Ana Sayfa Blog Sayfa 3894

Validebağ Korusu’nda neler oluyor?

Üsküdar’da bulunan 1. derece Sit alanı Validebağ Korusu’nda Üsküdar Belediyesi’nin yürürlüğe koymaya çalıştığı ‘çılgın projeler’ kapsamında, otopark genişletme çalışması gerekçesiyle ağaçların sökülmesi bölgedeki tartışmaları yine alevlendirdi.

page_validebag-korusunda-otoparka-karsi-agac-dikme-eylemi_870543614

Son olarak 1 Eylül’de, alidebağ Öğretmenevi çevresindeki otoparkın genişletilmesine karşı eylem yapan çevreciler, mahallelilerin ve destekçilerinin katılımıyla otopark alanına ağaç dikti. Çevik kuvvet polislerinin konuşlandığı yerde fidan ekimi yapan mahallelilere Sol haber portalı’nın haberine göre yetkililer “Burası SİT alanı buraya ağaç dikemezsiniz” uyarısında bulundu. Dikim sırasında gruba müdahalede bulunan polislerle halk arasındaki gerilim bir saat kadar sürdü. Mahalleliler alandan polis zoruyla çıkartıldı.

Sit alanı olan bölgede ağaç dikimine izin vermeyen yetkililerin planladığı projeler ise dudak uçuklatan cinsten. Validebağ Korusu, Üsküdar Belediyesi tarafından yapılaşmaya açıldı. Belediyenin restore ederek hizmete açarken “Aynı anda dokuz düğün birden yapılabilecek” diye övündüğü Validebağ Öğretmenevi’nin tarihi binası da aslında korunması gereken, tescilli bir yapı. Bu yapının yanındaki toprak otoparkın genişletilmesi ve beton dökülmesi hazırlıkları, çevre mahallelerde yaşayanları harekete geçirdi. Validebağ Gönüllüleri ve mahalleliler bir süre önce, beton dökümü için hazırlanmış demir ızgaraları kaldırdı ve yapılaşma faaliyetlerine karşı nöbet başlattı.

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in, 30 Mart seçimlerinde duyurduğu “çılgın proje”ye göre Validebağ Korusu, Londra’daki “Hyde Park” benzeri bir rekreasyon alanına dönüştürülecek. Oysa koru gerek anıt ağaçları, gerekse göçmen kuşların konakladığı çayırlarıyla korunmayı hak eden bir flora ve faunaya sahip.

Koru Üsküdar Belediyesi mülkiyetinde değil!

Koşuyolu (Kadıköy), Altunizade ve Barbaros mahallelerinin kesişim noktasında, yaklaşık 354 bin metrekare alana sahip arazi aslında Üsküdar Belediyesi’nin mülkiyetinde değil. Üsküdar Devlet Hastanesi’nin (eski Validebağ Öğretmenler Hastanesi) bulunduğu bölüm Sağlık; Adile Sultan Kasrı, huzurevi ve Abdülmecit Av Köşkü’nün bulunduğu kısım Milli Eğitim bakanlıklarının yetki alanında. Ancak Üsküdar Belediyesi son birkaç yıldır restorasyon, temizlik vb. gerekçelerle koruya müdahil oldu.

200 yıllık koruyu korumak için mücadele veren Validebağ Gönüllüleri Salı akşamı bir araya gelerek düzenli toplantılarına devam edecek. Bir taraftan da change.org sitesinde bir kampanya başlatıldı. SİT alanı olan Korunun olduğu gibi korunmasını talep eden imza kampanyasına bugüne kadar 43. 233 kişi destek verdi.

Validebağ’daki imara açılma sürecinin konuşulduğu, Açık Radyo’daki ‘Kentin Tozu’ programının konuyla ilgili bölümünü dinlemek için tıklayınız.

(Sol Haber/ Atlas/ Yeşil Gazete)

Ethem Sarısülük’ün avukatları Yargıtay’a gidiyor

Ethem Sarısülük’ü silahla başından vurarak öldüren Polis memuru Ahmet Şahbaz’ın Ceza İnfaz Yasası ve denetimli serbestlik hükümlerine göre 4 yıl 10 gün hapis cezasına çarptırılmasının ardından Sarısülük ailesinin avukatı Murat Yılmaz  “Bugün bir kez daha Ethem Sarısülük öldürüldü. Ethem Sarısülük’ün ailesi öldürüldü” dedi.

1 Ethem Sarısülük...

Mücadelelerinin daha yeni başladığını vurgulayan Murat Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün bir kez daha Ankara Adliyesi’nde hukuksuz uygulamalarla karşı karşıyaydık ama bu kadarını beklemiyorduk. Katil Ahmet Şahbaz, bugün açıkca 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ödüllendirilmiştir. Ethem Sarısülük’ü sokak ortasında kafasına ateş ederek öldürdüğü için ödüllendirilmiştir.

Bu dosyada katil Şahbaz’ın alması gereken ceza müebbettir şeklinde konuşan Yılmaz, “Bunun altındaki hiçbir cezayı kabul etmiyoruz. Dosyayı temyiz edeceğiz. Yargıtay’a götüreceğiz. Aleyhinde bozulması için de elimizden ne geliyorsa hepsini yapacağız” şeklinde konuştu.

Müdahil avukatlardan Kazım Bayraktar ise yargılamanın adil olmadığını vurgulayarak kararın Yargıtay’dan dönmesi gerektiğini söyledi.

(BBC Türkçe)

Kadın örgütlerinden Seda Sayan’a suç duyurusu

Seda Sayan’ın programına, evlendiği iki kadını öldüren Sefer Çalınak’ı çıkması kadınların tepkisine neden olmaya devam ediyor. Kadın örgütleri Sayan hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlanırken Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu, bugün saat 17.00’de programın çekildiği Sefaköy’deki stüdyo önünde eylem yapacaklarını duyurdu.

Ekran Resmi 2014-09-04 12.49.39

Geçtiğimiz hafta Songül Karlı’nın, sunduğu evlilik programına eşini tornavidayla 43 yerinden yaralayan Yakup Kara’nın çıkmasının ardından Sayan’ın programına iki kadın cinayeti işlemiş Çalınak’ın katılması bardağı taşıran son damla oldu.

Programda ‘erkek karısını neden öldürür?’ diye soran, ‘Hiç bu kadar güler yüzlü bir katil gördünüz mü?’ diyen; üstüne üstlük Çalınak’ın ‘’tövbe etmesinden dolayı affedilebileceğini’’ söyleyen Sayan, büyük tepki topladı. CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın RTÜK’e şikayet ettiği, kadın örgütlerinin suç duyurusunda bulunacağı Sayan’a gelen tepkilerin ardından, programının sponsor fşrması Shafer de sponsorluktan çekildiğini duyurdu.

Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu da bir açıklama yayımlayarak Seda Sayan’a kınama ve suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti. Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu, bugün saat 17.00’de programın çekildiği Sefaköy’deki stüdyo önünde eylem yapacaklarını duyurdu.

Güneş Enerjisi Devrimi: Devasa bir Fırsat

 

Arkadaşım Ray Kurzweil, 20 yıl içinde ABD’nin elektrik enerjisi ihtiyacının %100’ünü güneşten edineceğini öngörüyor. Elon Musk biraz daha tedbirli, ayni vade için güneşi %50’ye yerleştiriyor. Güneş enerjisinin büyüyüşü bazılarına yavaşmış gibi gelse de, sarsıcılık yolunda şimdileri “yanıltıcı evre”sinde demek yerinde olur. Örneğin, güneş enerjisinde yılda %30 büyüme  demek, bugünün %1’i üç sene sonra %1.3’e büyüyecek demek. Ayni zamanda 20 yılda (7 katlanmada),  128 kat bir büyümeye şahit olacağız demek . Hangisi haklı çıkarsa çıksın, Ray ve Elon’ın tahminleri sonuca yakın bile olsa, gezegenimizin geleceği yanı sıra, 1 trilyon dolarlık bir fırsat var ortada., ve bu gelecek parlak.  Geleceği tayin eden bir araya gelen teknolojilere biraz daha yakından göz atalım. Güneş panellerinin fiyatları  katlanarak düşüyor.  İlk ve en önemli teknolojik değişim, silikon fotovoltaik devrelerin  watt başına azalan fiyatları. 1977 yılında watt başına $76’dan bugün $0.36’ın altına inen şu düşüşe bir bakın:

8 forbes

Uluslararası Enerji Ajansı, 2035 yılına kadar $1.3 trilyon yatırımla 662 GW güneş enerjisi kuracağımızı tahmin ediyor; ama doğrusu bu tahmin “fazlısıyla ihtiyatlı”. İkinci teknoloji uydu yer görüntüleme teknolojileri, ki bu Solar City gibi şirketlerin güneş paneli kurulumlarında hızlı ve güvenilir kararlar almalarını sağlıyor. Artık bir tesisatçı çatınıza Google Earth’ten bakıp birkaç dakika içinde iyi bir aday olup olmadığınıza karar verebiliyor; çok basit.

Enerji depolama mekanizmaları da hızla gelişiyor.  Enerji ekonomimizi dönüştürmekte olan üçüncü kiilit teknoloji, akü depolama. Böylece gündüz edindiğimiz güneş enerjisini geceye saklayabiliyoruz. Bu konudaki değişimler de son derece önemli. Son dört yılda fiyatlarda %50 bir düşüşe şahit olduk, ve 2020’ye kadar %50 daha göreceğiz.

9 forbes

Devam eden bu ucuzlamanın yanı sıra, lityum-iyon akü üretiminde de dev bir artış göreceğiz.. Tek başına Tesla’nın Gigafabrikası 2020’ye kadar 35 Gigawatt eşdeğeri akü üretecek, bu 2013’ün tüm dünya akü üretimine eş değer.

10 forbes Eektrikli araçlar: Tesla’nın Gigafabrikası  ayni zamanda yılda 500.000 elektrikli aracın üretimini sağlayacak. Elektrikli Araç üretimindeki hızlı artışın da dönüşüme büyük katkısı olacak.  Bakınız:

11 forbes

6 D: Bağlantıyı kurmak. Güneş, akü, ve elektrikli araçların örtüşmesi, enerji üretimini demokratikleştirecek ve milyarlarca kişiye ucuz, karbon-nötr enerjiye erişim sağlayacak. Güneş enerjisine benim katlanan teknolojilerin 6D’si çerçevemden bakmak, bunu daha da iyi kavramamızı sağlayabilir:

Dijitalleşmiş (Digitized): Güneş enerjisini üretimimiz, ölçmemiz ve kontrol etmemiz dijitalleşmiş vaziyette, ve bunun için katlanarak büyüme istikametinde.

Yanıltıcı (Deceptive): Bügünlerde güneş enerjisi büyümesinin yanıltıcı evresindeyiz. Yılda %30 büyüme  demek, 128 kat bir büyümeden sadece 7 katlanma, yani 21 yıl uzaktayız demek.

Sarsıcı (Disruptive): İnsanlığın kullandığı enerjinin 5.000 katı her yıl dünyaya çarptığı için, güneş enerjisinin boy atabileceği yükseklik hayli fazla. Şu UBS banka araştırmasıiyi söylemiş:

“Bizce, güneş ve akü teknolojileri güdümüyle, 10-20 yıl içinde gelişmiş ülke pazarlarındaki ‘bunu yüz yıldır böyle yapıyoruz’ değer zinciri ters düz olacak.”

Soyutlaşmış (Dematerialized): Yayılmış, nüfuz etmiş bir güneş enerjisi şebekesi çok daha dayanıklı ve becerili bir enerji şebekesi yaratacak. Yine UBS raporuna dönersek:

“Günümüzün büyük ölçekli enerji üretimi, geleceğin enerji sisteminin yanında dinazor kalacak: Fazla büyük, esnelk değil, uzun vadede yedek güç için bile uygun olmayacak.”

Paradan ayrışmış (Demonetized): En nihayetinde, güneşten edinilecek enerji bedava. Daha da güzeli, en fakir ülkeler en güneşlileri. İsraf edilecek kadar fazla ucuz, temiz enerji olan bir dünya hayâl edin.

Demokratikleşmiş (Democratized): Yukarıda söylediğim gibi, güneş dünya çapında birşey, herkesin erişebileceği birşey, en fakir ülkelerde bile.

Bu devrime katılma vakti geldi.

UBS devam ediyor:

“2025 yılına kadar herkes enerji üretebilir ve depolayabilir konuma gelecek; ve bu, yeşil ve rekabet edebilir fiyatta olacak. cost competitive, yani dağıtım şirketlerinden  almayla mukayese edilebilir, belki de daha ucuz fiyata. Bu, ayni zamanda enerji üretiminin en verimli yolu. Enerjiyi tüketildiği yerde üreterek iletim kaybını asgariye indirirsiniz. Enerji artık ‘ahmak’ça tüketilen birşey olmaktan çıkacak.  Evler ve şebekeler ‘akıllı’ olacak ve böylece talebi (değişken) yenilenebilirlerle denkleştirecek.”

UBS, elektrikli araç, artı akü depolama, artı çatı üstü güneş için desteksiz kendini amorti etme sürsini 2020 yılında 6 ila 8 yıl olarak tahmin ediyor. bkz.

12 forbes

Benim görüşümce, güneş enerjisi gelecekteki ekonomimiz için merkezi bir lokomotif olarak görülmeli. Bu sizin işlerinizi nasıl etkileyecek? Ya sektörünüzü? Ya hayatınızı?

Yazının orjinaline buradan erişebilirsiniz

Yazar: Peter Diamandis 

Yeşil Gazete için Çeviren: Alidost Numan (orijinal yazı: Peter Diamandis.com)

Fransa’nın Saraybosna büyükelçisi ülkesine bisikletle dönüyor

Bosna Hersek’teki görevi sona eren Fransa’nın Saraybosna Büyükelçisi Roland Gilles, bisikletle ülkesine doğru yola çıktı.

1409576807099

Eşi Caludie Carceroni ve yakın arkadaşlarıyla birlikte Saraybosna’dan ayrılan Büyükelçi Gilles’i uğurlamaya, Bosnalı çok sayıda bisikletçinin yanı sıra Saraybosna Kantonu Kültür ve Spor Bakanı İvitsa Şariç ve Bosna Hersek Cumhuriyeti Ordusunda görev yapan Sırp asıllı emekli general Yovan Divyak da katıldı.

Büyükelçilik rezidansında gazetecilere açıklamada bulunan Büyükelçi Gilles, boş zamanlarında sürekli bisiklet sürdüğünü belirterek, ülkesine bisikletle dönecek olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bosnalı bazı bisikletçilerin ve büyükelçilik çalışanlarının da bisikletleriyle yolun bir kısmına kadar kendilerine eşlik edeceğin kaydeden Gilles, her gün yaklaşık 130 kilometre yol kat etmeyi ve 15 günde Fransa’ya ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.

Büyükelçiyi yolcu etmeye gelen Bosna Hersek Bisiklet Federasyonu Başkanı Zlatko Berbiç de Büyükelçi Gilles ve ailesinin sonsuza dek Saraybosna’ya bağlı kalmalarını istediklerini belirterek, ”Hep beraber, bir dostluk yarışına katılmak istiyoruz” ifadesini kullandı.

Büyükelçi Gilles ve beraberindekiler  Hırvatistan ve İtalya üzerinden Fransa’ya ulaşacak.

(Sabah)

Nükleersiz Türkiye için Kürekle Karadeniz 3. haftasını tamamladı, Samsun’da basın açıklaması

Gün geçmiyor ki Japonya’dan Fukushima  faciasının  sonuçları  diyebileceğimiz  yeni bir sızıntıya, radyoaktif tehlikenin büyüdüğüne tiroid kanseri vakalarındaki artışa  dair yeni bir üzücü haber gelmesin. Her bir nükleer santaldeki potansiyel tehlike sebebiyle müsibeti yaşamış insanlar izin vermediği için kapalı Japonların geriye kalan 50 nükleer reaktörü kazadan 3 yıl sonra bugün hala. İster miydiniz “Bu sene balıkçılık sezonu  için tören  yapılmayacak”, “Sinop’ta sezyum 137 varili kayboldu”,“Batı Karadeniz mantarında yüksek oranda radyasyon” , “Sinop ve Samsun’da  30 çocuktan  5’ine tiroid kanseri teşhisi kondu” gibi haberleri görmeyi, duymayı, yaşamayı. Daha korkuncu bu haberlerin, gerçeklikleri  oranında bizlerden  saklanma olasılığı. Aslında bir kazadan bile bahsetmedim yukarıdaki faraziyede  zira, kaza  senaryosu için Green Peace‘in videosunu  http://www.youtube.com/watch?v=1iN1RTLLQjo  izlemek  yeterli. Dilerseniz hala bir şansımız varken gelin biz gözümüzü yukarıda bahsi geçen kabusu yaşamamak adına nükleer santrallerin karanlıklarına kürekle dikkat çeken Nükleersiz.org ve Yeşil Düşünce Derneği’ nin Karadeniz’de gerçekleştirmekte olduğu  sivil toplum projesine çevirelim, bakalım Hüseyin Ürkmez nerede, ne yapıyor?

kahvaltı

Hatırlayacağınız üzere en son 29 Ağustos günü HES mücadelesinde zaferle çıkmış Fatsa’da konaklamıştı Hüseyin . Ertesi gün Fatsa’lı dostlarla simitli çaylı bir kahvaltının tadına doyum olmazdı lakin , bekleyen projenin bir sonraki durağı Ünye için de yola çıkma vakti gelmişti , sandalına atladı. Ünye’ye vardığında  oradaki dostlar iskelede  sabırsızlıkla bekliyordu . Hava kapalıydı, yağmur geceden önce indi, Hüseyin’in ateşi çıktı, günlerdir ıslak gezmekten üşütmüştü. Dile kolay 3 haftada 450 km den fazla yol gitmişti, konaklamalarını çadır ya da  sandalında yapardı ama o gece otelde kaldı.

31 Agustos günü ateşi düşmüştü fakat ,  hava ve deniz koşullarını dikkate alarak temkinli davranmalıydı, denize çıkmadı. İlgisini ve desteğini esirgemeyen Ulvi Bey ’e teşekkürler!

1 Eylül , 60 milyon insanın ölümüne ve milyonlarca insanın  sakat kalmasına sebep olan II.Dünya Savaşı’nın başladığı günün, savaşın sonunda  insanlığın hatalarından ders alabileceği umuduyla Barış gününe evrilişinin 73. yıldönümü : akıntı  bile barışçı! ilk defa Hüseyin’den yana  lakin,  bu kez konaklama  açısından hava kararsız , çare sandalla vedalaşıp Ünye’ye dönmekte.

2 Eylül, sandalını bıraktığı Terme’ye minibüsle ulaştıktan sonra yine gemisinin kaptanı Hüseyin, kıyı boyunca ve deniz üzerinde  otoban, havaalanı, fabrika  yok, mis gibi yeşil doğa! ne bana yazacak malzeme var ne Hüseyin’e hayıflanacak bir sebep. Yeşilırmak’ın  Karadeniz’le kucaklaştığı yerde kaldı akşam, limana girdikten sonra konuşmak için  aradığımda “cuvvv” diye bir ses geliyor  kulağıma, etrafta dolaşan avcılar olsa gerek , birileri “saçma”lamıştı işte ! Endişeyle Ulvi Bey’i arıyorum, tekrarı yok asayiş berkemal .

samsun

 

3 Eylül, istikamet Samsun, bu sefer de Samsun’daki  dostlar bekliyor, basın açıklaması yapılacak. Hüseyin limana yaklaştığında hepsi orada : Nükleer Karşıtı Platform, CHP Samsun Kadın Kolları, Samsun Çevre Platformu,Yesiller ve Sol Gelecek Partisi  üyeleri, temsilcileri . Böyle de olmalı zira, nükleer santrallerin , karabasan gibi üzerimize çökeceğinin; bugün olmasa yarın , yarın olmasa öbür gün muhakkak bir soruna yol açacağının bilincindeki tüm sivil toplum insiyatiflerine düşen görev büyük  çünkü, insan hata yapar! ve nükleer santralleri yapan da insandır.  Umut edelim ki insan hatayı iletişimde yapmasın; hangi kesimden, görüşten , siyasi temelden, aidiyetten  olursa olsun  insan olmanın bilinciyle sağlıklı yaşam hakkı için asgari müşterekte buluşup diğerleriyle birlikte mücadele versin, verebilsin!

Hüseyin’i http://share.findmespot.com/shared/faces/viewspots.jsp?glId=0IsTDk7U0PboEv3f5T3TgDG6AE5DXLBZt  takip edebilir ; Projeye http://www.fonlabeni.com/proje/detay/1763/nukleersiz-turkiye-icin-kurekle-karadeniz  üzerinden katkıda bulunarak yerinizden kalkmadan  nükleersiz bir Türkiye için bir kürek de siz atabilirsiniz. Not: Projeye katkılarınız karşılığında fonlabeni sistemi gereği ilginç hediyeler  sizleri bekliyor.

Yeşil Gazete/Pınar Demircan

 

 

Yeniceşıhlar Köyü’nde direniş kazandı

Bolu’nun Mudurnu ilçesine bağlı Yeniceşıhlar Köyü halkı; doğal kaynaklarına zarar vereceği gerekçesiyle köyün içerisine taş ocağı yapılmaması için 115 gündür sürdürdükleri mücadelelerini kazandı.

sinan2

Bolu’nun Mudurnu ilçesine bağlı Yeniceşıhlar Köyü halkı; ormanlara, ağaçlara,ekolojik dengeye,yetiştirdikleri tarım ürünlerine ve içme suyu kaynaklarına zarar vereceği gerekçesiyle köyün içerisine taş ocağı yapılmaması için 1 Mayıs‘ta eylem başlatmıştı.

Taş ocağına giden yola pankartlar asan köylüler, nöbet tutarak iş araçlarının geçişine izin vermemişti. Taş ocağına çıkan yolun kenarına da baraka yaparak dönüşümlü olarak nöbet tutan köylülerden Yeniceşıhlar Köyü Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Sinan Cantürk taş ocağı yapımının iptali için Sakarya Bölge İdaresi Mahkemesi’ne Mayıs ayında dava açtı.

Süreç devam ederken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan 2022 yılına kadar taş ocağı işletme ruhsatı aldığını açıklayan Köroğlu Beton adlı şirketin yetkilileri, işletme sırasında kullanılacak patlayıcıların gürültü kirliliğine yol açmayacağını savunarak, çevresel kirliliğin de insan sağlığını tehdit etmeyecek düzeye indirildiğini öne sürdü.

Köy halkı; beş aylık boyunca çeşitli zorluklara karşı mücadele etti, taş ocağı sahiplerinin, jandarmanın köyün kadınlarına da uyguladığı baskılara karşı kararlı olduklarını gösterdi.

Taş ocağı şirketi yetkilileri, köyde “Bunlara sadece şu aile karşı çıkıyor, aslında biz köyünüzü destek olmaya hazırız” ifadeleriyle direnişi kırmaya çalıştılar ancak başarıya ulaşamadılar.

Gelişmelerin ve 115 günlük direnişin ardından; Sakarya 2. İdare Mahkemesi, itiraz yolu kapalı olmak üzere yürütmenin durdurulmasına hükmetti.

Kararnamede şu ifadeler yer aldı: “Dava konusu işlemin, kalker ocağı işletmesine ilişkin olması sebebiyle çevreye verebileceği muhtemel zararlar bakımından, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı İdari Yargılama usulü kanunun 27. Maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, aynı kanuna 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı kanunun 18. Maddesi ile eklenen 20/A maddesinin 2. Fıkrasının e bendi ve geçici 8. Maddesi uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi iş bu karara karşı itiraz yolu kapalı olmak üzere, 12/08/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan Yeniceşıhlar Köyü Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Sinan Cantürk; 115 gün süren direnişlerinin sonuç vermesinin ardından; “Bugün Yeniceşıhlar Köyü’nde bayram var” dedi.

(Sol Haber)

Rize’de köylüler inat etti, HES iptal oldu

Rize’de içme suyuna yapılmak istenen HES’e karşı mücadele eden Yurttaş Kazım ve köylüleri kazandı, proje iptal edildi. Belediye, 9 belediye ve 26 köye içme suyu sağlayan tesise yapılacak HES’i “içme suyuna takviye” adı altında yapmak istiyordu

7 rize hes...

Rize kent merkezi dahil 9 ilçe ve beldesi ile 26 köyün içme suyunun sağlandığı Andon İçme Suyu Tesisleri bünyesinde yapımı planlanan HES projesi iptal edildi. Bölgede HES’lere karşı mücadelenin simge ismi haline gelen Yurttaş Kazım (Kazım Delal) ve köylülerinin başvurusu üzerine iptal edilen proje, Rize Belediyesi tarafından herhangi bir izin alınmaksızın ihale edilmişti ve Valilik protokolü ile yapılmaya çalışılıyordu.

Rize Belediyesi, kent merkezi dahil 9 ilçe ve belde belediyesi ile 26 köyün, toplamda da 350 bine yakın bir nüfusun içme suyunun sağlandığı Andon İçme Suyu Tesisleri bünyesinde HES yapmak için ihale yaptı. İhaleyi, 20 yıllığına Smart HES şirketi aldı. Daha önce yine aynı bölgede Ambarlık Enerji tarafından yapımı planlanan Ambarlık HES projesini iptal ettiren Yurttaş Kazım ve köylüleri, böyle bir çalışma yapılamayacağını söyleyerek itiraz etti. Ancak, Cumhuriyet Savcılığı ile İdare Mahkemesine yaptıkları başvurular, bölgedeki çalışmalarla ilgili “resmi hiçbir başvuru, yazışma veya içme suyu tesisleri içerisinde HES yapılacağına dair herhangi resmi bir belge olmadığı, dolayısıyla resmiyette ve hukuken böyle bir çalışma olmadığı” gerekçesiyle reddedildi. Köylüler bu nedenle iki yıla yakın bir süre dava açamadı.

HES yapıldığını kanıtlamaya ve hukuki süreci işletmeye çalışan köylüler, proje çalışmasının yapıldığı alanda eylemler de yaptılar, jandarma tarafından gözaltına alındılar.

Bu protestoların birinde jandarmanın elindeki belgelerden, Rize Valiliği’nin izni ile İl Özel İdare ve Belediye arasında bir protokol imzalandığının bilgisini alan köylüler, Rize İdare Mahkemesi’nde yeni bir dava daha açtı. Mahkeme, söz konusu protokolün, görünürde içme suyuna takviye amaçlı olduğunu ancak yapılan yazışma ve edinilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tesis içerisinde HES yapımının planlandığının görüldüğü gerekçesiyle 7 Mayıs’ta protokolün yürütmesinin durdurulmasına hükmetti.

(Sendika.org)

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali filmleri hem evinize hem cebinize geliyor

Her sene dünyanın dört yanından başka bir dünyanın mümkün olduğunu anlatan belgeselleri izleyicisiyle buluşturan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SYFF) sırasında gösterilen tüm belgesellerin  www.surdurulebiliryasam.tv adresi üzerinden izlenebilmesi için bir web projesi geliştirildi.

6 Sürdürülebilir Yaşam Tv...

Bu adresten SYFF’de bugüne kadar gösterilen ve ileride gösterilecek filmleri bilgisayar ekranından ve mobil cihazlardan izlemek mümkün. Bu sene 7-9 Kasım’da yaklaşık 15 ilde gerçekleşecek SYFF filmlerinin de festivalin ardından websitesine ekleneceği Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali  ekibi tarafından belirtildi. 

Sürdürülebilir Yaşam TV STK’lara, Yerel Yönetimlere ve Şirketlere de Açık

Belgesellerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve şirketler de Sürdürülebilir Yaşam TV’ye üye olarak sürdürülebilirlik yönünde attıkları adımların, projelerin ve yaşadıkları dönüşümün hikayelerini aktaran filmleriyle yer alabilecek. 

Fongogo da Sürdürülebilir Yaşam TV için Fon Kampanyası

Sürdürülebilir Yaşam TV’nin Ekim ayında hayata geçmesi için fongogo üzerinden kitlesel fonlama kampanyası başlatıldı. Kampanya Eylül ayı süresince devam edecek

Kampanyaya buradan destek verebilirsiniz

(Yeşil Gazete)

Türkiye-Ermenistan Seyahat Fonu’nda 3. dönem

İki komşu ülke halkı arasında doğrudan temasların artırılması ve her alanda işbirliklerinin teşvik edilmesi amacıyla Mart 2014’de Türkiye-Ermenistan Seyahat Fonu’nu başlatan Hrant Dink Vakfı, bu fon aracılığı ile Mayıs 2015’e kadar en az 200 kişinin Türkiye-Ermenistan arasında seyahat etmesini hedefliyor.

4 ermenistan seyahat fonuMart 2014’den bugüne, ilk iki döneminde 380’i aşkın başvuru alan ve bugüne kadar Türkiye ve Ermenistan’dan 80 kişiyi destekleyerek komşu ülkeleri ziyaret etmesini sağlayan Türkiye-Ermenistan Seyahat Fonu’nun 3. dönemine 15 Eylül’e kadar kayıt yaptırmak mümkün.

Seyahat Fonu, Ermenistan ve Türkiye’den sivil toplum, gençlik ve gönüllülük politikaları, insan hakları ve demokrasi, eğitim, çevre, tarih, kültür-sanat, kalkınma, spor, bölgesel işbirliği ve Avrupa entegrasyonu gibi çeşitli temalar çevresinde gerçekleştirilecek işbirliklerine katkı sunmayı amaçlıyor.

Komşu ülkede ortak bulma ve ağ kurma faaliyetleri, fizibilite ziyaretleri, sınır ötesi işbirliği projeleri, proje hazırlık toplantıları, değişim programları, eğitim ve dil öğrenme, akademik işbirliği, araştırma ve tez yazımı, sivil toplum kuruluşlarında gönüllülük, kültür ve sanat alanında ortak üretimler ve çeşitli tematik alanlarda toplantı, panel, seminer, konferans, atölye, sergi, konser ve benzeri etkinliklerin organizasyonu ya da bu etkinliklere katılım amaçlı faaliyet türleri Seyahat Fonu desteği ile gerçekleşebiliyor.

Ayrıntılı bilgi için:  Hrant Dink.org

Türkiye-Ermenistan Seyahat Fonuna başvurmak için başvuru formu

(Yeşil Gazete)