Dylan’dan Guthrie’ye Seeger’dan Ruhi Su’ya ozan türkücüler – Ercüment Gürçay

2016 Nobel Edebiyat Ödülü sürpriz bir kararla ünlü Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı Bob Dylan’a verildi.

Bob Dylan

Bob Dylan

1962 yılından bu yana toplam 69 albümü yayınlanan Dylan’ın bugüne dek 11 Grammy ile “Things Have Changed” isimli şarkıyla kazandığı bir de Oscar ödülü bulunuyor.

Merkezi İsveç’te bulunan Nobel Akademisi’nin ödüle ilişkin yaptığı resmi açıklamada, Bob Dylan için “Amerikan şarkı geleneğine yeni ve şiirsel bir ifade tarzı getirdi” ifadesi kullanıldı.

Ödüle ilişkin resmi açıklamayı yapan İsveç Nobel Akademisi Daimi Sekreteri Sara Danius, sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Sara Danius, “Bob Dylan ödülü gerçekten hak etti mi?” şeklinde gelen bir soruya, “Elbette hak ediyor. Ödülü aldı zaten” yanıtını verdi.

Danius, “Bob Dylan, İngiliz yazın geleneğinin büyük bir ozanı…54 yıldır sürekli kendini yenileyerek, bugüne kadar çok sayıda orijinal eser ortaya koydu. Örneğin eğer 1966 tarihli “Blonde on Blonde” albümünü dinlemeye başlarsanız, çok parlak bir kafiye özgünlüğü görürsünüz” dedi.

Sara Danius ‘un, “Dylan geleneksel anlamda bir edebiyat eseri, roman veya şiir üretmedi. Bu anlamda ona bu ödülün verilmesi, Nobel’in ufkunu genişlettiği anlamına mı geliyor” şeklindeki soruya cevabı ise şöyle oldu:

“Öyle görünebilir. Ama aslında değil. Eğer edebiyat tarihinde geçmişe geri dönersek, 2.500 yıl önce Homeros ve Safo’nun da dinlenmek ve enstrümanlarla sahnelenmek üzere ebedi eserler ortaya koyduğunu görürüz. Bugün hala Homeros ve Safo’yu okuyoruz ve dinliyoruz. Bob Dylan’da olduğu gibi.”

***

Ozan-şarkıcılar diye adlandırılan bir tür vardı ve ben ilk kez 1970’ li yılların sonunda bu müzik türünü tanıdım ve çok sevdim. Ruhi Su’ ydu ilk ozan şarkıcım. Anadolu halk türkülerini geleneksel halk ozanlarından daha farklı bir biçimde batılı bir müzik anlayışıyla yorumluyor ve Alman liedleri gibi kısa şiirleri üzerine yeni şarkılar besteliyor, yorumluyor ama melodik-ritmik ve armonik cümlelerinde halk şarkıları geleneğinin de izini sürüyordu. Sonraki yıllarda tanıdığım Neşet Ertaş farklı kulvarlarda da olsalar benim için ozan şarkıcılar geleneğinin en önemli örneklerindendi.

Bu türün izini sürerken Ortaçağ Avrupası’nın gezgin ozan-şarkıcılarını ‘Troubadour’ları ve ‘trouvéreler’ i öğrendim. Türün 11. yüzyılın sonundan 14. yüzyılın başına kadar tüm Fransa’da etkili olmuş gezgin ozan-şarkıcılara kadar gittiğini gördüm. Troubadour’lar daha çok şarkılarını bölgesel halk diliyle söylüyorlardı.

Ruhi Su’ nun ortaya çıktığı yıllarda Latin Amerika’ da da Arjantinli Atahualpa Yupanqui ozan-şarkıcılık geleneğinde en güçlü esin kaynağı olarak kabul görüyordu. Onu da 1980’ lerin başında tanıdım. 1963′te Mercedes Sosa’ nın da aralarında bulunduğu bazı şarkıcılar Latin Amerika’ da ‘nuevo cancionero’ nun (Yeni Türkü) manifestosunu yayınladıklarında Yupanqui’ nin ismi öne çıkıyordu. Yupanqui, müziği yapıyordu ve uzun zaman ötelenmiş bu müziği geniş kitlelere duyurmayı başarmıştı. Solcu kimliğiyle nueva canciónun politik tavrını yansıtmak için uygun bir isimdi. Şili’de 60′larda Violeta Parra ve Víctor Jara başta olmak üzere Komünist Parti üyesi kimi şarkıcılar yerel formlarla politik sözler taşıyan şarkılar yapmaya başladılar. Bu şarkılar, solcu bir ittifak olan Halk Birliği’nin (Unidad Popular) seçim çalışmalarında kullanıldı.


ATAHUALPA YUPANQUİ ( 1908-1992) paylaşan: ercumentgr

Kişisel veya toplumsal herhangi bir duygu veya kaygı durumuna göre yazan ozan-şarkıcılar besteleme ve düzenleme süreçlerinde ilk etapta solo çalgı aleti üzerinden parçalarını yapılandırıyorlardı. Ruhi Su sesine eşlik için bağlamayı seçmişti. Yupanqui gitarı sesine ekliyordu.

Sonra ağabeyimin plaklarında Woody Guthrie’ yi tanıdım.

Woody Guthrie

Woody Guthrie

Albümün adı “Dust Bowel Ballads’ dı. Toz Fırtınası Baladları diye adlandırabileceğimiz bu albümde Guthrie sözlerini kendi yazdığı şiirlerden alan protest şarkılar söylüyordu. Büyük buhran yıllarının Amerika’sına dair şiirler yazmış, bestelemiş ve gitarıyla yorumlamıştı.

Sonra Pete Seeger’ı tanıdım. O da sosyal meselelere dair şarkılar yazıyor ve gitarıyla, bançosuyla Amerika’ yı dolaşıyor, sendikal eylemlerde, çiftçi hareketlerinin yanında şarkılarıyla yer alıyordu.

Gerçek ismi “Robert Allen Zimmerman” olan 75 yaşındaki Bob Dylan, “Mr. Tambourine Man”, “All Along the Watchtower”, “Like a Rolling Stone” gibi unutulmaz birçok şarkısıyla bu geleneğin en önemli temsilcilerinden. Kuzey Amerika’ nin blues ve folk müziğinin etkisiyle şarkılar yaptı. 20. yüzyılın henüz başlarında Leadbelly, Blind Lemon Jefferson, T-Bone Walker, Lightnin’ Hopkins, Robert Johnson ozan-şarkıcılık geleneğinin takipçisi oldu. 1950’lerde Pete Seeger ve Woody Guthrie’ nin gerek geleneksel şarkıları, gerekse özgürlük, eşitlik ve göç hareketleri ve muhtelif sivil hak talepleri ile yüklü protest şarkılarını doğaçlamalara da olanak tanıyarak yazıp seslendirerek zamanın ruhunun belirleyen tarzını benimseyen Bob Dylan, ABD’de 1960’larda ortaya çıkmış olan muhalif ve gelenek yıkıcı şair ve yazarlardan oluşan Beat Kuşağı’nın da temsilcileri arasında yer aldı ve ardından gelen Tom Rush, Joni Mitchell, Joan Baes, James Taylor, Jackson Browne, Neil Young, Leonard Cohen, Cat Stevens, Tom Waits, Janis Joplin, Donovan gibi şarkıcıları etkiledi, kaynaklık etti. Folk müziğin insana dair değerleri ve ses alanını genişletti.

Kimileri için bu ödül bir sürpriz oldu belki ama ben bu ödülün yerine gittiğini düşünenlerdenim. Günümüz dünyasında birçok sanat dalının birbirini beslediğinin ayrımında olmalıyız. Yıllardan beri ülkemizde Ruhi Su daha çok müzisyen kişiliğiyle öne çıktı, tanındı, benimsendi. Oysaki Ruhi Su aynı zamanda bir şairdi. Bu yıl 20 Eylül’ de biz de onun şair kişiliğini hatırlatan bir iş yaptık ve ilk kez Ruhi Su şiir ödülünü verdik.

Dylan’ a edebiyat ödülünün verilmesiyle aynı günlere rastlayan bu sanat olayı bir rastlantının ötesinde evrensel bir gerçeğe de ulaşıldığını göstermesi açısından önemlidir diye düşünüyorum. Şarkı-türkü yakmak ve şiir yazmak farklı koşulların sonucu olsa da ortaçağdan bugüne şarkı ve şiir birbiriyle ilişki içerisinde yol aldılar, birbirlerinden etkilendiler ve ozan şarkıcı geleneği bugün farklı biçimlerde hayatımızın içerisinde yer almaya devam ediyor. Hâkim pop kültürünün dışında kalan bir Bülent Ortaçgil şarkısını dinliyoruz ve seviyoruz. Aynı şekilde Tom Waits de bizi etkiliyor.

Dylan ve Baes

Dylan ve Baes

Yazının sonunda şiir- müzik beraberliğine örnek hazırladığım bir videoyu paylaşmak istiyorum. Bob Dylan’ ın unutulmaz İrlanda türküsü “Blowing in the Wind” i önce Can Yücel’ in kışkırtıcı Türkçesiyle dinliyoruz ve ardından sazı-sözü Bob Dylan- Joan Baez devralıyorlar.

Can Yücel

Can Yücel

1965’ de gerçekleştirilen Newport Festivali konserinden bir canlı kayıtta sorular soruyorlar ve cevabı da rüzgâra bırakıyorlar.

Sorularımıza cevap bulana dek Bob Dylan ve diğer şarkıcı ozanların izinde şiirlerimizle ve şarkılarımızla rüzgâra sorular sormaya devam!

34-ercument-gurcay

 

Ercüment Gürçay

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page