Ana Sayfa Blog Sayfa 1802

Kadifekale’de polisin darp ettiği Mehmet Şerif Coşkun yaşamını yitirdi

İzmir Konak‘ta Kadifekale semtinde polisin darp etmesi sonucu kalp krizi geçiren 25 yaşındaki esnaf Mehmet Şerif Coşkun tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Coşkun, 13 Kasım’da Motosikletli Polis Timleri (Yunus) tarafından GBT kontrolü yapmak üzere durdurulmuş, arabasını park edip öyle gelmek istemesi üzerine polis tarafından darp edilmişti.

Bozyaka Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınan gencin, polislerce darp edildikten sonra dört kez kalp krizi geçirdiği belirtiliyor. Coşkun’un ailesi polis şiddetine karşı suç duyurusunda bulundu.

‘Bize de şiddet uyguladılar’

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre yaşananlara ise Mahsun Öztekin tanık oldu. Mehmet Şerif Coşkun’un altı polis tarafından darp edildiğini söyleyen Öztekin olayı şu şekilde anlattı:

Arkadaşım Şerif 25 yaşında. Çocukluğundan beri Kadifekale’de yaşıyor. Ailesiyle birlikte bakkal işletiyor. Cuma günü dükkanındaydı. Arabayı park etmek için çıkmıştı. O esnada yunus polisler geldi ve GBT yapmak istediklerini söyledi. Şerif de ‘Arabayı park edeyim, yaparsınız’ dedi. 6 yunus polisi hiçbir şey yapmadığı halde Şerif’i araçtan indirip dövemeye başladı.

Yerde yatarken biber gazı sıkıp, tekmelediler. Olay esnasında kalabalık oluştu, bizler polislerin şiddetini durdurmaya çalıştık. Fakat bize de şiddet uyguladılar. Tüm bunları telefonuyla kameraya çeken arkadaşımın elinden telefonu alıp, görüntüleri sildiler. Daha sonra ben bir kaç dakikalık video çektim. Bunu da silmek istediler ama telefonumu vermedim.

TTB’den Bakan Koca’ya istifa çağrısı: Gerçekleri sakladınız

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın uzun bir aradan sonra paylaştığı Türkiye’deki yeni tip koronavirüs vaka sayılarına tepki gösterdi.

TTB’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Aylardır söylediğimiz gerçekler doğrulandı” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada “Süreci şeffaf yürütmediniz, gerçekleri sakladınız. Yurttaşlara yalan söyleyerek, gerçeği saklayarak algılarla pandeminin yayılmasına neden oldunuz” denilerek Sağlık Bakanı Koca’ya istifa çağrısında bulunuldu.

Günlük vaka sayısı 28 bin 351

Sağlık Bakanlığı günlük olarak paylaşılan vaka sayılarını gizleme kararı almış ve vaka sayısı yerine hastanede tedavi gören kişilerden oluştuğu iddia edilen “hasta sayısını” verme uygulamasına geçmişti.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından da tepkiyle karşılanan bu uygulama dün son bulmuş, Fahrettin Koca uzun bir aradan sonra vaka sayısını açıklamıştı. Bu açıklamada günlük vaka sayısı 28 bin 351 olarak belirtilmişti.

Enerji ve maden şirketlerine ayrıcalık veren kanun teklifi yasalaştı

Enerji ve maden şirketlerine bir takım ayrıcalıklar tanıyan torba yasanın TBMM Genel Kurulu‘ndaki görüşmeleri sona erdi. AKP’li milletvekillerinin imzasıyla sunulan Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi yasalaştı.

Torba yasa, 13 Ekim’deki alt komisyonda görüşüldükten sonra 21 Ekim tarihinde gerçekleştirilen üst komisyon toplantısında oy çokluğuyla kabul edilmişti.

Mücadele sayesinde Madde 3, 5 ve 6 değişti

Komisyondaki görüşmeler sırasında tepki toplayan maden şirketlerine ruhsatları bittikten sonra 12 ay daha çalışma izni veren 3’üncü madde ve şirketlerin ruhsat alanı dışındaki taşmalarında cezai yaptırımdan muaf olmalarını sağlayan  5’inci maddesi değiştirilmişti.

Meclis’teki görüşmeler sırasında ise madencilik faaliyeti yürüten şirketlerin ruhsat alanları dışında da geçici faaliyet yürütebilmesini sağlayacak olan altıncı madde doğa severlerin itirazları sonucu tekliften çıkarılmıştı.

Madde 13 tartışmalara sebep oldu

Tepki toplayan maddeler arasında yer alan Madde 13’te ise gene Meclis’teki görüşmeler sırasında değişikliğe gidildi. Söz konusu madde 2016’da biyokütle tanımına giren lastikten elektrik üretiminin yanına çöpten elektrik üretimi de eklenerek lastikten ve çöpten elektrik üretiminin önünü açıyordu.

CHP, HDP ve İYİ Parti tarafından 13’üncü maddeye ilişkin verilen önergeler kabul edilmezken AKP-MHP tarafından verilen önergeyle kanun metninde, “Biyokütleden elde edilen gaz (çöp gazı dâhil)” ile “enerjisi” ibareleri madde metninden çıkarıldı, “kentsel atıkların” ibaresi de “belediye atıklarının (çöp gazı dahil)” şeklinde değiştirildi.

Torba yasada neler var?

Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen torba yasanın son halinde öne çıkan düzenlemeler şu şekilde:

  • Kanunla maden arama ve işletme ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleri ile çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlar dışında, vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğu kaldırılacak.
  • Maden Kanunu’na göre ruhsat bedelinin tamamının ocak ayının sonuna kadar yatırılmaması halinde, her ay için ayrı ayrı yüzde 4 gecikme zammı uygulanacak ve bu rakam haziran sonuna kadar ruhsat bedeli olarak yatırılacak, aksi halde ruhsat iptal edilecek.

Ruhsat süresi biten madenler

  • Ruhsatların süre uzatım taleplerinde, ruhsat süresinin bitiş tarihinden en geç 12 ay öncesinde talepte bulunma şartı getiriliyor. Bu yükümlülüğe uymayan ruhsat sahiplerine 100 bin lira idari para cezası uygulanacak, ruhsat süresinin bitiş tarihinden en geç 6 ay öncesine kadar da belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen ruhsat sahiplerinin talepleri reddedilerek ruhsatları süre sonunda iptal edilecek ve ilgili saha ihale yoluyla ruhsatlandırılacak. Rödövans sözleşmesiyle çalışılan ruhsat sahalarında, devralanın kurulu işletme kapasitesi veya şerh edilen sözleşmedeki kapasiteyi aşmayacağı yönünde vereceği taahhüde istinaden, ilgili alan için tanınan tüm muafiyetler ve madencilik faaliyetleri kapsamında alınan bütün izinler, devredilen ruhsatlarda da aynen korunacak.
  • Maden Kanunu kapsamında işletme izni veya Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce izin verilmiş rödovans sözleşmesi olmaksızın işletme izni alanı dışındaki mücavir sahalara yirmi metreye kadar taşmalar hariç olmak üzere, maden ocağı açılması, maden üretilmesi veya faaliyetleri durdurulmuş maden sahalarında üretim faaliyetlerinin durdurulmasına sebep olan durumların düzeltilmesi veya işletme güvenliğine yönelik faaliyetlerin dışında üretim faaliyetinde bulunulması fiillerini işleyenlere 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası verilecek.

Organize Toptan Doğal Gaz Satış Piyasası

  • Doğal Gaz Piyasası Kanunu‘na, Organize Toptan Doğal Gaz Satış Piyasası (OTSP) tanımı eklenecek. OTSP, doğal gaz sisteminden yararlanan lisans sahiplerince doğal gazın alım-satımının ve dengeleme işlemlerinin yapıldığı piyasalar, ileri tarihli fiziksel teslimat gerektiren doğal gaz piyasaları ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından belirlenen diğer doğal gaz piyasası işlemlerinin gerçekleştirildiği, EPDK’nin düzenlediği piyasayı kapsayacak.
  • Organize toptan doğal gaz satış piyasasının faaliyete geçmesiyle doğal gaz piyasa derinliğinin daha da artacağı düşünüldüğünden, yükümlülüğünü yerine getirmeyen/getiremeyen lisans sahiplerinin olması durumunda sistem işleyişinin aksamaması için Doğal Gaz Piyasası Kanunu’na “son kaynak tedariki” tanımı eklenerek, yeni bir mekanizma geliştirilecek.
  • Doğal gaz kullanımının ülke genelinde yaygınlaştırılmasına kolaylık
    Üretilen doğal gazın, iletim şebekesi vasıtasıyla iletilmesinin teknik ve ekonomik olarak uygun olmadığına EPDK’nın karar vermesi ve üretim yapan toptan satış şirketinin kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi kaydıyla üretim şirketi tarafından dağıtım şebekesine bağlantı yapılarak üretilen doğal gaz, dağıtım şirketince satın alınacak. EPDK, gerekli hallerde bu kapsamda satın alınacak doğal gaz bedelini belirleyecek.

LNG taşıma faaliyetleri

  • LNG ihracatı yapmak isteyen tüzel kişiler, ihracat lisanslarına kaydedilmesi ve yurt içinde teslim faaliyetinde bulunmamaları şartıyla, LNG taşıma faaliyetinde bulunabilecek.
  • Dağıtım şirketleri, boru hatlarının ulaşmadığı bölgelerde LNG veya CNG ile besleme yöntemiyle doğal gaz dağıtımı yapabilecek.
  • Dağıtım şirketleri, LNG veya CNG tesis yatırımlarını kendileri yapabilecekleri gibi bu faaliyetleri hizmet alımı yoluyla da gerçekleştirebilecek ancak LNG ve CNG’nin doğrudan satışında bulunamayacak.
  • Acil durum veya mücbir hallerde mevcut iletim ve dağıtım şebekeleri, LNG veya CNG ile beslenebilecek. LNG ve CNG faaliyeti gerçekleştiren lisans sahipleri, acil durum ve mücbir hallerde iletim ve dağıtım şirketlerinin taleplerini karşılamakla yükümlü olacak.

Belediyeden bedelsiz yatırım

  • Yapı kayıt belgesi alan yapının bulunduğu bölgenin, uygulama imar planı olmaması veya uygulama imar planı olmakla birlikte yolların imar mevzuatına uygun açılmaması halinde; ilgili belediyenin meclis kararı alarak bu bölgelerde yapılacak şebekelerin yapım tarihinden itibaren 10 yıl içinde deplase edilmesi gerektiğinde, yatırımın deplase edilen kısmıyla ilgili tüm maliyetleri listeleneceğini taahhüt etmesi şartıyla doğal gaz dağıtım şirketleri tarafından bu bölgelere şebeke yatırımı yapılabilecek.
  • Doğal gaz dağıtım şirketlerinin dağıtım bölgelerine ilave edilecek yeni genişleme bölgelerinde yerleşim yeri belediyesince doğal gaz dağıtım şirketine yatırım yapılması talebinde bulunulması halinde; ilgili dağıtım şirketinden teminat, kontrollük hizmet bedeli, kaplama bedeli, zemin/alan tahrip bedeli, hafriyat döküm bedeli ve benzeri adlarla herhangi bir bedel alınmayacak ve altyapı kazı alanının üst kaplamaları ilgili belediyece bedelsiz yapılacak.
  • EPDK, bir tüketiciye sözleşme süresi içinde doğal gazı tedarik etmekte olan şirketlerin iflası, lisanslarının iptal edilmesi veya organize toptan doğal gaz satış piyasası çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucunda temerrüde düşmesi gibi nedenlerle doğal gaz tedarik edilemeyen veya serbest tüketici olma hakkına sahip olduğu halde gaz tedariki sağlanamayan tüketicilere gaz arzı sağlamak için bir veya birden fazla lisans sahibini son kaynak tedarikçisi olarak yetkilendirebilecek.

Cumhurbaşkanı kararıyla ayrı birer şirket kurulabilecek

  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgili kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları tarafından yurt dışında kurulan, özellikle petrol, doğal gaz ve madencilik alanlarında faaliyet gösteren şirketlerin, Türkiye’deki şubelerinin bulunduğu yerlerde söz konusu şirketlerin ortaklarınca; işletme konuları, ticaret unvanları, sermayeleri ve ortaklık payları aynı kalmak kaydıyla Cumhurbaşkanı kararıyla ayrı birer şirket kurulabilmesine imkan sağlanacak.
  • Bu şirketler, Türk Ticaret Kanunu‘nun düzenlemeye aykırı olmayan hükümlerine göre, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görüşü de alınmak suretiyle hazırlanacak esas sözleşmelerinin tescil ve ilanıyla faaliyete geçecek.
  • Kurulan şirketler faaliyete geçmelerinin ardından en geç 6 ay içinde yurt dışındaki şirketlerle yapacakları protokollerle yurt dışındaki şirketlerin her türlü haklarını, alacaklarını, yükümlülüklerini, taşınırlarını ve taşınmazlarını, gemilerini ve taşıtlarını, ruhsatlarını ve lisanslarını, fikri ve sınai haklarını, uluslararası kuruluşlar ve şirketler nezdindeki hisselerini ve ortaklıklarını, sözleşmelerini ve kredi anlaşmalarını, araçlarını, gereçlerini ve malzemelerini, yazılımlarını ve donanımlarını, yazılı ve elektronik ortamdaki kayıtlarını ve diğer dokümanlarını, taraf olduğu davaları ve icra takiplerini, söz konusu düzenlemenin yürürlüğünden önceki borçlarını ve personelini devralabilecek.
  • Devir işlemlerinin tamamlanmasıyla yurt dışında kurulan şirketlerin Türkiye’deki şubeleri talep üzerine tasfiyesiz terkin olunacak. Bu devirlere ilişkin bütün devir, temlik ve intikal işlemleri ile bu işlemlerden doğan kazançlar ve bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenecek her türlü sözleşme, protokol ve kağıtlar damga vergisi dahil her türlü vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden istisna tutulacak.
  • Bu devir işlemlerine ve protokollere ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yetkili olacak. İlgili mevzuatta yurt dışındaki şirketlere yapılan atıflar, devir işlemlerinin tamamlanmasının ardından ilgisine göre Türkiye’de kurulan şirketlere yapılmış sayılacak.
  • Düzenleme kapsamındaki devirler katma değer vergisinden istisna tutulacak. Bu kapsamda yapılan işlemler için yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler nedeniyle hesaplanan vergiden indirilecek. İndirim yoluyla giderilemeyen vergiler iade edilmeyecek.
  • Bu şirketler hakkında; Harcırah Kanunu, Taşıt Kanunu, Devlet İhale Kanunu, ceza ve ihalelerden yasaklanma hükümleri hariç Kamu İhale Kanunu, Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, Türk Ticaret Kanunu’nun kuruluşa ve tescile, ayni ve nakdi sermaye konulmasına, sermaye ve kanuni yedek akçelerle ilgili olarak kendiliğinden sona ermeye ilişkin hükümleri, 233, 399, 527 ve 631 sayılı KHK ile kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasına dair ilgili mevzuat hükümleri uygulanmayacak.
  • Ancak TBMM denetimine ilişkin, Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un, “genel görüşmeye tabi olan kuruluşlar” başlıklı maddesinin hükümleri uygulanacak. Kurulan şirketlerde İş Kanunu’na tabi personel istihdam edilecek.
  • Kurulan şirketlerin; ortaklık yapısını değiştirmeye, yurt içinde ve yurt dışında şirket kurmasına veya bir şirkete yüzde 50’den fazla hisseyle ortak olmasına karar vermeye Cumhurbaşkanı yetkili olacak.

İhalesiz doğal gaz alımı

  • Türkiye enerji piyasasını olumsuz etkileyen kış aylarında doğal gaz kaynaklı yaşanması muhtemel kesinti ve kısıntıların bertaraf edilebilmesi, sistem ve arz güvenliğinin sağlanabilmesi için BOTAŞ tarafından yapılacak her türlü doğal gaz alımı, Kamu İhale Kanunu’nun dışında tutulacak.
  • TPAO’nun, denizlerde belirli faaliyetleri açısından mal ve hizmet alımı ile yapım işlerini herhangi bir parasal limit gözetmeksizin, Kamu İhale Kanunu kapsamında yapabilmesine ilişkin tanınan istisna hüküm, BOTAŞ ve bu şirketlerin bağlı ortaklıkları ile yurt dışında kurdukları şirketlerin; petrol ve doğal gaz arama, sondaj, üretim, taşıma, depolama ve gazlaştırma faaliyetlerini de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenecek. Söz konusu istisna, karadaki faaliyetleri de kapsayacak.

Yenilenebilir enerjide düzenlemeler

  • TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’da değişiklik yapıyor. Buna göre, YEK bedeli Türk lirası olarak belirlenebilecek.
  • 30 Haziran 2021 tarihinden sonra işletmeye girecek yerli aksam kullanan, YEK belgeli üretim tesisleri ile tüketim tesisinin ihtiyacını karşılamaya yönelik kurulacak lisanssız üretim tesisleri için yerli katkı fiyatları, bu fiyatların güncellenmesi, uygulanacak süre ve uygulamaya ilişkin konular Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenecek.

Elektrik üreten tüzel kişi satış yapabilecek

  • Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten ve bu madde hükmüne tabi olmak istemeyen tüzel kişiler, lisansları kapsamında serbest piyasada satış yapabilecek.
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üretenlerin yanı sıra lisanssız elektrik üretim faaliyetinde bulunanlar da ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektrik enerjisini dağıtım sistemine vermeleri halinde “I” sayılı cetveldeki fiyatlardan 10 yıl süreyle faydalanacak.
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinin yatırım ve işletme dönemlerinin ilk 10 yılında uygulanan kira, izin ve irtifak indirimleri, lisans tarihinden itibaren 10 yıl boyunca uygulanacak ve 31 Aralık 2025 tarihine kadar işletmeye girecek firmaları kapsayacak.
  • Yürürlük tarihinden önce yapılan yarışmalar kapsamında sıfır veya sıfırdan küçük teklif fiyatı ile kapasite tahsis edilen tüzel kişiler, yerli katkı fiyatlarından faydalanamayacak.
  • 2014 ve 2015 tarihleri arasında yapılan güneş enerjisine dayalı ön lisans başvurularına ilişkin yarışmalar kapsamında kapasite tahsisi gerçekleştirilen üretim tesisleri için yarışma sonucu teklif edilen katkı payı tutarı, 31 Aralık 2020 tarihinden sonra işletmeye girilmesi durumunda da ilgili mevzuat kapsamında ödenecek.
  • 15 Şubat 2011 ile 13 Eylül 2011 tarihleri arasında yapılan rüzgar enerjisine dayalı lisans başvurularına ilişkin yarışmalar kapsamında kapasite tahsisi gerçekleştirilen üretim tesisleri için yarışma sonucu teklif edilen katkı payı, 31 Aralık 2020 tarihinden sonra işletmeye girilmesi durumunda da verilecek.

Jeotermal enerji

  • Kanunla, 10 Mayıs 2019 tarihinden itibaren bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu almaya hak kazanılan yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim faaliyetleri kapsamındaki tesislere YEK Destekleme Mekanizması kapsamında uygulanacak fiyatlar belirleniyor.
  • Kanuna göre, jeotermal akışkanın, doğrudan veya dolaylı olarak seralarda elektrik üretimi ve konut ısıtmasında kullanıldığı tesislerde gayrisafi hasılatının yüzde 1’i tutarında idare payı ödenecek.
  • Akışkanın doğrudan veya dolaylı olarak kaplıca veya diğer alanlarda kullanıldığı tesislerde ise kullanılan yılık toplam ısı enerjisi değeri ve reenjeksiyon durumu dikkate alınarak kullanılan suyun bir metreküpü 1,5 lirayı geçmeyecek şekilde, hesaplama yöntemi bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenecek şekilde idare payı ödenecek. Bu idare payı üst limiti her yıl ocak ayında yayınlanan yıllık TÜFE değeri kadar artırılacak.
  • İdare payı, akışkanın doğrudan ve dolaylı olarak seralarda elektrik üretimi ve konut ısıtmasında kullanıldığı tesislerde her yıl haziran ayı sonuna kadar kaplıca ve diğer alanlarda kullanıldığı tesislerde ise yönetmelikte belirlenen dönemlerde idareye ödenecek.
  • Tahsil edilen tutarın 5’te 1’inin, idare tarafından kaynağın bulunduğu büyükşehirlerde ilçe belediyesi olmak üzere ilgili belediye veya köy tüzel kişiliğine 10 iş günü içinde ödenmesi gerekecek. Yatırım izleme koordinasyon başkanlıkları, idare payından kalan kısmı genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere İçişleri Bakanlığı merkez muhasebe birimi hesabına aktaracak. Gelir kaydedilen tutarlar karşılığını, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına aktarılmak üzere İçişleri Bakanlığı bütçesine ödenek eklemeye İçişleri Bakanı yetkili olacak.

Su miktarında usulsüzlük

  • Ruhsat sahibi tarafından idare payı hesaplamasında kullanılan su miktarının belirlenmesinde usulsüzlük yapıldığı veya kaçak kullanım tespit edilmesi halinde idare tarafından 500 bin lirayı geçmemek üzere ruhsat sahibine bir önceki yılda kullandığı su miktarının karşılığının 2 katı oranında idari para cezası tahakkuk ettirilecek. İdari para cezası miktarı 20 bin liradan aşağı olamayacak, aynı fiilin ruhsat dönemi içerisinde 3’üncü kez tekrarı halinde teminat irat kaydedilerek ruhsat iptal edilecek.
  • Jeotermal sahalar ekonomiye daha hızlı kazandırılacak
    Kanunla, jeotermal sahaların daha hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması amacıyla sahaların taksit imkanıyla ihale edilmesi, Maden Kanunu’nda olduğu gibi kamu kurumlarına bedeli karşılığı doğrudan veya gelir paylaşımı esasıyla kamu kurum ve kuruluşları ile bunların bağlı ortaklıklarına devredilmesi amaçlanıyor.

MTA harç ve teminattan muaf

  • Buna göre, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), jeotermal ve doğal mineralli su kaynak aramalarını ruhsat harcından ve teminatından muaf olarak ruhsat alarak yapacak.
  • MTA’nın arama ruhsatı aldığı sahalarda kaynak varlığı tespit etmesi halinde, bu alan MTA tarafından Devlet İhale Kanunu’na göre ihale edilecek veya bedeli karşılığında veya gelir paylaşımı esası ile kamu kurum ve kuruluşları ile bunların bağlı ortaklıklarına Bakan onayıyla devredilebilecek.
  • İşlemlerine başlanan sahanın devir veya ihale süreci tamamlanıncaya kadar ruhsata ilişkin süreler duracak. Devralan kuruma veya ihale üzerinde kalan istekliye bu alanda idarece işletme ruhsatı verilecek. Sahanın, söz konusu yöntemlerden biriyle devredilmesi durumunda oluşacak gelirden MTA’nın yaptığı masraflar alındıktan sonra kalan miktar MTA ve idarece eşit paylaşılacak.
  • Bakan onayıyla devredilen sahaların, devralan kamu kurum ve kuruluşları tarafından bağlı ortaklıkları dışında ihalesiz olarak devri mümkün olmayacak.
  • MTA tarafından kaynak varlığı tespit edilerek ihale edilen alanların satışlarına ilişkin ihale bedelleri taksitlendirilmek suretiyle ödenebilecek. Taksitlendirme ilk taksiti peşin olmak üzere yıllık ödeme şeklinde, en fazla 6 taksit olabilecek ve taksit miktarı ihale ilanında belirlenecek. İhale bedelinin taksitle ödenmesi halinde taksit süresinin en az 2 katı süreli ve toplam taksit tutarı kadar teminat mektubu alınacak.
  • Kanunla, turizm amaçlı faaliyet gösteren kaplıca ve termal otellerden 2020’de tahsil edilmesi gereken idare payı, başvuru şartı aranmaksızın 20 Aralık 2021’e kadar ertelenecek. Bu alacaklar, ertelenen süre sonunda herhangi bir zam veya faiz uygulanmadan tahsil edilecek, tahsil edilmiş olanlar iade edilmeyecek.

Geri ödeme süresi 10 yıldan 5 yıla indiriliyor

  • Elektrik Piyasası Kanunu’ndaki “dağıtım şebekesi”, “tüketicilerin iç tesisatını ve üreticilerin şalt sahasını dağıtım sistemine bağlamak üzere tesis edilen bağlantı hatları hariç dağıtım tesisi” olarak tanımlanıyor.
  • İşleyişin kolaylaştırılması için tarifesi düzenlemeye tabi olanlar hariç diğer lisans veya ön lisans sahiplerinin ortaklık yapıları takip edilecek, ancak bunların lisansa derç edilmesi gibi ilave bürokratik iş ve işlemler yapılmayacak. Rekabet ve tekelleşme hususları ile lisans ve ön lisans yaptırımlarının lisans ve ön lisans sahiplerine uygulanabilmesi için EPDK tarafından ön lisans ve lisans sahiplerinin ortaklık yapıları takip edilmeye devam edilecek, gerekli tedbirler alınacak.
  • Düzenlemeyle, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketinin (TEİAŞ) görev ve yükümlülüklerine, “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak” da ekleniyor.
  • Yapılan yatırımın tutarı, ilgili tüzel kişi veya kişiler ile TEİAŞ arasında yapılacak bir tesis sözleşmesi ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmaları çerçevesinde iletim sistem kullanım bedelinden mahsup edilmek suretiyle geri ödenecek. Geri ödeme süresi üretim ve tüketim tesisleri için daha önce en fazla 10 yıl olarak belirlenmişken kanunla bu süre 5 yıla indiriliyor.
  • TEİAŞ ile imzalanmış ve yürürlükte olan 136 bağlantı anlaşmasına ilişkin de düzenlemeye gidiliyor. Buna göre, bağlantı görüşü oluşturularak tesis edilmiş veya edilecek enerji nakil hatları ile ilgili olarak, ön lisans veya lisans sahibi tüzel kişiler tarafından EPDK’ye başvuruda bulunularak, dağıtım sisteminden bağlantı talep edilmesi halinde, bağlantı talebi meri mevzuat kapsamında değerlendirilecek. Bu kapsamda TEİAŞ ile yapılan bağlantı anlaşması sonlandırılmak suretiyle dağıtım şirketiyle bağlantı anlaşması düzenlenecek. TEİAŞ ile yapılan bağlantı anlaşması uyarınca tesis edilmiş olan enerji nakil hatları ile diğer şebeke unsurları, işletme ve bakım hizmetleri karşılığında, ilgisine göre ilgili dağıtım şirketi veya TEİAŞ tarafından iz bedelle devralınacak.

Tüketicilerin kendi elektrik ihtiyacını üretmesi

  • TBMM Genel Kurulunda kabul edilen kanun ile lisanssız elektrik üretimiyle tüketicilerin kendi ihtiyacını üretmesi amaçlanıyor.
  • Elektriğe ihtiyacı yüksek olan aboneler, bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücüyle sınırlı olmak kaydıyla mevzuatta yer alan üretim tesisi üst sınırından istisna olarak, üretim tesisi kurabilecek ve bu tip tesislerde anlık ihtiyaç fazlası oluşması halinde bunu sisteme verebilmesi sağlanacak.
  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, elektrik dağıtım şirketlerinin denetimini, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) da dahil olmak üzere, bu konuda ihtisas sahibi kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yapabileceği gibi bu kurum ve kuruluşlara kısmen veya tamamen yetki devretmek suretiyle yaptırabilecek.
  • Bakanlığın ihtisas sahibi kamu kurum ve kuruluşlarından bu konuya ilişkin olarak yapacağı talepler süresinde karşılanacak.
  • Yetki devri halinde kendisine yetki devredilen veya birlikte yapılacak kurum, kuruluşun denetim işlemlerindeki her türlü masraf, bakanlık bütçesine konulan ödenekten karşılanacak.
  • Bakanlık tarafından düzenlenen veya karara bağlanan denetim raporları, EPDK’ya bildirilecek. EPDK, denetim raporu sonucuna göre gerekli yaptırım ve işlemleri karara bağlayacak.
  • “Tüketicilerden ve üreticilerden bağlantı bedeli alınmayacak”
    Bağlantı tarifeleri, şebeke yatırım maliyetlerini kapsamayacak. Bağlantı yapılan tüketim tesisinin iç tesisatının ve üretim tesisinin şalt sahasının dağıtım şebekesine bağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamında katlanılan masraflar ile sınırlı olacak. Bağlantı hattının tüketici veya üretici tarafından tesis edilmesi halinde, bağlantı hattı işletme ve bakım sorumluluğu karşılığı dağıtım şirketine devredilecek, bu tüketicilerden ve üreticilerden bağlantı bedeli alınmayacak.
  • Elektrik piyasasında üretim faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleriyle ilgili olarak, üretim faaliyetinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin, önlisans veya lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, EPDK tarafından yürütülecek.
  • Elektrik piyasasında üretim faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemlerinin tümü EPDK, dağıtım faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemlerinin tümü ise TEDAŞ tarafından yapılacak.
  • Taşınmaz temini talepleri, EPDK tarafından değerlendirilecek ve uygun görülmesi halinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca karar alınacak. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçecek ve herhangi bir makamın onayına tabi olmayacak.

Kamulaştırma ve devir

  • Kamulaştırma veya devir yoluyla elde edilen taşınmazların mülkiyeti veya üzerindeki sınırlı ayni haklar, üretim tesislerinin mülkiyetine sahip olan ilgili kamu kurum veya kuruluş, bunların bulunmaması halinde ise Hazine adına tescil edilecek.
  • Hazine adına tescil edilen veya niteliği gereği tapuda terkin edilen taşınmazlar üzerinde Hazine taşınmazlarının idaresiyle sorumlu ve görevli kamu kurumu tarafından, lisansın geçerlilik süresiyle sınırlı olmak üzere, lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri lehine bedelsiz irtifak hakkı tesis edilecek veya kullanma izni verilecek. Bu işlemlere konu edilemeyecek olanlar için ise bedel alınmaksızın kiralama yapılacak.
  • Kamulaştırma, devir, irtifak hakkı tesisi, kullanma izni, kiralama gibi işlemlere ilişkin bedeller ve projeden kaynaklı tazminatlar ile bu işlemlere ilişkin diğer giderler, önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri tarafından ödenecek.
  • Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler üzerinde tesis edilen irtifak hakkı, kira ve kullanma izni sözleşmelerinde, sözleşmenin geçerliliğinin önlisans veya lisansın geçerlilik süresiyle sınırlı olacağı hükmü yer alacak.

TEDAŞ

  • Elektrik dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, TEDAŞ tarafından yürütülecek. TEDAŞ tarafından alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçecek ve herhangi bir makamın onayına tabi olmayacak.
  • Temin edilen taşınmazların mülkiyeti veya üzerindeki sınırlı ayni haklar TEDAŞ adına tescil edilecek. Bu taşınmaz ve hakların kullanımı, lisans süresi ve dağıtım faaliyeti ile sınırlı olmak üzere, ilgili lisans sahibi özel hukuk tüzel kişisine ait olacak.
  • Özel hukuk tüzel kişilerince faaliyette bulunma hakkı edinilen dağıtım bölgelerinde, özelleştirme tarihi itibarıyla mevcut olan dağıtım tesislerinin bulunduğu ve bu tarih itibarıyla kamulaştırma kararları alınmamış veya alınmakla birlikte kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış taşınmazların kamulaştırması, TEDAŞ tarafından yapılacak, tapuda TEDAŞ adına tescil edilecek, kamulaştırma bedelleri ile bu işlemlere ilişkin diğer giderleri TEDAŞ ödeyecek.
  • Özel hukuk tüzel kişileri tarafından faaliyette bulunma hakkı edinilen dağıtım bölgelerinde özelleştirme tarihi sonrasında yapılan yeni dağıtım tesisleriyle ilgili taşınmaz temini işlemlerinin gerektirdiği bedeller ile bu işlemlere ilişkin diğer giderler, ilgili lisans sahibi tüzel kişi tarafından ödenecek ve tarifeler yoluyla geri alınacak.
  • Süresinin bitmesi nedeniyle dağıtım lisansının sona ermesi halinde, tarifeler yoluyla geri alınamayan taşınmaz teminine ilişkin bedeller, TEDAŞ tarafından ilgili özel hukuk tüzel kişisine iade edilecek.
  • Kamulaştırılan taşınmazın sahibi veya mirasçıları tarafından geri alınması durumunda, taşınmaz sahibi veya mirasçıları tarafından geri ödenecek bedel, kamulaştırma bedelini ödemiş olan tüzel kişiye ödenecek.
  • Kamu tüzel kişiliğine haiz olan ve elektrik piyasasında üretim, iletim veya dağıtım faaliyetinde bulunan önlisans veya lisans sahibi kamu tüzel kişilerinin önlisansa veya lisansa konu faaliyetleri ile ilgili taşınmaz temini işlemleri, bu tüzel kişilerce yürütülecek, elde edilen taşınmazların mülkiyeti veya üzerindeki sınırlı ayni haklar, bu kamu tüzel kişileri adına tescil edilecek. Hazinenin özel mülkiyetindeki veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler için önlisans veya lisans sahibi kamu tüzel kişileri lehine, lisans süresince bedelsiz irtifak hakkı tesis edilecek, kiralama yapılacak veya kullanma izni verilecek.
  • TEİAŞ’ın görev ve yetkileri arasında yer alan “iletim sisteminde ikame ve kapasite artırımı yapmak” uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar, idari yargıda görülecek.
  • Fiyat eşitleme mekanizması 31 Aralık 2025’e kadar uygulanacak
    Düzenlemeye tabi tarifeler üzerinden elektrik enerjisi satın alan tüketicileri, dağıtım bölgeleri arası maliyet farklılıkları nedeniyle var olan fiyat farklılıklarından kısmen veya tamamen koruyacak şekilde tesis edilmiş ve uygulamaya ilişkin hususları EPDK’ca hazırlanan tebliğ ile düzenlenmiş fiyat eşitleme mekanizması içerisinde, tüm kamu ve özel dağıtım şirketleri ile görevli tedarik şirketleri yer alacak.
  • Fiyat eşitleme mekanizması, 31 Aralık 2025’e kadar uygulanacak. Fiyat eşitleme mekanizmasının uygulandığı süre boyunca, ulusal tarife uygulamasının gerekleri esas alınacak ve ulusal tarifede çapraz sübvansiyona yer verilecek.
  • Bu sürenin beş yıla kadar uzatılmasına Cumhurbaşkanı yetkili olacak. Fiyat eşitleme mekanizmasının uygulandığı dönemde tüm hesaplar ilgili mevzuata göre ayrıştırılarak tutulacak.
  • Bakanlık, genel aydınlatma giderlerini karşılayacak
    Düzenlemeyle, uygulamada karışıklığa neden olmaması için Elektrik Piyasası Kanunu’nda yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri ile ilgili hükmün, fıkra metninden çıkartılması ve madenlerin girdi olarak kullanıldığı elektrik üretim tesisleri için de Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’da yapılan değişiklikle aynı doğrultuda izin, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni bedellerine uygulanacak indirimlerin, lisans tarihinden itibaren uygulanması amaçlanıyor.
  • Kanunla genel aydınlatma giderlerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bütçesine konan ödenekten karşılanması 31 Aralık 2025’e kadar uzatılacak.

Lisans başvurularının sonlandırılması

  • Elektrik dağıtım tesisleri için gerekli olan taşınmazların teminine yönelik olarak EPDK tarafından alınmış kararlara ilişkin işlemler, TEDAŞ tarafından sonuçlanacak.
  • Elektrik üretim tesisleri için gerekli olan taşınmazların teminine yönelik olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kamulaştırma kararı alınmamış veya devir işlemleri başlatılmamış taşınmazlarla ilgili süreçler, EPDK tarafından sonuçlandırılacak.
  • Madde yürürlüğe girdiği tarihten önce mevcut olan üretim veya otoprodüktör lisanslarını, önlisanslarını ya da lisans başvurularını sonlandırmak ya da kurulu güç düşümü suretiyle tadil etmek isteyen tüzel kişilerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden iki ay içerisinde EPDK’ye başvurmaları halinde lisansları, önlisansları veya lisans başvuruları sonlandırılarak ya da tadil edilerek teminatları ilgisine göre kısmen veya tamamen iade edilecek.

 

İBB: 25 Kasım’da sadece İstanbul’da 203 kişi salgın hastalıktan öldü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Mezarlıklar Daire Başkanlığı 25 Kasım tarihinde sadece İstanbul’da salgın hastalıklar nedeniyle 203 kişinin öldüğünü açıkladı.

Twitter üzerinden İBB Haber’in paylaştığı Mezarlıklar Daire Başkanlığı’nın verilerinde 24 saat içerisinde İstanbul’da toplam ölen kişi sayısının ise 435 kişinin öldüğü belirtildi.

Sağlık Bakanlığı ne diyor?

Sağlık Bakanlığı ise 25 Kasım’da koronavirüs sebebiyle Türkiye genelindeki ölüm sayısını 168 olarak açıklamıştı.

Açıklamada daha önce paylaşılması durdurulan vaka sayısı da verildi. Buna göre bir günde 28 bin 351 vaka kaydedildiği belirtildi.

Sağlık Bakanlığı hasta-vaka ayrımını kaldırdı: Son 24 saatte 28 bin 351 vaka, 168 can kaybı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısı sonrasında Covid-19 salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak açıklamalarda bulundu. Bugünden itibaren açık test politikasına geçildiğini belirten Bakan Koca, artık asemptomatik vakaları da açıklayacaklarını söyledi. 

Uygulamaya yeni konan kısıtlamalarının etkisinin 10 gün içinde görüleceğini belirten Bakan Koca, “Sokağa çıkma yasağı gerektiğinde daha da genişletilebilir” dedi. Covid-19 kaynaklı ölüm sayılarının doğru paylaşılmadığı eleştirilerine de yanıt veren Koca, “Enfeksiyon bulgusu olup da ölen her hastanın işlendiği yer bulaşıcı hastalıklar kısmı. Nedenini belirttiğimiz ikinci bölüm var. Ölüm sebebi Covid ise Covid, menenjitse menenjit yazılıyor” diye konuştu. 

Koca’nın açıklamalarından satır başları şöyle:

Türkiye pandemiyi sürpriz olarak karşılamadı: Birçok ülkenin aksine Türkiye sağlık sistemi pandemiyi sürpriz olarak karşılamadı. Acil durum hastaneleri yapılıp devreye alınması, pozitif vakaların izolasyonu, yaşlı ve genç nüfusun sokağa çıkışının sınırlandırılması, seyahat kısıtlamaları, uzaktan eğitim başta olmak üzere çok sayıda tedbiri hayata geçirdik. Hayat Eve Sığar mobil uygulamasını geliştirerek riskli bölge ve kişileri takip etmeye başladık. Tanı kiti, koruyucu malzeme, ilaç ve solunum cihazı temini ve üretim kapasitesinin artırılması için bütün ülke kaynaklarını seferber ettik.  Teknolojik ürün imal ettik. Kendi aşımızı üretmek için bilim adamlarımıza her türlü desteği sağladık. Yaygın bir temaslı taraması, filyasyon ağı oluşturduk. Valilerimizin ve belediyelerimizin desteğiyle oluşturulan motorize ekipler salgın kontrolünde önemli rol üstlendi.

İzolasyondaki kişilerin düzenli takibi yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Türkiye yaygın filyasyon yapılması, ülke genelinde standart tedavi protokollerini uygulanması gibi hizmetler bakımından dünyada fark yarattı.
 
Anadolu’da hızlı artış yaşandı: Ulaşımın arttığı Kurban Bayramı sonrası Anadolu’da hızlı bir artış yaşadık. Konya, Kayseri, Gaziantep, Batman, Van, Muş, Hakkari ve Ankara’da yüzde 100’ü geçen artışlarımız oldu. Eksiklerimizi, hatalarımızı, ihmal ettiklerimizi detayına kadar tespit etmeye çalıştık. Hem merkezi yönetim hem de yerel idarecilerimiz üzerlerine düşeni yaptı. Alınan tedbirler sayesinde artış kısa zamanda kontrol altına alındı.

‘Vakalar sistemimizde kayıtlı’

Hasta-vaka ayrımı: Temmuzdan sonra test yaptığımız grubun özelliği nedeniyle sadece semptomlu hastaları bildirdiğimizi ifade etmek için veri tablomuzda hasta kavramını kullanmayı tercih ettik. İleri sürülen iddiaların aksine verdiğimiz verinin doğru anlaşılmasını sağladık. Hayati risk taşıyan ağır vakalarımızın sayısını paylaşmayı tercih ettik.

Sağlık personelimizin insan üstü gayretle çalışmasına yol açan hastaneye yatma durumunda kalan hastalardır. Bu yüzden hasta ve ağır hasta sayılarımızı her gün kamuoyuyla paylaştık. Sağlık sistemimize esas yükü bunlar oluşturuyor. Ancak görüyorum ki vatandaşımız pozitif çıkan, evinde takip edilen, izolasyonda tutulan vakaların hepsinden haberdar olmak istiyor. Bu vakalarla ilgili her türlü bilgi sistemimizde kayıtlı.

Açık test politikası: Filyasyon ekiplerimizin tespit ettiği temaslılar da anlık olarak sistemimize işlenmektedir. Güvenlik güçlerimiz, kamu kurumlarımız, okullarımız, belediyelerimiz dahil bu sisteme erişip sorgulama yapabilmektedir. Testi pozitif olanlar ve bunların temaslılarını HES kodu üzerinden sorgulamak mümkündür.

Laboratuvar altyapısı yeterli olan bütün sağlık kuruluşlarımızı yetkilendirdik. Önümüzdeki günlerde kapasitemizi 200 binli rakamların üzerine çıkaracağız. Test kapasitemizin geldiği nokta ve test politikamızın revizyonu konusu Bilim Kurulu’nda gündem oldu. Artık açık test politikasına geçtiğimiz söylenebilir. Semptom göstermeyen pozitif vakaları da günlük tabloda vermeyi düşünüyoruz.

İkinci doz aşılama 26 Kasım’da

Nisan’da ilk aşımıza kavuşmayı ümit ediyorum: Dünyaya paralel olarak ülkemizde de 16 ayrı aşı çalışması yapılmaktadır. Aşı adayları geliştirmeye çalışan ender ülkelerden biriyiz. 44 gönüllüye uygulama yapıldı. Şu ana kadar ciddi bir yan etki görülmedi. İkinci doz aşılama 26 Kasım-14 Aralık tarihleri arasında yapılacak.

Nisan ayında ilk aşımıza kavuşmayı ümit ediyorum. 15 aşı da desteklenmeye devam edilmektedir. Aşı konusunda çalışma yapan bütün bilim adamlarımızı ayrım yapmaksızın destekliyoruz. Bu arada da Çin ve Almanya kaynaklı aşıların ülkemizde çalışmaları yapıldığını paylaşıyoruz. Bu ülkeden aşıya kavuşacağımız düşünüyorum. Risk gruplarını kademeli olarak aşılamayı düşünüyoruz.

Bütün illerde artış var:  Geçen hafta bir dizi kısıtlayıcı kararlar yürürlüğe kondu. Önce Anadolu illerimizde, ardından ağırlıklı olarak ülkemizin Batı yakasında artışlar oldu. İstanbul, Bursa, İzmir üçüncü zirveyi yaşıyorlar. Geçen hafta açıklanan tedbirlerin etkisin yakından takip ediyoruz. İstanbul dahil bazı illerimizde kısmi bir düşüş başladıysa da henüz kesin bir yargıya varmak zor.

Hatay, Adana, Osmaniye, Mersin, Artvin, Edirne, Samsun, Kırklareli, Tokat, Trabzon, Aydın, Zonguldak, Ordu… Çanakkale’de yüzde 50 ile yüzde 100 arasında artışlar oldu.  Antalya, Düzce, İzmir, Manisa ve Tekirdağ bu sınıra yaklaştı. 

Her bir daire bir ili gösteriyor. Özellikle Türkiye’de vakaların bütün illerde neredeyse arttığını, ortalamanın üzerinde ciddi bir artış olduğunu, Mersin, Edirne, Kocaeli, Bursa, Kırşehir, Hatay, Osmaniye, Adana’nın yükseldiğini, pnömani oranının düştüğünü hepsinde görüyoruz. Ama vaka oranının bütün illerde artışta olduğunu söyleyebilirim.

Yoğn bakımlarda doluluk oranı artıyor

İstanbul’da yoğun bakım doluluk oranı yüzde 70’lere dayandı: Doluluk oranlarına baktığımızda, İstanbul’da yoğun bakım doluluk oranı yüzde 70’lere dayanmış durumda. Bu oranın oldukça yükseldiğini, yer yer bazı hastanelerimizde yoğun bakım sorunu yaşandığını görüyoruz.

Ankara’da ise servis doluluk oranı 62.3, yoğun bakım doluluk oranı 75.4. Ankara’da da yoğun bakım doluluk oranının arttığını görmüş oluyoruz. Yüzde 25 yatağın boş olduğu anlamına geliyor ama bu boşluğun sadece Covid hastaları için kullanılmayacağını bilelim. Bursa‘da da yüzde 75.8 doluluk oranı, servis doluluk oranı 64.2.

29 Temmuz’dan bu yana neredeyse her gün ağır hasta sayısının arttığını biliyoruz. Son 3.5 aydan bu yana ağır hasta sayımızda artış 8 kata yakın oldu. Hatta 9 kat… Vefat sayımız 168 bugün, en yüksek vefat sayımız.

Son 24 saatte vaka sayısı 28 bin 351

Toplam vaka sayıları: Bugün vaka sayısı olarak da 28 bin 351. Toplam vakamız bugün itibarıyla 28 bin 351. Toplam günlük vaka sayısı, yani pozitif olan herkes, artı hasta sayısı olarak da ayrıca bu sütunu devam ettirmeyi düşünüyoruz. Yarından itibaren görmüş olacağız.

Aşılar için görüşmeler sürüyor: Dünyada faz 3 çalışmasına geçmiş epey aşı oldu. İkisinin çalışmaları Türkiye’de de devam ediyor Biri Pfeizer, diğeri Snovak. İkisinde de önemli, ciddi yan etkileri olmadığını söyleyebilirim. 

Bir diğer aşı da Rusya’da geliştirilen aşı. O aşının da toksikoloji boyutuyla ilgili tamamlanması gereken bir durum söz konusu idi. Yakın zamanda laboratuvarımızda çalışma başlamış olacak. 

Snovak dediğimiz inaktif aşıyla diyaloglarımız devam ediyor. Bir sözleşme yapıldı. Aralık, ocak ve şubat ayında bir sorun olmazsa yapılan sözleşme ile 50 milyon aşı için imza atıldı. Aralık ayında asgari 10 milyon olmak üzere, ama 20 milyon hedefliyoruz. Ocak ayında 20 milyon. MRNA aşısı için de aralık ayında 1 milyon, devamında da 25 milyona kadar aşının verilebileceği şeklinde görüşmelerimiz devam ediyor. Rusya ve diğer aşılarla da irtibat halindeyiz. 

Yerli aşı nisanda

Muhtemelen 11 Aralık gibi bu aşı takvimi başlanabilir diyebilirim, bir aksilik olmazsa. Yerli aşılarla ilgili inaktif olan dört  aşımız var. Biri faz çalışmasına geçti. 44 gönüllü vatandaşımıza yapıldı, herhangi bir sorun görülmedi. En geç nisan ayında uygulamaya geçeceğimizi düşünüyorum. Birden fazla yerli aşımız olacak.

Kısıtlamalar gerektiğinde genişletilebilir

Sağlık Bakanı kısıtlamaların genişletilebileceğini, konuyu gelecek hafta Bilim Kurulu’nda ele alacaklarını söyledi. Zorunlu olmadıkça, evden mümkün mertebe çıkılmamasını isteyen Koca, bulaşların en yoğun olarak evde gerçekleştiğini de belirtti. 

Bakan, 2.3 milyon grip aşısının kullanıma hazır olduğunu ve riskli gruplara uygulanmaya başlandığını da kaydetti. Fahrettin Koca’nın verdiği rakamlara göre, son 24 saatte 164 bin 547 Covid-19 testi yapıldı, 6 bin 814 kişiye hastalık tanısı konuldu, 168 kişi vefat etti, Ağır hasta sayısı 4 bin 641 oldu.

Son 24 saatte 3 bin 911 kişinin Covid-19 tedavisinin tamamlanmasıyla iyileşenlerin sayısı 385 bin 480’e yükseldi. 

Ermenekli maden işçilerine yine polis müdahalesi: Gözaltı ve yaralılar var

Karaman Ermenek’te  bir yıldan fazla süredir maaş ve tazminatlarını alamadıkları için eylem başlatan maden işçileri, eylemlerinin 87’nci gününde Ankara’ya yürümek istedi.

Ancak polis ve jandarmanın sert müdahalesiyle karşılaştılar. Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Tahir Çetin, 20’ye yakın gözaltı olduğunu açıkladı. Birçok işçi de polisin sert müdahalesi sonrası yaralandı.

‘Mücadelemize devam edeceğiz’

Sözcü’ye değerlendirmede bulunan anlatan Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Tahir Çetin, “Bu gün eylemimizin 87’inci günündeyiz. 16 Kasım tarihinde bize sorunlarımızın çözüleceği sözü verildi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Karaman Valiliği‘ne sorunlarımızın çözülmesine ilişkin talimat verdi. Ama Karaman Valiliği bize verilen sözleri hala yerine getirmedi” dedi.

İşçilerin maaş ve tazminatını ödemeyen maden sahiplerinin müzakere masasına oturmadığını belirten Çetin, “Biz de bu yüzden bugün tekrar Ankara’ya yürümek istedik. Polis ve jandarmanın sert müdahalesi sonucu benimle birlikte birçok arkadaşımız yaralandı.  Şu an benle birlikte 20’ye yakın arkadaşımız da gözaltına alındı. Bu gözaltılar bizi yıldıramayacak. Haklarımız ödenene kadar mücadelemize devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ermenekli işçiler 12 Ekim tarihinde de Ankara’ya yürümek istemiş, ancak yine polisin sert müdahalesiyle karşılaşmışlardı.

Erdoğan en başa döndü: Bu ülkede Kürt sorunu yok

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Erdoğan açıklamasında, katıldığı canlı yayın programında eski HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş‘ın ve insan hakları savunucusu Osman Kavala‘nın delilsiz bir şekilde tutuklu olmasını yanlış bulduğunu söyleyen Bülent Arınç‘a yönelik eleştirilerine devam etti.

Arınç, bu sözleri sebebiyle Erdoğan tarafından hedef gösterilmiş ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği’nden istifa ettiğini duyurmuştu.

‘Ödüllendirecek değiliz’

Erdoğan, Demirtaş’ın “Devran” kitabının okunmasını tavsiye eden Bülent Arınç‘ı, “Teröristlerden birinin yazdığı kitabı herkesin okumasını tavsiye edilmesi beni rencide etmiştir” sözleriyle eleştirdi.

Erdoğan konuşmasını “Birilerinin Türkiye’yi bambaşka bir fotoğrafın içinde göstermesinde art niyet vardır. ABD’li ve AB’li çevrelerin özgürlüğün savunuculuğunu yapmadığı, başka ajandalarla hareket ettiğini herkes biliyor. CHP başta olmak üzere nereden beslendiğini işin sahipleri ikrar ediyor. Yeminli Türkiye düşmanlarını anladık. CHP içindeki tetikçileri anladık. Yıllarca aramızdakilerin de aynı trene binmesin ne demeli?Filanca filancalar niye hâlâ hapisteler? Bunları ödüllendirecek değiliz” sözleriyle sürdürdü.

‘Kürt sorunu yok’

Ülkede Kürt sorunu olmadığını iddia eden Erdoğan açıklamasında “Kürt sorunu diyorlar, ne Kürt sorunu? 2005’te Diyarbakır’daki konuşmamda, ‘Bu ülkede Kürt sorunu yoktur, varsa da bunun sorumlusu benim ve biz çözeceğiz’ dedim. Bunları biz çözdük” dedi. Konuşmasının devamında ise şunları söyledi:

Buradan tüm Güneydoğu’ya, Doğu’ya sesleniyorum; ulaşıma bakın, altyapıya bakın. Oralar ne haldeydi? Oraları çukurlarla döşeyenler kimlerdi? Camilerimizi yıkanlar onlar değil miydi? Niçin kayyum atanıyor diyenlere sesleniyorum; bunlar oralarda devletten aldıklarını dağa gönderenlerdi. Biz de bu kayyumlarla tüm bölgeyi tepeden tırnağa enerjisi, sağlığı, eğitimi, adaleti, emniyeti ile hâlâ devam ediyoruz. Düzenlemeleri yaptık 15 yıl- 20 yıl önce o bölgeye gidenler şimdi tanımıyor. Bambaşka Diyarbakır, Siirt, Hakkâri, Şırnak var. Barış için geldik, nerede terör varsa nerede terörist varsa başlarını ezmek için varız. Biz hiç kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik.

Avrupa Birliği LGBTİ+ hakları için harekete geçti

Avrupa Birliği tarihte ilk kez LGBTİ+ hakları konusunda resmi düzeyde stratejik planlar hazırladığını kamuoyuna duyurdu.

KaosGL’den Oya Özgün Hazan’ın aktardığına göre planlar çerçevesinde Avrupa Birliği Komisyonu “AB Suçları” listesi kapsamına nefret suçu ve nefret söylemi başlıklarını da almayı planlıyor. Bu sayede LGBTİ+ haklarının yasal düzlemde daha kuvvetli olması hedefleniyor.

AB genelinde eşcinsel birlikteliklerin ve ebeveynliğinin tanınması için gökkuşağı ailelerinin haklarının yasal zeminde bütünlüğe kavuşması da yine planlar arasında.

‘Herkes özgür hissetmeli’

AB Bloğunun yürütme organı birliğin dış ilişkilerinde LGBTİ+ haklarına duyarlılığın tüm ülkelerce tanınması yönünde çaba sarf ediyor. Uluslararası destekten yoksun hak mücadelesinin belli etaplarda kısır kaldığı biliniyor.

AB Komisyonu Değerler ve Şeffaflıktan Sorumlu Başkan Yardımcısı Vera Jourová yaptığı bir açıklamada “Herkes korku hissetmeden, eziyet görmeden kendi öz niteliğiyle nasılsa öyle özgür hissetmeli” ifadelerini kullanmıştı.

‘AB’de ayrımcılık arttı’

Eşitlikten Sorumlu Komisyon Üyesi Helena Dalli ise “AB bugün çeşitlilik ve kapsayıcılık noktasında kendisini rol model olarak gösteriyor. Ayrımcılık karşıtlığı ve eşitlik hakları AB’nin en temel değerleri ve kazanımlarıdır” diyor.

Yine başka bir basın toplantısında Dalli, “Doğuş şeklimiz ideolojilerin sahasına girecek bir konu değil. Bu doğa meselesi, artı biyoloji eşittir bilimin sorumlu olduğu bir alan. Ancak bütün bunlara rağmen LGBTİ+ bireylere Avrupa Birliği’nde ayrımcılık ne yazık ki artmıştır” diyerek baskıcı görüşlere eleştirisini dile getirdi.

Bu nedenle her üye devletin kendi ülkesi üzerinde LGBTİ+ insanlara yapılan ayrımcılığı ortadan kaldıracak adımları acilen hayata geçirmesi ve eşitliği sağlama yolunda mücadele etmesi isteniyor.

Tepki alabilir

Komisyon strateji önerisinin Macaristan ve Polonya gibi ülkelerde tepkiyle karşılaşması muhtemel. Geçtiğimiz yıllarda Polonya üzerindeki yaklaşık 80 belediyenin kendilerini “LGBT’siz alan” ilan etmesi AB’den sert tepki almıştı. Bunun sonucunda AB, başkent Varşova’nın kendilerinden aldığı belediye hibesini askıya aldığını duyurmuştu.

Polonya’nın iktidardaki Hak ve Adalet Partisi (PiS) geçtiğimiz aylarda LGBTİ+ bireyleri geleneksel aile değerlerine bir tehdit olarak gördüğünü söylerken cumhurbaşkanı olarak ikinci kez seçilen Andrzej Duda ‘LGBT ideolojisi’nin “komünizmden daha tehlikeli” olduğunu söylemişti.

Macaristan’da LGBTİ+ baskısı

Önerilen yasaya göre evli çiftler dışında herkesin evlat edinmesini yasaklayacaktı. Hali hazırdaki Macaristan yasalarına göre eşcinsel çiftlerin evlenmesine izin verilmiyor. Ancak şahısların bireysel başvurusu kayda alınıyor.

Bu yılın başlarında ise ülkedetrans ve interseks vatandaşların yasal olarak tanınmasını yasaklayan bir tasarıyı onaylamıştı. Ayrıca Macaristan’da popülist hükümetin başbakanı Viktor Orban eşcinsel çiftlerin evlat edinmesini engelleyecek bir yasa tasarısını geçtiğimiz aylarda ülkesinin meclis gündemine getirmişti.

AB genelinde durum ne?

AB Komisyonu tutanaklarına göre AB vatandaşlarının yüzde 76’sı, lezbiyen, gey ve biseksüellerin heteroseksüellerle eşit haklara sahip olması gerektiği konusunda hemfikir. Aynı konuda 2015’te yapılan anketin oranı yüzde 71 düzeyindeydi.

Bunun yanında, yapılan araştırmalar cinsel yönelim temelli ayrımcılığın son sekiz senedir arttığını gösteriyor.

Barselona sokaklarını araçlardan kurtarmak için kolları sıvadı

Barselona, şehrin sokaklarını arabalardan kurtarmak, yeşil alanlar ve halka açık meydanlar yaratarak kirliliği azaltmak için 10 yıllık iddialı bir şehir planı başlattı.

Plan doğrultusunda yoğun bir şekilde kirlenen merkez Eixample semtindeki üç caddeden biri yayalara ve bisikletlere öncelik verilen yeşil alanlar haline getirilecek ve kavşaklarda 21 adet halka açık meydan oluşturulacak.

The Guardian’ın aktardığına göre plan tamamlandığında ise hiçbir vatandaşın bir meydana veya küçük bir parka uzaklığı 200 metreden fazla olmayacak.

Görsel: Handout

10 yıllık plan

Belediye başkan yardımcısı Janet Sanz, “Ildefons Cerdà’nın planı Barselona’yı 19’uncu yüzyılın sonunda modernize etmişti. Şimdi Eixample’yi 21’inci yüzyıla uygun hale getirmek için kentsel dönüşüm ruhunu yeniden canlandırıyoruz” dedi.

10 yıllık süreye yayılan planın tahmin edilen maliyeti 37.8 milyon Euro civarında olacak. Plan 2016 yılında uygulamaya konulan süper bloklar politikasının hızlı ve radikal bir uzantısı anlamına geliyor.

Süper bloklar

Süper blok planında dokuz şehir bloğu bir araya getiriliyor ve bunlar bitki saksıları ve banklarla trafiğe kapatılıyordu. Ayrıca plan bisiklet şeritleri, oyun alanları ve yeşil alanlar yaratıyordu.

Her ne kadar araçlar tamamen yasaklanmasa da süper bloklar şehri araca uygun olmayan hale getiriyordu. Şu ana kadar altı tanesi yapıldı, önümüzdeki beş yıl içerisinde ise 11 tanesinin daha yapılması planlanıyor.

Görsel: Handout

Kirliliği azaltmayı amaçlıyor

Süper bloklar, vatandaşların kilometrekare başına 6 bin arabaya sahip olduğu (kamyonet ve motorsiklet haricinde) şehirde sessiz bir vaha sağlıyor. Yeni plan, şehrin kamusal alan eksikliğini azaltmayı ve böylece kronik kirlilik sorununu ele almayı amaçlıyor.

Barcelona nitrojen dioksit veya partikül kirliliği söz konusu olduğunda hiçbir zaman Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü standartlarını karşılayamıyor. WHO’nun azot dioksit limiti metreküp başına 40 mikrogram iken şehrin büyük bölümünde bu oran 47 µg / m 3’ün üzerinde.

Yarışmayla karar verilecek

Koronavirüs karantinalarının başladığı Mart ayından bu yana şehir 29 km bisiklet şeridi oluşturarak toplamı yaklaşık 240 km’ye ve 12 km’lik kaldırıma ulaşmıştı.

Aynı dönemde 1.300 araçlık park yerini ortadan kaldırdı. Meydanların ve yeşil alanların tasarımına açık yarışmada karar verilecek. Başvurular için bitiş tarihi ise 17 Aralık.

Danıştay bozdu, mahkeme yeniden Ovacık’ta jeotermale ‘hayır’ dedi

İzmir‘e bağlı Çeşme ilçesinin en verimli ovası olan Ovacık‘ta, dokuz jeotermal kuyu açılabilmesi için verilen “ÇED gerekli değildir” kararına mahkemeden bir kez daha iptal geldi.

Çevreciler ve çevrede bulunan çok sayıda site sakini adına Avukat Seher Gacar‘ın İzmir İdare Mahkemesi‘nde açtığı dava sonucunda, 2019 yılında iptal edilmişti.

Danıştay bozdu

Çeşme’nin Sesi’nde yer alan habere göre İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü‘nün istinaf başvurusu üzerine Danıştay bozma kararı vermişti.

Bozma kararının ardından tekrar yapılan yargılama ve ek bilirkişi heyeti raporunun incelenmesi ile İzmir 5. İdare Mahkemesi bir kez daha “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir kararında hukuka uyarlık bulunmadığı” sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verdi.

Ovacık halkının jeotermal zaferi - Egeli Sabah Haberleri

Zeytinliklere yakın mesafede

Çevreciler tarafından açılan davada, hazineye ait 9 farklı parselde, toplam 85 bin 600 metrekare arazide açılmak istenen 9 jeotermal sondaj kuyusunun tarım arazilerine ve zeytinliklere yakın mesafede olduğu belirtilerek, Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılatılması Kanunu‘nun 20. maddesine aykırı olduğu ifade edilmişti.

Proje tanıtım dosyasının eksik ve hatalı olduğu, yatırım planının belirsiz olduğu, DSİ 2. Bölge Müdürlüğü’nün görüşünün dikkate alınmadığı, jeotermal sıvının çıkartılması ve enerji üretim amaçlı kullanılması durumunda yöredeki bitki örtüsüne, canlılara ve tarım sektörüne önemli çevresel etkisi olacağı gibi gerekçelerle, “ÇED gerekli değildir” kararının iptali için açılan davada, bilirkişi incelemesi de yapılmış ve bilirkişi incelemesi sırasında bölgeye giden çok sayıda çevreci, oturma eylemi yaparak ve pankartlar açarak tepkilerini göstermişlerdi.