Köşe Yazıları

Niçin Yeşil Siyaset (III): Çoğulcu, katılımcı, tabandan demokrasi – Erkan Bayır

Dünya genelinde yeşil siyasetin ortak değerlerinden biri demokrasiye koşulsuz bağlılıktır. Bu bağlılık, öncelikle insanların kendilerini ilgilendiren bütün kararlarda doğrudan söz sahibi olma hakkına dayanır. Her insanın siyasete katılma hakkı vardır ve eşit derecede önemlidir. Yönetim, insanlar siyaseti doğrudan biçimlendirebildikleri ve karar alma mekanizmalarına doğrudan müdahale edebildikleri ölçüde demokratiktir. İnsanların demokrasiye doğrudan katılımı; yetki ve sorumluluğun paylaşımı, yetki ve sorumluluk sahibi olan insanların şeffaf ve hesap verebilir olması, hiyerarşinin ve lider sultasının ortadan kaldırılması ve siyasetin yerelleşmesi esasları üzerine kuruludur.

Yeşil siyasetin demokrasi anlayışı, tıpkı bir bitkinin toprakta kökleşmesi gibi, demokrasinin kökleşmesi için tabanın siyasete katılımının arttırılmasını ister. Tabana dayanmayan, tabanı yok sayan temsili demokrasi, o tabanı oluşturan insanların demokrasiye yabancılaşmasına yol açar. Gücün ve servetin belli merkezlerde yoğunlaştığı eski siyaset anlayışı antidemokratiktir ve yolsuzdur, karar alma mekanizmalarına katılımı azaltır, seçme hakkını kısıtlar; dolayısıyla demokrasinin eşitlikçi ve küçük ölçekli yerel demokratik örgütlenmelere dayanması gerekir. Merkezileşmenin azaltılması ve yerel siyasetin öne çıkarılması, küçük ölçekli demokratik örgütlenmelerin öz yönetimi ve özerkliği ile olanaklıdır.

Küçük ölçekli yerel demokratik siyaset, özgürlüklerin ve farklılıkların hem yerel ölçekte tanınmasını, hem de yerelden genele yayılmasını sağlar. Tabanın çeşitliliğe sahip olması, demokrasinin farklı köklerden ve farklı kaynaklardan beslenmesi anlamına gelir. Çok seslilik ve çoğulculuk, farklı kimliklerin ve farklı yaşam biçimlerinin güvencesidir. İnsanın özgür olmadığı hiçbir yapı veya yönetim anlayışı demokratik olamaz. Özgürlükleri kısıtlayan ve farklılıkları baskı altına alan her türlü milliyetçilik ve otoriter faşist ideoloji, yeşil siyasetin demokrasi anlayışı tarafından kesin bir dille reddedilir. Yeşil demokrasi, ayrımcılığın karşısındadır ve ezilenlerin, azınlıkların, farklı kimliklere sahip insanların yanındadır, yabancı düşmanlığına ve ırkçılığa karşı net bir tavır alır.

* * *

Gücün ve servetin belli merkezlerde yoğunlaştığı eski siyaset, emeğin sömürülmesinden ve karar alma süreçlerinden dışlanmasından beslenir. Yeşil siyaset ise, emeğin en yüce değer olduğu ve yerel ölçekten genele doğru tüm karar süreçlerinde etkin katılımının garanti altına alındığı bir emek demokrasisini savunur. Emeğin yabancılaştırılmadığı yerel demokrasi, hem üretkenliğin özendirilmesini, hem de adaletli bir bölüşümü ve hakça paylaşımı sağlar. Emek demokrasisi, doğrudan katılımın sağlanacağı en küçük birimler olan iş yerlerinden ve yerel topluluklardan başlar. Çalışma yaşamının demokratikleşmesi, emeğin örgütlenmesiyle ve bu örgütlü emeğin kendisini ilgilendiren kararları bizzat biçimlendirmesiyle sağlanır. Demokrasi, sömürüye ve emeğin sindirilmesine karşıdır, sendikalardan ve emek örgütlerinden yanadır.

Eski siyaset; sermaye birikimi için her yolun mübah olduğu, kontrolsüz, doğayı yok eden ve insanlık onurunu çiğneyen, bitki ve hayvan türlerini tehdit eden, çevreyi kirleten kapitalizmi destekler. Yeşil siyasetin demokrasi anlayışı ise, insanı doğadan ayrı olarak değerlendiren ve hiyerarşik olarak diğer canlı türlerinin üzerinde konumlandıran türcü anlayışa karşı çıkar. Yeşil siyaset, kapitalizmin hem sömürü düzenine ve ayrımcılığına, hem de çevre ve emek düşmanı çizgisine karşıdır. Yeşil siyasetin demokrasi anlayışı; herkesin insanlık onuruna yakışır, temiz bir çevrede yaşama hakkını savunur. Doğal, tarihsel ve kültürel mirasın özenle korunması ve yaşatılması hedefi, yeşil siyasetin varlık nedenlerindendir. Bu hedef sadece yerel ölçekte düşünülmemelidir; çünkü doğal, tarihsel ve kültürel mirasın korunması evrensel bir bakış açısı gerektirir.

* * *

Yeşil demokrasi, Türkiye’deki doğa, emek ve kimlik sorunlarının tamamını insan hakları sorunları olarak tanımlar ve “İnsan haklarının hiyerarşisi olmaz.” anlayışına dayanır. Hiçbir insan hakları sorunu, diğerlerinden daha önemli ve öncelikli değildir. Kürt Sorunu’nun barışçıl ve demokratik çözümü için eşitlik mücadelesi, Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri, toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele eden feminist hareket ve LGBT hareketi, kapitalist sömürü düzenine karşı direnen emek mücadelesi, Müslümanlık dışındaki dinlere mensup yurttaşların ve ateistlerin eşitlik için verdiği mücadele, başörtülü veya başı açık bütün kadınların erkek egemenliğine karşı verdiği mücadele, engellilerin toplumsal yaşama ve çalışma yaşamına eşit ve engelsiz katılım için verdiği mücadele, ve gelecekte insan hakları mücadelesi verecek olan ezilen gruplar eşit önemdedir ve hepsi aynı ölçüde değerlidir.

Yeşil demokrasi, insanların kendi kararlarını ve kendi geleceklerini kendilerinin belirlemesi, yani çoğulcu, katılımcı ve tabandan demokrasi demektir. Bu demokraside askeri vesayete de, onun uzantısı olan sivil vesayetçiklere de yer yoktur. Yeşil demokrasi seçimlere dayanır; ama bu demokrasi seçimlerle sınırlı değildir. Yaşamın her alanının, üretim ilişkilerinden insan ilişkilerine kadar demokratikleştirilmesi ve eşit katılıma, insan haklarına ve özgürlüklere bağlı olması esastır.

Yeşil demokrasi, insanın kendi bedeni üzerinde de söz ve karar hakkına sahip olması demektir. Vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı en temel değerlerden biridir. Yeşil demokrasi; işkence, fiziksel ve cinsel taciz, tecavüz, psikolojik yıldırma ve mobbing gibi insanlık onuruna ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığına aykırı olan her türlü kötü uygulamanın ve insan hakları ihlalinin karşısındadır. Yeşil demokrasi üreme ve ürememe haklarını savunur, kürtaj hakkını ve doğum kontrol hakkını benimser.

Yeşil demokrasi, düşünce ve ifade özgürlüğüne dayanır. Düşünce ve ifade özgürlüğü, her insanın ayrımcılık veya şiddet içermeyen ve ayrımcılığı veya şiddeti özendirmeyen görüşlerini kamuoyuyla paylaşma, yayma, duyurma, sözlü-yazılı ve görsel-işitsel olarak yaygınlaştırma özgürlüğüdür. Ayrımcı nefret söylemi ve bu söyleme dayalı nefret suçları, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamına kesinlikle girmez.

Yeşil demokrasi, dinamik ve ilericidir, yeniliklere ve gelişmelere açıktır; demokrasiyi sıkıcı ve resmi kalıplardan kurtararak farklı seslere ve farklı renklere açar. Yeşil siyasetin demokrasi anlayışında, “demokrasi” hem amaçtır, hem de insanların mutluluğunu sağlamanın aracıdır. Bu yeni demokrasi, insanların doğrudan müdahale edebilecekleri, çoğulcu, katılımcı, eşitlikçi, özgürlükçü, barışçı ve ilerici bir demokrasidir.

 

 

Erkan Bayır