Ana Sayfa Blog Sayfa 573

Şubat ayı anketi AKP’de belirgin bir düşüşe işaret ediyor

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ilde ağır yıkıma neden olan depremler sonrası 14 Mayıs’ta yapılması beklenen cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleri de tartışma konusu oldu.

Seçim tarihine ilişkin tartışmalar gündemdeki yerini korurken iktidarın 14 Mayıs tarihinde ısrarcı olduğu belirtiliyor.

Öte yandan afette yaşanan yıkım ve iktidarın yetersizliği anketleri de etkilemeye başladı.

Türkiye Raporu Araştırma direktörü Can Selçuki, sosyal medya hesabından depremin meydana geldiği şubat ayı anketlerinin tamamlandığını açıkladı.

AKP’nin oylarında düşüş

Selçuki’nin paylaşımına göre AKP’nin oylarında belirgin bir düşüş var.  Selçuki’ye göre “tepki oyu” olarak bilinen oylar ise sahada varlık gösterebilen partilerin hanesine yazılmaya başlandı.

Yine son araştırmaya göre çoğunluğun seçimin zamanında yapılmasını istediği belirlendi. Selçuki, deprem performans değerlendirmelerini de içeren raporun önümüzdeki hafta kamuoyu ile paylaşılacağını duyurdu.

Selçuki, Twitter üzerinde yaptığı paylaşımda şubat ayı Türkiye Raporu anketinin tamamlandığına ve AKP’de belirgin bir düşüş yaşandığına, tepki oylarının sahada varlık gösteren partilere yöneldiğine ve çoğunluğun seçimin vaktinde yapılmasını istediğine dair üç bulgunun ankette öne çıktığına yer verdi:

SİNOP NGS için temyiz istemi kabul edildi: Danıştay ÇED raporundaki eksiklerin giderilmesini istedi

Sinop’un Abalı Köyü İnceburun mevkii’nde yapılmak istenen Sinop Nükleer Güç Santrali projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu” (ÇED) kararının iptali ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin davanın yerel mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonuçlandı.

Danıştay 6. Daire, biri milletvekili 59 bireysel katılımcı ve Nükleer Karşıt Platform‘un yanı sıra Sinop ve Ayancık Belediye Başkanlığı ile EMO, ŞPO, JMO, Metalurji Mühendisleri OdasıTTB, KESK, Sinop Barosu, SNKPDER, ÇYDD, KENTSAV, Sinop ÇDD, Ayancık ÇKD gibi  örgütlerin yaptığı başvuruda, davacıların temyiz istemlerini kabul ederek, şu karara vardı.

“… Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne; davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu Samsun 3. İdare Mahkemesince verilen 08/04/2022 tarih ve E:2020/794, K:2022/388 sayılı kararının BOZULMASINA; Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine;  2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 08/12/2022 tarihinde usulde oyçokluğuyla, esasta oybirliğiyle karar verildi.”

ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak incelenmesinin esas olduğunu belirten 6. Daire’nin kararında,  mahkeme tarafından bilirkişi raporunda yetersiz veya çelişkili görülen inceleme, tespit ve değerlendirmelerin giderilmesine yönelik olarak ek bilirkişi raporu alınması ya da yeniden oluşturulacak bir heyetle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak rapora göre yeniden bir karar verilmesi gerektiğine dikkat çekildi; bilirkişilerce ÇED raporunda eksik, yetersiz veya çelişkili hususlar tespit edilmekle yetinilerek nihai bir değerlendirme yapılmadığının anlaşıldığı, bu hususların ÇED raporunun tamamını kusurlandırıp kusurlandırmayacağı yönünde ortak bir görüş belirtilmesini istedi.

Danıştay, kararında ayrıca Sinop’ta kullanılmak istenen reaktör tipiyle ilgili de yeni bir inceleme ve bilirkişi raporu talep etti:

“… ÇED raporunda projenin teknolojisinden kaynaklanan çevresel etkilerinin ATMEA1 tipi reaktöre göre belirlendiği, başka bir teknoloji kullanılması durumunda, ÇED raporunun geçerliliğini kaybedeceği anlaşıldığından, İdare Mahkemesince, öncelikle yukarıda yer verilen ve ÇED raporunda atıfta bulunulan Uluslararası Anlaşmanın halen yürürlükte olup olmadığının tespit edilmesi, anlaşmanın hükümsüz kaldığının ve proje şirketinin değişmesinin söz konusu olduğunun anlaşılması durumunda, ATMEA1 basınçlı su reaktörünün herhangi bir başka proje şirketi tarafından kullanılınıp kullanılamayacağının, diğer bir ifadeyle, bu reaktörün uluslararası anlaşmadan bağımsız olarak alanda inşa edilebilme olanağının bulunup bulunmadığının öncelikle incelenip gerekirse bilirkişilerden ek rapor alınarak açıklığa kavuşturulması suretiyle işin esasına girilmeden bir karar verilmesi gerekmektedir.”

6. Daire, kararında yer verdiği hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın, eksik inceleme sonucu verilen davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığını hükme bağladı.

Ne olacak?

Dosya Sinop 3. İdare Mahkemesi’ne iade edilecek ve yeniden görülecek. ÇED Olumlu Raporu’nda Danıştay’ın işaret ettiği eksiklerin giderilmesinin ardından da yeni bir karar verilecek. İdari Mahkemesi’nin Danıştay kararına direnme yetkisi bulunmuyor. Karar, Bölge İdare Mahkemesi’nde temyiz edilebilecek.

Ne olmuştu?

2013 yılının Mayıs ayında Japonya ve Türkiye hükümetleri arasında yapılan anlaşmaya göre başlatılan proje sürecinde Japon şirketinin  ÇED başvurusu yapılmadan önce projeden çekilmesi üzerine EUAS International ICC Merkezi Jersey Adaları Türkiye Merkez Şubesi “proje üstlenicisi” yapılarak ÇED sürecine başlandı.

ÇED süreci kapsamında gerçekleştirilmesi gereken halkın katılımı toplantısı Sinop halkının itirazlarına rağmen yapılmış sayıldı, 2019 yılının Aralık ayında Ankara’da yapılan değerlendirme toplantısına ise Sinop’tan katılan sivil toplum örgütleri alınmadı.

Halkın katılımı toplantısında Sinop Nükleer karşıtı Platform üyesi 17 kişiye ise dava açıldı, dava, 4 Mart 2020 tarihinde davalıların beraatiyle sonuçlandı.

ÇED Raporu ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 11 Eylül 2020 tarihinde onaylandı.

Sinop’ta nükleer santral davası: Nükleeri değil, yaşamı savun

Buna karşılık, çok sayıda sivil toplum örgütü, biri milletvekili 59 bireysel katılımcının açtığı davada Samsun 3’üncü İdare Mahkemesi, davanın reddine karar verdi.

Sinop Nükleer Santrali ÇED davasında itiraz dilekçeleri sunuldu: Sinop’u feda etmeyeceğiz

Dava kapsamında istenen bilirkişi raporunu hazırlayacak 15 kişilik heyet, 10 kilometreye uzanan alanın incelemesini bir buçuk saat gibi kısa bir sürede tamamlamış ve incelemeye yalnızca davalı taraf alınmıştı.

Sinop NGS davasında ‘tanıdık’ heyetten yıldırım hızıyla bilirkişi incelemesi

Davacılar, Sinop Nükleer Güç Santrali projesine verilen  “Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu” kararının, hukuksal ve bilimsel-teknik açıdan geçerli bir rapor olmadığı ve formalite icabı hazırlandığını belirterek;

  • yaşanacak bir kaza durumunda felakete yol açacağı,
  • kaza olmaması durumunda bile çevre ve insan sağlığına olumsuz etkilerinin yüksek olduğu,
  • Sinop Nükleer Güç Santralininen önemli çevresel zararlarından birinin de deniz ekosistemine vereceği zarar olduğu, dört ünite için günlük 27.993.600 metreküp deniz suyunun soğutmada kullanılacağı ve sonra denize bırakılacağı, bu
    suyun yaratacağı ısı farkının deniz ekosistemine ağır hasar vereceği,
  • yer seçiminin hatalı olduğu,
  • planlama ilkelerine aykırı davranıldığı, kamu yararı bulunmadığı, halkın görüşünün alınmadığı,
  • üretilen elektriğe yılda 4 milyar dolar ödeneceği, TEİAŞ’ın 2019 verilerine göre bu miktar elektriğin piyasadan 3,5 milyar dolara alınabileceği,
  • hukuka ve mevzuata aykırı olduğu

gerekçeleriyle iptalini ve öncelikle yürütülmesinin durdurulmasını talep etmişti.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Enerji Üretim A.Ş, Nükleer Düzenleme Kurumu ve Elektrik Üretim A.Ş ise savunmasında, “Sinop Valiliği tarafından halka duyurulan projeye ilgili kurum ve kuruluşların olumlu görüş bildirdiği, Sinop Nükleer Güç Santraline ihtiyaç bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, projenin çevresel etkilerinin mevzuatın gerektirdiği biçimde araştırılıp incelendiği, olası çevresel etkilerin en aza indirilmesi için gereken önlemlerin alındığı”nı belirtmişti.

Sinop’a nükleer santral toplantısına STK temsilcileri alınmadı
Sinop NGS, halka Sinop’u terk ettirme projesidir!

Mahkeme, nihai kararında, bilirkişi raporunun “Sinop NGS’nin, Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanması, diğer alternatif enerji kaynakları ile karşılaştırılması, seçilen teknolojinin uygunluğu ve yeterliliği, alternatif teknolojiler arasındaki yeri, alternatifleri değerlendirmedeki yeterlilik, nükleer kazalar, nükleer santrallerin uluslararası denetim usul ve esasları hakkında genel uygulama çerçevesinde projenin uluslararası kriterlere uygunluğu bakımından, ÇED Raporunda uygun şekilde ele alındığının görüldüğü”nü belirterek, raporda yer alan eksiklik ve uyarılara rağmen davanın reddine karar verdi.

Dava, ret kararı üzerine Danıştay’a taşınmıştı.

Sinop nükleer santrali davasında TEMA Fukuşima’ya işaret etti: Tarih unutmaz
Akkuyu’da Sinop’ta yargı kamu vicdanına karşı, tek çare dayanışma – Pınar Demircan

Sibel Tekin duruşmasında adli kontrol kalktı: Gazeteciyim, çekim için izin almam gerekmiyor

Kalıcı yaz saati uygulamasına yönelik çektiği “Karanlıkta Başlayan Hayat” belgeseli gerekçe gösterilerek örgüt talimatıyla keşif yaptığı iddiası ile örgüt üyeliği suçlamasıyla 44 gün hapsedilen yönetmen, gazeteci ve akademisyen Sibel Tekin bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.

Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada meslektaşı, arkadaşları, milletvekilleri ve sivil toplum Tekin’i yalnız bırakmadı. Geniş bir kitle duruşmayı izledi.Belgesel Sinemacılar Birliği, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Eğitim-Sen, Ankara Kadın Platformu, Uçan Süpürge ve Ankara Barosundan temsilciler ile HDP Milletvekili Erol Katırcıoğlu duruşma salonundaydı.

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada Tekin iddianameye yönelik savunma yaptı. Öğrencilik yıllarından başlayarak belgesel sinema kariyerini aktardı. Akademisyenliğinin yanı sıra son yıllarda hak temelli toplumsal mücadeleleri kaydederek belgelediğini belirtti. Tekin, “Hiçbir örgüte üye değilim, beraatımı talep ediyorum” dedi.

Tekin, “Kimsenin davetiyle eyleme gitmediğini, eylem ve etkinliklerin duyurularını takip ettiğini, sağ görüşlü grupların hatta spor taraftarlarının da eylemlerini çektiğini” belirtti. Tekin, “Bu incelemenin belirli bir gruba yönelmiş olduğunu düşünüyorum” dedi.

Mahkeme Tekin’e niye çekim yaptığını sordu

Mahkeme başkanı Tekin’e iddianameye konu olan belgesel çekimini neden yaptığını sordu. Tekin, Karanlıkta Başlayan Hayatlar belgeseli için sabahın erken saatlerinde insanların yaşadıklarını görüntülemek amacıyla çekim yaptığını söyledi.

İnfaz koruma memurlarını görüntülediğini fark etmediğini, genel olarak insanların yüzlerini de çekmeyi tercih etmediğini belirtti. Tekin sorulan soru üzerine, “talimatla çekim yapmadığını” ifade etti.

Duruşma savcısı Tekin’e çekim için izin alıp almadığını sordu. Tekin soruyu “Uluslararası basın kartım var. Gazeteciyim, çekim için izin almam gerekmiyor” diyerek cevapladı.

Bunun üzerine savcı Tekin’e; MLKP‘den PKK‘ye kadar farklı en az altı ayrı örgütün etkinlik ve eylemlerine dair çekimlerinin dijital malzemelerinde bulunduğunu belirterek bu örgütlerin eylemlerinden nasıl haberdar olduğunu sordu. Soru, salonda gülüşmelere neden oldu.

Tekin soruya, “kimsenin davetiyle eyleme gitmediğini, eylem ve etkinliklerin duyurularını takip ettiğini, sağ görüşlü grupların hatta spor taraftarlarının da eylemlerini çektiğini” belirterek yanıt verdi. Tekin “İncelemenin belirli bir gruba yönelik olduğunu düşünüyorum” dedi.

Tekin’in savunmasından sonra avukatlarının beyanları başladı.

‘Savcı belgesel nedir öğrensin diye savunma yapıyoruz’

Avukatı Cenk Yiğiter “Sibel Tekin’in çektiği görüntüler kamusal alandadır, kendisinin de belirttiği gibi önceden duyurulan eylem ve etkinliklerdir. Bu anlamda uluslararası basın kartı sahibi de olan müvekkilin çekim yapması suç değildir. Hatta Sibel’in ardından muhtemelen emniyet de bu görüntüleri çekmiştir. Sibel şimdi emniyette bile olan bu görüntüleri çektiği için yargılanıyor” dedi. Yiğiter savunmasında belgesel sinemacılar tarafından hazırlanan uzman görüşünü de sunarak beraat talebiyle savunmasını bitirdi.

Avukat Murat Yılmaz “Biz bu savunmayı savcı bey belgesel nasıl çekilir öğrensin diye yapıyoruz. Bir daha aynı şey başkasının başına gelmesin, bir başkası için aynı hata yapılmasın istiyoruz” dedi.

Yılmaz savunmasında “örgüt talimatıyla keşif çekimi yaptığı” iddia edilen Sibel’in görüntülerinin keşifle ilgisi olamayacağını belirtti:

“Size Sibel’in çektiği görüntülerin bir dakikasını izleteceğiz ki görün keşif böyle yapılmaz.”

Yılmaz ardından örgüt talimatıyla keşif çekimi yapıldığı iddiasına karşılık Tekin’in çektiği görüntülerden bir dakikalık bölüm izletti. Yılmaz “Sibel hedef seçilmiş durumda, fakat ortada örgüt yok. İddianamede bir çok örgütten bahsediliyor ama sayın savcı aslında örgütlere hakim değil. Örgüt adı bulunamadığı için, savcı keşfe ağırlık vermiş. Örneğin evinde bulunan Kaldıraç Dergisi DHKPC bağlantısı delili sayıldı. Kolluk kuvvetleri bile bilir bunu, ne ilgisi var?” dedi. Yılmaz, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Savcı nasıl belgesel çekileceğini bildiğini iddia ediyor, insan yüzlerinin daha net olduğu, aydınlık ortamda çekilmelidir, diyor. Bu iddianamenin iade edilmesi gerekir. Suça teşebbüs bile yokken, müvekkilimin dijital materyal iadesini ve beraatini talep ediyoruz.”

Tekin’in avukatlarından Mehtap Sakinci de “Bugün Sibel için çok önemli. Niye terörist olmadığını anlatmak zorunda kaldığımız için çok önemli bir gün. İddianamedeki bütün deliller aleyhine. El konulan görüntülerin hepsi Sibel’in hayatı. Hakkında onlarca rapor hazırlanıp hala bir örgüt bulunamadıysa daha fazla uğraşılmaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Sakinci “Sosyal medyada Sibel Tekin Ankara’nın hafızasıdır dendiğinde bile bu Sibel’in aleyhine işlenmiştir. Ankara’nın hafızasıysa örgütlerin eylemlerini biliyordur diye iddia edildi” diye aktardı. Sakinci, “Gözaltından tutuklamaya geçirilen süreçte, iddianame dahil tamamen haksız bir yargılama sürecinde ivedilikle beraat kararı verilmesini talep ediyoruz” diyerek savunmasını bitirdi.

Avukat Faruk Çayır, “Polisin istediği arama el koyma kararını hangi savcının istediği belli değil. Belli olmayan savcının bir el yazısıyla dijital delillere el konuldu. Bu dijital delile el koymak için delillerde suça teşkil etmiş bir delil olması gerekiyor” diye aktardı.

“Müvekkil videoaktivizm yaparken bir kamuoyu yaratmayı da amaçlar. Savcı ‘Bununla ilgili bir izin aldınız mı’ diye soruyor. Neyin iznini alacağız? Böyle bir kural yok” diyen Çayır, mahkeme heyetine Video Aktivizmde Kavramlar Sorunlar Uygulamalar kitabını sundu.

Adli kontrol kalktı

Daha sonra savcı Tekin’e belgesel film çekmek için herhangi bir yazılı senaryosu, notu olup olmadığını sordu. Tekin notları olduğunu, çekim planına yönelik notlar tuttuğunu söyledi.

Ara karar öncesi savcı, olay tarihindeki görüntülerdeki şahsın Sibel Tekin olup olmadığı ve görüntülerde infaz memurlarının girdiği noktalar için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etti.

Mahkeme de bu yönde karar verdi. Ayrıca bilirkişi incelemesi yapılacak dijital materyallerin dışındaki materyallerin iade edilmesine, adli kontrol imza şartının kaldırılmasına, yurtdışı çıkış yasağının devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 8 Haziran 2023’de görülecek.

Ne olmuştu?

Sibel Tekin, 15 Aralık’ta Ankara’nın Tuzluçayır semtinde kalıcı yaz saati uygulaması nedeniyle karanlıkta işe giden insanları çektikten sonra, “infaz koruma memurlarının olduğu servis aracı ile yoldaki polis noktasının görüntülere girdiği” iddiasıyla ihbar edildi ve evine yapılan baskınla gözaltına alındı. 17 Aralık’ta da tutuklanarak Sincan Cezaevine gönderildi.

İddianame Tekin tutuklandıktan 16 gün sonra geldi. İddianamede savcı Tekin’in çeşitli örgütlerle bağlantılı olduğu öne sürdü ancak Tekin’in hangi örgüte üye olduğunu belirtmedi. Ayrıca “silahlı örgüte üye olma” suçundan cezalandırılması istendi.

Tekin’i karanlıkta çekim yaptığı için profesyonel bulmayan iddianame savcısı, “İnsanların, araçların, binaların net olarak görülmediği bir video kaydının belgesel işiyle uğraşan ve profesyonel olduğunu iddia eden şüphelinin çekimi ile uyumlu olmadığını” öne sürdü.

Sibel Tekin 30 Ocak’ta da tahliye edildi.

Ankara’nın hafızası olarak bilinen Sibel Tekin, Beyaz Motosiklet‘in yapımcılığını üstlenmişti. Tekel Grevi, Gezi Parkı eylemleri, 10 Ekim gibi birçok toplumsal hareket ve eyleme kamerasıyla tanıklık eden Tekin, çok sayıda belgesel hazırlamıştı.

Türkiye’de son 22 yılın en kurak ocak ayı yaşandı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2023 Ocak Ayı Alansal Yağış Raporu verilerinden derlediği bilgilere göre, 1991-2020 dönemini kapsayan ocak ayı yağış ortalaması metrekareye 69,8 kilogram olarak gerçekleşti.

AA‘dan Yıldız Nevin Gündoğmuş‘un derlediği bilgilere göre, metrekare başına geçen yıl ocakta 87,3 kilogram olan yağış miktarı, geçen ay 33,2 kilogramda kalarak, son 22 yılın en düşük seviyesini gördü. Türkiye geneli ocak yağışları, normalin ve geçen yılki ocak ayı miktarının altında kaydedildi. Yağışlar, ocak ayı normaline göre yüzde 52, geçen yıl ocak yağışlarına göre yüzde 62 azaldı.

Bölge geneli yağışlar ise normal seviyelerin altında görüldü. En fazla azalma, yüzde 74 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi‘nde kaydedildi. Yağışlar, ÇanakkaleAntalya hattının batısında normallerin biraz üzerinde görülürken, doğusunda ise azaldı. Azalma oranı Kars, Ardahan, Erzurum çevreleri, Doğu Akdeniz, İç Anadolu‘nun kuzeyi ve güneyi, Doğu Anadolu‘nun kuzeydoğusu ile Şırnak, Mardin ve Şanlıurfa çevrelerinde yüzde 80’in üzerine çıktı.

Ocak ayında en fazla yağış metrekareye 145 kilogramla Antalya, en az yağış 4,7 kilogramla Kars’a düştü. Normallerine göre yağışlarda en fazla azalma yüzde 87 ile Çankırı, en fazla artış ise yüzde 31 ile Burdur‘da kaydedildi.

Yağışlı gün sayısı ortalamanın altında

Yağışlı gün sayısı 1991-2020 ortalamasında 11,7 gün olarak hesaplanırken, geçen ay Türkiye genelinde ortalama 7,3 gün olarak gerçekleşti.

Yağışlı gün sayıları, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun doğusu ile Mardin, Şırnak, Batman çevrelerinde üç gün ve altında, Şanlıurfa, Samsun, Antalya, Muğla, Manisa, İzmir, Balıkesir, Bursa çevreleri ile Marmara Bölgesi‘nin kuzey kesimlerinde 10-15 gün aralığında görüldü.

Kuraklık kritik seviyelere ulaştı

Türkiye’de ocakta yağışların azalmasıyla kuraklık da belirgin hale geldi.

Üçer aylık dönemler halinde elde edilen meteorolojik kuraklık analizlerine göre, “olağanüstü kuraklık” şeklinde tanımlanan ileri düzey kuraklığın etkisini gösterdiği iller şöyle sıralandı:

Tekirdağ, Çanakkale ve Balıkesir’in kıyı kesimleri, İstanbul, Yalova ve Kocaeli kıyıları, Düzce, Sakarya, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar ile Isparta çevreleri, Ankara‘nın doğusu, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Nevşehir, Çankırı, Konya, Karaman, Rize çevreleri ile Bayburt ve Erzincan‘ın doğusu, Kars, Muş, Bitlis ve Siirt, Van‘ın doğusu, Mersin kıyıları ile Osmaniye‘nin iç kesimleri.”

Halk TV ekibine çekiçli saldırı: ‘Hükümete bir şey söylemeyeceksiniz’

Kahramanmaraş merkezli ve 11 ilde yıkıma neden olan deprem sonrası Malatya‘da enkaz kaldırma çalışmalarını takip eden Halk TV ekibine saldırıda bulunuldu.

Halk TV’de Ayşenur Arslan‘ın Medya Mahallesi programına canlı bağlanan Ferit Demir çekiçli bir saldırgan tarafından tehdit edildi.

Canlı yayında olaya tanık olan Ayşenur Aslan “İhbar ediyorum! Ne adına, kim adına” diye sorarak “Halk TV sussun istiyorlar, Halk TV muhabirleri hiç konuşmasın istiyorlar” dedi.

Polis hiçbir işlem yapmadı

Malatya’dan canlı yayın yapan Ferit Demir ise o anları şöyle anlattı:

“Aracıyla yoldan geçen bir vatandaş, aracını durdurup inerek, yanına çekiç de alarak yanımıza geldi. ‘Uzun süre sizi öldürürüm, vururum, hükümete bir şey söylemeyeceksiniz’ diye tehditlerde bulundu. Elinde çekiç de vardı. Sonra iki polis memuru geldi, şikayetçi olduğumuzu söyledik ama herhangi bir işlem yapmadı.”

Deprem bölgesindeki muhabirimiz Metin Yoksu’nun aracına polis kontrolünde kamyon çarptı

Deprem bölgesindeki muhabirimiz Metin Yoksu, polis kontrol noktasında bagaj kontrolü yapıldığı sırada kaza geçirdi. Metin Yoksu’nun aracına, Yoksu polis kontrolü için arabadan ineceği sırada bir kamyon çarptı. Saniye farkıyla bacağını kamyondan kurtarabilen Yoksu “Hiçbir hayat güvencemiz yok” dedi. Araçta Metin Yoksu’nun yanında Şenol Bali de bulunuyordu. İki gazetecinin de sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Polis ekipleri Adıyaman, Gölbaşı istikametinde hareket eden Yoksu’nun aracını bagaj kontrolü için sağa çekmesini istedi. Kontrol noktasına aracını çeken Yoksu, tam araçtan ineceği sırada bir kamyon, aracına çarptı. Kazada herhangi bir yaralanma ya da sağlık sorunu gerçekleşmezden maddi kayıp söz konusu oldu. Yoksu o anlara ilişkin olarak şunları söyledi:

“Günlerdir yaşadığımız stres ve yaşananların yanında Adıyaman‘da polis kontrol noktasında bagaj kontrolü yapıldığı sırada kaza atlattık. Saniye farkı ile bacağımı kurtarabildim! Bağımsız bir gazetecilik yaparken hiçbir hayat güvencemiz yok onu bir kez daha anladım.”

TÜİK ölüm istatistiklerini iki yıl sonra açıkladı: COVID-19 kaynaklı ölümler bakanlığın aktardığının çok üzerinde

Geçen yıl “istatistiklerin elde edildiği kurumların idari kayıtlarındaki çalışmaların devam etmesi” gerekçesiyle yıllık Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri verilerin yayımlanmasının ertelendiğini duyuran Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bugün (23 Şubat) ertelenen iki yıla ait verileri paylaştı.

TÜİK verilerine göre, 2019 yılında hayatını kaybedenlerin sayısı 435 bin 941’di. Bu rakam pandeminin etkili olduğu 2020’de 507 bine, bir sonraki yıl 565 bine yükseldi. 2020 ve 2021 yılına ait toplam ölüm rakamları 1 milyon 73 bin 532 oldu.

TÜİK’in verilerinde belirtilen cinsiyetlere göre ölüm istatistiklerine göre ise ölen kişilerin 2019 yılında yüzde 54,6’sını erkekler, yüzde 45,4’ünü kadınlar oluştururken 2020 yılında ölen kişilerin yüzde 56,0’ını erkekler, yüzde 44,0’ünü kadınlar oluşturdu. 2021 yılında ölen kişilerin yüzde 54,6’sını erkekler, yüzde 45,4’ünü kadınlar oluşturdu.

ölüm istatistikleri
Grafik: TÜİK

Dolaşım sistemi kaynaklı hastalıklar ilk sırada

Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2020 ve 2021 yılında sırasıyla yüzde 36,0 ve yüzde 33,4 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini 2020’de yüzde 15,8 ile solunum sistemi hastalıkları, yüzde 15,7 ile iyi ve kötü huylu tümörler izledi.

2021’de ise yüzde 14 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler ve yüzde 13,4 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.

ölüm istatistikleri
Grafik: TÜİK

2020’de dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin yüzde 41,5’ini iskemik kalp hastalığı oluştururken, bu oran 2021’de yüzde 41,8’e yükseldi. Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, her iki yılda da iskemik kalp hastalıklarını yüzde diğer kalp hastalıkları, serebro-vasküler hastalıklar ve hipertansitif hastalıkların izlediği görüldü.

ölüm istatistikleri
Grafik: TÜİK

TÜİK: COVID-19 kaynaklı ölüm sayısı 87 bin 331

TÜİK tarafından paylaşılan veriler, koronavirüs salgını sürecinde Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan ölüm sayıları ile çelişiyor.

Sağlanan istatistiklere göre, COVID-19 kaynaklı ölüm sayısı 2020 yılında 22 bin 136 iken 2021 yılında 65 bin 198 oldu. Buna göre bu iki yılda pandemi nedeniyle ölenlerin sayısı 87 bin 331 oldu. COVID-19 nedeniyle 2021 yılında ölenlerin 35 bin 693’ünü erkekler, 29 bin 505’ini kadınlar oluşturdu.

Açıklanan verilere göre 2020 yılında geçmiş yıllardan 70 bin kadar, 2021 yılında ise 130 bin kadar ek ölüm gerçekleşmiş.

Bir önceki yıla göre 72 bin kişilik artış gösteren ölüm sayısı 2020 yılında 507 bine yükseldi. Öte yandan 2020 yılında Sağlık Bakanlığı 20 bin 881 kişinin koronavirüs nedeniyle öldüğünü açıklamıştı.

2021’de, salgının görülmediği 2019 yılına göre 130 bin kişilik artış yaşanan ölüm sayısı 565 bini gördü. Ancak Sağlık Bakanlığı 2021 yılında koronavirüs kaynaklı 61 bin 480 ölüm görüldüğünü açıklamıştı.

ölüm istatistikleri
Grafik: TÜİK

Açıklanan bu veriler, Sağlık Bakanlığı’nın koronavirüs salgını sürecinde ölüm sayılarını gizlediğine yönelik eleştirilerin haklı olduğuna işaret ediyor.

Sağlık Bakanlığı, 2021 sonu itibariyle toplamda 82 bin 361 koronavirüs ölümü açıklamışken, son iki yılın istatistiklerinde önceki yıllara göre yaklaşık 200 bin kişilik bir ‘ek ölüm’ gerçekleştiği görülüyor.

DSÖ, gerçek rakamlara işaret etmişti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), koronavirüs salgınına ilişkin gerçek sayılara yönelik tahminler yaptığı çalışmasında, Türkiye’de hayatını kaybedenlerin gerçek sayısının 264 bin olduğunu belirtmişti.

DSÖ’nün çalışması ardından bir açıklama yapan Türk Tabipleri Birliği (TTB), “DSÖ, COVID-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin gerçek sayısını tahmin etmek için geliştirdiği bilimsel yönteme göre 2020 ve 2021 yıllarında Türkiye’de COVID-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısını 264 bin 41 olarak tahmin ettiğini açıklamıştır. Ancak 31 Aralık 2021 sonu itibari ile Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı COVID-19’a bağlı ölüm sayısı 82 bin 286’dir. DSÖ ile Sağlık Bakanlığı arasındaki fark 181 bin 755’dir. DSÖ’nün paylaştığı bu rakamlar TTB’nin gerçek ölüm sayılarının bakanlığın resmi verilerinin yaklaşık üç katı olduğu görüşünü ne yazık ki doğrulamaktadır” demişti.

Maraş depremlerinde can kaybı resmi açıklamalara göre 43 bin 556’ya yükseldi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 11 ili etkileyen 7,7 ile 7,6 büyüklüğündeki Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 43 bin 556’ya yükseldiğini aktardı. Soylu, “Bu depremlerde kaybettiğimiz vefat sayımız 43 bin 556. Az bir rakam değil. Her bir hayatını kaybeden vatandaşımıza karşı sorumluyuz” dedi.

Güncel hasar tespit oranının yüzde 75 ile 80 arasında olduğunu belirten Soylu, “600 binden fazla bağımsız bölüm yıkılmış, acil yıkılacak, ağır hasarlı ve orta hasarlı. Ticaret alanındakileri de eklerseniz 750 bini buluyor” diye ekledi.

“Deprem olarak değerlendirmek örtüşmüyor benim zihnimde” diyen Bakan, “Hatay ters dönmüş. Özellikle Hatay’ın içerisinde gezerken binaların birbirine girdiğini, depremi yaşayanlar da öyle anlatıyorlar”diye konuştu.

deprem

Türkiye‘nin yaşanan bu felaket için önceden hazırlıklı olduğunu ve afet yönetiminde kaos yaşanmadığını iddia eden Bakan, “Türkiye çok uzun zamandır bu hazırlıkları yapmamış olsaydı çok büyük bir kaos ile karşı karşıya kalırdı” dedi:

‣ Kızılay’ın Malatya’daki fabrikası afete rağmen çadır üretmiyor

“17’nci günde geldiğimiz noktada Hatay’da 2 bina var altında cenaze olduğunu düşündüğümüz. Diğer tüm bölgelerde çalışmalar tamamlandı. Çadır şehirler kuruldu, konteynerler kuruldu, kurulmaya devam ediyor.”

‣ Samandağ’ın yüzde 90’ı çadır bekliyor, gönderilenler dağıtılmıyor

Soylu, devletin imkanlarının afetten etkilenen tüm bölgelere ulaştırıldığını da öne sürdü; gidilemeyen köylerin tamamına ‘sortiler yapıldığını’ her tarafa, herkese ve her şeyle ulaşıldığını iddia etti.

‣ Antep’te depremzedeler hem aç hem açıkta: Bir tane AFAD ya da Kızılay çadırı görmedim

Afetten etkilenene bölgede özellikle mala kaşı suçlarda yüzde 20 azalma olduğunu aktaran Soylu, üç dört kişinin mala ilişkin suçlamalarla tutuklandığını belirtti ve “Burada abarttıkları gibi bir durum söz konusu değil” dedi.

‣ Hatay’da ‘yağma’ iddiasıyla gözaltında ölüm

Soylu, “Bütün bunlar yaşanırken hem toplumu dejenere etmeye çalışmak, güvensizlik oluşturmak çok yanlış. Ayrım yapmak da insanlık dışıdır” dedi:

‣ Deprem insan seçmedi, peki ya yetkililer?

“En çok çadırın geldiği yer de Hatay’dır. Orada ciddi bir çalışma ortaya koyuyorlar. Bütün sorunların en aza indirilebilmesi için mücadele ediliyor.”

Bir gecede 340 hesaba ve siteye erişim engeli

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 21 Şubat tarihli talebiyle Ankara Dördüncü Sulh Ceza Hakimliği tarafından 340 Twitter, Facebook, Telegram ve YouTube URL adresleri ve internet sitesine erişim engeli getirildi.

Bu internet siteleri arasında Türkiye‘deki katılımcı sözlükler arasında en fazla toplam ve aylık tanım yapılan sitelerden biri olan Ekşi Sözlük de yer alıyor.

Ekşi Sözlük, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından getirilen erişim engeline ilişkin sosyal medyadan yeni bir açıklama yayımladı. Sözlük açıklamasında, “Avukatımız ve yöneticimiz erişim engelinin sebebine dair herhangi bir BTK yetkilisinden bilgi edinemediler” ifadelerini kullandı.

Ekşi Sözlük’ün erişim engeline ilişkin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Ancak yaptığımız sorgulama esnasında, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 22/02/2023 tarihli ve 2023/1532 d.iş sayılı kararı ile erişim engeli kararı alındığını gördük. Karar henüz tarafımıza tebliğ edilmedi, bu sebeple karara ulaşmaya çalışıyoruz.”

‣ Ekşi Sözlük’e erişim engeli

Kürtçe yayınlara erişim engeli getirildi

Avesta Yayınları‘nın Twitter hesabından yapılan açıklamada, erişim engeli kararının “PKK propagandası” yapıldığı iddiasıyla alındığı belirtildi.

Açıklamada, “Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği ‘PKK/KCK örgütünün propagandasını yaptığı’ iddiasıyla web sitemizi erişime kapattı. http://avestakitap.com kitaplarımızın tanıtımı ve satışı dışında herhangi bir paylaşım yapmıyor. Kitap yasaklamalarıyla bu fiili bir sansürdür, kabul edilemez” ifadelerine yer verildi.

Kararla ilgili Twitter hesabından paylaşım yapan Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, “Bu ağır felaket ortamında birileri yine farklı bir mesaide. Son günlerde hukuka aykırı bir şekilde alınan erişim yasağı kararlarının gayesi sansürdür” diyerek, hukuk ve demokrasi dışı uygulamalara son verilmesi çağrısında bulundu.

Ayrıca Kürtçe podcast kanalı Hûrbînî ve Jin Haber Ajansı‘nın (JINHA) Twitter hesaplarına Türkiye’den erişim engellendi. Kürtçe yayın yapan Xwebun gazetesinin hesabı, Twitter tarafından askıya alındı.

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği‘nden yapılan açıklamada “Ne yazık ki neredeyse birkaç saat arayla bir sansür ve baskı haberi geçiyor ajanslar. Şimdi de Twitter, Xwebun gazetesinin hesabını kapattı. Xwebûn gazetesinin ardından Jinha’nın da Twitter hesabı engellendi” denildi.

Erbil merkezli yayın kuruluşu Rudaw‘ın internet sitesine de erişim engeli getirildi. Siteye girmek isteyenler, “rudaw.net, 22/02/2023 tarihli ve 2023/1436 D. İş sayılı Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla erişime engellenmiştir” yazısıyla karşılaştı.

Free Web Turkey‘nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Emniyet Genel Müdürlüğü’nün talebi üzerine engellenen içerikler arasında Sınır Tanımayan Gazeteciler ile işbirliği içerisinde olan Botan International‘a ait haber sitesi Botan Times‘ın bir gönderisi de bulunuyor” ifadelerine yer verildi.

Ayrıca, bir dönem Diyarbakır’da da yaşayan Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink‘in kişisel internet sitesi için de “PKK/KCK propagandası” gerekçesiyle erişime engelli kararı verildiği belirtildi.

Bir Kira Bir Yuva: Milletten millete aktarılacak bağış beklentileri aştı

Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6’lık depremlerde yüz binlerce insanın evleri yıkıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin depremzedelere yönelik sürdürdüğü ‘Bir Kira Bir Yuva’ kampanyası kapsamında Halk TV’de düzenlenen ‘Halk Dayanışması’ canlı yayınında depremzedelere büyük destek geldi. Kampanyaya özel hazırlanan program yaklaşık altı saat sürdü.

Kampanya kapsamında kira bağışı bekleyen 28 bin 466 depremzede için hedeflenen rakam aşılarak 4 bin 632 depremzedeye daha yardım toplandı.

Depremzedelere kira desteğinde bulunmak isteyenler birkirabiryuva.org sitesinden, çadır ya da konteyner desteğinde bulunmak isteyenler umuthareketi.izmir.bel.tr sitesinden bağış yaptı. Ayrıca 444 40 35 aranarak bağış yapıldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ( İzBB), Halk TV ve bir grup sanatçı, aydın, yazar ve gazeteciden oluşan Dayanışmayı Canlandıralım Gönüllüleri’nin birlikte planladığı canlı yayında, İzBB’nin depremzedelerin barınma sorununa çözüm bulmak amacıyla sürdürdüğü ‘Bir Kira Bir Yuva’ kampanyası ile Umut Hareketi’nde yer alan konteyner ve çadır kampanyalarına bağış toplandı.

Kampanya kapsamında kira bağışı bekleyen 28 bin 466 depremzede için hedef tamamlandı. Öte yandan hedef aşılarak 4 bin 632 depremzedeye daha bağış toplandı.

Bir Kira Bir Yuva

Aralarında Metin Uca, Hayko Cepkin, Okan Bayülgen, Şenay Gürler, Nejat Yavaşoğulları, Burhan Şeşen’in de olduğu birçok sanatçı ve müzisyenin yanısıra, gazeteci, yazar ve gönüllülerin koordinasyonu ile bağışların aktarıldığı programda kızı Eylem Şafak Aydın’ı depremde enkaz altında yitiren sanatçı Orhan Aydın da yer aldı.

Aydın, “Kalbimde cam kırıklarıyla geldim. Bu akşam sadece kendi çocuğum için değil, bütün çocuklar için, dayanışma için geldim buraya. Biliyorum ki başaracağız” dedi.

Gecede pek çok sanatçı “Bir Kira Bir Yuva” kampanyasına maddi destekte bulundu.

Programın sonunda Twitter hesabında bilgilendirmede bulunan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer, hedefin aşıldığını duyurdu:

“Hedefimizi aştık… 33.098 ailemize kira desteği için 330 milyon ₺ topladık. Dayanışmamızı sürdürecek, büyütecek, yuva sıcaklığına hasret kalan depremzedelerimize hep birlikte destek olacağız.”

‘Halk Dayanışması’ kampanyası, Cem Adrian’ın piyano eşliğinde seslendirdiği ‘Ne Ağlarsın’ türküsüyle başladı.

Dayanışma yayının ilk dakikalarında kampanya için erişim hattı olan 444 40 35 numaralı hat kilitlendi. Soyer, söz konusu hatta ilk dakikalarda anlık 11 bin 537 arama yapıldığını açıkladı.

Bir Kira Bir Yuva

Kılıçdaroğlu bir maaş daha bağışladı

Bir maaşını ‘Bir Kira Bir Yuva’ kampanyasına bağışlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “İnsan deprem bölgesine gittiği zaman, o acılara tanık olduğu zaman, milletimizin taleplerini, acılarını dinlediği zaman bu tip kampanyaların önemini daha çok anlıyor. İzmir Büyükşehir Belediyemize Bir Kira Bir Yuva kampanyası için, Halk TV’ye de ekranlarını bu kampanyaya açtığı için yürekten teşekkür ediyorum. Bu anlamlı kampanyayı desteklemek için bir maaşımı bağışlamak istiyorum. Ne kadar çok kişiye dokunabilirsek ne kadar el uzatabilirsek o kadar iyidir. Bu onurlu halk bir daha kimsesiz kalmasın. Biz üzerimize düşeni yapalım. Kimsenin de umutsuz olmasını istemem. Dayanışma kültürü ve ruhuna sahibiz, bu acıyı beraber aşacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Soyer: Milletten millete aktarılan bir kampanya

Tunç Soyer, “30 Ekim 2020 İzmir depreminde de canımız çok yanmıştı. O zaman, ‘Öyle bir kampanya açalım ki bu soğukta dışarıda kimse kalmasın, herkese başlarını sokacak bir yuva bulalım’ demiştik. ‘Bir Kira Bir Yuva’ dediğimiz ve İhtiyaç Haritası ile beraber çalıştığımız bu kampanyayı o zaman başlatmıştık. O zaman gerçekten olağanüstü bir destek gördü, 42 milyon liranın üzerinde bir kaynak yaratıldı. Biz, 4 binin üzerinde vatandaşımızı başını sokacakları yuva ile buluşturduk. O nedenle 30 Ekim’den hemen sonra 30 Kasım’da son çadırı da İzmir’de sökmüştük. Şimdi biraz da o deneyimin verdiği cesaretle bunu tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Çünkü deprem gerçekten 14 milyonu etkileyen sonuçlar doğurdu ve acımız, yasımız büyük. Bir yandan da dışarıda, açıkta hayatını sürdürmek zorunda kalan 10 binler var. Türkiye’de vicdan sahibi milyonlar ayağa kalksın ve depremzedelerimize doğrudan doğruya yardımları ulaştıracakları bir akşam yaşayalım. Milletten millete aktarılan bir kampanya yapalım” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu ailesi, iki ailenin bir yıllık kirasını üstleniyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Çok özel bir iş başlattı Sevgili Tunç Başkanımız, kendisini kutluyorum. Daha özel bir süreci İzmir’den yapmıştı. Ben de İstanbul’dan bunu desteklemiştim. Çünkü özel bir çalışmaydı. Bu kampanyanın halktan halka, gönülden gönüle duygusu çok anlamlı bir şekilde işliyor. Bugün çok büyük bir acı yaşıyoruz. İnsanlarımızı, şehirlerimizi kaybettik. Ama bunu bir kırılma anı gibi kabul ederek kayıplarımıza rahmet dileyip dua ederken ülkemizin bu bölgesine olan sorumluluğumuzu en üst seviyede tutmalıyız. Ülkemiz adına geleceğe dair yapılması gereken bir şey var o da şehirlerimizin yeniden ayağa kalkması meselesi. Her zaman duyarlı 11 büyükşehir belediyemiz var. Bunun değerli lokomotiflerinden birisi de İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Tunç Soyer başkanımızdır. Bu geceye biz ailecek katkı sunmaya karar verdik. Biraz önce eşim ile telefonda konuştuk şahsım ve eşim adına birer ailenin bir yıllık kira bedelini karşılamayı buradan taahhüt ediyoruz” dedi.

Bir Kira Bir Yuva

İZSİAD, kira ve konteyner yardımı yapacak

İzmir Sanayici ve İşadamları Derneği (İZSİAD) Temsilcisi Nedim Anbar, “Başta başkanımız Hasan Küçükkurt olmak üzere aramızda bir birleşme yaptık. Bu kampanyaya 100 kira için yani 1 milyon lira için katkı sağlamayı düşündük” dedi.

“Milletimize geçmiş olsun, başımız sağ olsun” mesajı veren Anbar, İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileriyle görüştüklerini, derneğin 1 milyon liranın yanı sıra bu rakamın çok üstünde bir rakamla konteyner desteğinde bulacağını da açıkladı.

En büyük bağış 50 milyon lira

Yunanistan’da şirket sahibi olan Savaş Ateş, 50 milyon lira bağış yaptığını açıkladı. Canlı yayına bağlanan Ateş, “Bu bağışı kızlarım Lila ve Lina adına yapıyorum. Biz her zaman Türk’üz, Türkiye’nin yanındayız. Depremde aileleri ölen herkesin acısı bizim acımızdır” mesajı verdi.

Livaneli: Sivil toplum güçleniyor

Kampanyaya 500 bin TL destek verdiğini açıklayan yazar ve müzisyen Zülfü Livaneli, “Bu ağır felaket kolumuzu kanadımızı kırdı. Ancak bir yandan da sivil toplumun güçlendiğini gördük. Ne kadar da iyilik varmış Türkiye’de, bu da bize umut veriyor. Biz Livaneli Vakfı olarak diğer çabalarımızın yanı sıra bu kampanyaya 500 bin TL bağışlıyoruz” diye konuştu.

‘Halkımıza sözümüz var, umudunuzu yitirmeyin’

Cezaevinde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Başak Demirtaş, ‘Halk Dayanışması’ başlığıyla Halk TV ekranlarında gerçekleşen yayına bir not gönderdi. Demirtaş çifti, Bir Kira Bir Yuva kampanyası kapsamında depremzedelere 10 çadır bağışladı. Demirtaş çiftinin açıklaması şöyle:

“Herkese bir kez daha baş sağlığı ve sabır diliyoruz. Bu günler de geçecek ama dayanışmayla, el ele vererek geçecek. Bizim halkımıza sözümüz var, ne olursa olsun tüm ezilenler yan yana duracağız. Büyük barışı, güçlü demokrasiyi ve aydınlık yarınları mutlaka kazanacağız. Gücümüz oranında 10 çadırı HDP aracılığıyla halkımıza gönderdik, 10 çadırı da sizlerin aracılığınızla göndermek istiyoruz. Lütfen umudunuzu yitirmeyin, korkmayın. Bu zorlu mücadelede bir ve beraber olduğumuzu unutmayın. Dayanışma için emeği geçen herkese teşekkür ediyor, selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz.”

Bir Kira Bir Yuva

Davutoğlu’dan bir yıllık kira desteği

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Millet olmak büyük sınamalarda dayanışma ile ortaya konan bir kimliktir. O bakımdan tüm bu süreç içinde depremzedelerin acılarını sarmaya çalışan tüm görevlilere teşekkürü bir borç biliyorum. Sizlere de bu güzel kampanya dolayısıyla bir kez daha teşekkür ediyorum” diyerek eşiyle birlikte bir depremzedenin bir yıllık kirasını karşılayacaklarını kaydetti.

CHP gençliğinden öğrenci evi desteği

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Gençosman Killik, kampanyaya iki aşamada dahil olduklarını duyurdu. Killik, “Sizlere ve İzmir Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyorum. Çok güzel bir organizasyon. Bizim gençler olarak bu kampanyaya iki tane desteğimiz olacak. Türkiye’de gençlerin ekonomik durumu belli. Kimimiz harçlığından kimimiz günlük yevmiyesinden koyduğu 50 bin TL’yi bağışlayacağız. Üniversiteler kapatıldı. Bir kısım öğrenciler evlerinde kalıyordu. Biz öğrenci evlerimizi önümüzdeki eğitim yılına kadar açık tutmayı düşünüyoruz. Kira ödemeye devam ederek, yaklaşık 500 öğrenci evini depremzedelerin kullanımına açmak istiyoruz” dedi.

‘Yardımlaşma dikey, dayanışma yataydır’

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, “Hepimizin başı sağ olsun. Yardımlaşma dikeydir, dayanışma yataydır. Bu dayanışma için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer’e ve Halk TV’ye teşekkür ediyorum. CHP İstanbul İl Yönetim Kurulu olarak 1 yıllık kirayı karışılıyoruz. İstanbul’da 39 ilçe başkanımız, bir yıllık kirayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Grubumuz bir yıllık kirayı karşılıyor. Kaftancıoğlu ailesi olarak ir evimizi depremzede bir aileye altı aylığına açacağız. Annem ve babam da bir depremzedenin bir aylık kirasını bağışlayarak kampanyaya destek olmak istiyorlar. Dayanışma yaşatır diyorum ve herkesi dayanışmaya davet ediyorum” açıklamalarında bulundu.

Harçlıklar, ceplerdeki son kuruşlar bağışlandı

‘Dayanışmanın büyüğü küçüğü yoktur’ anlayışıyla başlayan gecede duygulandıran anlar da yaşandı. Görme engelli Biren Doğa Sarı kendi harçlığını bağışladı. Celal Bayar’ın torunu Sumru Bayar 50 bin lira, Deniz Gezmiş’in ailesinden kalan son isim olan Bora Gezmiş 10 bin lira, bir emekli vatandaş ise maaşından kalan son 500 lirasını bağışlayarak dayanışma gecesine katkıda bulundu.

Bir Kira Bir Yuva

Kampanya, yurt dışından da destek aldı

Yayına video görüntülü olarak bağlanan Floransa Belediye Başkanı ve Eurocities Başkanı Dario Nardella, yaşanan afetlerden duyduğu üzüntüyü belirterek tüm İtalya’nın da depremlerden çok etkilendiğini ve çok üzgün olduklarını söyledi.

Nardella, “Bu zaman için değil de şehir yeniden kurulurken yardımda bulunmak istiyorum. Bu acil durum geçtikten sonra da bu yardımlarının durmaması lazım. Biz her zaman yanlarında olacağız. Birbirimize yardım edeceğiz” dedi. Dünya Belediyeler Birliği Başkanı Emilia Saiz da gelecek fonları bağışlayacaklarını ve yeniden inşa döneminde destek vereceklerini duyurdu.

  • İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Bir Kira Bir Yuva kampanyasına üç ailenin kirasını bağışladığını duyurdu.
  • Sanatçı Alpay, “İçinde en güzel şarkılarımın barındığı iki albümü depremzede vatandaşımız için açık artırmaya sunmak istiyorum” diyerek bağış yapmak istediğini söyledi.
  • Sanatçı Sıla, ilerleyen süreçte İzmir’de vereceği büyük bir konserin gelirini depremzedeler için bağışlayacağını açıkladı.
  • Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, kendisi ve oğlu Mustafa Gökhan Böcek adına bir yıllık kira bağışladı.
  • Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, bir maaşını bağışladı.
  • Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, 30 bin TL destekte bulundu.
  • Sanatçı Metin Akpınar, 500 bin TL bağışladı.
  • Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, bir maaşını bağışladı.
  • Deniz Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş, bir kira bağışladı.
  • DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bir maaşını bağışladı.
  • Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, 1 yıllık kira bağışı yaptı.
  • CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, 30 bin TL bağışladı.
  • CHP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, üç kira bedeli ile destek verdi.
  • Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, 10 kira bedeli ile kampanyaya katıldı.
  • Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, bir maaşını bağışladı.
  • Sanatçı Yıldız Tilbe, “Ben 10 ya da 12 ailenin birer yıllık kiralarını üstlenmek istiyorum. Bu ailelerle de görüşmek ve yıl içinde başka ihtiyaçlarını da görmek istiyorum. Yardım bekleyen ailelerle ilişki talep ediyorum” dedi.
  • Oyuncu Meltem Cumbul, ABD’de gerçekleştirilen destek konserinden elde edilecek 40 bin dolarlık geliri bağışlayacağını duyurdu.
  • Memleket Partisi lideri Muharrem İnce, “Emekli milletvekili maaşından başka geliri olmayan birisiyim. Geçen kampanyada bir maaşımı bağışlamıştım ama burada da eksik kalsın istemedim. Bir kira daha gönderebilirim. Milletimizin başı sağ olsun.” diye konuştu.
  • İzmir Folkart‘tan 5 milyon lira destek geldi.
  • DİSK Genel İş Sendikası 1 ve 3 No’lu Şubeleri, kampanyaya 50 adet konteyner, 9 ve 10 No’lu Şubeler de 50 adet konteyner bağışladı.
  • İzmir Büyükşehir Belediyesi CHP’li meclis üyeleri 250 bin lira bağışladı.
  • CHP milletvekillerinin danışmanları 50 bin lira bağışladı.
  • Oyuncu Pınar Deniz 10 kira bağışladı.
  • Şarkıcı Erol Evgin, 50 bin lira bağışladı.
  • Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran, 40 bin lira bağışladı.
  • Şarkıcı Gülşen, 12 kira bağışladı.
  • Konak Belediye Başkanı Abdül Batur bir maaşını bağışladı.
  • Dünya Kenti İzmir Derneği ofisleri adına 4 milyon lira bağış yapıldı.
  • İzmir Köy Koop 1 milyon 270 bin TL bağış yaptı.
  • Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, kendisi ve eşi Fatma Yetişkin adına 140 bin TL değerinde 2 konteyner bağışladı.
  • Kılıçdaroğlu Gönüllüleri, 50 çadır, 10 konteyner bağışladı.
  • Zeytinoğlu Vakfı adına Dr. Batı Zeytinoğlu, 30 milyon lira bağış yaptı.
  • Buca Belediye Başkanı, 50 bin lira bağışladı.
  • Hüseyin İnan‘ın kardeşi İrfan İnan, “Üç fidanın ruhunu yaşatmak istiyoruz” diyerek 10 bin lira bağışladı.
  • CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, iki oğlu adına 100 bin lira bağışladı.
  • Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, 50 bin TL bağışladı.
  • Efes Selçuk Belediye Başkanı, kendisi ve ailesi adına 60 bin TL bağışladı.
  • Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, 50 bin lira bağışladı.
  • CHP İzmir İl Yönetimi, 100 bin lira bağışladı.
  • Avrupa Alevi Federasyonu, 22 bin avro bağış yaptı.
  • Hollanda’dan Muzaffer Kaya, 50 bin avro bağış yaptı.

‘İyilik ile kötülüğün mücadelesi’

Tunç Soyer, “Bir Kira Bir Yuva” adlı yardım kampanyasının internet sitesine dün akşam 3 milyon 700 bin siber saldırı olduğunu söyledi. Bugün Halk TV canlı yayınında yaptığı açıklamada Soyer, “Bu iyilikle kötülüğün mücadelesi” dedi.