor. Ki burada şartlar siyasi partilerine bakış açılarına ziyadesi ile bağlı oluyor.

Kooperatiflere has bir fenomen

Yeni teknolojilerde konsensus arayışı ve bu teknolojilerin yurttaşlar tarafından kabul edilmesi noktasında kooperatiflerin pozitif bir etkisini görüyoruz. Katılımcı demokrasinin yurttaşlara getirdiği söz ve örgütlenme hakkı görünüşte yatırımların kar maksimizasyonuna günümüzde zaman zaman engel olmaktadır. Rüzgar enerjisinde karşılaştığımız gürültü konusu buna bir örnektir. Rüzgar enerjisi sektöründe arazi sahibi köylüyü kooperatife ortak etmek bir yandan uzlamaşlara kapı açiyor, beri yanda gürültü ile yatırım arasındaki çelişkiyi RES’e aynı zamanda ortak olan köylü çözüyor. Yurttaş katılımın bu tür olumlu sonuçlarının karşılaşılan problemlerin hepsini çözmeye yetmeyeceğini belirtmek gerekiyor. Hükümet partilerinin siyasi program ve dünya görüşü itibariyle belirleyici rolü var. Tarihsel olarak yerel enerji şirket, komünal kuruluş ve kooperatiflerin oluşturduğu enerji piyasasında, geçen yüzyıl ortalarında gerçekleşen temerküz, az sayıda enerji tekelinin piyasaya hakim olmasını ve siyasette maksimüm ağırlığa sahip olmasını getirdi ve bu bugün de siyasi partilerin enerji politikasına damgasını vuruyor.

Enerji dağıtımı ve kooperatifler: Tüketicilerin gücü

Enerji kooperatifleri yalnızca üretim değil, aynı zamanda kullanıcılar için enerji dağıtım hizmetini de üstlenebiliyorlar. Almanya’da nükleer santrallere karşı hareketten ortaya çıkan Schönau Elektrik İdaresi (EWS Schönau) 2009 yılında 90.000 müşterisinin ortak ederek bir kooperatif haline dönüştü. Bazı eyaletlerde birkaç yıldan beri yerelde üretilen ekolojik enerjiyi yerelde pazarlayan yapılar ortaya çıkmaya başladı. Buna eko-bölgesel cereyan gibi isimler veriliyor. Yerel düzeyde ortaya çıkan bu üretici kooperatifi ve müşteri örgütlenmesi fiyatlarda bir istikrar sağladığı gibi, GES işletmecileri açısından da daha iyi fiyattan satabildikleri için daha karlı oluyor.

2014 yılı başında yurttaş enerjisi girişimleri birliği adıyla Almanya çapında bir çatı örgütü kuruldu. Bu çatı derneği bir yandan toplumda YES için bilgilendirme ve tanıtım yapıyor, beri yanda YES alanında bilimsel çalışmalara yürütmek gibi hedefler koymuş kendisine.

Bugün Almanya’da tüketicilerin yüzde 20’si temiz enerji (yeşil enerji) abonesi. Mamafih yeşil enerji satıcısı şirketler yalnızca yenilenebilir enerji kooperatifleri değil. Kimi nükleer enerji santralleri işletmecesi tekeller dahi “arzu ederseniz, bizde yeşil enerji de var” diye müşteri toplayabiliyor. Beri yanda 1999 yılında kurulan Greenpeace enerji kooperatifi 125.000 müşterinin enerji gereksenimini karşılıyor ve kooperatifin üye sayısı 23.000’den fazla. Greenpeace enerji kooperatifi kurucuları arasında Greenpeace derneği sembolik sayıda hisse ile kurucular arasında. Bu tanınmış dernek, isminin kooperatif tarafından kullanılmasını kooperatifin dağıtımını yaptığı enerjinin zaten bizzat kendisi tarafından belirlenmiş olan temiz enerji kriterlerine uygunluk göstermesine bağlı kılmıştır.

Yenilenebilir enerjiler: Politik bir eylem

Yenilenebilir enerjiler ve özellikle güneş enerjisinden elektrik üretiminin yeni üretim organizasyonlarına yol açmasında bu enerjilerin teknolojileri belirleyici olmuştur. Giderek büyüyen termik santraller, nükleer santraller gibi devasa teknolojiler, deyim yerindeyse, yerini mikro üretim birimlerine bırakmaktadır. Büyük santraller, enerji naklindeki merkezileşme yerini yerel üretim ve yerel tüketim gibi yeni gelişmelere bırakırken bunların mülkiyeti açısından kapitalist üretim biçiminde yeni tecrübeler yaratıyor, yurttaşın enerji santrali gibi (Bürgerkraftwerk veya Bürgerenergie, YES). Günümüz ekonomilerinin can damarı olan enerji sektörü, uluslararası siyasete, savaş ve barışa, ve demokrasiye, diktatörlüklere damgasını vuruyor. Yurttaşın Enerji Santrali bir yandan merkezileşmenin ezici ağırlığı hafifletecek, beri yanda katılımcı demokrasiyi güçlendirecek gibi görünüyor. Bu yenilenebilir enerji teknolojileri istihdam konusunda da işgücü ihtiyacını azaltan geleneksel devasa teknolojilere göre pozitif özelliklere sahip.

Günümüz enerji üretiminde (petrole dayanan mobiliteden termik santrallere ulaşan elektrik üretimine dek) kısa vadeli ve stratejik hammadde temini, bölgesel iktidarlar, global oyuncular insanlık açısından iyi not almıyorlar. Beri yandan getirdikleri anti-demokratik, şeffaf olmayan yapılar toplumları apolitikleştiriyor. Buna ek olarak nükleer santraller nükleer silahlarla birlikte dünyayı yok edecek potansiyele sahip. Yenilenebilir enerjiler, her yerde bulunan güneş ve rüzgar bu hammadde ihtiyacının yol açtığı, bu anlattığımzı sorunları ve özellikle insanlığın temel sorunu olan iklim değişikliğine karşı çözüm olabilecekse eğer, bu bizlerin, tek tek bireylerin, yurttaşların duruma müdahale etmesi ile mümkün ve bunun için elimizde gereken teknolojiler var.

Çağımızın bir başka toplumsal özelliği de üreticilerin ürünlerinin nasıl üretildiğine ve sonuçlarına karşı geliştirdiği kopukluktur. Bu yabancılaşmaya en güzel örnek silah fabrikalarında çalışanlardır. Madalyonun diğer yüzü ise tüketicilerin bu ürünlerin üretim süreçlerine, kullanım risklerine ve çevresel etkilerine olan vurdumduymazlıklarıdır. Artık benden sonra tufan değil, „yanıbaşımızda zaten tufan“ havası (Lessenich), battı balık yan gider hayat tarzı egemenlik kurmuş. Daha kötüsü bu gelişme ile birlikte tarihsel olarak başka düşünme tarzları, başka hayat anlayışları büyük ölçüde silinmiştir. Tüketicinin üretici haline gelmesi ürününün kıymetini bilmesi, paylaşması ve benzeri acaba yukarıda dert yandığımız yabancılaşmaya çare olabilir mi? Enerji verimliliği, çevre koruma gibi davranışların maddi müşevvikler dışında doğrudan üretici olmakla da ilişkisi vardır. Yenilenebilir enerji teknolojileri ne ölçüde yabancılaşmaya karşı etkili olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Bir başka evrensel fenomen de iktisat bilimi gelişirken maliyet hesaplarındaki kaygısızlık artmaktadır. Gelecek kuşaklara havale edilen maliyet, örneğin nükleer atıkları saklama sorunu netleştikçe fırlayan maliyet tahminlerinin karşısına bundan 30, 40 yıl öncesi rakamlarla güneş enerjisi santrali maliyetindeki aşırı ucuzlamayı karşı karşıya koyalım. Beri yanda Danimarka, Mısır, Hindistan, Peru ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki son anlaşmalarla yenilenebilir enerjilerde üreticilerin satış fiyatı  kW başına 0.05 Dolar seviyelerinin altını gördü. Bu, bu ülkelerin her birindeki fosil yakıt ve nükleer enerjiden üretimlerden daha ucuz bir rakama denk geliyor.

Kurulu yenilenebilir enerji kapasitesindeki artış 2016’da yeni rekorlar kırdı. Toplam küresel kapasite, 2015’e göre161 gigawatt artışla (neredeyse yüzde 9)  yaklaşık 2,017 GW’ya ulaştı. Hesaplanan güneş enerjisi kapasitesi yaklaşık yüzde 47 artarken, bunu yüzde 34’le rüzgar ve yüzde 15,5’le hidroelektrik takip etti.

Yenilenebilir enerjiler adem-i-merkeziyetçilik özelliği taşımaları nedeniyle bireyi toplum karşısında güçlendireceği gibi, yereli merkeze karşı güçlendiriyor. Bunun boyutları önüğmüzdeki yıllarda daha iyi anlaşılacak.

 

Alper  Öktem

Kategori: Yazarlar